bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Kütüphanemiz

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 24-05-2013, 10:43   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Yağmur Beklerken Kitabının Özeti

Yağmur Beklerken Kitabının Özeti


Tüm köy halkı yeni yapılan parkı görmek için sabırsızlanıyordu. Tören saat beş buçukta başlayacaktı. Bu nedenle esnaf ve halk yavaş yavaş parka doğru yola koyulmuş köy meydanı kalabalıklaşmıştı. Kaymakam Bey ve Cumhuriyet Halk Fırkası’nın mutemedinin de gelmesiyle park açılmaya hazırdı. Rahmi ve amcası Rıza Efendi de açılış için oradaydılar. Rahmi; annesi ve babasını küçük yaşta kaybetmişti. Onu amcası Rıza Efendi büyütüp bu yaşına getirmişti. Okuyup avukat olmasını sağladı. Her ikiside köyün sevilen ve ileri gelenlerindendi Nihayet kısa bir konuşmadan sonra park hizmete açıldı. Rahmi; amcasına artık akşamları ailecek gelip oturabilecekleri bir yer olduğu için sevindiğini anlatıyordu ki; amcası kaşlarını çattı. Cumhuriyetin yedinci yılı olmasına rağmen bu tip sorunlar aşılamamıştı. Rahmi annesinin ve babasının vefatından sonra; amcasının yanında büyümüştü.
Amcası Rıza efendi ise onu hiçbir zaman kendi çocuklarından ayrı tutmamıştı. Rahmi okuyup büyük adam olacağına dair annesine söz vermişti; oldu da. Kasabada ki ikinci avukat da o olmuştu. Diğer avukat ise Kenan Bey idi. Kenan Bey ün yapmış heybetli babacan ve tuttuğunu koparan birisiydi. Rahmi başlarda onu kendine rakip görmüş fakat daha sonra bundan utanmıştı. Çünkü; Kenan Bey daha Rahmi meslek hayatının başındayken ona bir çok dava göndermişti. Rahmi’nin ise bundan haberi yoktu. Bunu çok sonraları öğrenmiş ve öğrendikten sonra ona bir ağabey gözüyle bakmıştı.
Rahmi’nin durumu; gerek ekonomik açıdan gerekse kasaba içindeki konumu itibarı ile gayet iyiydi. Köyün en güzel evlerinden birinde oturmaktaydı. Eve çok masraf yapmış ve bir köy için lüks bir hale getirmişti. Eşi Güldane ise dünyalar iyisi bir kadındı. Müberrer adında bir kızı Serdar adında bir oğlu vardı. Rahmi köyde hatırı sayılır kimsenin selamını esirgemediği bir insandı. Rıza efendi ise çok çalışmış köyün ileri gelen insanlarındandı. O sene köyün başında bir kuraklık belası bulunmaktaydı.
Eğer böyle devam ederse bağ bahçe tarla kuruyacaktı. Halk daha 5 sene önce yaşanan kuraklığın etkisini yeni yeni atıyordu. Bu yüzden dört gözle yağmur bekleniyordu. Günler geçiyor fakat havalar gitgide sıcaklaşıyor yağmur ümitleri azalıyordu. Kahvehanelerde evlerde konuşulan herşey kuraklık hakkındaydı. Dua edilince yağmura kavuşma umudu belirmişti köylülerde. Tüm ahali toplanacak duaya çıkılacaktı. Nitekim yapılan dualardan hiçbir sonuç alınamamış bir damla bile yağmur yağmamıştı.
Birkaç gün sonra ise havalar birden bire bozmuş bardaktan boşanırcasına yağmur başlamıştı. Bu yağmur bile anca birkaç gün için yeterli olabilmişti. Rahmi ise bütün buları düşünerek İstanbul’dan su pompası getirtmiş; tarlasını yakındaki bir gölden aldığı ve açtığı kuyulardan çektiği sularla besliyordu. Köylüye de elinden geldiğince yardın ediyordu. Bütün dikkatler kuraklığa odaklanmışken kasaba gündemine ikinci bir konu düşmüştü. Dillerden dillere fırkacılık hakkında birşeyler dolanıp duruyordu. Rahmi ise bunların hiçbirine aldırış etmiyor ilgilenmiyordu.
Rahmi yazıhanesinde oturmuş davaları ile ilgili dosyaları inceliyordu ki; Dr. Fazıl Bey ziyeretine uğradı ve ona Kenan Bey’in sağlık durumundan bahsetti. Kenan Bey ağır hastaydı ve Rahmi’yi görmek istiyordu. Kenan Bey Halk Fırkası’na karşı Serbest Fırka’yı kurmak istiyordu. Fakat sağlık durumu bunun için elverişsizdi. Rahmi’nin arkasında bırakabileceği en sağlam ve güvenilir insan olduğu düşüncesindeydi. Rahmi hiç niyeti yokken; Kenan Bey’e olan sevgisinden dolayı kendisini siyasetin ve çıkılmazın içinde buldu. Gazi Paşa artık memlekette muhalif bir partinin de kurulması gerektiği inancındaydı.
Bu nedenle Serbest Fırkanın çalışmalarını yoğunlaştırılmasını istiyordu. İşte Kenan Bey’in Rahmi’ye aktardıkları bunlardı. Bu bir memleket davası idi. Kenan Bey’in ölümü ile birlikte bütün tepkilere rağmen Rahmi işe koyuldu ve kasabada Serbest Fırka’yı kurdu. Köy halkı yavaş yavaş değişir olmuştu. İki fırka taraftarları arasında çekişme başlamış halk bölünür olmuştu. Sevilen Rahmi; selam verilmez Rahmi olmuştu.
Bütün bu gelişmeler Rahmi’nin hayatını altüst etmeye başlamıştı. Avukatlığı bırakmış kendini fırkanın işlerine adamıştı. Kasabada karıncayı bile inciltmeyen insanlar birbirlerine saldırmaya başlamış tanınmaz hale gelmişlerdi. Hiçbir yerde huzur kalmamıştı. Evlerde bile siyaset konuşuluyor akrabalar komşular birbirlerine küsüyorlardı. Secimler yaklaşıyordu.
Rahmi’nin bacanağı Rahmi’yi hep kıskanmış fesat bir insandı. Aynı zamanda en büyük düşmanıydı. Halk Fırkası’nın saflarında Rahmi’nin aleyhinde propaganda yapan bir yılandı. Bir gün köye gelen müfettişlerce Rahmi gözlemlenmiş ve göze girmişti. Kenan Bey’in vefatı sebebiyle İstanbul’a gittiğinde onunla bu konuda görüşmek istediler. Onu gözlemleyenler Gazi Paşa’ya kadar ondan bahsetmiş ve onu mebusluğa aday göstermişlerdi. Köydeki seçimler bitmişti. Kazanan Halk Fırkası idi. Rahmi kaybetmişti. Ama onu üzen bu değildi. O amacına hedefine ulaşamamıştı. Derdini kimselere anlatamamış emekleri boşa gitmişti.
Eski yaşamını özlemiş sakin bir hayata dönmek istiyordu. Akrabaları ile arasını düzeltmek insanlarla yeniden iyi olmak ve yaşadığı çirkin olayları unutmak istiyordu. Çünkü görmüştü ki kardeş kardeşi kırmış komşu komşuya düşman olmuştu. Oysa sadece memlekete hizmet etmek lazımdı ve tek bu önemliydi. Sırf hırs uğruna ihtiras uğruna insanların neler yapabileceğini gördü. Ankara bütün hararetli tartışmalara ve kavgalara rağmen bundan zarar görmeyecekti ama kasabada durum farklıydı. Bu yüzden bu işten elini ayağını çekmeliydi.
Her zaman ki gibi evine gitti çocuklarını ve Ggüldane’yi alıp amcasına doğru akşam yemeği için yola koyuldu. Amcasına vardığı sırada postacı telgraf getirmişti. Telgrafta mebusluğunun kabul edildiği ve Ankara’ya gelmesi gerektiği gerekiyordu. Başından beri bu işlere hiç karışmamasını isteyen amcasıyla gözgöze geldi. O daha sormadan amcası cevap verdi. “ Burada neyimiz eksik.”
Rahmi mebusluğu reddetmiş ve eski yaşantısına geri dönmüştür.
Kitabın Ana Fikri:
İnsanlar kendi kişiliklerine uygun işlerle uğraşmalı alaka ve ilgilerinin dışında olan konulara bulaşmamalıdırlar.
Kitabın Yazar: Tarık Buğra


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Yağmur Beklerken Kitabının Özeti

Yağmur Beklerken Kitabının Özeti konusu, GENEL KÜLTÜR / Kütüphanemiz forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Ana Kitabının Özeti elif Kütüphanemiz 0 24-05-2013 07:41
Türkçe Off Kitabının Özeti elif Kütüphanemiz 0 22-05-2013 08:13
Meyyale Kitabının Özeti elif Kütüphanemiz 0 21-05-2013 12:35
Şişhaneye Yağmur Yağıyordu Kitabının Özeti elif Kütüphanemiz 0 19-05-2013 03:19
Küçük Ağa Kitabının Özeti elif Kütüphanemiz 0 18-05-2013 02:14

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 06:42 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats