bakimliyiz
Konu etiketleri: milli egemenlik ve cumhuriyet kavramlarının benzer yönleri nelerdir, cumhuriyet yönetiminin özellikleri nelerdir, milli egemenlik ve cumhuriyet kavramlarının benzer yönleri, cumhuriyet yönetiminin temel esasları nelerdir, cumhuriyet yönetiminin üstün yanlarını, cumhuriyet yönetiminin özelliği, cumhuriyet yönetimi özellikleri, cumhuriyet yönetimin özelliklri kompozisyon, milli egemenlik ve cumhuriyet kavramlarının benzer yönleri nelerdiri, milli egemenlik ve cumhuriyetin benzer yönleri, cumhuriyet yönetiminin özellikleri, milli egemenlik ve cumhuriyet kavramlarinin benzer yonleri nelerdir, cumhuriyet yönetimin özellikleri nedir, cumhuriyet yönetimlerinin özellikleri,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 18-08-2013, 12:59   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Milli egemenlik ve cumhuriyet yönetiminin üstün özellikleri nelerdir

Milli egemenlik ve cumhuriyet yönetiminin üstün özellikleri nelerdir-cumhuriyet yönetiminin üstün yanları-cumhuriyet yönetiminin üstün yönleri

CUMHURİYETİMİZİN NİTELİKLERİ ve ERDEMLERİ
Hiç şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin meydana gelmesi yirminci yüzyıl tarihinin en dikkate değer olaylarından biridir. Cumhuriyetimiz Türk Kurtuluş Savaşı’nın bir sonucudur. Genel olarak Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlatılması ilk zamanlarda bir avuç maceracının giriştiği ve ciddiye alınmaması gereken bir ayaklanma bir eşkıyalık hareketi olarak sayılmıştır. Sonra da zamanla işin ciddiliği anlaşılınca bunun akılsızca bir girişim olduğunu başarı ile sürdürülmesinin mümkün olmadığını Türk milletinin topyekün olarak intihara sürüklendiğini ve bu hareketin sonucunun büyük felaketlere sebebiyet vereceğini iddia edenler vardır. Bu iddia sahiplerinin dayandıkları gerekçeler belli bir mantık açısından değerlendirilirse hiç de yabana atılır cinsten olmadıkları görülür. Böylece çeşitli görüşlerle herkes kendi anlayışına çıkarına gücüne ve yeteneğine göre ayrı ayrı yollar izlemiştir. Kimisi zararın neresinden dönülürse kârdır anlayışı ile gerçekten samimi olarak var gücü ile Millî Mücadele hareketini engellemeye çalışmıştır. Kimisi zora baş vurarak hareketi bastırmaya kalkışmıştır. Ama ne birinciler ne de ikinciler amaçlarına erişememişlerdir. Şartların umutsuz maddî imkânların büsbütün yetersiz olmasına ve tutulan yolun çıkmaz gibi görünmesine rağmen bildiğiniz gibi Millî Mücadele zafere erişmiştir.

Her tarihî olay gibi Türkiye Cumhuriyeti de tek başına birden bire ortaya çıkmış bir varlık değildir. Tarihî bir olay olarak elbette ki onun da geçmiş ile bağları meydana geliş aşamaları çağdaş siyasî ve fikir akımlarıyla ilişkileri vücuda geldikten sonra kendi yapısını geliştirmesi çevresine çevresi dışındakilere etkileri olmuştur. Bunların her birin ayrı ayrı incelenmesinde fayda vardır. Ancak böyle yapılırsa Cumhuriyeti bir bütün olarak değerlendirmiş olabiliriz.

Öncelikle “ Cumhuriyetimizin geçmiş ile olan bağları nedir?” sorusu üzerinde kısaca duralım. Bugünkü anlamı ile cumhuriyet devlet yönetiminde hakimiyetin yani gücün kayıtsız – şartsız milletin elinde bulundurulması demektir. Bir başka ifade ile söylersek halkın kendi kendini istediği biçimde yönetmesi demektir. Halkın kendini yönetmede söz sahibi olması çeşitli şekillerde ve derecelerde tarih boyunca birçok ülkede görülmüş bir idare yöntemidir bir yönetim metodudur. İslâmiyet’ten önceki Türk devletlerinde bu iş bazı önemli konularda halkın oyuna baş vurma işi kurultaylar aracılığı ile yapılmıştır. İslâmiyet’ten sonra ise Türk devletleri devlet yönetiminde İslâm felsefesini benimsemişlerdir. Bir Türk devleti olan Osmanlı imparatorluğu tamamıyla İslâm geleneklerine bağlı ve geniş ölçüde teokratik bir devlettir. Halk yönetimde hiçbir zaman söz sahibi olmamıştır. Osmanlı’da önemli işlerde görüşlerine baş vurulan birtakım meclisler vardır: Saltanat şurası gibi meclis-i has gibi...Meşrutiyet hareketlerinden sonra Meclis-i Mebusan gibi... Fakat bu meclisler bizim bugün anladığımız tarzdaki meclisler değildir. Halk adına hareket edip halkın görüşlerini isteklerini yansıtmazlar; sadece danışma görevi yaparlar. Yani yönetimde ağırlıkları yoktur.

Durum böyle olduğuna göre Cumhuriyetimizi eski Türk devletleri ya da Osmanlı devlet geleneğine bağlamanın kurultay saltanat şuraları gibi birtakım organların bugünkü gelişmiş şekli olarak göstermenin imkânı yoktur. Şu halde Cumhuriyetimizin kökenlerini geçmişimizle bağlarını başka bir açıdan bakarak araştırmak zorundayız. Şimdi bu meselelerin üzerinde ana hatlarıyla durmaya çalışalım.

Cumhuriyet bir devlet biçimi bir yönetim biçimidir. Cumhuriyet kelimesi Arapça “Cumhur” kelimesinden gelmektedir. Halk ahali büyük topluluk anlamındadır. Geniş anlamı ile “millet” yerine kullanılır. Cumhuriyet hem bir devlet biçimi hem de bir hükümet biçimi olarak kabul edilir. Devlet biçimi olarak Cumhuriyette bir kişinin bir ailenin veya bir sınıfın hakimiyeti yoktur; hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir yani hakimiyetin kaynağı millettir.

Cumhuriyette esas alınan ilk kural seçimdir. Devlet başkanı belli bir süre için seçilerek iş başına getirilir. Devlet başkanının seçimle belirlenmiş olması Cumhuriyet yönetimini monarşik devlet yapısından yani devletin başında bir kralın bir padişahın bir hükümdarın bulunduğu idare şekillerinden ayırır.

Bazı devletlerde ise iktidarın gücü yani hakimiyet birkaç kişinin birkaç ailenin veya bir sınıfın elindedir. Bu tip devlet biçimlerine “ Oligarşi” diyoruz. Eğer devlet idaresini seçkin bir sınıf elinde bulunduruyorsa bunun adı “Aristokrasi” olur.

Cumhuriyet yönetiminde ise başta devlet başkanı olmak üzere devletin temel organlarında görev alacak olan kişiler seçimle belirlenir ve bu kişiler seçildikleri süre zarfında görev yaparlar. Onlar gider yerlerine seçilen başkaları gelir. Seçilen bu kişiler genellikle o devlette yasa koyacak değiştirecek veya kaldıracak kimselerdir.

Devlet başkanın ve millet “vekillerinin” seçimle belirlenmiş olması o devleti tam manasıyla cumhuriyet yapmaz. Eğer o devlet vatandaşlarının tamamına eşit şekilde seçme ve seçilme hakkı tanımıyorsa devlet başkanını ve millet vekillerini seçimle de belirlimiş olsa o devlet sadece dış görünüşü ile bir Cumhuriyet olur. Halkın kendini yönetmesi denilen bu tür cumhuriyetler İlkçağda Yunan şehir devletlerinde görülmüş fakat gelişememiş ve yok olmuşlardır. Ayrıca Ortaçağda İtalya’da Venedik ve Ceneviz Cumhuriyetleri Almanya’da Hans Şehri Cumhuriyeti bu tür Cumhuriyetlere örnek olarak gösterilebilir. Bu tür Cumhuriyetlerde seçme ve seçilme hakkı ayrıcalıklı bir sınıfa verilmişti. Bu devletler Oligarşik veya Aristokratik Cumhuriyet durumundadırlar.

Bunun yanında milletin kendini yönetme gücünü kendinden aldığı yani hakimiyet hakkına doğrudan doğruya sahip olduğu rejimler de vardır. Biz buna bugünkü anlamı ile “Cumhuriyet” diyoruz.

Cumhuriyet seçim ilkesine ve vatandaşlık kavramına dayanır . Bugünkü anlamda Cumhuriyet ise hakimiyetin millete ait olması demektir. Tarih içinde bu tür Cumhuriyetler XVIII. Yy.dan itibaren kurulmaya başlandı. İlk kurulan Cumhuriyet de Amerika Birleşik Devletleri olmuştur.

Cumhuriyet bugün halk ve millet hakimiyetini doğru ve gerçek anlamı ile demokrasiyi anlatmak için kullanılan doğal bir kavramdır.

Atatürkçü Düşünce Sisteminde Cumhuriyetçilik Kavramı :

Osmanlı devleti hakimiyet gücünün padişahta toplandığı monarşik bir devlet idi. Atatürk Osmanlı’nın son dönemlerinde padişahlık rejiminin yıkılacağını ve yerine millet hakimiyetine dayanan Cumhuriyet rejiminin kurulacağını söylemiştir. Türkiye’de saltanat rejimi ile hiçbir yeniliğin gerçekleştirilemeyeceğini birçok inkılâplar yapmak gerektiğini ve bunun mutlaka yapılacağını kendine ve milletine güvenerek yakın dostlarına “Türkiye’nin bir cumhuriyet olacağını” belirtiyordu. Millî Mücadele’nin başlangıcında Erzurum Kongresi öncesinde yine yakın arkadaşlarına “ Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır.” demiştir.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile millet hakimiyeti yani millî hakimiyet ilkesi Türk devletinin siyasî rejiminin direği olmuştur. Bu durum devlet içinde karar verecek en yetkili ve son makamın millet olması demektir.

Atatürk’ün tanımlamasına göre “ Cumhuriyet rejimi demek demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir.” Bir başka söyleyişle “Demokrasi prensibinin en modern ve mantıklı uygulamasını sağlayan hükümet şekli Cumhuriyettir.” Atatürk’e göre en iyi yönetim biçimi Cumhuriyettir. Cumhuriyetin dayandığı ilke “erdem”dir. “Cumhuriyet ahlâkî erdemlere (yüksek ahlâklı değer ve niteliklere) dayanan bir idaredir. Cumhuriyet erdemdir... Cumhuriyet idaresi erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir.” Tek cümleyle söylersek Atatürk’ün Cumhuriyetçilik anlayışı demokratik Cumhuriyetçiliktir.

Bu nedenle Atatürk siyasî özgürlükleri kısan ve demokrasi ile bağdaşmayan siyasî akımlara karşıdır. Bunun için Komünizme karşı mücadele edilmesi gerektiğini savunmuştur. Atatürk aynı şekilde baskıcı bir rejim olan Faşizme de karşıdır.

O halde özetle söylersek; Cumhuriyet yönetiminin en belirgin özelliği hükümet ile millet arasında ayrılık bırakmamış olmasıdır. Cumhuriyet yönetiminin önemli bir niteliği de düşünce özgürlüğünü esas almasıdır. Atatürk’ün dediği gibi “Cumhuriyet düşünce serbestliği taraftarıdır.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin Genel Yapısı:

Atatürkçülüğe göre Türkiye Devleti; milliyetçi halkçı devletçi lâik ve inkılâpçı bir Cumhuriyettir. Türk milletinin yönetim biçimi ve usulü ile ilkeleri kuvvetler birliği esasına dayanmaktadır. Türk Devleti üç temel organdan meydana gelir. Bunlar yasama yürütme ve yargı organlarıdır. Bu üç temel organ devletin milletten aldığı üstün gücünü kullanır.

Devlet yasama yürütme ve yargı yetkilerini şu şekilde kullanır:

YASAMA GÜCÜ: Kanun yapma ve yürürlüğe koyma gücüdür. Bu yetkiyi milletin vekillerinden oluşan TBMM millet adına doğrudan doğruya kendisi kullanır.

YÜRÜTME GÜCÜ: Devlette kullanılan yönetme ve uygulama yetkisi demektir. TBMM tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı ve TBMM içinden çıkan bir başbakan ile Meclis içinden veya dışından atanan bakanlarca yani Bakanlar Kurulunca yürütme yetkisi kullanılır.

YARGI GÜCÜ: Adaleti yerine getirme yetkisidir. Yargı gücü Türk milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Genel Nitelikleri:
Anayasa ait olduğu devletin yönetim biçimini niteliklerini ve bu niteliklerin dayandığı ilkeleri esas yapısını ve görevlerini belirler.

23 Nisan 1920’de kurulan Türk Devleti millet hakimiyetine dayanıyordu. Adı belirlenmemekle birlikte bu Cumhuriyetten başka bir şey değildi. 29 Ekim 1923’te 21 Ocak 1921 tarihli Anayasa’ya “ TürkiyeDevleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir.” ifadesi ilk madde olarak girdi. Türk Devleti’nin “Cumhuriyet” olduğu bu maddenin değiştirilemeyeceği ve hatta değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceği hükmü getirilmişti. Böylece Cumhuriyet ve Cumhuriyetçilik Anayasa’nın temel maddesi Türk Devleti’nin de temel niteliği oldu. 1924 Anayasası’nda ise “Türk Devleti bir Cumhuriyettir.” Maddesi ile Cumhuriyetin Türk Devleti’nin vazgeçilmez bir yönetim biçimi olduğu ilkesi yerleşmiştir. Bu Anayasa’da Cumhuriyet yönetimine uygun olarak yasama yürütme ve yargı organlarına düzenleme getirilmiştir. 5 Şubat 1937 tarihli anayasa değişikliği ile Anayasa’nın 2. Maddesinde başta Cumhuriyetçilik olmak üzere Türk Devleti’nin temel nitelikleri anayasaya girmiştir. Türk Devleti; Cumhuriyetçi milliyetçi halkçı devletçi lâik ve inkılâpçıdır:
Böylece Atatürk İlkeleri Anayasa’da yer alarak Türk Devleti’nin esas nitelikleri olmuştur. Bu ilkeler Türk milletinin bütün ihtiyaçlarına gerçeklerine ve zorunluluklarına uygun olarak seçilmiş ve devlet sistemi de bu ilkeler üzerine kurulmuştur. 1924 yılından bu yana yürürlüğe giren bütün anayasalarımızda Cumhuriyetin nitelikleri belirtilmiştir. Bu anayasalarımızda Cumhuriyet ilkesinin Türkiye ve Türk milleti için taşıdığı büyük hayatî önem nedeniyle değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği hükmü getirilmiştir. Yürürlükteki 1982 Anayasası’nın 2. Maddesinde ifade edildiği şekliyle Cumhuriyetin nitelikleri olarak şu esaslar belirtilmiştir:
“Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı” bir devlettir. Bu devlet Atatürk milliyetçiliğine bağlıdır. Demokratiktir. Demokrasiyi benimsemiştir. Lâiktir. Vatandaşların sosyal ihtiyaçları ile yakından ilgilidir hukuk kurallarına ve adalet ilkelerine uyar. Yani sosyal bir “hukuk devleti”dir. Böylece Atatürk İlkeleri Anayasa ile devletin temel nitelikleri olarak kabul edilmiştir. Anayasamızın 1. Maddesindeki Cumhuriyetin kuruluşundan beri anayasalarımızda yer alan ifade şudur: “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” Anayasamız da Türk Devleti’nin “Cumhuriyetçi” olduğu birinci maddedeki bu hükmü ile kabul edilmiştir. Cumhuriyet genel niteliği ile demokratik lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu için halkçı bir temele dayanmıştır. 2. Maddede yer alan bu temel nitelikler yanında başlangıç bölümünde sayılan temel ilkeler Cumhuriyetin nitelikleri arasında kabul edilmiştir. Başlangıç bölümünde Türk Devleti’nin temelinin “Atatürk milliyetçiliği ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliği”ne dayandığı açık ve kesin bir dille belirtilmiştir. Bu bölümde ayrıca “Türk varlığının devleti ve ülkesiyle bölünmez bir bütün olduğu” ifade edilmekte ve “Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin korunması gerektiği” belirtilmektedir. Anayasamızın 3. Maddesi ile de Başlangıç bölümünde yer alan Türk Devleti’nin ülke ve milleti ile bir bütün olduğu açık ve kesin bir dille ifade edilmiştir. “ Türkiye Devleti ülkesi ve milleti ile bir bütündür.” Anayasamızın 4. Maddesi ile de 1. 2. ve 3. Madde hükümlerinin “değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği” hükme bağlanmıştır.

Cumhuriyetçiliğin Türk Toplumuna Sağladığı Faydalar:

Cumhuriyet akla mantığa bilime toplumun gereklerine ve ihtiyaçlarını gidermeye en uygun ve insana değer veren bir devlet yönetim biçimidir. “ Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır.” İnsanın dolayısıyla toplumun gelişme ortamını hazırlayan koruyan en iyi yönetim biçimidir. Bu durumda Cumhuriyetten başka bir yönetim düşünmemek ve uygulamamak gerekir. Cumhuriyet de millet hakimiyeti iyice yerleşip kökleştikçe kolayca yeşerir sağlam ve kalıcı bir gelişme gösterir. Cumhuriyet ve ondan doğan demokrasi bir yaşam biçimi olur ve toplum hayatının vazgeçilmez bir unsuru olarak yerleşir. Bireylerin hakları ve özgürlükleri Cumhuriyetin güvencesi altındadır. Cumhuriyet Türk milletinin gelişmesine ve yükselmesine en uygun yönetimdir. Cumhuriyet yönetimi ile Türk milleti bir çok evrensel değerler kazanmıştır. Atatürk “Türk milletinin tabiatına ve âdetlerine en uygun olan idare Cumhuriyet idaresidir.” diyerek Türk milletinin bu nedenle yapısına en uygun olan Cumhuriyet yönetim biçimini kabul ettiğini belirtmiştir.

Atatürk’ün dediği gibi “Cumhuriyet yeni ve sağlam esasları ile Türk milletini güvenli ve sağlam bir gelecek yoluna koyduğu kadar asıl fikirlerde ve ruhlarda oluşturduğu güvenlik itibarıyla büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.” Türk milleti çağdaşlaşma yoluna Cumhuriyetle ve onun vazgeçilmez unsuru demokrasi ile girmiş ve az zamanda bu yönetimin nimetlerini görmüştür. Atatürk bu nedenle Cumhuriyetçilik ilkesini Türk İnkılâbının birinci ilkesi olarak kabul etmiştir. Bu ilke Anayasamızda değiştirilemez ve vazgeçilemez 1. İlke olarak yer almıştır. Türk milletinin yapısına en uygun ve millet hakimiyetinin esas olduğu Cumhuriyete samimiyetle bağlanmamız gerekir. Çağdaşlaşmanın yenileşmenin ve yücelmenin baş şartı Cumhuriyeti korumak yaşatmak ve yüceltmektir.
Tür Dili Okutmanı
Yaşar ÖZTÜRK

elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Milli egemenlik ve cumhuriyet yönetiminin üstün özellikleri nelerdir

Milli egemenlik ve cumhuriyet yönetiminin üstün özellikleri nelerdir konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Cumhuriyet Yönetiminin Özellikleri elif Soru Cevap 2 20-04-2014 10:35
Milli egemenlik nedir?-Milli egemenlik hakkında detaylı bilgi ebush Eğitim ve Öğretim 0 02-04-2013 02:38
Özgürlük İle Milli Egemenlik Arasındaki İlişki elif Eğitim ve Öğretim 0 07-02-2013 02:05
Milli Edebiyat Dönemi Genel Özellikleri Nelerdir? - Milli Edebiyat Döneminde Üslup elif Türkçe ve Edebiyat 0 08-12-2010 01:47
Üstün Zekalı Çocuklar Kimlerdir? Özellikleri Nelerdir? Я Kişisel Gelişim 12 17-10-2010 08:26

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:59 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats