bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Tarih

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-11-2008, 04:49   #1 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Thumbs up MedeniyetLer Tarihi

MedeniyetLer Tarihi

İskit UygarLığı

M.Ö.VII yüzyılda Avrupa ile Asya'nın batı kesiminde Tuna ile Volga ırmakları arasındaki bölgede yaşamış bir Orta Asya kavmidir.
İranlılarla beraber Türklerin de Sakalar diye andığı bu kavimin ilk yurtlarının trabzon olduğu ve kilat köyünde yaşadıkları bilinmektedir. Sakaların ilk boyları M.Ö. 8. yüzyılda bu bölgeden batıya göç etmişlerdir.

İskitler hakkındaki bilgilerin çoğunluğu Yunan kaynaklarından gelmektedir. O kaynaklarda ise İskitlerin İranlı olduklarına dair herhangi bir bilgi yoktur. Herodot tarihi ise İskitlerin Asya'dan geldiklerini ve Massagetlerin baskısı ile Batı'ya göç etmeye zorlandıklarını belirtmektedir. Ayrıca İran İmparatoru Darius'un İskit ülkesini ele geçirmek için açtığı savaşı anlatırken Herodot İskitlerin kesinlikle İranlılara benzemediğini açıklamaktadır.

İskitler Tarihi kayıtlara göre
atlı-göçebe Saka Türkleri ilk önce M.Ö. 680 yıllarında Kafkas geçitlerinden aşıp Kür Irmağı boylarına yayıldılar. Arkasından gelen yeni ve daha güçlü Saka göç kolları Aras boylarını da ele geçirip Urmiye gölüne varınca Azerbaycan8217;a yerleştiler. Az sonra da bütün Anadolu Suriye ve Filistin8217;e yayılarak İran8217;ı da kendilerine bağladılar. Doğuda Çin8217;den batıda Tuna boylarıyla Karpatlar8217;a kuzeyde Sibir8217;den güneyde Mısır kapısı Sina8217;ya değin Asya ve Avrupa topraklarına hakim olarak; dünyanın bilinen en ulu ilk geniş imparatorluğunu kurdular.


İskit Adı
İskit adı Önasya8217;da ilk kez Urartu kralı Argişti I8217;in yıllıklarında İşkigulu Ülkesi coğrafi terimiyle karşımıza çıkmaktadır. İşkigulu Ülkesi terimi büyük olasılıkla İskitler8217;in görülmeye başladığı Mannai topraklarını işaret etmektedir. Mannai toprakları Assur ile Urartu arasında politik bir sorun olmuş ve zaman zaman bu iki büyük devletten birine bağlanmıştır. Assur kralı Asarhaddon8217;un yıllıklarına göre Asarhaddon İskit kralı İşpakai8217;yi M.Ö. 679 yılında Kuzeybatı İran8217;da mağlup etmiştir. Bu belgelerde ise İskitler Assur yazılı kaynaklarında ilk kez belirmektedir. Bazı yazılı belgeler ise Urartu ile İskitler arasında diplomatik gelişmeler olduğuna işaret etmektedir. Bu belgelerde Urartu kralı Rusa II ile İşkigulu kralı Sagastara arasında bir antlaşma yapılmış ve İskitler8217;in Urartu topraklarını sorunsuz geçerek Mannai8217;ye yerleşmelerine izin verilmiştir. Anlaşıldığına göre Urartu kralı Rusa II İskitler8217;le anlaşarak hem ülkesini istiladan kurtarmış hem de kurduğu Mannai-İskit ittifakı ile Mannai toplumunu Assur egemenliğinden kurtarmayı amaçlamıştır. İskitler8217;in gelecekte Urartu Krallığı için önemli bir tehlike olabileceğini düşünen Rusa II söz konusu bu politik girişimlere ek olarak özellikle İskitler8217;in yoğunlaştığı bölge olan Kuzeybatı İran'da savunmaya yönelik inşa faaliyetlerine girişmiştir.
Örneğin Bastam/Rusa-i URU.TUR İskitler8217;e karşı savunma amacıyla kurmuş kale tipi bir yerleşmedir. Urmiya Gölü civarında M.Ö. 7. yüzyılda inşa edilmiş olan Kale Siyah Kız Kalesi Danalu Kaleoğlu ve Sangar gibi çok sayıda kale de bu inşa faaliyetinin bir devamı olarak değerlendirilmektedir. Kuzeybatı Batı ve Kuzey İran8217;da bulunan Demir Çağı yerleşmelerinde ele geçmiş olan İskit tipi okuçları İskitler8217;in söz konusu bu bölgelerde ne kadar etkili olduklarını açıkça ortaya koyan arkeolojik buluntulardır.

Sakalar8217;a Asurlular 8ÜAşkuzai/Askuzai8221; ve 8Üİşkuza8221; bazen de 8ÜAsagarta/Sakarta/Zakarti/Zakruti/Zikirtu8221;; Yahudiler8217;in Tevratında 8ÜAşkenaz8221;; Eski Yunanlılar 8ÜScythe8221; (İskit) hükümdarlar boyuna 8ÜSokolot8221; ve sonraları 8ÜSak/Saka8221; ; İranlılar 8ÜSaka8221;; Hintliler 8ÜSakya8221; ve Çinliler de 8211;hükümdarlar sülalesine göre- 8ÜSu8221; ve 8ÜSe8221; diyorlardı. Kaşgarlı Mahmud8217;un Divan-ı Lügati8217;t Türkünde anıldığı gibi Tanrı Dağları bölgesindeki 8Ü350u/Su8221; sülalesi M.Ö. 800'lü yıllardan beri Sakalar8217;ın hükümdarlar sülalesi idi.


İskit Tarihi

İskitler ve Kimmerler Döneminde Önasya

Yazılı kaynaklarda verilen bilgilere göre İskitler8217;in Karadeniz8217;in kuzeyindeki stepleri istila etmelerinin ilk evresi onların Aşağı Don Havzası ve Pre-Kafkasya bölgelerinde görünmesiyle bağlantılıdır. Kimmerler8217;i yaşadıkları topraklardan çıkaran İskitler bu hareketle Karadeniz8217;in kuzeyindeki steplerde büyük bir yıkım ve değişime neden olmuşlardır. Bunun sonucunda M.Ö 800'lü yıllarda Karadeniz8217;in kuzeyindeki steplerde çok sayıda yerleşme tahrip edilmiş bununla doğru orantılı da olarak yerleşik hayat özellikleri ortadan kalkmaya başlamıştır. Büyük bir tahribatla yansıyan bu durum olasılıkla Kimmer-İskit çekişmesinin bir sonucu olarak belirmektedir. Bu durumun genel sonucunda söz konusu bölgede hem karma ekonomiden hayvancılığa geçiş olmuş hem de Kimmerler8217;in Önasya8217;ya zorunlu göçleri gerçekleşmiştir.

İskitler ile Urartu ve Asur İlişkileri
İskitler Herodotos8217;un bildirdiğine göre Kafkasları doğudan dolaşarak Hazar Denizi kıyısını izlemişler Derbent geçidini kullanarak Kimmerler8217;in ardından Önasya8217;ya girmişlerdir. Bunlara ek olarak bir grup İskitli8217;nin Transkafkasya Dağları8217;nı geçerek Önasya8217;ya giriş yaptığı düşünülmektedir. Bu durum İskitler8217;in tek bir liderin yönetiminde belli bir amaca yönelik düzenli askeri ordular şeklinde değil klanlar ve boylar halinde birbirlerinin ardısıra Önasya8217;ya girmiş olduklarını göstermektedir. Bu göçler sırasında İskitler güzergahları üzerinde bulunan ve Kuzeybatı İran8217;daki Urmiya Gölü civarına lokalize edilen Mannai8217;ye gelmişlerdir. Bu olay Herodotos8217;un eserinde İskitler8217;in Medya8217;ya girmiş oldukları şeklinde belirmektedir.

İskitler'in Mannailer ile İlişkileri

Urartular8217;dan başka Önasya8217;daki diğer uluslarda İskitler8217;le ilişkilerini iyi tutmak istemişlerdir. Örneğin Mannai yöneticileri Assur İmparatorluğu8217;na karşı verdikleri savaşta İskitler8217;i yanlarına çekmek istemişlerdir. Ancak Mannai-İskit ittifakına karşın Mannai8217;nin büyük bölümü M.Ö. 673 yılında yeniden Assur İmparatorluğu8217;nun eline geçmiştir. Çünkü bereketli ovaları ve at kaynakları ile Mannai Assur İmparatorluğu için son derece önemliydi.

Bazı araştırmacılar İskitler8217;in Mannai8217;nin sınırları içinde olan Urmiya Gölü8217;nün kuzey veya kuzeybatısında bazı araştırmacılar ise güney ve güneydoğusunda yerleştiklerini ileri sürmektedirler. Bu dönem için Mannai8217;deki Sakız yöresinin İskitler8217;in siyasi yönetim merkezi olabileceği düşünülmektedir. Urmiya Gölü8217;nün güneyindeki Sakız kasabasının 49 km doğusunda yer alan Ziwiye8217;de gerçekleştirilen arkeolojik kazılar burasının büyük olasılıkla İskit kralının oturduğu ve çok güçlü bir şekilde tahkim edilmiş bir kale olduğuna işaret etmiştir. Sakız kasabasının yakınlarında ortaya çıkarılan bir İskit kralına ait mezarda ele geçmiş olan ve İÖ 6. yüzyıla tarihlendirilen zengin ****l buluntular ile İskit tipi okuçları İskitler8217;in Ziwiye yöresindeki varlıklarını güçlü bir şekilde desteklemektedir.

İskitler8217;in Assur topraklarına yaptıkları ve kayıtlara geçmiş ilk akın olasılıkla M.Ö. 676 ya da M.Ö. 675 yılının Mayıs-Haziran aylarında Kral Işpakai liderliğinde meydana gelmiştir. Assur kralı Asarhaddon8217;un yazıtına göre Van Gölü8217;nün güneyinde yer alan Hubuskia üzerinden gerçekleşen bu akın sırasında İskit ve Mannai kuvvetleri Asarhaddon tarafından mağlup edilmişlerdir. Bu savaş sonucunda İskit Ülkesi8217;nin kralı olarak Bartatua8217;nın adının geçmesi İşpakai8217;nin öldürüldüğünü düşündürmektedir. Gelişmelerden anlaşıldığına göre Bartatua Assur kralı Asarhaddon8217;un kızı Sern8217;a-etert ile evlenmek isteyecek kadar güçlü bir liderdi. Asarhaddon bu evliliği onaylamakla birlikte Bartatua8217;ya güvenmediği için bu evliliğin Assur İmparatorluğu için yararlı olup olmayacağı konusunda şüpheler duymuştur. Bir fal metninde Kral Asarhaddon8217;un Tanrı Samas8217;a yönelttiği kehanet sorularında bu durum açıkça belli olmaktadır. Kral Asarhaddon bu politik evlilikle kurulan ilişkiler sayesinde Urartu Mannai Kimmer ve Medler8217;e karşı kuvvetli bir müttefik kazanmıştır. İskitler ve Assur arasında kurulan kan bağı temelindeki bu ittifak Assurbanipal döneminde (İÖ 668-627) de sürmüştür. Bu bağlamda İÖ 653-6528217;de Assur İmparatorluğu8217;nun Medler8217;e karşı kazandığı zaferde İskitler Assur8217;a yardım etmiştir. İÖ 7. yüzyılın ortalarında Kral Bartatua8217;nın emri altında bulunan İskitler Önasya8217;da güçlerinin zirvesine ulaşmışlardır.
İskit kralı Bartatua büyük olasılıkla İÖ 645 yılında ölmüş ve yerine oğlu Madyes geçmiştir. İÖ 7. yüzyılın ikinci yarısında gerek Bartatua gerekse Madyes döneminde İskitler8217;in gücünün büyük ölçüde Assur ile olan yakın işbirliğine dayandığı düşünülmektedir


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 24-11-2008, 04:49   #2 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Abazalar


Kafkas Dağları'nın kuzeyinde Abhazistan dolaylarında yaşayan bir kavimdir. Abhazlar da denir. Bu kavmi eski Yunanlılar "Abaskiler" Ortaçağ Bizans tarihçileri ise "Abasgiler adıyla anardı.

Abazalar 17. yüzyıldan itibaren anayurtlarında Kafkas Dağları'nın kuzeyine doğru göç etmeye başlamışlardır. Ruslar 1810 yılında Abhazya'yı 1830'da da Kuzey Kafkasya'da Abazaların bulunduğu bölgeyi işgal ettiler. Bunun üzerine yarım milyona yakın Abaza Türkiye'ye sığındı. Abazalar kültür bakımından Çerkezlerin etkisi altında kalmışlardır. Abhazca adı verilen dili konuşurlar.


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 24-11-2008, 04:50   #3 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Abbasiler


Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın soyundan gelen Ebul Abbas’ın kurduğu halife hanedanı (750-1258).

Emeviler halifeliği Hz. Muhammed'in amcaoğlu ve damadı dördüncü halife Ali'den zor ve hile kullanarak almışlar bununla da yetinmeyerek peygamber ailesine karşı kanlı bir siyaset gütmüşlerdi. Bu yüzden Emevilere karşı düşmanlık artmış özellikle Hicaz Irak ve İran'da büyük hoşnutsuzluklar baş göstermişti. Abbasoğulları bu düşmanlıktan yararlanarak halifeliğin peygamber ailesinden en lâyık olana geri verilmesi gerektiği yolunda propagandaya giriştiler.

Emevilerin özellikle çoğunluğu Türk olan bölgelerde (Horasan Toharistan Sogd) uyguladıkları vergi soygunculuğu ve Arap olmayanları aşağı görme siyaseti bu propagandayı daha da güçlendirdi. Horasanlı Ebu Müslim adında bir Türk Emevilere karşı ilk ayaklanmayı başlattı. Önceden Türklerin Müslüman olanları ile olmayanlarını barıştırmış ve bunları İranlı Şiilerle birleştirerek güçlü bir birlik hazırlamış olan Ebu Müslim Arap ordularını yenerek Emevi saltanatına son verdi.

Peygamber sülâlesinden Ebul Abbas Seffah halifeliğe getirildi (750). İlk Abbasi halifesi olan Ebul Abbas Emevileri acımadan yok ettiği için kendisine kan dökücü anlamına gelen el-Seffah adı verildi.

BERMEKOĞULLARI

Abbasiler ilk dokuz halife zamanında (özellikle Harun Reşit [786809] ve Memun [813833]) bütün İslâm dünyasını kapsayan (Endülüs hariç) bir egemenlik kurdular. Ancak Anadolu'ya ve Akdeniz Bölgesi'ne hiç bir zaman egemen olamadılar.

Türkler ve İranlılar tarafından iktidara getirilen Abbasiler Araplara güvenemediklerinden yönetim işlerinde Türklerden ve İranlılardan yararlandılar. Yeni devletin maliye ve yönetim işleri özellikle Toharistanlı Bermekoğullarınca düzenlendi. Bağdat bu dönemde kuruldu ve başkent oldu (762); kısa sürede saraylar resmi kurumlar ve askeri kışlalarla donatıldı.

Daha sonra gelen halifeler döneminde Abbasi egemenliği zayıfladı İslâm İmparatorluğu'nda bağımsız hükümetlerin sayısı çoğaldı (Samanoğulları Karahanlılar Büveyhoğulları Fatımiler v.d.). Kuruluştan 150 yıl sonra Bağdat'ın egemenliği sadece Irak ve İran bölgelerinde geçerliydi. Zamanla Abbasi halifelerinin yalnız manevi değeri kaldı. Büveyhoğulları 945'te Bağdat'ı ele geçirdiler siyasi çıkarlarını düşünerek Abbasi hanedanını yıkmadılar ama onların elinde halife unvanından başka bir yetki de bırakmadılar.

1055'te Selçuklular Bağdat'ı ele geçirerek Büveyhoğulları Devleti'ne son verdiler ama yine halifeleri hoş tuttular. Moğol istilâsı ile Abbasi hanedanı kesin olarak son buldu. Hulâgu Bağdat'ı alarak son Abbasi halifesi Mustasım'ı öldürdü (1258). Öldürülmekten kurtulup kaçan Abbasoğullarından biri Mısır'da Memlûklere sığınarak orada halife oldu.

Abbasiler döneminde İslam’ın Arap ve İran kesimi büyük ölçüde birliğe kavuştu. Halifelik Arap özelliğini kaybederek Sasani Krallığı'nın kurumlarını saray geleneklerini ve uygarlık zenginliğini edindi.

ABBASİ SANATI

Abbasiler dönemi İslâm İmparatorluğu’nun en parlak dönemidir; öyle ki bu dönemde hemen her bölge bağımsız bir sanat merkezi durumundadır. Bu dönemde edebiyat (özellikle şiir) bilim fen müzik kısaca bütün güzel sanatlar büyük bir gelişme gösterdi. Yunan Süryani Fars ve Sanskrit dillerinde yazılmış bilim fen ve felsefe kitapları Arapça’ya çevrildi. IX. yüzyılda halifelerin oturmuş olduğu Samarra'da bulunan kalıntılar Abbasi sanatının başlıca özelliklerini yansıtan belgelerdir.


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-11-2008, 04:50   #4 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Artuklular

Kültür ve sanatıyla iz bırakmış uzun ömürlü beyliklerden biri Artuklu Beyliği'dir. Oğuzların Döver boyundan ünlü bir Türkmen Beyi olan Artuk Bey Anadolu'nun fethi sırasında büyük hizmetler görmüştü. Fakat Tutuş'la Süleymanşah'ın arasındaki savaşta Tutuş'tan yana olarak savaşı ona kazandırmış ve Süleymanşah'ın intiharına sebep olmuştu.

Tutuş Artuk Bey'in yardımına karşılık olarak onu Kudüs valisi yapmıştı. Ölüm yılı olan 1091'e kadar bu görevde kaldı. Artuk Bey ölünce Kudüs Fatımi'lerin eline geçti. Fakat Artuk Bey'in oğulları Sökmen ve İl-Gazi Selçuklu hükümdarı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurdular. Artuk Bey'in oğulları tarafından kurulan bu beylikler üç kol halinde gelişti. 1. Hısn Keyfa ve Amid 2. Mardin ve Meyyafarıkin 3. Harput'da Üç kol halinde hüküm sürmüş bir Türkmen sülalesidir.

Artuk Bey önce Sultan Alp Arslan'ın hizmetinde bulunmuş ve Malazgirt savaşına da iştirak etmişti 1071 Anadolu'nun Türklere açılmasında rol oynayan emirler arasında Artuk Bey de bulunuyordu. Daha sonra Artuk Bey Sultan Melikşah tarafından kendisine ikta edilen Huvan'a çekildi. Ahsa ve Bahreyn Karmatilerini itaat altına almak görevini başarıyla sonuçlandırdı.

Artuk Bey'in bir süre sonra Sultan Melikşah'a küskünlüğü Suriye Selçuklu Meliki Tutuş'un hizmetine girmesine yol açtı. Tutuş da ona Kudüs ve havalisinin valisi yaptı (1085-6). Artuk Bey 1091 yılında bu şehirde öldü. Ancak oğulları Sökmen ve İlgazi Kudüs'ü muhafaza edemediler. Emiru'l-cüyuş Efdal kumandasındaki bir Fatımi ordusu kırk günlük bir kuşatmadan sonra şehri aldı (1098).

Mu'in ed-Din Sökmen Ceziret-i İbn Ömer sahibi Çökürmüş tarafından kuşatılan Musul hakim Musa'nın yardımına koştu ve bu hizmetine karşılık 10.000 dinar ve Hısn Keyfa kalesini aldı. Böylece Sökmen Artukluların "Hısn Keyfa ve Sökmeniyye" denilen ilk şubesini kurmuş oldu (1102).

Eyyubi hükümdarı Melik Kamil önce Amid'i sonra da Hısn Keyfa'yı zabt ederek Artukluların Hısn Keyfa kolunu ortadan kaldırmıştı (1231-2). Necmeddin İlgazi Nisan 1105'de Bağdad şahneliğinden azledildikten sonra Mardin'e gelerek bu şehre hakim olmuş ve burada Artukluların "Mardin veya İlgaziyye" denilen şubesini kurmuştur (1108).

İlgazi yavaş yavaş bu bölgedeki Selçuklu topraklarına hakim oldu 1117'de Haleb'i ele geçirdi. Beraberinde Bitlis ve Erzen hakimi Togan Arslan'ın bulunduğu 20.000 kişilik ordu ile harekete geçerek Tell Afrin savaşında Antakya persi Roger'in kumandası altındaki Haçlılara karşı büyük bir zafer kazandı (1119). Bunu Tell Danis'de Kral II. Baudouin'e karşı kazanılan takip etti.

Selçuklu sultanı Mahmud ise İlgazi'ye Meyyafarıkin şehrini ikta etmişti (1121). Daha sonra Mardin Artukluları bazan Eyyubilere bazan da Tükriye Selçuklularına tabi olarak varlığını sürdürdü. Kara Arslan el-Muzaffer (1260-1292) ise Moğolların hakimiyetini kabul ederek barış yaptı. O bu sayede hanedanın devamını sağladığı gibi Mardin şehrini de bir felaketten kurtarmıştı. Bu kolun son hükümdarı Melik el-Salih Mardin'i müdüfaa edemeyeceğini anlayınca bu şehri Karakoyunluların reisi Kara Yusuf'a teslim etti (1409). Bu suretle Artuklular Devleti sona erdi.

Artukluların üçüncü kolu 1185 yılında Harput ve havalisinde kurulmuşsa da fazla uzun ömürlü olmamıştı.Sultan I. Ala ed-Din Keykubad 1234 yılında Harput'u zabtederek Artukluların bu koluna son vermişti.Artuklular büyük Türkmen kitlelerine dayanan bir Türk devleti idi. Bu sebepten milli teşkilat ve ananelerini muhafaza etmişlerdi.

Alp İnanç Kutlug gibi eski Türkçe unvanları kullanmakla da bu ananelerini koruduklarını göstermişlerdir. Artuklular devlet anlayışında eski Türk hukukuna göre devletin hanedanın ortak malı olduğu görüşün de uyguladılar. İlgazi ve Belek gibi kudretli şahsiyetlerin mevcudiyeti Artuklu Devleti'nin siyasi birliğini sağlayabilmiş aksi takdirde ayrı beylikler halinde hükün sürmüşlerdir.

Artuklu hükümdarları gerek Müslüman ve gerekse hristiyan halka adaletle hizmet etmişler idareleri altındaki ülkelerde düzen ve emniyeti sağlamışlardı. Ayrıca ticari ve iktisadi hayatın gelişmesine büyük ölçüde yardımcı oldular. Bu maksatla bazı şehirlerdeki ticari vergileri kaldırmışlardır. Bu iktisadi gelişme mimari eserlerden de anlaşılmaktadır.

Artuklular bir kısmı bugüne kadar mevcudiyetlerini koruyan birçok mimari eserler sözgelişi; külliyeler camiler medreseler hamamlar köprüler sivil ve askeri yapılar yapmışlardır. Onların devrinde mimaride görülen gelişme sebiyle bugün güneydoğu Anadolu bölgesinde her önemli eser Artuklulara bağlanmak istenmektedir.

Artuklu ülkesindeki Meyyafarıkin Amid ve Mardin gibi şehirler birer ilim ve kültür merkezi haline gelmişti. Bu hanedana mensup hükümdarlar ilim ve sanat adamlarını himaye etmişler bunun neticesinde de onlar adına bazı eserler yazılmıştır.


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-11-2008, 04:51   #5 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Altınordu Devleti



Doğu Avrupa'da 1241-1502 arasında yaşamış Türk-Moğol devleti İslâm kaynaklarında «Kıpçak Hanlığı» diye anılır.

Cengiz Han'ın torunu Batu Han (Cuci'nin oğlu) batıya yaptığı seferlerde üst üste parlak zaferler kazanmış imparatorluğun sınırlarını Karpatlar'a kadar genişletmişti (1241). İmparatorluğun batısında Karadeniz Kafkasya Hazar Denizi Aral Gölü Urallar ve Kuzey Rusya arasında kalan ve Altınordu adı verilen bu yerleri Büyük Han'a bağlı olmakla birlikte Batu Han bağımsız bir şekilde yönetiyordu.

1255'te Batu Han ölünce yerine kardeşi Berke Han geçti. Berke'nin zamanında devlet daha bağımsız oldu. İslâmlığı kabul eden Berke Han gene bir Cengiz kolu olan İlhanlı hakanı Abaka Han ile savaşırken öldü (1266). Berke'den sonra gelen hanlar İslâm olmadılar ama İslâmlık Altınordu ülkesinde gene de hayli yayıldı. Ancak Özberk Han'ın (1312-1342) İslâm olmasından sonra bu din bütün Altınordu'ya yayıldı.

Ünlü gezgin İbni Battuta'ın anlattığına göre Özberk Han zamanında devlet merkezi Saray (bugünkü Volgograd yakınındaydı) yüz bin nüfuslu bir kültür ve sanayi merkeziydi. Altınordu Hanlığı Rus tarihini ve devlet örgütlenmesini oldukça etkilemiş. İslâmlığın Türkler arasında yaygınlaşmasını kolaylaştırarak Türk-Rus karışmasını önlemiştir.


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-11-2008, 04:51   #6 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Augustus


Roma İmparatoru (M.Ö. 63-M.S. 14).

Önceleri Octavius daha sonra Octavianus adıyla tanındı. Roma imparatorlarının hemen hemen en yücesi oydu. Julius Sezar öldürüldüğü zaman ancak on dokuz yaşındaydı. Sezar doğumla değil de evlât edinme yoluyla aileye giren Octavianus'un büyük amcası oluyordu.

Görünüşte sıska çelimsiz bir hali vardı ama gerçekte demir gibi bir iradeye sahipti ve büyük hırsları olan bir gençti.

İkinci Triumvira döneminde Antonius ile Lepidus devleti yönetti. Ama M.Ö. 31 yılında Antonius'a karşı kazanılan Actium Zaferi onu Roma âleminin mutlak hâkimi yaptı.

Octavianus önce princeps yani birinci vatandaş unvanıyla yetindi. Gerçekte bütün yetkiler elindeydi ve Augustus adını M.Ö. 27 yılında aldı (Latince «rahipler tarafından kutsanmış» anlamına gelir). Kırk yıl süreyle çok büyük işler yaptı: komşularıyla barışı sürdürdü güçlü bir hükümet kurdu maliyeyi idareyi orduyu yeniden örgütledi. Bir yandan da din reformlarına girişti Roma'da çok önemli bayındırlık işleri yaptırdı ve danışmanı Maecenas'ın yardımıyla Vergilius ve Horatius gibi yazarları korudu. Romalılar onu bir tanrı gibi saygıyla anarlar.


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-11-2008, 04:52   #7 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Attila


Hun imparatoru (400-453).

Amcası Küba'nın ölümünden sonra Doğu Hun İmparatorluğu'nun yönetimini ele aldı (434). Batıda hüküm süren ağabeyi Bleda'yı 445'te öldürerek imparatorluğun tek hâkimi oldu. Sahip olduğu geniş topraklarla yetinmedi. Hükümdarlığı süresince Bizans'ı ve Batı Roma İmparatorluğu'-nu ele geçirmeğe çalıştı. Bunun için de sürekli bir anlaşmazlığı körükledi. Bizans'ı vergi ödemek zorunda bıraktı; Batı Roma'da hak iddia ederek toprak istedi istekleri yerine getirilmedikçe de saldırdı.

Üstün savaş gücü sayesinde Roma ve Bizans'a korkulu günler yaşattı. 450'de Roma ordusuyla birleşen Gotlar karşısında çarpışarak Roma'ya kadar ilerledi. Batı Got Krallığı'nın sınırlarını zorladı Catalaunum Ovası'nda yapılan kanlı çarpışmalarda her iki taraf da kayıp vermişti ama Attilâ 452'de İtalya'ya ikinci bir saldırı yapmaktan vazgeçmedi. Milano'yu aldı. Roma'ya doğru ilerledi. Fakat açlık ve salgın hastalık yüzünden ordusunun kırılması onu papa Leo'nun teklifini kabul etmek zorunda bıraktı. Üçüncü bir saldırıya geçemeden de öldü.



Attilâ bir diktatördü çevresinde âdeta dini bir korku uyandırırdı ama adalete saygılı ve iyiliksever bir yöneticiydi. Gururluydu pek az gülerdi. Hurafelere inanır durmadan falcılara danışırdı. Roma'yı ele geçirmekten vazgeçmesine de boş inançlara bağlılığı sebep oldu.


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-11-2008, 04:52   #8 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Aydınoğulları


XIV. yy.da Aydın ve İzmir yöresinde egemenlik kuran beylik. Germiyanoğullarından Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından Menderes yöresinde kuruldu (1330). Oğlu Umur Bey zamanında beylik en canlı dönemini yaşadı. Yunanistan Mora ve Ege adalarına seferler yapıldı ganimetler elde edildi. Fakat papa tarafından gönderilen Haçlı ordusunun İzmir'i alması (1344) ve Umur Beyin öldürülmesiyle gerileme dönemi başladı. Kardeşi Ayasuluk emîri Hızır Bey Haçlılarla anlaşmak zorunda kaldı 1390'da da beylik tamamen Osmanlı egemenliğine girdi.


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-11-2008, 04:53   #9 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Avarlar

İkinci Türk İmparatorluğu'nu kuran kavim (lll.-IX.yy.).

Hun İmparatorluğu'ndan sonra Orta Asya'da Avar İmparatorluğu kuruldu (M.S. III. yy.). Kore Yarımadası'na kadar yayılan bu devlet önce Çinlilere yenildi (458) sonra Göktürkler tarafından yıkıldı (522).

Bu yenilgiden sonra Avarların büyük bir bölümü batıya göç etti. Bir süre Volga dolaylarında ve Güney Rusya'da yaşadıktan sonra Macaristan merkez olmak üzere Tuna yöresine yerleştiler ve yine büyük bir imparatorluk kurdular. 573-882 yılları arasında toprak anlaşmazlığı yüzünden Bizans ile birkaç kere savaştılar bu savaşların çoğu yenilgiyle sonuçlandı. Böylece Avarlar zayıf düştüler sonunda Şarlman (Büyük Kari) Avar İmparatorluğu'nu ortadan kaldırdı Avar kavmi İslavlara karışarak eridi.

Avarlar da birçok Türk kavmi gibi göçebe bir kavimdi. Devlet çeşitli kabilelerden oluşan bir federasyon biçimindeydi. Bir asker ve savaş düzeni içinde yaşayan Avar Devleti'nin başında bir kağan bulunurdu. Genellikle atlı olan Avarların başlıca silâhı ok ve yaydı ama kılıç da kullanırlardı. Avarların bir kısmı zamanla göçebelikten çıkıp yerleşik hayata girmiştir. Bunlardan bir kısmı ticarette başarı göstermiştir. Macaristan'da kazılan on beş bin kadar Avar mezarında Avarların yaşayışı ile ilgili pek çok eser bulunmuştur.

AVAR KAVALI

Macaristan'da Janoshida (Szolnik ili) bölgesinde 1933 yılında yapılan bir kazıda bir erkek iskeletinin el kemikleri arasında bulunan bu çifte borulu kavalın ses delikleri 2+5 şeklindedir. Benzerlerine Kafkasya. Volga ve Türkistan dolaylarında bugün de rastlanır.


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-11-2008, 04:54   #10 (permalink)
 
bayrak_007 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Bambaralar



Afrika'da yaşayan toplumlar arasında elde edilen en iyi ve en eksiksiz mitoslar Bambaralarınkidir. Bu toplulukla ilgili mitoslar dünyanın yaradılışı ve gelişmesini temellendiren mitoslardır. Bambara mitoslarına göre başlangıçta gla denilen sonsuz bir boşluk vardı. Gla'da meydana gelen bir iç devinimle ortaya sağlam ve parlak cisimler çıktı. Bu cisimler birbirini izleyen iki evrede eridiler. Bu erimeden sonra gla ile ikiz kardeşi dya dört yönü belirlediler. Bu yönlerden ilki varlıkların ilk kaynağı olan yöne yani doğuya yöneldi. Bundan sonra gla aşağıya ve yukarıya doğru yaptığı devinimlerle zincirlerini kopardı ve böylece varlıklar birer ruha kavuştu.

Aynı anda iki gla arasında meydana gelen temas sonucu büyük bir patlama oldu; bu kez ortaya "sağlam ve güçlü bir madde" çıktı. Bu madde henüz yaratılmamış nesnelerin üzerine çöktü ve her nesneyi adlandırdı. Bundan sonra da bütün nesneler gla'nın düşüncesine uygun olarak yavaşça devinmeye başladı.

Kısa süre sonra gla'dan bir başka unsur daha ayrıldı ve varlıkların üzerine gelip kondu: bu insan bilincinin sembolü olan "insan ayağı"ydı. Başlangıçta birbirine benzeyen herşey gla'ların "zo"ya sorumluluk yuKiemesıyle değişmeye başladı. Zo her nesneye gelecekte bir özgürlük tanımakla yükümlüydü. Zo kendisine verilen bu görevi kabul etti ve nesnelere sahip çıkarak onların ilkelerini "görünmeyen Yo" anlamına gelen "Yo yebali" adlı geniş bir küre içinde toplandı. Yo ruh daha doğrusu "bir düşünce ve devinim"di.

Evrenin yaratılışı yo'dan başlayarak "düşünce"nin bir bileşimi olarak kabul edilmektedir. Bu "düşünce" üç bölümden oluşmaktadır: yo iç söz; o sessizlikten işitilebilecek şeye geçiş; yereyereli yaratıcı titreşim. Bu gelişim 7 işaretle gösterilmekteydi. 7 insanı temsil eden bir rakamdı: 3 (erkeğin işareti) ile 4 (kadının işareti) rakamlarının toplamayla meydana gelmişti.

Yo bir ruh olarak kararlarında ve yaratıcı iradesinde özgürdü. Tam beş kez dört yöne gitmiş ve uzay fikrini yaratmıştı. 22 rakamıyla temsil edilen uzay Yo'nun bir ruh olarak içerdiği bütün niteliklere sahipti: Nugu (iç) kendinde bütün varlıkları ve insanı bulundururdu; yala "havanın tohumu" idi ve bütün boşlukları uzayın dört bir tarafına yerleştirirdi; faya "rüzgârın tohumu" sani "suyun tohumu" yere "ateşin tohumu" yelegu ise oyeryüzündeki maddelerin tohumu "ydu. Bu son dört terim aynı zamanda yaradılışın dört temel öğesi olan hava toprak ateş ve suyu da belirtirdi.

Hava ve ateş erkek su ve toprak ise dişiydi. Yo kendi çevresinde yirmiiki kere dönerek uzayı yaratmış ve dört dünya düşünmüştü; Dye mana "dünyanın tösâi"; dye gale "ilk dünya"; dye bana "istenmeyen dünya"; dye nata "geleceğin dünyası". Yereyereli'nin bağrında ruh (miri) bulunuyordu. Ruhun içinde "vali" adı verilen eylem vardı; eylemin içinde nesnelerin gelişimi nali yatmaktaydı. Nali'de ise nesnelerin kökeni bulunuyordu.

Miri aynı zamanda içinde doğanın yattığı dünyanın yumurtasıydı. Miri birbirinin içine geçmiş üç oval ile temsil edilirdi. Dye ko (dünyanın kapısı) adı verilen dış oval devamlı devinim durumundaydı. Boğa'nın doğuşu ve ölüşüne uygun olarak o da kendi ekseni çevresinde dönerek genişler yada daralırdı. So de (evin oğlu) adı verilen orta oval'den sonra Dye vali gale (dünyanın ilk devinimi) denen ve verimliliği temsil eden iç oval gelirdi. Parçalanıp düzenli bir biçimde uzaya dağılan 22 öğe dış oval Dye ko'dan doğmuştu. Bambaralarm anlayışına göre bu öğelerin sınıflandırılması çok çeşitliydi.

Bu 22 öğenin ilk yedisine bomıana adı verilmekteydi ve bunlar varlıklarla nesnelerin genel karakterlerini özetlemekteydi: Kelena birlik; Makari dindarlık merhamet; Mako gereklilik; Sinaya saldırganlık kıskançlık; Fadena rekabet; Maloya utanç; Şia ırk tür soy.

Baugini adı verilen 12 öğe insanların nitelik ve alınyazılarını belirtirdi: Ma ye ma ye yetenek imkân eğilim; Mako karşılıklı hizmet sadelik ağırbaşlılık bilgelik eğitim; Sebaya kuvvet kudret egemenlik; Dyuguya kötülük güçlük; Kunanguya kötü talih; Sira yol kılavuz itaat disiplin; Nafolo zenginlik bereket sağlık; Adama-dena kardeşlik insanlık özgürlük iyilik; Dahirime gıda mal mülk; Saya ölüm hastalık sakatlık delilik; Su gece karanlık ve ışık sır büyü; Kle gün güneş. Jiginî adı verilen son üç öğe ise şunlardı: Kun dünyayı düşünen kafa; Ba kendisini meydana getiren kalıp; Fo kendisini yaratan söz.


bayrak_007 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
SERÇE (24-11-2008)




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


MedeniyetLer Tarihi

MedeniyetLer Tarihi konusu, Eğitim ve Öğretim / Tarih forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: akdeniz bölgesinde kurulan medeniyetler, bölgemizde kurulan medeniyetler,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Modanın Tarihi Bkmlyz Moda Hakkında Herşey 0 01-11-2008 10:45
Hamamın Tarihi nimlahza Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 27-10-2008 01:00
Çelik'in tarihi elif Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 19-10-2008 04:06
Konservenin Tarihi Bkmlyz Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 19-10-2008 03:48
Peygamberlerimizin Tarihi CooLKadin Dini Bilgiler 38 22-05-2008 10:50

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 06:29 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats