bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 23-02-2013, 04:37   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Dil İle İlgili Kısa Bir Makale

Dil İle İlgili Kısa Bir Makale




Dünyada hiçbir toplumun kendi diliyle ilişkisi Türkiye'deki gibi bir sorun haline gelmemiştir. Üstelik bu durum Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türkiye tarihinin görece kısa dönemine özgü değildir. Yüzyıllardır dil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale seçkinler ve halk bunu ne derece bilinçli yaşıyor olurlarsa olsunlar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bir sorun olarak varoluyor. Bu sorun öyle bir aşamaya vardı ki bugün Dil İle İlgili Kısa Bir Makale tartışan taraflarca gösterilen yönlerden herhangi birine doğru biraz daha fazla ilerlemekle içinden çıkılır gibi değil.

Türklerin Ortadoğu'da İslam uygarlığıyla karşılaşmaları sonucu Türk dilinin de Arap ve Fars etkisine girmesi herhalde kaçınılmazdı. Ama sorun yalnızca İslam uygarlığı da değildi: Göçebe bir topluluk Dil İle İlgili Kısa Bir Makale uzun yıllar boyunca "sofistike" bir uygarlık yaratmış Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yerleşik toplumlarla yüz yüze geliyor Dil İle İlgili Kısa Bir Makale sonra da iç içe geçiyordu. Türkler Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kendi yaratmadıkları bir hayat tarzına girerken Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu hayat tarzının kendi yaratmadıkları kelimelerini de almak zorundaydılar. Daha sonra birkaç örnekle göstermeye çalışacağım gibi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale gündelik hayata ilişkin en basit kavramların bile yabancı dillerden (yalnız Arapça ve Farsça değil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale başta Yunanca ve Latince olmak üzere bu yörede konuşulan bütün diller) alınmış olması Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu büyük çaplı uygarlık değişiminin başlı başına bir kanıtıdır.

Dilbilim Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bize bir dilin kendi başına "zengin" veya "yoksul" olmayacağını söyler. Dil bir iletişim aracıdır ve her dil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kendisini oluşturan topluluğun iletmek ihtiyacında olduğu anlamları iletmeye yeter. Iletilecek yeni anlamlar belirirse Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dil de Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kendi bünyesi içinde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu anlamları taşıyacak yeni biçimler bulabilir. Bütün diller gelişmeye açıktır. Dili konuşan topluluğun ihtiyaçlarına göre Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dil alabildiğine zenginleşebilir Dil İle İlgili Kısa Bir Makale incelenebilir. Dilbilimcilerin bu yapısal özelliği kanıtlamak için sık sık verdiği bir örnekle Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Eskimolarda karın ve buzun çeşitli durumlarını anlatan kelimelerin sayısı başka hiçbir dildekilerle karşılaştırılmayacak kadar çoktur. Öte yandan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale elbette Eskimoların "otomobil" anlamına gelebilecek bir kelimeleri yoktu. Ama bunun olmaması da Eskimo dilinin yoksul olduğunu değil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale sadece otomobil gibi bir nesnenin o dili konuşan insanların hayatına girmemiş olmasını gösterir. Başka bir söyleyişle Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu nesneyle Eskimolar karşılaşır ve ona kendi dillerinde bir karşılık bulmak isterlerse Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dillerinin yapısı buna imkan verecektir.

Şu halde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "yoksul" dil veya "ilkel" dil diye bir şey olamaz. Her dil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale hiç değilse potansiyel olarak Dil İle İlgili Kısa Bir Makale en karmaşık ilişkileri anlatmaya yeter. Tabii bu arada Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "ilkel" diye bilinen bir dilde bir anda anlatılan son derece ince nüansları Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "gelişmiş" diye bilinen dillerde ancak uzun cümlelerle anlatabildiğimizi de ekleyebiliriz.

Diller bu anlamda "eşit"tir Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ama kültürler eşit değildir. Bunu "ileri" ya da "ilkel" Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "aşağı" ya da "yukarı" gibi değer yargıları verme anlamında söylemiyorum. Eskimo kültürünün otomobili yaratmamış olması benim açımdan Eskimoların ilkelliğini veya "aşağı"lığını göstermiyor. Gelgelelim Dil İle İlgili Kısa Bir Makale şu dünyamızda Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kültürlerin kendi içsel değerleri ne olursa olsun Dil İle İlgili Kısa Bir Makale otomobili yaratmış bir uygarlıkla yaratmamış olanı karşı karşıya geldiğinde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ikisi arasında önemli bir dengesizlik başgösteriyor ve bu denge sonunda fiziksel bakımdan daha güçlü olanın lehine değişiyor (ya da öyle görünüyor). Burada "fiziksel"i de askeri anlamda kullanmıyorum; ele alınan kültürün dayanma gücünü kastediyorum bununla. Biraz fantastik bir varsayım olarak diyelim ki Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Eskimolar karşılaştıkları otomobilleri tepelediler. Ama otomobilin kendisine muhtaç kaldılarsa Dil İle İlgili Kısa Bir Makale onu yaratan kültüre yenik düştüler demektir. Benzer bir biçimde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Orta Asya'dan gelen Türkler de fethettikleri toplumların kültürlerini benimsemek zorunda kalmadılar mı?

Karşı karşıya gelen diller Dil İle İlgili Kısa Bir Makale soyut yapılarıyla Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ne kadar "eşit" olurlarsa olsunlar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale o dilleri konuşan topluluklar aynı şekilde eşit olmadıkları için Dil İle İlgili Kısa Bir Makale aralarındaki alışveriş de eşit olamaz. Hele ulusçuluk bilincinin gelişmediği bir dönemde olup bitmiş bir karşılaşmada Dil İle İlgili Kısa Bir Makale X dilini konuşan insanların gördükleri yeni nesnelere kendi dillerinde yeni karşılık türetmektense Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Y dilini konuşan insanların bu nesnelere önceden vermiş olduğu adları kullanmaları kadar doğal bir şey olamaz. Örneğin Dil İle İlgili Kısa Bir Makale deniz kıyısına inen Türkler burada gördükleri ve ilk olarak tanımaya başladıkları balıklar arasında Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bildikleri şeylere çok benzeyenlere kendi dillerinden ad takabilmişlerdir: "kılıç" Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "kalkan" gibi. Ama yüzlerce başka çeşit söz konusu olduğunda Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "kefal" Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "palamut" Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "melanur" Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "sinagrit" gibi Rumca adları benimsemişlerdir.

Gündelik hayatta bu gibi alışverişler olması çok doğal Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ama seçkinlerin Türkçe'den çok Arapça'ya ve Farsça'ya yaslanan yepyeni bir dil oluşturmaya giriştikleri Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bunu sonucunda ortaya yapay bir dil çıktığı da doğru. Ama dünyada karma dili olan tek toplum da biz değiliz. Bugün konuşulan Ingilizce'nin yüzde ellisinden fazlası Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yerli Anglo-Sakson kaynağından gelmeyen kelimelerden (Norman istilası yoluyla gelen Fransızca Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Hıristiyanlık yoluyla gelen Latince Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Iskandinav işgali yoluyla gelen Iskandinavca) oluşur. Sanırım bu oran bile Türkçe'ye göre Dil İle İlgili Kısa Bir Makale hele şöyle bir elli yıl öncesinin Türkçesine göre Dil İle İlgili Kısa Bir Makale daha olumlu. Ama bir dile bakarken Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ölçütümüz ne olmalı? Osmanlı toplumundan beri bir sorun olma özelliğini koruyan dil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale sonraları daha da büyük bir sorun haline geldiyse Dil İle İlgili Kısa Bir Makale gerekli ölçütlerin bulunamamasının bunda payı olmalı.

Türkçe Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Arapça ve Farsça'dan oluşan karma Osmanlı dilinin ortaya çıkması ve gelişmesi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale çağdaş dünyada alıştığımız birçok belirleyici kavramın henüz bilinmediği bir çağda gerçekleşmişti. Bu dili oluşturan yönetici sınıf için Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Osmanlıca'nın karma olması ya da olmaması fazlaca önemli değildi. Gerçi bu dönemlerde de daha sade bir Türkçe'yi savunanlar çıktı: Osmanlı olmayan Karamanlı Mehmet Bey ya da Âşıkpaşazade gibi. Ancak Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu türden çıkışları Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kendi dünyamızın mantıki çerçevesine oturtarak bunları erken ulusçu tepkiler gibi görmek yanlış olur. Bu tepkilerin ardında Dil İle İlgili Kısa Bir Makale etnik sorunlarla iç içe geçmiş durumda sınıfsal sorunlar yatıyordu. Örneğin Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Âşıkpaşazade Dil İle İlgili Kısa Bir Makale döneminin yeniliği olan "devşirme"liğe karşı çıkıyordu. Yani Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Osmanlı devletinin ilk kurucuları olan Türkmen beylerinden yanaydı. Buna bakarak Âşıkpaşazade'nin milliyetçi olduğunu mu söyleyeceğiz? Hiç değil. Onun istediği Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Osmanlı'nın merkeziyetçi tutumuna karşı uç beylerine ağırlık tanıyan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale daha "feodal" bir yapıydı. Padişahın merkeziyetçiliği sağlama almak için kullandığı güç devşirmelerden değil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türklerden oluşsa da Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Âşıkpaşazade kendini yakın bulduğu Türkmen beyleri adına gene itiraz edecekti. Yazarken kullandığı dil daha Türkçe'ydi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale çünkü bağlı olduğu beylerin dili böyleydi. Padişahların kurma yolunda olduğu merkezi devlet ise Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kozmopolitleşmek zorunluluğunu duyuyordu; Türk değil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale İslam temelini benimsemesi gerekti. Bunun Dil İle İlgili Kısa Bir Makale keyfi değil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale tarihe de uygun bir seçim olduğu Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Osmanlı devletinin birkaç yüzyıl süren başarılarından da bellidir.

Dolayısıyla Osmanlıca Osmanlıların İslam uygarlığı içinde kurmaya çalıştığı sentezi olduğu gibi yansıtır. Osmanlı devletinin kendi uyruklarıyla kurduğu ilişkilerin mantığına uygun bir biçimde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale halkın bütününe aşağı yukarı eşit derecelerde uzaktır. Kendini toplumdan tamamen ayrı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale toplumun tepesinde gören devlet için Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu karma dil son derece uygundur. Hattâ Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ulusallık bakımından Selçuklular'a göre biraz daha ileri sayılabilir. Çünkü orada askerlik dışında yöneticilik görevlerini yerine getiren ulema tamamen Farsça eğitimden geçer ve resmen Farsça kullanırlardı.

Seçkin Kültürü Halk Kültürü

Cumhuriyet ilericiliği Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Osmanlı tarihinde bulduğu bütün kusurları saraya yükleyerek halkı da bunlardan "tenzih" etme eğilimindedir. Bu ön yargılı bakış yüzünden seçkin kültürle halk kültürü arasında kesin ayrımlar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale uçurumlar olduğu varsayılmıştır. Böylece halk dili ve saray dili Dil İle İlgili Kısa Bir Makale halk müziği ve saray müziği Dil İle İlgili Kısa Bir Makale halk edebiyatı ve dîvan edebiyatı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale aralarında hiçbir benzerlik bulunmayan apayrı yapılar gibi görülür. Gerçekten de Osmanlı tarihi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale halkla seçkinlerin kültürleri arasında büyük ve çok önemli kopukluklar görülen bir tarihtir. Ama iki kültür birbirini bütünüyle dıştalamamış Dil İle İlgili Kısa Bir Makale daha çok birbirine paralel bir biçimde ilerlemiş ve arada pek çok karşılıklı geçiş olmuştur. Sözün kısası Dil İle İlgili Kısa Bir Makale seçkinlerin dillerini Arapça ve Farsça ile tıka basa doldurmalarına karşılık halkın ulusçu bir tepkiyle buna tepki gösterdiğini ve dilsel arılığını korumaya çalıştığını düşünmek yanlış olur. Halkın konuştuğu dile daha çok yabancı öğe sızmamışsa Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bunun nedeni böyle bir tepki falan değil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale halkın eğitim aygıtlarından uzak olmasıdır.

Böyle olduğu halde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yalnız Arapça ve Farsça'dan değil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Anadolu'da yaşayan bütün etnik topluluklardan öğeler halkın konuştuğu dile girmiş ve yüzlerce yıl içinde yerleşmiştir.

Osmanlıca'nın yapaylığında elbette bir sağlıksızlık potansiyeli vardır Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ama halkın dilini konuşması aynı şekilde sağlıksız görülmemeli. Seçkinlerin dili Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ister bürokratik Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ister edebi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ister başka nedenlerle olsun Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yapmacıklığa her zaman açıktır. Ama halk dilinde iletişimsel bir işlevsellik her zaman için uzun vadede belirleyicidir. Işlevsiz olan yaşayamaz.

Osmanlı devletinin Osmanlı toplumuyla ilişkisi uzun süre değişmediği için varolan dilsel yapı bir sorun çıkarmadı. Bunun bir sorun halinde görülmesi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Osmanlı devletinin yeniden uygarlık değiştirme zorunluluğu duymasıyla başlar. Tanzimat Dil İle İlgili Kısa Bir Makale geniş kapsamlı dil tartışmalarının başladığı ilk dönemdir. Bu dönemde birçok yenilik yapılmakla birlikte Dil İle İlgili Kısa Bir Makale sorunun ele alınışı bir "özleşme" değil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bir "sadeleşme"biçimindedir. Değişimin nasıl bir tarihi bağlamda yer aldığı Tanpınar'ın şu özetinde açıkça görülür:

"Türk nesrinde değişiklik daha ziyade resmî dilde ve onun bir kolu gibi görünen gazete dilinde başlar... Devletin içinde bulunduğu siyasi güçlük Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yabancı devletlerle olan münasebetleri artırdığı gibi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale hükümet efkârı umumiyeden müzaheret istemeye de sevk ediyordu."[1]

Türkiye tarihinde hemen hemen her yenilik konusunda olduğu gibi burada da ilk itki tepeden Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "resmî" kanaldan gelmiştir. Değişiklik gereğini duyan yazar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale edebiyatçı ve düşünürler belki vardı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ama onlar da ancak devletin inisiyatifiyle ortaya çıktılar. Tanpınar yukarıdaki kısacık paragrafta iki can alıcı noktaya da değiniyor. Ilkin Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Osmanlı devleti tarihinde ilk kez olmak üzere Dil İle İlgili Kısa Bir Makale devlet kendi dışında bireyleriyle bir "iletişim kurmak" ihtiyacını duymuştur. Kimdir bu kamuoyu? Elbette Anadolu'daki köylüler değil (bugün bile öyle olduğu söylenemez). Istanbul'da ve bir iki büyük merkezde bir avuç adamdır bunlar. Eğitimleri -eğitimsiz olsalar zaten gazete okuru olamazlar- Osmanlı mantığı çerçevesinde olmuştur. Gene de Dil İle İlgili Kısa Bir Makale devlet resmî dilinden taviz vermedikçe anlaşamamaktadır bu kamuoyu ile. Dolayısıyla resmî dil sadeleştirilmekte Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu da doğal olarak genel düzyazı diline yansımaktadır. Yeni bir dil oluşturmak söz konusu değildir. Sadece Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bir zorunluluk yüzünden Dil İle İlgili Kısa Bir Makale devlet Dil İle İlgili Kısa Bir Makale her zamanki alışkanlığından vazgeçerek Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "resmen" olanı "fiilen" olana yaklaştırmakta Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yani konuşulduğu gibi yazmaktadır (Namık Kemal'in padişaha yazdığı bir mektupla arkadaşına yazdığı bir mektubu karşılaştırırsanız Dil İle İlgili Kısa Bir Makale iki dilin farkını görürsünüz).

Batıya Açılma

İkinci olay ise Batı'ya açılmadır. O zamana kadar zorla kapı dışında tutulan Batı uygarlığını daha fazla bekletme imkanı kalmamıştır artık. Ama açılınca da Dil İle İlgili Kısa Bir Makale içeri seller akmak durumundadır. Ilk belirleyici karşılaşmalar yine pratik alanlarda olur. Örneğin Dil İle İlgili Kısa Bir Makale tıp terimleri Dil İle İlgili Kısa Bir Makale hukuk terimleri gibi sorunlar çıkmıştır Osmanlı devletinin karşısına. (Agâh Sırrı Levend bu konuda bilgi veriyor.)[2] Uygarlık Dil İle İlgili Kısa Bir Makale hele bilim Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "terimsiz" ele alınamaz. Bunları almak zorunlu olduğuna göre Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ne yapılacaktır? Osmanlı uygarlığı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu noktada Dil İle İlgili Kısa Bir Makale asıl eksikliğinin bilincine varmalıydı: Kelimelerin yetersizliği Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dilin yetersizliği değildi söz konusu olan. Birkaç yüzyıldır bu biçimde düşünmemişti Osmanlı uygarlığı. Dolayısıyla eksik olan bir kavramın adı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kelimesi değil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kavramın kendisiydi. Bu tarihlerde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "kavram" kavramını tartışacak bir kelime bile bulunmadığını hatırlayalım -ya da Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Muallim Naci'nin "tenkid" mi demeli Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "intikad" mı tartışmasını. Ne deneceği o kadar önemli değildi. O kavramın kendisi oluşmamıştı henüz (şimdi buna "eleştiri" diyoruz da Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "eleştiri" yaparken gerçekte ne yaptığımız hâlâ şüpheli). Bu yeni "ıstılah"lar Arapça'dan mı bulunmalıydı? Yoksa Ali Suavi'nin dediği gibi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Batı dillerinden Türkçe telaffuza uydurularak mı alınmalıydı? Tanzimat döneminde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu gibi kavramlara Türkçe karşılık aranacağının pek akla gelmediği görülüyor. Bu sorun karşısında da Dil İle İlgili Kısa Bir Makale en önemli iş yapan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale resmî bir kuruluş Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "Terceme Odası" oldu. Pek çok Osmanlı aydını bu kurumda yetişip "aydın" olmuştur. Türkçe'nin söz konusu durumunda Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yabancı dil bilmek aydın olmanın ilk ve zorunlu koşulu haline gelmişti.

Tanzimat'ta edebiyatçılar da devlet gibi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "kamuoyu" ile karşı karşıya geliyorlardı. Dolayısıyla dil konusunda onlar da benzer bir tutum benimsediler. Hele tiyatro ve roman gibi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale sayısı görece çok alıcılara hitap etmesi gereken türlerde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale konuşma dilinin söyleyişini egemen kılmaya çalıştılar. Gene de Dil İle İlgili Kısa Bir Makale gerek romanda Dil İle İlgili Kısa Bir Makale gerekse tiyatroda sık sık başvurulan "tirad"larda Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dil hemen ağdalanıyor Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yapaylaşıyordu ("resmî duygulara" hitap eden "resmî duygu dili"). Bu dönemde yapılanlar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale daha sonrakilere göre çok küçük çaplı diye küçümsenebilir; ama atılan adımlar önemli ve belirleyiciydi. Tarihi doğrultuya uygundu. Latin alfabesinin alınıp alınmaması bile bu dönemde tartışıldı (tabii "hezeyan" niteliğinde pek çok şey söylendi).

Tarihe ve edebiyata Türkçe'nin özleşmesi perspektifinden bakanlar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu dönemi izleyen Edebiyat-ı Cedide hakkında olumsuz yargılara varırlar. Gerçekten de Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu akımın başlıca temsilcilerinin kimsenin bilmediği sözlüklere dalıp çıkarak ölü kelimeler bulmaları Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bunları estetik matahmış gibi şiirlerinin arasına tıkıştırmaları onaylanacak bir şey değildir. Ama Dil İle İlgili Kısa Bir Makale uygulamadaki yanlışlarına rağmen teoride doğru bir şeyi savunuyordu Servet-i Fünuncular. Özellikle şiirde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kelimenin önemine işaret ediyor Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kelimenin çağrışımsal sıcaklığının şiir için vazgeçilmezliğini öne sürüyorlardı (bunun için sözlükten ölü kelime avlamak ne kadar geçerlidir Dil İle İlgili Kısa Bir Makale o da ayrı konu). Bu iddiaları bugün şöyle özetleyebiliriz: Temelde toplumsal bir dava olan dilsel "özleşme" edebiyat anlatımına yatkın olmayan bir dil yaratabilir; yani Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dilin anlatım imkanlarını yoksullaştırabilir. Gelgelelim Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu edebiyat ve şiir akımının Dil İle İlgili Kısa Bir Makale herhangi bir dışsal zorlamaya aldırmadan dili istediği gibi kullanmasına rağmen ortaya doru dürüst bir estetik nesne çıkaramamış olması da ilginçtir.

Necib Asım'ın Türkçeciliği Dil İle İlgili Kısa Bir Makale olayın Tanzimat döneminde aldığı boyutları aklı başında bir biçimde özetler:

"Yalnız istediğim Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türkçemizin mütemeddin bir kavm lisanı olduğunu ve terakkiyatına himmet olunursa bugünkü Avrupa lisanlarından aşağı kalmayacağını ispattı. Hatta safi Türkçe birkaç makale yazmışım da o maksada mebni idi. Bunu görenler lisanımızdan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bütün Arabiden Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Farısiden Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Avrupa dillerinden aldığımız kelimeleri çıkarıp yerine Çağataycadan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Kıpçakçadan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Özbekçeden Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Azerbaycandan vesaire kelime koymak istiyorum sandılar. Hatta o fikri de beğenerek münasib görenler ve "mektup" yerine "bitik" yazanlar da bulundu. Yine tekrar ederim Dil İle İlgili Kısa Bir Makale fikr ü nazarım hiç de öyle değildir. Özendiğim şey Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bugün Osmanlıların Dil İle İlgili Kısa Bir Makale amma haniya terbiye ve malumatı orta halli olanların hepsine yazdığımızı anlatacak bir lisan kullanmaktır. Arabi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Farısiden aldığımız kelimelerin lüzumlularını Dil İle İlgili Kısa Bir Makale taammüm edenlerini çıkarmak lisanı züğürtleştirir. Bunlardan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale fakat makul bir surette iktibas etmemek öyledir. Şimdiye kadar lisanımızda kullandığımız bu kelimeleri ikbaya mecburuz: Bunların da içinde şu son zamanlarda kullanılmaz derecesine kadar gelenler vardır Dil İle İlgili Kısa Bir Makale onları da artık kaale almamak lazım. Arabi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Farısi terkiblerden mümkün mertebe sakınılabilir. Yahut Iranlılar gibi mutabakat filan kaideleri atılır Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türkçenin hakimiyeti gösterilir. Avrupa lisanlarından da kelime almaya mecburuz. Bugün posta Dil İle İlgili Kısa Bir Makale telgraf Dil İle İlgili Kısa Bir Makale telefon Dil İle İlgili Kısa Bir Makale fotoğraf Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kronometre gibi ulum ü fünuna sanayi ü bedayia ait kelimelere mukabil Arapça veya Farısi'den karşılık arayacağımıza Dil İle İlgili Kısa Bir Makale o suretle kamuslar ferhenkler karıştırarak kıymetli vakitlerimizi geçireceğimize bunları olduğu gibi kabul etmeliyiz."[3]

Meşrutiyet Döneminde

Meşrutiyet ise Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yüzeysel bir bakışla Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Tanzimat'ta başlayan sadeleşmenin daha ileri bir aşaması olarak görülebilirse de Dil İle İlgili Kısa Bir Makale aslında bu dönemde yeni bir öğe soruna eklenmiştir. Bu Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yeni bir biçimde tanımlanan milliyetçilik öğesidir. Gerçi Necib Asım da Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türkçe'nin Avrupa dillerinden aşağı kalmayacağını kanıtlamak isterken ulusçu denebilecek bir tavır gösteriyor. Ama Necib Asım ulusu ırk temeline göre tanımlamıyor. Dildeki yabancı öğelere karşı aldığı "liberal" tavır da buradan kaynaklanıyor. Oysa İİ. Meşrutiyet ulusçuluğu Dil İle İlgili Kısa Bir Makale artık "ırk" öğesini de içermektedir. Dolayısıyla dilin arılığı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dilin yetkinliğini karara bağlamada başvurulacak ana ölçüt olmaya başlamaktadır. Aradan geçen zaman içinde toplam ideolojik atmosfer değiştiği için Tevfik Fikret ve Halit Ziya gibi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ağdalı Osmanlıcalarıyla ünlü eski Servet-i Fünuncular bile sözgelişi Mehmet Emin Yurdakul'un şiirlerini övmekte (kullanılan dille şiirsel değer arasında bir ayrım yapmayı da unutarak) ve akımın daha da genişlemesini dilemektedirler.

Bu yeni ulusçuluğun olumlu bir yanı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türkçe kökenlerin yeniden canlandırılması gereğini hatırlamış olmasıdır. Örneğin Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yukarıdaki alıntıda "fotoğraf" gibi kelimeler için Arapça ve Farsça sözlük karıştırmanın gereksizliğine değinen Necib Asım Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu dönemde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale

"Bize kalırsa gerek kelime gerek ıstılah bulmak içün ibtida Türkçe lehçeleri karıştırmalıyız."[4]

Diyor. "Sergi" dururken "meşher" demenin anlamsızlığını vurguluyor. Öte yandan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bugünkü özleşmecilerin "Osmanlı uzlaşmacılığı" diyeceği ılımlı tutumundan da vazgeçmiyor. Örneğin:

"(...) "kongre" sözü cümlenin bildiği bir elimedir. Bunun yerine "mü'temer" kelimesini sokuşturmakta bir mana tasavvur edemiyoruz"[5]

İrk kavramını o güne kadar görülmemiş bir biçimde vurgulayan yeni milliyetçilik akımı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale başlangıçta çok belirgin değildi. Daha çok Selanik çevresinde uyarlı bir ideoloji görünümü başlıyordu. Ziya Gökalp'le birlikte Ömer Seyfettin de bu anlayışın ilk bilinçli sözcülerindendi. Genç kalemler çeşitli alanlarda ve bu arada dil alanında yapılan tartışmalarda bu kimliğini zaman içinde ortaya koydu. Bu kimliğin bundan sonraki tartışmalarda ağırlık kazanmasında politik-tarihi gelişmelerin de payı oldu. Özellikle Balkan Savaşı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türklük kökenine bağlı bir milliyetçiliğin Osmanlı ufku içinde daha gerçekçi ve daha sağlam temele dayanan bir ideal gibi görünmesini kolaylaştırmıştı. Osmanlı aydınları Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dil sorununu Dil İle İlgili Kısa Bir Makale darda kalmış Osmanlı devletinin başka sorunlarından ayıramıyorlardı ve böyle olması herhalde anlaşılır bir şeydi. dolayısıyla özellikle Meşrutiyet döneminden sonra Türkçe Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türkiye'yi ilgilendiren çeşitli sorunların Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bunların ideolojik yansımaları olan çeşitli "sorunsal"ların bir parçası oldu. Uluslaşma Dil İle İlgili Kısa Bir Makale uygarlaşma gibi temel sorunsallar dil konusunda belirli tavırları da zorunlu olarak içermeye başladılar. Örneğin Balkan Savaşı öncesinde kurulan Türk Derneği'nin tüzüğünün ikinci maddesi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dil sorunuyla uyanmaya başlayan ulusçuluk bilinci ve ayrıca öteden beri süregelen "uygarlaşma" özlemi arasındaki bağları gösterir:

"Cemiyetin maksadı Türk diye anılan bütün kavimlerin mazi ve haldeki âsâr Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ef'al Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ahvâl ve muhitini öğrenmeğe ve öğretmeğe çalışmak Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yani Türklerin âsâr-ı atıkasını Dil İle İlgili Kısa Bir Makale tarihini Dil İle İlgili Kısa Bir Makale lisanlarını Dil İle İlgili Kısa Bir Makale avam ve havas edebiyatını Dil İle İlgili Kısa Bir Makale etnografya ve etnolocyasını Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ahval-i ictinmaiyye ve medeniyyat hâzıralarını Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türk memleketlerinin eski ve yeni coğrafyasını araştırup taraştırup ortaya çıkararak bütün dünyaya yayıp dağıtmak ve dilimizin açık Dil İle İlgili Kısa Bir Makale sade Dil İle İlgili Kısa Bir Makale güzel Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ilim lisanı olabilecek surette geniş ve medeniyyete elverişli bir dereceye gelmesine çalışmak Dil İle İlgili Kısa Bir Makale imlâsını ona göre tetkik etmektir."[6]

O gün yaşayan Osmanlı aydınının dolaysızca gördüğü durum Dil İle İlgili Kısa Bir Makale eski imparatorluğun "elden gidişi"dir. Yüzyıllardır yüzü Batı'ya dönük duran Osmanlı devletinin bu konumu ile Batı'ya üstün gelme umudu kalmamıştır. Ancak Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu ezikliği duymakta olan bu aydın Dil İle İlgili Kısa Bir Makale aynı zamanda bir vakitlerin güçlü imparatorluğunun gururlu mirasını da varlığında yaşatmaktadır. Bu nedenle Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Batı karşısında yenilmeye karşılık yeni bir alanda büyümeyi düşlemektedir (Imparatorluk geçmişi olmayan bir başka yoksul ülke Dil İle İlgili Kısa Bir Makale örneğin bir Nijerya ya da Kongo Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ezikliğine karşı tepkisini bir imparatorluk kurma özlemiyle dengeleyemezdi). Bu yeni alan belli ki Doğu'dur. Yani Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ya İslam Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ya da Türklük temeline bağlı olarak büyümek ve Batı'nın gücüne karşı böyle bir yeni güç kazanmak Dil İle İlgili Kısa Bir Makale o günün aydınlarına çekici bir hedef gibi görünmeye başlamıştır. Dil de Dil İle İlgili Kısa Bir Makale işte bu çok kendine özgü "sorunsal"ın bir parçası haline gelmektedir. Doğal olarak Dil İle İlgili Kısa Bir Makale İslamcı büyümeden yana olanlar Osmanlıca'nın bileşiminden şikayetçi değillerdir. Türklüğü temel alanlar ise bu dilsel yapıyı uzun vadeli amaçlarına bir engel gibi görme durumundadırlar.

Tartışmalar ilerledikçe Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bütün bu ütopyaların gerçekleşmesinde dilin çok büyük bir payı olacağı inancı da derinleşti. Dili bir "iletişim aracı" olmaktan çıkarıp bir büyük sosyo-politik ütopyanın aracı haline getiren Osmanlı aydınları Dil İle İlgili Kısa Bir Makale istedikleri dilsel değişimin gerçekleşmesiyle birlikte hedeflerine çok yaklaşacaklarını sandılar. Örneğin bir Izmir Gazetesine yazı gönderen Mehmet Şükrü adlı biri Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu özlemleri net bir şekilde dile getiriyor (daha sonra Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Ankara'daki ilk BMM'nde "ikinci grup" üyeleri arasında yer alan Mehmet Şükrü olabilir):

"Yeni lisan muarızları bilsinler ki yazıları Dil İle İlgili Kısa Bir Makale fikirleri Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türklük muhitinin bir milimetre ilerisine bile geçemiyor. Onun için ıktıza ederdi ki lisanlarında ve duygularında bir asalet; Türklük asaleti bulunsun. (...)

Ölü mezarları önünde huzû ve huşu ile eğilen Dil İle İlgili Kısa Bir Makale harbin tehlikeli meydanlarında telaşsız atlar oynatan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale en büyük birkaç milleti mahvedecek kadar cesim felaketlere cesur ve mütehammil göğüs gererek büyük Türklüğü şimdiye kadar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kısmen olsun Dil İle İlgili Kısa Bir Makale niçün ifade edemediler? Niçün neslimizin büyük seciyyeleri kalemlerinden bir türlü akmak istemiyor? Tegannisiyle milleti harekete getirecek şarkılar nerede? Cenk meydanlarına Dil İle İlgili Kısa Bir Makale düğüne gider gibi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale şen ve beşuş koşan erlere şimdiye kadar hangi türküleri terfik edebildiler? Edemediler; çünki yazıları bizim ruhumuzu Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türklük hissimizi okşamıyor Dil İle İlgili Kısa Bir Makale lisanlarını samimi bulmuyoruz."[7]

Bu mantık çizgisi bir hayli ilginç. Epey abartılmış gibi görünse de Dil İle İlgili Kısa Bir Makale sözünü ettiğim çeşitli iç içe geçmiş sorunsalların iyi bir özetini veriyor. Görüldüğü gibi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yazar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türklüğe özgü duyguları anlatacak bir dil istiyor. Osmanlı yazarları bu duyguları bulamamış ve anlatamamışlar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale çünkü ellerindeki dil buna elverişsizmiş. Böyle bir düşünce çizgisinin Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dilin "özleşmesi"ni nasıl önemli bir hedef gibi göreceği Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu özleşmeden ne kadar büyük toplumsal sonuçlar bekleyeceği bellidir. Herhalde yaşasaydı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale 1981'de dil adamakıllı özleştiği halde örneğin dünya futbol kupası maçlarının hepsinde yenildiğimizi görseydi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale buna inanamayacaktı. Çünkü Osmanlı aydınının bütüncü zihniyetinde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dilin özleşmesiyle iyi futbol oynama arasında da bir ilişki olmalıdır.

Ikinci derecede ilginç bir nokta da yazarın hamasi duygusal retoriği. "Düğüne gider gibi savaşa giden erler" Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "aziz şehitler" vb. bilinen klişelerle örülen bu retorik Dil İle İlgili Kısa Bir Makale söylemi kullananı dokunulmaz bir noktaya koyuyor. Buradan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kendisi gibi düşünmeyenlere yönelteceği suçlama Dil İle İlgili Kısa Bir Makale "hıyaneti vataniye"den aşağı olamaz. Osmanlı aydınını bütüncü zihniyeti Dil İle İlgili Kısa Bir Makale farklılığa bir açıklama bulamadığı için Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kendi haklılığına inandığı ölçüde muhalifinin ihanetine de içtenlikle inanır. Hoşgörüsüzlüğümüzün temeli de herhalde burada yatmaktadır. Bu yüzden tartışmaz savaşırız Dil İle İlgili Kısa Bir Makale eleştirmez kahrederiz.

Balkan Savaşı ve Türkçecilik

Balkan Savaşı'nın Türkçeciliğe hız verdiğine değinmiştim. Bu da Dil İle İlgili Kısa Bir Makale daha karmaşık bir gelişmenin içinde bir öğeydi. Örneğin bu dönemde Ittihat ve Terakki halkın milliyetçiliğini körükleyecek bir edebiyat yaratılmasını istemiş ve yazarlara bolca para vererek böyle bir edebiyatın kurulmasını sağlamıştı. Savaş sırasında görece bağımsız denecek birçok dergi kapanmış Dil İle İlgili Kısa Bir Makale buna karşılık devletin çıkardığı dergilerde devletin istediği edebiyat yapılmıştı. Bu durum Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türkiye tarihinde politik yapının genel kültürel yapıya müdahale ve onu belirleme biçimleri göstermesi bakımından ilginçtir.

Balkan Savaşı'ndan sonra yayımlanmaya başlayan Türk Yurdu ve Türk Sözü gibi dergilerde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale oldukça doğal bir gelişmenin sonuçlarıyla karşılaşırız. Savaş milliyetçilikle birlikte bir tür popülizm de yaratmıştır -savaşta halk gerekli olduğuna göre Dil İle İlgili Kısa Bir Makale böyle olması doğal. Popülizm ise Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dilde de sadeleşmeye gitmek zorundadır. Nitekim Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türk Yurdu'nun çıkış gerekçesi olarak yazılan yazı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türk halkının ağzından yazılmıştır ve aydınları suçlamaktadır:


"Ibtida bana bir dil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bir edebiyyat lazım. (...) eski yıpranmış âletlerimi atarak yeni makinalar kullanacağım. Toprak sürmeyi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale hayvan beslemeyi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale köy idare etmeyi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yol yapmayı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale mekteb açmayı öğreneceğim. Gizli duygularımı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale şuursuz mefkûrelerimi kalbimden çıkararak ortaya koyacağım. Dinimin esaslarını bularak gerçekten Islâm ümmeti olacağım.

Bu işi yapmak işçin bu gördüğünüz aç Dil İle İlgili Kısa Bir Makale çıplak Dil İle İlgili Kısa Bir Makale sıtmalı oğullarımla Dil İle İlgili Kısa Bir Makale zavallı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yoksul kızlarımla çalışmaya niyyet ettim. Siz de benim evlâdlarım değil misiniz? Siz de yapma dilinizi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale yalancı bilgilerinizi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale boş ve faidesiz gururlarınızı bırakarak bana gelir Dil İle İlgili Kısa Bir Makale benimle beraber çalışır mısınız?"[8]

Bu tipik "jakoben" söylemde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale aydın Dil İle İlgili Kısa Bir Makale halk adına konuşup halkın ihtiyaçlarını dile getiriyor. Halk şu anda "gizli duygular" ve "şuursuz mefkûreler"le dolu. Bu sözleri onun ağzından söyleyen aydınlar her nasılsa o mefkûrelerin ne olduğunu biliyorlar. Böylece Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale o aydınların dediklerinin olmasıyla mümkün. Halkın ne istediğini böyle iyi bilen Dil İle İlgili Kısa Bir Makale onu inatla savunan ve sonuçta "halkın iradesine karşı davranıyor" diye rakiplerini temizleyen bu aydınlar ülkemizde hiçbir zaman eksik olmadı. Yalnız talihsizliğe bakın ki Dil İle İlgili Kısa Bir Makale onların halkta böylesine "isabetle teşhis ve tespit ettikleri" özlemleri halk kendisi hiçbir zaman anlayamadı.

Yukarıdaki metinde Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bir kez daha Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dil sorunu ile genel kalkınma sorununun kesin bir şekilde özdeşlendiğini görüyoruz. Dilin sadeleşmesi Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ham uygarlaşma Dil İle İlgili Kısa Bir Makale hem ulusallaşma için zorunlu görülmektedir. Kapitalizm-öncesi üretim ilişkilerine dayanan Dil İle İlgili Kısa Bir Makale despotik ve bürokratik toplumlarda Dil İle İlgili Kısa Bir Makale halkınkinden ayrı Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ağdalı bir seçkin dilin bulunması Dil İle İlgili Kısa Bir Makale sonra da Dil İle İlgili Kısa Bir Makale modernleşme sürecinde bu dilin "anakronik"leşmesi doğaldır. Ancak Dil İle İlgili Kısa Bir Makale dili değiştirerek bir toplumu kalkındırma ülküsü Dil İle İlgili Kısa Bir Makale o dönemin Osmanlı aydınına özgü bir şey olmalı. Bugün Turgut Özal ihracatı artırmak için bir dil reformuna gerek olduğunu söylese kim bilir ne kadar şaşardık. Ama Türk Yurdu'nda yazan aydınlar köylünün makine kullanması ile halkın dilinin değişmesi arasında çok daha dolaysız bir ilişki kurabiliyorlardı.

Politik Bir Araç Olarak Dil

Hüseyin Kâzım Kadri Dil İle İlgili Kısa Bir Makale büyük bir Turan sorunu çerçevesinde Türk diline şöyle bir gelecek tasarlıyor:

"Türkistan-ı Çinî'den Avusturya hududlarına kadar uzanan kıtaat-ı vesi'ada mütemekkin akvam-ı Turaniyye arasında münasebet-i siyasiyye husulünü te'min etmek üzere Türk lisanının muhtelif lehçelerini birleştirmek lüzumunu bu gün değilse bile yarın bütün şiddetiyle hissedeceğiz; çünkü her kavm ve millet günün birinde kendi lisanı altında toplanmağa mecburdur. (...) Bu muhtelif lehçeler arasında daha ziyade rikkat ve nezaket kesbeden Osmanlı Türkçesini Türkistan'ın her tarafında umumi bir lisan-ı edebî ve fennî olmak üzere kabul etmek daha muvaffık olur sanırım."[9]

Burada da dil Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türk ırkının politik birleşmesinin sağlanması için gerekli bir araç. Yazar Dil İle İlgili Kısa Bir Makale biraz da kendinden yana yontup Dil İle İlgili Kısa Bir Makale kendi bildiği Osmanlı Türkçesi'ni böyle bir birleşmenin temeli olarak kabul ettirmek istiyor. Türkçe'nin özleşmesinin özleştirilmesinin bugünkü aşamasına vardığımızda Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Asya'daki Türklerin dillerinden daha uzaklaşmış durumdayız oysa.

Aynı dönemde Ikbal gazetesinde çıkan bir yazıda Dil İle İlgili Kısa Bir Makale Türkçe'nin sadeleşmesi konusunda ağırlığın Dil İle İlgili Kısa Bir Makale bir iletişim aracı olarak dil anlayışından Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ulusallığın asli öğesi olarak dil anlayışına doğru kaydığı açıkça görülmektedir:

"Bir dilin avam tarafından anlaşılup anlaşılmaması meselesi bizce gayet mühim olmakla beraber Dil İle İlgili Kısa Bir Makale ikinci derecededir. Birinci derecede "milliyet" hususu gösterilebilir Dil İle İlgili Kısa Bir Makale zannederiz. Bu "milliyet" ise "Türklüktür". Madem ki bu millet Türktür. Öyle ise anın Türkçe öz dili olmalıdır. Bu anın varlığına Dil İle İlgili Kısa Bir Makale namusuna tealluk eden birinci hassadır."


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Dil İle İlgili Kısa Bir Makale

Dil İle İlgili Kısa Bir Makale konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: dil konulu kısa yazı, dil ile ilgili kısa yazı, dil konulu kısa yazılar, türkiye yada dünya ile ilgili makale çok kısa olsun, dil konulu kisa yazi, dil ile ilgili makaleler kısa, dil ile ilgili kısa makaleler, dil ile ilgili kısa makale, dille ilgili kısa makale, toprak ile ilgili makaleçok kısa, dil ile ilgili kisa makale, dil hakkında kısaca makale, dil ile ilgili kısa makale örnekleri, dil ile ilgili makale örnekleri kısa, standart dil ile ilgili makaleler,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Atatürkün Çocuklarla İlgili Kısa Anıları Nelerdir? elif Soru Cevap 26 26-10-2016 04:43
Atatürk'ün Sporla İlgili Kısa Sözleri Я Soru Cevap 2 20-11-2013 09:33
Makale Nedir -Makale Nasıl Yazılır? elif Soru Cevap 0 11-02-2013 03:04
Öğretmenlerle İlgili Kısa Piyes elif Öğretmenler Forumu 0 28-09-2012 12:43
Makale Nedir?-Makale Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 04:12

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 12:54 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats