bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Kadın ve Hukuk

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 27-02-2011, 07:08   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Adil Yargılanma Hakkı

Adil Yargılanma Hakkı

İnsan doğal ortamda karşılaşabileceği tehlikelere ve kötülüklere karşı hayvanlarda bulunan doğal araç ve silahlardan yoksun olarak dünyaya gelir. Yürümeyi konuşmayı düşünmeyi ve uygun davranışlarda bulunmayı toplumsal bir yaşam içerisinde edinebilir geliştirebilir.
Bu doğal güçsüzlüğü giderebilmek varlığını korumak ve geliştirmek; tüm bu sonuçlar içerisinde kendisine bir yaşam kurabilmek için toplumsallaşması gerekmektedir. İnsanoğlu hayvanlarda da görülen fizyolojik ve biyolojik etkenlerin altında psikolojik etkenlerin de etkisiyle yavaş yavaş toplumsal bir yapı içerisinde varlığını sürdürme amacını ister istemez güder.
İnsan varoluşundan bu yana biriktirdiği deneyimleri; duyu akıl ve duygu yeteneklerini kullanarak toplumsal bir düzen arayışı içinde “adalet” denilen değere yönelmenin yollarını bulma ve geliştirme çabasını sürekli güncel tutmuştur. Zamanla gelişen toplumsal yaşam ihtiyaçlar doğrultusunda demokrasi insan hakları ve hukukun üstünlüğü değerlerini de doğurmuştur. Adalete yönelmiş toplumsal düzen insanın doğuştan veya toplumsala yaşamla elde ettiği hak ve özgürlükleri “hak arama özgürlüğünün” güvencesi altına almıştır. Bu özgürlüğün gerek biçimsel gerekse öz açısından devletin birimlerinde ve yargıda elde edilecek olumlu sonuçlarla da güçlendirilmesi gerekir. İnsan olmanın gereği olan “hak aramanın” en son ve en etkili yeri yargıdır. Bu nedenle hak arama ve adalete ulaşma konusundaki son yetkili yer olan yargının ve onun özneleri yargıçlar önünde kişilerin “adil yargılanma hakkı” olduğu kabul edilmiştir. Bu hak en temel insan haklarından birisidir. Hak arama özgürlüğü asıl kavram adil yargılanma hakkı ve hele yargı makamı açısından adil yargılama yapma görevi hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısıdır. Kısaca adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün pratiğidir.
Adalet her bireyin haklarına saygı gösterilmesine dayanır. Martin Luther King’in “herhangi bir yerdeki adaletsizlik adaleti her yerde tehdit eder.” deyişinden de anlaşılacağı üzere söz konusu amaca sadece bireylerin haklarına saygı göstermekle sınırlı davranışlarla değil her alanda adalete ulaşma saikiyle hareket etmekle ulaşılabilir.
Öyle ki bir kimse hakkındaki bir suç isnadıyla mahkeme önüne çıkarıldığında bütün bir devlet aygıtıyla karşı karşıya gelecektir. Ünlü Fransız (savunma) avukatı Jacques Verges her suçun topluma sorulmuş bir soru olduğunu iddia ederken toplumsal yapı içerisinde işlenen suç nitelikli her eylem karşısında birey ve devletin karşı karşıya geleceğini söyler.
Devletin hakkında suç isnadı bulunan bir sanığa muamele şekli o devletin bireysel insan haklarına ne ölçüde saygı duyduğunun somut bir göstergesidir. Verges’in her suçun topluma sorulmuş bir soru olduğu iddiası karşısında devlet de her ceza yargılamasında insan hakları açısından bir sınavdan geçer. Özellikle bu saygı ve adil olma taahhüdü altındaki sınavın öznesi bir siyasal mahpussa bu sınav iktidarın kendini savunma içgüdüsünün baskısı altında daha da ağır olur.
Bu hak hukuki uyuşmazlıklarda da söz konusu olan bir kavram olmasına rağmen pratikte ceza yargılamasıyla gündeme gelmektedir. Zira toplum düzenini sağlamak için her suçun işlenmesinden sonra devlet sorumluları yargı önüne çıkarmakla mükelleftir. Böyle bir savunma içgüdüsüyle yargıladığı bireylerin güvenliği ve temel haklarına saygı göstermek ve adil bir yargılama sonucu karar vermek zorundadır. Aksi takdirde bu noktada oluşan adaletsizlik her alanda adaleti tehdit edecektir.
Söz konusu hakları ihlal tehlikesi kamu görevlilerinin bireyin suç işlediğinden kuşkulandıkları anda başlar ve gözaltına alma tutuklama yargılama temyiz ve ceza verilmesi süreçlerinde devam eder. Uluslararası toplum bu aşamalarda insanların sahip oldukları hakları tanımlayan ve koruyan adil yargılama standartları geliştirmiştir.

Adil yargılanma hakkı temel insan haklarından biri olması dolayısıyla bundan 54 yıl önce(1948) dünya devletlerince kabul edilen ve bir başlangıç teşkil eden İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde (İHEB) tanınmış ve uygulanabilir evrensel bir ilke olarak kendine yer bulmuştur. 1948’den bu yana uluslararası bir gelenek haline gelmiş olan bu hak takip eden yıllarda (1966) Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (KİSHUS) ve diğer sözleşmelerle kökleşmiştir.
Çeşitli sözleşmelerle zamanla ayrıntılı düzenlemelere gidilen ve bağlılığı artan bu hak ulusal alanlarda da etkisini göstermiş ve devletlerin bu yapı içinde muhakemenin ulusal yasalara uygun olup olmadığı ulusal yasaların uluslararası adil yargılanma güvenceleriyle uyumlu olup olmadığı ve yasaların uygulanma biçiminin uluslararası standartlara aykırılık taşıyıp taşımadığı noktalarında ulusal yasaların uluslararası konsensusa uyumlaştırma çabalarını doğurmuştur.
Uluslararası sözleşmelerle düzenlenen bu standartlar idari tutma dahil bütün tutma biçimlerine ve cezai olmayan hukuk davaları dahil bütün davalara uygulanabildiği halde daha önceden belirttiğimiz üzere ceza yargılamasında yoğunlaşmaktadır.
Bu durumda kısaca uluslararası insan hakları belgeleri ve organlarına değinmekte fayda var.

I) BELGELER
A) İNSAN HAKLARI BELGELERİ
Bazı belgeler kendilerini bağlı saymayı kabul eden devletler için hukuki bağlayıcı nitelikte belgelerdir. Sözleşme dışı nitelikteki diğer belgelerse devletlerin dikkate almaları gereken standartlar üzerinde uluslararası toplumun üzerinde anlaştığı ve görüş birliğini yansıtan belgelerdir
.
a) Sözleşmeler
Antlaşma şart ve protokol gibi adlarla anılan belgeler kendilerini bağlı sayan devletleri hukuken bağlayıcı nitelikteki sözleşmelerdir. Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (KİSHUS) İşkence ve diğer zalimane insanlık dışı veya onur kırıcı muamele ve cezaya karşı sözleşme...gibi bazı uluslararası belgeler dünya üzerindeki tüm devletlerin onayına açıkken Afrika Halkları ve İnsan Hakları Şartı Amerika İnsan Hakları Sözleşmesi...gibi bazı sözleşmelerse nitelikleri gereği yalnızca belirli bir bölgesel örgüte dahil devletlere açılan insan hakları sözleşmeleridir.

Devletler imza ve onaydan oluşan iki aşamalı bir süreç ya da sözleşmeye katılım yolunu seçerek bu sözleşmelerin kendileri için bağlayıcı olmasını sağlayabilirler. Bir devlet bir sözleşmeyi imzalaması halinde gelecekte o sözleşmeyi onaylama iradesini açıkça belli etmiş olur ve artık bu iradesine uyan davranışlarda bulunmak durumundadır. Devlet eğer sözleşmeyi onaylar veya sözleşmeye katılırsa artık taraf olur ve artık sözleşmedeki bütün hükümlere uymak ve yükümlülüklerini yerine getirme taahhüdü altına girer.
Bir protokol bir sözleşmeye ilave veya değişiklik getiren başka bir sözleşmedir. Uygulamada genellikle protokollerin mevcut bir sözleşmeyi ek hükümlerle genişlettiği veya bir şikayet mekanizması kurduğu görülür. İlgili devletlerin bu protokollere katılması veya onaylamasıyla söz konusu protokoller hukuksal bağlayıcılık kazanırlar.

Tüm bu sözleşme hükümlerinin yorumlanması aşamasında da sözleşme izleme kuruluşlarının veya insan hakları mahkemeleri içtihatları karar ve tespitleri yol gösterici niteliktedir. (BM İnsan Hakları Komisyonu Özel Raportörlüğü kararları...gibi)

b) Sözleşme dışı belgeler
Genellikle bildiri ilke kural...vb biçimde adlandırılan bu belgeler sözleşmelerin hukuki gücüne sahip olmasalar da hükümetlerce uzun yıllar müzakere edildiği ve BM Genel Kurulu gibi siyasal bir organca konsensusla edilmesinin yarattığı ikna ve siyasal güç dolayısıyla devletler üzerinde bağlayıcı nitelikleri olduğu söylenebilir. Bu belgeler bazen de uluslararası teamüllere göre daha önce bütün devletlerce bağlayıcı kabul edilen ilkeleri de teyit ederler.

B) ULUSLARARASI SÖZLEŞME NİTELİĞİNDEKİ BELGELER
1966 yılında BM Genel Kurulunca kabul edilen 1976 yılında da yürürlüğe konulan Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (KİSHUS) kişisel ve siyasal hakları düzenlemekte ve İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde (İHEB) tanınmış olan bu konudaki hakları açımlayan; onaylayan veya katılan devletleri hukuken bağlayan bir sözleşmedir. Yaşama hakkı ifade düşünce ve toplanma ve örgütlenme özgürlüğü hakkı keyfi olarak gözaltına alınamama ve tutulamama hakkı işkence ve kötü muamele görmeme hakkı ve adil yargılanma hakkı...gibi bir takım temel hakları koruma altına alan bir sözleşmedir.
İnsan Hakları Komitesi KİSHUS ve 1976 yılında yürürlüğe giren Kişisel ve Siyasal Hakları
Uluslararası Sözleşmesine (Birinci) Seçmeli Protokol ve 1991 yürürlük tarihli KİSHUS’ne ölüm cezasını kaldırmayı amaçlayan (İkinci) Seçmeli Protokol’ün uygulanmasını izler. Söz konusu sözleşmelerin yorumlanmasında da İnsan Hakları Komitesinin genel yorumları resmi yol göstericidir.

KİSHUS haricinde BM’nin İşkenceye Karşı Sözleşme olarak da bilinen 1984 kabul 1987 yürürlük tarihli İşkenceye ve diğer zalimane insanlık dışı ya da onur kırıcı muamele ve cezaya karşı sözleşme; 1989 yılında BM Genel Kurulu’nca kabul edilen 1990 yürürlük tarihli Çocuk Hakları Sözleşmesi; ve 1981’de yürürlüğe giren Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesine dair sözleşme (Kadın Hakları Sözleşmesi); ve nihayet 1965 yılında kabul edilen 1969’da da yürürlüğe giren Her türlü ırk ayrımcılığının tasfiye edilmesine dair sözleşme (Irkçılığa Karşı Sözleşme)... gibi geniş katılımlı sözleşmeleri de vardır.
Bunlar haricinde 1949 Cenevre Sözleşmeleri de (4 adet); adil yargılanmayı güvence altına alan esas olarak uluslararası silahlı çatışmalar ve iç savaşlar sırasında sivilleri ve savaşan tarafları koruyan BM sözleşmelerinden bir tanesidir. Bu sözleşmeye ek 1 ve 2. Protokoller de uluslararası ve iç salahlı çatışmalardaki adil yargılanma güvencesini içeren Cenevre Sözleşmeleri’ni genişleten hükümler getiren ek sözleşmelerdir.

C) SÖZLEŞME DIŞI NİTELİKTE OLAN ULUSLARARASI BELGELER
Yine BM Genel Kurulu’nca 1948 yılında kabul edilen İHEB tüm devletlerin tutum ve davranışlarını düzenlemelerini gerektiren evrensel nitelikte tanınmış belgeler bütünüdür. Evrensel Bildiri’nin 10.ncu ve 11.nci maddelerinin yanı sıra birçok maddesinde de tanınmış olan adil yargılanma hakkı uluslararası teamül hukukunun veya birçok devletin hukuk sisteminde bulunan hukukun genel ilkelerinin bir parçasıdır. Bu nedenle tüm devletler için bağlayıcı nitelik taşır.

Evrensel Bildiri’nin yanı sıra herhangi bir biçimde tutulan ya da hapsedilen kişilerin korunması için ilkeler bütünü mahpusların ıslahı için asgari standart kurallar avukatların rolüne ilişkin temel ilkeler savcıların rolüne ilişkin yönerge yargı bağımsızlığına ilişkin temel ilkeler ölüm cezası ile karşılaşanların haklarının korunmasını güvence altına alan koruyucular BM’nin yetkili organlarınca görüşülmüş ve üye devletlerin onayına açılmış adil yargılanmayı her alanda yaygınlaştırmak ve etkinleştirmek amacı güden sözleşme dışı nitelikteki diğer uluslararası belgelerden birkaçıdır.




elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Adil Yargılanma Hakkı

Adil Yargılanma Hakkı konusu, GENEL KÜLTÜR / Kadın ve Hukuk forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kadınlara Oy Hakkı Я Kişisel Gelişim 0 13-08-2010 01:59
Tekerleme Örneği Hakkı elif Bilmeceler - Tekerlemeler - Ninniler 0 17-06-2009 01:02
İsmail Hakkı Demircioğlu Biyografi-İsmail Hakkı Demircioğlu Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 08-07-2008 02:28
Çule İbrahim Hakkı Biyografi-Çule İbrahim Hakkı Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 28-06-2008 02:25
Hakkı Behiç Bayiç Biyografi-Hakkı Behiç Bayiç Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 27-06-2008 08:43

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 07:32 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats