bakimliyiz
Konu etiketleri: hz muhammedin affedici oluşuna örnekler, hz muhammed merhametli hoşgörülü ve affediciydi, hz muhammedin merhametli oluşuna örnekler, hz muhammed in merhametli oluşu, hz muhammed merhametli hoşgörülü ve affediciydi sorular, hz muhammedin merhametli oluşu, hzmuhammed merhametli hoşgörülü ve affediciydi, hz muhammedin affedici olması ile ilgili hikayeler, hz muhammed in merhametli oluşu ile ilgili hikayeler, hz muhammedin merhametli oluşunu gösteren bir örnek, hz muhammed affediciydi, hz muhammedin merhametli oluşuna örnek, peygamber efendimizin affediciliği ile ilgili hikayeler, örnek olmakla ilgili sözler, hz muhammed hoşgörülü ve affediciydi,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 23-02-2012, 03:46   #1 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Hz. Muhammedin Merhametli ve Affedici Olmasıyla İlgili Hikaye ve Ayetlere Örnekler

Hz. Muhammedin Merhametli ve Affedici Olmasıyla İlgili Hikaye ve Ayetlere Nelerdir?

Peygamberimizin Merhameti

Peygamberimizin kalbi şefkat merhamet ve insan sevgisi ile idi Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde o’nun hakkında şöyle buyuruyor.
“Ey Muhammed! Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.”
O’nun şefkat ve merhameti hayatının her döneminde açıkça görülür merhametle dolu olan kalbi hep iyilik için çarpardı. Kimseye bir kötülük dokunmasını hiç kimsenin incinmesini istemezdi.
Saygıdeğer eşi Hz. Hatice ile amcası Ebü Talip Peygamberimize çok yardımcı olmuşlardı. Kısa aralıklarla her ikisi de vefat edince İslam düşmanları Peygamberimize eziyeti artırdılar. Bunun üzerine Peygamberimiz ilk Müslümanlardan olan Zeyd b. Harise ile birlikte Mekke’den ayrılarak Taif halkını İslam’a davet etmeye gitti. Taifliler İslamı kabul etmedikleri gibi Peygamberimizi taşa tuttularZeyd atılan taşlardan Peygamberimizi korumak için vücudunu siper etti.
Atılan taşlardan Peygamberimizin ayakları yaralandı kan içinde kaldı yürüyemeyecek duruma geldi ve yol kenarında bir üzüm bağına sığındı.
Onun bu derece sıkıntıya düşmesi Yüce Allah Cebrail’i göndererek dağlar meleğinin emrinde olduğu ve ne dilerse onu bu meleğe emredebileceğini bildirdi. Bunun üzerine dağlara emreden Melek Peygamberimize seslenerek selam verdi ve:
- “Sen ne dilersen emrine hazırım eğer şu iki dağın Mekkeliler üzerine çökerek birbirine kavuşmasını ve müşrikleri tamamıyla ezmesini istersen onu da emret” dedi.
Peygamberimiz eğer isteseydi kendisine acımasız bir şekilde saldıranlar ve onu kanlar içinde bırakanlar bir anda yok edilecekti. Fakat Peygamberimiz çok üzüntülü olduğu durumda bile sevgi ve merhamet dolu kalbi onların cezalandırılmalarına razı olmamış ve Meleğe şöyle demişti:
- Hayır! Ben onu istemem ben isterim ki Allah bu müşriklerin soyundan yalnız Allah’a ibadet eden ve Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayan insanlar meydana çıkarsın.”
Peygamberimiz insanlara ve diğer canlılara merhamet gösterenlere Yüce Allah’ın merhametle karşılık vereceğini bildirerek şöyle buyurmuştur.
“Merhamet edenlere Allah da merhamet eder siz yeryüzündekilere merhamet ediniz ki göktekiler de size merhamet etsin.”
Merhametsizler hakkında da şu uyarıda bulunmuştur:
“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”
O sevgi ve yardıma muhtaç olan yetimlerle özellikle ilgilenir Müslümanlara da yetimlere merhamet gösterilmesini tavsiye ederdi. Peygamberimize bir adam gelerek kabinin katılığından şikayet etti. Bunun üzerine Peygamberimiz ona:
- Kalbinin yumuşamasını ve muhtaç olduğun şeye kavuşmanı arzu ediyorsan yetime merhamet et başını okşa ve yemeğini ona yedir. Böyle yaparsan kalbin yumuşar ve muhtaç olduğun şeye kavuşursun.” Diye cevap verdi.
Peygamberimiz sadece insanlara değil hayvanlara karşı da şefkat ve merhamet gösterirdi. O susayan bir kediye kendi eliyle su içirmiş hayvanların aç bırakılmamasını onlara iyi davranılmasını emretmiştir. İbn Mes’ud (r.a) diyor ki: Peygamberimizle beraber bir yolculuk yapıyorduk. Peygamberimiz bir ihtiyacı için ayrılmıştı. Orada iki yavrusu olan bir serçe kuşu gördüm ve yavrularını aldım. Serçe peşimden gelerek yavruları için çırpınıp bağırmaya başladı. Bunu gören Peygamberimiz:
- Bu kuşu yavru acısı ile sızlandıran kimdir? Yavrusunu ona verin. Dedi. Bir defa Peygamberimiz aç bir deve görmüştü. Devenin karnı ile sırtı bir olmuştu. Bundan üzülen Peygamberimiz:
- “Hayvanlarınız hakkında Allah’tan korkunuz” buyurdu.
Yine bir defa Peygamberimiz Medineli Müslümanlardan birinin bağında bir devenin açlıktan bağırdığını görmüş buna üzülmüştü. Devenin yanına gelerek onu okşamış ve sahibinin kim olduğunu sormuş ve öğrenmişti. Sonra da:
“Hayvanlara gösterdiğiniz muamelede Allah’tan korkmuyor musunuz?” Buyurarak devenin sahibini uyarmıştı.


Peygamberimizin Adaleti

Peygamberimiz son derece adil ve insaf sahibi idi. Onun adaletini düşmanları bile kabul etmiştir. En zor ve en çetin olaylarda kabileler onun hakemliğine baş vuruyor ve kararını saygı ile karşılıyorlardı.
Bir defa Peygamberimiz savaşta elde edilen ganimetleri dağıtıyordu. O kadar kalabalık insan toplanmıştı ki adamın biri adeta Peygamberimizin sırtına çıkmıştı. Peygamberimiz elindeki ince değnekle bu adama işaret etmiş değnek yüzüne gelerek yüzünü çizmişti. Peygamberimiz hemen değneği adamın eline vererek:
- Sana vurduğum gibi sen de bana vur buyurmuş fakat
adam:
- Ey Allah’ın Rasülü hayır ben size darılmadım. Demişti.
Bir defa Mahzumi kabilesinden bir kadın hırsızlık etmişti. Mekke ileri gelenleri yüksek bir aileye mensup olan kadının ceza görmemesini istemiş peygamberimizin çok sevdiği Usame b. Zeyd’i şefaatçi olmak üzere göndermişlerdi. Peygamberimiz Usame’yi dinledikten sonra:
- Sizden öncekiler bu gibi tarafgirlikleri sebebiyle helak olmuştu. Onlar fakirler üzerinde en ağır cezaları uygularlar zengin ve itibarlı olanlara ise ceza vermezlerdi. Buyurarak kanunların uygulamasında ayırım yapılmasının toplumun yok olmasına sebep olacağını bildirmiştir.
Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: Peygamberimiz iki işte serbest bırakıldığı zaman günah olmadıkça onların kolayını tercih ederdi. O şey günah olursa ondan insanların en uzak kalanı olurdu. Peygamberimiz nefsi için asal intikam almazdı. Ancak Allah’ın yasaklarına uyulmadığını adaleti yerine getirirdi.” Peygamberimiz insanlar arasında ayırım yapmaz eşit davranırdı. Ona göre zengin yoksul büyük küçük herkes eşit idi.
Bedir Savaşında alınan esirler arasında Peygamberimizin henüz Müslüman olmayan amcası Abbas da vardı. Esirler fidye vererek esirlikten kurtuluyorlardı. Çünkü böyle kararlaştırılmıştı.
Ensar’ın bazıları Peygamberimiz ile Abbas arasındaki yakınlığı öğrenince onun affını istemişlerdi. Peygamberimiz:
- Hayır böyle bir şey olamaz. Onun ödemek zorunda olduğu fidyenin bir dirhemi bile affolunmaz buyurmuştur.
Peygamberimiz hayatı boyunca hiç kimseye farklı davranmamış kuralları ve kanunları herkese eşit uygulamıştır. Kendisine de arkadaşları arasında bir ayrıcalık tanınmasını hoş karşılamamıştır.
Peygamberimiz Peygamber olmadan önce onunla alış-veriş edenler onun dürüstlüğünü ve hakka bağlılığını takdir ediyorlardı. Hatta onun Peygamber olarak gönderildiği duyulduktan sonra kendisine düşman olanlar bile emanetlerini ona teslim ediyorlardı.
Bir gün Saib adında bir Arap tüccarı Peygamberimize tanıtılmış ve kendisinin son derece dürüst birisi olduğu söylenmişti. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Ben onu sizden iyi tanırım” demiş Saib de “Evet ticarette arkadaşlık etmiştik bütün hesapları gayet mükemmeldi” demişti.
Bir gün Bedevilerden biri Peygamberimizden alacağını tahsil etmeye gelmişti. Bedeviler çok kaba olduklarından bu adam Peygamberimize ağır sözler söylemişti. Ashap adamın bu davranışına kızarak:
- Yazıklar olsun sen kiminle konuştuğunu biliyor musun? Demişler adam hiç aldırmadan:
- Ben hakkımı istemeye geldim demiş. Bunun üzerine Peygamberimiz arkadaşlarına:
- Siz onun tarafından olacaktınız çünkü bu adam hakkını istiyor buyurdu ve sonra Havle binti Kays’a haber göndererek ödünç hurma istedi. Havle’nin verdiği ödünç hurma ile Bedeviye borcunu ödedi ve üstelik ona yemek de yedirdi. Bedevi:
-Sen benim hakkımı çok iyi bir şekilde ödedin. Allah da sana mükafatını tam olarak versin diye dua etti. Bunun üzerine Peygamberimiz:
“ İşte bunlar (yani hak sahiplerinden yana çıkıp hakkın yerini bulmasına yardımcı olanlar) insanların en hayırlılarıdır. İçinde zayıf kimsenin incitilmeden hakkını alamadığı bir toplum yükselemez.” Buyurdu.


Peygamberimizin Hoşgörüsü ve Bağışlayıcılığı

Peygamberimiz güler yüzlü yumuşak huylu ve son derece nazik idi. Kaba ve kırıcı değildi. Ağzından kırıcı bir söz çıkmazdı. O ömründe hiç kimseye kötü söz söylememiş kırıcı bir davranışta bulunmamış ve kimseyi azarlamamıştır.
On yıl Peygamberimizin hizmetinde bulunan Enes (r.a.) diyor ki: “Peygamberimiz bana hiçbir gün “öf” bile demedi. Yaptığım bir şey için bunu niye yaptın yapmadığım bir iş için de niye yapmadın diye beni azarlamadı.”
Gördüğü kuruları kimsenin yüzüne vurmazdı. Arzu edilmeyen yanlış bir davranış gördüğü zaman “Bazıları şöyle yapıyor şöyle söylüyor halbuki bunlar doğru değildir” gibi umumi sözler nasihat eder ve böylece kimseyi utandırmadan kusur ve hataları düzeltirdi. Kendisine bir şey ikram edilse ad da olsa onu küçümsemez ona değer verirdi. Yapılan iyiliğe karşılık verir iyilik yapanları hayırla anardı.
Peygamberimiz çok vefakar idi. Kendisine iyilik yapanları hiç unutmaz onları daima hayırla anardı. Kadınlardan İslam’ı ilk kabul eden saygıdeğer eşi Hz. Hatice idi.Hatice Peygamberimizi kulsal görevinde yalnız bırakmamış O’nu daime desteklemiş sıkıntılı zamanlarında teselli elmiş yüksek ruhlu bir kadın idi. Peygamberimiz ahlak ve fazilet örneği hanımını ötümünden sonra da unutmamıştır. Onu daima hayırla anar ne zaman bir koyun kesse etinden Hz. Hatice’nin yakınlarına gönderirdi.
Peygamberimiz süt annesi ve süt kardeşlerine de saygı duyar yakından ilgilenirdi. Süt annesi Halime kendisini ziyarete geldiği zaman onu “anacığım anacığım” diye karşılar altına elbisesini yayarak oturtur saygı gösterirdi.
O çok bağışlayıcı idi. Uhut savaşında düşmanlar peygamberimize ok atmışlar üzerine taş yağdırmışlar ve O’nun mübarek dişini kırıp yüzünü yaralamışlardı. Onların bu davranışlarına karşılık Peygamberimiz kötü söz söylememiş onlara beddua etmemiştir. O yüzündeki kanları silerken şöyle demiştir:
“Allah’ım! Milletimi bağışla!. Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.”
Peygamberimiz kendisine karşı yapılan kötülükleri bağışlamış elini fırsat geçtiği halde kimseden intikam almamıştır. Ancak başkalarının haksızlığa uğramasına ve zarar görmesine razı olmamış hak ve adaletin yerini bulmasına özen göstermiştir. Şüphesiz şahsımıza karşı işlenen kusurları yapılan haksızlıkları bağışlayabilmek yüksek bir duygudur.
Mekkeli müşrikler vaktiyle Peygamberimizi öldürmek istemişler. İslamın nurunu söndürmek için hem Peygamberimize hem de Müslümanlığı kabul edenlere ellerinden gelen her kötülüğü yapmışlardı. Bunun sonucu olarak Müslümanlar doğup büyüdükleri Mekke’den Medine’ye göç etmek zorunda kalmışlardı. Peygamberimiz de Medine’ye göçmüştü.
Aradan birkaç yıl geçtikten sonra Peygamberimiz on bin kişilik bir ordu ile Mekke’yi kan dökülmeden fethetti. Daha önce Peygamberimizi öldürmek isteyen ve Müslümanlara her türlü kötülüğü yapmış olanlar Peygamberimizin karşısında başlarını önlerine eğmiş haklarında verilecek kararı bekliyorlardı. Peygamberimiz buruda da büyüklüğünü göstererek hepsini affetti. Böylece engin merhameti ve bağışlayıcılığı ile gönülleri de fethetti ve insanlığa çok güzel bir ahlak ve fazilet dersi verdi.



Peygamberimizin Dilencilikten Nefret Etmesi

Peygamberimiz son derece cömert olduğu halde dilenciliği hiç sevmezdi şöyle buyururdu: “Sizden birinizin bir ip alıp da bir demet odun bağlayarak getirip satması ve böylece Allah Teala’nın o kulunun şerefini şuna buna yüzsuyu dökmekten esirgemesi elbette ki dilenmesinden hayırlıdır.
Peygamberimizin uzun süre hizmetinde bulunan Enes İbn Malik (r.a) anlatıyor:
“Ensardan biri Peygamberimize gelerek sadaka istiyor. Peygamberimize:
- Evinizde bir şey var mı? Diye soruyor. Adam:
- Evet bir sergim var; yarısının üzerine yatıyor yarısı ile de
örtünüyorum. Bundan başka su içtiğim bir de kabım var diyor. Peygamberimiz:
- Haydi kalk bunları getir buyuruyor. Adam kalkıyor bunları
getiriyor. Peygamberimiz bunları alıyor ve:
- Bunları satın alacak yok mu? Buyuruyor. Bir adam:
- Ben bir dirheme alabilirim diyor. Peygamberimiz iki veya üç
defa:
- Daha fazla veren yok mu? Diyor. Birisi:
- İki dirheme alabilirim deyince Peygamberimiz onları bu zata iki dirheme satıyor. Aldığı iki dirhemi eşyanın sahibine veriyor ve şöyle buyuruyor:
- Bir dirhemle çocuklarına yiyecek al. Bir dirhemle de bir ip satın al sonra odun keserek çarşıya getir ve sat on beş gün gözüme görünme. Bu adam Peygamberimizin dediğini yapmış on beş gün sonra gelerek on dirhem kazandığını bunun bir kısmıyla elbise bir kısmı ile de yiyecek aldığını söylemiş. Bunun üzerine Peygamberimiz:
- Böyle (Alın teri dökerek) yaşamak mı daha iyi yoksa kıyamet günü alnında dilencilik damgası ile Allah’ın huzuruna çıkmak mı iyi? Buyurdu.
Ebü Said el-Hüdri (r.a) anlatıyor.
“ Ensar’dan bazı kimseler peygamberimizden sadaka istemişlerdi. Peygamberiz de bunlara vermişti. Sonra bunlar yine istediler Peygamberimiz de yine verdi. Üçüncü bir daha istediler Peygamberimiz de verdi. Hatta yanında bir şey kalmadı. Sonra şöyle buyurdu:
- Sadaka malından yanımda bulunanı verdim. Başkalarına vermek için sizden kesinlikle bir şey saklamadım. Kim ki dilenmekten sakınırsa Allah o kimseyi afif (temiz) kılar. Kim de insanlardan müstağni olmak isterse Allah o kimseye zenginlik ihsan eder. Kim ki sabretmek isterse Allah ona da sabır verir. Sabırdan daha geniş bir nimet kimseye verilmemiştir.”
Peygamberimiz kendisi ve yakınları için sadaka kabul etmezdi. Bir kere torunu Hz. Hasan küçük iken sadaka olarak verilmiş olan hurmalardan bir tanesini ağzına koydu. Bunu gören Peygamberimiz:
- Tükür tükür bizim sadaka yemediğimizi bilmiyor
musun? Buyurmuş Hz. Hasan da o hurmayı atmıştır.
Peygamberimizin Alçakgönüllülüğü
Peygamberimiz hem vakarlı hem de çok alçak gönüllü idi. Asla büyüklük taslamaz bir yere gittiği zaman kendisine ayağı kalkılmasını ve elini öpülmesini bile istemezdi. Bir defasında biri elini öpmek isteyince peygamberimiz elini geri çekmişti. Bir meclise gittiği zaman boş bulduğu yeri oturur ayaklarını başkalarına karşı uzatmazdı.
Peygamberimiz bazen ev işlerini bizzat kendisi görürdü; elbisesini kendisi yamar odasını süpürür çarşıya giderek lazım olan şeyleri satın alırdı. Hatta ayakkabıları söküldüğü ve yırtıldığı zaman onları kendisi tamir ederdi.
O şöyle buyurmuştur:
“Kim Müslüman kardeşine alçak gönüllü davranırsa Allah onu yükseltir. Kim kibirlenir üstünlük taslarsa Allah onu alçaltır.”
Peygamberimiz; zengin fakir ayırımı yapmaz kendisini bir hizmetçi bile davet etse giderdi. Yoksul ve fakirlerle birlikte oturup yemek yer en fakir kimselerin evlerine giderek hal ve hatırlarını sorardı.
O hasta olanları ziyaret eder bunun Müslüman için bir görev olduğunu söylerdi.
Peygamberimiz bir hastayı ziyaret ettikçe ona ümit verir onun nabzını eline alır alnına dokunur şifa bulması için dua eder “İnşallah kurtulacaksınız” derdi.
Peygamberimiz hastaları ziyaret ederken ayırım yapmaz kim olursa olsun ziyaret ederdi.
Bir kere bir Yahudi çocuğu hastalanmıştı. Peygamberimiz onu ziyaret etmiş çocuğun hal ve hatırını sorduktan sonra onu Müslüman olmaya davet etmişti. Çocuk babasının yüzüne bakmış babası “Oğlum Peygamber ne diyorsa yap” demiş çocuk da Müslüman olmuştu.
Peygamberimiz başkaları konuşurken sözlerini kesmez onları dinlerdi. Hayatı son derece sade idi. Kendisine verilen yemeği severek yerdi. Sevmediği bir yemek olursa yemez fakat yemeği asla kötülemezdi.
Arkadaşları ile yaptığı bir yolculuk sırasında dinlenmek için bir yerde konakladılar. Ve yemek hazırlamak için aralarında iş bölümü yaptılar. Peygamberimiz de: “Öyle ise ben de yakacak için çalı-çırpı toplayayım” demişti. Ashap onun yolunda her fedakarlığı yapmaya ona yardım etmeye hazırdı. Ancak o çarşı ve pazardan alınacak şeyleri bizzat kendisi alıp evine götürür ve kimseye yük olmazdı.
Kendisi bir hayvana bindiği zaman yanındakinin yaya yürümesini hoş görmezdi.
Peygamberimiz ashaptan birini ziyarete gitmişti. Dönerken ev sahibi kendi hayvanını Peygamberimize vermiş oğlunun da yaya olarak Peygambere arkadaşlık etmesini istemişti. Fakat Peygamberimiz çocuğun yaya olarak yürümesine razı almamış onu da hayvana bindirerek yola çıkmıştı.


------------------


Allah’ın en sevgili kulu son ve en büyük peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) bir saadet güneşi olarak doğdu. Kurumuş yapraklar su ile yeşerdiği gibi Peygamberimizin gelmesiyle insanlık yeniden hayat buldu.
Onun kalplere yerleştirdiği iman ışığı sayesinde kalplerden yanlış inançlar silindi cehaletin yerine ilim zulmün yerine hak ve adalet kin ve düşmanlığın yerine insan sevgisi acımasızlığın yerine şefkat ve merhamet geldi. Gerçek anlamda İslam kardeşliği kurularak toplum barış ve huzura kavuştu.
İnsanlara dünya ve ahirette mutlu olmanın aydınlık yolunu gösteren Peygamberimiz öğrettiği ahlak ilkelerini önce kendisi uygulayarak en güzel örnek oldu.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde Peygamberimiz hakkında: “Ve sen elbette yüksek bir ahlaka sahipsin” buyurarak O’nun çok yüksek ahlak sahibi bir şahsiyet olduğunu bildirmiştir. O ahlakını Kuran’dan almış bütün iyilikleri kendisinde toplamıştır. Saygı değer eşi Hz. Aişe’ye Peygamberimizin ahlakının nasıl olduğu sorulduğunda
“O’nun ahlakı Kur’an idi” demiştir.

O’nu yüce Allah yetiştirdi ve insanlığa örnek olsun diye özel olarak terbiye etti. Nitekim Peygamberimiz “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel yaptı” buyurmuştur.
O davranışları ve üstün kişiliği ile insanlık için en güzel örnektir.

Bununla ilgili olarak Allah Teala Kur’an-ı Kerimde:
“Andolsun Allah’ın elçisinde sizin için uyulması gereken güzel örnek vardır” buyurmuş ve onun yaşayışını örnek almamızı istemiştir.

Müslüman olarak bizim görevimiz peygamberimizin ahlak ve fazilet dolu hayatını iyice öğrenmek ve onun ahlaki davranışlarını örnek alarak yaşamaktır.

Я isimli Üye şuanda  online konumundadır  

Alt 17-02-2014, 05:17   #2 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

çok teşekkürler.

 




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Hz. Muhammedin Merhametli ve Affedici Olmasıyla İlgili Hikaye ve Ayetlere Örnekler

Hz. Muhammedin Merhametli ve Affedici Olmasıyla İlgili Hikaye ve Ayetlere Örnekler konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bölünebilme Konusu İle İlgili Çözümlü Örnekler elif Matematik 48 04-06-2014 06:34
Cebirsel İfadelerle İlgili Örnekler ve Cevapları Я Matematik 8 27-05-2014 02:28
Sütun Grafik İle İlgili Örnekler elif İlköğretim 6 05-03-2014 07:43
Bilim Ve Teknoloji Haftası İle İlgili Görsel Örnekler elif İlköğretim 1 09-12-2013 09:24
Affedici olan cezalandırmaz gizem Dini Bilgiler 0 07-07-2008 08:27

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:43 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats