bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 05-10-2015, 08:54   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Avatar Yok
 
Soru Vatan sevgisi hakkında öykü

ben vatan sevgisi hakkında biröykü aramıştım ama yokk


 

Alt 05-10-2015, 10:38   #2 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Vatan sevgisi hakkında öykü

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ben vatan sevgisi hakkında biröykü aramıştım ama yokk
Aşağıdaki yazıda vatan sevgisi hakkında bir öykü bulunmaktadır. Umarım beğenirsin.

MUCİZE OLAYIN GERÇEKLEŞMESİ

Sabahın sekizi sıralarında düşman donanması’nın yoğun topçu atışlarıyla Çanakkale Boğazı’nda başlayan savaş cephe boyunca tüm şiddetiyle sürüyordu.
Gümbürtüdenuğultudan iniltiden boğaz yıkılır.Sırtlar; tepeler; kara toprak dağ taş duman olur.Boğazın mavi suları düşen ateşten güllelerle yanar alev alev…

Her dakika her saniye cephede ölüm kusan düşmanların en gelişmiş savaş gemilerinden oluşan güçlü donanması emperyalist efendilerini utandırmamakmutlaka masa başında planlandığına uygun kesin zafere ulaşmak tutkusuyla olanca çabalarını gösteripolanca gayretlerini harcamaktadırlar.

Önceleri İngiliz zırhlısının dev toplarından yükselen iritahrip gücü yüksek ve etkili güllelerle korkunç gürültülerle Mecidiye Bataryası da düşmanın yoğun ateşi altında olduğu halde hiç paniğe kapılmadan cesaretleözveriyle görevini sürdürür.
Komutan Yüzbaşı Hilmi Bey’in yükselen sesiyle attıkları her topu şehit düşmüş olan arkadaşları şereflerine atarlar.

Bi ara sığınaktaki telefon çalar. çalmasıyla birlikte Komutan Yüzbaşı Hilmi Bey telefonun bulunduğu sığınağa koşturur işte tam o sırada yerigöğü inleten müthiş bir patlama olur.Patlamanın şiddetinden her taraf zelzele olurcasına sarsılır ve aynı anda Mecidiye Bataryası’nın bulunduğu sahaya koyu bir kara duman çöker.

Ne acıdır ki bu olay sürecinde ve sonucunda Mecidiye Bataryası toz duman içerisinde havaya uçar.

Batarya Komutanı Yüzbaşı Hilmi Bey feci patlamadan üçbeş saniye sonra sığınaktan ok gibi dışarı fırlar ve fırladığı gibi bataryasınınacıklıyürekleri sızlatan korkunç manzarasını görür.Görünce de olduğu yere çakılır kalır.
Bataryasında herşeyin bittiğini farkeder.Toparlanınca yaralıların acı acı feryatlarıhaykırışları arasında dolanmaya başlar.Şehitlerin cansız vücutlarındangüllelerin acımasız darbeleriyle kopan parçalara bakar.Yaşaran gözleriyle “sanki ne diye sağ kalıp da bu dayanılmaz manzarayı gördüm?Allahım bunları bana ne diye gösterdin?Şuracıkta neferimlebirlikte benim de cancazımı alaydın ya!Ya şimdi benim sağlığım neye yarar?olan oldugiden gitti bir kere!” diyerek üzülür.Bitmiştükenmiş Mecidiye Bataryası’nın toprak yığıntıları ve çöküntüleri arasında;

“Komutanım komutanım!… N’olursun kurtar beni komutanım. Aman yetiş ölüyorum boğuluyorum komutanım!” diye bir ses duyor. Hemen sesin gittiği yöne doğru koşar. Bu ses nefer Niğdeli Ali’ nindir. Cephaneliğin patlamasıyla havaya ucmuşMecidiye Bataryası’nda toprak altında komutanı tarafından ilk kurtarılan nefer Niğdeli Ali’dir.

Niğdeli Ali yatırıldığı yerde acı acı inleyip duran bir yaralı arkadaşına yardım etmek veya bir ihtiyacını karşılamak için onun bulunduğu tarafa giderken ayağına birşeyler takılır ve sendelemesi sonucu yere düşer. Kendisini düşüren şeyin ne olduğunu öğrenmek için arkasına dönüp bakar. Arkasına baktığında birde ne görsün? Oracıkta meydanda bir insan ayağı durupdurur. Hemde ayak diklemesine ve açıkta durupdurur. Ali önce bedenden kopmuş bir parça sanır. Sanır ama sonradan düşünürki bedeninden kopmuş parça olsa öyle diklemesine durup ta beni düşürmez. Geriye dönüp ayağın yanına varır. Önce üstündeki toprakları temizler sonrada eliyle ayağı hafifce iki yana sallayıp yoklar. O zaman onlar ki ayak bedeninden kopmuş parça kesinlikle değildir. Hemen komutanını çağırır.

İlk onlarda toprak altından çıkarılan iri kıyım koca neferden hayat belirtileri çok az gözlenir. Ancak komutan eliyle yoklayınca nabzının ve kalbinin hafifte olsa henüz atmakta olduğunu fark eder. Bir süre sonra nefer iyileşir. Neler olduğunu öğrenmek ister. Niğdeli Ali olanları ağlayarak anlatır.

Bataryasının inanılması güç yıkık dökük çökük bitik halini görür. Beş on saniye bu dayanılması güç sahneyi sessiz soluksuz süzer. Gördüğü yürekleri sızlatan parçalayan manzara karşısında koca nefer’in tüm vücudu ürperir her tarafı hırsından zangır zangır titrer ve yüzü renkten renge girer.

Bogazı daha iyi görebilmek savaşın seyir durumunu daha iyi izleyebilmek için iki üç adım ileri atar. Bogazın karşı tarafına bakar. Bu sırada boğazda savaş tüm şiddeti ile devam etmektedir.

Koca nefer neden sonra aklına bir şey gelmişçesine bir şeye karar vermişçesine keskin bir dönüşle ok gibi geriye fırlar. Daha sonrada her nasılsa ayakta kalabilmiş tek topun başına gelir ve durur.

Ali bakar ki ayakta kalmış görünen tek topunda durumu sağlıklı değil o da yürümeye başlamıştır. Bir kez topun en önemlisi hasar görmüştür. Topun ikiyüzyetmişbeş kiloluk ağır güllelerini iki metre yükseklikteki namluya çıkararak matazarası yani vinci görev yapamaz hale gelmiştir. Kaldıki başka bir ağrızanında olup olmadığı belli değildir. Matazaranın çalışmaması onun arızalı oluşu dahi topun görev yapmamasına doldurulup ateşlenememesine geçerli neden sayılır. Çünkü koca ağır gülleyi tam iki metrelik yüksekliğe çıkarıp ve de namluya yerleştirebilmek değil iki kişinin on kişinin bile belki yapamayacağı bir iştir.

Koca Nefer :

“ Topun mataforası bozuk elleşeceğimiz yardımlaşacağımız kimsemiz de yok deyipte şu kötü gadrımıza boyun eğip yani bizde sapasağlam bedenimizle harpten mi kaçalım şincik? Ya o zaman yerler de yatan şehitlerimiz bağırıp çağırıp duran yaralılalarımız nolacak? Sonracım onlan ahları nolacak? Acaplarına bu zavallacıkların günahlarıgabahatları neydi Ali? Şu halleri yüreklerimizi parçalayan şu vaziyetlere hiç dayanılı mı? Hani bölüğümüz bataryamız? Hani mülazım Teğmen Fahri Beyimiz? Hani Osman çavışımız hani sazcı Hasanımız hani öteki daha bir sürü eratımız? Bir de bunların boğazı geçip de paytatımız İstanbul’u aldını memleketimizin her yanını işgal ettiğini düşün. Sana bize ne derler gerideki gızanımız eyi döğüşemediler de boğazdan salıverdiler gavırları demezler mi? Yok Ali kardaş galan dayanamam ben bu işe” der.

Demesiyle birlikte Koca Nefer başında durup beklediği topun dibindeki yerde nasılsa sağlam kalabilmiş iki gülleden birisini “Ya Allah” haykırışı ile karakucak edip kavrar. 275 kilo ağırlığındaki kocaman top güllesi Koca Nefer’in çok çabuk ve ivedi bir hareketiyle kucağında sanki küçük bir bebek veya saman çuvalı gibi havaya kalkmıştır. Niğde’li Ali bu inanılmayacak manzarayı gerçeği özveriyi görünce şaşkınlıktan ağzı bir karış açık hayretler içinde ona doğru bakıp da kala kalır. Sanki bir anda dili tutulmuşçasına suskun ve şaşkın Koca Nefer’i seyreder.
Koca Nefer:

“Üllen Ali aptal aptal şaşkın orda bakınıp duracağına azıcık bene yardım etsene? Hele yardım ette şuracıktan tutuver de az bişey kaldı govana yerleştirelim şu gülleyi” der.

Durumu gerçeği ve Koca Nefer’in gösterdiği özveriyi gördükten sonra artık Ali de Koca Nefer’in bu işi üstün gücüyle mataforasız vinçsiz de olsa başaracağına inanmıştır. iyice aklı yatmıştır. Koca Nefer’in bölükteki diğer arkadaşlarından farlı olarak sahip olduğu üstün gücünü üstün fiziksel yapısını bilirdi de bu denli özveriler göstereceğini hiç aklının köşesinden dahi geçirmemiştir. Ama gördüğü gibi şimdi inanılmayacak bir görüntüyle özveriyle karşı karşıyadır. Koca topların koca güllesi Koca Nefer’in kolları arasında ve iki metre havadadır. Sanki çam kütüğünü kaldırıp eşeğine yükler gibi koca gülleyi de bir solukta havaya kaldırmıştır Koca Nefer. Ali’nin bir anlık şaşkınlığı geçer geçmez Koca Nefer’in çağrısına kulak verip o da güllenin bir kenarından tutar ağır güllenin Koca Nefer tarafından topun namlusuna yerleştirilmesinde pek önemsiz de olsa biraz yardımcı olur.

Bitip tükenmiş Mecidiye Bataryası’ının mucize adamı güçlü ve cesaretli Koca Nefer’i tarafından itinayla doldurulan tek topun uzun namlusu hemen Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu istikametine doğru seyreden İngiliz zırhlılarının bulunduğu kuzey doğu istikametine çevrilir. Hedef önde seyreden İngiliz zırhlısıdır. Zırhlıya nişan alınır ve gerekli mesafe ayarı yapılır. Barut hakkı filan ne icap ediyorsa yerine getirilir. Topunu son kez kontrolden geçirir ve başkaca görülmedik bir arıza olmaması çıkmaması dileğiyle Allah’a dua edilir. Sonra da Ali’ye o gemilere bakmasını tembihler.

Az sonra topun başındaki iriyarı Koca Nefer azimle öfkeyle kül olmuş bataryasının şehit ve yaralı olmuş bir sürü arkadaşının intikamını bir hamlede alırcasına eline geçen bu son şansı son fırsatı boşuna harcamayasıya topunun tetiğine var gücüyle dokunur.

Tetik çekilince önce koca top korkunç gürültü ve inilti çıkararak bulunduğu yeri sarsar. Hemen arkasından bir gümleyiş daha olur. Bu gümleyişi takiben de iki düşman zırhlısından önde seyredeni üzerine koyu kara bir duman çöküverir. Bunun üzerine gözcü göreviyle durumu izleyen Niğdeli Ali olanca sesiyle :

“Furuldu Koca Adam zırhlı furuldu” der.

“Kanlı ve çok çetin geçen 18 Mart 1915 Çanakkale Savaşı’nda havaya uçup kül olmuş Rumeli Mecidiye Bataryası’nda tam ümitsizliğe düşüldüğü bir anda tek top atışıyla isabet alıp Koca Nefer tarafından batırılan zırhlı İngiliz’in OCEAN isimli zırhlısıdır. Bu zırhlı aynı zamanda Türkler’in zaferiyle sonuçlanan büyük deniz savaşının da en son batırılan zırhlısıdır. Peki ya bu zırhlıyı batıran üstün güçlü ve yetenekli özveri sahibi iri kıyım Kahraman Koca Adam Koca Nefer Mucize Adam kimdir? Tüm ümitlerin yitirildiği her şeyin yok olup sıfıra düşmüş bataryasında 275 kg.’lık gülleyi kaldırarak topunu doldurup ateşleyen mucizeler yaratarak düşman zırhlısını batıran dolayısıyla o günün kötü şartlarında birazcık da olsa bataryanın kötü talihini yenmesini başarabilen ve zaferin Türkler lehine dönüşmesinde büyük payı olan bu Koca Nefer kimdir? İşte bu Koca Nefer tarih sayfalarında Edremit’li Çanakkale kahramanı Koca Seyit Nişancı Seyit Onbaşı namıyla anılan kahramanlığı sık sık konu edilen büyük kahraman şimdiki Balıkesir iline bağlı Havran ilçesinin Çamlık eski deyimiyle manastır ve son değişiklikle kendi adını alan yani koca seyit köyü olan köyde doğmuş yaşamış ve orada ölmüş Topçu Onbaşı Seyit Çabuk’ tur.


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Vatan sevgisi hakkında öykü

Vatan sevgisi hakkında öykü konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: öykü mas vatan sevgisi hakkinda oyku, vatan sevgisi konusunda hareketli bir oyku,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Vatan Sevgisi Nedir Kısaca elif Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 16-10-2014 08:38
Vatan sevgisi hakkında kompozisyon örneği elif Eğitim ve Öğretim 3 17-04-2013 09:16
Vatan Sevgisi Sloganları elif Soru Cevap 0 20-02-2013 08:21
Vatan sevgisi üzerine sözler elif Güzel Sözler 0 20-06-2011 05:22

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 05:13 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats