bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 06-05-2013, 03:04   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart İslam Dininin Evrensel Öğütleri Nelerdir

İslam Dininin Evrensel Öğütleri Nelerdir


Dinler insanların inanç ve davranışlarını güzelleştirmek isterler. Bu amaçla insanlara çeşitli öğütlerde bulunurlar .Bu özellik dünyadaki bütün dinler için geçerlidir ve evrenseldir. Dinin kendisi de evrensel bir olgudur. Dünyanın her tarafında bir veya birden fazla dine inanılmakta ve inanılan dine göre yaşanmaktadır. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz: Dinlerin evrensel öğütleri vardır. Bu öğütlerin amacı insanların hayatını kolaylaştırmak güzelleştirmek ve iyileştirmektir.
Dinlerin ve İslam’ın evrensel nitelikte bir çok öğüdü vardır. Aşağı.da bunlardan bazıları açıklanmaktadır.

4.1. Doğruluk

Doğruluk dinimizin öğütlediği güzel huyların başında gelmektedir. Yüce Allah Kuran’ımızın ilk suresi olan Fatiha’da Müslümanlara şu duayı öğretmektedir:
”. ..Ancak sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet. Kendisine nimet verdiklerinin yoluna sapıtmışların ve gazaba uğramışların yoluna değil. ”
Dinimiz her zaman doğru ve doğrudan yana olmamızı istemektedir. Yalan söylemeyi ölçü ve tartıda hile yapmayı iftira atmayı yalan yere şahitlik etmeyi yasaklamaktadır.

4.2. Temizlik

Temizlik dinlerin evrensel öğütleri arasında yer alan ve İslam’ın da önemle öğütlediği temel konulardan biridir. Peygamberimiz temizliğin imandan olduğunu ve hatta imanın yarısı olduğunu bildiren sözler söylemiştir.
Sevgili peygamberimiz temizlik konusunda da Müslümanlara örnek olmuştur. 0 hiçbir zaman çok yeni ve Lüks giysilere sahip olmamıştır. Fakat giydiklerini tertemiz tutmuştur. Saçının sakalının temiz ve güzel taranmış olmasına özen göstermiştir. Sürekli güzel kokular sürünmüştür. Diş temizliğine dikkat etmiş ve ashabına dişlerini temiz tutmaları için öğüt vermiştir.

4.3. İyilik ve Yardımseverlik

İylik ve yardımseverlik dinlerin ve İslam dininin öğütlediği temel hususlardandır. Dinimiz iyiliği yardımseverliği ve cömertliği teşvik etmektedir. Kutsal kitabımızda yoksul ve düşkün insanlara yardımda bulunanlar cennetle müjdelenmektedir.
Ancak yardımın hiçbir karşılık beklenmeden yapılması başa kakılmaması gerekir. Menfaat umularak yapılan veya sonradan başa kakılan yardımların iyilik ve yardımseverlik ile ilgisi olmaz. Bunlar için bir sevap da yoktur.

4.4. Büyüklere Saygı Küçüklere Sevgi Göstermek

”Büyüklere saygı küçüklere sevgi” aile toplum ve bütün insanlık hayatı için önemli bir ilkedir. Bütün dinler bu ilkeye uyulmasını öğütlemişlerdir. İslam dini de bu ilke üzerinde önemle durmuştur .

4.5. Hayvanlara İyi Davranmak

Hayvanlara da iyi davranmalıyız. Onlara kötü davranmamalı onlara işkence yapmamalıyız.
Dinler ve İslam dini bütün varlıklara olduğu gibi hayvanlara karşı nasıl davranılması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunur. Özellikle İslam dini her varlığı Allah’ın yarattığı ve insanların faydasına sunduğu bir emanet gibi gösterir. Her canlı değerlidir ve faydalıdır.

4.6. Çevreyi Korumak

Çevre insanın yaşadığı ortamda bulunan ve kendisine doğrudan veya dolaylı olarak etki eden etkenler bütünüdür. Bunun içinde maddi çevre sosyal çevre manevi çevre gibi alt terimler bulunmaktadır. insan mutlaka bir çevre içerisinde yaşar. Çevresinde bulunanlardan etkilenir. Aynı zamanda çevresini etkiler. Akıllı bir varlık olduğu için özellikle maddi çevrenin üzerinde insanın etkisi büyüktür.
İnsanların bu konuyu yeniden düşünmelerinde dinlerin önemli katkıları olacaktır. Aslında dinler ve özellikle de bizim açımızdan İslam dini çevre bilincinin oluşması için evrensel öğütlere sahiptir. Ne yazık ki insanlar bu öğütleri unutmuşlar veya farkında olmaksızın ihmal etmişlerdir.

4.7. Zararlı Alışkanlıklardan Kaçınmak

İnsanın sahip olduğu şeyler yaşadığı sürece ona emanet edilmiştir. Mesela insanın bedeni sağlığı zamanı malı çocukları ona emanettir. Emanet olan şeyin sahibine zarar verilmeden teslim edilmesi gerekir .Zira emanet bir kimsenin kendisine bırakılan bir şeyi muhafaza etmesi ve sahibine aynı şekilde iade etmesi anlamına gelmektedir. Allah’ın insana emanet ettiği bu şeylerin Allah’ın yasakladığı bir biçimde kullanılması emanete ihanet etmek demektir .
İslam insana bedenini emanet kabul etmesini ona zarar verecek davranışlardan kaçınmasını emreder. Kendi bedenimize bile zarar veremeyiz. Bu sebeple bedenimizin dokunulmazlığı vardır. Sadece hastalık durumunda tıbbi müdahale gerektiğinde bu dokunulmazlık ortadan kalkar .İnsanın bedenini bu denli koruma altına alan İslam ona zarar verebilecek alışkanlıkları da yasaklamaktadır .
Mesela içki insanın canına da malına da zarar veren insanlık onurunu zedeleyen çok kötü bir alışkanlıktır .Kumar oynamak aynı şekilde insanın her şeyini kaybetmesine yol açan kötü bir alışkanlıktır .Allah Teala içkiyi ve kumarı açık bir dille yasaklamaktadır:
‘
‘Ey İnananlar! İçki kumar putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.’
Sigara içmek pek çok insanın vazgeçemediği alışkanlıklardan birisidir .Sigaranın insan sağlığına zarar verdiğini bilmeyen de yoktur .Ancak alışkanlıklar insanlara bilerek yanlışı yaptıracak kadar güçlü olabilmektedir .En doğrusu bu türlü kötü ve zararlı davranışlara hiç alışmamaktır

4.8. Başkalarına Zarar Vermemek

Hiç kimse kendisine zarar verilmesini istemez. Çoğu dinde geçerli olan ve değişik şekillerde ifade edilmiş bir ilke vardır:
Eğer bir şeyin sana yapılmasını istemiyorsan sen de onu başkalarına yapma. Bu ilkeyi en güzel ifade eden ise Peygamberimiz olmuştur. O bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Sizden hiçbir kimse kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz.”

4.8.1. Öldürmemek

“Öldürmemek” dinlerin ortak evrensel öğütlerinden biridir. Başta ilahi dinler Yahudilik Hıristiyanlık ve İslam olmak üzere hemen bütün dinlerde yaşam kutsaldır. Yaşama hakkı dokunulamaz bir haktır. Bu hakkın temelinde ise Allah’ın yarattığına saygı vardır.
Can vermek ve canı almak Allah’a aittir. Kimse Allah’ın verdiği canı almaya yeltenmemelidir. Eğer yapılırsa bu en büyük günahtır.

4.8.2. Hırsızlık Yapmamak

İnsanın korunma altına alınmış bir diğer hakkı da mülkiyeti yani malı ve mülküdür. Bir insanın sahip olduklarını haksız yere kandırarak almak büyük günahtır. Çalmak da bütün dinlerce yasaklanmıştır. Tevrat ve İncil’de çalmayacaksın emri açık olarak ifade edilmiştir.
Kuranıkerim haksızlıkla birinin malını yemenin günahı olduğu üzerinde ısrarla durmaktadır. insanları ve özellikle de inananları kul hakkı yememe konusunda öğütlemektedir. Şu iki ayet meali çalmanın ve haksız yere birinin malını yemenin ne kadar yerildiğini açıklamaya yetecektir:
”Birbirinizin malını haksız yere yemeyin ve insanların mallarını yemek için bir kısmını bile bile yargıçlara vermeyin. ”
”Ey inananlar mallarınızı aranızda haksızlık yaparak değil karşılıklı rıza ile yapılan alış verişle yiyin. ..”

4.8.3. Yalancı Şahitlik Yapmamak

Yalancı şahitlik ve iftira ahlak dışı bir harekettir. Bunun için dinler böyle bir durumu kesinlikle yasaklamışlardır. Bu da dinlerin ortak evrensel özelliklerindendir. İslam dini de yalancı şahitliği şiddetle yasaklamaktadır. Bu hususta bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
”Ey inananlar! Anamız babamız ve yakınlarımızın aleyhine de olsa. Allah için şahit olarak adaleti gözetin. ..Adaletinizde heveslere uymayın. ..”
Görüldüğü gibi bir Müslüman’ın bırakınız kendi Lehine en yakın akrabasının ve hatta anne veya babasının Lehine bile olsa yalancı şahitlik yapması yasaklanmaktadır. Bir başka ayette ise şöyle denilmektedir:
”Ey inananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun. Bir topluluğa öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun. Bu takvaya daha yakındır. ..”

5. Başkalarının İnançlarına Hoşgörülü Olmak

Dört kişiye bir cisim gösterilse her biri bu cismin ayrı ayrı renklerde olduğunu söylse; mesela buna birisi beyaz diğeri siyah dese… Üçüncü şahıs bunun rengi yeşildir derken diğeri de bu sarıdır dese… Siz bunların hepsine birden “Doğru söylüyorsunuz” diyebilir misiniz? Yine bunun gibi bir adam “Şu iş iyi bir iştir; bunu yapın!” derken bir başkası aynı işin kötü olduğunu söyleyerek “Bundan sakının!” dese bu ik kimsenin birden görüşlerinin doğru ve hükümlerinin isabetli olduğunu düşünmek mümkün mü?Böyle olunca birbirine ters birbirini tutmayan böylesi çelişkili söz ve hükümlerin hepsine birden doğrudur diyen bir kimse ya herkesi memnun etmek istemektedir; yahut dabu adam düşünmeden ve meseleleri ciddiyetle değerlendirmeden görüş beyan eden birisi olup onun durumu bu iki şıktan birinden hali değildir. Her iki durum da akla ve açık gerçeklere zıt düşer. Hangi sebeple olursa olsun akıldan ve doğruluktan yana olan bir kimseye herbiri bir türlü söyleyen ve birbirleriye açık çelişkiler içinde bulunan birkaç kişiyi birden tasdik etmek yakışmaz.
Zannediliyor ki herbiri değişik görüşler ileri süren ve biribirleriyle çelişki içinde bulunan kimselerin hepsini birden tasdik etmek bir müsamaha eseridir! Halbuki gerçekte bu hal bir müsamaha değil aksine çok çirkin bir münafıklık ve ikiyüzlülük örneğidir. Çünkü müsamahanın manası başkalarının bizce batıl olan inanç ve amellerine tahammül gösterip hissiyatlarını rencide edecek şekilde onları tenkit etmememiz inanç ve ibadetlerinden ötürü olara baskı yapmamamızdır. Bu ölçüler içinde insanlara inanç ve ibadet hürriyeti vermek sadece güzel bir iş değil her şeyden önce bu inanç ve yaşayışları değişik muhtelif cemaatler arası iyi ilişkilerin ve barış havasının devamı için şarttır. Fakat hudutları ve çerçevesi belli bir akideye iman ettikten sonra sırf gönüllerini hoşnut etmek için inancımıza yüzde yüz zıt ideoloji sahibi insanlara siz de haklısınız” dememiz veyahut da belli bir hayat tarzını kabul ettikten sonra bizim yaşayışımıza uymayan yollara insanları davet eden kimseleri tasdik etmemiz hiçbir şekilde müsamaha ile yorumlanması mümkün olmayan bir nifak alametidir. Tabii ki her hangi bir maslahattan dolayı susmakla bile bile yalan söylemek farklı şeylerdir.
İslamın kabul ettiği ve istediği hakiki müsamahayı şu ayetler beyan etmektedir:
“Allah’tan başkasına tapanlara sövmeyin ki onlar da aşırı giderek ve cahilik ederek Allah’a sövmesinler.”
(En’am: 6/108)
“Mü’minler batıl ve yalan irtikap edilen yerlerde bulunmazlar… Faydasız birşeye rastladıkları zaman vakarla geçer giderler.” (Furkan: 25/72)
“De ki:Ey kafirler!Ben sizin taptıklarınıza tapmam. benim tapdığıma da sizler tapmazsınız. Sizin taptıklarınıza ileride de tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapmayacaksınız. Sizin dininiz size benim dinim banadır.” (Kafirun: 106/1-6)
“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara: 2/256)
“O Mü’minler kötülüğü iyilikle savarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfederler. Boş söz işittiklerinde onan yüz çevirerek:
Bizim işlediğimiz bize sizin işlediğiniz de sizedir. Size selam olsun! Biz cahillerle ilgilenmeyiz” derler.”
(Kasas: 28/54-55) “Sen davetini yap ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki onlara:
Allah’ın indirdiği kitaba inandım. Aranızda hükmetmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimizdir sizin de. Bizim işlediklerimiz bize sizin işledikleriniz de sizedir Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş O’nadır.” (Şura: 42/15)
“Rabbinin yoluna hikmetle güzel öğütle çağır. Onlarla tartışırken en güzel yolu seç.” (Nahl: 16/125)
Evet aklı başında doğruluğu seven ve hakperest bir insanın kabul ve tatbik edebileceği müsamaha budur. Bu kimse doğruluğuna inandığı akidesine sadakat ve ihlasla ve dört elle sarılarak inandığı davasına insanları cesaretle ve gözünü kırpmadan davet eder. Yalnız hiç kimseyi acıtmadan gönül kırmadan sataşmadan başkalarının inançlarına saldırmadan ve kimsenin ibadet ve ayinine engel olmadan bu işi yapacak ve kendi dininin doğruluğuna ikna etmeden önce hiç kimseyi bu dini kabule zorlamıyacaktır. Lakin hakk’ın hak olduğunu söylememek batıl’a da batıl olduğunu bildiği halde “Haktır” demek hiçbir şekilde dürüst ve cesur insanın yapacağı bir iş değildir. Bu çok çirkin bir dalkavukluktur. Hele hele insanların hoşnutluğunu kazanmak için yapılacak olursa… Bu tür davranışlar sadece ahlaki bir düşüklük olduğundan dolayı kötü değildir iyi düşünülürse bu kabil işlerin hayatta sağlayacağı hiçbir yarar yoktur. Çünkü insan başkalarını razı ederek hedefine ulaşamaz. Bunu Rasulullah’a hitabeden şu ayet -i celilede Allah-u Teala beyan etmektedir:
“Yahudiler ve Hristiyanlar sen onların dinlerine uymadıkça katiyen senden hoşnut olmazlar. De ki Allah’ın hidayeti gerçek hidayettir. Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına tabi olursan andolsun ki senin için Allah’dan başka bir dost ve yardımcı yoktur.” (Bakara: 2/120)Bazan bu gayr-ı meşru müsamaha yoluna siyasi maksatlarla başvurulduğu görülür. Çünkü batıdaki politikacılar ahlakı siyasetten ayırmışlardır.
Lakin meseleler hakkında zihin yormadan hükme varan şu büyük büyük araştırmacılar var ya onların “Bütün dinler haktır” şeklindeki sözleri gözler yaşartan ilmi bir faciadır. Biz bu sözü konuştukları her kelimeyi akıl süzgecinden geçirdiklerini iddia eden bu kişilerden sık-sık duymaktayız. Halbuki onların bu garip sözlerini aklın mizanına sığdırmak ve mantığın süzgecinden geçirmek mahaldir. Çünkü onların “Hepsi de haktır” dedikleri dinler biribirlerinden usul ve prensipçe o kadar farklıdır ki bu fark yerle gök akla kara arasındaki farktan daha büyüktür. Şöyle ki bu dinlerden birisi Allah birdir derken bir diğeri iki ilah kabul ediyor. Üç ilah olduğunu söyleyen dinler vardır. Bazı dinlere göre ilahlıkta eşit seviyede olan birtakım kuvvetlere inanılır. Ve nihayet ilah tanımayan dinler mevcuttur. Şimdi bütün bu dinlerin aynı çizgide hak dinler olması mümkün müdür?Biri insanı tanrılaştırıyor diğeri Allah’ı insan mevkiine indiriyor. Birisi “insan kul Allah mabuttur” derken bir diğeri kul ve ma’bud diye bir şey tanımıyor… Aklen bunların hepsinin aynı olduğunu kabul etmek mümkün mü? Biri “kurtuluşun tek yolu ameldir” derken diğeri imandır diyor. Bir diğeri ise kurtuluşa erişmek için hem imanı hem de ameli şart koşuyor. Nasıl olur da “bu üç dinin üçü de haktır” denebilir? Biri prensip olarak kurtuluş yolu için dünyadan ve hayattan uzaklaşmayı emrederken diğeri kurtuluşun dünya meşgaleleri ve sıkıntılarına göğüs gererek ve zorlukları yenerek hayatın içinde kazanılabileceğini söyler. Şimdi bu iki dinin ikisi de aynı derecede nasıl hak olur?Eğer birbirlerine taban tabana zıt olan dinlerin hepsinin birden hak olduğuna hükmeden ölçüye akıl deniyorsa o zaman birbirinin zıdı olan şeylerin aynı olmadığına hükmeden ölçünün adına akıl değil de başka bir şey demek icap eder.


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 15-06-2013, 01:14   #2 (permalink)
temellica
Avatar Yok
 
Standart

Emeğe saygı adına diğer sitelerden alınan içeriğin bire bir kopyasını burada sunmak yerine sadece ilgili linki vermeniz daha doğru olmaz mıydı.

Ör: kaynak: diniyol.com


 

Alt 23-03-2014, 06:28   #3 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

çok teşekkür ederim performans ödevimdi


 
Alt 13-05-2014, 09:44   #4 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Saolun çok güzel olmuş sonu biraz uzun yinede saolun..... :)


 
Alt 19-05-2014, 10:05   #5 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

bu kadarı yeterli değil hoca 3 sayfa istedi bence daha fazla bulup ekleyin yinede sagolun


 
Alt 24-05-2014, 10:53   #6 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Face6 performans ödevi

çok teşekür ederim performans ödevimdi


 
Alt 24-09-2014, 08:02   #7 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

ödevi yapamadım


 
Alt 05-03-2015, 06:28   #8 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Kısa ve oz ezberlemem gerekıyodu sagolun


 
Alt 18-04-2015, 10:23   #9 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Güzel olmuş tam da ödevimdi


 




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


İslam Dininin Evrensel Öğütleri Nelerdir

İslam Dininin Evrensel Öğütleri Nelerdir konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: dinlerin evrensel öğütleri nelerdir, dinlerin evrensel öğütleri, dinin evrensel öğütleri, dinlerin ve islam ın evrensel öğütleri, islam dininin evrensel öğütleri, dinin evrensel öğütleri nelerdir, islam dinin evrensel öğütleri nelerdir, dinlerin ve islam ın evrensel öğütleri nelerdir, dinimizin yaşantımızda dikkate aldığımız öğütler, islam dininin evrensel öğütleri nelerdir, dinlerin evrensel öğütleri nelerdir kısaca, dinimizin öğütleri nelerdir, evrensel ahlaki öğütler nelerdir, dinimizin öğütleri, islamın evrensel öğütleri,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hicretin İslam Dininin Yayılması Açısından Önemi Nedir elif Soru Cevap 1 23-02-2016 09:54
İslam Dininin Temizliğe Verdiği Önem Nasıldır? elif Soru Cevap 0 12-04-2013 03:02
İslam Dininin Dünyaya Bakış Açısı Nedir elif Soru Cevap 0 29-03-2013 05:42
İslam Dininin Doğru Anlaşılmasında Kur'an-ı Kerim'in Önemi Nedir elif Soru Cevap 0 21-03-2013 11:27
İslam dininin temel kaynagi Kur'an Я Soru Cevap 0 26-02-2012 11:01

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:00 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats