bakimliyiz
Konu etiketleri: ankara yöresine ait maniler, ankara yöresi, ankara manileri, ankaranın düğün gelenekleri, ankara düğün adetleri, ankaranın düğün adetleri, ankara yöresine ait tekerlemeler, ankara yöresi manileri, ankara yöresi düğün adetleri, ankara düğün gelenekleri, ankara yöresi düğünleri, ankara yöresine ait düğünler, ankara yöresinin düğünleri, ankaraya ait maniler, ankara yöresi düğün gelenekleri,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GEZELİM, GÖRELİM, ÖĞRENELİM > Örf ve Adetlerimiz

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 30-09-2010, 08:37   #1 (permalink)
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Ankara Yöresi Düğün Geleneği

Eski Ankara'da (1850 yıllarında) bir gelin getirme olayını paylaşalım;
"Bir yıldan beri sürüp gelen düğün hazırlıkları bitmiş günlerdir dedikodusu yapılan gün gelip çatmıştı.

Aşağı Yüzden kalkan muazzam seymen alayının başında çifte davul zurna arkasında heyecan ve neşe dolu naralarını atan seymen zeybekleri onların arkasında yeleleri ve kuyrukları süslenmiş Osmanlı eğerlerinin terkisine sokulmuş cirit deynekleri ve ellerinde maşallama (Meşale)lar olduğu halde doru kır ağız atlar üzerine kasılmış efeler gelin almak için Karaoğlan'dan Koyunpazarına çıkan dar kaldırımlı yoldan yokuşa doğru ağır ağır ihtişamla ilerliyor..

Koyunpazarı'nın en hakim yerine kurulmuş koca konağın büyük iki kapısını kariatları ardına kadar açılmış geniş ve büyük hayatta yer yer kurulmuş ocakların üzerinde büyük kazanlarda çorba geniş tavalarda zerde pilav kollarını sıvamış iki ahçı geniş bir sini içinde baklava hamuru açıyor. Yedi mahallenin fakirinden zengine kadar kurulan meydan sinilerinin etrafında oğlan evinin bütün hakçısı (gelen alay) olduğu hâlde dizilmişler güle oynaya şakalaşarak yemeklerini yerken dört davul dört zurna alabildiğine coşmuştur. Bu hal insanın içine ılık ılık akan tatlı bir heyecan verirdi.

Yemekler yenmiş herkes düğün alayındaki yerini almak üzere dağılmıştır. Kız evinde yalnız küçük çocuklar ve kadınlar kalmıştır. Konakta odalara telaş ve heyecanla girip çıkan kadınlar acele acele sağa sola koşuşan genç kızların bu hâlinden artık gelinin hazırlandığı ve yola çıkacağı anlaşılıyordu.

O zamanın Ankara'sında gelin faytonlarla değil Tahtırevan denilen bir taht misali sallarla götürülürdü.

Tahtırevan işlenmiş oyalı ağaçlardan yapılmıştır. Üzerinde kalın ve büyükçe dört kulbunda dört halkası bulunurdu. Bu halkalardan koşulan iki atın eğerlerine bağlanır üstü ve yanları Halep topu kumaştan süslenir koşulan atların boyunlarına çan ve ziller ayrıca çevreler (Sim ve pullarla işlenmiş ipek ve yün karışımı kumaş) asılırdı. Böylelikle Tahtırevan kapıya yanaştırılır ve iki üç ayaklı merdiven kurularak gelinin bilinmesi sağlanırdı.

Gelin işli harbalı entarisini giymiş beline hasır örgülü altın suyuna batmış gümüş kemerini takmış yüzü varaklanmış kahkülleri kulak hizasına kadar kesilmiş saçları kılavan telleriyle kamçı örülmüş başı taç yapılmış taçın üzeri elmas çiçekler ve elmas gerdanlıkla çevrilmiş akar su bilezikle donatılmış ve taçın üzerine gelin duvağı örtülmüş kümçı tel kılavanların çıkardığı ahenkli hışırtı ile ağır ağır tahtırevana yaklaşır ve iki kız arkadaşının yardımı ile tahtırevandaki koltuğuna oturur; Ayrıca gelinin başına bu güzel giyinişini ve görünüşünü kapatan büyükçe işlenmiş ipekli bir örtü örtülürdü.

Gelin tahtırevana çıkarken başına serpilen paraları küçük çocukların birbirini ite kalka kapışmaları atılan bir avuç yeme üşüşen kuşlar gibidir.

Annenin kızının geçmişinin iyi ömrü boyunca mesut olması için aynaya su dökmesi adeti bu gün bile yaşamaktadır.

Gelin alayı artık harekete hazırdır. Düğün seymen alayının sıralanışı şöyledir:

Tahtırevan önünde gelinin yükünü taşıyan (Yatak yorgan çeyiz sandığı) boyunlarında zil ve çanlar asılmış eğer kaşlarına bayrak sokulmuş süslenmiş iki üç at bunların arkasında yaya olan ellerinde kırılacak eşyalar bürüncekler içinde sarılı olduğu hâlde çocukların sıraya girdiği görülür. Eğer kız okumuş ve kültürlü ise bir rahle üzerine Kur'an-ı Kerim konur ve üzeri bürüncekle örtülür.

Tahtırevanın arkasında iki etek üç etek kadife ve atlastan yapılmış canfes üzerleri sim gümüş geverse ve gümüş pullu ve sırma işlemeli Bindal entarileri giymiş ve bunların üzerine de renk renk yollu ipek Bağdat çarlarını çarlanmış kadınlar atlara binmişlerdir. Buna (Koşu) denilirdi. Daha sonra bu koşular Faytonlarla yapılırdı.

Bunların arkasında davul zurna ve oğlan evinin zeybekleri bulunur. Zeybekler davul zurnanın coşturucu nağmelerine ayak uydurarak bıçaları ise seymen zeybeği oynayarak pala ve kılıç şakırtıları doh doh naraları ve arasıra atılan silah sesleri birbirine karışarak yollara dizilmiş seyircileri bir heyecan kasırgası içinde bırakırdı. (Bu dizilişe hak alaya katılana da hakçı denilirdi).

Daha arkada atlı seymenler yer alırdı. Düğün seymen alayının önüne her mahallede ya kalın ip çekilir ya da taşlarla yol kesilir ve bahşiş almadan yol açılmazdı. Bu arada açıkgöz bir çocuk gelinin yükü arasından kaptığı bir baş yastığını doğruca güveye götürür ve gelinin yola çıktığını müjdeler bahşişini alırdı.

Yapılan bu büyük zengin düğünlerine kasaba düğünü denirdi. Düğün en az bir hafta devam eder müddet içinde pehlivan güreşleri tertip edilir cirit oynanır ve geceleri de sinsin alayı tertip edilerek öylece bir hafta davul zurna durmadan çalardı."

DÜĞÜN SONRASI
Ertesi gün damat akrabaları gelin evinde toplanır. Gelin sabah yatağını toplamaz. Yatağın altına damat belli bir miktar para bırakır. Güvenilir bir kadın yatağı toplar ve parayı alır.

Duvak Günü: Geline düğünden sonra duvak yeniden giydirilir. Gelin dış kapının önünde ayakta bekletilir ve köydeki genç kızlar geline bakarlar. Bu olay 2-3 saat kadar sürer. Daha sonra gelin içeri girer. Düğün evi tarafından konuklara yemek verilir yemekten sonra kadınlar tarafından oyunlar oynanır. Gelin tarafından "bereketi" simgelediği inancıyla evin içine buğday saçılır.

Elmadağ köylerinde düğünden sonra yeni gelme kasnak çer (bir çeşit baş örtüsü) yapılır yeni gelin 2-3 gün evden çıkartılmaz.

Ankara merkeze yakın Kayaş gibi köylerde ise damat ve gelin gerdek gecesi sabahı gelin tarafından önceden hazırlanan "dürü" adı verilen hediyeyi yakın akrabalara dağıtırlar ve ellerini öperler. Bu dürüde erkekler için gömlek çorap mendil kadınlar için de başörtüsü çorap elbiselik kumaş bulur...

Bu eski Ankara geleneği şimdilerde ancak hoş bir öykü gibi anılarda canlanabilir...Kökleşmiş bir gelenek olmasa da günümüzde yaşanan bir çok düğünün boyutlarını düşündükçe böylesi geleneklerin kaybolmasına üzülmemek elde değil...


Alıntı.

nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
Я (01-10-2010)





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Ankara Yöresi Düğün Geleneği

Ankara Yöresi Düğün Geleneği konusu, GEZELİM, GÖRELİM, ÖĞRENELİM / Örf ve Adetlerimiz forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ankara Yöresi Türkü Sözleri ada44 Türkü Sözleri 7 18-12-2011 09:15
Semsek (Şanlıurfa yöresi) Jülyet Yöresel Yemekler 2 26-09-2010 06:14
Ankara Kedisi Hakkında Bilgiler - Ankara Kedisi Resimleri elif Evcil Hayvanlar ve Hayvanlar Alemi 0 01-02-2010 02:39
Adana Yöresi Manileri elif Bilmeceler - Tekerlemeler - Ninniler 0 16-06-2009 10:49
Friglerde Ölü Gömme Geleneği nimlahza Tarih 0 30-05-2009 09:18

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:54 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats