bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > MÜZİK DÜNYASI > Türküler > Ozanlarımız ve Aşıklarımız

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 26-03-2009, 08:50   #1 (permalink)
 
ada44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Aşık Veli

Aşık Veli Mecnunum Leyla'mı Gördüm
Bir Kerece Bakdı Geçti
Ne Sordu Ne De Söyledi
Kaşlarını Yıktı Geçti


Veli'm Eydür Ne Hikmet İş
Uyumadım Ki Görem Bir Düş
Zülfünü Kement Eylemiş
Boğazıma Taktı Geçti
Aşık Veli Şarkışla ilçesinin Ağacakışla bucağına bağlı İğdecik Köyünde doğdu. Babasının adı Hüseyin annesinin ki Kamer'dir.

Bugün hayatta olan torunları soylarının Horasan'dan geldiğini ve Malatya'nın Hekimhan ilçesine yerleştiğini söylüyorlar. Arkasından da diyorlar ki : "Yerleşmişler ama; orasını pek beğenmemişler. Zoraki birkaç yıl oturmuşlar. Sonra kalkıp Şarkışla'ya gelmiş ve İğdecik Köyünü kendilerine yurt edinmişler."

Veli'nin hem annesi hem de babası şairdi. Her ikisi de okuma yazma bilmedikleri için deyişlerini* bir deftere geçiremediler. Aslında köyde bu işi yapabilecek bir kişi de yoktu. Onun için ölümleri ile birlikte sözleri de unutulup gitti. Belki babasını birkaç deyişi cönk ve mecmualara geçmiş olabilir. Fakat bir nokta gözden uzak tutulmamalı : O çağda Sivas muhitinde Hüseyin adında o kadar çok aşık vardı ki hangi deyiş hangi Hüseyin'in? Tespiti imkansız bir şey...

Annesine gelince bugüne kadar incelediğim cönk ve mecmualarda Kamer adında bir şaire rastlamadım.

Çocukluğu :
Aşık Veli 1853 yılında öldüğü vakit 60 yaşını aşkın olduğu söyleniyor: Buna göre doğumunun XVIII. yüzyılın sonlarında olduğu anlaşılmaktadır. Şimdilik kesin bir rakam vermeğe imkan yok.

10 yaşında iken annesini çok geçmeden de babasını kaybetti. Onların sağlığında üç-beş parça tarlaları vardı. Ölümlerinden sonra hepsi çeşitli bahanelerle kapanın elinde kaldı. Kurtarmak için hangi dala yapıştıysa eli boşa çıktı. Köy yerinde malı mülkü sığırı davarı olmayan kimsesiz bir çocuk ne yapar? Ancak şunun bunun yanında çobanlık. O da aynı yola gitmekten başka çare göremedi. Ağaların emrinde aylarca ve yıllarca şu dağ senin bu tepe benim deyip dolaştı durdu. Bulduysa yedi bulamadıysa çekti sırtına abasını koydu başını bir çul yığının üzerine.

Vaktiyle bir aşığa yarı şaka yarı ciddi <<Bu çevrede neden çok şair yetişiyor? Havasından mı yoksa suyundan mı?>> diye sormuştum. Acı acı güldü...<<Yoksulluktan çaresizlikten dedi. En kötüsü de dertten. Efendi insanı dert söyletir dert... Sen hiç hali vakti yerinde zengin bir kimsenin aşıklık yaptığını duydun mu?>>

Galiba geçerli tek sebep bu!

Hele bu şartlar bir insanda tümüyle mevcutsa yoksul bir anne ve babadan geriye kalan tek miras aşıklıksa o insan söylemez de ne yapar? Köylülerin çoğu <<O işe daha elinin önünün arkasını tanımadan başlamış>> dediler.

İlk aşkı:
Öteden beri Yozgat'ın Muğallı Köyü Türkmenleri yaylak için İğdecik civarlarına gelirdi. Veli bir ara onlara da çoban durdu. Bakımları ve yardımlarını beğenmiş olacak ki tam yedi sene hizmet etti. O yıllarda başından bir de gönül macerası geçti. Belki de yanlarında uzun süre bu meseleden dolayı kaldı.

Ağasının Telli adında bir kızı vardı. Onunla iki kardeş gibi büyüdüler. Ne zamanki kız serpilip de zülüf düzmeğe başlayınca Veli'nin durumu değişti. İçinde çeşidi belirsiz duygular depreşmeğe başladı önceleri kızın haberi yoktu. Sonra sezer gibi olduysa da pek umursamadı. O mevzuda ne yakınlık gösterdi ne de çekingen davrandı. Arkadaşlıkları gene eskisi gibi sürdü gitti. Ama Veli fazla sabredemedi. Bir bekledi iki bekledi en sonunda duygularını açığa vurdu :

Ama dilber çok iş bilir ustasın
Melül mahzun gezen bilmem hastasın
Sinem püte ettin mekan istersin
Muhkem imiş alamadım kal'an yar

Kızın annesi ve babası vaziyeti neden sonradan anladılar. Fakat üzerine aldığı üzerine aldığı bir vazifeyi kusursuz yerine getiren Veli'yi bu mevzuda incitmek istemediler. Tek çıkar yolun kızlarını kendi seviyelerinde ki bir kişi ile evlendirmek olacağına karar verdiler. Çok düşünmedilerde. Muğallı'lı bir genç uzun zamandan beri kapılarını aşındırıp duruyordu. Ona <<peki>> deyip işin içinden çıktılar.

Veli Telli Kız'ın başkasıyla evleneceğine bir türlü inanamadı. Daha doğrusu inanmak istemedi. Ne zaman ki göçünü kendi eliyle yükleyip onu yola vurunca acı gerçeği kabul etmek zorunda kaldı:

Hel hel ettim Mağara'dan uçurdum
Telli Kız'ın gitti derler bu yola
Elim ile evlerini göçürdüm
Telli Kız'ın gitti derler bu yola

Kemter'e Çırak Oluşu:
Veli kabiliyetli bir gençti. Telli Kız'ı yolcu ettikten sonra söylediği deyişleri ağızdan ağıza yayılmaya başladı. Taa Şarkışla'nın Kale köyünde oturan Aşık Kemter'in kulağına kadar gitti. Kemter bu genci bayağı merak etti.Bir gün yanına ısmarladı. Onu ilk görüşte sevdi. Yanından ayırmak istemedi. Dizinin dibine oturtup aşıklığın bütün kurallarını ve törelerini öğretti. Birlikte söylediler birlikte çığırdılar.

Aylar yıllar derken bu mutluluk da çabucak geldi geçti. Kemter 1818 yılında vefat etti. Usta demek bir bakıma baba yarısı demekti. Onun kaybı Veli'yi çok sarstı. Kime ne desin? Feleğe kahretmekten başka elinden ne gelir ki?..

Şu yalan dünyada bir üstat buldum
Beni bırakmadın işime felek
Şakirt olan şaşkın olur dem be dem
Ne okursun bilmem guşuma felek
...................
Sene bin ikiyüz otuzda dörtte
Yükletti göçünü döşüme felek

Hacı Bektaş Tekkesi'ni Ziyaret:
Veli ustası Kemter'i bir türlü unutamadı. Nereye gitse hep onu anlattı hep onun büyüklüğünü insanlığını ve kendisine yaptığı iyilikleri dile getirdi. Komşuları baktılar ki böyle olmayacak << Veli dediler; tebdil-i mekanda ferahlık vardır. Buralardan biraz uzaklaşsan iyi olur. Biliyoruz sen de her Bektaşi gibi pirine ve ocağına bağlısın. İstersen Hacı Bektaş'a kadar git. Hem efendimizin hayır duasını alırsın hem de rahatlarsın biraz.>>

O da zaten çoktan beri böyle bir şeyi arzu ediyor fakat imkan bulamıyordu. Bir gün ne olursa olsun deyip yola çıktı. Tokat ve Çorum üzerinden Hacı Bektaş'a gitti. İçinden derdimi gamamı unuturum diye geçiriyordu. Ama <<dertsiz baş minnetsiz aş >> dünyanın neresinde var ki? O sırada Çelebi Hamdullah Efendinin bir oğlu vefat etmiş herkes yasını tutuyordu. Çelebi'nin ise ağzını bıçak açmıyordu. Veli baktı ki yarasına merhem umduğu tabip kendisinden de hasta. Kimin kime yardım edeceği belli değil. Düşündü de dedi ki:

Derde tabi oldum derman aradım
Vardım ki tabibin derdi benden çok
Her derdin dermanı sendedir bildim
Ne hikmet ki senin derdin binden çok

Hak böyle buyurmuş bina kurunca
Ağlamayı gülmeye eş verince
Tabipler tabibi dertli olunca
Besbelli ki şu dünya da dertsiz yok

Bu deyişi sessizce dinleyen Hamdullah Efendi adeta mırıldanarak söylendi: <<Efendimiz dedi; Hüseyin o kadar acıya dayandı da sen bir evlat acısına dayanamıyor musun? >> Çelebi bu sefer önüne baktı. Baş parmağını dudaklarına dayayıp gözlerini yumdu : <<Sus artık sus... Sen beni aşikare verdin...>>

Sustular ve bir daha bu mevzuu açmadılar.
Veli orada epeyce kaldı. Hamdullah Efendi'yi daha çok sevdi ve her geçen gün ona saygısı bir kat daha arttı.

Ölümü:
Tozanlı tarafından gelirken Yıldızeli'nin Davlıalağan köyünün Sancılıçam mevkiinde fırtınaya tutuldu. Bir an önce köye ulaşmak amacıyla atını mahmuzladı. At hızlı ilerliyordu. Bir çamın altından geçtiği sırada aşağıya doğru sarkan dallardan korunmak için öne doğru iyice eğilmek zorunda kaldı. At birdenbire yekinince eyerle dal arasında sıkıştı ve eyerin kaşı göğsüne saplandı. O vaziyette köy kadar gitti. Konu komşu tedaviye çalıştılarsa da yaptıklarından ne olacak. Ancak bir hafta yaşayabildi. Kabristana gömüldü. Öldüğü vakit yaşı altmışı geçiyordu.

Mezarını gördüm. Baş taşında yeni harflerle <<Türk şairi Aşık Veli 1279>> yazılı. Her haliyle sonradan yazıldığı belli.


*Aşık Veysel şiir demez "deyiş" derdi. Hatta kitaplarından birinin adı da "Deyişler" dir. İrticali şiir söyleyen aşıkların eserlerine bundan daha iyi bir karşılık bulunamaz. Bu sebeple bende aynı kelimeyi benimsemekte bir mahzur bulmadım.


Aşık Veli : hayatı kişiliği deyişleri-İbrahim Aslanoğlu
Kültür Bakanlığı M.F.D. yayınları - Ankara 1984


ada44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Aşık Veli

Aşık Veli konusu, Türküler / Ozanlarımız ve Aşıklarımız forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Ben Orhan Veli - Orhan Veli KANIK nimlahza Şiir 0 29-09-2008 11:55
Aşık Mızarlı Biyografi-Aşık Mızarlı Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 08-07-2008 02:24
Aşık Gülabi Biyografi-Aşık GülabiKimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 08-07-2008 02:07
Hacı Bayram Veli Biyografi-Hacı Bayram Veli Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 01-07-2008 11:59
Orhan Veli Kanık Biyografi-Orhan Veli Kanık Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 01-07-2008 11:39

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 02:06 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats