bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-03-2011, 03:10   #11 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart


GÜNÜN HİKAYESİ....
HAYAT YOLUNDA ÜÇ DOST

Biri şehzade biri bir tüccarın oğlu diğeri de bir çiftçinin oğlu olan üç arkadaş beraberce bir yolculuğa çıktılar.Yanlarında biraz yiyecek dışında hiçbir şeyleri yoktu.Ulaştıkları ilk şehirde çalışarak biraz para kazanmayı umuyorlardı.Uzunca bir yolculuktan sonra bir şehre vardılar.Dinlenmek üzere yol kenarındaki büyük bir ağacın gölgesine oturduklarındatorbalarında yiyecek bir şey kalmadığını gördüler.

susuz ve yorgun bir şekilde ağacın gölgesine uzandılar ve gökyüzünü seyrederek bir süre düşüncelere daldılar.Üçü de farklı düşünce ve hayallerin içindeydi.Çünkü her birinin şimdiye kadarki aile hayatı diğerlerinden çok farklıydı.İlk önce şehzade konuştu:

Her şeyin nasip kısmet olduğunu söylerler.Bunu hiç düşündünüz mü?”diye sordu.
Tüccarın oğlu yerinden doğrulup arkadaşlarına şöyle bir baktı ve:Bence akıl her şeyden üstündürdiye düşüncelerini belirtti.Çiftçinin oğlu ise daha farklı düşünüyordu:Bana göre çalışmak her şeyden üstündür.dedi.
Bir müddet daha konuştuktan sonra ağacın altında konaklamaya ve her gün içlerinden birinin şehre inmesiniçalışarak arkadaşlarını geçindirecek bir şeyler kazanması konusunda fikir birliğine vardılar.

İlk olarak da aralarından çiftçinin oğlunun gidip çalışmasını ve kazandıklarıyla yiyecek bir şeyler getirmesini kararlaştırdılar.Bunun üzerine çiftçinin oğlu şehre inerek rastladığı kişilere iş aradığını ve çalışmak istediğini söyledi.Görüştüğü insanlar ona:Şu karşı dağdaki ormana git ve odun kesip getir sat.Çünkü bu şehirde odun çok kıymetlidir.Bu sayede çok para kazanırsın.dediler.

Çiftçinin oğlu bu tavsiyeye uydu ve ormana giderek yeterince odun kesip getirerek çarşıda sattı.Kazandığı parayla da yiyecek bir şeyler alarak geri döndü.Şehri terk ederken şehrin kapısına şunları yazdı:Bir günlük yorucu bir çalışmanın değeri bir altındır.Ertesi gün tüccarın oğlunun gitmesi kararlaştırıldı.Arkadaşları ona:

Gitsen de aklın ve ticaretinle bugün için bir şeyler aradediler.

Tüccarın oğlu ne yapabileceğini düşünerek hiç durmadan yürüdü.Bir süre sonra sahile yaklaşmıştı ve orada içi mal dolu bir gemi gördü.Tüccarlar limanda dolaşıp aralarında konuşuyorlar ve geminin mallarını ertesi gün daha ucuza kapatmayı tasarlıyorlardı.Bunu işiten tüccarın oğlu hemen geminin sahiplerini buldu ve gemideki malı veresiye olarak yüz altına satın aldı.Malı başka bir şehre taşımak istiyormuş gibi gösterdi.Limandaki tüccarlar bunu işitince malın ellerinden gitmesinden korktular ve satın aldığına bin altın kar verdiler.Tüccarın oğlu da bunun üzerine elini sürmeden tüm malları onlara devretti.Kazandığı para ve yiyeceklerle geri dönerken o da şehrin kapısına şunları yazdı:

Aklını iyi kullanmanın günlük kazancı bin altındır.

Ertesi sabah şehre yolcu edilme sırası şehzadeye gelmişti.Bakalım sen bize ne çeşit yiyecekler getireceksin?Seni nasibinle baş başa bırakıyoruzdiyerek onu uğurladılar.

Şehzade gidip şehrin kapısı önündeki peykenin üzerine oturdu.Ne yapabileceğini düşünmeye başladı.O sırada ülkenin padişahı ölmüş ve cenazesi kaldırılmaktaydı.Ölürken yerine bırakacağı hiçbir kimsesi yoktu.Bütün şehir halkı yas tutarken olup bitenlerden habersiz bir şekilde şehrin kapısı önünde oturan şehzade ise üzüntülü gözükmüyordu.Şehzadeyi böyle bir günde acıya kayıtsız kalır halde gören kapıdaki görevlilerden biri onu bulunduğu yerden kızarak kovdu.Kapıcı biraz uzaklaşınca şehzade gelip yine aynı yere oturdu.Burada oturarak bugün için nasıl para kazanabileceğini düşünmek istiyordu.

Fakat şehzadeyi yne aynı yerde gören kapıcı büyük bir öfke içinde onu yaka paça hapse attı.Busırada devletin ileri gelenleri padişahın yerine kimi seçeceklerine bir türlü karar veremiyorlardı.

Padişah sağken yerine birini atamadığı için de işin içinden çıkamıyorlardı.Kapıcıdevlet büyüklerinin tartışmaları esnasında yanlarına gidip onlara kapıda oturan ilginç gençten bahsetti:Bizim kederimize katıldığını görmediğim yabancı bir gence rastladımşu kapının önünde oturuyordu.Kendisine o kadar söz söyledimfakat bana cevap vermedi.Bunun üzerine onu kapıdan kovdum.Dönünce onu yine oturmuş görüncecasus olmasından korkarak zindana attımdiyerek durumu açıkladı.

Kapıcının anlattıkları devlet büyüklerinin ilgisini çekti ve bu genci görmek istediler.Kapıcıya onu alıp getirmesini söylediler.Şehzadeye neden buraya geldiği ve neden kapı önündeki peykeye oturduğune yapmak istediği sorulduğunda şehzade onlara başından geçenleri anlattı:Ben falanca padişahın oğluyum.Babam vefat edince kardeşim tahtımı elimden aldı.Kan dökülmemesi için ben savaşmaktan kaçındım.Ülkemden ayrılıp yollara düştümdiyerek bütün hikayesini anlattı.

Devlet büyüklerinden bazısı şehzadeyi tanıdılar.Çünkü daha önce elçi olarak bu ülkeye gitmişlerdi.Kendi ülkesinde savaş çıkmaması için yaptığı fedakarlık onları etkilemişti.Ayrıca babasının tahtı ilk etapta ona devretmesi liyakatli biri olduğunu gösteriyordu.Padişahın yerine onun geçmesini istediler.Sonunda şehzadenin padişah olmasını uygun bularak onu tahta oturttular.

Yeni padişahın belirlenmesiyle kentte büyük ve gösterişli şenlikler yapıldı.Yeni padişah beyaz bir atın üzerinde şehrin içinde gezdirilerek halka tanıtıldı.Şehri gezerken arkadaşlarının çıkış kapısına yazdıkları yazıların yanına şunun yazılmasını emretti:

Çalışmak ve aklını kullanmak değerli şeyler ama doğru zamanda doğru yerde doğru insanlarla olmak hepsinden daha güzel



Konu nurküllü tarafından (11-03-2011 Saat 03:13 ) değiştirilmiştir..
nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 12-03-2011, 01:01   #12 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

İşte Güzel Bir Günün Hikayesi

Bak uyandın yepyeni taze bir güne. Gerine gerine kalk şimdi yataktan.Önce aç pencereni; nefes al temiz havada güneşli de olsa yağmurluda… Ardından yüzünü yıka serin serin su ve sabunla oh rahatladın dimi... Bir dilim kızarmış ekmekle taptaze çayın keyfinde kahvaltını yap sakın atlama kahvaltı altın ne de olsa.Üstünü değiş çok yeni olmasa da temiz olsun kıyafetlerin. Aynaya bak sev kendini beğen gördüğün yansımada. Mis gibi kok temizlik imandandır unutma.Önce sen sev ki kendini beğen ki başkaları da sevsin beğensin seni…Kaynakwh webhatti.com: Günün hikayesi..barış köprüsü

Evinden neşeyle adım at sokağa bu yepyeni güne umutla.İlk gördüğün Adem oğluna gülümse sıcacık bir şekilde selam ver komşu Asiye teyzeye. Ayağına dolanan mır mır kediyi okşa çiçek gördün mü kokla.Oh mis diye…Bak etrafına ama görmek için; sanatı gör nakışı gör muhteşem doğada.Sonra bir düşün kimi özledin? Düşün düşün… Tamam buldun mu? Aç ona telefon; halini hatırını sorunutulmadığı sevildiğini özlendiğini hissettir ona.Ama öle laf olsun diye değil. Gerçekten yürekten candan bir sevgiyle…Huzur bulduğun bir çay bahçesinde yada kafede kahveni yudumla.Şöyle bol köpüklü dumanı üzerinde cinsten keyfe keder bir ruh haliyle. Sonra tekrar yürümeye devam et sokaklarda güneşliyse hava.yağmurlu da olsa sakın şemsiyeni açma; doğayı yaşa toprak kokusuyla…Alnının teriyle yap işini helaliyle kazan ekmeğini.Borcun varsa ödemeyi unutmaborç yiğidin kampçısıdır bulunsun aklında.

İşlerin bitti mi verimli oldun mu?

Dön tekrar evine huzurla gir mutfağa karnın zil çalıyor baksana.Akşamında keyifli olsun; güzelce ser örtüyü masaya ve bahar kokulu kır çiçeklerini başköşeye yerleştir.Zevkle hazırla sofranı sevgiyle.Çıkart misafirlik bardak çanakları.Bırak kuralları yasakları.Zira senden ala misafir mi olurmuş bu yuvada.Ama bu masa ıssız mı kaldı ne? Varsa çağır en can dostları.Sohbet masanızın lezzeti kahkahalar da çereziniz olsun.Nevalen mi? O da çok bereketli olsun Halil İbrahim sofrasınca…Kaynakwh webhatti.com: Günün hikayesi..barış köprüsü

Ama ilk önce; mutluluk olsun huzur olsun sağlık olsun…

Biten bir günün ardından şükret yaradana.Şükret ki; yarının daha güzel olsun hemde bu gününden bile daha fazla. Başını yastığa koy şimdi huzurla.


nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 14-03-2011, 03:55   #13 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ.. Armağan


Kaf Dağı' nın da ötesindeki masal ülkelerinden birinde harikalar diyarının kraliçesinin bir bebeği olmuş. Harikalar diyarının koruyucuları olan periler ve periler prensesi küçük bebeğin beşiğinin etrafına birikmişler.

Kraliçe etrafındaki perilere dönerek şöyle demiş: "Bu küçük bebeğe en değerli olduğunu düşündüğünüz şeyleri hediye edin!"

Birinci peri uyuyan bebeğe eğilip şöyle demiş: "Ben sihirli gücümle sana görenin hayran kalacağı bir güzellik armağan ediyorum. Göz kamaştıracaksın!"

Ikinci peri şöyle demiş: "Sana öyle güzel ve derin mavi gözler armağan ediyorum ki gördüğünü anlayacak seni göreni büyüleyeceksin."

Üçüncü periye gelmiş sıra: "Selvi boylu olacaksın. Senden daha narin bedenli kız olmayacak bu dünyada." Dördüncü peri eğilmiş beşiğe: "Çok zengin olacaksın. Hiçbir sıkıntın olmayacak."

Periler prensesi düşüncelere dalmış: "Insanların güzelliği geçicidir. Gözlerin yüzün vücudun güzelliği çiçeklere benzer. Yaşlanınca geçiverir. Zamanla rüzgâr en biçimli palmiyeleri bile çarpıtır. Insanlar zenginliğini kendilerine dağıtmayanlardan nefret eder; hepsini dağıtırsa kendisi de fakir olur." Bu düşünceler içinde: "Sizin şimdiye kadar bu bebeğe verdikleriniz çok kalıcı olmadı bence" demiş.

Periler: "Peki ama başka ne verebilirdik ki?" diye sormuşlar. Periler prensesi: "Ben ona iyiliği bırakıyorum" demiş. "Güneşin ne kadar mükemmel ve sıcak olduğunu bilirsiniz ama onun ısıtacak toprağı olmasa sıcak bir kayadan ne farkı kalır?

Kalbin saçtığı iyilik de güneş ışığı gibidir; hayat verir. Iyiliğin olmadığı güzellik kokusu olmayan çiçek gibidir. Iyiliğin olmadığı zenginlik bencillikten farksızdır. Iyiliğin olmadığı aşk yok eder kavurur. Sizlerin armağanları geçiciydi iyilik ise kalıcıdır. Sonsuz bir kuyuya benzer. Ne kadar çok su çekersen o kadar çok sulu olur o kadar bereketli fışkırır. Iyilik dünyada tek tükenmeyen şeydir."

Sonra periler prensesi uyuyan bebeğe doğru eğilmiş ve dua etmiş: "Kalbin sıcak olsun küçük bebek İYİ OL.


nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 16-03-2011, 08:12   #14 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ....İKİ BARDAK SU...


Zamanın birinde bir hükümdar varmış zenginliği tüm dünyaca bilinirmiş Hükümdar her gittiği yere hazinesinin bir bölümünü götürür ve bunları sergilemekten büyük onur duyarmış
Hükümdarın yasamda en çok güvendiği tek akıl hocası bir bilge kişiymiş Günlerden bir gün bu bilge kişiyle otururken hükümdar şöyle bir soru sormuş.
-Sen ki göğün...
gizemine ermiş bilime yön vermiş bir adamsın İnsanlar ister hükümdar denli güçlü ister savaşçılar denli onurlu olsun ayağına kapanır ağzından çıkacak bir sözü beklerler Şimdi senin gibi bilge bir adamın fikrini merak etmekteyim benim hükümdarlığım ve servetim hakkında ne düşünüyorsun?
Bilge bu soru karşısında hükümdarın gözlerine bakarak şu sözleri söylemiş:
-Diyelim ki hükümdarım kızgın ve uçsuz bir çöldesiniz Ölmemek için size uzatacağım bir bardak suya servetinizin yarısını verir miydiniz?
-Verirdim tabii
-Zaman geçti diyelim susuzluğunuz arttı size uzatacağım bir sonraki bardağa servetinizin öteki yarısını da verir miydiniz?
Hükümdar biraz düşünür ve ardından:
-Ölmemek için evet der
Bunun üzerine bilge kişi gülerek şu sözleri söyler:
-Madem öyle o zaman övünmeyin fazlaca Çünkü haşmetlim sizin servetiniz yalnızca iki
bardak sudur.




nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 18-03-2011, 08:16   #15 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ..Kınalı Hasan

Hasan Yozgat ilinin Sorgun kazasına bağlı Kara Yakuplar köyünden… Daha bıyıkları terlememiş bu delikanlı kendisi gibi gencecik arkadaşları ile beraber yayan yapıldak yürüyerek Yozgat’tan çıkıp Çanakkale’ye ulaşmışlar. Burada 64. Piyade Alayı 1. Tabur 2. Bölüğe intisap edip çakı gibi Mehmetçik olmuşlar. Zaten taburlar alaylar Çana...kkale’de eriyip bittiği için cepheye gelen gönüllülere şiddetle ihtiyaç vardır.
İkinci bölüğün komutanı Yüzbaşı Sırrı Bey askerlerini savaşa hazırlamak için onların talimlerinden boş kalan istirahat anlarında onlarla tanışıp konuşmaya başlardı. Böyle bir vakitte Yüzbaşı Sırrı Bey Yozgatlı Hasan’la da tanıştı. Hasan’ın başındaki kına Sırrı Bey’in dikkatini çekti. Cepheye gelen askerlerin sağ ellerinde sağ elinin üç parmağında ya da sağ ayağının parmaklarında kına görmeye alışıktı Sırrı Bey ama baştaki kınayı ilk defa görüyordu. Hasan’a bunun mânâsının ne olduğunu sorduğunda Hasan utandı üzüldü ve dedi ki komutanına:
-Komutanım buraya geleceğim vakit anam yaktı bu kınayı. Ben de niye diye sormadım.
Sırrı Bey:
-Öyleyse bir mektup yaz da sor bakalım biz de öğrenmiş olalım.
Hasan:
-Ben yazı yazmasını bilmem ki komutanım.
Sırrı Bey:
-Öyleyse sen söyle bölük yazıcısı yazsın köyüne bakalım ne cevap gelecek?
Hasan:
-Baş üstüne komutanım.
Bir istirahat anında bölük yazıcısı Hasan’ın yanına gelir. Hasan söyler o yazar. Selam kelamdan sonra Hasan bulunduğu yerin güzelliğinden çiçeklerin kokusundan arkadaşlarının dostluğundan komutanının tatlı dilinden bahsettikten sonra konuyu kınaya getirir.
-Anacığım kumandanım saçımdaki kınayı sordu ben bilemedim. Arkadaşlarımın arasında mahcup oldum. Kardeşlerimi askere gönderirken sakın onların saçlarını kınalama. Onlar benim gibi mahcup olmasınlar. Kınanın bir mânâsı varsa bildir de kumandanıma söyleyeyim.
Mektup Yozgat yollarına çıkar. Cevap gelir mi gelmez mi anasına ulaşsa okur mu okutur mu belli değil. Lakin Çanakkale’de sırtlan gibi saldıran düşmana karşı koymak lazım geldiği için ihtiyat kuvvetlerinin fazla bekleyecek zamanı yoktur. 2. Bölük de savaşın en çetin alanlarında görev yapar. Bu öyle bir harptir ki dünyada eşi benzeri olmayan bir vahşet yaşanmaktadır. Anadolu’nun kınalı koç yiğitleri ellerindeki kıt imkanlarla adeta etten bir duvar örüp düşmana geçit vermeden namusları için vatan için buruşmaya başlamışlardır. Bu ateş cehenneminde nice kınalı koç yiğitlerimiz körpecik delikanlılarımız şehit olmakta Avrupalının kan içen canavar makineleri gemileri topları Gelibolu’yu bir kan gölüne çevirmektedir.
Aradan iki ay geçmiştir. Bir gün Yüzbaşı Sırrı Bey’in bölük karargahına birkaç mektup ulaşmıştır. Yozgat’ın Sorgun İlçesi Kara Yakuplar köyünün köy katibi mektubu Hasan’ın anasına ulaştırmış ve anasının söylediklerini de yazıp cepheye yollamış. Mektup da anası şunları yazmış:
“Yavrum Hasanım Kınalı Kuzum
Mektubun geldi sanki dünyalar benim oldu. Köy katibi okudu ben ağladım. Kumandanını pek sevmişsin ne güzel! O senin babının yarısıdır. Sakın ola yavrum kumandanının emrinden çıkma önünden aykırı geçme. Ateşe bas dese basasın yavrum. Kars’tan Siirt’ten Adana’dan Uşak’tan arkadaşların olmuş. Birbirinizi çok sevip iyi geçinirmişsiniz. Elbette öylesi yakışır yavrum. Onlar senin dünya ahret hakiki kardeşlerindir. Sakın onları incitme yavrum. Südümü sana helal etmem. Kumandanın saçındaki kınayı sormuş. Bunda bilmeyecek ne varmış ki yavrum? Bizim burada Allah için kurban seçilen koçların başını kına ile süslerler. Ben de dört kardeşin içerisinde en çok seni sevdiğim için seni Hz. İsmail’e kardeş seçtim. O da kurban edilmek istendiğinde kınalanmamış mıydı? Yavrum kıyamet günü mahşer yerinde o kına senin işaretin olacak o kalabalıkta seni kolayca bulacağım. Aha işte benim kınalı kuzum da burada deyip seni bağrına basacağım.
Anan Hatçe”
Sırrı Bey iki gözü iki çeşme mektubu okur. Sonra posta erini çağırır.
-Şu Yozgatlı Kınalı Hasan’ı bulun bakalım. Mektubunu ona ben okuyacağım onun okuması yoktu.
Çok geçmez posta eri geri döner.
-Kumandanım Hasan bir hafta önce Arıburnu’ndaki şiddetli muharebede Hakk’a yürümüş.
Sırrı Bey orada göz yaşarı içerisinde yana yakıla bağırmaya başlar:
- Bilmeliydim bilmeliydim.
Kurbanların kınalı olması gerek. Bu yiğitlerin hepsi de kınalı… vatana kurban seçilip gönderildiler. Bunların hepsi de kınalı kuzu hepsi de Hasan gibi…

Bilmeliydim bilmeliydim.


nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-03-2011, 07:54   #16 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ..


Bir zamanlar büyük bir dağda kartal'lar yuva yaparlarmış. Bir kartal'da 4 tane yumurtası ile bu dağda yaşıyormuş.Bir gün bir deprem olmuş.Ve yumurtalardan bir tanesi dağdan yuvarlana yuvarlana vadide yer alan bir çiftliğe kadar düşmüş.

Bu çiftlik bir tavuk çiftliğiymiş.Çiftlikteki tavuklarbu değişik ve normalden büyük yumurtayı sahiplenmeye karar vermişler. Yaşlı bir tavuk bu yumurtayı ve içinden çıkacak yavruyukoruması altına almış.

Bir gün küçük kartal doğmuş. Çevresinde tavukları görmüş ve kendini bir tavuk zannetmiş.

Bütün tavuklar da ona bir tavuk gibi davranmışlar. Ailesini de çok seviyormuş.Içinden bazen ben kimim? sorusu geçiyormuş. Ama o bir tavukmuş. Bunu böyle bilmeliymiş.

Bir gün çiftlikte oyun oynarlarken yukarı baktığında bir grup kartal'ın özgürce uçtuklarını görmüş.

"Aman Allah'ım ne kadar güzel uçuyorlar. Bende onlar gibi uçmayı çok isterdim" demiş.

Tavuklar bu düşünceye hep birlikte gülmüşler."Sen bir tavuksun ve tavuklar uçamazlar" demişler.

Küçük kartal artık daha sık gökyüzüne bakıyor ve uçan kartallar gibi uçmak özgür olmak istiyormuş. Ne zaman bu düşüncesinden arkadaşlarına ailesine bahsetse hep su cevabi alıyormuş.

"Sen bir tavuksun. Bırak bu hayalleri. "Zamanla küçük kartal da bu düşünceyi kabul etmiş. hayal kurmaktan vazgeçmiş ve hayatini bir tavuk olarak yasamaya karar vermiş. Ve hayatinin sonu geldiğinde de bir tavuk! olarak ölmüş.


FARKINA VARMADAN BAŞKALARINI ALDATMAK NE KADAR GÜÇSE FARKINA VARMADAN KENDİNİ ALDATMAK DA O KADAR KOLAYDIR


nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 23-03-2011, 04:00   #17 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ..

YEŞİL ELBİSE


Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.
- Gel seni camiye götüreyim dedim. Bugün cuma biliyorsun.
Alaycı bir tavırla:
- Ben camiye gitmem dedi. Boşuna ısrar etme!
...- Peki dedim neden direniyorsun?
- Ne bileyim işte diye burun kıvırdı. Çevrenin de tesiri var herhalde. Hem pantolonumun ütüsü bozulup dizleri aşınır diye endişe ediyorum.
İster istemez gülerek:
- Herhalde şaka yapıyorsun dedim. Bunun için cami terk edilir mi?
- Ciddi söylüyorum dedi. Giyimime çok düşkünüm bilirsin. Özellikle yeşil giydiğimi de…
Gerçekten de öyleydi. En lüks mağazalardan aldığı elbiselerini yeşilin bir başka tonundan seçer her zaman jilet gibi ütülü tutardı.
- Hayatında hiç camiye gittin mi? diye sordum.
- Çocukken dedemle gitmiştim dedi. Fakat artık gitmeye niyetim yok!
Söyledikleri beni çok şaşırtmış bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.
Onunla sohbetimden iki ay sonra kendisinin camide olduğunu söylediler.
Hemen oraya koştum.
Bahçedeki namaz saflarının en önündeydi ve üzerinde yine yeşiller vardı.
Yanına sokulup kısık bir sesle:
- Hani dedim camiye gelmeyecektin?
Sesini çıkartmadı. Çünkü musalla taşının üstünde yeşil örtülü bir tabutta yatıyordu.




nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 25-04-2011, 03:12   #18 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ..TAHTA PERDEDEKİ ÇİVİ

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası
ona çivilerle dolu bir torba vermiş.


"
arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman


her
seferinde bu tahta perdeye bir çivi çak" demiş.



Genç birinci (ilk) günde tahta perdeye 37 çivi
çakmış. Sonraki haftalarda


kendi
kendini kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış.


Nihayet
bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış.


Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden
tahta perdenin önüne götürmüş.


Gence
"bugünden başlayarak tartışmayıp


kavga
etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart (sök)" demiş.


Günler
geçmiş. Bir gün gelmiş ki çivilerin hepsi çıkarılmış.



Babası ona "aferin iyi davrandın ama bu tahta
perdeye dikkatli bak.


Artık
çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak" demiş.


Arkadaşlarla
tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir.


Her
kötü kelime bir yara (delik) bırakır.


Arkadaşına
bin defa onu affettiğini yada


arkadaşın
seni affettiğini birbirinize söyleyebilirsin


ama
bu çivinin bıraktığı delikler hiç kapanmayacaktır.


nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 28-04-2011, 07:53   #19 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ...New York Times'da yayınlanan bir müşterinin bankasına yazdığı mektup :

Günün hikayesi..barış köprüsü

İşte Bu Süperrrr...!!!



Sayın Banka Yetkilisi

Ben 86 yaşında bankanızda hesabı olan bir müşterinizim.

Geçen gün tesisatçıma 100 dolar'lık bir çek yazdım. Bu çeki kendisi her nasılsa 3 nano saniyede bankanıza iletmiş olmalı ki bankanızda değerlendirdiğim fonlardan bu miktar kadarını bozduramadan hesabımdan karşılığı alınmış.

Tabii ki hesabımda o an için para olmadığından 30 dolar da faiz ve ceza alınmış. Oysa fonlarımda 1.000.000 dolar vardı.Bu durumu şikayet etmek istediğimde bankanız telefonunda kişiliksiz terbiyesiz banda kaydedilmiş ve yüzsüz bir hanım sesiyle yarım saate yakın boğuştum. Arada müzikler dinledim ve 28 kere değişik tuşlara basmak zorunda kaldım. Ama kimseye ulaşamadım. Bildiğiniz gibi her ay binlerce dolarlık faturalarım mortgage kesintilerim kredi kartı ödemelerim var.Bunların hepsinin hesabımdan yapılan otomatik ödemelerini şu andan itibaren İPTAL ediyorum. Bundan böyle sizden etten kemikten yapılmış dediğimi anlayan ve ingilizce bilen bir müşteri temsilcisi istiyorum. Anlayışla karşılarsınız ki karşınızdakine en iyi iltifat onu taklit etmektir.Ben de sizin gibi yapacağım. Müşteri temsilciniz her ödeme için beni arayacak ve 28 haneden az olmayan benim vereceğim bir şifreyi tuşlayacak. Sonra da eğer

1 tuşlarsa benden randevu alacak

2 tuşlarsa bir ödeme ile ilgili mesaj bırakabilecek

3 tuşlarsa oturma odama bağlanacak oradaysam cevap vereceğim

4 tuşlarsa ve uyumuyorsam yatak odama bağlanacak ve benimle görüşebilecek

5 tuşlarsa tuvalete

6 tuşlarsa cep telefonuma ulaşacak

7 tuşlarsa bilgisayarıma bir mesaj bırakabilecek.

8'e tuşlarsa bunları yeniden dinleyebilir.

Arada beklemeler olursa size söz elimdeki eski plaklardan ve gramofonumdan güzel bir müzik parçası da dinleteceğim ona.Yalnız sizden ricam bu işlemler için seçeceğiniz personelinizin kimlik bilgisini anne kızlık soyadını noterden alınmış imza sirkülerini ve tapuları dahil mali bilgilerini bana iletmeniz.

Bir de sizin gibi bir sözleşme hazırladım. 8 sayfa. Sizinki 42 sayfaydı ben insaflı davrandım. Bu sözleşmeyi de bana atayacağınız müşteri temsilcisi bankanız şube müdürü ve bankanız yönetim kurulunun imzalaması ve bana iadeli taahhütlü göndermesi. Bu sözleşme elime geçtikten sonra müşteri temsilcinize kendi belirleyeceğim 28 haneli şifreyi göndereceğim.

Bu şifre de her ay değişecek pek tabii ki.

Özür dileyerek bu sözleşme ve işlemler için sizden masraf olarak her ay 20 dolar da talep edeceğim. İşbu şartları yerine getirememe durumunuz varsa lütfen 1.000.000 dolarımı nakit olarak hazırlayın yarın alıvereyim.

Size hayırlı işler diler en kısa zamanda bana ulaşmanızı rica ederim.

Saygılarımla.

Müşteriniz...
.


nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 13-05-2011, 03:03   #20 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ...NASİHAT



NASİHAT











Son günlerde müthiş bir hastalığa tutulmuştum. “Nasihat Çekme Hastalığı.”Çevremdekilerin hâl ve hareketlerinden konuşmalarına ve hatta kıyafetlerine kadar her şeylerine bir kulp takıyor ve çektiğim nutuklarla onların hayatına yön vermeye çalışıyordum. O gün otobüste rastladığım çocukların da sözlerimden mahrum kalmamalarını is...temiştim. Her ikisinin de 7-8 yaşlarında olduğunu tahmin ediyordum. Önümdeki koltuğa anneleriyle birlikte oturmuşlar ve çantalarına sıkı sıkıya sarılmışlardı. Birisinin bana doğru bakmasından istifade ederek:
- Merhaba delikanlı dedim. Herhalde okula gidiyorsun. Söyle bakalım İslâm’ın şartı kaç?
Çocuk tepeden inme bu soru karşısında ne diyeceğini bilememiş ve yüzüme şaşkın şaşkın baktıktan sonra başını öne eğmişti. Belli ki böyle bir şeyden haberi bile yoktu.
Bu sefer diğerinin omzuna dokunup:
- Kardeşin sorduğum soruyu bilemedi dedim. Peki sen Peygamberimizin ismini biliyor musun?
O da cevap verememiş ve üstelik hiç aldırmamış gibi görünerek kardeşi ile birlikte gülüşmeye başlamıştı.
Can sıkıntısıyla annelerine dönüp:
- Çocukların bu kadar boş yetişmelerinden üzüntü duymalıyız dedim. Üstelik okula da gidiyorlar değil mi?
Kadın hüzünlü bir ifadeyle:
- İki yıldır getirip götürüyorum dedi. Ama sorularınıza cevap verebileceklerini zannetmiyorum.
Sesimi biraz daha yükselterek:
- Bu basit bilgileri okulda öğrenmeseler bile sizin vermeniz gerekirdi dedim. Memleketin geleceği onlara bağlı öyle değil mi?
Kadın herhalde suçunun büyüklüğünü anlamış ve bir şeyler diyecek gibi olmasına rağmen susmayı tercih etmişti. Birkaç durak sonra otobüsten indi ve çocukların ellerinden tutarak okul olduğu anlaşılan bir binaya doğru ilerledi.
Otobüs camının buğusunu silerek girdikleri kapının üzerindeki yazıyı okudum.

“Sağır ve Dilsizler Okulu” yazıyordu.


nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Günün hikayesi..barış köprüsü

Günün hikayesi..barış köprüsü konusu, Bakimliyiz.com Özel / LakLak Bölümü forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Pos Pos Köprüsü Türküsünün Hikayesi Bkmlyz Türkü Hikayeleri 0 27-02-2009 11:00
Debreli Hasan - Drama Köprüsü Türküsünün Hikayesi Bkmlyz Türkü Hikayeleri 0 27-02-2009 10:53
Sırat köprüsü Nedir? elif Dini Bilgiler 0 15-07-2008 05:01
Barış Öz Biyografi-Barış Öz Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 03-07-2008 12:14
Barış Can Biyografi-Barış Can Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 03-07-2008 12:13

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 10:09 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats