bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 15-08-2013, 07:59   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Yugoslavya tarihi eserleri

Yugoslavya tarihi eserleri-yugoslavya nın mimari eserleri-yugoslavya tarihi yerleri

Coğrafya ve Nüfus Yapısı

Eski Yugoslavya Balkan yarımadasının kuzeybatısında yer almaktadır. İstriya Slovenya Sava ve Tuna nehirlerinin kuzeyinde kalan bölgeler Balkan yarımadasından sayılmazlar. Bu bölgeler Orta Avrupa olarak kabul edilir. Coğrafi konumu itibariyle Asya ile Avrupa arasında köprü olan eski Yugoslavya aynı zamanda İslam dünyası ile Hıristiyan dünyanın birbirine buluştuğu bir bölgedir. Yugoslavya "doğuya açılan kapı" stratejik ve politik işlevini Doğu Blok’unun ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla kaybetmiştir.

255.804 km2 yüz ölçümüyle eski Yugoslavya Türkiye'nin 1/3'ü kadardır. 2092 km uzunluğundaki Adriya kıyısı eski Yugoslavya'yı sadece Balkan ve kıta Avrupası'na değil aynı zamanda Akdeniz’e açan kapı olarak stratejik açıdan önemli kılmaktadır. Ülkenin 3/4'ünü kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanan sıradağlar ve tepeler oluşturur. Ülkenin merkezinde bulunan yüksek dağlar iç bölgelere ve Adriyatik kıyısına ulaşımı güçleştirirler. Kuzeydoğuda Macar ovaları vardır. Tuna Drava Sava Tısa ve birçok küçük büyük akarsu ve nehir bu bölgeyi eşsiz güzelliğe sahip kılar. Diğer önemli ovalardan Morova ve Vardar kuzeyden güneye ulaşımın sağlanması bakımın*dan önemlidirler. Dar kayalıklı ve sık girintili çıkıntılı Adriya kıyılarında. Akdeniz iklimi hüküm sürer ve kıyı boyunca uzanan sıradağlar ılıman iklimin iç bölgelere ulaşmasını engeller. İç kısımlarda karasal iklim hâkimdir.

Doğu ve Batının kesişim noktasındaki kültürel ve tarihsel etkilerin getirdiği özel konum eski-Yugoslav Cumhuriyetlerindeki dil din ve etnik farklılıkların nedenini oluşturmaktadır. Beş ayrı Slav kavminin yaşadığı eski Yugoslavya'da (Sloven Hırvat Sırp Makedon Boşnak) Yugoslav Müslümanları Tito'dan beri (1971) toplu olarak ayrı bir etnik cemaat (Muslumanski) kabul edilmekteydiler. Farklı diller ve lehçeler kullanan bu Slav halkları iki ayrı alfabeye sahiptiler: Latin alfabesi ve Kiril alfabesi.

Dinin kimliği belirlemede özel bir rol oynadığı Yugoslavya'da %32 Roma-Katolik (Sloven ve Hırvatlar) %36 Ortodoks (Sırplar) %17 de Müslüman (Boşnak Arnavut Türk) dinine mensuptu. Kalan azınlık içerisinde Protestan ve Yahudi dinine mensup olanlarda vardır.

Eski Yugoslavya'da en kalabalık millet (%36) Sırplardı. Bunları çoğunluğu Hırvatistan'da yaşayan (%198) Hırvatlar takip etmekteydi. Üçüncü sırada ise (%14) Bosna-Hersek'te ve Sancak'ta yaşayan Boşnaklar gelmekteydi. Daha sonra (%78) Slovenler Kosova bölgesindeki Arnavutlar (%65) ve Makedonlar (%6) onları takip etmekteydi. Sıralamanın sonunda Karadağlılar (%26) ve Macarlar (%19) yer almaktaydılar. Bunun dışında Türkler Çekler Romenler Ukraynalılar Çingeneler Bulgarlar %1'in altında nüfusa sahiptiler. Yaklaşık %5 oranında bir nüfus (çoğunluğu Yugoslav ordu mensubu ve entelektüeller olmak kaydıyla) kendini Yugoslav milletine dâhil ediyordu.

Yetmişli yılların ortalarından itibaren nüfus artış hızının düşmesine rağmen eski Yugoslavya nüfusu 283 milyondu. Kosova bölgesi km.ye 1697 kişiyle en yoğun nüfusa sahip iken km.ye 453 kişiyle Karadağ (Montenegro) en seyrek yerleşim bölgeleriydi.


Balkan'ın Slavlar Tarafından İskânı
Yugoslavya'da bugünkü çatışmaların temeli İ.S.'dan sonra VI. yy.a kadar uzanır. Roma İmparatoru Theodosius imparatorluğunu Doğu ve Batı olarak ikiye ayırdığında sınır çizgisi eski Yugoslavya'nın ortasından geçmekteydi. Bu sınır çizgisi boyunca Katolik Kilisesi Bizans Ortodoks Kilisesi daha sonraları İslam dini yayılma ve etki alanı buldu.

Slavlar İ.S. VI. yy.dan başlayarak kuzeydoğu Avrupa'dan Balkan'a doğru büyük kitleler halinde göç etmişlerdir. Karadeniz Adriya ve Ege bölgesi bir nesil sonra Slavlar tarafından iskân edildi. Balkandaki Slav halklarının İslam'la tanışıklığı bölgeye yerleşmelerinden hemen bir kaç yüz yıl sonra gerçekleşmiştir. Macar Kralı ve Bizans Kayzerinin emrindeki Müslüman-Türk kökenli halklar (Peçenekler vd.) sayesinde bölgenin Slav halkları ilk kez VIII. yy.da İslam'la tanıştılar. Bu Slav halklarından bazıları zamanla kendi devlet ve yönetimlerini kurmayı başardılar.

Batılı tarihçiler özellikle Sava ve Drina nehirlerinin Sırbistan ve Hırvatistan arasında tarihi sınır oluşturduğu savını ortaya atmaktadırlar. Böylelikle Bosna-Hersek doğal olarak Hırvatistan'a hediye edilmek ve Boşnakların bu topraklardaki hak iddiaları çürütülmek istenir. CSU (Alman Hıristiyan Sosyal Birliği) tarafından Avrupa Parlamentosuna gönderilen Habsburg hanedanının mirasçısı Otto von Habsburg daha da ileri giderek Avrupa’yla Doğu arasındaki sınırın Sava ve Drina nehirleri olduğunu söylemektedir. Ona göre Avrupa'dan anlaşılması gereken Katolik Avrupa’dır. Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman kendisini her fırsatta ziyaret eden Habsburg'tan bunu öğrenmiş olacak ki o ve diğer nasyonalist-faşist Hırvat liderler de aynı iddiayı tekrarlamaktadırlar. Onlara göre Boşnaklar Müslümanlaştırılmış Hırvatlardır. Sava ve Drina nehirleri Sırbistan’la Hırvatistan arasında sınır olduğu gibi Katolik Avrupa ile Ortodoks dünyası arasındaki sınırdır aynı zamanda. Ortodokslar Doğu kültürüne ait olduklarından Doğu-Batı arasındaki sınır da burasıdır.


Eski Yugoslavya Cumhuriyetlerinin Kısa Tarihleri

Slovenya
Bölgeye ilk olarak Slovenler geldiler; dilleri Sırp-Hırvatça'dan daha çok Slovakçaya yakın olduğundan komşularından önce buraya yerleşmiş olmaları muhtemeldir. Dillerinin eski Slavca ve bugün bile halen kullanılan kilise Slavcasına olan yakınlığından dolayı Slav halklarından sayılırlar.

VI. yy.da Tuna bölgesine yerleştiklerinde Avar Hanlığı'nın hâkimiyetindeydiler. İmparator Heraklios'un Sasanileri yenmesinden sonra Slovenler "Samos"un önderliğinde Sava nehri yataklarından Leipzig'e kadar uzanan ilk bağımsız devletlerini kurdular. Avar akınları VIII. yy.da tekrar başladığında Baymarlardan yardım istediler. Kırk yıl sonra Büyük Şarl ülkeyi Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu'na kattı. Bu tarihten itibaren bilinçli olarak halk Cermenleştirilip Hıristiyanlaştırıldı. IX. yy.dan itibaren bölge batıdan Almanlar tarafından doğudan da Macarlar tarafından sıkıştırıldı. XI. yy.ın başlarında küçük hanedanlıklara bölünen bu verimli bölge XIII. Yy.ın başlarında bir kısmı II. Otto Kari von Böhmen’in (Bohemyalı) hâkimiyetine nihayet 1282'den sonra da tamamı Habsburgların eline geçti; yaklaşık 100 yıl sonra İstriya ve Triest’de Habsburgların toprağına katıldı.

Reformlar gibi karşı reformlar da Krain beyliğinin gelişmesine derin etki yapmıştır. Her iki hareket de izlerini bırakmayı başardı. Macaristan’da yaşayan Slovenler Protestan olarak kalabilmişlerdir. Feodal güçlere karşı zaman zaman küçük isyanlar da olmaktaydı. Napolyon savaşlarından sonra Krain'ın Fransızlar tarafından işgal edilmesi ve Ljubljana'nın İril Bölgesinin başkenti ilan edilmesinden sonra Slovencenin ilk defa okullarda eğitim dili olarak kullanılmasına izin verilmiştir. Bu ulusal bilincin yükselmesinde büyük bir etki yapmıştır.

XX. yy başlarında artan Cermen etkisi Slovenya'yı adeta Avusturya'nın bir parçası yaptı. Yüksek tabaka Almanca konuşup yazmakta ve Almanca resmi dil olarak kurumlarda geçmekteydi. Zaten Hırvatistan gibi Slovenya ve Krayina kültürel ve coğrafi olarak Orta Avrupa'ya dâhil edilmektedir.

Hırvatistan
636 yıl boyunca 1282'den 1918'e kadar Slovenya Avusturya ile beraberdi. Yugoslavya'yı oluşturan diğer bölgeler ise uzun süre devrin süper güçlerinin hâkimiyetinde kaldılar (Venedik Viyana Osmanlı). Yüzyılımızın başına kadar Osmanlı İmparatorluğu Sırbistan'ı Bosna-Hersek'i Makedonya'yı Hırvatistan ve Karadağ'ın bir kısmını elinde tutuyordu. Hırvatistan'ın geri kalan kısmını ve bütün Slovenya'yı ise Habsburg imparatorluğu elinde bulunduruyordu. Venedik kendisine yıllık bir vergi ödeyerek bağımsızlığını koruyan Dubrovnik şehri dışın*da bütün Adriyatik kıyı şehirlerini işgal etmişti

XX. yüzyılın başında Hırvatistan'da Roma Katolik kilisesine bağlı bir monarşi oluştu. 924 yılında Hırvat Kralı Tomislav kendini hükümdar ilan edip bugünkü Zadar Belgrad ve Dalmaçya'nın bir kısmını kontrolüne geçirdi; tebaası tacirler ve korsanlardı.

Yüzyılın sonuna doğru ise Hırvatistan Macaristan'ın nüfuz alanına girdi. 1102 yılında Zagreb'te yapılan anlaşmayla kuzey komşusuna bağlandı. 800 yıl sürecek Macaristan'la bu ilişki elbette bölgedeki büyük güçlerin çatışmasından etkilenmeden süremezdi. Habsburg hanedanından birinin Macaristan'da 1527 yılında krallık tahtına geçmesiyle ülke Tuna monarşisinin bir parçası olmuş ve Cermen kültürüne açılmıştır. Aynı şekilde Slovenler de Habsburg monarşisinin etkisi altına girdiler.

Kosova'daki galibiyetten sonra kuzeye doğru ilerlemeye devam eden Osmanlılar Bosna düştükten sonra doğrudan Hırvatistan'ı tehdit etmeye başladılar. Macarların Mohaç'taki yenilgisiyle Macar krallığı yıkıldı. Avusturya kralı Ferdinand 1527'de Hırvatistan kralı oldu. Bu vakte kadar Hırvatistan'ın büyük bölümü ve Slovenya'nın tamamı Osmanlı topraklarına katılmıştı. Osmanlının ilerleyişini durdurmak için Avusturya kendisi tarafından kontrol edilecek olan askeri bir bölge oluşturdu (Krayina). Bu askeri sınırı sağlamlaştırmak ve savunmak için maceracılar ve mülteciler davet edildiler. Bu çağrıya herkesten önce Almanlar ve Ortodoks Sırplar uydular daha sonraları çıkacak çatış*maların en önemli nedenini oluşturacak sorunun temelleri de böylelikle atılmış oldu.

1389 yılında Kosova'da Osmanlının kesin zaferinin ertesinde Balkan yarımadasının tamamına yakını 500 yıl sürecek Osmanlı hâkimiyetine girmişti. Sırplar ilk 300 yılda Osmanlının sadık tebaası oldular ve Macarlara Avusturyalılara Slovenlere Hırvatlara ve Polonyalılara karşı Padişahın ordusunda büyük başarıyla hizmet ettiler. XVII. yy.da dönüm noktasına ulaşıldı. Hıristiyan ordusu Viyana'nın kuşatmasını yararak (1683) önce Buda'yı geri aldı; daha sonra Macaristan ve Hırvatistan'ın bir bölümünü de alan Hıristiyanlar Balkan'a doğru ilerleyerek Niş Prizren ve Üsküp'ü işgal etmeyi başardılar. Burada Sırplar ilk kez (Avusturya) Hıristiyan ordusu saflarında savaştılar geri çekilen Osmanlı ordusuna ve köylere kasabalara saldırarak İslam topraklarında büyük zararlar verdiler. Daha sonra Osmanlılar toparlanarak başarılı akınlarla kaybettikleri toprakları geri aldılar. Düşmanla işbirliği yapmış olan bu Sırp asker kaçakları Osmanlı’nın intikam alacağından korkarak Hırvatistan ve Macaristan'ın nüfusu azalmış bölgelerine kaçtılar. Peç (İpek) patriğinin öncülüğünde (Arsenije Carnojeviç) 35–37.000 Sırp ailesinin Kosova'dan göçü organize edildi. Bu şekilde Sırplar tarafından boşaltılan Kosova'ya Müslüman Arnavutlar Osmanlı desteğiyle yerleştirildiler.

Bu durumdan faydalanma yolunu seçen Viyana Sırpları eskiden ait oldukları orduya karşı kullanmak istemekteydi: Sırplar Osmanlıya karşı mükemmel bir koruma sağlayabilirlerdi. Böyle bir teklifi Sırplara götürdüler ve Sırpları güney Dalmaçya'dan Tuna'ya kadar sınır boyunca yerleştirdiler. 1690'da İmparator I. Leopold tarafından Sırplara birçok ayrıcalıklar verildi. Özellikle Sırp sınır muhafızları (Graniçarı) "kollektiv aristokratlar" statüsü elde ederek dini ve kültürel serbestlik ve bulundukları topraklar üzerinde de facto otonomi elde ettiler. Vergi ödemekten muaf oldukları gibi Katolik Kilise hukuku onlara uygulanmadı. Adeta Avusturya devleti içinde kendi devletlerine sahip oldular ve günümüze kadar buna da uygun davrandıkları görülmektedir.

Bölgede Sırplara sağlanan ayrıcalıklar ve özgürlükler Viyana'nın kendilerine ihanet ettiğini düşünen Macar ve Hırvatlarla çatışmaya yol açtı. Her iki halk da eski haklarını ve topraklarını istediler.

XVIII. yy.da İmparatoriçe Maria Theresa ve İmparator II. Josef yönetiminde Sırplar için yeni dönem başladı. Osmanlı İmparatorluğu'nun giderek hızlanan çöküşü yüzünden bu askeri sınır bölgesi artık stratejik önemini yitirdi. Eski bir yönetim şekli olan aristokratik idare "Baçka-Banat" hem Doğu Hırvatistan'da hem de Slavonya'da yeniden kuruldu. Bu politik gelişmeler sonucunda yeni bir göç mecburiyeti doğdu: "Askeri sınır"dan (Krayina) Sırpların binlercesi çevreye dağıldılar veya sahip oldukları ayrıcalıklara yeniden sahip olacaklarını ve militan hayat tarzlarını korumayı umdukları bölgelere mesela Rusya'ya göç ettiler. Bu göçmenler tahıl üretimi bağcılık meyvecilik ve hayvancılıkla uğraşan ve yığınlar halinde boşaltılmış güneye göç eden çevredeki diğer Macar Hırvat Slovak Romen komşuları gibi geçimlerini sağlamak için çalışmaya ya arzulu değillerdi; ya da buna yeteneksizdiler. Viyana boşalan bu bölgelere binlerce Alman aileyi yerleştirmeyi de ihmal etmedi.

"Askeri sınırda" (Krayina) kalan Sırplar savaşçı davranışlarını bugüne kadar korudular. Bu özellikle Güneybatı Hırvatistan'daki eski sınır muhafızları için geçerlidir Zadar şehri hizasındaki kıvrım boyunca Knin şehri ve Plitviçer gölleri üzerinden Pokraç'a kadar uzanan bölgede kalan Sırplarla güney bölgesine (Slavonya Baçka Banat) I. Dünya Savaşı'ndan sonra yerleşen yeni göçmenler de aynı militan hayat tarzına kısa sürede uyum gösterdiler.

Hırvatistan'ın kaderi bu şekilde Habsburg İmparatorluğu tarafın*dan uzun süre belirlendi. Nasyonal bilinç 1809–13 arasında güçlendiğinde Napolyon bugünkü Eski Yugoslavya'nın geniş bir kısmını almıştı ve bu bölgeye tarihiyle alakasız şekilde İllirya bölgesi adını ver*di illirya ismi ülkenin nasyonal köklerini arayan romantik ruhlarda özellikle diğer Slav halkları; öncelikle Çek ve Lehlerde Slav nasyonal hareketlerinin çiçeklenme mevsiminin başlangıcı oldu. İllirya kelimesi Pan-Güneyslavizmi'nin aradığı vatanı işaret etmekteydi; yenilikçiler ve dilbilimciler harekete geçerek Güney-Slavlık (Yugo-Slav) ideolojisini oluşturmaya çalıştılar.


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Yugoslavya tarihi eserleri

Yugoslavya tarihi eserleri konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: yugoslavya nın tarihi eserleri, yugoslavya tarihi eserleri, yugoslavya nın tarihi yerleri, yugoslavya tarihi yerleri, yugoslavya da bulunan tarihi eser,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yunanistanın tarihi eserleri elif Soru Cevap 0 14-08-2013 02:38
Hakkarinin Tarihi Eserleri Nelerdir elif Soru Cevap 0 24-03-2013 09:45
Ege Bölgesinin Tarihi Eserleri Nelerdir? gizem Ege Bölgesi 0 19-02-2012 01:55
Adananın Tarihi Eserleri Nelerdir? gizem Akdeniz Bölgesi 0 11-02-2012 03:19
Ülkeler Tarihi: Yugoslavya nimlahza Tarih 0 22-11-2010 02:26

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 03:32 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats