Bakimliyiz.Com

-   Soru Cevap (http://www.bakimliyiz.com/soru-cevap/)
Bakimliyiz.Com (http://www.bakimliyiz.com/)
-   -   İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının Oluşumu (http://www.bakimliyiz.com/soru-cevap/121801-istanbul-ve-canakkale-bogazlarinin-olusumu.html)

elif 06-05-2013 12:02

İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının Oluşumu
 
İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının Oluşumu


İstanbul Boğazının Oluşumu
Genel olarak İstanbul coğrafyası ve İstanbul Boğazı 4. jeolojik zamanda oluşmuştur. Ancak İstanbul Boğazı’nın nasıl oluştuğu sorusuna kesin yanıt verebilecek dünyaca kabul görmüş bir görüş yoktur.[18] Bugüne dek yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda ağır basan kanı, jeolojik açıdan İstanbul Boğazı’nın deniz suları ile dolmuş bir fay çöküntüsü olduğudur. Buna göre, İ.Ö. 20.000 ilâ 18.000 yılları arasında, Buzul Çağı sonlanmış ve dünyanın büyük bölümünü kaplayan buz kütleleri erimeye başlamıştır. Binyıllarca süren bir erime sürecinin sonucunda, İ.Ö. 8.000 ilâ 7.000′lerde Akdeniz’in suları ilk hâlinden yaklaşık 150 metre daha yukarı çıkmıştır.[20] Deniz seviyesindeki bu büyük ölçekli artış nedeniyle Akdeniz’in suları Marmara’yı basmış; Marmara Denizi’nin suları da devam eden yükselmeler sonucunda Karadeniz ile birleşmiştir. Boğaz’ın derinliğinin kuzeyden güneye azalma göstermesi, geçmişte kuzeydeki bu yükseltilerin Marmara’nın sularına karşı bir set görevi gördüğü ve bunların deniz seviyesindeki yükselmeyle aşıldığı savını güçlendirmektedir.[20]
İstanbul Boğazı, Karadeniz’den alçak, Marmara Denizi’nden yüksek bir konumda yer alır.
Ortaya atılan bir diğer görüşe göreyse İstanbul Boğazı’nın olduğu yerden çok eski çağlarda çok büyük bir akarsu geçiyordu. Başta Haliç olmak üzere, bugün Boğaziçi’nde koy olarak beliren yeryüzü şekilleri o dönemde bu akarsunun kollarının ana suyla birleşme noktalarıydı. Buzul çağı bitip dünyadaki buzul çözülmeleri başlayınca tüm sular gibi bu akarsunun da su seviyesi yükseldi ve günümüzdeki biçimini aldı.[2]
Marmara Denizi’nin suyla dolarak Karadeniz’le birleşmesi olayı, mitolojide bilinen ve kimi kutsal kitaplarda da yer alan Nuh Tufanı ile de ilişkilendirilmiştir. Bu konuda da pek çok araştırma yapılmış ve 2001 yılında ABD’li araştırmacı Robert Ballard’ın bulgu ve savları büyük yankı uyandırmıştır. Çalışmaları 2001 yılı mayıs ayında National Geographic adlı coğrafya dergisinde de yayınlanmıştır.[20] Ballard’a göre Buzul Çağı’nda Karadeniz, çevresinde verimli tarım alanları bulunan büyük bir tatlısu gölüydü. Günümüzden 12.000 yıl önce başlayan buzul çözülmeleriyle birlikte ortaya çıkan sular, İstanbul Boğazı’nın güneyindeki engelin ardında birikmeye başladı. En sonunda bu engeli aşmayı başaran sular muazzam bir hızla Karadeniz’e akmaya başladı. Bir tatlısu gölü olan Karadeniz’e tuzlu denizsuyu doldu ve bu süreç boyunca Karadeniz’in suları günde 15 cm kadar yükseldi. Su seviyesindeki toplam yükselmenin 150 metre olduğu kabul edildiğine göre bu süreç 1000 gün yani yaklaşık 3 yıl sürdü. Tufan savını savunan bilim insanlarına göre verimli tarım alanlarını ve göl çevresi yerleşimleri yutan bu olağanüstü su yükselmesi kuşaktan kuşağa Nuh Tufanı olarak aktarılarak günümüze dek ulaştı.[20]
Çanakkale Boğazı
Çanakkale Boğazı; İstanbul Boğazından daha az girintili-çıkıntılıdır ve İstanbul Boğazından iki kat uzundur. Burada da en derin yer, İstanbul Boğazı’nda olduğu gibi aynı zamanda en dar yerdedir; yani Kilitbahir ile Çanakkale arasındadır. Burada genişlik 1400 metre, derinlik ise 109 metredir. Çanakkale Boğazı’nın uzunluğu ise 37 Deniz Milidir. Dolayısıyla en derin yer İstanbul Boğazı ile hemen hemen aynı derinliktedir. Çanakkale Boğazı’nda da Marmara tarafı ile Ege tarafı arasında yaklaşık 40-50 cm bir düzey farkı bulunur. Bu farktan dolayı Marmara’nın suları Ege’ye akar. Dip akıntı yoğunluk farkından oluşur ve tersi yöndedir; ancak dip akıntısının hızı ve debisi yüzey akıntısının 3 te biri oranındadır.
Oluşumu
Çanakkale Boğazı ve çevresinde jeolojik harita alımı sırasında, boğaz kıyılarının önemli bir kısmının
faylarla kontrol edildiğini gösterir yeni veriler derlenmiştir (Şekil 1). Kuzeydoğu-Güneybatı doğrultulu
fay sistemi kıyıların morfolojisini kontrol eden önemli bir faktördür. Fayların kıyıya yakın bulunduğu
alanlarda, boğaz kıyıları çizgiseldir. Çanakkale Boğazı; Gelibolu – Eceabat arasında KD-GB
doğrultuludur, bu noktadan sonra keskin bir dönüşle güneye yönelir. Çanakkale kenti geçildikten sonra
boğaz tekrar KD-GB doğrultusunu kazanır. Çanakkale yöresindeki söz konusu değişimin nedeni,
buradaki sıkışma büklümü ile ilgilidir. Boğazın oluşumunu kontrol eden sağ yanal atımlı fay sistemi,
Çanakkale dolayından kuzeye sıçrayarak Eceabat yöresinde sıkışma yapıları oluşturmuştur. Eceabat
yakın güneybatısındaki antiklinal söz konusu sıkışmanın ürünüdür. Sıkışmaya bağlı olarak gelişen
yükselme, boğazın morfolojisini kontrol etmiştir. Söz konusu alanda boğazın güneye yönelmesi daha
sonraki aşınma dönemi sonucu sağlanmıştır. Ayrıca Eceabat kuzeydoğusunda denizel taraçaların olması
buna karşın Eceabat güneybatısında denizel taraçaların olmaması yine sıkışma tektoniği ile ilgilidir.
Eceabat yöresindeki yükselim, Marmara Gölü’nün; Ege Denizi ile bağlantısını kontrol etmiş,
geciktirmiştir.
Çanakkale Boğazı’nda faylar ayrıca kıyıya ulaşan dere ve nehirlerin delta düzlüğü çökellerinin
dağılımını da kontrol etmektedir. Umurbey deltası fay sisteminden etkilenen Kuvaterner çökel
alanlarından bir tanesidir. Bazı alanlarda delta çökelleri fay doğrultusu boyunca ötelenmiştir. Boğaz
kıyı morfolojisini kontrol eden ikinci önemli faktör ise boğazdaki akıntılardır. Akıntının güçlü ve
kıyıya yakın olduğu alanlarda nehirler tarafından denize taşınan malzeme çökelme fırsatı bulamadan
kıyıdan uzaklaştırılmış ve akıntının gücünü kaybettiği kesimlerde çökelmişlerdir. Bu nedenle boğaz
kıyıları boyunca bazı nehirlerin deltası olduğu halde, diğerlerinin deltaları gelişmemiştir. Boğazın
Trakya yakasında; Gelibolu – Eceabat arasında kalan nehirlerin deltasının olmaması buralardaki kıyı
akıntılarının denize getirilen malzemeyi kıyıdan uzaklaştırması ve/veya burada çökelmiş olan
malzemeyi aşındırması sonucudur. Söz konusu alanda kıyı boyunca yer alan faylar ve bunların
oluşturduğu yüksek eğimli kıyı morfolojisi ve bunun kontrol ettiği güçlü kıyı akıntıları hep birlikte
çökellerin gelişimini kontrol etmiştir. Önceki çalışmalarda da belirtildiği gibi (REFERANS), Çardak
yöresinde bulunan lagün ve kıyı çökelleri; burada akıntıların zayıf olmasına bağlı olarak oluşmuşlardır.
Lapseki – Çardak doğusunda denize ulaşan nehirlerin taşıdığı malzeme akıntılarla Çardak yönünde
taşınmış, burada akıntının gücü azalınca kıyıya yakın alanda çökelmiş ve buradaki lagün oluşmuştur.
Anahtar Kelimeler: Çanakkale, Kuzey Anadolu Fayı, sıkışma büklümü, sıkışma yapıları
Değinilen Belgeler
Siyako, M., Bürkan, A. K., Okay, A, 1989, Biga ve Gelibolu Yarımadalarının Tersiyer Jeolojisi ve Hidrokarbon
Olanakları, TPJD Bülteni – C. 113. 183-199.
Okay, A, Siyako, M., Bürkan, A. K., 1990, Biga Yarımadası’nın Jeolojisi ve Tektonik Evrimi, TPJD Bülteni – C.2/1 -
Aralık 1990 – 5.83-121.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:36 .

Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.