bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Kadın ve Hukuk

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 12-03-2011, 03:53   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Görevi Kötüye Kullanma Suçu


Giriş:
Görevi kötüye kullanma suçu Türk Ceza Yasasının ikinci kitap üçüncü bab dördüncü faslında 240. maddede düzenlenmiştir. Bu suç devlet idaresi aleyhine işlenen suçlardandır. Uygulamada tartışmalara neden olan suç tip-lerindendir.

MADDE 240 : Yasada yazılı hallerden başka hangi nedenle olursa olsun görevini kötüye kullanan memur derecesine göre bir yıldan üç yıla kadar hap solunur. Cezayı hafifletici nedenlerin bulunması halin-de altı aydan bir yıla kadar ve her iki halde on iki bin liradan altmış bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca memuriyet-ten süreli veya temelli olarak yoksun kılınır.

Metnin değerlendirilmesi
Yasa metninde hapis cezası yanında para cezası da tayin edilmesi gerek-sizdir. 647 sayılı yasanın 4. maddesinin 1.fıkrasının 1. bendi hürriyeti bağ-layıcı cezanın para cezasına çevrilmesini mümkün kılmaktadır. Bu nedenle hüküm fıkrasının kurulmasında gereksiz tahşidata yol açan bu türlü kodla-ma yöntemlerinden kaçınmak gerekir. Para cezasına tahvili mümkün olma-yan suçlarda suçun niteliği gözetilerek hürriyeti bağlayıcı ceza yanında para cezası da öngörülebilir.
Ayrıca cezayı azaltıcı nedenlerin bulunması halinde daha az ceza tayin edileceği ifade edilmiştir. Halbuki bu durumda indirim oranlarının belirtil-mesi yeterli olurdu. Bu haliyle adeta suçun ikinci hali ihdas edilmiştir. Yasa yerleştiricinin maksadı cezadan indirim yapılmasını sağlamaktır.
Öte yandan suçun ikinci hali belirtilirken birinci halin para cezası göste-rilmiştir. Yasa yapılırken düşük ve dolaylı anlatımlara geciken ifadelere yer vermemek lazımdır.
Suç tarif edilirken pozitif anlatımlara yer vermek icap ettiği gibi müey-yide gösterilirken de aynı biçimde davranmak gerekir. Bu nedenle süreli veya süresiz memuriyetten yoksun kılınmaktan bahsedilmesi hukuksal po-zitivizm anlayışına ters düşmektedir. Hukuksal pozitivizmi esas alan bir ceza kanununda takdir hakkını genişletici ifadelerden kaçınmak gerekir. Burada memuriyetten mahrumiyet cezalarının alt ve üst sınırları gösteril-melidir. Nitekim uygulamada süresiz mahrumiyet kararları bozulmaktadır.
Görevi kötüye kullanma suçu memurun yasa ve yönteme uymayarak icrai veya ihmal suretiyle icrai hareketler yapması olarak anlatılmaktadır. Yasa ve yönteme uyarak görevi kötüye kullanmak mümkün olmadığına göre yasa ve yönteme aykırılığı ayrıca belirtmeye gerek yoktur.
Maddenin suçların yasa tarafından gösterilmesi ilkesine aykırılığı iddia edilmiş ve iptali istenmişse de bu istek anayasa mahkemesi tarafından red-dedilmiştir.
Madde yardımcı ve genel hükümdür. Bu sebeple hakime takdir hakkı ta-nınmasını zorunlu kılan bir düzenlemedir.

Tarif ve mahiyeti
TCK 240. madde genel hüküm mahiyetindedir. Eylemin başka bir suçu teşkil etmemesi gerekir. Memurun eylemi başka bir maddede tarif edilmiş-se bu tarifteki özel suç oluşacaktır. Bu uygulama TCK.79. maddenin istis-nasıdır. Memurun eylemi daha hafif suçu teşkil etse dahi özel hüküm uygu-lanacaktır.
Suçun nitelendirilmesinde iki farklı görüş bulunmaktadır.
Birinci görüşe göre suç mücerret yasa ve yönteme uymamakla oluşur. Suçun manevi unsuru genel kasttır. Zarar yada çıkar şartı aranmaz. Dör-düncü ceza dairesinin son uygulamaları bu şekildedir. Bu görüşe göre suç tehlike suçudur. Korunan hukuki yarar devletin itibarı kamu idaresine du-yulan güven olduğuna göre yasa ve yönteme uymamakla suç oluşur. Yasa ve yönteme uymak devlet işleyişinin selameti ve hukuka uygunluğu açısın-dan zorunludur. Her kamu görevlisi kendi görevi ile ilgili mevzuatı bilmek ve uygulamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi dev-let işleyişine egemen olması gereken disiplini ve güveni yok eder. Zamanla devlet hayatında hukukiiktisadi ve sosyal çöküntü meydana gelir.
Diğer göre görüşe suçun oluşması için yasa ve yönteme aykırılık ya-nında özel kastında bulunması gerekir. Suça vasfını özel kast kazandırır. Özel kastın açığa çıkarılabilmesi için zarar ve çıkar unsurlarının aranması gerekir. Bu görüşe göre suç bir zarar suçudur. Devletin yada kişilerin zarara uğraması veya çıkarın söz konusu olması gerekir. Burada zarar ve çıkar kavramları geniş olarak yorumlanmalıdır. Bu zarar maddi yada manevi o-labilir. Hak ihlali söz konusu değilse ortada cezai açıdan kötülükte yoktur. Kötülük suçun unsurudur. Bir zarar söz konusu değilse yasa ve yönteme uymak konusunda ihmal vardır. Bu durumda suçun manevi unsuru taksire yaklaşır. Yani memur yasa ve yönteme uymak konusunda üzerine düşen inceleme araştırma ve öğrenme görevlerini ihmal etmiştir. Suçu katı bir yorumla tehlike suçu haline getirmek uygulamada adaletsiz sonuçlara yol açabileceği gibi devletin işleyişini de sekteye uğratabilir. Yasa ve yöntem korkusu ile memurlar icrai bir faaliyette bulunmaktansa maslahata uygun idarecilik yapmakla yetinebilirler. Bu ise devlet yaşamında gericiliğe neden olur.
Evvelce dördüncü ceza dairesi içtihatları bu görüşü savunuyordu. Buna dair bir içtihadı aşağıya aldık. Halen ceza genel kurulu ve beşinci ceza dai-resi kararları bu görüşe yer veriyor.
Burada zarar ve tehlike suçları kavramlarına değinmekte fayda görüyo-ruz. Zarar suçu bir zararın meydana gelmesi halinde oluşur. Tehlike suçla-rında ise bir zarar meydana gelmese zarar ihtimali bulunsa dahi hareket icra edilmekle suçun oluştuğu kabul edilir.
Ceza hukuku bakımından netice bir zarar olabileceği gibi bir tehlikede olabilir. Bu tehlike hukuka aykırı bir neticeyi doğurmak imkanı veya ihti-malidir. Bu sebeple suçları zarar veya ihlal suçları ve tehlike veya tehdit suçları diye ayırmak çok daha yerinde olur.
Kamu yönetiminde mücerret yasa ve yönteme uymamak suç olarak ka-bul edilmeli midir? Devlet idaresine ait bir örfü çiğnemek suç mudur? İdare hukuku açısından suç sayılabilir. Ancak ceza hukukunda suç olabilmesi için bir hukuki yararın ihlal edilmesi gerekir.
Usülsüz inşaatta idarenin büyük kazancı olduğu bilirkişi raporunda belirtildi-ğine göre maznunun 2490 sayılı kanuna riayet etmemiş olması ihmal kastına değil kanun hükümlerine vukufsuzluk olarak kabul edilmelidir.
Doktrinde suçun tehlike suçu olduğunu iddia edenler vardır. Sn. Prof. Dr. Ayhan ÖNDER bu görüşü savunmaktadır. Dördüncü ceza dairesi de bu yaklaşımı kabul etmektedir. Buna göre mücerret yasa ve yönteme uyma-makla suç oluşur. Özel kast ve zarar şartı aranmaz.
Eskiden Yargıtay kararlarında zarar ve kötülük şartları aranıyordu. Son zamanlarda artan memur suçları nedeniyle böyle bir yoruma gidilmiş olsa gerektir. Ancak memur suçlarını ve idari yolsuzlukları önlemenin yolu memurların yargılanmalarına ilişkin özel yasaların kaldırılması ayrıca maddi hukukun sonuç verebilir hale gelmesini sağlayan usul yasalarının çağdaş hale getirilmesidir.

Fail
Suçun faili ancak bir memur olabilir. Bu nedenle özgü bir suçtur. Suçun işlenmesi sırasında memur olmak gerekli ve yeterlidir.
Bir kimsenin görevi kötüye kullanma suçundan dolayı cezalandırılabil-mesi için. ceza yasası uygulamasında memur sayılan bir kimse olması ge-rekir. Başka memur suçlarında olduğu gibi bu suçta da memur sıfatı ön ko-şuldur.
Ceza yasası uygulamasında memuru tanımlayan TCK. 279.maddesinin 1.fıkrasına göre ceza hukukunda memur yasama yönetme ve yargıyla ilgili kamu görevi yapan kimsedir.
Devlete ait kuruluşlarda çalışanların ceza yasası uygulamasında memur sayılabilmesi için öncelikle bu kuruluşun devletin amacı gereği yerine ge-tirmek mecburiyetinde olduğu bir işi yapıyor olması gerekir. Yargı-tay’ımızın kimi kararlarında da kabul edildiği gibi kamu görevi devletin amacı gereği bizzat yerine getirmek zorunluluğunda olduğu işlerdir. Bu görevin en belirgin niteliği zorunlu oluşu başka bir anlatımla devletin bu görevi zorunlu olarak yerine getirmek ödevinde olmasıdır. Bunlar dışında kalan işler ise kamu görevi değil kamu hizmetidir. TCK. 279/2. maddesi uyarınca kamu hizmeti yapanlar ceza uygulamasında memur sayılmazlar.
Hizmet sözleşmesi ile vakıf müdürü olarak görevlendirilen sanığın yaptığı hiz-met kamu görevi niteliği taşımadığından ceza uygulamasında memur sayılamaya-cağı vakfa mal ve hizmet alımında hayali fatura ve makbuz toplamak suretiyle bir miktar parayı mal edinme eyleminin hizmet nedeniyle inancı kötüye kullanma su-çunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmalıdır.
Memurun izinli olması görevli olmadığını gösterir. Dolayısıyla izinli memurun görevini kötüye kullanması mümkün değildir. Görevi kapsamın-da kalan ve sayılan eylemleri icra etmesi söz konusu olamaz. Bu durumda memurluk sıfatının kötüye kullanılmasından bahsedilebilir.
Fail memur yasaları uygulamakla görevli olup yorum yetkisini haiz ol-mayan memurdur. Özellikle yorum yetkisinin kullanılması halinde suç oluşmaz.
Kimlerin memur sayılacağı TCK. 279 maddede anlatılmıştır. Ayrıca bazı teşkilat yasalarında kurumun hangi personelinin hangi hallerde memur sa-yılacağı gösterilmiştir. Örneğin; 399 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 11.maddesinin b bendine göre kuruluşa karşı işlenen suçlar ile ifa ettikleri görevlerden doğan suçlardan dolayı KİT personeli memur gibi cezalandırı-lır.

Görevli ve yetkili olmak
Görevin ne olduğu yasa tüzük yönetmelik ve bunlara uygun olarak dü-zenlenen yazılı ve sözlü emirler direktiflerden anlaşılır. Fail görevli değil-se eylem özel suçu veya disiplin suçunu oluşturur.
İlkokul müdür yardımcısı olan sanığın kaymakam tarafından imzalanmış yazı-ya istinaden öğretmen evi yapımı için öğretmenlerin maaşından bağış olarak ke-sinti yaptığı bu parayı hesaba yatırmayarak iki yıl üzerinde tuttuktan sonra so-ruşturma üzerine ilgili bankaya yatırdığı kanunen görevine giren bir yetki vazife veya hizmetin ihlalinin söz konusu olmadığı bu nedenle eylemin emniyeti suiisti-mal olarak değerlendirilmesi gerektiği.
Sanığa halktan reklam parası adı altında para toplaması yolunda emir verilmiş-se eylem TCK. 240. madde olur.
Sanık satın alma komisyonu üyesi değildir. Bu nedenle satıştan elde ettiği parayı vezneye yatırmaması disiplin suçunu oluşturur.
Tutukluya verilmek üzere yakınından para alan ancak bu parayı tutukluya vermeyen sanığın eylemi görevi dahilinde olmaması nedeniyle emniyeti suiistimal suçunu oluşturur.
Suça konu havale bedellerinin sanık kemer adliyesi mübaşiri erkana hangi sı-fatla ve hangi yetki belgesine veya talimata dayanılarak verildiği hususu kemer PTT müdürlüğünden araştırılıp açıklığa kavuşturulduktan sonra görev gereği ve-rildiğinin tespiti halinde eylemin zimmet suçunu aksi halde mahkeme kalemine tebliğ edilen havale kağıtlarını bulunduğu yerden bilgi ve rıza dışında alarak bede-lini tahsil edip yararlanmaktan ibaret eylemin hırsızlık suçunu oluşturacağı göze-tilmeden.
Yargıtay ceza genel kurulunun 13/10 1986 tarihli 2/3-429 sayılı kararın-da sanık polis memurunun kendisine verilen demir başa kayıtlı silahı görevi icabı kullanması gerekirken TCK 551 md. deki suçu işlemek için kullan-ması TCK 79 maddesi delaletiyle TCK 240. maddedeki suçu oluşturacağı kabul edilmiştir. Ancak bu karara katılmak mümkün değildir. TCK 240. maddede yazılı olan suç TCK 551. maddede yazılı olan suçu zorunlu olarak ihtiva etmez. Bu nedenle karma suç söz konusu değildir. Öte yandan TCK. 551. maddede yazılı suç TCK. 240. madde de yazılı suçun unsuru yada a-ğırlatıcı sebebi değildir. Bu sebeple mürekkep suç söz konusu değildir. Yine TCK. 551. madde de yazılı suçun koruduğu hukuki yarar ile TCK 240. maddede yer alan suçun koruduğu hukuki yarar aynı değildir. Failin hafif olan suçtan ağır olan suça doğru eylemlerini icra etmesi söz konusu değil-dir. Bu sebeple müterakki suçtan da bahsedilemez. Şu halde sanığın eylemi TCK 240.maddedeki suçu oluşturduğu kabul edilirse bu kabul TCK.551 madde de yazılı suçun örtülmesini sağlamaz. Bununla birlikte failin eyle-mini görevi kötüye kullanmak olarak nitelendirmek mümkün değildir. Gö-revi kötüye kullanma suçunun oluşması için öncelikle failin görevi ile ilgili eylemlerin icrasına başlamış olması gerekir. Failin silahı görevi dışında memuriyet sıfatına yakışmayacak şekilde kullanması disiplin suçunu oluş-turur. Silahın kullanıldığı suç bağımsızlığını korur. Bu nedenle sanık polis memurun eylemi TCK 551 maddedeki suçu oluşturur. Şu anda bu karardan dönülmüş bulunmaktadır.
Geçici köy korucusu olan sanığın düğün töreni sırasında üzerine zimmetli silah-la havaya ateş etme eylemi göreviyle ilgili olmadığından TCK. 240. maddesine de-ğil 551. maddeye uyar.
Bayramlaşmak üzere karakola gelen köylülerin beraberlerinde getirdikleri yi-yecek ve sigara ile şeker almak üzere bırakılan parayı kabul etmek eylemi disiplin suçu olarak kabul edilmiştir.
Karşılığı olup olmadığını öğrenmek üzere aldığı çeki tahsil ederek parasını ö-demeyen sanık memurun eylemi göreviyle ilgili olmaması nedeniyle emniyeti suiis-timal suçunu oluşturacağı
Sanığın idarece verilen silahı koruma işi yasal görevleri arasında bulunmadı-ğından idareye ait olup kendisine verilen silahın gereği gibi saklanmaması halinde bu suçun oluşmayacağı hakkında ancak disiplin işlemi yapılabileceği gözetilmeye-rek cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır.
Hayvan nakli ve satımında gerekli olan menşe şahadetnamesini düzenleme gö-revi köylerde köy muhtarlarına il ve ilçelerde belediyelere aittir. İlçe mahalle muhtarı olan sanığın menşe şahadetnamesi düzenleme görevi olmadığından bu eylem nedeniyle hakkında memurin muhakematı yasası uygulanmaz.
Görevli olmanın meydana getirdiği ortamdan yararlanarak görevi sıra-sında başka suç işlemek bu kapsamda değildir.
Karakola gelen mağdureye sarkıntılık eden zabıta memurunun eylemi görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmaz.
Bazı Yargıtay kararlarında görevli olmama hali zimmet suçunun oluşma-sına engel ancak görevi kötüye kullanma suçuna sebep olarak gösteriliyor. Bu durumda görevli olmak suçun unsuru değilmiş gibi bir anlam çıkıyor. Bu sebeple görev unsurunun olmadığı hallerde hem zimmet hem de görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz. Yani nitelendirme sırasında zimmet suçun-dan düşen bir tavsif görevi kötüye kullanma suçundan da düşer. Dolandırı-cılık emniyeti suiistimal veya hırsızlık suçu düşünülmelidir.
Fransız Yargıtay’ı kendi bölgesi dışında av yasağına uymayan avcı hak-kında para karşılığı suç tutanağı düzenlemeyen kır bekçisinin görevi dışın-da kaldığı gerekçesiyle dolandırıcılıktan mahkum eden mahkeme kararın onamıştır.
Maliye ve belediye tebliğ memurlarının makbuz itası suretiyle para ahz ve kabzına salahiyetleri bulunmamış olmasına göre mükelleflerden vazife harici vergi borçlarına mukabil aldıkları paraları zimmetlerine geçirmeleri Türk Ceza Kanununun 202. maddesinin şümulune dahil olamayacağı cihet-le işbu fiil ve hareketleri vazifeyi suiistimal suçunu teşkil edeceğine ittifak-la karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme kararına göre görevli ve yetkili olmamak suçu zimmet olmaktan çıkarmakta görevi kötüye kullanma suçu-na dönüştürmektedir. Halbuki görevli ve yetkili olmamak halinde görevi kötüye kullanma suçunun oluşmayacağı kabul edilmektedir. Aslında bu kararla görevin araç kılınarak menfaat temin edilmesi kötüye kullanma su-çu sayılmıştır. Bu durumda suçu görevde yetkiyi kötüye kullanmak olarak adlandırmak ve uygulama alanını daraltmak tartışılır hale gelmektedir.
Müştekinin başlangıçta sanık ile tanışmadığı ilk kez kaçırma suçunun sanığı olan oğlunun c.savcılığınca serbest bırakılmasından sonra sanık ile görüştüğü a) sanığın yapılması istenilen iş konusunda yetkili olduğunu söylemediği b) yetkililer nezdinde hatırı sayıldığına dair herhangi bir giri-şimde bulunmadığı c) veya müştekiyi bu konuda inandırmaları için aracı oldukları iddia edilen Sedat ve veliye bir talimat vermediği müştekiden alınan ve üzerinde ele geçirilen paranın ise kaçırıp ırza geçme davasının evlenme nedeni ile teciline karar verilmesinden sonra alındığının anlaşıl-ması karşısında eylemin TCK.nun 240/2. maddesinde yer alan görevi kötü-ye kullanma niteliğinde kaldığı gözetilmeden.
Görevi borçlu yükümlülerden makbuz karşılığı para tahsil etmek olan tahsildar sanığın 6183 sayılı yasaya göre çekle tahsilat yapma görevi olma-dığı gibi böyle bir görevde verilmediği halde mağdurları kandırarak elde ettiği çekleri vergi dairesi veznesine vermeyip bir kısmını mal edinerek yarar sağlama eylemi görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu
Görevde yetkili olmak koşulu bulunmadığından memurun yediği yeme-ğin kaldığı otelin parasını sıfatını kullanarak ödememesi gibi eylemlerin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmadığı kabul edilmektedir.

Korunan hukuki yarar
Kamu idaresine duyulan güvendir. Aynı zamanda devletin maddi ve ma-nevi menfaatleridir. Devlet idaresinin itibarıdır. Devletin işleyiş biçimi ve disiplinidir.
Kamu görevinin kurallar ve uygulamalarla belirlenen disiplin ve düzen içinde yürütülmesini sağlarken kamu idaresinin olumsuz davranışlar ve eylemlerle zarara uğramasını önlemektir.


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Görevi Kötüye Kullanma Suçu konusu, GENEL KÜLTÜR / Kadın ve Hukuk forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: evin yapımında adı geçen kurumlar ve görevleri, evin yapımında adı geçen kurumların görevleri, yargı nın görevli kurum, görevi kötüye kullanma kararı düşme, ev yapımında adı geçen kurumlar ve görevleri, evin yapımında adı geçen kurumlar, görevi kötüye suçu, güveni kötüye kullanma, görevi kötüye kullanma tck,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
vitaminlerin görevi ,kaynağı ve eksikliğinde meydana gelecekler Я Diyet Tarifleri, Zayıflama ve Sağlıklı Beslenme 1 21-12-2011 12:26
Minerallerin görevi ,kaynağı ve eksikliğinde meydana gelecekler Я Diyet Tarifleri, Zayıflama ve Sağlıklı Beslenme 1 17-10-2010 10:39
Fatmagülün suçu incitanesi Komik Resimler 1 26-09-2010 05:48
Uzay görevi nimlahza Fıkralar 0 20-03-2009 01:17
Sağlık ekiplerinin zorlu görevi Hürriyet Sağlık Hürriyet / E - Kolay / Sabah Sağlık 0 07-05-2008 03:50

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 10:08 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats