bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 26-01-2013, 06:45   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Avatar Yok
 
Standart Osmanlı devletinin ırklar bakımından durumu

Osmanlı devleti kaç ırktan oluşmaktadır ve hangi ırklar tarafından kurulmuş ve idare edilmiştir.


 

Alt 31-01-2013, 09:17   #2 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Yeryüzü birçok büyük medeniyet görmüştür. Fakat Osmanlı'nın vardığı insanlık zirvesine hiçbiri yetişememiştir. Bütün insanlığı hiçbir ayırım yapmadan kucaklayan kuşatan ve mutlu eden bir medeniyet kurmak Osmanlı'ya nasip olmuştur. Öteki medeniyetleri temsil eden devletler ise sundukları ikbal ve menfaatlerden sadece hakim milletin istifadesini sağlamışlardır. Osmanlı'da hakim millet Türk idi. Ancak devletin sunduğu mutluluk huzur ve maddî manevî diğer bütün kazanımlar devletin bütün tebaasına paylaştırılmıştır.

Batılıların medeniyetin kaynağı saydığı Yunan-Roma milletleri ise kendilerinden başkasını asla birinci sınıf insan yerine koymamışlardır. Birinci sınıf saymamaları da yetmemiş başkalarını barbar bilmişler bu insanlara da her türlü işkenceyi normal bulmuşlar. Osmanlı ise himayesine alıp yönettiği her topluluğu hürriyet ve adaletle korumayı kendisine asli bir görev bilmiştir. Osmanlı yönetimini kabul etmiş herkes aslen Osmanlı sayılmış devlet asıl hakim unsur olan Türk adını bile bu ilkesi dolayısıyla telaffuz etmemiştir.

Bu sebeple de hangi dine hangi millete hangi mezhebe mensup olursa olsun Osmanlı bayrağı altında toplanan herkesi “Osmanlı” kabul etmiştir. Devletin adını da “Osmanlı Devleti” ya da “Devlet-i Aliyye” (Yüce Devlet) olarak belirlemiştir. Bu da gösteriyor ki Osmanlı bütün insanlığa hak ve adalet getirecek bir misyonu üstlenmiş bunu da İ'layı kelimetullah (Allah adını yüceltmek) olarak belirlemiştir.

Osmanlı böylesine cihanşümul (bütün dünyayı kapsayıcı) bir ideal peşinde iken Avrupa'da milletler çeşitli ırk ve inançların bir arada yönetilebileceğini hayal bile edemiyorlardı. Hatta aynı din ve inançtan gelmiş olanları bile bir devlet çatısı altında tutamıyorlardı. Bu sebeple de aynı dinin çeşitli mezhepleri arasında yıllarca süren kanlı savaşlar çıkıyordu.

Osmanlı'nın temel özelliği değişik düşünce ve inanç sahibi toplulukları tek siyasi çatı altında toplayıp adaletli bir biçimde yönetmektir.
Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren bu özelliğini uygulamaya koyduğu için birçok millet kendi rızaları ile onun himayesini istemişler ve yönetimini benimsemişlerdir. Osmanlı'nın kısa zamanda harika bir genişleme göstermesinin temel sebebi budur. Adaleti insanlığı güveni ve eşitliği isteyen insanlar Osmanlı'yı davet etmişlerdir. Çeşitli topluluklar arasında ne din ne mezhep ne de sınıf çatışmasına asla meydan verilmemiş herkes birbiriyle kaynaşıp aynı milletten olma bilincine ermiştir. Etnik kökeni inancı felsefesi ne olursa olsun bütün halk kendisini büyük bir heyecanla Osmanlı olarak tanımlıyordu. Osmanlı bütün ırklara eşit mesafede durmuş asla ırkçılık yapmamıştır.

Osmanlı adaletsizlik ve özel imtiyazlı sınıflar oluşturmayarak toplumda tam bir denge kurmuştur. İşte bu sağlam toplumsal denge sebebiyle bütün milletler en mutlu yıllarını Osmanlı hakimiyeti yıllarında yaşamışlardır. Hâlâ da bıraktığı boşluk devam etmekte çekildiği her yerde huzursuzluk had safhada bulunmaktadır.
Rumelide Kafkaslarda Ortadoğuda hâlâ devasız bir başıboşluk ve düşmanlık bütün hızıyla sürmektedir. Eski Osmanlı topraklarının hepsinde o yüce medeniyete karşı derecesi azalmayan bir hasret yaşanmaktadır. Osmanlı çıkıp geldiği her yerde çamla çırayla aranmaktadır.

Yapılan ciddi araştırmalar Osmanlının asla sömürgecilik yapmadığını ispat ediyor. Osmanlı aldığından fazlasını vermiştir. En az verdiği kendi asıl ve asil gücü olan Anadolu'dur. Başka ırk ve milletleri yabancı görmemiş aşağılamamış hor görmemiş hele de hiç zulmetmiştir. Tabi ki bunlar genel kurallardır. 600 yıl içinde bu kuralları çiğneyenler de olmuştur. Ancak diğer büyük güçlerin kurduğu devletlerle karşılaştırılırsa en temiz en adaletli ve en insanî olanı Osmanlı'dır.
Osmanlı sömürgeci bir zihniyet intibaı vermemek için adına imparatorluk bile dememiştir Osmanlı'nın kendine yakıştırdığı isim Devlet-i Aliyye'dir. Yani Yüce Devlet... Yüce devlet adına layık olacak yücelikleri yüksek ahlâk ve fazileti esas yapmışlar ve mümkün mertebe bu prensipten ayrılmamaya da gayret etmişlerdir. Zaten bu prensipler çiğnendiği zaman da devlet ayakta duramamış ve yıkılmıştır.

Osmanlı istimalet siyasetinin gereği olarak İslâmın Müslüman olmayanlara tanıdığı haklar can ve mal güvenliği din ve inanç serbestliği gayr-i müslimlere etkili ve inandırıcı bir biçimde anlatılmıştır. Ağır vergi yükü altında ezilenler kurtarılmış ödedikleri miktarlar azaltılmıştır. Dolayısıyla da birçok gayr-i müslim şehir ve kasaba kendiliğinden ve gönül rızasıyla Osmanlı yönetimi- ni kabullenmiştir. Yönetime yeni katılan yerlere göçmen Türk toplulukları yerleştirilmiştir. Böylece kendilerini yeni tanıyanlara örnek gösterecekleri toplulukları komşu etmişlerdir. Böylece birçok yeni Müslüman kazanmışlardır. Ancak bu örneklere bakarak Müslüman olmayanlar da İslama sempati ve sıcaklık duyan dostlar haline dönüşmüşlerdir.

Ayrıca yeni fethedilen topraklara ilim yuvaları vakıflar mabetler yapılmış; böylece sağlam bir kültür altyapısı oluşturulmuştur. Oturdukları toprakları harabeden ve zulümden kurtaran yeni yönetimi eski yerliler hemen benimsemişler ve sevmişlerdir. Osmanlı getirdiği adaletli düzen sayesinde asırlar boyu bir avuç kuvvetle koca Balkanları Rumeliyi elinde tutabil- miştir. Osmanlı sulh sükûn huzur getirdiği için her millet her din mensubu büyük bir mutluluk içinde iyi komşuluk ilişkilerini sürdürmüşlerdir. Bu bakımdan bu güzel örnekleri gören daha uzak diyarların insanları Osmanlıyı davet etmişler ve onun yönetimini gönüllü olarak kabullenmişlerdir.

Osmanlı Sultanları Hıristiyan tebaanın haklarına büyük bir ihtimam göstermişlerdir. Çünkü Hıristiyanın hakkını yemek Müslümanın hakkını yemekten daha büyük bir vebaldi onlara göre. Belki bir sebeple Müslüman hakkını helâl edebilirdi ama Hıristiyanın helâl etmesi çok daha uzak ihtimaldi. Oysaki helâllik alınmayan kul haklarını ise Cenab-ı Hak affetmiyordu. Yıldırım Bayezid gibi şiddetli bir hükümdar bile Hıristiyan- lara hürriyetler vermiş onları huzuruna alarak gönüllerini almış İtibar etmiştir.

Osmanlı'ya karşı pek de sempatik durmayan bir Bizans tarihçisi bakınız II. Murad Han hakkında neler söylüyor: "Düşmana karşı babasından daha yumuşak davranırdı. Allah bilir ki Murad halka karşı daima iyilikte bulunurdu. Bu iyiliği yalnız kendi ırkından ve dininden olanlara değil Hıristi- yanlara da gösterirdi."
Fatih Sultan Mehmed Han da İstanbul'da Ortodoks Rumlara özerklik verirken patrikhaneyi korurken yine bu kuralları gözetiyordu. Hem Hıristiyan dünyasının bir merkezini kontrolü altında tutuyor hem de yönetimi altındaki Hıristiyanlara ne kadar iyi davrandığını bütün dünyaya gösteriyordu. Böyle bir tutum Hıristiyan- ların sempatisini kazanıyor ve ileride fethedeceği ülkelere giden yolları genişletiyordu.

Fatih Sultan Mehmed Han o zamana kadar alışılmadık tarzda Hıristiyanlara iyi ve adaletli davranıyordu. Bizansın baskısı ve zulmü altında bunalmış olan Hıristiyanlar insan olduklarını yeniden anlıyorlardı. Fatih'in bu tavrı onları çok şaşırtmış hatta onun gizli bir Hıristiyan olabileceği kanaatini bile hasıl etmişti. Oysaki Fatih Sultan Mehmed'in de kendini bağlı hissettiği Kur'ân ve hadislerin kesin emri bu istikamette idi.

O dönemlerde papanın ve krallarının zulmünden yılmış olan Hıristiyanlar Osmanlı'yı kurtarıcı olarak görüyorlardı. Mesela Fatih Sultan Mehmed Han Bosna'ya girince Bogomiller krallarını terkedip Osmanlı'ya katılmışlardır. Diğer Hıristiyan mezhepleri tarafından sürekli ezilen bu zümre hiçbir zorlama olmaksızın tamamen kendi rızalarıyla Müslüman olmuşlardır.

Birçok Batılı yazar ve İlim adamı Osmanlı'nın Hıristiyanlara gösterdiği bu adaletli tavrı itiraf etmekten kendilerini alamamışlardır. Nitekim ünlü bilgin Gibbons şöyle yazıyor: "Osmanlıların hoşgörüleri ister siyaset ister iyi niyet isterse kayıtsızlık neticesinde meydana gelmiş olsun şu gerçeğe itiraz edilmez: Osmanlılar yeni zaman içinde devletlerini kurarken din hürriyeti ilkelerini temel taşı olarak koymuş ilk millettir. Ardı arkası kesilmeyen Engizisyon işkenceleri lekesini taşıyan asırlar esnasında Hıristiyan ve Müslümanlar Osmanlıların idaresi altında ahenk ve huzur içinde yaşıyorlardı."

Fatih Sultan Mehmed Rumelideki fetihlerine devam ediyordu. Nihayet Sırbistan sınırlarına doğru geldiği sırada Sırp prensi Brankoviç'ten bir mektup aldı. Bu sırada Sırplar Katolik Macarlarla Müslüman Osmanlılar arasında kalmışlardı. Sırp prensi Brankoviç bu iki güçten birine tâbi olarak kendi hükümdarlığını sürdürmek istiyordu. Ama hangisini seçecekti? Bunu tayin edebilmek için önce Macar Kralı Hünyad'a bir heyet yollayarak sordur- muştu: "Sırbistan idarenize bırakılırsa Sırp milleti- nin mezhepleri hakkında ne gibi müsaadede buluna caksınız?" Macar Kralı Hünyad bu soruya şu cevabı vermişti: "Sırbistan'daki Ortodoks kiliselerini yıkıp yerine Katolik kiliseleri inşa ettiririm."

Aynı soruyu Fatih Sultan Mehmed ise şöyle cevaplamıştır: "Her Ortodoks kilisesinin yanı başında bir cami yapılmasına ve buralarda herkesin kendi dinine göre İbadet etmesine müsaade ederim."
İşte bu sebeple Hıristiyan Sırplar da Osmanlı idaresini benimsemişler ve uzun zaman sadakatle bağlı kalmışlardır. Ankara Savaşı sırasında Timur'a karşı Yıldırım Bayezid'i destekleyen Sırplar Osmanlı'nın yenilmesinden sonra da bağlılıklarını sürdürmüşlerdir. Osmanlı temsil ettiği adalet ve hukuk ilkeleri sayesinde az bir askeri güçle çok geniş fetihler yapabilmiştir.

XV. asrın sonlarında İspanya'da Engizisyon zulmü altında ölüm kalım mücadelesi veren Müslümanlar ve Yahudiler kaçabildikleri ölçüde ancak Osmanlı'ya iltica edebilmişlerdir. Rus kilisesinin zulmüne uğramış olan Kazak Türkleri de din hürriyetini Osmanlı yönetiminde bulmuşlardı. Din ve vicdan hürriyetini kendine esas yapmış olan Osmanlı güçlü mezhepler elinde ezilen ve zulme uğrayan zayıf mezheplerin sığınağı olmuştur. Katolik Papanın ve Habsburg İmpara- torluğunun zulmü altında ezilen Protestan mezhe- bine mensup olan Hıristiyanlar Müslüman idareyi tercihe yönelmişlerdir. Ortodokslara zulüm yapan Katolik Polonyalılar hakkında Antakya patriği Makarios şöyle diyor: "O imansızlar tarafından öldürülen binlerce insana kadın kız ve erkeklere ağladık. Polonyalılar Ortodoks adını dünyadan kaldırmak istiyorlar. Allah Türklerin devletini ebedî eylesin. Zira Türkler vergi aldıktan sonra Hıristiyan ve Yahudilerin dinlerine dokunmazlar."

Devletin adı devletin yapısını ve özünü gösteren bir özelliğe sahipti. Devlet hakim unsur olan Türk adını taşımıyordu. Devlet kurucusu- nun adını taşıyordu. "Osmanlı Hanedanı" yahut "Al-i Osman" deniliyordu. Devletin kurduğu siyasi birliğe girmiş olan ve kendisini bu topluluğa mensup hisseden bütün halk ırk ve milletler Osmanlı sayılıyordu. İster Yahudi ister Hıristiyan isterse bir başka din sahibi olsun hepsine de Osmanlı denilirdi. Dolayısıyla Osmanlı Devletinde dil din ırk ve mezhep farklılıktan hiçbir zaman öne çıkarılmamıştır.

kaynak: .tefekkurdergisi.com - Vehbi VAKKASOĞLU


Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Osmanlı devletinin ırklar bakımından durumu

Osmanlı devletinin ırklar bakımından durumu konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
20.Yüzyılda Osmanlı Devletinin Durumu elif Tarih 12 25-09-2016 09:03
Osmanlı Devletinin Kuruluş Dönemi Padişahları Kimlerdir? Я Tarih 2 07-01-2014 08:28
Osmanlı devletinin savaştığı cepheler elif Tarih 0 21-06-2011 03:02
Osmanlı Devletinin 1.Dünya savaşına girmesinin sebepleri nelerdir? elif Tarih 0 26-02-2011 04:40
Afrikada Osmanlı devletinin kaybettiği son toprak hangisidir? Я Tarih 0 08-05-2010 05:37

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:33 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats