bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GEZELİM, GÖRELİM, ÖĞRENELİM > Örf ve Adetlerimiz

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 01-06-2010, 06:51   #1 (permalink)
 
mormavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Dansin Ruh Hali Ve Turkiyedeki Gelisimi

Dansin Ruh Hali Ve Turkiyedeki Gelisimi

Dünya bir ritimle ortaya çıktı ve evrenin bu ritmi hala devam ediyor. Yeryüzünde hareketin ilk başladığı andan itibaren insanın içinde bu ritim vardı. İnsanlar ilk çağlarda ses çıkarmasını biliyorlardı ve bir hayvan gibi içgüdüleriyle hareket ediyorlardı. Bir süre sonra bir şeyleri almak ya da dertlerini anlatmak için işin içine hareketi soktular. İşte o andan itibaren dans başladı.

Çünkü insan bedeniyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ve orada modern dans dediğimiz şey vardı. Bu garip sesler ve hareketler zaman içerisinde belli bir uyum sağlamaya başladı. İlkel çağların insanı avını yakalayıp getirdiği zaman kabile üyelerinin merakını uyandırırdı. O da bunu bir şova dönüştürüp taşın ya da kocaman bir kayanın arkasına saklanıyor veya bir ağacın tepesine çıkıyordu. Oradan sanki bir ayı gelir gibi yapıyor tepesine atlıyor elindeki taşla başına vurup öldürüyor sonra keskin bir taşla derisini yüzüyordu. Yani oradaki insanlara oynuyordu. Bu durum görsel bir şeyi ortaya çıkardı: Dansı. Çünkü dans uyumlu ya da uyumsuz hareketlerin bir araya gelmesiyle insanın kendini ifade etmesiydi. Diyaloglar da işin içine girince bu sefer ortaya tiyatro çıktı.

Dansın ruh hali

Aslında tiyatrocu olan ama modern dans dersleri de veren Kürşat Alnıaçık "Bu anlatılacak bir şey değil hissedilecek bir şey" diyor ve ekliyor: "Ben böyle bir hobim olduğu için çok mutluyum. Belki bu duyguları bir insanı dans ederken gördüğünüz zaman anlayabilirsiniz 'Bu adam çok mutlu' dersiniz. Tabii insan sadece mutlu olduğu zamanlar dans etmez. Dans öyle bir şey ki içinde bulunduğun ruh halinden çıkmak duyguları dışarı çıkarmak ve bir şekilde onlardan kurtularak tekrar yenilerini alabilmek gibi. Vücutla hayat içinde kocaman bir devinim var. Ben ya mutlu olduğum için dans ederim ya da çok acı çektiğim için. Ama sonuçta acıyı yok ederim dışarı atarım. O zaman bedenim ve beynim başka bir duyguya açık olur. Buna meditasyon ya da deşarj olma boşalma denilebilir.

Çaresizlikten öfkeden tepinen insanlar vardır bazen ama mutlu olduğu için de zıplayabilir insan. Bu vücudun bir tepkisidir. Bu da bir danstır. Dans dediğimiz görsel anlamda bakıldığında 'Ay ne kadar güzel çok estetik her şey çok güzel' değildir sadece. Estetik olmayan bir şeyin de estetiği vardır mutlaka. Çünkü bu da ifadedir bedenin kendisini ifadesidir. Modern dans da böyle bir şey yaratıcılık sonsuz ve sınırsız.

Dansla çekingenliğini yenenler de var. İTÜ Makine Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Egemen Erbil İTÜ Maçka Dans Kulübü'nde dansa başlamış. Ve diyor ki "Dans ederken bazen huzur bazen hırs bazen azim duygularını tadıyorum; sadece dansa odaklanarak içimdeki enerjiyi dışa vurduğumu hissediyorum. Her insanda bir çekingenlik duygusu vardır. Bende bu biraz fazlaydı bu duygumu yendim."

Dans nedir?

Musikiye uyarak vücudun yaptığı ölçülü hareket dizisi. İlkel insanlar arasında dans keder ya da sevinç heyecanını ifade eden bir vasıta olmuş aşk kin ve yüksek dini heyecanlar dansla ifade edilmiştir. Daha ileri toplumlarda ise dans bir eğlence vasıtası haline gelmiştir.

Dansı başlıca şu çeşitlere ayırmak mümkündür:

1 - Savaş dansları : Bu danslar silahlı ya da silahsız olarak yapılır. Silahlı danslar hemen her millette görülür. Özellikle Yunanlılarda Cüret dansları efsanevi bir mahiyet almıştır.

2 - Dini danslar : Dansların en önemlisi ve çoğu dini törenlerde ve bir koro heyeti tarafından ya da bu koromun katılması ile yapılan danslardır. Özellikle eski Yunanda Apollon ibadetinde yapılan danslar dini örnektir. Bu danslarda koro heyeti iki kısma ayrılır; bir kısmı hareketsiz durarak ya da halka meydana getirerek şarkı söyler öbür koro ise şarkıyı temsil eden oynak ve hareketli dans yapardı.

3 - Tiyatro dansları : Bunlar tiyatrolarda oynanan piyeslerle ilgili olarak yapılan danslardır.

4 - Özel hayattaki danslar : Eğlence özelliğinde olan bu danslar genel olarak törenlerde düğünlerde ve ziyafetlerde oynanan danslardır. Bunlara ilave olarak cambazlık perendazlık ve el oyunları da yapılır. Düğünlerde ve çeşitli toplantılarda yapılan bu dansların yanında çeşitli halk eğlenceleri de ve toplu olarak yapılan danslar da sayılabilir.

Dansın Tarihçesi

Dans insanın yeryüzündeki yaşamı kadar eskidir. Dansın sanat olarak ortaya çıkışı ise Rönesans döneminde gerçekleşmiştir.

20. yüzyıl sınıfsal farklılıkların giderek ortadan kalktığı bir çağ olmuş ve 1920'lerden sonra ortaya çıkan müzik ve dans akımları gramafon radyo ve sinema gibi iletişim araçlarının icadı ile yaygınlaşmıştır. Böylelikle vals tango fokstrot swing vb. pek çok müzik ve dans türü uluslararası kimlik kazanmıştır.

1905-1914 yılları arasında en popüler salon dansları mazurka kadril ve polkadır. 1908 yılından itibaren tango hızlı bir gelişme göstermiş ve 1917 yılında fokstrot ile birlikte Avrupa üzerinden dünyaya yayılmıştır. 1924 yılında Josephine Baker'in öncülüğünü yaptığı çarliston savaşın acılarını unutmak isteyen dünya halkının gözdesi olmuştur. Dans tutkusu 1920'li yılların başlarında tüm dünyada yaygınlaşan dans yarışmaları ile ivme kazanmıştır.

1940'larda swing ve ardından bogie-bogie moda danslar olarak gündeme gelmiştir. Latin Amerika rüzgarı 1950'lerin başında cha cha samba mambo gibi hareketli danslarla egemen olmuş ancak kısa sürede tahtını rock'n roll'e devretmiştir. Şüphesiz 1950 ve 60'lı yılların tartışmasız dansı İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın yeni hakimi olan Amerika'nın yaşam ve eğlence kavramının bir özeti olan rock'n roll olmuştur.

1970'li yıllar ve sonrasında çiftlerin birbirine sımsıkı sarıldığı dans türlerinin yerini giderek akrobatik figürlerin öne çıktığı ve çiftlerin karşı karşıya geçip hızlı bir ritmde dansettikleri danslar almıştır.

Son yıllarda dansın bir spor dalı olarak kabülüne yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. 8 Eylül 1997 tarihinde Uluslararası Olimpiyat Komitesi (International Olympic Committee-IOC) Uluslararası Dans Sporu Federasyonunu tam üyeliğe kabul ettiğini açıklamıştır. Uluslararası Olimpiyat Komitesine tam üyelik yasal olarak dansın bir spor dalı olarak kabulü anlamındadır. Ancak dans sporu henüz olimpiyat oyunlarında yeralmamakta konuya ilişkin olarak Uluslararası Dans Sporu Federasyonu 2008 yılı Olimpiyatlarını hedefleyerek çalışmalarına devam etmektedir.

Dansın Türkiye'deki Gelişimi

Osmanlı toplumu kadın ve erkeğin çift olarak müzik eşliğindeki modern danslarıyla 19.yüzyılın son çeyreğinde gayrimüslim burjuvası levanten ve yabancı misyonlar kanalıyla tanışmıştır.

Dans Osmanlıdan günümüze geçen en çarpıcı modernleşme sembollerinden birisidir. Şüphesiz çengi ve köçek oynatan bir toplumdan vals yapan bir topluma geçiş eğlence kültürünün içeriğini büyük ölçüde değiştirmiştir. Osmanlı insanı başkaları tarafından eğlendirilen edilgen bir karaktere sahip iken Cumhuriyet insanı kendisinin katılımına imkan veren modern eğlence anlayışını benimsemiş ve dans pistine çıkma cesaretini göstermiştir.

Cumhuriyet eğlence hayatımıza kadın ve erkeğin aynı ortamda birlikte eğlenmesi ve eğlencenin çeşitlenip kitleleşmesi gibi iki önemli değişikliği getirmiş ve bu eğlence tarzı meşrutiyetini Cumhuriyet Baloları ile ispatlamıştır.

Cumhuriyet döneminde dans batılılaşmanın önemli ölçütlerinden biri olarak kabul edilmiş Atatürk'ün özel isteği ile Türk kadınlarının da dansetmesi hedeflenmiş dansa adeta "devlet teşviki" uygulanmıştır.

İlk dönemlerde gelişmelere ayak uydurmakta güçlük çeken yüksek kademeli memurlar rütbeli askerler eğlenceli balo öykülerine konu olmuşlardır. Frak giyip baloya giderken yumuşacık meslerini beline sokup frağın kuyruklarıyla gizleyenler ilk dansı heyecandan kaskatı olan türbanlı ama dekolte yakalı eşiyle açıp birkaç kez pistte döndükten sonra rugan ayakkabılarını kimselere göstermeden çıkarıp meslerini giyen kaymakamlar her baloda mutlaka hastalanan ve baloya katılamayan vali kaymakam ve eşleri.

Bu dönemin ilk yıllarında tango resmi baloların düğünlerin ve eğlencelerin asri dansı olmuştur. Kendine güvenen 'monden' genç hanım ve beyler gösteri mahiyetinde fokstrot yapsalar da balolar vals veya tangoyla düğünler ise mutlaka “La Comparsita” ile açılmıştır.

1930'lu yıllara doğru bütün dünyayı saran çarliston salgını Beyoğlu'na kadar uzanmış çeviklik isteyen bu yeni dans kısa sürede genç yaşlı herkes tarafından benimsenmiştir.





ALINTI


mormavi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Dansin Ruh Hali Ve Turkiyedeki Gelisimi

Dansin Ruh Hali Ve Turkiyedeki Gelisimi konusu, GEZELİM, GÖRELİM, ÖĞRENELİM / Örf ve Adetlerimiz forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: hareketli insan figürleri, hareketli dans figürleri, kürşat alnıaçık eşi, modern dansın türkiye deki gelişimi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Dunyadaki Ve Turkiyedeki ilkler mormavi Tarih 2 25-08-2011 02:16
Turkiyedeki Deprem Alanlari mormavi Coğrafya 0 26-04-2010 01:21
Halk Bilim Çalışması Nedir?-Türkiyedeki Halkbilim Çalışmaları Nelerdir? elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 03:00
Aşkın SeN HaLi.... ada44 Flashlar ve Animasyonlar 0 18-01-2009 01:03
Türkiyedeki Üniversitelerin Dünya Sıralamasındaki Yeri Bkmlyz Üniversiteler 2 05-01-2009 11:15

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:14 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats