Bakimliyiz.Com

-   Soru Cevap (http://www.bakimliyiz.com/soru-cevap/)
Bakimliyiz.Com (http://www.bakimliyiz.com/)
-   -   Just, Already, Yet Cümleleri (http://www.bakimliyiz.com/soru-cevap/98499-just-already-yet-cumleleri.html)

Я 22-03-2012 05:28

Just, Already, Yet Cümleleri
 
Just, Already, Yet Cümleleri


JUST Cümle Örnekleri

Bir eylemin kısa bir süre önce yapıldığını veya tamamlandığını belirtir. Just, fiilden önce gelir. (demin,yeni vb.şeklinde tercüme edilebilir.)

Don’t touch the wall! I’ve just painted it.
(Duvara dokunma. Yeni boyadım.)

I don’t think she knows what’s happening here. She’s just waken up.
(Burada neler olduğunu bildiğini sanmıyorum. Daha yeni kalktı.)

Please wait, just a moment! --> Lütfen, bir dakika bekleyin!

The patient should do just what the doctor ordered. --> Hasta, doktor ne talimat veriyorsa olduğu gibi yerine getirmeli.

The play has only just started. --> Oyun henüz başladı.

She is just the same as any other housewife else. --> O, diğer ev kadınlarıyla tıpatıp aynı.

Can't you just say hello like a normal person? --> Sen de normal bir insan gibi sadece, merhaba, diyemez misin?

Ali did it just to prove that point. --> Ali bunu sadece şu noktayı kanıtlamak için yaptı.

She has just turned 20. --> O, henüz yirmiyi bitirdi (yirmi oldu).

He would have to come just at that moment. --> Onun tam o anda gelmesi gerekir.

Tonight I just wanted to be with my girl friend. But she preferred going out with a group of women. --> Bu gece yalnızca kız arkadaşımla birlikte olmak istedim. Fakat o bir grup kadınla birlikte çıkmayı tercih etti.

I was just about to leave. --> Ben tam ayrılmak üzereydim.

That's just what I was going to say. --> Bu, tam da benim söylryrcrğim şey.

Thr twins look just like each other. --> İkizler tam manasıyla birbirlerine benziyorlar

I am invited you to diner. Come just as you are. --> Seni akşam yemeğine davet ettim. Olduğun gibi gel!

You are so beautiful just as I expected. --> Sen beklediğim kadar güzelsin.

Your ideas are interesting. But you are reacting just as I thought. --> Fikirlerin ilginç. Fakat tam düşündüğüm gibi tepki veriyorsun!

The birds are singing on the trees. just listen! --> Kuşlar ağaçlarda şakıyor. Yalnızca dinle!

If you want to have a pleasure in watching film; don't eat pop-corn, just watch the film. --> Eğer film izlemekten keyif almak istiyorsan; patlamış mısır yeme, sadece filmi izle.

Just Married! --> Yeni Evli!


ALREADY Cümle Örnekleri

Bir eylemin beklenenden daha önce yapıldığını ifade eder. Alreadyfiilden önce geldiği gibi, vurgulama için cümlenin sonunda da yer alır. (zaten,şimdiden vb. şeklinde tercüme edilebilir.)

“When will you clean the car?” “I’ve already cleaned it.”
(“Arabayı ne zaman yıkayacaksın?” “Zaten yıkadım.”

“It’s quite early. Has tom already left?”
(Saat bayağı erken. Tom şimdiden çıktı mı?”

I am already late, I must fly. --> Zaten geç kaldım, uçmam lâzım.

We have already heard enough of that. --> Zaten onun hakkında duyacağım kadarını duydum. (Onun hakkında zaten yeteri kadar şey duydum)

If Internet wouldn't already exist, it would have to be invented. --> Eğer internet çoktan var olmasaydı, icat edilmesi gerekirdi.

Take out the cake from oven; it is baked enough already. --> Keki fırından al; çoktan yeterinde pişti.

The house was already burnt. --> Ev önceden yanmıştı.

We have already gained much. --> Biz çoktan/zaten epey kazandık.

We are not there already, aren't we?. --> Biz daha önce burada bulunmamıştık, değil mi?

Are you back already? --> Sen önceden dönmüş müydün?

I prefer tea to coffee as you know already. --> Önceden de bildiğin gibi çayı kahveye tercih ederim.

Day was already dawning. --> Gün çoktan battı.

Ali has already seen Pelin. --> Ali daha önce Pelin'i görmüştü.

We haven't already seen Pamukkale. --> Biz Pamukkale'yi daha önce görmemiştik.

In order to make better english, irregular verbs have to be learnt as already mentioned. --> İngilizceyi daha iyi hâle getirmek için, önceden de belirtildiği üzere, düzensiz fiiller öğrenilmeli.

We had to give up the research, which we have already undertaken. --> Daha önce üstlendiğimiz araştırmadan vazgeçmek zorundayız.

Philosophy supports what we already knew or changes. --> Felsefe şimdiye kadar bildiklerimizi destekler ya da değiştirir.

When he was writing his article, the crisis had already begun. --> O makalesini yazarken, kriz çoktan başlamıştı.

If you have received my letter, you already know them. that I do not deserve them. --> Eğer mektubumu aldıysan, onları biliyor olmalısın.

She has already received two letters. --> O daha önceden iki mektup almıştı.

They already had five daughters, so that one more did not make much difference. --> Zaten beş kızları vardı, bir tane daha olması pek bir fark yaratmadı.



YET Cümle Örnekleri

Bir eylemin yapılmasıyla ilgili bir beklenti olduğunu ifade eder.O yüzden olumsuz ifadelerdeveya soru cümlelerinde kullanılır. (henüz,hala,daha,şimdiye kadar vb.şeklinde tercüme edilebilir.)

Please wait a moment. She hasn’t finished it yet.
(Lütfen bir dakika bekle. Henüz/daha bitirmedi.)

It’s quite late. Hasn’t the taxi arrived yet.
(Bayağı bir geç oldu. Taksi henüz gelmedi mi?)

The issue is as yet undecided. --> Bu konu şu ana kadar karara bağlanmadı.

Is it time to go yet? --> Çoktan gitme zamanı değil mi?

The best is yet to come. --> En iyi daha geliyor.

She won't be back for a long time yet. --> Uzun bir süre daha geri gelmeyecek.

The date and time have yet to be decided. --> Gün ve saate daha karar veriliyor.

We have yet to decide on a name. --> Bir isme artık karar vermeliyiz.

They're a most unlikely couple and yet they get on really well together. --> Onlar birbirlerine benzemeyen bir ikili ve yine de gerçekten birlikte iyiler.

He came back from soccer with yet another black eye. --> O, yine futboldan diğeri de mor bir gözle geldi.

As yet nothing has been done. --> Şimdiye dek hiçbir şey olmadı.

Can the child read the time yet? --> Çocuk hâlâ saate bakmayı öğrenemedi mi?

He hasn't got away yet. --> O henüz kaçmadı.

He's not yet five years old. --> O daha beş yaşında bile değil.

It hasn't been decided yet. --> Henüz karar verilmedi.

It isn't too late yet for me to go. --> Benim gitmem için henüz çok geç değil.

The cause hasn't yet been established. --> Neden henüz belirlenmedi.

The results haven't come in yet. --> Sonuçlar henüz gelmedi.

The woman he'll marry hasn't been born yet. --> Onun (adamın) evleneceği kadın henüz doğmadı.

The worse is yet to come. --> En kötü henüz gelmedi.

Too little has yet been done. --> Şimdiye kadar çok azı yapıldı.

We haven't yet seen the end of the matter. --> Meselenin daha sonu görülmedi.

Yet we were not heard. --> Hâlâ hiçbir şey işitmedik.

You may not have noticed yet. --> Daha fark edemedin.

Misafir 26-12-2012 10:21

güzel miş çok işime yaradı

Misafir 13-01-2013 12:25

Süpermiş beaa

Misafir 20-01-2013 10:44

bence cumleler cok sacma :P

Misafir 28-01-2013 03:50

biraz yardımcı oldu

Misafir 17-02-2013 10:56

8. sınıfa uyan kelimelerle yapsaydınız iyi olurdu.

Misafir 04-03-2013 03:01

Anlamları çok saçma ama yinede biraz işe yaradı tşkler

Misafir 30-12-2013 09:28

Cümleler İdare Eder

mehlikanur 12-01-2014 07:58

teşekkür ederim:)
 
bu siteyi yapana teşekkür ediyorum ama cümleler saçma olmuş kusura bakmayın ben kendim cümle kurdum:) ama yinede elleriniz dert görmesin bir çok kişiye yardımı dokunmuş ne diyim

Misafir 19-01-2014 12:21

çok güzel olmuş teşekkür ederim


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:32 .

Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.