bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 05-05-2013, 12:43   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Varlıklar hakkında düşünerek allah'ın varlığına ve birliğine ulaşan peygamber kimdir

Varlıklar hakkında düşünerek allah'ın varlığına ve birliğine ulaşan peygamber kimdir


a) Allah İnancı
Kâinatı yaratan idare eden kendisine ibadet edilen tek ve en yüce varlık olan Allah'a iman iman esaslarının birincisi ve temelidir. Bütün ilâhî dinlerde Allah'ın varlığı ve birliği (tevhid) en önemli inanç esası olmuştur. Çünkü bütün inanç esasları Allah'a imana ve O'nun birliği esasına dayanmaktadır.
"Allah" kelimesinin kendisine ibadet edilen yüce varlığın özel ismi olduğunu kabul eden bütün İslâm âlimleri konu ile ilgili açıklamaları sırasında O'nu şöyle tanımlamışlardır: "Allah varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere lâyık bulunan yüce varlığın adıdır". Tanımdaki "varlığı zorunlu olan" kaydı Allah'ın yokluğunun düşünülemeyeceğini var olmak için başka bir varlığın O'nu var etmesine ve desteğine muhtaç olmadığını dolayısıyla O'nun evrenin yaratıcısı ve yöneticisi olduğunu ifade etmektedir. "Bütün övgülere lâyık bulunan" kaydı ise yetkinlik ve aşkınlık ifade eden isim ve sıfatlarla nitelendiğini anlatmaktadır. Allah kelimesi İslâmî metinlerde gerçek mâbudun (ibadet edilen varlığın) ve tek yaratıcının özel ismi olarak kullanılagelmiştir. Bu sebeple O'ndan başka bir varlığa ad olarak verilmemiş gerek Arapça'da gerekse bu lafzı kullanan diğer müslüman milletlerin dillerinde herhangi bir çoğul şekli de oluşmamıştır.
Allah'a iman Allah'ın var ve bir olduğuna bütün üstünlük sıfatlarıyla nitelenmiş ve noksan sıfatlardan uzak ve yüce bulunduğuna inanmaktır. Bir başka deyişle Allah hakkında vâcip (zorunlu gerekli) câiz ve imkânsız sıfatları bilip öylece kabul etmektir.
Her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir Allah'a inanmak ergenlik çağına gelmiş ve akıllı her insanın ilk ve aslî sorumluluğudur. İlâhî dinlerin kesintiye uğradığı dönemlerde yaşamış olan veya hiçbir dinden haberi olmayan kimseler de bir Allah inancına sahip olmakla yükümlüdürler. Çünkü insan yaratılıştan getirdiği mutlak ve üstün güce inanma duygusu ile evrendeki akıllara durgunluk veren düzeni gördükten sonra bu düzeni sağlayan bir ve eşsiz yaratıcının varlığı inancına kolaylıkla ulaşır. "...Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi vardır?..." (İbrâhim 13/10) meâlindeki âyet bu gerçeği dile getirmektedir.


b) Allah'ın Varlığı ve Birliği
Allah inancı insanda fıtrî (yaratılıştan) olduğu için normal şartlarda çevreden olumsuz bir şekilde etkilenmemiş bir kişinin Allah'ın varlığını ve birliğini kabullenmesi gerekir. Bu sebeple Kur'ân-ı Kerîm'de Allah Teâlâ'dan bahseden âyetlerin çoğu O'nun sıfatlarını konu edinmiştir. Bu âyetlerde özellikle tevhid inancı üzerinde durularak Allah'ın ortağı ve benzeri olmadığı ısrarla vurgulanmıştır. Allah'ın var oluşu konusu Kur'an'da insan için bilinmesi tabii zorunlu ve apaçık bir gerçek olarak kabul edilmiştir. Selim yaratılışı bozulmamış insanın normal olarak yaratanını tanıyacağı belirtilmiştir.
Ancak her toplumda çeşitli sebeplerle inanmayanlar veya şüphede olanlar bulunabilecektir. İşte böyleleri için Allah'ın varlığının ispat edilmesi önem arzetmektedir. Bu da öncelikle Allah'ın varlığının ve birliğinin delillerinin öğrenilmesi ile mümkün olur.
İslâm akaidine göre Allah birdir ve tektir. Bu bir oluş sayı yönüyle bir "bir"lik değildir. Çünkü sayı bölünebilir ve katlanabilir. Allah böyle olmaktan yücedir. O'nun bir oluşu zâtında sıfatlarında isimlerinde ve fiillerinde rab oluşunda ve hâkimiyetinde eşi ve benzeri olmayışı yönündendir. İhlâs sûresinde Allah'ın bir olduğu hiçbir şeye muhtaç olmadığı doğurmadığı ve doğurulmadığı O'nun hiçbir denginin bulunmadığı ifade edilirken Kâfirûn sûresinde de ibadetin ancak Allah'a yapılacağı Hz. Peygamber'in kâfirlerin taptıklarına önceden tapmadığı gibi sonra da tapmayacağı ısrarla vurgulanmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm'in pek çok sûresinde Allah'ın birliğini eşi ve benzerinin bulunmadığını vurgulayan pek çok âyet vardır: "Allah evlât edinmemiştir. O'nunla beraber hiçbir Tanrı da yoktur. Aksi takdirde her Tanrı kendi yarattığını sevk ve idare eder ve onlardan biri mutlaka diğerine üstünlük sağlardı. Allah onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir" (el-Mü'minûn 23/91) "Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar bulunsaydı yer ve gök kesinlikle bozulup gitmişti..." (el-Enbiyâ 21/22). Evrendeki düzen Allah'ın birliğinin en açık delilidir.
Mekke'de nâzil olan Kur'an âyetlerinin birçoğu doğrudan tevhidi telkin etmekte bir kısmı da şirki reddetmektedir. Allah'ı yegâne ilâh Rab ve otorite olarak tanımak birliğini ikrar etmek her çeşit ortaktan uzak olduğuna inanmakla gerçekleşen tevhid İslâm dininin en önemli özelliğidir. İslâm bu özelliğiyle hem Câhiliye putperestliğinden hem Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi dinlerin sonradan bozulmaya uğramış şekillerinden hem de Mecû-sîlik'ten ayrılır.
c) Allah'ın Varlığının Delilleri
Bir kısım İslâm bilginine göre insandaki Allah inancı zorunlu ve yaratılıştan olduğu için Allah'ın varlığına dair dışarıdan deliller aramaya mantıkî ve aklî deliller sunmaya ihtiyaç yoktur. Yaratılışı bozulmamış aklı karışmamış her insan Allah'ın var ve bir olduğunu bulur ve anlar. Bu yoldaki deliller sadece insanı uyarmak içindeki zorunlu bilgiyi ve şuuru geliştirmek içindir. Mıknatıs ile demir birbirine yaklaşınca mıknatıs demiri çeker. Çünkü bu onun tabiatında gizlenmiştir. Bu özelliği bozulmadıkça da yaratılışının gereği gerçekleşecektir. İşte insan da böyledir. O sadece iç ve dış dünyada Allah'ın varlığını ispat eden şeylere bakarak Allah'ın varlığını bunlardan anlayabilecek özellikte yaratılmıştır. Ayrıca insanın kendi yaratılışı da bizzat Allah'ın varlığının açık bir delilidir.
İslâm bilginlerinin çoğuna göre insan öz benliğinde ve dış dünyada Allah'ın varlığını gösteren birtakım deliller üzerinde durup düşünerek Allah'ın varlığına ulaşmak durumundadır. "O'nu gözler idrak edemez. Fakat O gözleri idrak eder" (el-En`âm 6/103) meâlindeki âyet Allah'ın duyularla doğrudan doğruya idrak edilemeyeceğini bildirir. Fakat duyular Allah'ı tanıyacak olan akla gönüle ve kalbe malzeme temin ederler. Bu malzeme de yaratılmış olan her şeydir evrenin âhenk ve düzenidir. Bunlar Allah'ın varlığını gösteren belirtiler izler ve delillerdir. İnsan aklı ile bu belirti iz ve delillerden hareketle yaratıcıyı bulmaya çalışır. Bu bir âyette şöyle dile getirilir: "İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki onun gerçek olduğu onlara iyice belli olsun..." (Fussılet 41/53; ayrıca bk. el-Mü'minûn 23/12-14; el-Furkan 25/47; er-Rûm 30/20-22; Yâsîn 36/37-40; Kaf 50/6-10).
Allah'ın varlığına delâlet eden ve insanı bu konuda düşünmeye ve iman etmeye çağıran Kur'an âyetlerini ve hadisleri dikkatlice inceleyip hem de dış dünyayı ve insanın yaratılışını gözlemleyen âlimler Allah'ın varlığını ispatlamak için insanın fıtraten Allah inancına sahip oluşu (fıtrat delili) âlemin ve âlemdeki varlıkların sonradan yaratılmış olup bir yaratıcıya muhtaç olduğu (hudûs delili) mümkin bir varlık olan âlemin var olması için bir sebebe ihtiyaç olduğu (imkân delili) tabiatın büyük bir âhenge ve şaşmaz bir düzene sahip olup bunun bir yaratıcının eseri olmasının gerektiği (nizam delili) gibi bazı deliller ortaya koymuşlardır.


d) Allah'ın İsim ve Sıfatları
Müminin Allah'ı tanıması amacıyla ilâhî zâtı nitelendiren kavramlara isim veya sıfat denilir. Hay (diri) alîm (bilen) hâlik (yaratan) gibi dil açısından sıfat kalıbında olan kelimeler isim kabul edilirken bunların masdarlarını oluşturan ve Allah'ın zâtına nisbet edilen kavramlar sıfat olarak değerlendirilir.
1. "Allah" Özel İsmi
Kendisine ibadet edilen yüce varlığın özel ismidir. Özel isimler diğer dillere tercüme edilemezler. Hatta Arapça olan bir başka kelimenin onun yerini tutması da mümkün değildir. Bu sebeple bilginler ister Arapça olsun ister diğer herhangi bir dilden olsun başka bir kelimenin "Allah" isminin yerini tutamayacağı konusunda fikir birliği içindedirler. Ancak Kur'an'da Allah kelimesinin işaret ettiği zât için ilâh mevlâ rab gibi isimler de kullanılmıştır. Bu sebeple Farsça'daki Hüda ve Yezdân Türkçe'deki Tanrı ve Çalab... gibi isimler her ne kadar Allah özel isminin yerine geçmezse de ilâh mevlâ rab gibi âyet ve hadislerde geçen Allah'ın diğer isimlerinin yerine kullanılabilir.
2. İsm-i A`zam
Bu tamlama sözlükte "en büyük isim" anlamına gelmektedir. Terim olarak Allah'ın en güzel isimleri içerisinde yer alan bazı isimleri için kullanılmıştır.
Bir grup İslâm âlimi Allah'ın isimlerinin hepsinin eşit derecede büyük ve üstün olduğunu söylemiş birini diğerlerinden ayırmamışlardır. Bir grup ise hadisleri göz önünde bulundurarak bazı isimlerin diğerlerinden daha büyük ve faziletli olduğu görüşünü benimsemişlerdir. Hz. Peygamber'in bazı hadislerinde ism-i a`zamdan bahsedilmekte bu isimle dua edildiği zaman duanın mutlaka kabul edileceği bildirilmektedir (bk. Ebû Dâvûd "Vitr" 23; Tirmizî "Da`avât" 64 65 100; Nesâî "Sehv" 58; İbn Mâce "Duâ" 9 10). Fakat Allah'ın en büyük isminin hangisi olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Çünkü bu hadislerin bir kısmında Allah ismi bir kısmında ise rahmân rahîm (esirgeyen bağışlayan) el-hayyü'l-kayyûm (diri ve her şeyi ayakta tutan) zü'l-celâli ve'l-ikrâm (ululuk ve ikram sahibi) isimleri Allah'ın en büyük ismi olarak belirtilmektedir.
3. Esmâ-i Hüsnâ
İsmin çoğulu olan esmâ kelimesi ile "en güzel" anlamındaki hüsnâ kelimesinin oluşturduğu bir sıfat tamlaması olan esmâ-i hüsnâ (el-esmâü'l-hüsnâ) yüce Allah'ın bütün isimleri için kullanılan bir terimdir.
"Allah kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O'na mahsustur" (Tâhâ 20/8) "...En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O galiptir hikmet sahibidir" (el-Haşr 52/24) meâlindeki âyetlerde de ifade edildiği gibi en güzel isimler Allah'a mahsustur. Çünkü bütün kemal ve yetkinliklerin sahibi O'dur. O'nun isimleri en yüce ve mutlak üstünlük ifade eden kutsal kavramlardır. Allah'ın isimlerine esmâ-i ilâhiyye de denilir.
Allah Teâlâ'nın Kur'an'da ve sahih hadislerde geçen pek çok ismi vardır. Kul bu isimleri öğrenerek Allah'ı tanır O'nu sever ve gerçek kul olur. Kur'an'da "En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin..." (el-A`râf 7/180) buyurularak esmâ-i hüsnâ ile dua ve niyazda bulunulması emredilmiştir. Esmâ-i hüsnânın birden fazla olması işaret ettiği zâtın birden çok olmasını gerektirmez bütün isimler o tek zâta delâlet ederler: "De ki: İster Allah deyin ister rahmân deyin hangisini deseniz olur..." (el-İsrâ 17/110).
Hz. Peygamber bir hadislerinde yüce Allah'ın 99 isminin bulunduğunu bu isimleri sayan ve ezberleyen kimselerin cennete gireceğini haber vermiş-tir (Buhârî "Da`avât" 68; "Tevhîd" 12; Müslim "Zikr" 2; Tirmizî "Da`avât" 82). Hadislerde geçen "saymak" (ihsâ) ve "ezberlemek" (hıfz) ile maksat Allah'ı güzel isimleriyle tanımak ve O'na iman ibadet ve itat etmektir. Allah'ın isim ve sıfatları 99 isimden ibaret değildir. Allah'ın âyet ve hadislerde geçen başka isimleri de vardır. Hadiste 99 sayısının zikredilmesi sınırlama anlamına değil bu isimlerin Allah'ın en meşhur isimleri olması sebebiyledir. Tirmizî ve İbn Mâce'nin rivayet ettikleri bir hadiste bu doksan dokuz isim tek tek sayılmıştır (Tirmizî "Da`avât" 82; İbn Mâce "Duâ" 10). Bu isimler şunlardır:
Allah Rahmân (esirgeyen) Rahîm (bağışlayan) Melik (buyrukları tutulan) Kuddûs (noksanlıklardan arınmış) Selâm (yaratıklarını selâmette kılan) Mü'min (inananları güvenlikte kılan) Müheymin (hükmü altına alan) Azîz (ulu galip) Cebbâr (dilediğini zorla yaptırma gücüne sahip olan) Mütekebbir (yegâne büyük) Hâlik (yaratıcı) Bârî (eksiksiz yaratan) Musavvir (her şeye şekil veren) Gaffâr (günahları örtücü mağfireti bol) Kahhâr (isyankârları kahreden) Vehhâb (karşılıksız veren) Rezzâk (rızıklandıran) Fettâh (hayır kapılarını açan) Alîm (her şeyi bilen) Kabız (ruhları kabzeden can alan) Bâsıt (rızkı genişleten ömürleri uzatan) Hâfıd (kâfirleri alçaltan) Râfi` (müminleri yükselten) Muiz (yücelten aziz kılan) Müzil (değersiz kılan) Semî` (işiten) Basîr (gören) Hakem (hükmedici iyiyi kötüden ayırt edici) Adl (adaletli) Latîf (kullarına lutfeden) Habîr (her şeyden haberdar) Halîm (yumuşaklık sahibi) Azîm (azametli olan) Gafûr (çok affedici) Şekûr (az amele bile çok sevap veren) Alî (yüce yüceltici) Kebîr (büyük) Hafîz (koruyucu) Muhît (kuşatan) Rezzâk (rızıklarını yaratıcı) Hasîb (hesaba çeken) Celîl (yücelik sıfatları bulunan) Kerîm (çok cömert) Rakýb (gözeten) Mücîb (duaları kabul eden) Vâsi` (ilmi ve rahmeti geniş) Hakîm (hikmet sahibi) Vedûd (müminleri seven) Mecîd (şerefi yüksek) Bâis (öldükten sonra dirilten ve peygamber gönderen) Şehîd (her şeye şahit olan) Hak (hakkın kendisi) Vekîl (kulların işlerini yerine getiren) Kavî (güçlü kuvvetli) Metîn (güçlü kudretli) Velî (müminlere dost ve yardımcı) Hamîd (övgüye lâyık) Muhsî (her şeyi sayan bilen) Mübdî (her şeyi yokluktan çıkaran) Muîd (öldürüp yeniden dirilten) Muhyî (hayat veren dirilten) Mümît (öldüren) Hay (diri) Kayyûm (her şeyi ayakta tutan) Vâcid (istediğini istediği anda bulan) Mâcid (şanı yüce ve keremi çok) Vâhid (bir) Samed (muhtaç olmayan) Kadir (kudret sahibi) Muktedir (her şeye gücü yeten) Mukaddim (istediğini öne alan) Muahhir (geri bırakan) Evvel (başlangıcı olmayan) Âhir (sonu olmayan) Zâhir (varlığı açık olan) Bâtın (zât ve mahiyeti gizli olan) Vâlî (sahip) Müteâlî (noksanlıklardan yüce) Ber (iyiliği çok) Tevvâb (tövbeleri kabul edici) Müntakim (âsilerden intikam alan) Afüv (affedici) Raûf (şefkati çok) Mâlikü'l-mülk (mülkün gerçek sahibi) Zü'l-celâli ve'l-ikrâm (ululuk ve ikram sahibi) Muksit (adaletli) Câmi` (birbirine zıt şeyleri bir araya getirebilen) Ganî (zengin kimseye muhtaç olmayan) Muğnî (dilediğini muhtaç olmaktan kurtaran) Mâni` (istediği şeylere engel olan) Zâr (dilediğini zarara sokan) Nâfi` (dilediğine fayda veren) Nûr (aydınlatan) Hâdî (hidayete erdiren) Bedî` (çok güzel yaratan) Bâký (varlığı sürekli olan) Vâris (mülkün gerçek sahibi) Reşîd (yol gösterici) Sabûr (çok sabırlı).
Allah'ın isimleri konusundaki temel dayanak vahiy olduğu için bu isimler insanlar tarafından değiştirilemez. Âyet ve hadisler Allah'ı nasıl isimlendirmiş ise öyle isimlendirmek gerekir.
4. Allah'ın Sıfatları
Allah Teâlâ'ya iman etmek demek O'nun yüce varlığı hakkında vâcip ve zorunlu olan kemal ve yetkinlik sıfatlarıyla câiz sıfatları bilip öylece inan-mak zâtını noksan sıfatlardan yüce ve uzak tutmaktır. Allah şanına lâyık olan bütün kemal sıfatlarıyla nitelenmiş ve noksan sıfatlardan münezzehtir.
Allah Teâlâ'nın sıfatlarının hepsi ezelî ve ebedî sıfatlardır. O'nun sıfatlarının başlangıcı ve sonu yoktur. Allah'ın sıfatları yaratıkların sıfatlarına benzemez. Her ne kadar isimlendirmede bir benzerlik varsa da Allah'ın ilmi iradesi hayatı kelâmı; bizim ilim irade hayat ve kelâmımıza benzemez. Biz Allah'ın zâtını ve mahiyetini bilemediğimiz ve kavrayamadığımız için O'nu isim ve sıfatlarıyla tanırız. Kur'ân-ı Kerîm "Onu gözler idrak edemez. Fakat O gözleri idrak eder. O eşyayı pek iyi bilen her şeyden haberdar olandır" (el-En`âm 6/103) buyurarak Allah'ın zâtını idrak etmenin mahiyetini bilmenin imkânsız olduğunu açıklamıştır. Hz. Peygamber de bu konuda şöyle buyurmuştur: "Allah'ın yaratıkları hakkında düşününüz. Fakat Allah'ın zâtı hakkında düşünmeyiniz. Gerçekten siz buna hiç güç yetiremezsiniz" (Süyûtî el-Câmi`u's-sag¢r I 132; Aclûnî Keşfü'l-hafâ I 311).
Yüce Allah'ın varlığı zorunlu ve vâcip olan sıfatları iki gruba ayrılır: Zâtî sıfatlar sübûtî sıfatlar.
aa) Zâtî Sıfatlar
Sadece Allah Teâlâ'nın zâtına mahsus olan yaratıklarından herhangi birine verilmesi câiz ve mümkün olmayan sıfatlardır. Zât sıfatların zıtları Allah hakkında düşünülemediği bu sebeple noksanlık sonluluk ve eksiklik ifade eden bu özelliklerden O'nun tenzih edilmesi gerektiğinden bu sıfatlara tenzîhî sıfatlar ve selbî sıfatlar da denilmiştir. Zâtî sıfatlar şunlardır:
1. Vücûd. "Var olmak" demektir. Allah vardır varlığı başkasından değil zâtının gereğidir varlığı zorunludur. Vücûdun zıddı olan yokluk Allah hakkında düşünülemez.
2. Kıdem. "Ezelî olmak başlangıcı olmamak" demektir. Hiçbir zaman düşünülemez ki bu zamanda Allah henüz var olmamış olsun. Çünkü zaman denilen şeyi de O yaratmıştır. Ne kadar geriye gidersek gidelim O'nun var olmadığı bir zaman düşünülemez bulunamaz. Allah sonradan meydana gelmiş varlık değildir. Ezelî (kadîm) varlıktır. Kıdem sıfatının zıddı olan sonradan olma (hudûs) Allah hakkında düşünülemez.
3. Beka. "Varlığının sonu olmamak ebedî olmak" demektir. Allah'ın sonu yoktur. Ezelî olanın ebedî olması da zorunludur. Bekanın zıddı olan sonu olmak (fenâ) Allah hakkında düşünülemez. Ne kadar ileriye gidilirse gidilsin Allah'ın olmayacağı bir an düşünülemez. Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ın ezelî ve ebedî oluşu hakkında şöyle buyurulur: "O ilktir sondur..." (el-Hadîd 57/3) "...Allah'ın zâtından başka her şey yok olucudur..." (el-Kasas 28/88).
4. Muhâlefetün li'l-havâdis. "Sonradan olan şeylere benzememek" demektir. Allah'tan başka her varlık sonradan olmuştur. Allah sonradan olan şeylerin hiçbirisine hiçbir yönden benzemez. Allah kendisi hakkında bizim hatıra getirdiklerimizin de ötesinde bir varlıktır. Bu sıfatın zıddı olan sonradan olana benzemek ve denklik (müşâbehet ve mümâselet) Allah hakkında düşünülemez. Kur'an'da şöyle buyurulur: "...O'nun (benzeri olmak şöyle dursun) benzeri gibisi (dahi) yoktur..." (eş-Şûrâ 42/11).
5. Vahdâniyyet. "Allah Teâlâ'nın zâtında sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olması eşi benzeri ve ortağının bulunmaması" demektir. Vahdâniyyetin zıddı olan birden fazla olmak (taaddüd) eşi ve ortağı bulunmak (şirk) Allah hakkında düşünülmesi imkânsız olan sıfatlardandır. İslâm'a göre Allah'tan başka ilâh yaratıcı tapılacak sığınılacak hüküm ve otorite sahibi bir başka varlık yoktur. İhlâs ve Kâfirûn sûreleri ile Kur'an'ın pek çok âyeti Allah'ın tek ve eşsizliğini ortaya koyarken şirki reddeder (bk. el-Enbiyâ 21/22; el-İsrâ 17/42; ez-Zümer 39/4).
6. Kıyâm bi-nefsihî. "Varlığı kendiliğinden olmak var olmak için bir başka varlığa ihtiyaç duymamak" demektir. Allah kendiliğinden vardır. Var olmak için bir yaratıcıya bir yere bir zamana bir sebebe muhtaç değildir. Başkasına muhtaç olmak (kıyâm bi-gayrihî) Allah hakkında düşünülemez. Kur'ân-ı Kerîm'de bu sıfatla ilgili olarak şöyle buyurulur: "De ki: O Allah birdir. O sameddir (başkasına ihtiyaç duymayandır)..." (el-İhlâs 112/1-2) "Ey insanlar Allah'a muhtaç olan sizlersiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur" (el-Fâtır 35/15).
bb) Sübûtî Sıfatlar
Varlığı zorunlu olan ve kemal ifade eden sıfatlardır. Bu sıfatlar "Allah diridir irade edendir güç yetirendir... hayat irade ve kudret... sıfatları vardır" gibi müsbet (olumlu) ifadelerle Allah'ı tanıttığı için sübûtî sıfatlar adını almışlardır. Sübûtî sıfatların zıtları olan özellikler Allah hakkında düşünülemez. Bu sıfatlar ezelî ve ebedî olup yaratıkların sıfatları gibi sonradan meydana gelmiş değildir. İster hay (diri) âlim (bilen) kadîr (güç sahibi) gibi dil kuralları açısından sıfat kelimeler olsun ister hayat ilim kudret gibi masdar kalıbındaki kelimeler olsun bütün sübûtî sıfatlar Allah'a verilebilir. İsimlendirmede bir benzerlik olsa da sübûtî sıfatlar hiçbir şekilde yaratıkların sıfatlarına benzememektedir. Çünkü Allah'ın ilmi kudreti iradesi... sonsuz mutlak ezelî ve ebedîdir kemal ve yetkinlik ifade eder. Kullarınki ise sonlu kayıtlı sınırlı sonradan yaratılmış eksik ve yetersiz sıfatlardır. Sübûtî sıfatlar sekiz tanedir.
1. Hayat. "Diri ve canlı olmak" demektir. Yüce Allah diridir ve canlıdır. Her şeye kuru ve ölü toprağa can veren O'dur. Ezelî ve ebedî bir hayata sahiptir. Hayat sıfatının zıddı olan "ölü olmak" (memât) Allah hakkında düşünülemez. Kur'an'da bu sıfatla ilgili olarak şöyle buyurulur: "Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan..." (el-Furkan 25/58) "(Artık bütün) yüzler diri ve her şeye hâkim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür..." (Tâhâ 20/111).
2. İlim. "Bilmek" demektir. Allah her şeyi bilendir. Olmuşu olanı olacağı gelmişi geçmişi gizliyi açığı bilir. Allah'ın bilgisi yaratıkların bilgisine benzemez artmaz eksilmez. O her şeyi ezelî ilmiyle bilir. Allah her şeyi olacağı için bilir. Yoksa her şey Allah bildiği için olmaz. Âlemde görülen bu güzel düzen tertip ve şaşmaz âhenk onun yaratıcısının engin ve sonsuz ilminin en büyük göstergesidir. İlim sıfatının zıddı olan cehl (bilgisizlik) Allah hakkında düşünülmesi imkânsız olan bir sıfattır. İlim sıfatı ile ilgili âyetlerden ikisinde şöyle buyurulur: "O karada ve denizde ne varsa bilir. O'nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez..." (el-En`âm 6/59) "Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun?..." (el-Mücâdele 58/7).
3. Semi`. "İşitmek" demektir. Allah işiticidir. Gizli açık fısıltı halinde yavaş sesle veya yüksek sesle ne söylenirse Allah işitir duyar. Bir şeyi duyması o anda ikinci bir şeyi işitmesine engel değildir. İşitmemek ve sağırlık Allah hakkında düşünülemez.
4. Basar. "Görmek" demektir. Yüce Allah her şeyi görücüdür. Hiçbir şey Allah'ın görmesinden gizli kalmaz. Saklı açık aydınlık karanlık ne varsa Allah görür. Görmemek (âmâlık) Allah hakkında düşünülemez. Allah'ın işitici ve görücü olduğuna dair pek çok âyet vardır. Bunlardan birinde şöyle buyrulur: "(Allah) gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah adaletle hükmeder. O'nu bırakıp taptıkları ise hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten ve görendir" (el-Mü'min 40/19-20).
5. İrade. "Dilemek" demektir. Allah dileyicidir. Allah varlıkların konumlarını durumlarını ve özelliklerini belirleyen varlıktır. Allah'ın dilediği olur dilemediği olmaz. İrade sıfatının zıddı olan iradesizlik ve zorunda olmak (îcâb bi'z-zât) Allah hakkında düşünülemez. Meşîet de irade anlamına gelen bir kelimedir. Kur'an'daki "De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allahım sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden alırsın. Dilediğini yüceltir dilediğini de alçaltırsın..." (Âl-i İmrân 3/26) "Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O dilediğini yaratır..." (eş-Şûrâ 42/49) âyetleri irade sıfatının naklî delillerindendir.
Allah Teâlâ'nın iki türlü iradesi vardır:
Tekvînî İrâde. Tekvînî (yapma yaratma ile ilgili) irâde; bütün yaratıkları kapsamaktadır. Bu irâde hangi şeye yönelik gerçekleşirse o şey derhal meydana gelir. "Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. Hemen oluverir" (en-Nahl 16/40) anlamındaki âyette belirtilen irade bu çeşit bir iradedir.
Teşrîî İrade. Teşrîî (yasama ile ilgili) iradeye dinî irade de denir. Yüce Allah'ın bir şeyi sevmesi ve ondan hoşnut olması onu emretmesi demektir. Allah'ın bu mânadaki bir irade ile bir şeyi dilemiş olması o şeyin meydana gelmesini gerekli kılmaz. "Muhakkak ki Allah adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor (irade ediyor)..." (en-Nahl 16/90) meâlindeki âyetteki irade bu çeşit bir iradedir. Tekvînî irade hayra da şerre de iyiliğe de kötülüğe de yönelik olarak gerçekleştiği halde teşrîî irade sadece hayra ve iyiliğe yönelik olarak gerçekleşir. Allah hayrı da şerri de irade edip yaratır. Ancak O'nun şerre rızâsı yoktur şerri emretmez ve şerden hoşlanmaz.
6. Kudret. "Gücü yetmek" demektir. Allah sonsuz bir güç ve kudret sahibidir. Kudret sıfatının zıddı olan acizlik ve güç yetirememek (acz) Allah hakkında düşünülemez. O'nun kudretinin yetişemeyeceği hiçbir şey yoktur. Kâinatta her şey Allah'ın güç ve kudretiyle olmaktadır. Yıldızlar galaksiler bütün uzay canlı-cansız tüm varlıklar Allah'ın kudretinin açık delilidir. Kur'an'da Allah'ın kudreti ile ilgili olarak şöyle buyurulur: "Allah gece ile gündüzü birbirine çeviriyor. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardır. Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür kimi iki ayağı üstünde yürür kimi dört ayağı üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kådirdir" (en-Nûr 24/44-45).
7. Kelâm. "Söylemek ve konuşmak" demektir. Allah bu sıfatı ile peygamberlerine kitaplar indirmiş bazı peygamberler ile de konuşmuştur. Ezelî olan kelâm sıfatının mahiyeti bizce bilinemez. Ses ve harflerden meydana gelmemiştir. Kelâmın zıddı olan konuşmamak ve dilsizlik Allah hakkında düşünülemez. Allah kelâm sıfatıyla emreder yasaklar ve haber verir. Bu sıfatla ilgili olarak Kur'an'da şöyle buyurulur: "Mûsâ tayin ettiğimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca Rabbim bana (kendini) göster seni göreyim dedi..." (el-A`râf 7/143) "De ki: Rabbimin sözlerini (yazmak) için bütün denizler mürekkep olsa ve bir o kadar daha ilâve getirsek dahi Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir" (el-Kehf 18/109).
8. Tekvîn. "Yaratmak yok olanı yokluktan varlığa çıkarmak" demektir. Yüce Allah yegâne yaratıcıdır. O ezelî ilmiyle bilip dilediği her şeyi sonsuz güç ve kudretiyle yaratmıştır. Yaratmak rızık vermek diriltmek öldürmek nimet vermek azap etmek ve şekil vermek tekvîn sıfatının sonuçlarıdır. Bir âyette "Allah her şeyin yaratıcısıdır. O her şeye vekildir" (ez-Zümer 39/62) buyurulmuştur.


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Varlıklar hakkında düşünerek allah'ın varlığına ve birliğine ulaşan peygamber kimdir

Varlıklar hakkında düşünerek allah'ın varlığına ve birliğine ulaşan peygamber kimdir konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: varlıklar hakkında düşünerek allah ın varlığına ve birliğine ulaşan peygamber kimdir, düşünerek allah ın varlığına ve birliğine inanan peygamber kimdir, allah ın varlığına ve birliğine ulaşan peygamber kimdir, varlıklar hakkında düşünen peygamber, varlıklar hakkında düşünerek allah39ın varlığına ve birliğine ulaşan peygamber kimdir, düşünerek allah ın varlığına inanan peygamber kimdir, allahinvarliginabirligineulasanpeygamberkim, varliklar hakkinda dusunerek allahin varligina inanan peygamber, varlıkları düşünerek allah a ulaşan peygamber, varlıklar have kkında düşünen ve allahın varlığına ulaşan peygamber kimdir, allahin varlik ve birligine ulasan peygamber, allah varligina ulaşan hangi peygamberdir, evrendekiduzen ve ahenk den hareketle allah in varliği ve birliği, varlıklar hakkında düşünerek allah ın varlığına inanan peygamber, varlıklar hakkında düşünerek allahın varlıgına ve birligine inan pygamber hangisidir,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
canlı ve cansız varlıklar hakkında bilgi Kayıtsız Üye Soru Cevap 0 28-04-2013 01:44
Hayatımızın 1 yılını ne giyeceğiz diye düşünerek geçiriyormuşuz nimlahza LakLak Bölümü 2 07-09-2009 11:25
Ulaşan Otel / ANKARA Bkmlyz Türkiyeden Tatil Yerleri ve Oteller 0 24-07-2008 01:15
İnsan”ın Allah’ın Varlığına Delilleri elif Dini Bilgiler 0 16-07-2008 04:19
Peygamber Efendimizin Allah'ın Sıfatlarıyla İlgili Hadis'i Şerifleri VuSLaT Dua, Ayet, Hadis 0 06-05-2008 04:06

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 12:26 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats