bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Kütüphanemiz

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 26-05-2013, 02:25   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Perili Köşk Kitap Özeti

Perili Köşk Kitap Özeti


Sermet Bey döndü arkasındaki bekçiye - İşte bir boş köşk daha! Dedi.
Küçük bir çam ormanının önünde beyaz şık bir bina mermerdenmiş gibi göz kamaştıracak derecede parlıyordu. Tarhlarını yabani otlar bürümüş. Bahçesinin demir kapısında büyük bir “Kiralıktır” levhası asılıydı. Bekçi başını salladı:
- Geç efendim geç!… Orası size gelmez.
- Niçin canım?
- Demin gösterdiğim evi tutunuz. Küçük ama çok uğurludur. Kim oturursa erkek çocuğu dünyaya gelir.
- On iki kişi nasıl sığarız beş odaya! Buraya bakalım buraya… Tam bize göre…
Bekçi tekrar katî bir işaretle
- Buraya oturamazsınız efendim… dedi.
Sermet Bey gözünü köşkten alamıyordu. Her tarafında geniş balkonları vardı. Temellerinin üzerine yaslanmış sanılacaktı. Kuluçka yatan beyaz bir Nemse tavuğu gibi yayvandı. Yirmi senedir çocuğa kavuşalıdan beri hep böyle bir yuva tahayyül ederlerdi. Asabî bir istical ile
- Niye oturamayız? diye sordu.
- Efendim bu köşkte peri vardır.
- Ne perisi?
- Bayağı peri! Gece çıkar. Evdekilere rahat vermez.
Sermet Bey gözüyle gördüğüne kulağıyla işittiğine inananlardan değildi. Eliyle sıkı sıkıya tutup hissetmeyince bir şeyin varlığına hükmetmezdi gözle kulak onca birer yalan kovuğuydu. Yalanla hep bize bu dört kapıdan girerdi. Fakat el… fakat Lâmise hiç dolma yutmazdı. Bütün hurafeler bâtıl itikatlar dimağımıza hücum için gözle kulağa koşardı. Güldü:
- Perinin bize zararı dokunmaz! dedi:
Bekçi bir küfür işitmiş gibi Sermet beyin yüzüne baktı.
- Her giren evvelâ böyle söyler ama bir ay oturmaz.
- Senin nene lâzım. Haydi burasını gezelim.
- Anahtarı sahibindedir.
- Sahibi kim?
- Sahibi Hacı Niyazi Efendi. İşte şu yandaki köşkte oturan…
- Haydi anahtarı alalım.
- Peki ama…
Döndüler. Sık ağaçlar arasından yalnız üst katının çatısı görünen kırmızı aşıboyalı bir eski eve doğru yürüyorlardı.
İhtiyar bekçi yolda beyaz köşkün tarihini kısaca anlattı. On senedir buraya girenler bir aydan ziyade oturamamışlardı. Evvelâ peri görünüyor sonra büyük büyük taşlar atıyor nihayet gelip camları kırıyor içeridekilere geceleri hiç rahat vermiyordu. Kiracılardan ikisinin yüreğine inmiş üçünün evlâtlıkları çarpılmış birisinin karısı korkudan altı aylık çocuğunu düşürmüştü. Gölgelerinde koyunlar otlayan çiçekli badem ağaçlarının altından geçtiler. Kırmızı köşkün kapısını açtılar.
Hacı Niyazi Efendi eski bir evkaf memuruydu. Hürriyet’te tazminat olarak daireden çekilmiş ev alıp satmakla geçinmeğe başlamıştı. Fakat çok doğru bir adamdı. Senede belki yüz ev sattığı halde kendi perili köşkünü hariçten gelip Hanya’dan Konya’dan haberi olmayan enayi bir müşteriyi sokmuyor: “Allah’tan korkarım neme lâzım!” diyordu. Köşkünün perili olduğunu hiç saklamazdı. Kapıyı kendi açtı. Sermet Bey evi gezmek istediğini söyledi:
- Pekâlâ buyurun! Dedi.
Önlerine düştü. Bahçeden geçtiler. Hacı Niyazi Efendi sokakta sarı aba cübbesinin cebinde pirinç bir anahtar çıkardı. Bahçe kapısını açtı Sermet Beye
- Bu anahtar köşkü de açar… dedi.
Yürüdüler bahçe hakikaten biraz vahşiydi. Bakımsızlıktan ayak basmamış bir dere içine dönmüştü. Köşkün arkasındaki küçük çam ormanında da vahşi bir sükun vardı. Bekçi köşke girmedi. Kapıda kaldı. Sermet Bey ev sahibiyle gezdi. Tezyinata hiç diyecek yoktu. Alt kat bütün mermerdi. Sarnıç banyo kuyu kümes ahır… Hepsi tamamdı.
- Kirası ne kadar?
- Çok istemiyorum. Yüz seksen lira. Ama üç seneliğini peşin isterim.
- Niçin?
- Bakınız beyim niçin: Düşmanlarım köşk kiracısız kalsın diye peri lafı çıkarmışlar. Birisi girdi mi herkes fisebilillâh peri propagandasına başlar. Nihayet kiracılar işittikleri yalanı gördük sanıyorlar. Meselâ kış ortası köşkü başıma bırakıp savuşuyorlar. Daha fenası çıkanlar propagandacılara katılıyor. İki sene daha böyle giderse malımı ne satabileceğim ne de kiracı bulabileceğim.
Sermet Bey sordu:
- Vâkıa şimdiye kadar hemen hiç… Fakat giren komşuların lafına kapılır. Çok durmaz. Ürker kaçar.
- Ben ürkmem.
- İnşallah.
- Fakat üç senelik peşin bu biraz ağır…
- Ne yapayım beyim. Canım yandı. İsterseniz…
Sermet Bey köşkü çok beğenmişti. Hem kirası da ucuzdu. Şimdi üç odalı kulübelerin seneliğine yüz elli lira istiyorlardı.
Hemen o gün kontratı yaptılar. Üç senelik kira olan beş yüz kırk lira peşin verilecekti. Hacı Niyazi Efendinin evinden çıktıktan sonra Sermet Bey bekçiyi çıkardı bahşişiye bir yirmi beşlik kağıt verdi. Bekçi
- Paranıza yazık oldu efendi dedi üç sene değil üç ay oturamazsınız.
- Görürsün.
- Görürüz. Hacı Efendi her girenden böyle üç seneliğini peşin alır ama hiç birisi bir yaz kalamaz. Verdikleri para da yanar.
Sermet Bey bir hafta sonra kalabalık ailesiyle köşke taşındı. Halis bir zevk ehliydi. Her gece çalgı çağanak yemek içmek keyif sefa gırla giderdi. Daima akrabalarından kadın erkek dört beş misafiri bulunurdu. Sermet Bey Türkiyeli’ydi. Fakat Avrupalıların “Gündüz cefa gece sefa” düsturunu kabul etmişti. Çocukları mektebe giderlerdi. Kızlarını büyük ticarethanelere kâtip diye yerleştirmişti.
Karısı kız mekteplerinde piyano dersi verirdi. Evde çalışmayan yalnız yetmiş beşlik annesiydi. O da mutfağa hizmetçilere filan bakardı. Yemeğe gece yarısına yakın yerler yemekten sonra hiç oturmazlar hemen yatarlardı. Aradan on beş gün geçmedi. Bir gece aşağı kattan bir çığlık koptu. Hizmetçi Artemisya avazı çıktığı kadar haykırarak yukarı koştu. Arkada çamların arasında beyaz bir şeyin gezindiğini haber verdi.
- Gözünüze öyle görünmüştür! Dediler.
Gören diğer hizmetçilere de kanmadılar. Çoluk çocuk hepsi arka odanın balkonuna çıktılar. Artemisya’nın parmağıyla gösterdiği beyaz hayaleti gördüler. Ağaçların altında duruyor sanki köşke bakıyordu. Sermet Bey gözlerini oğuşturdu:
- Vay anasına! dedi telkinin kuvvetine bak!
Karısı kızları çocukları korkudan sapsarı kesildiler. Büyük kızı
- Ne telkini beybaba! İşte karşımızda görmüyor musun? Dedi.
- Görüyorum.
- Ey o halde telkin ne demek?
- Buraya girdik gireli peri masalından başka bir şey işittik mi? Her gelen bir şey söyledi. Şimdi biz bu tesirle böyle hepimiz birden olmayan bir şeyi görüyoruz.
- Bu mümkün değil.
- Nasıl değil?
Sermet Bey hokkabaz Kazanöv’ün nasıl bütün bir tiyatro halkına ceplerindeki sanatı yanlış gösterdiğini filan anlattı. “Gözümüz kulağımızdan giren yalanları görür dedi fakat elimizi bu gördüğümüz şeye sürmeyiz. Hemen kaybolur”. Sonra kalktı. Karısının menetmesini filan dinlemedi. Elini görünen hayale sürmek için bahçeye fırladı. Çamlara doğru gitti. Fakat hayal kaçtı. Kayboldu. O gece evin içinde Sermet Beyden başka kimse uyuyamadı.
Artık her gece bu hayali görüyorlardı. Sermet Bey elini sürmeğe çıkınca hayal kaçıyordu. Biraz alışır gibi oldular. Fakat bir gece hepsi uyurken müthiş bir sarsıntı köşkü yerinden oynattı. Balkonlara koştular. Bir şey göremediler. Sabahleyin yemek odasının dibinde kocaman bir taş buldular. Sermet Bey annesi “Bizi bu köşkten çıkarmazsan sana hakkımı helâl etmem” demeğe başladı.
Beş yüz kırk liraya iki ay oturmak… Bu Sermet Beyin işine gelecek şey değildi. Ama gece aşırı büyük büyük taşlar ev halkına uyku uyutmuyor hepsini heyecan içinde bırakıyordu. Sermet Bey her defasında hayalin üzerine gidiyor bir türlü elini süremiyordu. Taşların başladığını duyan komşular “daha çıkmazsanız camlarınızı da kırar” diyorlardı. Sermet Bey kontratın “Çıkarken bütün tamirat müstecire aittir” maddesini hatırlayarak daha ziyade canı sıkılıyor bu cam kırma devresinin hululünden evvel bir şey yapmayı düşünüyordu.
Yavaş yavaş kendi itikadı da bozulmağa başladı. Nihayet çıkmağa karar verdiler. Fakat başka bir ev bulamıyorlardı. Köşke dair daha bin türlü hikayeler işitmeğe başladılar. Sözde burası eskiden kabristanmış. Mutfağın olduğu yerde beş yüz senelik bir evliya yatıyormuş… Sermet Bey atılan taşlara kırılan camlara rağmen hâlâ periye inanmıyordu. Bu peri daima çamlığın içine kaçıyor orada sır oluyordu. Sermet Bey bir gün çamlığın içine saklanıp birdenbire perinin karşısına çıkmayı yahut arkasından yavaşça gidip elini sürüvermeyi düşündü.
Evdekilerin hiçbiri buna razı olmadı: “Seni hemen oracıkta çarpar!” diyorlardı. Fakat Sermet Bey bulanan gönlüne rağmen periye ecinniye filan bir türlü inanmıyordu. Ertesi akşam koruya gitti. Büyük bir çamın alt dallarından birine bindi. Bekledi bekledi. Gece yarısı oldu. Köşktekiler de meraktan uyuyamıyorlardı. Zavallıların balkonlarda gezindiklerini görüyorlardı. Birdenbire yüreği hop etti. Hayal sökün etmişti.
Eliyle dokununca gölge gibi uçup silineceğini katiyen bildiği halde yine Sermet Beyin dizleri titremeğe başladı. İçinden “Ben korkmuyorum fakat vücudumun korkuyor!” dedi. Yavaşça aşağı atladı. Hayalin arkasından yürüdü. Şeklinin hatları pek sarih gözüküyordu. Yaklaştığını hayalet hiç duymadı. Yavaşça elini uzattı. Beyaz cisme dokundu. Hayal birdenbire fena halde ürktü. Ama kaybolmadı. Döndü Sermet Beyi görünce alabildiğince kaçmağa başladı.
Sermet Bey dokununca kaybolmadığı için bu hayalin peri filan olmadığını hemen anlamıştı. Peşini bırakmadı. Kovaladı. Çamlığın sonundaki alçak duvara dayalı bir tahtaya tırmanırken yakaladı. Gayet kuvvetliydi. Hayal mukabele olmadığını anlayınca çırpınmaktan vazgeçti. Sermet Bey
- Ben sana elâlemle alay etmesini gösteririm diye zavallı hayali sırtladı. Köşke doğru sürükledi. Bağırdı.
- Lamba getirin suratını görelim.
- …
Köşk halkı bahçe kapısına inmişti.
- İnsanmış kerata! Ben dünyada ecinni filan yoktur demez miyim?
Hayal bir türlü beyaz çarşafı başından bırakmak istemiyordu. Sermet Bey zorla çekti. Sakalı bıyığına karışmış Hacı Niyazi Efendiyi görünce şaşırdılar. Biçare yüzünü göstermemek için elleriyle örtüyordu. Arkasındaki Şam kumaşından gecelik entarisi yırtılmıştı.
Sermet Bey bir kahkaha attı.
Kızlar çocuklar hizmetçiler alıklaştılar.
Büyük Hanım
- Niçin ümmet – i Muhammed’i korkutup deli ediyorsun a efendi?… dedi.
Sermet Bey
- Onun sebebini ben bilirim! Cevabını verdi.
Sonra büyük kızına hokka kalemle yazıhanedeki kontrat kağıdını çabucak getirmesini söyledi. Hacı Niyazi Efendi donmuş gibi sorulan şeylere hiç cevap vermiyor hep yüzünü karanlıklara çeviriyordu. Kontrat kağıdıyla hokka kalem gelince Sermet Bey
- Haydi bakalım al eline kalemi!… Yüreğine indirdiklerinin düşürttüğünün çocukların cezasını görmek istemiyorsan söylediğimi yaz imzayı bas! dedi.
Hacı Niyazi Efendi mihaniki bir hareketle kaleme kaptı. Sermet Bey’in kelime kelime söylediklerini tereddüt etmeden yazdı:
“Kiracım Sermet Bey’den köşkün altı senelik kirası olan bin seksen lirayı peşinen aldım”.
- Hah şöyle!
- …
imzasını attı. Beyaz örtüsüne bu sefer yarım bürünmüş olduğu halde her gece sır olduğu tarafa gitti.
Sermet Bey’in iki senedir köşkte oturabildiğine herkes hayrette kaldı. Komşuları Hacı Niyazi Efendiye
- Galiba senin evin ecinnileri başka eve göç ettiler. Yeni kiracın hiç çıkacağa benzemiyor! dedikçe evvelâ sararıyor sonra kızarıyor şu cevabı homurdanıyordu:
- Ne abdest ne oruç ne namaz ne niyaz… Karılı erkekli çoluklu çocuklu hepsi akşamdan sabaha kadar sarhoş! Ayol onlara ecinni değil şeytan bile görünemez!
Kitabın Yazarı: Ömer Seyfettin


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 17-11-2013, 04:51   #2 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Face8 Perili kosk

Bu ozet Cok uzun


 





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Perili Köşk Kitap Özeti

Perili Köşk Kitap Özeti konusu, GENEL KÜLTÜR / Kütüphanemiz forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: perili köşk özeti, perili ev hikayesinin özeti, perili köşk kitabı özeti, perili köşk kitap özeti, perili köşk kitabının özeti, perili köşk kitabının kahramanları, perili köşk ün özeti uzun,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Jules Verne Aya Yolculuk Özeti Kitap Özeti elif Türkçe ve Edebiyat 5 24-11-2016 01:41
Av Kitap Özeti elif Türkçe ve Edebiyat 2 22-03-2014 11:06
Merdivenli Köşk Kitabının Özeti elif Kütüphanemiz 0 22-05-2013 08:07
Perili Ev Özeti elif Türkçe ve Edebiyat 0 23-02-2012 04:17
aşk-ı memnu kitap özeti handan Kütüphanemiz 3 20-04-2010 03:45

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:31 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats