bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 12-04-2013, 04:11   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Alkollü Araç kullanmanın Cezası Nedir

Alkollü Araç kullanmanın Cezası Nedir


*Adli Bilimler Dergisi Aralık 2009

Prof.Dr.İ.Hamit Hancı 1 Doç.Dr. Faruk Aşıcıoğlu 2 Doç.Dr. Çetin Arslan 3 Prof.Dr.Hakan Coşkunol 4 Prof.Dr.Hadiye Şirin 5 Kim.Yücel Dener 6 Prof.Dr.Yener Ünver 7 Yard.Doç.Dr.Neşe Nur User 8 Av.Devrim Karakülah 9 Yard.Doç.Dr.Serpil Yaylacı 10 Doç.Dr.Nevzat Alkan 11 Psk.Nurhayat Yüksel N 12 Dr.Nuri İdiz 13 Hk.Özden Dülger 14 Prof.Dr.Göknur Aktay 15 Uz.Dr.Ayfer Çolak 16

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A.D Başkanı - Adli Bilimciler Derneği Başkanı
2Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu
3 Yargıtay C.Savcısı
4 Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlac Bilimleri (BATI) Enstitüsü Müdürü
5 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji A.D
6Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Daire başkanı
7 Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi
8 Afyon Kocatepe Üniv. Tıp Fak. Acil Tıp A.D
9 Adli Bilimciler Derneği Genel Sekreteri
10 Acıbadem Üniv. Tıp Fak. Acil Tıp A.D
11 İstanbul Üniv. İstanbul Tıp Fak. Adli Tıp A.D
12 Psikolog
13Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Ege Ü. BATI Enstitüsü.
14Adalet Bakanlığı . Hakim
15 İnönü Üniv. Eczacılık Fakültesi Dekanı
16Sağlık Bakanlığı Tepecik Eğitim Hastanesi Biyokimya Kliniği


Düzenleyen: YARGITAY BAŞKANLIĞININ KATKILARIYLA
ADLİ BİLİMCİLER DERNEĞİ
ÇALIŞTAY: CEZA YASASINA GÖRE
ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMANIN GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNE ETKİLERİ

Tarih: 13 Kasım 2009 Cuma. Saat:9.30
Yer:Yargıtay Konferans Salonu

Çalıştay Düzenleme Kurulu
Hasan Gerçeker: Yargıtay Başkanı
Prof.Dr.Hamit Hancı: Adli Bilimciler Derneği Başkanı
Nedim Baran Yargıtay 2. Ceza Dairesi Başkanı
Doç.Dr.Ali Rıza Çınar Yargıtay 2. Ceza Dairesi Üyesi
Halim Aşaner Yargıtay 9. Ceza Dairesi Üyesi
Doç.Dr.Çetin Arslan Yargıtay C.Savcısı
Av.Devrim Karakülah Adli Bilimciler Derneği Genel Sekreteri
Konuşmacılar
Nedim Baran Yargıtay 2. Ceza Dairesi Başkanı
Doç.Dr.Ali Rıza ÇINAR Yargıtay 2. Ceza Dairesi
Prof.Dr.Yener Ünver. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Halim Aşaner Yargıtay 9. Ceza Dairesi Üyesi
Doç.Dr.Çetin Arslan Yargıtay C.Savcısı
Av.Devrim Karakülah. Adli Bilimciler Derneği Genel Sekreteri
Prof.Dr.Hadiye Şirin. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji A.D
Prof.Dr.Hakan Coşkunol. Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlac Bilimleri (BATI) Enstitüsü Müdürü
Doç.Dr. Nevzat Alkan. İstanbul Üniv. İstanbul Tıp Fak. Adli Tıp A.D
Yard.Doç.Dr.Serpil Yaylacı. Acıbadem Üniv. Tıp Fak. Acil Tıp A.D
Yard.Doç.Dr.Neşe Nur User. Afyon Kocatepe Üniv. Tıp Fak. Acil Tıp A.D
Nurhayat Yüksel: Psikolog

İNCELEME
Alkol Dünyada kahveden sonra en sık tüketilen bağımlılık yapıcı zihinsel ve fiziksel aktiviteyi etkileyici bir madde olmasına rağmen yine kahveden sonra en fazla tolere edilen içkidir. Bu nedenle birçok ülkede trafikte izin verilen alkol düzeyi bilimsel gerekçeler yanında toplumsal eğilimlerden etkilenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nda (KTY) trafik suçları ile bu suçlar için çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ise 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın (TCY) özel hükümlerin yer aldığı ikinci kitabında "topluma karşı suçlara" ilişkin ikinci kısmın "genel tehlike yaratan suçlar" başlıklı birinci bölümünde 179 ve 180. maddelerinde düzenlenmiştir.
TCY 179. maddesinde kasten trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu düzenlenmiştir. Yargıtay da kararında bu maddede düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun ancak kasten işlenebileceğini açıkça belirtmiştir.
TCY 179. maddesinin ikinci fıkrasında (179/2) "Tehlikeli araç kullanmak suretiyle" trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu düzenlenmiştir.
Bu hükme göre; "Kara deniz hava veya hayat sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Bu fıkrayla düzenlenen suç somut tehlike suçudur.
TCY 179. maddesinin üçüncü fıkrasında (179/3) ise "Alkol ve Uyuşturucu Madde Etkisi ya da Bir Başka Nedenle Güvenli Sürme Yeteneğini Kaybetme Durumunda Araç Kullanma" bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir. Ancak bu suç için uygulanacak yaptırım (ceza) açısından yasanın ikinci fıkrasına gönderme yapılmıştır.
Bu hükme göre "alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir biçimde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra (m.179/2) hükmüne göre (bir aydan iki yıla kadar) cezalandırılır." Görülüyor ki trafik güvenliğini tehlikeye sokma soyut tehlike suçu olarak öngörülmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nda da alkollü araç kullanma eylemi idari yaptırıma bağlanmıştır (m.48/5).
Türk Ceza Yasası’nın 179/3. maddesindeki suç Alman Ceza Yasası’nın 316. maddesinde düzenlenen suçla aynı niteliktedir.
Ceza Yasamız "güvenli sürme yeteneğini yitirmiş (kaybetmiş)" kişilerden gelecek tehlikeyi önlemek amacı ile bu durumda olup da araç kullananların eylemini suç olarak düzenlemiştir.
TCY 179/3 Düzenlemesinde güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesi çeşitli nedenlere bağlanmıştır. Birincisi alkol ya da uyuşturucu madde etkisiyle güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesine karşın (emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen) araç kullanma eylemidir. İkincisi ise yasada "başka bir nedenle" diye ifade ediliştir. Bundan dolayı alkol ve uyuşturucu madde etkisi dışında "güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesine" neden olan herhangi bir neden yasada belirtilen "başka bir neden" sayılabilir. Örneğin madde gerekçesinde de belirtildiği üzere yorgunluk uykusuzluk gibi güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesine yol açan her türlü neden olabilir. Hastalık bedensel eksiklik ya da ilaç etkisi de bu kapsamda değerlendirilebilir.
TCY 179/3 de "alkollü araç kullanma" bağımsız bir suç olarak yer almaktadır.
Karayolları Trafik Yasası’nda alkollü içki almış olarak araç kullanma belli koşullarda yasaklanmıştır. Karayolları Trafik Yasası’nın 48. maddesine göre alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır. Bu yasa maddesine dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe göre alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı öngörülmüştür. Taksi ya da dolmuş otomobil minibüs otobüs kamyon çekici gibi araçlarla kamu hizmeti yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler ile resmi araç sürücüleri alkollü içki kullanmış olarak bu araçları süremezler (Yönetmelik m. 97 / 4-b-1) Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol yoğunluğu/ miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar (Yönetmelik m.97 / 4-b-(2)). Bu yasaklara aykırı davranan kişiler için Karayolları Trafik Yasası’nın 48. maddesinde idari yaptırımlar öngörülmüştür. Bunlar araç kullanmaktan yasaklama sürücü belgesinin geri alınması ve idari para cezalarıdır.
TCY 179/3. maddesindeki suçun benzeri Alman Ceza Yasası’nın 316. maddesinde (StGB § 316) düzenlenmiştir.
Alman Ceza Yasası madde 316:
(1) Her kim alkollü içecek ya da diğer bir uyuşturucu madde alması nedeniyle taşıt aracını (Fahrzeug) güvenli bir şekilde kullanamayacak durumda olduğu halde trafikte (315-bis 315 d) kullanırsa bir yıla kadar özgürlüğü bağlayıcı ceza (hapis cezası) ya da para cezasıyla cezalandırılır. Yeter ki eylem (fiil) madde (paragraf) 315a ya da 315c’deki cezaları gerektirmesin.
(2) Eylem (fiil) taksirle işlense de yine birinci fıkra hükümlerine göre cezalandırılır.
Almanya'da Karayolları Trafik Yasası’nda da alkollü araç kullanma eylemine yer verilmiştir (StVG 24a)
Suçlar öğretide “tehlike suçları” ve “zarar suçları” diye ikiye ayrılmaktadır.
Zarar suçlarında failin yaptığı hareketle suçun (maddi) konusu üzerinde bir zarar meydana gelmektedir. Tehlike suçlarında ise suçun (maddi) konusunun tehlike ile karşı karşıya gelmesi yeterlidir. Hareketin/davranışın yöneldiği suçun (maddi) konusunun objektif olarak tehlikeye sokulması yeterlidir.
Tehlike suçları somut ve soyut tehlike suçları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Somut tehlike suçlarında (konkrete Gefährdungsdelikte) hareketin suç konusu üzerinde gerçek bir tehlike yaratmış olması gerekmektedir. Yalnızca hareketin yapılmış olması yeterli değildir. Somut tehlike suçunda zarar tehlikesi oluşmadığında bu suç da gerçekleşmez. Somut tehlike suçlarında hareket ile somut tehlike arasında nedensellik ilişkisi (bağı) aranır. Suçun gerçekleşmesi için ya suçun konusu üzerinde somut olarak tehlike yaratılmış olmalıdır ya da tehlikenin gerçekleşmesinin olanaklı bulunması gerekir.
Soyut tehlike suçlarında (abstrakte Gefährdungsdelikte) hareketin/davranışın (devinimin) suç konusu üzerinde tehlike yaratıp yaratmadığı aranmaz. Daha doğrusu suç tanımındaki davranışın/hareketin (devinimin) yapılması (icrai) ya da yapılmaması (ihmali) ile birlikte tehlikenin gerçekleştiği kabul edilir. Böylece tehlikenin bulunduğu bir karinedir/varsayımdır.
Suç tanımındaki davranışın/hareketin yapılması ya da yapılmaması suçun oluşumu için yeterlidir. Bu nedenle suç konusu üzerinde tehlike yaratıp yaratmadığı araştırılmaz. Öğretide bunlara “genel tehlike suçları” da denilmektedir. Hareket/davranış (devinim) ile sonuç (netice) arasında nedenlik ilişkisi aranmaz.
TCY 179/3. de alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle güvenli bir biçimde araç kullanmayacak durumda olmasına karşın araç kullanılması suçun maddi öğesidir (unsurudur).

Madde başlığı trafik güvenliğinden söz ettiğine göre araç "trafik" de kullanılmalıdır.
TCY 179. maddesinde "araç" tanımına yer verilmemiştir. Bu maddenin her üç fıkrasında da düzenlenen suçla ilgili olarak ortak özellik deniz hava ya da demiryolu "ulaşım aracı"nın söz konusu olmasıdır.
Alkolün Etkisiyle Güvenli Bir Şekilde Araç Kullanamayacak Duruma Gelme
Yasakoyucu "alkol" "uyuşturucu madde" etkisiyle ya da "başka bir nedenle" "güvenli bir şekilde araç kullanamayacak duruma" gelmiş olmayı aramaktadır. Güvenli bir şekilde araç kullanamayacak duruma gelme durumunun yaşanan örneklere baktığımızda çoğunlukla alınan alkolden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır.
Yasakoyucu alkollü araç kullanma eylemini Ceza Yasasında suç olarak düzenlerken yalnızca alkolün alınmasını bu suçun oluşumu için yeterli görmemiştir. Alkolün etkisiyle “güvenli bir şekilde araç kullanamayacak duruma" gelmeyi aramıştır. Ceza Yasasında düzenlenen "alkollü araç kullanma" suçunun oluşumu için alkollü olarak araç kullanmak yeterli değildir.
Ceza Yasasında düzenlenen "alkollü araç kullanma suçunun oluşumu için alkol almış kişinin bu alkolün etkisiyle "güvenli bir şekilde araç kullanamayacak duruma gelmiş" olması gerekir. Başka bir deyişle "güvenli sürme yeteneklerinin alkolün etkisiyle kaybedilmesi" bu suçta koşul olarak aranacaktır.
Türkiye'de alkollü araç kullanma suçunun düzenlendiği Karayolları Trafik Yasası ve Yönetmeliği’nde ise belli araç sürücüleri için alkollü araç kullanma kesinlikle yasaklanmıştır (KTY.m.48; Yönetmelik m.97).
Alkollü içki almış olarak araç kullandığı saptanan diğer araç sürücülerinden yönetmelik ile belirtilen miktarın üzerinde kanlarında alkol bulunduğu belirlenenler için ise Trafik Yasasında çeşitli idari yaptırımlar öngörülmüştür.
Karayolları Trafik Yasası’nda öngörülen kabahat niteliğindeki “alkollü araç kullanma" eyleminde alkolün etkisiyle "güvenli sürme yeteneklerini kaybetme durumunun” yönetmelikte belirlenen miktarın üzerinde kanlarında alkol bulunduğunun ölçülmesi ile oluşacağı öngörülmüştür.
Yönetmelikte araç sürücüleri için kandaki alkol miktarı/yoğunluğu/değeri 0.50 promilin üzeri olarak düzenlenmiştir (m.97).
Alman Karayolları Trafik Yasası’nda belirlenen miktar/değer 1998 yılına kadar 080 promil iken Mayıs 1998 yılından itibaren 050 promil'e düşürülmüştür.
TCY da "güvenli bir şekilde araç kullanamama” tanımına yer verilmemiştir. Ayrıca hangi miktardaki/yoğunluktaki/değerdeki alkolün etkisiyle güvenli sürme yeteneğinin kesin ya da göreceli olarak kaybedileceği de belirlenmemiştir. Bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası ve Yönetmeliği’nde belirtilen alkol miktarı TCY daki "alkollü araç kullanma" suçu bakımından gözetilemez.
TCY da alkolün etkisiyle araç kullanamayacak durumda olmadan (alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olma…) söz edilmiş; bu duruma gelmiş sayılabilmek için kanda bulunması gereken alkolün miktarı/yoğunluğu/değeri konusunda bir ölçü öngörülmemiştir.
Trafik kazalarının yaygın nedenlerinden birinin alkollü araç kullanma olduğu çoğu ülkede saptanmıştır. Bu nedenle Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 219. toplantısında 22 Mart 1973'te bir tavsiye kararı alınmıştır. Tavsiye kararında alkolün etkisi altındayken kamuya açık bir yerde araç kullanan kişinin araç kullanmada yetersizliği kanıtlanmışsa ya da kanındaki alkol miktarı/değeri/yoğunluğu 80 mg/100 mg ise önleyici cezalar uygulanmalıdır. Ancak üye devletlerin daha düşük miktarda/değerde/yoğunlukta alkol düzeyi belirleyebileceği de öngörülmüştür. Bu tavsiye kararında hem esasa hem de usule ilişkin ilkeler belirlenmiştir.
Alkol öncelikle beyni etkileyerek sürücünün algılama kavrama dikkat karar verme ve uygulama yeteneğini bozmaktadır. Bu nedenle sürücü fren gaz pedalı debriyaj ve direksiyonu dengeli kullanamayacağı için yol kavşak geçme şerit değiştirme ve dönmeler zorlaşır.
Alkolün etkileri kandaki yoğunluğuna/miktarına/değerine göre değişmektedir.
Bu kişiden kişiye de değişir. Ancak bazı araştırmalar alkol alanların almayanlara göre 2-6 kat fazla kaza yaptığını göstermiştir.
Az miktarda/değerde/yoğunlukta alkol alımının bile bir işin yapılması için gerekli beceri dikkat ve özende azalmaya neden olduğu tıp biliminde kabul edilmektedir.
Aynı miktarda alınan alkol herkeste aynı kan/alkol bileşimine yol açmaz. Çeşitli etmenler rol oynar: Örneğin vücut ağırlığı cinsiyet alkolün türü (içindeki alkol oranı) içme süresi vb. Gerginlik yorgunluk hastalık ilaçlar ve uyuşturucular alkolün etkisini artırırlar. Gençler (25 yaş altı) alkole karşı yetişkinlerden daha duyarlıdır. Hiçbir madde (kahve vb) alkolün etkisini azaltmaz.
Alkol gerçekte Karbon atomuna doğrudan doğruya -OH grubunun bağlı olduğu organik bileşiklere verilen genel addır.
Bu çalışmada alkol olarak etil alkol (etanol) kastedilmektedir. Etanol : CH3 – CH2 – OH
İçinde % 0.5 den fazla alkol (etanol) bulunan ve keyif veren içkilere “Alkollü İçkiler” denilmektdir
Etanol yakıcı tadda berrak renksiz akıcı ve uçucu bir sıvıdır. Hafif bir kokusu vardır. Saf halde zor ayırdedilir. Sedatif trankilizan hipnotik ve anestezik etkilidir. Genel görüşün aksine uyarıcı değildir. Aç karnına emilim fazladır. Sodalı (şampanya gibi) içkilerin emilimi hızlıdır. Kan alkolü saatte % 15 -20 mg kadar okside olarak tükenir. Oksidasyon hızında kişinin kilosu ve kan alkol düzeyi etkilidir.
Alkol Arapça Al-kuul kelimesinden türemiştir. İlk kez 8. yüzyılda İslam Bilgini Cabir İbn Hayyan tarafından üzüm şırasından çekildiği sanılmaktadır.
Alkol çeşitli içkilerin bileşiminde değişik oranlarda bulunur (Hacmen).
* Boza Şıra gibi içkilerde % 4
* Meyve şaraplarında % 5-11
* Bordo şaraplarında% 7-12
* Şampanyada % 10-13
* Rakıda % 40-45
* Kanyakta % 40-70
* Cinde % 51-55
* Viskide % 40-70
* Vermutta % 14-16
* Birada % 3-5
* Likörde % 20
Alkol alımında görülen klinik belirti ve semptomlar;
1-Alınan alkol miktarı
2-Alkol alındıktan sonra geçen süre
3-Kişinin alkole toleransı (Akut ve Kronik Tolerans)
4-Açlık-Tokluk durumu
5-Alkol alma hızı
6-Yaş
7-Cinsiyet
8-Vücut ağırlığı
9-Alınan diğer ilaç ve bitkisel maddeler
10-Sıcak havadan soğuğa çıkma
11-Korku/stres
12-Aniden ayağa kalkma ile ilgilidir.

Alkole tolerans kişiden kişiye değiştiği gibi aynı kişide de farklı zamanlarda reaksiyonlarda farklılık olabilir.
Hacmen bira %4-8 şarap % 9-14 rakı votka cin rom viski gibi içecekler ise %35-45 oranında etil alkol içerirler.
Ağız yolundan alınan alkolün %20'si mideden %80'i ince bağırsaklardan özellikle de ince barsaklardan doğrudan emilir. Ağız yemek borusu ve kalın bağırsaklardan da emilebileceği bilinse de bu değerler ihmal edilebilir düzeydedir. Alkol (etil alkol) aldıktan sonra suda kolay eriyerek kolayca kana (sıvılara) geçer. Kan alkol değeri alkol alımından sonraki 1-2 saatte en yüksek düzeye ulaşır sonra zamanla azalır. Alınan alkol karaciğerde okside edilerek (yakılarak) tüketilir. Alınan alkolün %5-8'i solunum ve idrar yolu ile değişime uğramadan az bir kısmı ise ter ya da gaita ile atılır. Yaklaşık vücut kilosu başına 1 saatte 100 – 110 mg. etanol vücuttan elimine olur Kan alkol değerinin miktarının/yoğunluğunun ortalama saatte %15 azaldığı kabul edilmektedir.
Etil alkol merkezi sinir sistemini olumsuz etkileyen bir maddedir. Alkol alanlarda önce psişik inhibisyonlar ortadan kalkar bunu muhakeme ve karar verme yeteneğinin kayboluşu izler psikomotor koordinasyon kabiliyeti bozulur. Dikkat azalır ve refleks aktive hızı düşer bellek kusurları gelişir .
BAZI SINIFLAMALAR
Akut alkol entoksikasyonunda kan alkol düzeyine bağlı olarak kişilerin genel görünümü klinik bulgu ve gözlemler
Kanda Alkol Konsantrasyonu ( mg/ 100 ml. )
* 0-100
Mutlu ve terbiyeli
Subklinik
-Alelade gözlemle normal
Özel testlerle tespit edilebilen çok az değişmeler
*100-200
Keyifli ve pervasız
Emosyonel kararsızlık
-Azalmış baskı
-Çok az muskuler inkoordinasyon
-Uyaranlara yavaşlamış cevaplar
*150-300
Sersem ve taşkın
Konfüzyon
-Duygusal bozukluk
-Azalmış ağrı duyusu
-Sendeleyerek yürüyüş
-Sözleri ağızda geveleme
*250-400
Şaşkın ve mahzun(kederli)
Stupor
-Uyarıya cevapta belirgin azalma
-Musküler inkoordinasyon
-Paraliziye yaklaşma
-Tam bilinç kaybı
*350-500
Çok sarhoş
Koma
-Tam bilinç kaybı
-Bastırılmış refleksler
-Subnormal temparatür (ısı)
-Anestezi
-Dolaşım bozukluğu
*450 ün üstü
ÖLÜM
Bir başka sınıflamada şöyle yapılmıştır
Kandaki alkol miktarı ve etkileri
Konsantrasyon Etki
% 10 - 50 mgr Etki az.
% 50 - 100 mgr Derin görüş keskinliği karanlığa adapte olmada zorlanma
% 100 - 150 mgr Keyiflenme hareket serbestliği reaksiyon zamanının uzaması en çok trafik kazaları bu aşamada meydana gelmektedir
% 150 - 200 mgr Orta derecede intoksikasyon belirli sarhoşluk. Reaksiyon zamanı çok uzamıştır. Hareketlerde dengesizlik koordinasyon bozukluğu.
% 200 - 250 mgr Ağır depresyon kendini bilmezlik koordinasyon güçlüğü anlama ve bilinç bozukluğu.
% 250 - 300 mgr Derin sarhoşluk paralitik semptomlar derin bilinç bulanıklığı.
% 350 - 400 mgr Ölüm sarhoşluğu derin ve öldürücü koma.
% 400 - 500 mgr Akut alkol zehirlenmesi ve ölüm.
Alkol etkisi fazla yorgunluk halinde daha belirgindir. Çok yorgun kişide kan %50 alkol düzeyi dinlenik bir kişide %80 veya daha fazla kan alkol düzeyine eşit etki yapar.
ALKOLÜN VÜCUT VE DAVRANIŞLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
ÖLÇÜM DEĞERİ
VÜCUT VE DAVRANIŞ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

0.2 Promil
ruh halinin değişmesi vücut ısısında hafif bir yükselme davranışlar üzerindeki kontrolün azalması
0.5 Promil
Belirgin bir gevşeme dikkatin azalması koordinasyon ve muhakeme bozukluğunun başlaması. YASAL SINIR
0.8 Promil
koordinasyon algı ve muhakemede belirgin bozulma tepki zamanının kendini kontrol etme becerisinin zarar görmesi
1 Promil
sarhoşluk belirtileri muhtemel mahcup edici davranışlar bir an neşeli bir an üzgün olmak gibi ruh halinde gidip gelmeler
1.5 Promil
ayakta durma yürüme ve konuşmada güçlük çekme denge ve koordinasyonun kaybedilmesi belirgin olarak sarhoşluk hali
2 Promil
ağrı ve diğer fiziksel duyumların azalması ağlama ve gülme arasında gidip gelmek gibi belirgin duygusal tutarsızlıklar
3 Promil
reflekslerin azalması bilinçte bulanıklık pek çok kişide bilinç kaybı
Kandaki Etanol Konstantrasyonuna Göre İçkinin Etkisi

0.5 promil (50mg/dl ~2 bira): Kişinin hafif olarak etkilendiği durumdur. Genelde davranışlar normaldir.
1.0 promil (100mg/dl ~4 bira): Muhakeme ve karar verme yeteneği bozulur.Reaksiyon zamanı yavaşlar. Duyu yeteneği değişir. Kendine güven hissi artar.
1.5 promil (100mg/dl ~4 duble rakı): Kişinin alkol aldığı dışarıdan fark edilir durumdadır. Hareketlerdeki ve fikirlerdeki koordinasyon tamamen bozuktur. Hafıza ve idrak bozukluğu da başlar.
2.0 promil (200mg/dl ~6 duble rakı): Orta derecede zehirlenme halidir.Ruhsal kontrol ortadan kalkmıştır. Yürümede zorluk bulantı ve kusma hali görülür.
3.0 promil (300mg/dl ~1 şişe viski): Konuşmada görmede bilinçte bozukluk ve düşünmede ve sensör cevaplarında gecikme gözlenir.
4.0 promil (400mg/dl 1 litre viski): Kişiye göre aşırı sarhoşluk koma veya ölüm hali

ALKOL ETKİSİ ALTINDA ARAÇ KULLANMA
Alkol kullanımı ile motorlu araç kazası arasında sıkı ilişki bulunduğu konusunda 1930'lu yıllarda genel bir kanı oluşmaya başlamıştır. 1960 yılının ortalarından itibaren ABD'de birçok eyalet alkollü araç kullanımı için sınır değerler belirlemeye başlamıştır. Federal Hükümet Alkol Kullanımı ve Karayolları Güvenliğine ilişkin ilk raporunu 1968 yılında yayınlamıştır. Yine Federal hükümet 1970 yılında Alkol Güvenliği Harekat Projesi (ASAPs- Alcohol Safety Action Projects) adlı bir seferberlik başlatmıştır. Tüm bu önlemlere rağmen alkole bağlı ölümlü trafik kazalarında görülen artış ABD'de 1980'lerde başlayan toplumsal hareketleri tetiklemiştir.
Alkolün suç ve trafik kazalarına etkisi
Kan alkol düzeyi ile işlenen suç arasındaki ilişkinin araştırıldığı çalışmalarda; hakaret sarkıntılık ırza geçme polise mukavemet tehdit gibi suçlar işleyenlerde kan alkol düzeyinin yüksek olduğu ( % 150 mg) buna karşılık dövme dövülme vakalarında kan alkol düzeyinin daha düşük olduğu ( % 100 mg ) alkollü araç kullananlarda ve alkol etkisi altında trafik kazası yapanlarda % 100-150 mg düzeyinde alkol bulunduğu saptanmıştır.
Yüksek dereceli içki kullananlar daha ağır suç işleme eğilimi gösterirken bira gibi hafif alkollü içkiler (Birada % 3-7 mg. alkol bulunur) alanların daha cesaretle araba kullandıkları ve sürüş yetenekleri bozulduğu için daha çok trafik kazasına neden oldukları saptanmıştır.
Kan alkol düzeyinde %0.02’lik her artış ölümcül kaza yapma şansını 2 kat arttırmaktadır.
Kan alkol düzeyi 0.50 promil iken pek çok kişi 0.90 iken hemen hemen herkes etkilenmiş olmaktadır.
%0.02'nin altındaki kan alkol düzeyleriyle bile sürüş kabiliyetinde anlamlı bozulma tespit edilmiştir.
Avusturya Danimarka Fransa Avusturalya Kanada Hollanda trafiğe çıkış alkol sınırını 0.50 promil kabul etmiş ABD'de bazı eyaletlerde 0.80 bazılarında 0.50 İngiltere de 0.80 Japonya'da 0.30 öngörülmüştür. [ İsveç:0.20 Norveç:0.20 Rusya:0.20 Polonya:0.30 Macaristan ve Romanya 0.00 promil (g/L) ]
ALKOL ETKİSİ ALTINDA ARAÇ KULLANMA İLE İLGİLİ BİR SINIFLAMADA
1 — Kandaki alkol % 0 (Binde) 02 ise % 20 şahıs kendinden emin şekilde otomobil kullanır.
2 — Kanda % 0 02 alkol olunca şahsın reaksiyonları hareketli bir ışıkta daha çok bozulur.
3 — Kanda % 0 03 alkol varsa derinlik hissi bozulur mesafe tahmini ve sür'at ayarlanması güçleşir.
4 — Kandaki alkol % 0 04 ise kornea hasasiyeti azalır. Normal süratte otomobil kullanılamaz.
5 — Kandaki alkol % 0 05 ise % 25 - 30 şahıs otomobil kullanamayacak halde kabul edilmelidir. Bu miktarda normal görme bozulmaktadır.
6 — Kandaki alkol % 0 065 ise şahısta denge bozuklukları olur.
7 — Kandaki alkol % 0 097 olunca gözün kamaşması bakımından önemli olan karanlığa uyma fonksiyonu yavaşlar.
8 — Kandaki alkol %0 10 olunca; % 10 şahısta karar verme zamanı bozulur; % 17 sinde reaksiyon zamanı uzar; % 35 inde dikkat azalır; % 65 inde ise otomobil sürme emniyeti azalır. Bu miktarda alkol tesirleri çoğunlukla görülür.
9 — Kandaki alkol % 0 17 olunca belli şekilde sarhoşluk görülür. Mesafe tayin olunamaz denge bozuklukları ağır şekilde olur.
Kaza Riski-Alkol Düzeyi
Bu konuda birçok çalışma vardır ve istisnasız hepsi alkollü bir sürücünün kaza riskinin daha yüksek olduğu şeklindedir. Sürücülerin alkolsüz yani kan alkol düzeyi “0.0” iken araç kullanmaları teorik olarak en iyisi olsa bile pratikte mümkün değildir. Üzüm incir turunçgiller gibi bazı meyvelerin hazır meyve sularının veya kolalı içeceklerin bazı ilaçların tüketilmesiyle 8 mg /dL kan alkol düzeyleri saptanabilmektedir.
Alkolün yan etkilerinin başladığı ve sürüşün olumsuz etkilerinin görüldüğü düzey sıklıkla 30-40 mg/dl olarak bildirilmektedir (0.30-0.40 Promil)
Tolerans gelişmemiş bireylerde 20 mg/dlgibi düşük kan alkol düzeylerinde bile sürüş becerilerinin olumsuz etkilenebildiği saptanmıştır.
Risk artış oranı ile alkol düzeyi arasındaki ilişki ise araştırma sonuçlan arasında farklılık göstermekle birlikte alkol düzeyinin artışı ile risk artışının paralel gittiği konusunda tüm araştırmacılar hem fikirdir. Kaza riskinin 40 mg/dl üzerinde belirgin olarak arttığı bilinmektedir.
Alkol ve yaş küçüklüğü bir arada olduğunda kaza riski daha yükselmektedir. Bu sebepledir ki bazı ülkelerde trafikte izin verilen alkol düzeyi gençlerde daha düşüktür.
Bazı sürücülerin daha düşük alkol düzeylerinde olmalarına rağmen daha yüksek alkol düzeyinde olanlara göre daha kötü sürüş performansı gösterebildikleri bilinmektedir. Bu nedenle alkolün hangi düzeyde olursa olsun risk doğurabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.
Geceleri kaza riskinin yüksek olduğu bilinmektedir. Riskin fazla olmasına gece görüş güçlüğü yorgunluk gibi nedenlerin yanında alkolün yol açtığı ileri sürülmektedir. Bu savı hafta sonuna denk gelen gecelerde kaza oranının hafta içi gecelerine oranla %25 fazla olması desteklemektedir(88). Öyle ki kan alkol konsantrasyonu arttıkça kaza yapma riski de artmaktadır.
Yapılan çalışmalarda kan alkol konsantrasyonu 05-10 promil/gram arasında iken sürücünün kaza yapma riskinin 15 kat arttığı; 10-15 promil/gram arasında 4 kat; 15 promil/gram üzerinde ise 18 kat arttığı gösterilmiştir. Tabii ki içki içme konusunda deneyimsiz bireylerin kaza yapma riskleri daha düşük kan alkol değerlerinde bile daha fazla olmaktadır.
Avrupa Birliği ülkelerindeki sürücülerin %1-3'ü alkollü olarak araç kullanmaktadır. Ölümle sonuçlanan kazaların %33-69'unda kan alkol konsantrasyonu pozitif bulunmuştur. Ölümle sonuçlanmayan kazalarda ise bu oran %8-29'dur(89).
DENİZ ve HAVA ULAŞIMINDA ALKOL
Deniz ulaşımındaki ölümcül kazaların %30-40'ında alkolün ön planda olduğu ileri sürülmektedir. Alkol sadece eğlence amaçlı olarak kullanılan teknelerde değil ticari ve hatta yolcu taşıma amacı ile kullanılan deniz taşıma araçlarında da problem olmaktadır. Büyük tonajlı tankerlerde bu nedenle meydana gelen kazaların yol açtığı ekolojik problemler ise çevresel felakete dönüşebilme potansiyeli taşımaktadır.
Almanya'da karayollarında 011 g/dl (110 mg/dl) sının alkollü araç kullanma suçunda sürücünün güvenli bir şekilde araç kullanamayacağı düzey olup bu düzeyin üzerinde başka hiçbir delil aramadan kişi hakkında hürriyeti bağlayıcı cezai kovuşturma açılır. Bu düzeyin deniz trafiğinde çok daha aşağıda olması gerektiği bir başka Alman grubun yaptığı çalışma ile ortaya konmuştur. Bu çalışmada ortalama 12 yıllık mesleki deneyime ve farklı alkol tüketim alışkanlığına sahip 21 uzun yol kaptanına alkol tüketimlerini takiben Hamburg Gemicilik Eğitimi Okulunda rüzgar sis yoğun trafik ve değişik hızda seyreden gemiler ile simülasyon testi uygulanmıştır. Tüm kaptanlarda olumsuz etkiler görülmekle birlikte en fazla öngörü ve analiz yapma kabiliyetinin zaafa uğradığı saplanmıştır (21 kaptandan 18'inde) bunları takiben 16 vakada konsantrasyon güçlüğü15 vakada seyir ve karar verme kabiliyetinde bozulma gittikçe azalan sayıda ise risk yüklenmede artış iletişim güçlüğü verilen iş akışına uyma güçlüğü gibi bozukluklar bildirilmiştir. Deniz trafiğinin daha fazla manevra kabiliyeti istemekte hava koşullarının her zaman önceden doğru olarak tahmin edilememektedir.
ALKOL ALIMININ SÜRÜŞ GÜVENLİĞİ ÜZERİNE ETKİLERİ

Alkol tüketimini takiben motor (hareket ile ilgili) aktivite yanında bilişsel (zihinsel) aktivite de etkilenir.
Alkol genel olarak Merkezi Sinir Sitemi depresanı olarak etkilidir. En belirgin etki motor koordinasyonun bozulmasıdır. Bireyin özellikle aynı anda birden çok motor aktiviteyi bir arada yapma kabiliyeti olumsuz olarak etkilenmiştir
Reaksiyon zamanında uzama:Reaksiyon zamanı basit bir emrin gereği gibi yerine getirilebilmesi için geçen süredir.Trafikle araç kullanımında faaliyet doğrudan refleks bir reaksiyon değil; bir gözlem bu gözlemin bilişsel değerlendirmesi ve değerlendirmenin ardından varılan sonuca uygun cevap (reaksiyon) şeklindedir.
Bu durum motor aktivitenin bilişsel elementler içermesi halidir. Burada bireyden beklenen eylem birden fazla seçenekten birisini seçmesidir. Seçenekli Reaksiyon Zamanı (CRT-C Choise Reaction Time) olarak adlandırılan bu durum daha nitelikli ve sadece motor aktiviteyi değil bilişsel uyanıklık halini de ölçen iki komponentli bir süreçtir. Sıklıkla 50mg/dl (0.50 promil) seviyelerinde bozulması beklenmektedir. Örneğin kısa olan metni seçiniz şeklindeki bir komuta kısa ve uzun metni içeren iki düğmeden uygun olanı seçmek suretiyle verilen yanıt bilişsel değerlendirme sonrası motor yanıtı gösterir
Trafikte araç kullanan bir sürücü sıklıkla bu tür eylemleri yapmak zorunda kalır. Örneğin sürücü kaldırımdan aniden yola atlayan bir çocuğu önceden görecek bu veri beyninde işlenecek ve fren yapma direksiyon kırma gibi birçok seçenekten bazen biri veya birkaçı bir arada uygulanacaktır. Seyir halinde yasak olmasına rağmen bazen rastladığımız cep telefonu ile konuşulduğunda zihinsel aktivite daha fazla kompartmana bölünmekte ve yukarıda belirtilene benzer bir olayın karmaşıklığına sürücünün dikkat dağılması da eklenmektedir.
Takip etme becerisi: Alkolün takip etme becerisinin oldukça olumsuz etkilediği konusunda araştırmalar fikir birliği içindedirler. Bu tür çalışmalar bireyin eline verilen bir ışık kaynağı ile hareket eden bir nesneyi takip etmesi istenerek yapılmaktadır. Bu eylem birey alkollü iken tekrarlanmakta ve aradaki fark değerlendirilmektedir. Alkollü iken hızla hareket eden bir nesnenin izlenebilmesi görsel-motor koordinasyonun bozulması nedeni ile güçlük göstermekledir. Takip etme becerisinin 50 mg/dl kan alkol düzeyinden itibaren bozulduğu gösterilmiştir.
Çoklu aktiviteyi aynı anda yapabilme becerisi: Trafikte motorlu araç kullanımı birden çok aktivitenin birlikte yapılmasını gerektiren bir süreçtir. Sürücü bir yandan önünde ve arkasında seyreden araçtan takip ederken kaldırımdan yaya geçidine inen bir yayayı farkedebilmeli ve bu arada da sürüş eyleminin gerektirdiği direksiyon kontrolü frene veya gaza basma gibi motor aktiviteleri eş zamanlı gerçekleştirmelidir. Çoklu aktivite testleri özellikle alkol tesiri altında iken araç sürmenin risklerini göstermek açısından oldukça bilgi verici olmuştur. Bu amaçla yapılan çalışmalar sıklıkla takip etme sürecini gerçekleştiren bireye o arada verilen komutları yerine getirmek için geçen sürenin ölçülmesi şeklindedir. Bu konuda yapılan çalışmalardan çıkan sonuçlar kaba bir yaklaşımla dikkat isteyen eylemlerin birden fazla olması halinde bireyin alkollü iken bunlardan birini iyi gerçekleştirirken diğerini zaafa uğratmasıdır. Bu bozulmanın 037 g/kg değerinin altında oluşmadığı bir tespittir.
Duyu organlarında saptanan değişiklikler:
Alkole bağlı olarak görme keskinliğinin azaldığı ve periferik görmenin bozulduğu bildirilmiştir. Bu azalma özellikle 70 mg/dl (0.70 Promil) düzeyinden başlayarak gittikçe artmaktadır Bireyin tat ve kokuya hassasiyetinin düşük alkol seviyelerinden itibaren azaldığı bilinmektedir. Bunlardan özellikle koku hassasiyetinin azalması bir şoförün araçtan ve çevreden gelebilecek farklı kokuları değerlendirmesini güçleştirebilecektir. Ayrıca 80 mg/dl alkol düzeyinden itibaren gittikçe artmak üzere ağrıya hassasiyette azalma saptanmaktadır.
Kan Alkolü Artışıyla pupillanın ışığa karşı reaksiyonu hızlanır. Kan Alkolü yükseldikçe pupilla genişler.
Alkol alımından sonra konuşmanın bozulduğu genel olarak herkes tarafından bilinir. Bu bozulma kelimelerin yutulması yuvarlanması ya da patlayıcı vasıfta söylenmesi şeklindedir. Genel olarak konuşma süresinde uzama gözlenir. Alkollü şahısların aynı metni alkolsüz iken olana göre daha uzun sürede okudukları bilinmektedir. Yine kelime ve harf atlanması veya kelimelerin değiştirilerek yanlış söylenmesi sık rastlanılan alkole bağlı bozulmalardır. Konuşmadaki bozulmanın alkol düzeyinin 100 mg/dl'nin (1.00 Promil) üzerinde belirgin olduğu bildirilmiştir. Daha düşük düzeylerde de değişim görülmekle birlikte bulgular oldukça değişkendir.
Ayrıca bireylerin ağız diş sağlığı artikülasyon bozukluğu yorgun hasta gergin sinirli olması gibi bir çok faktörün yanlış değerlendirmelere yol açabileceği düşünülse de bunun ancak düşük alkol seviyelerinde oluşan müphem bulguların değerlendirmesi sırasında sorun yaratabileceği unutulmamalıdır. Bu durumda bireyin o andaki ses kayıtlarının bulunması değerlendirme hususunda ek yarar sağlayabileceği gibi bireyin normal zamandaki konuşmasının da problemli olduğuna ilişkin bir iddia olması halinde bu husus da uzman bilirkişiler tarafından ayrıca değerlendirilmelidir .
Alkole bağlı pozisyonel nistagmus (Positional Alcohol Nistagmus-PAN) : Alkolün vestibüler sisteme olan etkileri okulo-motor kontrolün etkilendiğinin gösterilmesi ile ölçülebilmektedir. Alkol alımından sonra bireyin kafası yan yatırıldığında birçok kişide belirgin olarak nistagmus ortaya çıkmaktadır. Kafanın belli bir pozisyona getirilmesi sureti ile ortaya çıkarılabildiğinden pozisyonel alkol nistagmusu olarak adlandırılmaktadır. İki çeşidi vardır. Bunlardan PAN I kafa hangi yöne yatırıldı ise o yönde nistagmusun ortaya çıkması halidir. Örneğin kafa sağ yana yatırılıp gözlendiğinde sağ tarafa doğru atan bir nistagmus saptandı ise bu durum PAN I pozitif olarak değerlendirilmelidir. Bu tespitin pratikteki anlamı ise alkolün vücutta yükselme veya pik yapma safhasında olduğu ve en azından 40 mg/dl düzeyine ulaşmış olduğudur. PAN II ise nistagmusun kafanın yatırıldığı yönün tersi istikametinde oluşmasıdır. Bu nistagmusun görülmesi ile içki tüketiminin üzerinden 5-10 saat geçmiş olduğu söylenebilir. Daha açıkça ifade etmek gerekir ise PAN II geceden kalma olarak tabir edilen mahmurluk hali sırasında tespit edilebilmektedir. PAN II nistagmusun alkol tüketiminin geç döneminde görülmesinden yararlanarak kazayı takiben kaçan ve uzun süre sonra emniyet güçlerine başvurduklarında kendilerinde oldukça düşük miktarda alkol saptanan bireylerin alkol alımını ispatlamakta yararlanılabilir.
İçme hızı ne kadar fazla ise PAN I tipi nistagmus o kadar hızlı ortaya çıkacaktır. Nistagmusun şiddeti de alkol düzeyi ile orantılı olarak fazla olacaktır.
Alkolün zirve yaptıktan sonra vücuttan atılmaya başladığı dönemde ise artık ekstrasellüler sıvının alkol içeriği yavaşta olsa yükselmiş ve membranın alkol içeriği ile eşitlenmiştir. Bu dönemde membran ve ekstrasellüler sıvı eşit yoğunlukta olacağından nistagmusun her iki tipi de görülmez. Oysa alkol emilimde olduğu gibi atılım sırasında da membranı ekstrasellüler sıvıya göre daha hızlı terkeder. Dolayısı ile bu kez çevresindeki sıvıya nazaran daha az alkol içermesi nedeni ile membranın yoğunluğu çevreden daha yoğun olur ve bir öncekinin aksine başın yatırıldığı tarafın tersinde pozisyonel nistagmus gözlenir.
Bu durum alkol alımının terkedilmesinin üzerinden saatler geçip eliminasyonunun ilerlediği artık vücut sıvılarında çok az alkol kaldığı ya da ölçülebilir seviyede alkol kalmadığında tespit edilir. Ortaya çıkan nistagmus alkol alımına bağlı olarak gelişebilen baş dönmesi sersemlik bulantı gibi bulgulara sebep olabilir.
Yatay bakışta ortaya çıkan nistagmus (Horizontal Gaze Nistagmus-HGN) ) (optokinetik nistagmus): Bu nistagmus baş dik olarak ileri doğru bakarken kafa hareket ettirilmeksizin gözün iki yana doğru hareket ettirilen bir nesneyi takip etmesi sırasında ortaya çıkar. Bu nistagmus bazen alkol almaksızın gözün yan tarafa doğru bakışı ileri derecede (90 °) olduğunda da ortaya çıkabilmektedir. Alkol alan bireylerde bu nistagmus yan tarafa doğru 35- 50 derecelik yan bakıştan itibaren ortaya çıkmaktadır. Alkol alımına bağlı yatay bakış nıstagmusu genellikle kan alkol düzeyi 80 mg/dl üzerinde iken belirgin olarak görülmekledir. Nistagmusun alkol düzeyi 50 mg/dl iken 45° 100 mg/dl iken 40° 150 mg/dl iken 35° yana bakışta ortaya çıktığı bildirilmektedir. Bu nistagmus benzodiazepin barbitural bazı antiepileptik ilaçlar ve antihistaminik kullanımı sırasında da ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle nistagmus saptanmasına rağmen alkol almamış olan bireylerin bu ilaçları kullanmış olabilecekleri düşünülmelidir. Esrar kullanımında ise böyle bir etki bildirilmemiştir. Bir diğer önemli nokta nistagmus saptanan bireylerin alkolün etkisi geçtikten sonra (örneğin alkol almadan geçen bir hafta sonrasında) bir kez daha nistagmus açısından muayenesi gereklidir. Çünkü birçok bireyde idiyopatik veya pozisyonel vertigo gibi bazı hastalıklar nedeni ile nistagmus saptanabilmektedir. Ancak bu ikinci muayenede nistagmus saptanmaması halinde olay anında saptanan nistagmusun alkol alımına bağlı olduğu söylenebilir.
Denge : Alkol düzeyinin 30-50 mg/dl düzeyine ulaşmasından itibaren bireyin denge bozukluğu gösterdiği bildirilmiştir. Bu dengesizlik bireyin iki yana sallanması şeklindedir. Sallanma alkol düzeyinin artışı ile paralel olarak artmaktadır. Sallanmanın derecesi arttıkça hu durum yalpalama olarak tanımlanabilir. Alışkın içiciler sallanmaya karşı daha dirençli olabilirler. Sallanma denge bozukluğu sonucu ortaya çıkar ve vestibüler sistemin etkilenmiş olduğunun göstergesidir. Dengenin etkilenip etkilenmemiş olduğu göz kapatılarak veya birey ayak parmakları üzerine ya da topuk üzerine bastırılarak ortaya çıkarılabilir. Göz kapatılarak yapılan denge kontrolüne Romberg testi adı verilmektedir. Bu test iki ayak ve bacağı birbirine bitişik hale getirilen bireyin gözlerini kapatması söylenerek yapılır. Bu durumda bireyin sallanıp sallanmadığı dengesini korumak için ellerini yana açma titreme kas koordinasyon bozuklukları ve benzeri hareketler yapıp yapmadığı gözlenerek değerlendirilir. Dengenin birçok farklı nedene bağlı olarak bozulabileceği bilindiğinden dengedeki bozulmanın alkole bağlı olduğunu söylemeden önce kişinin alkolsüz iken denge problemi olup olmadığı araştırılmalıdır.
Vestibüler sistem: Uzaysal oryantasyon ve dengeden sorumludur. Göz hareketleri bu fonksiyonları destekler. Vestibüler sistem birbiri ile bağlantılı uzaysal oryantasyon hakkında bilgi sağlayan iki çeşit kanal sistemine sahiptir. Her kanal hassas tüy hücreleri taşıyan membran ve membranın etrafını çevreleyen ekstrasellüler sıvıdan oluşurlar. Bunlardan otolitik olanlar lateral kafa hareketlerine hassastır. Bunun nedeni kanal membranının ekstrasellüler sıvıya göre iki kat fazla graviteye sahip olmasıdır. Semisirküler kanallar ise kafanın rotasyonel hareketlerine hassastır lateral hareketlere cevap vermez. Semisirküler kanallarda membran ile ekstrasellüler sıvı aynı graviteye sahiptir. Dolayısı ile tüy hücreleri ekstrasellüler sıvının üzerinde yüzerler.
Vestibüler nistagmus iç kulakta denge organının etkisi ile ortaya çıkar. Eğer kişi 20 saniyede 10 defa ekseni etrafında döndürülür ise meydana gelen nistagmus 35 saniye kadar devam eder. Alkol etkisi altında bulunanlarda bu süre uzar. Vestibüler nistagmus daima patolojiktir ve alkol etkisinden başka barbutiratların etkisi ile de ortaya çıkar.
Orientasyonda bozulma: Alkollü bireyin zamansal orientasyonu bozulmuş olup 80 mg/dl'nin üzerinde alkol alımından itibaren zamanın geçiş süreci yavaşlamış olarak algılanabilir.
Davranışsal değişiklikler:Alkollü sürücüde cesaret artışı ve bu nedenle risk alma eğiliminin arttığı bilinmektedir. Ancak bu eğilimin alkol düzeyi 160 mg/dl civarına çıktığında ortaya çıktığı bildirilmektedir.
Alkol mahmurluğu:Fazla miktarda alkol alımını takip eden günün sabahında hissedilen ve halk arasında geceden kalma olarak adlandırılan hafiften ağıra rahatsızlık hissidir. Bu durumda tarif edilen hoşnutsuzluk hissi ve şikayetler sıklıkla baş ağrısı bulantı ve baş dönmesidir. Bu şikayetlerin ortaya çıkıp çıkmaması süresi ve ağırlığı bireyden bireye büyük farklılık göstermektedir. Literatürde 120 mg/dl seviyesine çıkaracak kadar alkol tüketen kişinin alkol alımını bıraktıktan 12 saat sonra dahi bazı davranışsal bozukluklar gösterdiği bildirilmektedir. Bu konuda yapılan bir çalışmada alkol alımının ertesi günü alkol düzeyinin sıfır veya sıfıra oldukça yakın olduğu dönemde özellikle el kullanımı konusunda aksamalar olduğu bildirilmektedir. Bir başka çalışmada ise 150 mg/dl kan alkol düzeyine ulaşan bireydeki alkolün vücuttan atılımı bittikten üç saat sonra dahi sürüş simülasyonlarında yaklaşık %20 oranında bozulma tarif edilmiştir. Pilotlar üzerinde yapılan bir çalışmada 100 mg/dl düzeyinde alkol alımını takip eden 14 saat sonra yapılan uçuş simülasyonlarında belirgin performans azalması gözlenmiştir.
Akşam fazla alkol alan kişi belli bir süre derin bir uykuya dalmasına rağmen uykunun ikinci yarısında huzursuzdur ve eksitasyon belirtileri ortaya çıkabilir. Sabah dinlenmiş değil yorgun kalkar. Tremor zonklayıcı baş ağnsı baş dönmesi kan basıncında değişkenlik susama ve asidoz gibi belirtiler kendini gösterir. Alkolün artık etkisi olarak adlandırılan bu belirtiler alkole bağlı olabileceği gibi içindeki diğer maddelere bağlı da olabilir.


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Alkollü Araç kullanmanın Cezası Nedir

Alkollü Araç kullanmanın Cezası Nedir konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: 070 promil alkollü araç kullanma yeni cezasi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Zamanı iyi kullanmanın önemi nedir? ebush Eğitim ve Öğretim 0 30-03-2013 02:01
Su Kaynaklarını İhtiyaca Göre Kullanmanın Önemi Nedir elif Soru Cevap 0 29-03-2013 02:09
Çocuğunu Okula Göndermemenin Cezası Nedir elif Soru Cevap 0 10-02-2013 04:13
çocuk koltuğu kullanmanın önemi nedir ? Kayıtsız Üye Soru Cevap 0 04-12-2012 11:41
Adres Değişikliğini Bildirmemenin Cezası Nedir? elif Kadın ve Hukuk 1 29-11-2011 09:51

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 04:01 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats