Bakimliyiz.Com

-   Soru Cevap (http://www.bakimliyiz.com/soru-cevap/)
Bakimliyiz.Com (http://www.bakimliyiz.com/)
-   -   İslamiyetin kabulüyle birlikte türklerin sosyal siyasi ve kültürel hayatındaki değişi (http://www.bakimliyiz.com/soru-cevap/129099-islamiyetin-kabuluyle-birlikte-turklerin-sosyal-siyasi-ve-kulturel-hayatindaki-degisi.html)

elif 16-08-2013 12:32

İslamiyetin kabulüyle birlikte türklerin sosyal siyasi ve kültürel hayatındaki değişi
 
İslamiyetin kabulüyle birlikte türklerin sosyal siyasi ve kültürel hayatındaki değişim


Türklerin İslamiyeti Kabulü ile Birlikte Siyasi,Sosyal ve Kültürel Değişiklikler

Türkler tarihleri boyunca pek çok din ve inanış biçimini benimsemiştir.Ancak bu dinler içerisinde en çok Göktanrı ve İslamiyet yayılmıştır.Bir toplumun sahip olduğu dini;sanatını,geleceğini,giyim kuşamını,ahlak yapısını,zevklerini,dilini ve ortak amaçlarını etkilemektedir.Bu nedenle din değiştirmek oldukça zordur.8 yy. ile 12.yy arasında Türk toplumu tarihinin en köklü değişimini yaşamış,bu nedenle tarihçiler Türk tarihinin İslamiyet öncesi ve sonrası olarak 2 bölümde incelemişlerdir.
Türk-Arap mücadeleleri Abbasiler döneminde şiddetini kaybetti.Çin ve Abbasi orduları arasında 751 yılında Talas savaşı Karluk Türklerinin Müslümanların yanında yer almasından dolayı Abbasilerin üstünlüğü ile sonuçlandı.Bu savaştan sonra Türk-Arap ilişkileri olumlu yönde gelişti.Bu olay Orta Asya’nın kaderini değiştirirken,Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerinde de etkili oldu.Talas savaşında Çinlilere karşı Arapların yanında yer alan Karluklar 10.yy’dan itibaren kalabalık gruplar halinde İslamiyet’i kabul ettiler.

TÜRKLERİN İSLAMİYETİ KABUL ETME NEDENLERİ

Türkler 10.yy başlarından itibaren büyük kitleler halinde Müslüman olmaya başladılar.Bunda türklerin İslam öncesi inanışları ile İslamiyet arasında büyük benzerliklerin bulunması etkili olmuştur.

TÜRKLERİ İSLAMİYETE GİRMEYE TEŞVİK EDEN FAKTÖRLER

1-Türkler diğer dinlere karşı engin bir hoşgörüye sahipti.İslamiyet de bir hoşgörü diniydi.
2-Eski Türk dini ile İslamiyet arasındaki benzerlik:
a-Tek tanrı inancı b-Ahiret inancı c-Hac ve kurban ibadetlerine benzer ibadetlerin varlığı
3-Sosyolojik faktörler,aile kavramına verilen önem,namus,temizliğe verilen önem İslamiyet’teki cihat ve gaza anlayışı ile Türk-Cihan hakimiyeti düşüncesinin benzerlik göstermesi.
4-Ekonomik ve sebepler,eski Türk toplumunda sosyal sınıflar yoktu.İslam dininde de böyle bir ayrımın yapılmaması,dolayısıyla her iki düşüncede de halkın refah ve mutluluğunun gözetilmesi vardır.
5-Siyasi ve askeri tercih;8yy’da Türk-Çin rekabeti hızla devam etmekte,hatta hakimiyet yavaş yavaş Çinlilerin türklerin elindeki Maverünnehir’i de alarak egemenliği ele geçirmek istiyordu.Güneyde Arap yarımadasında ortaya çıkan İslam dinide büyük bir hızla yayılarak Çinlilerle rakip olabilecek konuma gelmiştir.751’de Çinlilerle Araplar arasında meydana gelen Talas savaşında Türkler İslam ordusu yanında Çinlilere karşı savaşmış ve büyük bir zafer elde edilmiştir.Bu olaydan sonra Türklerle Araplar arasındaki yakınlaşma hızlanıştır.

TALAS SAVAŞININ ÖNEMİ VE SONUÇLARI

1-Türk-Arap ilişkileri gelişti.Türklerin İslamiyet’e girişinde dönüm noktası oldu.
2-Çin’in Orta Asya üzerindeki emelleri sona erdi.Saldırı konumundan savunma konumuna geçtiler.
3-Orta Asya’nın Çinlileşmesi beklenirken Müslümanlılaşmasına sebep oldu.
4-Yeni buluşlar ve teknik gelişmeler Çinlilerden Türklere,Türklerden Araplara geçmiş ve batıdaki gelişmelere zemin hazırlamıştır.
5-Doğu ticaret yollarının denetimi Müslümanlara geçti.
6-Karluklar 766’da bağımsız devlet kurdular.

TÜRKLERİN İSLAMİYETE HİZMETLERİ
Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleri dünya tarihinin önemli olaylarından birisidir.Çünkü Türkler İslamiyet’in korunup,geniş alanlara yayılmasında İslam kültür ve medeniyetinin gelişmesinde önemli rol üstlendiler.Türkler özellikle Abbasilerden itibaren halifelik orduları içinde yer aldılar.Bizans sınıfındaki Antep,Urfa,Tarsus gibi şehirlere yerleştirilmeleri ile İslam devletini Bizans tehlikesine karşı korudular.Türklerin yerleştirildiği bu sınır şehirlerine avasım adı verilirdi.Türkler için Bağdat yakınlarında askeri bir şehir olan Samarra kenti kurulmuştur.Türkler zaman zaman Abbasilere karşı isyan ederek yönetimde bulundukları topraklarda kendi devletlerini kurdular.(Tolunoğuları,İhşitler)Oğuzların İslamiyeti kabul etmelerinden sonra Büyük selçuklu devleti kuruldu.Bu devletin güçlü bir İslam devleti haline gelmesi ile Türkler İslam dünyasının siyasi liderliğini ele geçirdiler.Müslüman Türk hükümdarlar,Abbasi halifelerini korudular.Tuğrul bey,Abbasi halifesini Şii Büveyhoğulları baskısından kurtardı.Abbasi halifesi bu yardımlarından dolayı Tuğrul beye doğunun ve batının sultanı ünvanını verdi.Bu durum,Türklerin İslam Dünyasında ulaştığı gücü en güzel şekilde açıklamaktadır.

İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK

A. DEVLET YÖNETİMİ:

İlk Türk İslam devletleri (Karahanlılar hariç) devlet yönetimi alanında Abbasilerden etkilenmişlerdir. Bu dönemde de Orta Asya Trük devletlerinde olduğu gibi hükümdarlık babadan oğla geçmektedir. (Memlükler hariç) Ama bunun yanında hükümdarlıklarının halife tarafından onaylanması gerekmektedir. (Buna menşur denirdi.)

Tolunoğulları ve Ihşidiler:

Abbasilerden büyük ölçüde etkilenmişlerdir. Bu iki devlette “naiplik” ve “haciplik” görevleri bulunmaktaydı. Ayrıca Akşitler de vezirlik önemli bir yere sahipken Tolunoğulları’nda bu kurum bulunmamaktaydı.

Naip: Hükümdar küçük yaşta olduğunda veya savaşa gittiğinde ona vekâlet eden görevli.

Hacip: Hükümdar ile halkın ve devlet adamlarının görüşmelerini ayarlayan devlet görevlisi.

Karahanlılar:

Karahanlı Devleti ilk Türk-İslam devleti olduğundan Abbasi devlet yönetiminden pek etkilenmemiştir. Hükümdarları “han, hakan, kadir, ilig, kara” unvanları kullanmışlardır.

Devlet “ikili devlet teşkilatı” ile yönetilmiştir. Doğuyu yöneten gerçek hükümdara “Arslan Kara Han” denirken batıyı yöneten küçük hükümdara “Buğra Kara Han” denilmiştir.

Gazneliler:

Hükümdarları “sultan” unvanını kullanırdı. (Sultan Mahmut) Sultan devlet yönetiminde mutlak hâkimdi.

Memlükler:
Hükümdarlık babadan oğla geçmez, başarılı komutanlar arasından seçimle belirlenirdi. Bu durum bazen devletin çok güçlü olmasına bazense komutanlar arasında taht kavgalarına ve devletin zayıflamasına sebep olurdu.

B.S.D.:

Eski Türk anlayışını büyük ölçüde yerini korurken İslamiyet’i kabul etmelerinden sonra Abbasiler, Gazneliler ve Karahanlılar’ın etkisinde kalmışlardır. Hükümdarlar ise önceleri yabgu, bey, Tuğrul Bey’in 1055 Bağdat Zaferinden sonra ise “Sultan” unvanını kullanmaya başlamışlardır.

Hükümdar devleti akrabaları arasında bölüştürür ve onlardan kendisine biat etmelerini isterdi. (Konfederasyon gibi)

Sultanın çocuklarına “melik” denirdi. Melikler küçük yaşlarda illere vali olarak gönderilir yanlarında gönderilen tecrübeli devlet adamlarına ise “atabeg” denirdi. (Osmanlı’daki karşılığı “lala”) Atabeylik sistemi sayesinde melikler devlet tecrübesi kazanıyordu. Ama devletin merkezi otoritesi zayıfladığında ise atabeyler veya melikler bağımsız olmak için isyan ediyorlardı. Bu durumda da devlet güç kaybediyordu.

İlk Türk İslam Devletlerinde Divanlar:

a) Divan-ı Saltanat: Bütün devlet işlerinin görüşüldüğü büyük divan

b) Divan-ı İstifa: Devletin mali işleri görüşülürdü. (Başkanı müstevfi)

c) Divan-ı Tuğra: Devletin iç ve dış yazışmalarının yürütüldüğü divandır. (Başkanı Tuğrai)

d) Divan-ı İşraf: Devletin teftiş işlerine bakardı. (Başkanı müşrif)

e) Divan-ı Arz: Askerlik işlerine bakan divandır. (Başkanı Ariz

ORDU

Türk-İslâm devletlerinde ordu, devletin esasını oluşturmaktaydı.

Karahanlılar'da

Ordunun çekirdeğini Karluk ve Çiğil Türkleri oluşturmaktaydı. Ordu; saray muhafızları, hassa ordusu ve eyalet askerlerinden oluşmaktaydı.

Harzemşahlar’da

Ordunun esas dayandığı kuvvet Türkmen (Oğuz) ve Kanglı-Kıpçak boylan idi. Büyük Selçuklu Devletini örnek alarak oluşturdukları ordunun bölümleri: İkta askerleri, hassa ordusu ve eyalet askerleri

Tolunoğulları, İhşîdiler, Eyyûbîler ve Memlûklular da

Mısır'da kurulan Tolunoğulları, İhşîdiler, Eyyûbîler ve Memlûklular da gücünü Türk askerî teşkilâtından almıştır. Mısır'da ordunun özellikle Kıpçak Türklerinden oluşmasına çok dikkat edilmiştir. Onlar için Nil nehrindeki bir adada ayrı bir yer tahsis edilmiştir. Nitekim Memlûk Devleti bu ordu tarafından kurulmuştur.

Gaznelilerde

Diğer Türk ordularından farklı olarak filler, paralı askerler bulunurdu. Ülke sınırları çok geniş olduğundan diğer uluslardan askerde alınırdı.

Büyük Selçuklu ordusu:

1. Merkez Ordusu;

§ Gulaman-ı Saray: Çocuk yaşta iken çeşitli kavimlerden seçilerek yetiştirilen, doğrudan sultana bağlı askerlerdir. Sayıları 4 bin civarındaydı. Maaşlı olan bu ordu, Osmanlılardaki Kapıkulu askerlerini andırır.

§ Hassa Ordusu: Sultana bağlı özel kuvvetler

2. Eyalet Askerleri: Eyalet askerleri iki bölümden oluşur:

§ Meliklerin, askerî valilerin ve diğer idarecilerin emrindeki özel ordu.

§ Sipahiyân (Atlı Askerler): Kendilerine iktâ olarak ayrılmış yerlerde yaşayan sipahiler ordunun temelini oluşturuyorlardı. Gelirleri karşılığında asker besleyip, savaş zamanında onlarla beraber sefere katılırlardı.

3. Türkmenler: Sınır boylarında (uç) yaşayan kalabalık Türkmenler, reislerinin kumandasında sürekli fetihler yapar, sınırlan muhafaza ederlerdi.

4. Yardımcı Kuvvetler: Selçuklu devletine bağlı Arap, Gürcü, Ermeni gibi hükümetler, sultanın istemesi hâlinde sefere askerleriyle katılmak zorundaydı.



HUKUK

İslamiyet’in kabulü ile birlikte İslam dinine ait kurallar türklerin hukuk sistemine girerken, İslami esaslara ters düşmemek şartıyla eski Türk töresi de devam ettirilmiştir. Türk-İslam devletlerinde hukuk; Şer’i ve Örfi hukuk olarak ikiye ayrılıyordu.

Şer’i Hukuk: Halk arasında olan davalar, İslâm kurallarına göre çalışan şer’i mahkemelerde kadılar tarafından çözülürdü. Kadılar, Selçuklular döneminde Bağdat'ta bulunan Kâdı’ül - Kudât'a yani baş kadıya bağlıydılar. Merkezde bulunan baş kadının yanı sıra vilayetlerde de kadılar görevlendirilmiştir. Kadılar halk arasında din ile ilgili davalara, ölüm, miras, boşanma, hayır işleri nafaka ve noterlik gibi işlere bakarlardı. Orduya mensup kişilerin davasına ise "kadıaskerler" bakardı.

Örf î Yargı: Düzeni bozanların, kanunlara uymayanların davaları ile ilgili idi. Ayrıca vergilere, askeri teşkilata, ticari hayata ait davalara bakıyordu. Örfi davalara bakan görevliye “emir-i dad” denirdi.

İlk Türk İslam devletlerinde Sultanın başkanlık ettiği haftanın belli günlerinde halkın şikâyetlerinin dinlendiği en üst mahkemeye “divan-ı mezalim” denirdi

SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT

Mısır’da kurulan devletlerde yönetici kadro ve orduda Türkler çoğunlukta iken, halk arasında Arap ve Berberiler, çoğunlukta olmuştur. Karahanlılar, yönetici, ordu ve halk olarak Türk idi. Gazneliler ve B.Selçuklular ise farklı unsurlardan oluşuyordu.

İslâmiyeti kabul eden Türkler böylece yeni bir döneme girmişlerdi. Şüphesiz bu yeni dönem sosyal hayatta da bazı değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Ancak, yeni şartlara uyum sağlayan Türkler eski yaşantılarını, millî benliklerini de korumuşlardır.

İslâmiyeti kabul ettikten sonra konar-göçer Türk boylan arasında yerleşik hayata geçişin hızlandığı görülmektedir. Köylere yerleşenler, tarım ve hayvancılıkla uğraşırken; şehirlere yerleşenler esnaflığa, sanata ve ticarete atılmışlardır.

İlk Türk İslam devletlerinde esnaf ve zanaatkârların aralarında dayanışma sağlamak amacıyla kurdukları dini karakterli örgüte “Ahilik” denirdi. (Osmanlı’ daki karşılığı lonca)

Ahilik Teşkilatının Faydaları:

1. Üyeler arasında dayanışma sağlanır.

2. Fiyatlar kontrol altında tutulur. Rekabet engellenir.

3. Mesleğe eleman yetiştirilir.

4. Kalite kontrol sağlanır.

5. Bazı hallerde yaşanılan şehrin güvenliği sağlanır. (Hatta devlet dahi kurmuşlardır.

NOT: Örgüte Müslüman olmayanlar alınmayarak Müslümanların bölge ekonomisinde etkin olması sağlanır.

Konar-göçerlere hayvanlarını otlatacakları yaylak ve kışlakları temin etmek, güvenliklerini sağlamak da devletin başlıca görevi idi.

Türk-İslâm devletlerinde iktisadî yapının özü ziraata dayanmaktaydı. Tarımın gelişmesi için Tolunoğlu Ahmet, Gazneli Mahmut gibi Türk Hükümdarları sulama kanalları yaptırdılar. Ancak, ticarî hayat da oldukça canlıydı. Uzakdoğu'dan Avrupa'ya uzanan ticaret yolları üzerinde bulunan Türk-İslâm devletleri, ticaret kervanlarını kontrol etmekteydi.

Karahanlılar ve Gazneliler İpek Yolu ile Baharat Yolu'nu kontrollerinde tutuyorlardı. Madenî eşyalar, ipekli-yünlü dokumalar ve tarım ürünlerinin ticareti yapılıyordu. Bu sebeple Kaşgar, Buhara, Semerkant gibi şehirler ticaret merkezi hâline gelmişlerdi.

Tolunoğulları ve Ihşidiler verimli Mısır topraklarında bir taraftan ziraat yaparlarken, diğer yandan Doğu-Batı ticaretinin de buradan geçmesini sağlayacak tedbirleri alıyorlardı. Nitekim Memlûklular zamanında Mısır ve Suriye büyük bir ticarî merkez hâline geldi. Kahire, İskenderiye, Şam, Halep gibi bölge şehirlerinin yıldızı parladı. Halkın refah düzeyi gittikçe yükseldi. Selçuklu çağında devlet daha da zenginleşmiştir. Sultan Alp Arslan, Melikşah, San-car ve hatta Kirman hâkimi Kavurd, adlarına altın para bastırıyorlardı.

Büyük Selçuklularda Toprak Çeşitleri:

1- Has Topraklar: Vergi gelirleri sultana ve hanedan üyelerine bırakılan topraklardır.

2- İkta Topraklar: Geliri hizmet ve maaş karşılığı olarak komutanlara, askerlere ve devlet adamlarına verilen topraklardır. Köylülerin ziraat yaptıkları iktalar, vergilerini ödedikleri müddetçe ellerinde kalırdı. İkta sahibi fazla vergi isteyemezdi.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:38 .

Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.