bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > SAĞLIK > Sağlığımız

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 21-03-2008, 10:56   #1 (permalink)
Avatar Yok
 
Standart Şeker Hastalığı (Diabetes Mellitus) ve Göz

Kudret Göz Hastanesi ile başlattığımız göz sağlığı yazılarımıza devam ediyoruz. Bu sayımızda Şeker Hastalığı’nın en çok etkilediği ve büyük tahribat yaptığı göz rahatsızlıkları ile ilgili olarak sorularımıza Kudret Göz Hastanesi Başhekimi Dr. Özgür Mertoğlu cevap veriyor.
Öncelikle şeker hastalığı nedir?
Şeker hastalığı (Diabetes Mellitus) insülin hormonunun yetersiz veya hiç salgılanmaması sonucu vücudun şekeri kullanma ve depolama yeteneğinin bozulması ile karekterizedir. Şeker hastalığı insüline bağımlı Tip I ve Tip II olmak üzere iki farklı klinik özellik gösterir. Diabet hastaları arasında Tip I (insüline bağımlı) görülme oranı yüzde 5-10 Tip II görülme oranı yüzde 90-95 arasındadır. Şeker hastalığı vücudun tüm organlarını etkilemekle beraber gözdeki ağ tabakası ve böbrek birinci derecede tutulmaktadır.
Diabetik Retinopati ve Makulopati nedir?
Şeker hastalığında gözde ağ tabakasının (Retina) tutulumuna diabetik retinopati sarı noktanın tutulumuna diabetik makulopati adı verilir. Diabetik retinopati körlüğün en sık ve en önemli nedenidir. Şeker hastalığı gözün yalnızca ağ tabakasını değil tüm dokularını etkileyen bir hastalıktır. Bu nedenle ayrıca katarakt glokom (göz tansiyonu) göz siniri felçlerine görme siniri kuruması (optik atrofi) ve kuru göz hastalığına yol açabilir
Diabetik Retinopati sıklığı nedir?
Şeker hastalığının toplumun en az yüzde 3’ünü etkilediği bildirilmiştir. Ülkemizde 4-5 milyon arasında şeker hastası olduğu tahmin edilmektedir. Şeker hastalığı olanlarda gözdeki ağ tabakası (retina) ve sarı noktanın (makula) etkilenme sıklığı yaklaşık yüzde 40 ‘tır. Bu nedenle ülkemizde iki milyon kişide şeker hastalığına bağlı diabetik retinopati olduğu düşünülmektedir. Bu oranların yüksekliği şeker hastalığının çok ciddi bir toplum sağlığı sorununa yol açtığının göstergesidir.
Diabetik Retinopati’nin tipleri nelerdir?
İki tip diabetik retinopati vardır: Proliferatif olmayan ve proliferatif olan diabetik retinopati.
Proliferatif olmayan: Başlangıç retinopati olarak da bilinir. Bu evrede gözün sinir tabakasındaki küçük kan damarlarından kan veya sıvı sızıntısı meydana gelir. Sızan sıvı sinir tabakasının şişmesine ve eksuda ismi verilen depozitlerin oluşmasına yol açar.
Proliferatif diabetik retinopati: Göz siniri veya sinir tabakası (retina ) üzerinde anormal yeni damar (neovaskülarizasyon) oluşmasıyla karakterizedir.
Maküla ödemi ( diabetik makulopati): Gözün sarı leke diye bilinen ve sinir tabakasının merkezinde bulunan maküla isimli küçük bölgenin şişmesi veya kalınlaşmasıdır. Şişme kan damarlarının sızıntı yapması sonucu olur. Bu durum şeker hastalarındaki görme kaybının en sık sebebidir.
Diabetik retonipati için risk faktörleri nelerdir?
1- En önemli risk etkeni şeker hastalığının süresidir.
2- Metabolik dengenin bozuk olması ve kan şekerinin kontrol edilememesi durumunda retinopati sıklığı artar.
3- Şeker hastalığıyla beraber hipertansiyon böbrek hastalığı damar hastalığı ve anemi olması hastalığın ilerlemesini kötü yönde etkiler.
4- Kandaki kolesterol ve trigliserid yüksekliği de önemli risk etkenleri arasındadır.
5- Sigara içilmesi ve alkol kullanımı retinopati görülme sıklığını ve derecesini arttırır.
6- Gebelikte hormonal nedenlerle retinopati daha sıktır. Bu nedenle hamile diabet hastalarının daha sıkı takipte tutulması gerekir.
Erken tanı neden önemlidir?
Çünkü görme kaybı önemli ölçüde engellenebilir. Şeker hastalığınız varsa bilmelisiniz ki günümüzde ileri tanı ve tedavi yöntemleriyle retinopati gelişen hastaların ancak az bir kısmında ciddi görme problemleri meydana gelmektedir. Görme kaybını önlemenin en iyi yolu diabetik retinopatinin erken tespitidir. Tanı erken konulursa yüzde 90 oranında körlüğü engellemek mümkündür. Kan şekerini düzenli kontrol ettirip düzenli göz muayenelerinden geçildiği takdirde görme kaybı riskini önemli ölçüde azaltmak mümkündür.
Diabetik Retinopati nasıl teşhis edilir?
Ayrıntılı bir göz muayenesi ile kolayca teşhis edilebilir. Muayene ile daha görme problemleri ortaya çıkmadan retinopati tespit edilebilir. Göz hekimi damlalarla göz bebeğini büyütüp gerekli aletlerle gözün içini değerlendirir. OCT (Optical coherens tomogafi) adı verilen basit bir ölçüm ile sarı nokta (makula) kalınlığı değerlendirilip ödem varlığı araştırılır. Gereğinde takip ve tedaviyi planlamak amacıyla renkli fundus fotoğrafı ve FFA ( fundus floressein anjiografi- ilaçlı göz filmi) çekilebilir ve retinadaki beslenme bozuklukları sıvı sızıntıları saptanır.
Tedavi nasıl yapılır?
En iyi tedavi mümkün olduğu sürece retinopati gelişimini önlemektir. Kan şekeri sürekli kontrol altında tutulduğunda uzun süreli görme kaybı riski önemli ölçüde azaltılmış olur. Yüksek kan basıncı veya böbreklerle ilgili sorun varsa bunların da tedavisi gerekir.
Lazer Tedavisi en etkili ve güvenle uygulanan tedavi şeklidir. Diabetik retinopatinin ilerlemesini durdurur. Proliferatif diabetik retinopatide lazer maküla dışındaki tüm retinaya uygulanır. Buna panretinal fotokoagulasyon denir. Böylece anormal damarlar büzüşür ve yeniden büyümeleri engellenmiş olur. Aynı zamanda vitre kanaması şansı azalır.
Tedavi için hasta normal muayene koltuğuna oturtulur. Sadece birkaç göz damlası uygulanabilir. Tedavi birkaç seansta yapılır ve her bir seans 10-15 dakika kadar sürer. Hastanın günlük yaşantısı üzerine olumsuz bir etkisi yoktur. Ciddi herhangi bir yan etkisi yoktur.
Maküla ödemi için bölgesel sıvı sızdıran odaklar yine lazer ile tedavi edilebilir. Ayrıca makula ödemini azaltmak için göz içine ilaç uygulaması (triamsinolon) gereğinde uygulanabilir.
Anti-VEGF uygulamaları (İntravitreal Avastin uygulamaları); göz içine enjeksiyon şeklinde uygulanan ilaçlardır. Avastin bu grup ilaçlardan biridir. Makula ödeminin tedavisinde ve yeni damar oluşumlarının yok edilmesinde ve yine göz içi kanamalarında yeni kanamaların engellenmesinde çok etkili yeni tedavi seçenekleridir. Bu göz içi enjeksiyonları sayesinde göziçi kanamalarının tedavisi çok daha başarılı hale gelmiştir. Eğer gerekiyorsa cerrahi girişimlerin başarı şansı artık çok daha yüksektir.
Vitreoretinal cerrahi girişim; bu bir mikrocerrahi girişimdir ve ameliyathane şartlarında yapılır. Vitrektomi adı verilen ameliyat ile vitreus adı verilen göz içi sıvısı alınır kanamalar temizlenir yeni damar oluşumları alınır yerinden ayrılmış retina tabakası varsa onarılır retinaya lazer yapılarak gözün beslenmesi düzenlenir. Göz içi kanamalarında çekilmeye bağlı retina hasarlarında uygulanır. Gereğinde vakit geçirilmeden yapılması çok önemlidir.
Hangi sıklıkta muayene gereklidir?
Şeker hastalarının en az yılda bir ya da iki defa gözleri genişletilerek muayeneleri erken tanı için önemlidir. Diabetik retinopati tanısı konduğu zaman göz hekiminin belirleyeceği sürelerde muayene olmak gerekir.
gebelik esnasında retinopati hızlı ilerleme gösterebileceği için diabetli gebelerin gebeliğin ilk üç ayı içinde göz muayenesinden geçmeleri şarttır.


Bakimli Bayan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
diabetes mellitus, seker hastaligi

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Şeker Hastalığı (Diabetes Mellitus) ve Göz

Şeker Hastalığı (Diabetes Mellitus) ve Göz konusu, SAĞLIK / Sağlığımız forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: avastin göz, avastin nedir, makulopati nedir, avastin göz iğnesi, damar tutulumlu diabetes mellitus, göz siniri kuruması, göz sinirlerinin kuruması, dr özgür mertoğlu, göz avastın, diabetik retinopati makulopati, avastin göz ilacı, gozde mertoglu, avastinnedir, şeker hastalığında diabetes mellitus nedemek tir, damar tutulumlu diabetes melitus nedir,

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 12:23 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats