bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 09-12-2012, 04:53   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Avatar Yok
 
Kırmızı Surat Hz Muhammedin Hayatı

hazreti muhammedin hayatını yazın lütfen ödevim var


 

Alt 09-12-2012, 05:02   #2 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

20 Nisan 571'de Mekke'de doğdu ve 8 Haziran 632'de Medine'de (Yesrip) vefat etti. Hem Mekke hem de Medine bugün Suudi Arabistan sınırları içinde bulunan Hicaz Bölgesi'ndedir. Künyesi Ebu'l-Kasım'dır. Bir kişinin aldığı künye ise o dönem Arab toplumunda ilk doğan erkek çocuğunun ismine dayanmaktadır. Ki Muhammed'in ilk doğan erkek evladının ismi Kasım'dır. Muhammed'in 610-632 yıllarında Cebrail vasıtasıyla aldığı kabul edilen vahiyler Kur'an'ı oluşturur.

Soyu

İsmail peygamber soyundan Adnaniler kavminden Kureyş kabilesinin Haşimoğulları sülalesinden gelir.

Nesep silsilesi şöyledir: Muhammed Abdullah Abdulmuttalib Haşim Abd-i Menaf Kusay Kilab Mürre Kâb Lüeyy Galib Fihr Mâlik Nadr Kinane Huzeyme Müdrike İlyas Mudar Nizar Maad Adnan

Ayrıca Muhammed kendi soyunun İbrahim'den geldiğini şu şekilde belirtir:

Allah İbrahimoğullarından İsmail'i İsmailoğullarından Kinaneoğullarını Kinaneoğullarından Kureyş'i Kureyş'ten de Beni Hâşim'i Beni Hâşim'den de beni seçmiştir.

Çocukluğu

571 yılında Mekke'de doğdu. Babası Abdullah bin Abdulmuttalib annesi Medine'nin Hazreç kabilesinden Nennaceler'den Veheb bin Abdumenaf'ın kızı Amine'dir. Muhammed daha doğmadan babası öldü. Yetiştirilmesini dedesi Abdülmuttalib üzerine aldı ve torununa o zamana kadar kimseye verilmemiş olan "Muhammed" adını verdi. Muhammed o sıralarda Mekke'de bulunan Beni Sa’d kabilesinden Halime adlı bir kadına emanet edildi.. Muhammed’i ondan önce Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe emzirdi. Muhammed üç yaşına kadar annesi Amine’nin de gözetimiyle süt annesi Halime-i Sadiyye’nin yanında kaldı daha sonra Mekke şehrine giderek kendi annesinin yanına döndü.

Muhammed altı yaşında iken annesi Amine ve bakıcısı Ümm-ü Eymen’le birlikte akrabalarını görmek için Medine’ye gittiler. Bir ay Medine’de kaldıktan sonra Mekke’ye dönüşte Ebva’ya (Cuhfe’den 37 km. uzak) ulaştıklarında annesi vefat edip orada defnedildi. Cariyeleri Ümmü Eymen onu Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalib’e teslim etti.

Dedesi yetiştirmesi için onu oğlu Ebu Talip’e bıraktı. Ebu Talip ona çok iyi baktı. Yengesi de kendisine çok iyi davrandı; çocukları aç olsalar bile önce onu doyurdu. Muhammed “O benim annem gibiydi” der.


Gençliği

Muhammed dokuz yaşındayken amcası ticaret yapmak için gittiği Suriye’ye onu da götürdü. Busra kasabasında bir rahibin (Bahira) onun peygamber olacağını haber verdiği söylenir. Genç Muhammed on yedi yaşındayken de amcası Zübeyr ile Yemen’e gitti. Bu geziler bilgi ve görgüsünü artırmasının yanı sıra ruhsal yapısının gelişmesinde de etkin rol oynadı. Bu arada da amcaları ile birlikte Kureyş ve Kays kabileleri arasındaki Ficar Savaşı’na katıldı. Ticaretle olan ilgisi Hatice ile tanışmasına neden oldu ve onun sermayesi ile ticarete başladı. Suriye’ye yaptığı ilk seferde çok kazanç elde etti.

Evlilikleri

Muhammed dürüstlüğü ile Hatice üzerinde iyi bir izlenim bıraktı ve Hatice'nin evlenme teklifini kabul ederek onunla evlendi. Evlendiklerinde Muhammed 25 Hatice ise 40 yaşındaydı. Hatice ölünceye kadar başka eş almadı. Hatice'nin ölümünün ardından bir çok eş aldı. Bunlardan özellikle Ayşe ve Zeynep ile yaptığı evlilikler asırlar boyunca tartışma konusu olmuş ve olmaya devam etmektedir.[kaynak belirtilmeli]

Vahiy Öncesi

Muhammed çevresinden gelen paganist görüş ve uygulamalarla ilgilenmedi. Kendisi aynı dönemde herhangi bir puta tapmamakla birlikte başkalarının tapınmalarına da açıkça karşı çıkmadı. Onun bu dönemdeki tutumu İslam inancının kutsal kitabı Kur'an’da “...oysa vahiyden önce kitap nedir iman nedir sen bilmezdin” (42/Şura Suresi 52) ve “Allah seni yorulmuş halde buldu ve doğru yola yönlendirdi.” (43 7) ifadeleriyle gösterilir. Bununla birlikte gerek kendi ülkesinde gerekse gezip gördüğü ülkelerdeki toplumlarda dinsel inanç ve ahlak bakımından gözüne çarpan çöküntü sapkınlık ve bozulmalar üzerinde derin izler bıraktı ve onu bu konularda düşünmeye sürükledi.

Hatice'nin kuzeni Varaka Bin Nevfel Hıristiyan'dı ve bilimle ilgiliydi. Tevrat ile İncil'i de kapsayan Kitabı Mukaddes'i iyiden iyiye incelemiş ve Arapça'ya tercüme etmişti. Dinler tarihini çok iyi biliyordu. Araştırmaları sonucunda puta tapıcılığı bırakıp Hıristiyanlığı kabul etmişti. Varaka'nın Muhammed'e Yahudi ve Hristiyan dini metinlerini okuduğu Adem'den İsa'ya kadar bütün Peygamberlerin menkıbelerini anlattığı iddia edilir. Başta Kuran'ın kendisi olmak üzere tüm islami kaynaklar buna şiddetle karşı çıkarlar.

İlk vahiy geldikten sonra Hatice Muhammed'i Varaka Bin Nevfel'e götürmüştür. Olanlari dinleyen Varaka'nin Muhammed'e kendisinin beklenen peygamber gelen meleğin Cebrail olduğunu söyleyip “Kavmin seni Mekke’den çıkaracakları zaman keşke sağ olsam da sana yardım etsem!” temennisinde bulundugu ifade edilir.

Vahiy Dönemi-İlk yıllar

Muhammed'in 610 yılından başlayarak öldüğü yıl olan 632'ye kadar aldığına inanılan vahiyler Kur'an'ı oluşturur.

İslam inancına göre Peygamber olmadan önce bu sorunlara çare bulmak amacıyla toplumdan uzaklaşıp Mekke’nin yaklaşık 6 km kuzeyinde bulunan Hira dağındaki bir mağaraya çekilmeyi ve Ramazan ayını burada geçirmeyi adet edindi. Bu mağaraya gitmeye 1-2 yıl devam etti.

40 yaşındayken 610'da 26 Ramazan'ı 27’sine bağlayan gece (Kadir gecesi) Muhammed'e geldiğine inanılan ilk vahiy şu şekilde anlatılır:

Kendisi Hira Dağı'nda ibadet ve tefekkürle meşgulken Cebrail adlı melek geldi ve ona "Oku!" dedi. Muhammed korku ve heyecan içinde "okumasını bilmem ne okuyayım?" dedi. Bunun üzerine Cebrail Muhammed’i sıkarak yine "Oku!" dedi. Muhammed tekrar okuması olmadığını söyleyince Cebrail onu sararak aynı şekilde sıktı ve geri bırakarak "Oku!" dedi. Muhammed "Okuma bilmem söyle ne okuyayım" diye karşılık verince Cebrail Alak Suresi'nin ilk ayetlerini okudu: "Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir..."[12]

Korku ve heyecan içinde kalan Muhammed ayetleri tekrar etti ve hafızasına yerleştirdi. Ardından Cebrail kayboldu Muhammed evine dönmek üzere yerinden kalktı. Yola çıkan Muhammed'e etraftan binlerce ses: "Ey Muhammed selam olsun! Ya Resulullah sana selam olsun!" diyordu. Her defasında geriye dönüyor taş ve ağaçlardan başka bir şey göremiyordu. Ona peygamberlik verilmişti... Evine geldiğinde yatağına yattı ve yalnızca "Beni örtün" diyebildi... Uyandığında başından geçenleri Hatice'ye anlattı. Ardından başından geçenleri Hatice'nin amcasının oğlu olan Varaka bin Nevfel'e açıkladı. Yaşlı bir Hristiyan bilgini olan Varaka bin Nevfel anlatılanları duyunca "Kuddûs... Bu gördüğün Melek yüce Allah'ın Musa peygambere gönderdiği Ruhul Kudüstür. Sen de bu ümmetin peygamberisin. Keşke kavminin seni yurdundan çıkaracağı zaman sağ olup sana yardım edebilsem."


Sünni inanışına göre Muhammed’in İslam'a çağrısına ilk uyan eşi Hatice oldu. Onu amcası Talip’in oğlu Ali azatlı kölelerden Zeyd bin Harise ve Ebu Bekir izledi. Şia'ya göre ise ilk Müslüman amcasının oğlu Ali bin Ebu Talib'dir. Bir süre yine vahiy kesildikten sonra on bir ayetten oluşan Duha Suresi (93) indi. Bu surede Allah’ın Peygamber’i yalnız bırakmadığı yetimken barındırdığı bu nedenle yoksullara yardım edilmesi ve iyi davranılması gerektiği üzerinde duruldu. Bu dönemde islam dinini kabul edenlerin büyük bir çoğunluğu üst düzeyden mal ve canlarını vermekten çekinmeyen kişiler oldukları halde dinlerini gizlemek zorunda kaldılar. Belli bir süre sonra Muhammed`i önce akrabalarını ardından Safâ tepesi ne çıkarak tüm Mekke halkını açıktan açığa müslüman olmaya çağırdı. İlk müslümanlar çok ağır hakaret ve işkencelere katlanmak zorunda kaldılar.

İsra ve Mi'rac

Kur'an’dan ve hadislerden aktarılanlara göre Muhammed Medine’ye gitmeden bir süre önce İsra ve bazı kaynaklara göre de Mirac olayı meydana geldi:

Bu gecede Muhammed Cebrail’in eşliğinde önce Mescid-i Aksa’ya gitti. Orada İbrahim Musa İsa ve diğer peygamberlerden bazılarıyla karşılaşarak onlarla görüştü. Sidretu’l-Münteha’da kendisine gösterilmek istenen Allah’ın ayetlerini gördükten sonra aynı gecede Mekke’ye döndü. Ayrıca bu gecede Allah ile insanların anlayamayacağı bir dil ile konuşmuştur. Bu semavi gece yolculuğunda Muhammed’e Cennet ve Cehennem ve bu ikisine girenlerin hali gösterildi. Bu yolculuk esnasında diğer bazı hükümler yanında beş vakit namaz da farz kılındı. Sünni inancında Muhammed bu yolculuğu hem ruh hem beden ile Şii inancında ise sadece ruh ile yapmıştır.[13]

İslam dininin temel kaynağı Kur'an'da sadece İsra olayına yani peygamberin Mescid-i Aksa'ya gidişine yer veirlir. Diğer detaylar ise genellikle Mirac olarak adlandırılır ve Kur'an'da yer almaz. Bununla birlikte ikincil kaynaklarca gerçekleştikleri savunulmaktadır.

Muhammed Mekke’ye dönünce bu yolculuğunu anlattı. Bunun üzerine Kureyş'liler O'nu yalanladılar. O'ndan Mescid-i Aksa'yı kendilerine tarif etmesini istediler. Mescid-i Aksa'dan tam ve doğru olarak haber verince sustular. Hatta Kureyşlilere Mi'raca çıkarken yolda gördüğü Kureyşin bir kervanının yarın günün belirli bir vaktinde geleceğini haber verdi. Aynen söylediği vakitte kervan gelerek Mi'racının doğru olduğunu tasdik ettirdi.

Kureyşli müşrikler Ebu Bekir'e giderek dediler ki: “Senin arkadaşın dün gece Kudüs’e oradan da semaya çıkıp tekrar Mekke’ye döndüğünü söylüyor ne dersin?” Ebu Bekir de: “O söylüyorsa doğrudur!” dedi.

Akabe biatları

Muhammed Hac mevsiminde Mekke’ye gelen Medineliler ile anlaştı. Medineliler dinsel bir vaizden çok kabile savaşlarında kendilerine önderlik edecek birini arıyorlardı. Muhammed’de bu iki niteliğin de bulunduğu Hicret’ten (622) sonra anlaşılacaktı. Muhammed bir Hac mevsiminde Akabe’de Yesribliler (Medineliler) ile görüştü. Medinelilerden önce altı sonra on iki kişi müslüman oldu. Medineliler İslam’ı kabul edip memleketlerine döndüler ve İslam’ı anlatmaya başladılar. Ertesi yıl aynı yerde yetmiş üç erkek iki kadın Medineli müslüman Muhammed Medine’ye gelip bu kente yerleşirse kendisini koruyacaklarına söz verdiler. Bu anlaşma Mekke’de öğrenilince müslümanlara baskı ve zulüm daha da arttı ve müslümanlar büyüklü küçüklü topluluklar halinde Medine’ye göç etmeye başladılar. Medine’nin Mekke ticaret yolu üzerinde bulunması ve burada müslümanların giderek çoğalması Mekkeliler’in çıkarlarına aykırı düştü; bu nedenle müslümanların Medine’ye göç etmelerine engel olmaya çalıştılar.

Hicret

Müslümanlığa karşı olan Mekkeliler her türlü baskıyla Muhammed’i davasından vazgeçiremeyince ve Mekke dışında yani Medine’de müslümanların giderek kuvvetlendiğini görünce; durumun kendileri için tehlike yaratacağı düşüncesiyle o zaman Kabe’ye yakın bir yerde bulunan Daru’n-Nedve dedikleri meclislerinde toplanarak meseleyi görüşmeye başladılar.


Görüşler İslam denen hareketin hızla büyüdüğü ve Muhammed’in bu çalışmalarını durdurmak gerektiği merkezinde birleşiyordu; putperestlik tehlikeye girmişti ve İslam Mekke’nin düzenini bozabilecek güçteydi. Mekke’nin ileri gelenleri bu kararı alınca nasıl hareket edecekleri ve hangi yöntemleri uygulayacakları konusunda görüşmeye başladılar. İlk önce şu görüş ortaya atıldı: “Muhammed’i prangaya vurup hapsedelim!” Bu kabul edilmeyince: “Onu memleketimizden sürgün edelim; ne hali varsa görsün!” denildi. Bu görüş de kabul edimeyince İslam'ı sevmeyen ve onu çok tehlikeli bulan Ebu Cehil: “Benim görüşüme göre onu öldürmekten başka çaremiz yoktur. Bunun için de her kabileden birer genç seçelim. Her birine de birer keskin kılıç verelim. Bunların hepsi birden kararlaştırdığımız yer ve zamanda Muhammed’i pusuya düşürerek öldürsünler; biz de ondan kurtulalım! Böyle olursa onun kan davası bütün kabilelere düşeceğinden ve ailesi olan Benu Abdi Menaf herkese savaş açamayacağından diyete razı olurlar biz de diyetlerini veririz!” dedi. Bu görüş kabul edildi.

O gece suikastçiler Muhammed’in evini sararak onu öldürmek için uyumasını beklediler. İslam inancına göre Allah onların oyununu Peygamber’e bildirdi ve Ali Muhammed'in yerine geçti. Suikastçiler yorgani açıp yatakta Ali´yi görünce cok sasirdilar ve durumu üslerine anlatmak üzere gittiler. Muhammed evden çıkarak Ebu Bekir’in evine gitmiş ve hicret için geldiğini söylemiştir Ebu Bekir sevinçten ağlamaya başladı. Ebu Bekir’in evinde bir süre oturduktan sonra beraberce Mekke’nin güneybatısında bulunan Medine´ye hareket ettiler.

Mekkeliler Muhammed hicret edecek olursa bir kısımı İslam’ı kabul etmiş olan Medine’ye gideceğini biliyorlardı. Muhammed bunu düşünerek Medine yoluna değil Mekke’nin güneybatısına düşen Sevr dağına hareket etti.

Muhammed Ebu Bekir ile Sevr mağarasında üç gün geçirdi. Mağaraya önce Ebu Bekir girmiş ve içinde akrep yılan gibi zehirli hayvanların olup olmadığını yoklamıştı. Bu kontrolden sonra Peygamber içeri girdi.

Muhammed’in hicret ettiğini öğrenen Mekke Hükümeti her tarafa asker seferber etmiş onları bulup getirene yüz deve ödül vadetmişti. Hükümet askerleri ve Ebu Cehil her tarafta Peygamber ve sadık arkadaşı Ebu Bekir’i arıyordu. Nihayet askerler Ebu Bekir’in evine gelince Ebu Bekir’in kızı Esma onlara Ebu Bekir ve Muhammed’in nerede oldukları konusunda bir şey söylemedi. Bunun üzerine Ebu Cehil Esma’ya şiddetli bir tokat attı.

Bu sırada Mekkeliler her tarafta Muhammed’i arıyordu. Hatta becerikli bir iz sürücüsü Mekke askerlerini Sevr mağarasına kadar getirmişti. Ancak bu sırada bir mucize olmuş bir örümcek mağaranın ağzına ağ örmüş ve bir güvercinde yuvasını mağara girişine kurmuştu.Askerler mağaranın yanına gelince Ebu Bekir endişenmeye başladı. Muhammed onu teselli ediyordu: “Tasalanma Allah bizimle beraberdir.” Bu sırada askerler mağara girişindeki örümcek ağını ve güvercin yuvasını görünce içeride kimse olamayacağını düşünerek geri döndüler.

Muhammed ve Ebu Bekir 20 Eylül 622’de Medine yakınlarındaki Kuba’ya ulaştılar. Muhammed tekbir ve ilahilerle karşılandı; Kuba’ya varır varmaz Kuba Mescidi’ni inşa ettirdi. Burada Külsüm bin Hedm’e konuk oldu. Muhammed on gün dinlendikten sonra yanında bulunan ashabı ile beraber Medine’ye hareket etti. Bu sırada Ali de Kuba’ya vardı.

Muhammed Medine' de tüm Medinelilerce bekleniyordu. Muhammed Medine’de Beni Salim mahallesinde Cuma Namazı'nı kıldı ve ilk hutbesini verdi. Medine’de Ebu Eyyub el-Ensari’nin konuğu oldu. Medine´ye girdiğinde halk Peygamberlerinin kendi evlerinde kalması konusunda tartışınca Muhammed bir öneri sundu "devesinin ilk çökecegi yere evinin yapilmasi" ve halk bunu kabul etti.Devesinin ilk çöktüğü yere bir Mescid ve kendi ailesinin kalması için mescide bitişik odalar yaptılar. Mescidin bir yanına da barınaksız kişilerin kalabilmeleri için “Suffe”adı verilen bir yer yapıldı. Aynı zamanda islam dünyasının ilk yatılı okulu sayılan bu yurtta kalanlara “Ashabu's-Suffe” denildi.

Medine Hayatı

Medine (Yesrip'e müslümanlarca Medinetü'n Nebi Peygamberin Şehri dendi) halkı dinleri uğruna Mekke’den göçenlerden (Muhacir) ve bunlara yardımcı olduklarından dolayı Ensar adını alan yerli halk (aslen Yemenli Evs ve Hazreç kabileleri ki yerleştikleri bu yere Yemen Serabı anlamında Yesrip dediler. Hazreç Hadramut'ludur.) ile Benu Kureyza Benu Kaynuka Benu Nadir adlı Yahudiler’den oluşuyordu. Bunlar arasında birlik sağlamak oldukça güçtü. Medine sınırları yakınlarında Hayber vb. yerlerde yaşayan Yahudiler varlıklı kişiler olduklarından çevre üzerinde etkiliydiler. Evs ve Hazreç kabileleri arasındaki geleneksel düşmanlığın yeniden alevlenme olasılığı da vardı. Ayrıca Ensar ile Muhacirunu kaynaştırmak çözülmesi gereken bir sorundu. Muhammed bütün bu kesimleri birleştirip bağdaştırmak amacındaydı. Ancak her şeyden önce çok yoksul olan göçmenlerin durumlarının düzeltilmesi gerekiyordu. Muhammed Muhacirleri Ensar ile kardeş ilan ederek ensarın onlara yardım etmesini sağladı. Yahudiler ile açılan aralarını düzeltmek için bu kavmi hıristiyan ve putperestleri de müslümanlarla birlikte içine alan Medine kent devletini kurdu. Arapça Madinat/Madinah/Medine'nin Türkçe karşılığı devlet anlamındadır Yesrip bir site devleti idi. Bu kesimlerin hak ve yükümlülüklerini saptayan 47 maddelik bir tür Medine Anayasası'nı benimsendi.

Kendi dinleri ile birçok benzerlikler göstermesine karşın Yahudiler müslümanlığa karşı çıktılar. Muhammed onlara İslam dininin kendinden önceki peygamberlerin söylediklerine uygun ve onların da bildirdiği dolayısıyla onların dininin devamı olan bir din olduğunu ifade etti. Yahudiler yine de İslam dinine ve müslümanlara karşı olumsuz tutumlardan vazgeçmediler. Medine’de Muhammed’e karşı olanlar yalnızca bunlar değildi; Mekkeli putperestlerin ajanları müslümanlığı seçtiklerini söyleyip karışıklık çıkartmaya çalışıyorlardı.

632 yılının Mart ayında (9 Zilhicce) arefe günü 100.000 den fazla kişiye Rahmet Dağı'nda verdiği son hitabesine veda hutbesi denir.

Vefatı

632 yılının sonlarında Veda Haccı'ndan sonra peygamber hastalandı.

Son anlarında Ayşe ve çocukları yanındaydı. Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.

Başı Ayşe'nin göğsüne dayalı şekilde kelime-i şehadet getirdi. Ağzından dökülen son cümle "Allahümme er-refikül ala..." şeklindeydi. Bu şekilde 8 Haziran 632 yılı pazartesi günü vefat etti.

Vefat haberini duyan ashab hemen evine geldi. Ömer onun öldüğünü kabullenemiyordu. Ebubekir "Şayet Muhammed'e tapıyor idiyseniz bilin ki Muhammed öldü. Yok şayet Allah'a tapıyorsanız bilin ki Allah bâkidir." diyerek insanları yatıştırdı. Daha sonra şu ayeti okudu:

Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır.(Al-i İmran 144)

Peygamber Mescid-i Nebi'nin yanında mezarına defnedildi.

Hz. Muhammed bir hadisinde şöyle der: "Benim şu mescidimde kılınan bir namaz Mescid-i Haram haricinde diğer mescitlerde kılınan namazlardan bin kat hayırlıdır.


Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Hz Muhammedin Hayatı

Hz Muhammedin Hayatı konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: bakimliyiz hz muhammed in h,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hz Muhammedin güzel ahlakı ile ilgili kompozisyon elif Türkçe ve Edebiyat 1 27-04-2017 07:50
Hz. Muhammedin Aile Büyüklerinin İsimleri Nelerdir? gizem Soru Cevap 1 06-01-2015 05:43
Hz Muhammedin temizlik ile ilgili sözleri nelerdir? elif Dini Mesajlar 2 07-12-2014 07:40
Hz muhammedin vefat ettiği yer neresidir elif Soru Cevap 0 19-10-2012 04:19

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 06:49 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats