bakimliyiz
Konu etiketleri: atasözlerinin çıkış hikayeleri, atasözlerinin hikayeleri kısa, atasözlerinin çıkış kaynakları, atasözlerinin hikayeleri, atasözleri ve hikayeleri kısa, atasözleri ve çıkış hikayeleri, atasözlerinin çıkış hikayeleri kısa, atasözleri ve hikayeleri, atasözleri hikayeleri kısa, atasözleri çıkış hikayeleri, atasözlerinin çıkış hikayesi, atasözlerin çıkış hikayeleri, atasözü hikayeleri kısa, atasözlerinin kısa hikayeleri, kısa atasözü hikayeleri,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > LakLak Bölümü > Soru Cevap

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14-03-2012, 04:17   #1 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Atasözlerinin çıkış hikayeleri

Atasözlerinin çıkış hikayeleri - Atasözleri ve hikayeleri kısa


TENCERE YUVARLANDI KAPAĞINI BULDU ATASÖZÜNÜN HİKAYESİ ORTAYA ÇIKIŞI

Bir zamanlar Şenn adında çok zeki ve bilgili bir adam yaşamaktaydı.Bu adam bir gün kendisi gibi bilgin ve akıllı bir kız bulup evlenmek için atına atlayıp yola çıktı.Yolda bir adama rasladı.Adam köyüne gidiyordu.Şenn de adama katılıp birlikte yolculuk etmeye başladılar.

Şenn adama sordu:

“Ben mi seni yükleneyim yoksa sen mi beni yüklenirsin?”

Adam “Bu nasıl söz?İkimiz de atlıyken birbirimizi nasıl yükleniriz?”diye yanıt verdi.

Biraz ilerleyip köye yaklaştıklarında Şenn biçilmiş ekinleri görünce tekrar sordu:

“Bu ekinler yenmiş mi yenmemiş mi?” Adam iyice sinirlendi:

“Be cahil adam! Ekini saplarıyla görüyorsun da yenip yenmediğini mi soruyorsun?”

Köye varınca da bir cenazeye rasladılar. Şenn yine sordu:

“Bu tabutun içindeki ölü mü yoksa diri mi?”

Adam öfkeyle yüzünü çevirdi ve”Senin gibi tuhaf ve cahil bir adam görmedim!”diye çıkıştı.

Adamcağız sorularına bir anlam veremediği bu yol arkadaşını o gün evinde konuk etti.Evde Tabaka adında bir kızı vardı.Kız babasına konuğun kim olduğunu sordu.Adam da onun kendisine sorduğu aptalca soruları sıraladı ve pek tuhaf bir adam olduğunu söyledi.Fakat kız “Baba o adam tuhaf değil” dedi.”Birinci sorusu’Ben mi söze başlayayım sen mi?’ demektir.İkincisi ‘Ekin sahipleri onun parasını yemişler mi acaba?’ üçüncüsü de’Acaba bu ölü kendi adını yaşatacak evlat bırakmış mıdır?’ demektir.

Bunun üzerine adam Şenn’in yanına dönüp soruların yanıtını aktardı.Şenn ise “Bu sözler senin değil.Sahibini açıklar mısın?”deyince adam kendi kızı olduğunu söyledi.

Şenn “Ben işte böyle bir kız arıyordum” diyerek onunla evlenmek istedi.

Anne babasının da rızasıyla Tabaka ile evlenen Şenn kızı alıp ailesine götürdü.Çevre halkı da bu evlilik karşısında “Vafeka şenn tabaka” yani “Kap kapağına uygun düştü” dediler.Çünkü “Şenn” su kabı “Tabaka” ise kapak anlamındadır.Türkçe’mizde ise bu söz “Tencere yuvarlandı kapağını buldu” atasözüne dönüşmüştür.


VERMEYİNCE MABUT NEYLESİN SULTAN MAHMUT ATASÖZÜNÜN HİKAYESİ ORTAYA ÇIKIŞI


Derler ki Sultan Mahmut'lardan birine kısmeti bağlı bir adamdan söz etmişler. Sultan adamı bir de kendisi denemek istemiş.

Bir koca tepsi baklava yaptırmış. Üst tabakadan başka tepsinin her tarafına görünmeyecek şekilde altın dizdirmiş. adamını gönderip ona tepsiyi birinin bir adağı diyerek kısmetsiz şahsa vermesini ve şahsı takip etmesini emretmiş.

Adamımız tepsiyi almış. Yolda bir tanıdığına rastlamış. İkisinin de olaydan haberi yok. Adamımız hikayeyi anlatınca "senin" demiş tanıdığı gerçek bir hayırseverlik duygusuyla "baklavadan çok paraya ihtiyacın var. al şu iki altını sat tepsiyi bana." Teklif adamımızın da işine gelmiş ve tepsiyi satmış.

Sultan hikayeyi duyunca "fesüphanallah!" demiş. Adamına adamımızın her gün geçtiği köprünün her gün geçtiği tarafına o gelmeden hemen önce altın dizmesini ve kenara çekilip izlemesini emretmiş.

Adamımız köprüye gelince "ya" demiş "hep aynı taraftan geçiyorum bu gün de diğer taraftan geçeyim bir değişiklik olsun" demiş.

Sultan hikayeyi duyunca "ya hazreti pir!" demiş. Adamımızı yaka paça beylik arazilerden birine getirmelerini emretmiş. Getirmişler. Adam korkudan tir tir titrerken ona bir kasnak verilmesini emretmiş ve adamımıza "bu kasnağı atabildiğin kadar uzağa atacaksın. En son durduğu yere kadar olan arazi senin olacak" demiş.

Adamımız kasnağı savurmuş. Kasnak havada bir yay çizip gelmiş ayaklarının dibinde durmuş.

Sultan "ya malik el mülk!" diye haykırmış "getirin onu!" doğruca haziye gitmiş. Adama bir kürek verilmesini emretmiş. "Küreği daldır ne gelirse senindir." Adam korku ve heyecandan küreği ters daldırmış ve gele gele bir metelik gelmiş.

Sultan "kısmeti bağlı" olmanın ne demek olduğunu anlamış böylece.

Raviyan-ı ahbar nakilan-ı esrar zikr idürler kim "vermeyince mabut neylesin Sultan Mahmut" meselini dahi şol sultan irad buyurmuştur."

Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 14-03-2012, 04:18   #2 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

ALTI KAVAL ÜSTÜ ŞEŞÂNE DEYİMİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

Parçalan birbirine benzemeyen ve uygun olmayan dolayısıyla bir işe yaramayan aparatlar hakkında veya giyim kuşam konusunda birbirine uymayan ve yakışmayan kıyafetler İçin altı kaval üstü şeşhâne deyimini kullanırız. Buradaki şeş-hâne kelimesinin İstanbul'da bir semt adı olan Şişhane ile herhangi bir alâkası yoktur ve Şişhane söylenişi yanlıştır. Çünki şeş-hâne diye namlusunda altı adet yiv bulunan tüfek ve toplara denir. Yivler mermiye bir ivme kazandırdığı için ateşli silahların gelişmesinde önemli bir yere sahiptir. Evvelce kaval gibi içi düz bir boru biçiminde imal edilen namlular yiv ve set tertibatının icadıyla birlikte fazla kullanılmaz olmuş ve gerek topçuluk gerekse tüfek tabanca vs. ateşli silahlarda yivli namlular tercih edilmiştir. Merminin kendi ekseni etrafında dönmesini ve dolayısıyla daha uzağa gitmesini sağlayan yivler bir namluda genellikle altı adet olup münhani (spiral) şeklinde namlu içini dolanırlar. Altı adet yiv demek namlunun da altı bölüme (şeş hâne = altı dilim) ayrılması demektir ki halk dilinde şeşâne (şişane değil) şeklinde kullanılır.

Bu izahtan sonra üstü kaval altı şeşhâne biçiminde bir silah olmayacağını söylemeyi zaid addediyoruz. Çünki kaval topların attığı gülle ile şeşhânelerden atılan mermi farklıdır. Keza kaval tüfekler ile fişek atılırken şişhane namlulu tabancalardan kurşun atılır. Bu durumda bîr silah namlusunun yarısına kadar kaval sonra şişhane olması da mümkün değildir. Ancak yine de vaktiyle bir avcının yivlerin icadından sonra çifte (çift namlulu) tüfeğinin kaval tipi namlularının üst kısımlarını teknolojiye uydurmak için şeşhâne yivli namlu ile takviye ettiğine dair bir hikâye anlatılır. Hattâ bu uydurma tüfek öyle acayip ve gülünç bir görünüm almış ki diğer avcılar uzunca müddet kendisiyle alay etmişler ve "Altı kaval üstü şeşhâne / Bu ne biçim tüfek böyle" diyerek kafiyelendirmişler. O günden sonra halk arasında bu hadiseye telmihen birbirine zıt durumlar için altı kaval üstü şeşhâne demek yaygınlaşmış ve giderek deyimleşerek dilimize yerleşmiştir.


Saman Altından Su Yürütmek Deyiminin Ortaya Çıkışı

Vaktiyle köyün birinde ahalinin tarlaları ve meyve sebze bahçelerini suladığı bir su kaynağı varmış. Bu kaynak köyün ortak malıymış. Civarda başkaca su kaynağı olmadığından bütün köylü arazisini bu kaynaktan nöbetleşe sıra ile sularmış.

Kimin ne vakit ne kadar su kullanacağı belliymiş ve herkes kendi sırasını takip eder komşularının hakkına da saygı gösterirmiş.

Ancak her köyde olduğu gibi bu köyde de açıkgöz bir adam varmış. Sebze bahçesi su kaynağının hemen yakınında bulunan bu adamherkes gibi sırası geldiğinde gider kaynaktan suyunu alırmış ama bununla yetinmeyip kaynak ile bahçesi arasına gizli bir su yolu kazmış.Kimseler farketmesin diye de su yolunun üzerini taşla tahtayla kapatıp üstüne de saman balyaları yığmış. Su diğer vakitlerde bu saman altından aka aka açıkgözün tarlasına kadar gidermiş.

Yaz ortasında herkesin tarlası susuzluktan yanıp kavrulurken onun ki fidanların boy üstüne boy attıkları yemyeşil bir halde olurmuş.Üstelik bostanın ortasındaki sulama havuzu da her zaman silme doluymuş.

Köylüler "Bu işin içinde bir iş var" diyerek araştırmışlar ve kısa bir süre sonra da bu uyanığın saman altından su yürüttüğünü farketmişler.

Bu deyim "gizlice iş görmekkimselere farkettirmeden işler çevirmek"anlamında kullanılır..

Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 14-03-2012, 04:19   #3 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Zurnada peşrev olmaz

Davul ile zurnayı musikiden saymayan ve küçük gören bir sonradan görme İstanbul' lu Edirne' de bir düğüne davet edilmiş. Yemekten sonra açık havada yapılan oyun ve eğlenceler sırasında bu hatırlı davetliye zurnazen başı yaklaşarak sormuş:

-Çalmamızı arzu ettiğiniz herhangi bir parça var mı?
Ukala adam dudak bükmüş:

-Ayol kala kala zurnaya mı kaldık. Bunun peşrevi olmaz. Ne nota bilirsiniz ki siz ne de beste. Sizin çaldıklarınızı ben dinleyemem. İyisi mi kendiniz çalın oynayın.

Zurnazen bu hakaretleri pek içerlemiş. "Görürsün sen efendi" diyerek en kabiliyetli yamaklarını etrafına toplayıp başlamış çalmaya.
O çalar etrafındakiler söylermiş. Ne Itri' si kalmış çalmadık ne Dede Efendi' si. Sonradan görme bey ağzı bir karış açık onları uzun uzun dinlemiş. Adamlar bir besteden bir besteye bir makamdan bir makama geçtikçe o da renkten renge geçmiş.

Bu deyim hikayedeki anlamının dışında "insanın kaderini zorlamamasını ne çıkarsa bahtına razı olması gerektiğini anlatmak için kullanılır.

Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 20-04-2012, 06:48   #4 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

sakla samanı gelir zamanı
tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır atasözlerinin çıkış öykülerini yazsanız çok ii olur:)))

 
Alt 30-09-2012, 05:11   #5 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

salam ben azarbayjandan nalan yazdıklarınız çok yahşidir.

 
Alt 26-11-2012, 04:53   #6 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

çok güzel bi site elinize ayağınıza sağlık

 
Alt 26-11-2012, 06:24   #7 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

ya aba vakti yaba yaba vakti aba atasözünün hikayesini istiyorum lütfn

 
Alt 20-12-2012, 10:04   #8 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

çok kötü bir site

 
Alt 03-01-2013, 04:39   #9 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

çok iyi bir site emeği geçen herkese teşekkürler...

 
Alt 03-01-2013, 10:08   #10 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Ünlem nabar

çok kötü site çünkü çok yazmışlar az kısa olsa daha iyi olurdu :))))

 




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Atasözlerinin çıkış hikayeleri

Atasözlerinin çıkış hikayeleri konusu, LakLak Bölümü / Soru Cevap forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Deyimlerin Hikayeleri Nelerdir elif Türkçe ve Edebiyat 0 20-01-2012 12:58
Edebiyattaki Halk Hikayeleri elif Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 11-12-2011 02:33
Şok eden güzellik hikayeleri elif Güzellik Önerileri 0 05-03-2011 09:37
Kelimelerin Hikayeleri... mormavi Tarih 0 21-04-2010 04:04
Aşk Hikayeleri nurküllü LakLak Bölümü 0 29-01-2009 11:10

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:19 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats