bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Kütüphanemiz

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 10-12-2010, 12:37   #1 (permalink)
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Ateşböceği Yolu - Kristin HANNAH

DOSTLUĞUN BÜYÜSÜ ÜZERİNE OLAĞANÜSTÜ BİR ROMAN

“Ateşböceği Yolu’nda Kristin Hannah sevgi ve sadakat üzerine keskin ve unutulmaz bir hikaye yazmıştır.”
Jacquelyn Mitchard
“Kristin Hannah 70 ve 80’lerin heyecanını ve enerjisini ortaya sermektedir ve bunu öyle bir derin seviyede yapmaktadır ki okuyucuları iki kadın arasındaki dostluğun tam kalbine taşıyor.
Ateşböceği Yolu bir şaheser.”
Elin Hilderbrand
“Hayatımızdaki en önemli şeylerden biri olan ebedi dostluk üzerine dokunaklı enfes bir roman.”
Elizabeth Buchan
“Bu muhteşem romanın sayfalarını çok hızlı geçmek istemeyeceksiniz. Kapıyı kilitleyin telefonunuzu kapatın ve yanınıza bir paket mendil alıp koltuğunuza yerleşin. (Sonra uyarmadı demeyin.) Kristin Hannah’dan başka hiç kimse kadınların dostluğunu tüm acısı tatlısıyla bu kadar güzel yazamazdı.
Harika bir yazar.”
Susan Elizabeth Phillips
“Ateşböceği Yolu okumayı neden sevdiğimizi bize bir kez daha hatırlatıyor.”
Patricia Gaffney

Birinci Bölüm:

Onlara Ateşböceği Yolu kızları derlerdi. Uzun zaman önceydi otuz seneden fazla ama şimdi yatağına uzanmış dışarıda kopan kış fırtınasını dinlerken ona her şey sanki dünmüş gibi geliyordu.
Geçen hafta (şüphesiz hayatının en berbat yedi günü) anılarıyla arasına mesafe koyma yeteneğini kaybetmişti. Son zamanlarda sık sık rüyalarında yılı 1974 olarak görüyordu. Tekrar ilk gençlik yıllarına dönüyordu kaybedilmiş bir savaşın gölgesinde reşit olmuş en iyi arkadaşıyla yan yana kopkoyu bir karanlıkta bisiklete biniyordu; öyle koyu ki görünmez olmak gibi. Rüyalarında gördüğü mekân yalnızca bir referans noktası gibiydi ama oranın her ayrıntısını hatırlıyordu: İki tarafı bulanık su olukları ve bakımsız çimenlerle örtülü yamaçlarla çevrilmiş dolambaçlı bir asfalt şeridi. Onlar tanışmadan önce bu yol hiçbir yere çıkmıyordu sanki; adım dünyanın bu sarp mavi ve yeşil ucunda hiç görünmeyen bir böcekten alan bir taşra yoluydu.
Sonra o yolu birbirlerinin gözleriyle görmeye başladılar. Yamacın başında yan yana durduklarında yüksek ağaçları çamurlu çukurları ve uzak karlı dağları değil günün birinde gidecekleri bütün o yerleri görürlerdi. Geceleri yan yana olan evlerinden sıvışıp o yolda buluşurlardı. Pilchuck Nehri’nin kenarında oturup aşırdıkları sigaraları içer bağıra bağıra Bılly Don’t Be a Hero şarkısını söyler ve birbirlerine her şeyi anlatırlardı; yaşamlarını birbirine dikerek yazın sonunda bir kızın nerede bitirip diğerinin nerede başladığını kimse kestiremeyene kadar. Artık ardan tanıyan herkes için Tully ile Kate olmuşlardı ve otuz yıldan daha uzun süre bu arkadaşlık yaşamlarının hasar geçirmeyen bölgesi olmuştu: Güçlü dayanıklı güvenilir. Söylenen şarkı yıllar geçtikçe değişmiş ama Ateşböceği Yolu’nda verilen sözler aynı kalmıştı.
Sonsuza dek dostuz.
Bunun bu sözün bir gün yaşlı birer kadın olarak gıcırdayan döşemenin üzerinde sallanan sandalyelerine oturmuş eskilerden konuşup gülecekleri güne kadar devam edeceğine inanmıştı.
Elbette şimdi her şeyi daha iyi anlıyordu. Bir yılı aşkın süredir kendi kendine her şeyin yolunda olduğunu en iyi arkadaşı olmadan da hayatına devam edebileceğini söyleyip duruyordu. Hatta bazen buna inanıyordu.
Sonra o şarkıları duyuyordu. Onların şarkılarını. Good bye Yellow Brick Raad Material Gırl Bahemian Rapsltody Purple Rain.Dün alışveriş yaparken You Have Got A Friend’n kötü bir fon müziği versiyonu onu hemen oracıkta turpların yanında ağlattı.
Yatak örtüsünü dikkatle kaldırıp yanı başında uyuyan adamı uyandırmamaya dikkat ederek yataktan çıktı. Bir an gölgeli loş karanlıkta uyuyan adama bakarak orada durdu. Uykusunda bile tedirgin bir ifadesi vardı.
Telefonu asılı durduğu yerden alarak yatak odasından çıkıp sessiz koridordan açık kısma doğru ilerledi. Orada durup fırtınaya bakarak cesaretini topladı. O bildik numaralan tuşlarken sessiz geçen bunca aydan sonra bir zamanlar en yakın arkadaşı olan bu kişiye ne diyeceğini nereden başlayacağım düşünüyordu. Berbat bir hafta geçirdim… Hayatım darmadağın… Ya da sadece: Sana ihtiyacım var.
Kara ve çalkantılı Boğaz’ın karşı kıyısında telefon çaldı.
İkinci Bölüm:
1970 Ülke genelinde büyük bir değişim ve yenilik yılıydı ancak Magnolia Drive Sokağı’ndaki evde her şey sessiz ve sakindi. İçeride on yaşındaki Tully Hart soğuk ahşap zemine oturmuş küçük pembe mendillerin üzerinde uyuyan oyuncak bebekleri için Lincoln’dekiler gibi bir kütük ev yapıyordu. Eğer kendi odasında olsaydı kapaklı pikabına Jakson Five’ın kırkbeşliğini koyardı ama oturma odasında radyo bile yoktu.
Büyükannesi müzikten de televizyondan da tahta üzerinde oynanan oyunlardan da pek hoşlanmazdı. Genellikle şimdi yaptığı gibi şöminenin yanındaki sallanan sandalyesinde oturup iğne işi yapardı. Yüzlerce el işi yapmış çoğuna incil’den bölümler işlemişti. Noel zamanı bağış yemeklerinde satılsın diye yaptıklarım kiliseye bağışlardı.
Ve büyükbabası… O sessiz kalmaya mahkûmdu. Felç geçildiğinden beri yatağa bağlıydı. Bazen zilini çalardı; Tully’nin büyükannesini acele ederken gördüğü tek zaman buydu Zilin ilk çınlayışında büyükannesi gülümseyip “Ahi” der ve terlikli ayaklarının onu götürebildiği kadar hızla hole koşardı.
Tully sarı saçlı trolüne uzandı. İçinden sessizce mırıldanarak onu Calamity Kiddle’ıyla Dağdıeam Bslieoa şarkısı eşliğinde dans ettirdi. Şarkının ortasında kapı çalındı.
Bu o kadar beklenmedik bir sesti ki Tully oyununu bırakıp başını kaldırdı. Mr. ve Mrs. Beatlle’ın onları kiliseye götürmek için geldiği pazar günleri hariç kimse onları ziyarete gelmezdi.
Büyükannesi el işini sandalyesinin yanındaki pembe plastik kutuya bırakıp kalktı ve son yıllarda artık normal hali sayıları o yavaş yürüyüşüyle ayaklarını sürüyerek odayı geçti. Kapıyı açınca uzun bir sessizlik oldu. Sonra birden “Ah!” dedi.
Büyükannenin sesi tuhaf çıkmıştı. Tully yandan dikkatle baktığında uzun karışık saçları ve gelip geçici bir gülüşü olan uzun boylu bir kadın gördü. Tully’nin gördüğü en güzel kadınlardan biriydi: Süt gibi bir cilt keskin hokka gibi bir burun küçük yanaklarının üzerinde çıkık elmacık kemikleri yavaşça açılıp kapanan berrak kahverengi gözler.
“Uzun süredir kayıp olan kızını böyle mi karşılıyorsun?” diyerek büyükanneyi geçip içeri girdi ve doğruca Tully’ye doğru yürüyüp eğildi. “Bu benim küçük Rose’um mu?”
Kızım? Yani bu kadın…
“Anneciğim?” diye korku ve merakla fısıldadı; inanmaya korkuyordu. Yıllarca bu anı beklemiş bu anı hayal etmişti; annesinin geri dönüşünü.
“Beni özledin mi?”
“Ah evet” dedi Tully gülmemeye çalışarak. Ama öyle mutluydu ki…
Büyükannesi kapıyı kapattı. “Mutfağa gel de bir kahve içe
“Kahve içmek için dönmedim. Kızım için geldim.”
“Meteliksizsin” dedi büyükannesi yılgınlıkla.
Annesi sinirlenmişe benziyordu. “Ne olmuş meteliksiz
“Tully’nin ihtiyacı olan…”
“Sanırım kızımın neye ihtiyacı olduğunu kendim bilebilirim.” Annesi dik durmaya çalışıyordu ama bunu beceremiyordu. Biraz sendeliyordu gözleri de komik görünüyordu. Uzun dalgalı saçlarının bir tutamını parmağına doladı.
Büyükannesi ona yaklaştı. “Çocuk yetiştirmek büyük bir sorumluluk Dorothy. Belki bir süreliğine buraya taşınsan ve Tully’yi tanımaya çalışsan iyi olabilir…” Durdu. Sonra kaşlarını çalıp sessizce “Sen sarhoşsun” dedi.
Annesi kıkırdayarak Tully’ye göz kırptı.
Tully de ona göz kırptı. Sarhoşluk kadar da kötü bir şey sayılmazdı. Büyükbabası da hasta olmadan önce çok içerdi. Hatta büyükannesi bile bazen bir kadeh şarap içerdi.
“Bugün benim doğum günüm anne unuttun mu yoksa?”
“Doğum günün mü?” Tully ayağa fırladı. “Bekle” deyip odasına koştu. Ivır zıvırlarını koyduğu çekmecede her şeyi sağa sola savurarak geçen sene İncil kursunda annesi için makarna ve boncuktan yaptığı kolyeyi ararken kalbi deli gibi çarpıyordu. Kolyeyi gördüğünde büyükannesi kaşlarını çatıp fazla umutlanmamasını söylemişti ama Tully’nin elinde değildi. Yıllarca ümit etmişti. Kolyeyi dışarı atıp Tully geri dönerken annesinin büyükannesine “Sarhoş değilim anneciğim. Üç yıl sonra ilk kez kızımla birlikteyim. En büyük sarhoşluk bu sevgi” dediğini duydu.
“Altı yıl. En son onu buraya bırakıp gittiğinde dört yaşında idi.
“O kadar oldu mu?” dedi annesi; kafası karışmış gibiydi. “Eve dön Dorothy sana yardım ederim.” “Geçen seferki gibi mi? Kalsın istemem” Geçen sefer mi? Annesi daha önce eve dönmüş müydü? Büyükannesi derin bir nefes aldı sonra sesi Sertleşti. “Bana karşı daha ne kadar böyle davranacaksın?”


Alıntı.


nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Ateşböceği Yolu - Kristin HANNAH

Ateşböceği Yolu - Kristin HANNAH konusu, GENEL KÜLTÜR / Kütüphanemiz forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hannah Montana Resimleri elif Güzel Bayan Resimleri 6 24-11-2011 11:11
Hannah Dakota Fanning Biyografi - Hannah Dakota Fanning Kimdir? Я Dünyadan Biyografiler 0 03-10-2010 04:43
Kristin Davis biyografi-Kristin Davis kimdir? gizem Dünyadan Biyografiler 0 04-04-2009 05:38
Kristin Kreuk biyografi-Kristin Kreuk kimdir? gizem Dünyadan Biyografiler 0 21-03-2009 03:19
Kristin Kreuk Resimleri Bkmlyz Güzel Bayan Resimleri 0 03-12-2008 01:08

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 05:29 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats