bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 12-08-2013, 02:33   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Ünlü matematikçilerin hayatı ve eserleri

Ünlü matematikçilerin hayatı ve eserleri




ÖMER HAYYAM
Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’ dır. 18 Mayıs 1048′-de İranin Nişabur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden almıştır.Fakat o soyisminin çok ötesinde işlere imza atmıştır.Daha yaşadığı dönemde İbn-i Sina’dan sonra Doğu’nun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul ediliyor-du. Tıp fizik astronomi cebir geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmaları olan Ömer Hayyam için zamanın bütün bilgilerini bildiği söylenirdi. O herkesten farklı olarak yaptığı çalışmaların çoğunu kaleme almadı oysa O is-mini çokça duyduğumuz teo-remlerin isimsiz kahramanıdır. Elde bulunan ender kayıtlara da-yanılarak Ömer Hayyam’ın çalışmaları şöyle sıralanabilir:

Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında Cebir ve Geometri Üzerine Fiziksel Bilimler Alanın-da Bir Özet Varlıkla İlgili Bilgi Özeti Oluş ve Görüşler Bilgelikler Ölçüsü Akıllar Bahçesi yer alır. Enbüyük eseri Cebir Risalesi’dir. On bölümden oluşan bu kitabın dört bölümünde kübik denklemleri incelemiş ve bu denklemleri sınıflandırmıştır. Matematik tarihinde ilk kez bu sı-nıflandırmayı yapan kişidir. O cebiri sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini a-maçlayan bilim olarak tanımlardı. Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yapmıştır. Nitekim Hayyam 13 farklı 3. dereceden denklem tanımlamıştır. Denklemleri çoğunlukla geometrik metod kullanarak çözmüştür ve bu çözümler zekice seçilmiş konikler üzerine dayandırılmıştır. Bu kitabında iki koniğin arakesitini kullanarak 3. dereceden her denklem tipi için köklerin bir geometrik çizi-mi bulunduğunu belirtir ve bu köklerin varlık koşullarını tartışır.

Bunun yanısıra Hayyam binom açılımını da bulmuştur. Binom teoerimini ve bu açılımdaki kat-sayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir. (Pascal üçgeni diye bildiğimiz şey aslında bir Hayyam üçgenidir).Öğrenimi tamamlayan Ömer Hayyam kendisine bugünlere kadar uzana-cak bir ün kazandıran Cebir Risaliyesi’ni ve Rubaiyat’ı Semerkant’ta kaleme almıştır. Dönemin üç ünlü ismi Nizamülmülk Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam bu şehirde bir araya gelmiştir. Dönemin hakanı Melikşah adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır yaşayan veziri Nizamül-mülk’e çok güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant’ta tanışan Nizam onu İsfa-han’a davet eder. Orada buluştuklarında O’na devlet hülyasından bahseder ve bu büyük ha-yalinin gerçekleşmesi için Hayyam’dan yardım ister. Fakat Hayyam devlet işlerine karışmak istemez ve teklifini geri çevirir.4 Aralık 1131′de doğduğu yer olan Nişabur’ da fani dünyaya veda eder..

LEONHARD EULER

İsviçreli Matematikçi. (1707-1783) Basel Üniversitesi’nden 16 yaşında mezun olduktan sonra Rus Çariçesi I.Katerina’nın Saint Petersburg’da kurduğu Akademide çalışmaya başladı.(1727) Burada Güneş’i gözlemleyerek zamanın hassas bir biçimde saptanması üzerinde çalışmalar yaptı. Bu çalışmaları sırasında Güneş’e çok uzun süreler bakması nedeniyle sağ gözünü kaybetti.(1735) Euler 1741′de Berlin’e gitti ve 1766 yılına kadar Bilimler Akademisi’nde kaldı. Euler 1766′da öteki gözünü de kaybetti.

Euler Matematik Tarihi’nin en üretken kişilerinden biridir. Matematiğin hemen her dalında araştırma ve yayın yaptı. Yaşamı boyunca 800′den fazla makale yayınladı.

Matematik bilimine uçsuz bucaksız katkılarının yanısıra Euler; aynı zamanda bugün de kullandığımız matematiksel simgelerin de isim babasıdır. Bunlara; pi e sayısı i sayısı ve f(x) vb. örnek verilebilir

CAHİT ARF


Cahit Arf 1910 yılında Osmanlı İmpratorluğu sınırları içerisindeki Thessalonikide doğdu. Doğumundan iki yıl sonra Balkan savaşları başladı. Savaşdan dolayı Arf”ın ailesi İstanbul’a taşındı. Ve 4 yaşındayken İstanbul’da okula başladı. Cahit Arf’ın matematiğe ilgisi İzmir’de okuduğu yıllarda hocasının Euclid Geometrisi problemlerini çözmede onu teşvik etmesiyle başlamıştır.

1926 ailesi Cahit Arf”ı okuması için Fransa’ya gönderdi. ” Arf eğitimine Paris’te devam edebilmek için burs kazandı ve Fransa’ya geri döndü. İki yıl sonra Ecole Normale Superiure’yi bitirdi. Cahit Arf doktorasını tamamlamak için İstanbul’a öğretmen olarak geri döndü. Ardından İstanbul Üniversitesi Matematik
Bölümüne kabul edildi. Ve matematik çalışmalarına devam etme kararı aldı. 1937 de Helmut Hasse’ nin denetiminde doktorasın yapmak için Göttingen Üniversitesine gitti. 1938 de doktora çalışmasını bitirdi. Arf Almanya’dan döndüğü İstanbul Üniversite’sinde 1962 yılına kadar çalıştı. 1943 yılında profesörlüğe yükseldi ve 1955 te ise Ordinaryus Profesör ünvanını aldı.1963 yılında İstanbul’daki Robert Kollejinde öğretmenlik yaptı. 1964-1966 yılları arasında Birleşik Amerika’da Princeton enstitüsünde yüksek
çalışmalar yaptı ve 1967 ‘de geri döndü. Ve Orta Doğu Teknik Üniversitesine katıldı. 1980 ‘de emekliye ayrıldıktan sonra İstanbul’da yaşadı. Cahit Arf bilimsel ve teknik araştırmaların Turkiye’deki merkezi olan TÜBİTAK’ın kurulmasında belirgin bir rol oynadı. 1985 1989 yılları arasında Türk Matematik Derneği başkanlığını yaptı. Arf matematiğe yepyeni çalışmaları ile yaptığı katkıları dolayısıyla birçok ödül almıştır ve kariyerinde
en çok ayırt edici olan ödül ise İnönü ödülüdür. Bu şekilde Karadeniz Teknik Üniversitesi Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesinden birçok onursal doktoralık almıştır. Arf’ın en önemli çalışmalarının birçoğu cebrik sayılar teorisi üzerineydi ve o topolojide birçok uygulama bulan Arf invaryantlarını keşfetmiştir.

Onun ilk çalışması özellikle karakteristiği 2 olan cisimlerde quadratik formlara ilişkindi. O yalnızca kendi keşfi olan Arf invaryantları ile tanınmamakta hatta bir cebirsel geometri uygulaması olan Hasse-Arf teoremi ile de hatırlanmaktadır. Halka teorisinde de Arf halkaları kendi adıyla anılmaktadır. Arf çalışmalarına ek olarak uygulamalı
matematikte serbest sınırlar ile sınırlandırılmış elastik düzlem yüzeyler üzerine birkaç makale ve istatiksel mekanikte küme genişlemelerinin cebrik yapılarına ilişkin bir makale yazmıştır. Cebir ve Sayılar Teorisi üzerine uluslararası bir sempozyum 1990′da 3 ve 7 Eylül tarihleri arasında Arf’in onuruna Silivri’de gerçekleştirilmiştir. Halkalar ve Geometri üzerine ilk konferanslarda 1984′te İstanbul’da yapılmıştır. Arf matematikte geometri kavramı üzerine bir makale sunmuştur. O bir kalp rahatsızlığı ile bu dünyaya gözlerini yummuş ve İstanbul’da defnedilerek İstanbul üniversitesinde bir tören düzenlenmiştir.

Taylor (1685 – 1731)


Brook Taylor İngiltere’de Norton kentinde 9 Kasım 1685 günü doğmuştur. Eğitimi ve öğretimi Cambridge’de Saint John College’inde görmüştür. 1712 yılında bugün kendi adıyla bilinen Taylor açılımı teoremini bulmuş ve bu teoremi 1715 yılında yayınlamıştır. Seriler logaritmalar ve fizik konuları üzerine birçok buluşu vardır. Bunların tümünü de yayınlamıştır. Gerek bu buluşları gerekse Taylor açılımı teoremiyle genel matematiğe ve onun gelişmesine ölçüsüz yardımlarda bulunmuştur.

1712 yılında Royal Society’ye üye seçilen Taylor daha sonraki yıllarda Newton’la Leibniz arasında süren yarışmalardan doğan sürtüşmelerde karar verecek üyelerden biriydi. Tam verimli ve oldukça genç sayılan kırk altı yaşında 29 Aralık 1731 günü Londra’da öldü. Matematik kitaplarının tümünde Taylor teoremi hala yaşamaktadır ve daha da yaşayacaktır.

Taylor serisi:


Matematikte her mertebeden türevli bir f(x) fonksiyonunun (a − ra + r) aralığındaki Taylor serisi aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır:

a = 0 için Taylor formülü basit bir şekil alır bu özel seriye MacLaurin serisi denir.

e −1/x²’nin grafiği.Eğer seri belirtilen aralıktaki her x noktasında f(x)’e yakınsıyorsa f(x) analitik bir fonksiyon olarak adlandırılır. Her sonsuz türevlenebilir fonksiyon analitik değildir. Örneğin f(x) =e −1/x² x ≠ 0 ve f(0) = 0 fonksiyonunun Taylor serisi sıfıra denktir ancak fonksiyonun kendisi sıfırdan farklıdır.

Taylor serileri fonksiyonların (ör. logaritma) verilen bir noktadaki sayisal değerlerini bulmak için kullanılabilirler. Buna ek olarak Taylor serileri üzerinden cebirsel işlemler yapmak ör. türev ya da integral almak daha kolay olabilmektedir.

Pisagor (M.Ö. 596 – 500)

Samos’lu Pisagor’un Milattan önce 596 yıllarında doğduğu tahmin ediliyor. Doğumu gibi ölüm tarihi de kesin değildir. Bugünkü adıyla bilinen Sisam Adasında 596 veya 582 yılında doğmuştur. Hayatı hakkında çok az bilgiler vardır. Bu bilgilerin birçoğu da kulaktan kulağa söylentiler biçiminde gelmiştir. Fakat önceleri doğduğu yer olan Sisam Adasında okuduğu daha sonraları Mısır ve Babil’e giderek oralarda bilgilerini ilerlettiği ve ülkesine geri dönerek dersler verdiği söylenir. Kendisinden önceki bilgilerin tümünü öğrenmiş ve derlemiştir. Kendisi bir Yunan filozofu ve matematikçisidir. Ülkesinde hüküm süren politik baskılardan kaçarak İtalya’nın güneyindeki Kroton şehrine gelmiş ve ünlü okulunu burada açarak şöhrete kavuşmuştur.

Yarı söylentilere göre felsefe okulunun kurucusudur. Bu okul aynı zamanda dini bir topluluk ve o zamanın politikasına oldukça egemendir. Yine söylentilere göre Pisagor’un matematik fizik astronomi felsefe ve müzikte getirmek istediği yenilik buluşlar ve ışıkları hazmedemeyen bir takım siyaset ve din yobazları halkı Pisagor’a karşı ayaklandırarak okulunu ateşe vermişler Pisagor ve öğrencileri bu okulun içinde alevler arasında M.Ö. 500 yıllarında ölmüşlerdir. Bu nedenle Pisagor ve yaptıkları hakkında az bilgiler bize kadar gelmiştir. Pisagor’un ve öğrencilerinin yaptıklarının birçoğu bu alevler arasında yok olup gitmiştir.

Pisagor M.Ö. altıncı yüzyılda dünyanın güneş etrafında hareket ettiğini ileri sürdüğü zaman oldukça sert olan bir hareketle karşılaşmıştır. O tarihlerde kağıt olmadığı için bu buluşlarını nasıl elde edildiği yine bu devirlerdeki bilgilerin hangisinin Pisagor’a ait olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Hatta okuldaki öğretim araçlarının masa üzerindeki ıslak kum olduğu söylenir. Bu koşullar altındaki ilmi gerçeklerin tümü o zaman yazıya geçmediği için birçoğu da zamanla kaybolup gitmiştir. Bu nedenle Pisagor’un okulu ve öğrencileri ile birlikte yanmalarından eser bırakıp bırakmadığı da kesin olarak belli değildir. Geometride aksiyomlar ve postülatlar her şeyden önce gelmelidir. Sonuçlar bu aksiyom ve postülatlardan yararlanılarak elde edilmelidir düşüncesini ilk bulan ve ilk uygulayan matematikçi Pisagor’dur. Matematiğe aksiyomatik düşünceyi ve ispat fikrini getiren yine Pisagor’dur.

Çarpma cetvelinin bulunuşu ve geometriye uygulanması yine Pisagor tarafından yapıldığı söylenir. En önemli buluşlarından biri de doğadaki her şeyin matematiksel olarak açıklanması ve yorumlanması düşüncesidir. Yaşayış ve inanışı ilimle açıklama ve yorumlamayı o getirmiştir.
Müzik üzerine de çalışmaları vardır. Müzik tonlarının telin uzunluğunun oranlarına bağlı olduğunu keşfetmiş ve bunun tüm sayılara yorumlamasını düşünmüştür. Bir yerde bugünkü gerçel ekseni söylemeden düşünmüştür. Bu da bugünkü kullandığımız gerçel eksenin sayı sisteminde kullanılmasından başka bir şey değildir. Fakat eski Yunan matematikçileri gerçel sayıları bilmiyorlardı. O zamanlar rasyonel sayıları uzunlukları ölçmek için kullanıyorlardı. Bunun için belli bir birim alıyorlar ve bu birime oranlayarak iki nokta arasındaki uzunluğu ölçüyorlardı. Rasyonel sayılarla ölçülemeyen uzunluğun keşfi 2600 yıl önce Yunan matematikçileri tarafından olmuştur.

Bu sonuçta halen değerini koruyan ve koruyacak olan ünlü Pisagor teoremine dayanır. Pisagor teoremi matematikteki en büyük buluşlardan biridir. Hele zamanımızdan 2600 yıl önce bulunduğu göz önüne alınırsa bundan daha büyük bir buluş düşünülemez. Pisagor’un adını 2600 yıldır andıran onu ünlü yapan ve insanlığın varolduğu sürece de sonsuza kadar da andıracak meşhur teoremi şudur: Bir dik üçgende dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanlarının toplamı hipotenüs üzerine kurulan karenin alanına eşittir.

Pisagor teoremi rasyonel sayılarla ölçülemeyen uzunluğun da varolduğunu gösterir. Örneğin yukarıdaki şekilde olduğu gibi dik kenarları birer birim olan dik üçgeni göz önüne alalım. Geometrik olarak bu özel hal için Pisagor teoremi gerçeklenir. Yani büyük karenin alanı dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanları toplamıdır. Diğer bir deyimle x2=2 olur. Bu denklemin kökü de rasyonel olmayan karekök 2 uzunluğudur. Yunan matematikçileri gerçel sayılan bilmiyorlardı. Üstün zekalı Eudoxos tarafından bulunan oranlama yöntemini kullanıyorlardı. Aslında gerçel sayıların oluşumu kavramı bir ya da birçok insanın buluşu değildir. Rasyonel sayıların günlük hayatta kullanılması sırasında kendi kendine gelişmiştir. On tabanına göre sayıların sayılması ve yazılması büyük bir olasılıkla iki eldeki parmakların sayılmasından doğmuştur. Şu sırada bile ilkel yaşam sürdüren bazı kabilelerde buna benzer sayma yöntemi vardır. On tabanına göre sayıların yazılması ve okunması Avrupa’ya Crusades’ten sonra Arap dünyasından gelmiştir. Bunu Araplar Hintlilerden Hintliler de Helen medeniyetinden aldılar.

Yunan’lı astronomlar bu sayı sistemini M.Ö. 1500 yıllarından beri kullanan Babil’lilerden almışlardır. “Evrenin hakimi sayıdır. Sayılar evreni yönetiyor” sözleri de Pisagor’a aittir.

Pisagor Archimedes’ten oldukça farklıdır. Pisagor hem mistik ve hem de matematikçidir. Mistik tarafları çoktur. Bunlar efsaneleşmiş bir biçimde destan olarak anlatılmış evren hakkında bu günkü gerçeklere uymayan düşünceler de ileri sürmüştür. Bunları bir tarafa bırakırsak yine yaşadığı çağa göre matematikçi yönü çok ağır basar. Pisagor Mısır’da ve Babil’de çok gezdi. Rahiplerden ilim öğrendi. Çok tanrılı olan o zamanın dini inançlarını benimsedi. Yaşadığı çağı ve aldığı rahip eğitimi göz önüne alınırsa bunda yadırganacak pek bir şey de yoktur. Oldukça doğaldır.

Matematiğe ispat fikrini getiren Pisagor için sosyal ve şahsi yaşantısı bu kadar eleştiriye değmez. Yalnız Pisagor ve bazı Yunan filozofları örneğin Euclides Eflatun ve Aristo gibi alimleri yaşadığı devirlerde bugün için bilinen ilmi gerçeklerde hataya düşmüşlerdir. Bu filozofların felsefeleri modern matematiğin kurucusu Descartes (1596-1650) ve Newton (1564-1642) kadar modern fiziğin kurucusu Galile (1564-1642) ve modern kimyanın kurucusu olan Lavoisier (1743-1794) zamanına kadar iki bin yıllık bir gecikmeye neden olmuşlardır. Eğer Yunan’lılar Euclides Eflatun ve Aristo yerine Archimedes’i izlemiş olsalardı Descartes Newton Galile ve Lavoisier’in kurdukları modern ilme iki bin yıl önce ulaşır ve bugün içinde bulunduğumuz medeniyete iki bin yıl önce varılırdı. Yani Archimedes’le Newton Galile ve Lavoisier arasında tam iki bin yıllık ilmi boşluk vardır. Bu boşlukta kolay kolay doldurulamaz. Bu nedenle Yunan’lıların medeniyetin ilerlemesine iki bin yıllık bir gecikmeye sebep oldukları bir gerçektir. Avrupa’da uzun yıllar egemen olan ve hüküm süren skolastik düşüncenin temeli Yunanistan’da atılmış ve İtalya’da geliştirilmiştir. Bu nedenle de uzun yıllar bu skolastik düşünce yenilememiştir. Bu uğurda çok sayıda ilim adamı yok edilmiştir.

Pisagor’dan önce geometride şekillerin aralarındaki bağlılıklar gösterilmeksizin elde edilenler görenek ve tecrübeye dayanan bir takım kurallardı. Bu nedenle daha gelen bir yetkili ne demişse o sürüp gidiyordu. Pisagor’un matematiğe ispat fikrini sokması bu yüzden çok önemlidir. O çağlarda çok tanrılı din vardı. Pisagor daha da ileri gidiyor ve “tanrı sayıdır” diyordu. Bu sayılar 1 2 şeklinde bugün bildiğimiz doğal sayılardı. Daha sonra kendi kendine bir çelişkiye düştüğünü tamsayıların hatta rasyonel sayıların bile matematiğe yetmediğini kendi adıyla anılan Pisagor teoremiyle gördü. Buna bir süre karşı da çıktı. Fakat sonunda bu yenilgiyi kabul etmesini de bilmiştir. Olayda karekök 2 şeklinde rasyonel bir uzunluğun olmaması problemidir. Halbuki Pisagor teoremine göre böyle bir uzunluk vardır. Pisagor’un kuramını yıkan problem a2=2b2 denklemini gerçekleyen a ve b gibi iki tamsayıyı bulmak olanaksızdır. Pisagor’un karşılaştığı ikinci güçlük bir karenin kenarının köşegenine bölümünün rasyonel bir sayı olmayışıdır.

Bu söylediğimiz a2=2b2 denkleminde adı geçen olaya eşdeğer olduğu açıktır. Bu problemi bugünkü matematik diliyle söylersek karekök 2 sayısı irrasyonel bir sayıdır. İşte karenin köşegeni gibi basit bir uzunluk Pisagor’un doğal sayılar kümesine meydan okuyarak Pisagor’un ilk felsefe kuramını yalanlamıştır. Böylece hiç bir zaman tekrar etmeyen sonsuz ondalıklı olan irrasyonel sayı bulunmuş olunur. Pisagor’un bu buluşu modern analizin kökünü keşfetmiştir. Bu problem bir yerde sıfır ile iki sayısı arasını rasyonel sayılarla kaplayabilir miyiz sorusunu doğurur. Yanıt hemen hayır olacaktır. Çünkü 0<karekök 2<2 olan karekök 2 sayısı rasyonel değildir. 141 ile 142 sayıları arasında rasyonel olmayan bir sayıdır. Öyleyse sayı doğrusu üzerindeki her bir noktaya bir gerçel sayı karşılık gelir postülatını şimdilik kabul edebiliriz. Bu görüşe Pisagor'culuk denir ve bu görüşe ileride Kronecker tarafından itiraz edileceğini hemen söyleyelim.

İşte sayı doğrusu üzerinde rasyonel sayılarla sıfır sayısından iki sayısına sürekli olarak gitmek mümkün diyenlerle mümkün değildir diyenler arasında uzun yıllar tartışma olmuştur. Yüzyılımızda çıkan Brouwer'e kadar bu tartışma çeşitli şekillerde karşımıza çıkmıştır. Mümkün değil diyenler hiç bir ilerleme göstermeden yerinde saymışlar ve az hata yapmışlar fakat mümkün diyenlerse çalışarak ve biraz da fazla hata yaparak bugünkü modern matematiğe ulaşmışlardır. Doğrunun sürekli olup olmadığı uzun yıllar tartışılmıştır. Pisagor bu kuramlarla sayılar aracılığıyla ve kendi yöntemleriyle evrenin doğal dengesini ve evrendeki cisimlerin ilişkilerini açıklamaya çalışmıştır. Şüphesiz bu görüş ve düşünüşlerin birçoğu bugün geçerli değildir. Yine de modern matematiğin temelini Pisagor atmıştır. Halbuki M.Ö. 500-428 yıllarında Pisagor devrinde yaşamış olan Anaksgoras Güneş'i Dünya'dan kat kat daha büyük kızgın bir demir kütlesi olarak tanımlamıştır. Ay ışığının Güneş'ten gelen ışınların bir yansıması olduğunu da öne süren kişi olduğu da sanılmaktadır. Bu nedenle Pisagor mistik olduğu kadar üstün zekalı bir matematikçidir sıfatları yerinde kullanılmıştır.

Thales (M.Ö.624 – M.Ö.547)

Antik dönemin ünlü filozofudur. ataları Fenikelilerdir.. Son
kaynaklar M.Ö. 625 yılında Milletos'ta doğup 545'te öldüğünü
kabul eder.
Yaşadığı yıllarda; geniş bir araştırma inceleme düşünme ve mühendislik yeteneği ile ilginç bir ticari zekası sonucu üne kavuşmuştur. Miletos Okulu' nun korucusudur.
THALES zamanımıza kadar intikal eden yazılı bir eser bırakmamıştır. Düşünceleri öğrencileri yoluyla zamanımıza kadar intikal etmiştir.
THALES ARİSTO' nun (M.Ö. 384322) eserlerine atfen fizik ve doğal felsefenin EUDEME' nin (Aristo'nun öğrencisi) eserlerine atfen de astronomi ve matematiğin kurucusu kabul
edilir. Bu tür görüşler konu ile ilgili yayınlarda her geçen yıl hızla yaygınlaşmıştır. Netice itibariyle de THALES' e mümtaziyet ve ebedilik vasıfları verilmiştir.
THALES' in astronomide kurucu addedilmesine ve üne kavuşmasına sebep olan olaylardan birisi şudur.
Atina'da M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde görülebilecek Güneş tutulma olayını tutulmanın vukuundan önce haber vermiş olmasıdır. Thales' e büyük ün kazandıran bu olay
Babilleler tarafından bilinmekte idi.
Burada önemli olan tutulma olayının kendisi değil haber verenin bu bilgiyi aldığı kaynaktır. Gerçekte: THALES' in bu bilgiyi eski Mısır ve Mezopotamya' dan elde ettiğinde bütün
kaynaklar birleşmektedir.
Matematikte kurucu addedilmesine sebep olan bilgileri de şunlardı.
Bir dairenin içine üçgen çizme probleminin çözümü. cisimlerin (piramitlerin) gölgesi yardımıyla yüksekliğinin hesabını. üçgenlerin kenarları ile ilgili bağıntılar ters açıların eşitliği konusu küresel üçgenlerin bazı özellikleri eşkenar üçgenlerin taban açılarının eşitliği teoremi…
Fizikte kurucu addedilmesine sebep olan bilgileri de şunlardır.
Bazı cisimlerin demir üzerindeki çekim etkisi Nil Nehri'nin taşmasının nedenlerinin açıklanması.
THALES'e atfedilen ve bilimlerde kurucu unvanını almasına sebep olan bu bilgiler THALES'ten 2000 yıl kadar önceleri Eski Mısırlılar ve Mezopotamyalılar tarafından bilinmekte idi. THALES eski Mısır ve Babil'e yaptığı birçok seyahatleri sırasında buralarda eski dönemlerin bilim ve tekniklerini dönemin bilginlerinden (kahin katip rahip) öğrenmiştir. Bu ilk medeniyetlerin eski imparatorluk dönemlerinden öğrenmiş ve bu suretle Grek felsefesinin geometri ve astronomisinin gelişmesine ilk çıkış noktası olarak temel kavramlar edinmiştir.
Ülkemizde diğer antik dönem bilginlerine olduğu gibi THALES' e mümtaziyet ve ebedilik verilmesine sebep Batı' lı kaynakların yayınlarıdır. Değişik bir ifade ile bilgilerimizin noksan olduğu dönemlerin damgasını taşır.
Bize göre: THALES'in bilim tarihindeki yeri ile ilgili gerçekleri şu şekilde özetlemek mümkündür.
THALES ilk medeniyetlerin beşiği olan eski Mısır bölgesini uzun yıllar dolaşmıştır. Kaynaklardan bazıları. THALES'in Babil bölgesine kadar gittiğini yazar. THALES eski Mısır ve Mezopotamya' ya yaptığı bu geziler sırasında matematik astronomi ve fiziğin temel bilgilerini öğrenerek Atina' ya döndü. Burada elde ettiği bilgileri önce sistematize bilahare de kanuniyet (teori) halinde ifade etmiştir.
Bugün için "saçma" olan şu görüşler de THALES'e aittir: "Yeryüzü suyun üstündedir ve suyun üstünde tahta parçası gİbi durur dalgalanır." "Kehribar da cisimleri çektiği için ruha sahiptir."
THALES' in doğa felsefesi ile ilgili görüşlerini ayrı bir İhtisas dalı olması sonucu burada konu etmiyoruz Ancak şunu belirtelim. THALES alemin yaratılışı ile ilgili bilgileri ortaya koyan Antik dönemin ilk bilginlerindendir.

Miletos Okulu'nun Kurucu ve Öğretim Üyeleri


Miletos Okulu'nun Kurucu ve Öğretim Üyelerinin önemli özeIIiği İyonya' nın önde gelen bilim kültür ve sanat merkezi olmasıdır. Aynı zamanda "Miletos Okulu" adlı bir bilim kuruluşuna sahip olmasıdır.
Miletos Okulu' nun kurucusu THALES' tİr. Bu okulda THALES'in öğrencileri olarak ANAXIMANDROS (M.ö. 610-543) ve ANAXİMENES (M.Ö. 546 hayatta) yetişmiştir. Kaynaklar FİSAGOR 'un da (M.Ö. Sisam 570 -Metapante 500?) bu okulda yetiştiği ve Thales'in öğrencisi olduğunu belirtir.
Miletos okulu kurucu ve öğrencilerinin en önemli özelliği keskin bir araştırma gözlem ve derleme gücüne sahip olmalarıdır. Duyup gördükleri olayların açıklanmasını ve yorumlanmasını en iyi şekilde ifade etmişlerdir.

EL-HARİZMİ

Ebu Abdullah Muhammed bin Musa El-Harezmi Özbekistan'da doğdu. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hayatı hakında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Batı bilim dünya-sında en sürekli en derin etkiler bırakmış matematikçi olarak tanınmıştır.

El Harizmi'nin en çok ilgi gören eserleri Kitabü'l muhtasar fi'l Cebr ve'l Mukabele ve Kitabü'l muhtasar fi Hisabü'l Hindi dir.

Harizmi doğu bilim dünyasında cebir ilmine ilişkin ilk eser yazan kişidir. Bu bilim dalı daha önce az çok işlenmiş ve kısmen geometriden ayrı bir ilim dalı olmaya başlamıştı. Birinci dereceden denklemler çözülebiliyordu hatta hesaplama metodlarıyla ikinci dereceden denklemlere çözüm bulunuyordu. Fakat henüz ikinci derece denklemlerin köklerini bulma yöntemi geliştirilmemişti.

İşte El Harizmi'nin El Cebr ve'l Mukabele kitabı ikinci dereceden denklemlerin çözüm yolunu sistemli olarak işleyen ilk eser niteliğindedir ve 600 yıldan uzun bir süre (15. yüzyıla kadar) el üstünde tutulmasının nedeni de budur.

Harizmi'nin Denklem Grupları

El Harizmi adı geçen eserinde denklemleri iki grupta toplamaktadır:

Birinci grupta çözümleri derhal bulunabilen bizim bugünkü sembollerle ifade edersek

x2 = ax

x2 = n

ax = n

şeklindeki denklemlerdir.

Bunların çözüm kurallarını gösterdikten sonra El- Harizmi ikinci denklem grubuna geçer

x2 + ax = n

x2 +n = ax

ax + n = x2

Ve bunların çözümünü bugün bildiğimiz metotla yapar.

Bu kitapta ayrıca ikinci dereceden denklemlerin hangi durumlarda iki kökünün hangi du-rumlarda çift kökünün olacağını ve hangi durumlarda denklemin reel kökü olamayacağını çok açık bir şekilde belirtmiştir. Bu kuralları bir öğretmen yeteneğiyle ortaya koyduktan sonra El Harizmi bu kuralları geometrik olarak ispatlamıştır.

Harizmi'nin bu eseri matematik tarihi bakımından çok önemli gelişmelere dayanak ve başlangıç olmuş 600 yıldan biraz daha fazla (15. y.y. sonuna kadar) matematik öğretimi için temel sayılmıştır. Eser Endülüs medreseleri aracılığıyla Batı'ya geçmiştir. İlk Latince çevirisi 1183'te yapılmıştır. Roger Bacon Fibonacci gibi bilim adamaları eseri hayranlıkla incelemişler ve kendi öğretilerinde bu eserden faydalanmışlardır. 1486 yılında Leipzig Üniversitesi'nde okutulmaya başlanmıştır. 1598 -1599 yıllarında hala cebir biliminde tek kaynak Harizmi'nin bu eseridir.

El Harizmi matematiğin yanı sıra astronomi ve coğrafya ilimlerinde de eserler vermiştir. Astronomik cetvellerle ilgili kitaplar yazmış ve bu eserler 12. y.y. da Latince' ye çevrilmiştir. Bunun yanısıra Ptolemy'nin coğrafya kitabını düzeltmelerle yeniden yazmış 70 tane bilim adamıyla birlikte çalışarak 830 yılında bir dünya haritası çizmiştir. Dünyanın çevresini ve hacmini hesaplama çalışmalarında yer almıştır. Güneş saatleri usturlaplar ve saatler üzerine yazılmış eserleri de vardır.


CARL FRİEDRİCH GAUSS


"Matematikçilerin Prensi" olarak da bilinen Carl Friedrich Gauss (eski yazım kuralıyla Gauß)1777 1855 yılları arasında yaşamış ünlü Alman matematikçi ve bilim adamıdır.

Üstün zekası henüz okumayı bilmiyor olmasına rağmen toplama ve çıkarmayı yapabildiğinden dolayı ön plana çıkmaktadır. Güç koşullarla sağladığı eğitimini 14 yaşında bir asilin verdiği destek sayesinde tamamlamayı başardı. 16 yaşında Eukleides Geometrisi'nin alternatifi olacak bir geometri hazırladı. 1795 yılında Göttingen Üniversitesi'ne girdi. Üniversite yıllarında sadece pergel ve cetvel kullanarak on yedi kenarlı düzgün bir çokgenin çizilmesi metodunu bulmuştur. Bu buluşu mezarının üzerine oyulmuştur. Archimedes tarafından başlatılan bu geleneğin bir matematikçiyi etkilediği anlaşılmaktadır. 1799 yılında Cebrin Temel Teoremi olarak bilinen (n'inci dereceden bir denklemin tam n tane kökü vardır) teoremi kanıtlayarak doktora derecesini aldı. 1832 yılında manyetik olayların ölçülmesini sağlayan birim sistemini geliştirdi. Bu nedenle manyetik akı birimine gauss adı verildi. 1833 yılında bir telgraf cihazı geliştirdi.Ayrıca ilkokulda öğretmeninin öğrencilerden 1'den 100'e kadar olan sayıların toplamını istemiştir.Bunun üzerine Gauss "Gaus Yöntemi" ile soruyu çözer ve öğretmene verir.Öğretmen sorunun sonucunu hesaplayarak Gauss'un doğru sonucu bulduğunu görmüştür.

KURT GODEL


Kurt Gödel (28 Nisan 1906 – 14 Ocak 1978) mantıkçı matematikçi ve matematik felsefecisidir. Kendi ismiyle anılan Gödel'in Eksiklik Teoremi ile tanınır.

Teoremlerinde tam sayı aritmetiğini içerecek kadar karmaşık herhangi bir sistemin içinde sistemin aksiyomlarından yola çıkarak doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanamayacak önermeler bulunacağını ispatlamıştır. Bunun için ise Gödel numaralandırılması ismi verilen bir metod geliştirmiştir. Meşhur teoremini Viyana Üniversitesindeki doktora çalışması sırasında 1931 yılında ispatlamış bununla 20. yüzyıl matematiğinin yönünü değiştirmiştir.

1940'larda Princeton Üniversitesi İleri Araştırmalar Enstitüsünde Kurt Gödel Einstein’ın kütle çekimi alanı denklemlerine ekseni etrafında dönen bir evreni tanımlayan bir çözüm getirdi. Evrenin dönüşü ışığı (ve dolayısıyla cisimler arsındaki nedensellik bağlarını da) birlikte sürükleyecekti. Dolayısıyla maddi cisimde ışık hızını aşmaya gerek kalmaksızın uzayda ve zamanda kapalı bir halka çizecekti. Gödel’in modeli zamanda geriye gitmenin görelilik kuramınca yasaklanmadığını ortaya koydu. Kurt Gödel Einstein'ın alan denklemlerini kullanarak bir evren modeli tasarladı. Tasarım Einstein'ınkine benziyordu ama Gödel'in yaklaşımında kozmolojik sabitlere negatif bir değer veriliyordu. Einstein da kuramının bazı durumlarda geçmişe yolculuğa izin verdiği düşüncesinden rahatsızlık duyduğunu ifade etmiştir. Yalnız Gödel'in bu modeli gökbilimcilerin gözlemlediği kütleçekimsel kızıla kayma tarafından yanlışlanmaktadır.

İçine kapanık bir kişiliği olan Gödel son yıllarında zehirleneceği paranoyasına kapılarak hiç bir şey yememeye başlamış bunun sonucunda beslenme eksikliğinden 14 Ocak 1978'de Princeton'da ölmüştür.

Alıntı


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Ünlü matematikçilerin hayatı ve eserleri

Ünlü matematikçilerin hayatı ve eserleri konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: anything, pisagorun hayatı kısaca, ünlü matematikçilerin hayatı ve eserleri, ünlü matematikçilerin isimleri ve buluşları, ünlü kadın matematikçiler, ünlü türk matematikçilerin hayatı ve buluşları, pisagorun hayatı, ilk türk kadın matematikçinin hayatı, ünlü matematikçi pisagor un hayatı kısa, ünlü matematikçi ömer hayyam hayatı, ünlü kadın matematikçinin hayatı, ünlü matematikçilerin hayatı ve buluşları, ömer hayyamın 33 tane matematikle ilgili eserleri, en unlu matematikcilerin hayati ve eserleri, ünlü türk kadın matematikçiler,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Uluğ Bey Hayatı Ve Eserleri Nelerdir ebush Genel Kültür Paylaşımlarınız 5 20-05-2017 02:03
Cahit Külebi Kimdir,Hayatı,Eserleri elif Soru Cevap 23 11-10-2016 06:24
Gülten Dayıoğlu'nun Hayatı Ve Eserleri Hakkında elif Soru Cevap 38 03-12-2015 10:41
Mark Twain Hayatı Ve Eserleri elif Soru Cevap 2 18-12-2013 05:55
Türk Matematikçilerin Hayatı ve Matematiğe Kazandırdıkları elif Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 19-12-2011 11:33

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 11:53 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats