bakimliyiz
Konu etiketleri: ses olayları ile ilgili metinler, bir metin üzerinde ses olayları, bir metindeki ses olayları, metinde ses olayları, bir metinde ses olayları, ses olaylarına örnek metinler, metin üzerinde ses olayları, çeşitli metinlerden ses olaylarına örnekler, içinde ses olayları olan metinler, bir metinde ses olaylarının incelenmesi, ses olayları metin örnekleri, bir metin üzerinde ses olayları inceleme, ses olaylarını bulma, ses olayları bulma, bir metin üzerinde ses olaylarını inceleme,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 13-04-2013, 03:17   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Avatar Yok
 
Standart bir metin üzerinde ses olayları incelemesi

bir metin üzerinde ses olaylarını buldum ama isim yok ne yapacağım acaba söyler misini ?

 

Alt 14-04-2013, 07:58   #2 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Ömer Seyfettin Yazısının Ses Olayları

(1884-1920) Gönen'de doğan yazar öğrenimine Gönen'de başladı. Ayancık ve İstanbul Mekteb-i Osmaniye'de devam etti. Eyüp'teki Baytar Rüştiyesi'ni bitirdikten sonra asker çocuğu olduğu için Kuleli Askeri İdadisi'ne daha sonra Edirne Askeri İdadisi'ne devam etti. İstanbul Mekteb-i Hayriye'den '' piyade mülazımı sanisi'' rütbesiyle mezun oldu. İzmir'de teğmenlik Rumelide'de üsteğmen olarak görev yaptı. Askerliği bırakarak Selani'ğe geldi. Genç Kalemler dergisinde yazılar yazdı. Balkan Savaşı başlayınca subay olarak orduya döndü. Bir yıl Yunanlılar'ın elinde esir kaldı. Esir kaldığı dönemde de yazılarına devam ederek bunları daha sonra Halka Doğru Zaka ve Türk Yurdu dergilerinde yayımladı. İstanbul'a dönünce ordudan tekrar ayrıldı . Kabataş Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapan yazar 1920'de öldü. Bütün Çalışmaları Bilgi Yayınevi tarafından 16 kitapta toplanmıştır.

öğrenimine.........kaynaşma
etti.......................benzeşme
Eyüp'teki.............benzeşme
Rüştiyesi'ni.........kaynaşma
bitirdikten...........benzeşme
çocuğu ................yumuşama
olduğu................yumuşama
İdadisi'ne............kaynaşma
sanisi............kaynaşma
rütbesiyle.........ünlü düşmesikaynaşma
yaptı..............benzeşme
Askerliği............yumuşama
Selani'ğe............yumuşama
dergisinde...........kaynaşma
başlayınca...........kaynaşma
orduya...........kaynaşma
kaldığı ...........yumuşama
dergilerinde.......kaynaşma
ayrıldı ............ünlü düşmesi
Kabataş Lisesi'nde .........kaynaşma
öğretmenliği...........yumuşama
kitapta.............benzeşme
toplanmıştır.........benzeşme

Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 14-04-2013, 07:59   #3 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Kaşağı Romanındaki Ses Olayları

AHIRIN avlusunda oynarken aşağıda gümüş söğütler altında görünmeyen derenin hüzünlü şırıltısını işitirdik. Evimiz iç çitin büyük kestane ağaçları arkasında kaybolmuş gibiydi. Annem İstanbul’a gittiği için benden bir yaş küçük olan kardeşim Hasan’la artık Dadaruh’un yanından hiç ayrılmıyorduk. Bu babamın seyisi yaşlı bir adamdı.

Sabahleyin erkenden ahıra koşuyorduk. En sevdiğimiz şey atlardı. Dadaruh’la birlikte onları suya götürmek çıplak sırtlarına binmek ne doyulmaz bir zevkti. Hasan korkar yalnız binemezdi. Dadaruh onu kendi önüne alırdı. Torbalara arpa koymak yemliklere ot doldurmak gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşumuza gidiyordu. Hele tımar. Bu en zevkli şeydi. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı tıkı… tık… tıkı… tık… tıpkı bir saat gibi… yerimde duramaz

- Ben de yapacağım! diye tuttururdum.

O vakit Dadaruh beni Tosun’un sırtına koyar elime kaşağıyı verir

- Hadi yap! derdi.

Bu demir gereci hayvanın üstüne sürter ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdım.

- Kuyruğunu sallıyor mu?

- Sallıyor.

- Hani bakayım?..

Eğilirdim uzanırdım. Ama atın sağrısından kuyruğu görünmezdi.

Her sabah ahıra gelir gelmez

- Dadaruh tımarı ben yapacağım derdim.

- Yapamazsın.

- Niçin?

- Daha küçüksün de ondan…

- Yapacağım.

- Büyü de öyle.

- Ne zaman?

- Boyun at kadar olduğunda….

At ahır işlerinde yalnız tımarı beceremiyordum. Boyum atın karnına bile varmıyordu. Oysa en keyifli en eğlenceli şey buydu. Sanki kaşağının düzenli tıkırtısı Tosun’un hoşuna gidiyor kulaklarını kısıyor kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır o zaman Dadaruh “Höyt..” diye sağrısına bir tokat indirir sonra öteki atları tımara başlardı. Ben bir gün yalnız başıma kaldım. Hasan’la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek hırsı uyandı. Kaşağıyı aradım bulamadım. Ahırın köşesinde Dadaruh’un penceresiz küçük bir odası vardı. Buraya girdim. Rafları aradım. Eyerlerin arasına falan baktım. Yok yok! Yatağın altında yeşil tahtadan bir sandık duruyordu. Onu açtım. Az daha sevincimden haykıracaktım. Annemin bir hafta önce İstanbul’dan gönderdiği armağanlar içinden çıkan fakfon kaşağı pırıl pırıl parlıyordu. Hemen kaptım. Tosun’un yanına koştum. Karnına sürtmek istedim. Rahat durmuyordu.

- Sanırım acıtıyor? dedim.

Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine baktım. Çok keskin çok sivriydi. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başladım. Dişleri bozulunca yeniden denedim. Gene atların hiçbiri durmuyordu. Kızdım. Öfkemi sanki kaşağıdan çıkarmak istedim. On adım ilerdeki çeşmeye koştum. Kaşağıyı yalağın taşına koydum. Yerden kaldırabildiğim en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başladım. İstanbul’dan gelen üstelik Dadaruh’un kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezdim parçaladım. Sonra yalağın içine attım.

Babam her sabah dışarıya giderken bir kere ahıra uğrar öteye beriye bakardı. Ben o gün gene ahırda yalnızdım. Hasan evde hizmetçimiz Pervin’le kalmıştı. Babam çeşmeye bakarken yalağın içinde kırılmış kaşağıyı gördü; Dadaruh’a haykırdı:

- Gel buraya!

Soluğum kesilecekti bilmem neden çok korkmuştum. Dadaruh şaşırdı kırılmış kaşağı ortaya çıkınca babam bunu kimin yaptığını sordu. Dadaruh

- Bilmiyorum dedi.

Babamın gözleri bana döndü daha bir şey sormadan

- Hasan dedim.

- Hasan mı?

- Evet dün Dadaruh uyurken odaya girdi. Sandıktan aldı. Sonra yalağın taşında ezdi.

- Niye Dadaruh’a haber vermedin?

- Uyuyordu.

- Çağır şunu bakayım.

Çitin kapısından geçtim. Gölgeli yoldan eve doğru koştum. Hasan’ı çağırdım. Zavallının bir şeyden haberi yoktu. Koşarak arkamdan geldi. Babam pek sertti. Bir bakışından ödümüz kopardı. Hasan’a dedi ki:

- Eğer yalan söylersen seni döverim!

- Söylemem.

- Pekâlâ bu kaşağıyı niye kırdın?

Hasan Dadaruh’un elinde duran alete şaşkın şaşkın baktı! Sonra sarı saçlı başını sarsarak

- Ben kırmadım dedi.

- Yalan söyleme diyorum.

- Ben kırmadım.

- Doğru söyle darılmayacağım. Yalan çok kötüdür dedi. Hasan inkârda direndi. Babam öfkelendi. Üzerine yürüdü “Utanmaz yalancı” diye yüzüne bir tokat indirdi.

- Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma. Hep Pervin’le otursun! diye haykırdı.

Dadaruh ağlayan kardeşimi kucağına aldı. Çitin kapısına doğru yürüdü. Artık ahırda hep yalnız oynuyordum. Hasan evde hapsedilmişti. Annem geldikten sonra da bağışlanmadı. Fırsat düştükçe “O yalancı” derdi babam. Hasan yediği tokat aklına geldikçe ağlamaya başlar güç susardı. Zavallı anneciğim benim iftira atabileceğime hiç ihtimal vermiyordu. “***** Dadaruh atlara ezdirmiş olmasın?” derdi.

Ertesi yıl annem yazın gene İstanbul’a gitti. Biz yalnız kaldık. Hasan’a ahır hâlâ yasaktı. Geceleri yatakta atların ne yaptıklarını tayların büyüyüp büyümediğini bana sorardı. Bir gün birdenbire hastalandı. Kasabaya at gönderildi. Doktor geldi. “Kuşpalazı” dedi. Çiftlikteki köylü kadınlar eve üşüştüler. Birtakım tekir kuşlar getiriyorlar kesip kardeşimin boynuna sarıyorlardı. Babam yatağın başucundan hiç ayrılmıyordu.

Dadaruh çok durgundu. Pervin hüngür hüngür ağlıyordu.

- Niye ağlıyorsun? diye sordum.

- Kardeşin hasta.

- İyi olacak.

- İyi olmayacak.

- Ya ne olacak?

- Kardeşin ölecek! dedi.

- Ölecek mi?

Ben de ağlamaya başladım. O hastalandığından beri Pervin’in yanında yatıyordum. O gece hiç uyuyamadım. Dalar dalmaz Hasan’ın hayali gözümün önüne geliyor “İftiracı! İftiracı!” diye karşımda ağlıyordu.

Pervin’i uyandırdım.

- Ben Hasan’ın yanına gideceğim dedim.

- Niçin?

- Babama bir şey söyleyeceğim.

- Ne söyleyeceksin?

- Kaşağıyı ben kırmıştım onu söyleyeceğim.

- Hangi kaşağıyı?

- Geçen yılki. Hani babamın Hasan’a darıldığı…

Sözümü tamamlayamadım. Derin hıçkırıklar içinde boğuluyordum. Ağlaya ağlaya Pervin’e anlattım. Şimdi babama söylersem Hasan da duyacak belki beni bağışlayacaktı.

- Yarın söylersin dedi.

- Hayır. şimdi gideceğim.

- Şimdi baban uyuyor yarın sabah söylersin. Hasan da uyuyor. Onu öpersin ağlarsın seni bağışlar.

- Pekala!

- Haydi şimdi uyu!

Sabaha kadar gene gözlerimi kapayamadım. Hava henüz ağarırken Pervin’i uyandırdım. Kalktım. Ben içimdeki zehirden vicdan azabını boşaltmak için acele ediyordum. Yazık ki zavallı suçsuz kardeşim o gece ölmüştü. Sofada çiftlik imamıyla Dadaruh’u ağlarken gördük. Babamın dışarıya çıkmasını bekliyorlardı.

zevkti=> ünsüz benzeşmesi
Yap-acak-ım =>ünsüz yumuşaması
gereç-i => ünsüz yumuşaması
kuyruk-unu => ünsüz yumuşaması
ol-du-k-un-da => ünsüz yumuşaması
beceremiyordum=> ünlü daralması
karnına=> ünlü düşmesi
bu-y-du=> kaynaştırma
gidiyor=> ünsüz yumuşaması
sallıyordu=>ünlü daralması
biteceğine=>ünsüz yumuşaması
yatağın=>ünsüz yumuşaması
sevincimden=>ünsüz yumuşaması
haykır-acak-tım=> ünsüz benzeşmesi
kaptım=>ünsüz benzeşmesi
koştum=>ünsüz benzeşmesi
karnına=>ünlü düşmesi
parlayan=>kaynaştırma
baktım=>ünsüz benzeşmesi
sivriydi=>kaynaştırma
ilerdeki=>ünlü düşmesi
koştum=>ünsüz benzeşmesi
attım=>ünsüz benzeşmesi
kalmıştı=>ünsüz benzeşmesi
Soluğum=>ünsüz yumuşaması
kesilecekti=>ünsüz benzeşmesi
korkmuştum=>ünsüz benzeşmesi
bilmiyorum=>ünlü daralması
sandıktan=>ünsüz benzeşmesi
yoktu=>ünsüz benzeşmesi
sertti=>ünsüz benzeşmesi
baktı=>ünsüz benzeşmesi
darılmayacağım=>ünsüz yumuşaması
oynuyordum=>ünlü daralması
geldikten=> ünsüz benzeşmesi
hapsedilmişti=>ünsüz yumuşaması
atabileceğime=>ünsüz yumuşaması
yasaktı=>ünsüz benzeşmesi
yatakta=>ünsüz benzeşmesi
çiftlikteki=>ünsüz benzeşmesi
ayrılmıyordu=>ünlü daralması
ağlıyordu=> ünlü daralması
gideceğim=>ünsüz yumuşaması
söyleyeceğim=>ünsüz yumuşaması
anlattım=>ünsüz benzeşmesi
kalktım=>ünsüz benzeşmesi
azabını=>ünsüz yumuşaması
ediyordum=>ünsüz yumuşaması
ölmüştü=>ünsüz benzeşmesi
bekliyorlardı=>ünlü daralması

Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-12-2013, 04:46   #4 (permalink)
Avatar Yok
 
Standart

PEMBE İNCİLİ KAFTAN hikayesininin ilk 10 sayfasıdaki ses olaylarını yazarmısınız acil ltfnn

tugce9268 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 28-12-2013, 10:52   #5 (permalink)
Avatar Yok
 
Standart

bnce o metini araştır ve bulamazsan kendin içeriğe uygun başlıkoy o metini bnada yollarmısın içinde bulunan ses olaylarıyla birlikte

süleyman karayel isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 29-03-2014, 12:49   #6 (permalink)
Avatar Yok
 
Standart

kuvayi milliye destanındaki ses olaylarını yazar mısınız

ooselaam isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 15-05-2014, 01:24   #7 (permalink)
Avatar Yok
 
Standart

Ömer seyfettin in Bütün eserleri 1 adlı kitaptaki sayfa 9 dan başlıyor 21 e kadar ses bilgisini bulur musunuz ? Çok ama çok acil proje ödevimde çok ama çok sevinirim

Jackz06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 15-05-2014, 01:25   #8 (permalink)
Avatar Yok
 
Standart Ses bilgisi acil yardım

Ömer seyfettin in Bütün eserleri 1 adlı kitaptaki sayfa 9 dan başlıyor 21 e kadar ses bilgisini bulur musunuz ? Çok ama çok acil proje ödevimde çok ama çok sevinirim

Jackz06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


bir metin üzerinde ses olayları incelemesi

bir metin üzerinde ses olayları incelemesi konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Herhangi Bir Metin Üzerinde Belli Başlı Ses Olayları gizem Soru Cevap 14 03-06-2014 08:32
Türkçedeki Ses Olayları Nelerdir?-Ses Olayları Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 4 07-01-2014 04:28
Kitap incelemesi örneği-Ana (Maksim Gorki) ebush Eğitim ve Öğretim 0 13-04-2013 01:11
Doğa Olayları Maddeleri Nasıl Etkiler? -Doğa Olayları elif Soru Cevap 0 24-02-2013 11:41
öğretici metin ve sanatsal metin arasındaki farklar nelerdir? Я Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 11-10-2010 09:29

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:43 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats