bakimliyiz
Konu etiketleri: barış hikayeleri, barış ile ilgili hikayeler, barış konulu hikayeler, barış ve kardeşlik hikayeleri, barış ile ilgili hikaye, barışla ilgili hikaye, barışla ilgili hikayeler, barış ile ilgili öyküler, barış hikayesi, barışla ilgili öyküler, barış konulu öyküler, barış hakkında hikayeler, barış konulu hikaye, barış köprüsü hikayesi, barış ile ilgili öykü,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 21-05-2011, 06:04   #21 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ....ASIL FAKİRLİK

Günlerden bir gün bir baba ve zengin ailesi oğlunu köye götürdü. Bu yolculuğun tek amacı vardı insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek. Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gece ve gün geçirdiler.
Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu



"insanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?"



"Evet!"



"Ne öğren...din peki?"



Oğlu cevap verdi



"Şunu gördüm: bizim evde bir köpeğimiz var onlarınsa dört. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var onlarınsa sonu olmayan bir dereleri. Bizim bahçemizde ithal lambalar var onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız ön avluya kadar onlarsa bütün bir ufku görüyorlar."



Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı. Oğlu ekledi


"Teşekkür ederim baba ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!"

nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 27-05-2011, 12:28   #22 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ....BEKLENMEYEN KARŞILIK


Yaşlı adam delikanlının cebine bir şeyler bırakırken

- Allah senden razı olsun evladım dedi

. Bu ihtiyarı yeniden doğmuş gibi sevindirdin. Şu ufak hediyemi alırsan daha da sevindireceksin.

Delikanlı yapmış olduğu iyiliğin makbule geçeceğini daha işin başındayken biliyordu. Yol kenarında ağlayan dört-beş yaşındaki çocuğun kaybolduğunu anlamış ve onun nereden geldiğini soruşturduktan sonra bir taksiye bindirip evine getirmişti.

Fakat delikanlı aradığı evi bulduktan sonra büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Yol boyunca gözü önünde canlandırdığı yüzme havuzlu ve uydu antenli villanın yerine karşısında derme çatma bir gecekondu duruyordu.

Üstelik kapıyı da dedesi açmış ve torununa hasretle sarıldıktan sonra kendisine teşekkür edip cebine birkaç kuruş bırakmıştı. Delikanlı sohbet sırasında çocuğun anne ve babasının kaza sonucu vefat ettiğini öğrenmiş ve yaşlı adamın bir ara ağlamasından istifade ederek cebine konanları kontrol etmeyi becermişti.

Üç beş tane bozuk para koskoca ceket cebinin köşesini bile doldurmuyordu. Evin haline bakılırsa yaşlı adam oldukça fakirdi. Ama hiç olmazsa taksi parasını karşılayacak kadar bahşiş veremez miydi?

Delikanlının yüklü bir hediyeyle yolunu bulma hayalleri yıkılmış ve içinde bir şeyler kıpırdanmaya başlamıştı. Anlaşılan tahammül edilemeyecek derecede cimri bir ihtiyarla karşı karşıyaydı ve ona mutlaka bir ders vermesi gerekiyordu.

Yaşlı adamın yüzüne dik dik bakarken cebindeki bozuklukları avuçladı ve çocuğun ayakları dibine fırlatarak

- Git de kendine oyuncak al ufaklık böylelikle cömertlik nedir öğrenmiş olursun dedi.

Yavrucak yere eğilerek paraları topladığında delikanlının gözleri yerinden çıkacak gibi oldu. Çocuğun küçük avuçlarında altınlar parıldıyordu.

nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 27-05-2011, 12:34   #23 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ....NASİHAT



Son günlerde müthiş bir hastalığa tutulmuştum.


“Nasihat Çekme Hastalığı.”

Çevremdekilerin hâl ve hareketlerinden konuşmalarına ve hatta kıyafetlerine kadar her şeylerine bir kulp takıyor ve çektiğim nutuklarla onların hayatına yön vermeye çalışıyordum.

O gün otobüste rastladığım çocukların da sözlerimden mahrum kalmamalarını is
temiştim. Her ikisinin de 7-8 yaşlarında olduğunu tahmin ediyordum. Önümdeki koltuğa anneleriyle birlikte oturmuşlar ve çantalarına sıkı sıkıya sarılmışlardı. Birisinin bana doğru bakmasından istifade ederek:


- Merhaba delikanlı dedim. Herhalde okula gidiyorsun. Söyle bakalım İslâm’ın şartı kaç?


Çocuk tepeden inme bu soru karşısında ne diyeceğini bilememiş ve yüzüme şaşkın şaşkın baktıktan sonra başını öne eğmişti. Belli ki böyle bir şeyden haberi bile yoktu.
Bu sefer diğerinin omzuna dokunup:


- Kardeşin sorduğum soruyu bilemedi dedim. Peki sen Peygamberimizin ismini biliyor musun?


O da cevap verememiş ve üstelik hiç aldırmamış gibi görünerek kardeşi ile birlikte gülüşmeye başlamıştı.
Can sıkıntısıyla annelerine dönüp:


- Çocukların bu kadar boş yetişmelerinden üzüntü duymalıyız dedim. Üstelik okula da gidiyorlar değil mi?


Kadın hüzünlü bir ifadeyle:



- İki yıldır getirip götürüyorum dedi. Ama sorularınıza cevap verebileceklerini zannetmiyorum.
Sesimi biraz daha yükselterek:



- Bu basit bilgileri okulda öğrenmeseler bile sizin vermeniz gerekirdi dedim. Memleketin geleceği onlara bağlı öyle değil mi?



Kadın herhalde suçunun büyüklüğünü anlamış ve bir şeyler diyecek gibi olmasına rağmen susmayı tercih etmişti. Birkaç durak sonra otobüsten indi ve çocukların ellerinden tutarak okul olduğu anlaşılan bir binaya doğru ilerledi.


Otobüs camının buğusunu silerek girdikleri kapının üzerindeki yazıyı okudum.



“Sağır ve Dilsizler Okulu” yazıyordu.

nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 04-06-2011, 12:08   #24 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ...GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!


GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!

Savaşın en zor anlarından biriydi. Askerler ateş yağmurundan dolayı başlarını bir saniye bile siperin üzerinde tutamıyorlardı.
Bu esnada Ali çok sevdiği dostunun az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü.

“Osman!” diye haykırdı ve hemen birliğe komutanlık eden teğmene koştu.

- Teğmenim Osman’ı vurdular! Ben yanına gidiyorum!

“Delirdin mi?” der gibi baktı teğmen.

- Hayır dedi gitme! Eğer öldüyse boşu boşuna kendini öldürtme!
Ama Ali dostu orada kanlar içindeyken yerinde duramazdı ki…

-Gideceğim dedi ne olursa olsun komutanım gideceğim!
Ve sürüne sürüne Osman’ın yanına varıp onu kucağına aldı.
Dostu kan revan içindeydi. Onun bu hâlini görünce Ali öfkeyle şarjöründeki bütün mermileri düşman askerinin üzerine boşalttı. Sonra dostunu sırtlayıp koşa koşa sipere döndü. Allah korumuştu onu hiç kurşun gelmemişti üzerine.

- Teğmenim getirdim getirdim dedi.

Teğmen kanlar içindeki askeri muayene etti. Ama yapılabilecek bir şey yoktu. Asker ölmüştü.

- Sana değmez hayatını tehlikeye atma demiştim. Asker ölmüş dedi teğmen.

Ali hıçkırarak
- Değdi komutanım değdi dedi. Yanına gittiğimde sağdı. Bana


“Ali! Geleceğini biliyordum!” demişti.

nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 29-06-2011, 10:22   #25 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ..Bereketli Olan Şey


Kocası çocuğu doğmadan önce ölmüş tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz olur. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da oldukça uysallaşmıştır.

Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına bütün zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.

Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.

Aradan biraz zaman geçer ve anne eve döner. Kapıda gelinciğin kanlı ağzını görünce

- Korktuğum başıma geldi diye çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür. Hayvancağız oracıkta ölür. Tam o sırada içerdeki odadan bebek sesi duyulur. Anne hemen odaya koşar. Ve odada beşiği beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı görür...

Kadının az önce bebeğini yediğini zannedip öldürdüğü gelincik oysa yılanı parçalamış ve bebeği yılanın tehlikesinden korumuştur.

Ağzı da onun için kanlıdır.

nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 14-09-2011, 08:57   #26 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ..Ha sahi.....kızmışşşş

Genç kadın bebeğin güzelliği karşısında büyülenmiş gibiydi.Kıvırcık sarı saçları iri mavi gözleri kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebekkadının şimdiye kadar gördüğü en cana yakın kız çocuğuy*du. Onun ipek yanaklarından doya doya öpmek ve Cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde:

Dokunma bana!... diye bir ses duydu. Beni okşamaya hakkın yok senin.

Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı. Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu.

Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü. Aman ALLAHım!.. Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen konuşan oydu.

Bebek:
Bana yaklaşmanı istemiyorum diye devam etti. Hemen uzaklaş benden.

Kadın biraz olsun kendini toplayarak:

Çocuklarımız hep erkek oluyor dedi. Onlar da güzel ama kız çocukları başka. Bu yüzden seni öpmek istedim.

Beni öpemezsin diye ağlamaya başladı bebek. Benim de seni öpemeyeceğim gibi.

Neden? diye sordu kadın. Neden öpemezsin ki? Bebek hıçkırıklara boğulurken:

Bunun sebebini bilmen gerekir dedi. Düşünürsen mutlaka bulacaksın.

Kadın neler olup bittiğini hatırlamak üzereyken kendine geldi. Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu. Aile dostları olan tanınmış doktor odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini vazo*dan çıkartıp kadına uzatırken:

Geçmiş olsun hanımefendi dedi. Başarılı bir kürtajdı doğrusu. Ha..! Sahî "kız"mış aldırdığınız...

nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 08-10-2011, 07:17   #27 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÜNÜN HİKAYESİ.......YEŞİL ELBİSE



Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.

-Gel seni camiye götüreyim dedim. Bugün cuma biliyorsun.

-Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun dedi.

-Biliyorum ama sebebini gerçekten merak ediyorum.

-Ne bileyim olmuyor işte dedi. Hem pantolonumun ütüsü bozulup dizleri çıkar diye endişe ediyorum.

Gayriihtiyarî gülmeye başladım.

-Herhâlde şaka yapıyorsun dedim. Bunun için cami terk edilir mi?

-Ciddi söylüyorum dedi. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.

Gerçekten öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.

-Peki dedim hayatında hiç camiye gitmedin mi?

-Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim dedi. Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhâlde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.

Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık. Onunla konuşmamızdan iki ay sonra kendisinin camide olduğunu söylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı. Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle

-Hani dedim Camiye gelmeyecektin?

Hiç sesini çıkarmadı; çünkü musalla taşının üzerinde yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu.

nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Günün hikayesi..barış köprüsü

Günün hikayesi..barış köprüsü konusu, Bakimliyiz.com Özel / LakLak Bölümü forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Pos Pos Köprüsü Türküsünün Hikayesi Bkmlyz Türkü Hikayeleri 0 27-02-2009 09:00
Debreli Hasan - Drama Köprüsü Türküsünün Hikayesi Bkmlyz Türkü Hikayeleri 0 27-02-2009 08:53
Sırat köprüsü Nedir? elif Dini Bilgiler 0 15-07-2008 03:01
Barış Öz Biyografi-Barış Öz Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 02-07-2008 10:14
Barış Can Biyografi-Barış Can Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 02-07-2008 10:13

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:47 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats