bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Tarih

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-12-2008, 04:47   #11 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Ateizm




DiNLeR TaRiHi
Ateizm kelimesi Yunanca da "Tanrı" anlamına gelen "Theos"tan türemiştir. Bu kelimeden de "Tanrı inancına sahip olmak" ya da "Tanrı'ya inanmak" anlamına gelen theism anlayışı ortaya çıkmıştır. Ateizm kelimesi de İngilizce "theism" kelimesinin başına "a" ön takısının eklenmiş hali olup Türkçe’de "tanrı tanımazlık" anlamına gelmektedir.




İnançsızlık denilince hemen akla ateizm gelmemelidir. Mesela insanların çoğu inanç sahibi ve bir dine mensup olmasına rağmen diğer dinleri reddetmektedirler. Diğerleri de aynı şekilde davranmakta sadece kendi anlayışlarını savunarak karşısındaki inanışları yanlışlamaya çalışmaktadırlar.

Felsefe tarihinde dindar olmadığı halde Tanrı inancına sahip olan düşünürler de bulunmaktadır. Buna karşın günümüzde çok sık rastlandığı gibi özellikle Batı dünyasında görünüşte dindar olduğu halde gerçekte Tanrı’ya inanmayan pek çok kişi vardır. Bu durum gerek teizmin ve gerekse ateizmin tanımlanmasında birtakım güçlüklerin bulunduğunu göstermektedir.




Tanrı'nın varlığına inanan ve bu inancını da ifade eden kişiye mümin denmektedir. Böyle bir Tanrı kavramına inanmayan kişiye ise ateist denmektedir. Yani bir anlamda ateist ilâhi dinlerin ifade ettiği biçimde varlığının öncesi veya sonrası bulunmayan evreni yaratan ve yasalarını belirleyen irade ve kişilik sahibi olan her şeyi yapma bilme ve görme kudretinde bulunan insanlara hayatı bahşeden bir varlığa inanmayan kişidir.

Diğer bir deyişle ateist hem düşünce seviyesinde hem de günlük yaşantısında söz konusu Tanrı’nın varlığını reddeden bununla birlikte peygamberi ve ahiret inançlarını da kabul etmeyen kişidir.


Ateizmin Çeşitleri

Tanrı inancını kabul etmeyen ateistler de dindarlar gibi kendi aralarında farklı gruplara ayrılmışlar ya da en azından aynı sonuca varsalar da ateizmi farklı yorumlamışlardır. Dolayısıyla bir tek ateizm tanımından söz etmek de doğru olmayacaktır.


Mutlak Ateizm



DiNLeR TaRiHi DiNLeR TaRiHi
Baron D’Holbach ve Charles Bradlaugh

Bazı ateistlere göre "ateizm" Tanrı’yı reddetmekten öte zihinde Tanrı fikrine sahip olmamak demektir. Bu anlayışa göre İnsan doğuştan Tanrı kavramına sahip olmadığı için reddedecek bir şeyi de bulunmamaktadır. Bu tür bir ateizm mutlak ateizm olarak tanımlanmış ve taraftarlarına da mutlak ateist denmiştir. Bu anlayışı savunanların arasında Baron D’Holbach (1723-1789) ve Charles Bradlaugh gibi düşünürler bulunmaktadır.


Teorik Ateizm

Ateizmin birinci yaklaşımından biraz farklı olarak "Tanrı'nın varlığını reddetmek" şeklinde de tanımlanmıştır. Aslında ateizm denilince akla bu tanım gelmektedir. Felsefede önemli olan ve Tanrı inancına ağır eleştiriler yönelten ateizm biçimi de budur. Yani düşünerek tartışarak zihni bir çabayla Tanrı’nın varlığını reddetmek ve ilgili iddiaları çürütmeye çalışmaktır.

Teorik ateizm de denen bu anlayış doğrultusunda dindarların iddiaları ve Tanrı'nın varlığı lehinde getirdikleri kanıtlar eleştiri konusu olmuş bu süreçte Tanrı'nın varlığını çürütmeye yönelik karşı tezler ileri sürülmüştür.

Teorik ateizmde Tanrı'nın varlığı inkâr edilmekle kalınmamış bu kavramla ilgili olarak gündeme gelen mucize vahiy peygamberlik kutsal kitap ölümsüzlük ve ahiret hayatı gibi inançlar da eleştirilmiş ve reddedilmiştir. Ayrıca bu tür bir ateizmde sadece teistik Tanrı kavramı hedef alınmamış bunun yanı sıra mistik mitolojik transandantal (aşkın) veya antropomorfik anlayışlarla panteizm ve deizm gibi bir şekilde Tanrı inancına yer veren diğer ekoller de reddedilmiştir.


Pratik Ateizm



DiNLeR TaRiHi DiNLeR TaRiHi DiNLeR TaRiHi DiNLeR TaRiHi
L. A. Feuerbach (1804-1872) F. Nietzsche (1844-1900) S. Freud (1856-1940) ve K. Marx (1818-1883)
"Sanki Tanrı yokmuş gibi yaşamak" veya "Tanrı'yı günlük yaşama sokmamak" biçiminde tanımlanmıştır. Bu tür bir ateizmde kişi daha ziyade günlük yaşamındaki tavır ve davranışlarıyla hayat tarzı ilke ve alışkanlıklarıyla Tanrı'sız bir dünya ve Tanrı'sız bir yaşam kurmayı istemektedir. Bunun yanında Tanrı’yla alakalı olarak en ufak bir şey düşünmemekte kendini dinden ibadetlerden ve bunlarla ilgili törenlerden de uzak tutmaya çalışmaktadır. Pratik ateizm anlayışında Tanrı'nın teorik tartışmalarla reddedilmesi ikinci planda kalmaktadır.

Felsefede ki temsilcileri arasında L. A. Feuerbach (1804-1872) F. Nietzsche (1844-1900) S. Freud (1856-1940) ve K. Marx (1818-1883) gibi ünlü düşünürler de bulunmaktadır.


İlgisizlerin Ateizmi

Bir kısım düşünürler Tanrı'nın varlığını veya yokluğunu tartışma konusu yapmadan bu konulara uzak durmayı tercih etmişlerdir. Bu tür ateistlere göre insan sadece varolanla yetinmeli görünen alemin ötesine ilgi duymamalıdır. Dolayısıyla dünyanın ötesindeki herhangi bir varlık hakkında olumlu ya da olumsuz bir yargıda bulunmaya ya da konuşmaya çalışmak anlamsız bir iş yapmak olacaktır.


İdeolojik (Materyalist) Ateizm
DiNLeR TaRiHi DiNLeR TaRiHi
F. Engels- Karl Marx ve V. I. Lenin
Özünde felsefi bir problem olan ateizm bazen de ideolojik bir ilke olarak savunulmuş ve politik bir kabul haline gelmiştir. Özellikle Karl Marx F. Engels (1820-1895) ve V. I. Lenin’in (1870-1924) görüşlerinden hareketle kurulan sosyalist yönetimlerde ateizm komünist partilerin propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Eski Sovyetler Birliği’nde ve halâ bazı ülkelerde ateizm Marxist ve Leninist dünya görüşünün ayrılmaz bir parçası olarak görülmüş ve "ilmi ateizm" adıyla takdim edilmiştir


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 07-12-2008, 04:48   #12 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

DEİZM


DEİZM tanrıcılık 17'inci ve 18'inci yüzyılda İngiltere Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde belirginleşmiş dini bir felsefedir.
Deistler genelde doğaüstü olayları (kehanet veyahutta mucizeler) yaradanın dinlerle olan bağını kutsal metinleri ve ortaya çıkmış tüm dinleri reddederler. Bunun yerine; deistler doğru dini inanışların insan mantığında ve doğal Dünya'nın kanunlarında görmeyi tercih ederler. Bu doğrultuda da; varolan tek bir tanrının yada üstün varlığı kabul ederler.
Kelime anlamı
Deizm kelime anlamı olarak; "tanrı"'dan gelmiştir; Latince "deus" kelimesini kullanır; tam Türkçesi ile "Tanrıcılık"dır.
17'inci yüzyıl öncesinde; deizm yerine teizm kelimesi kullanılmıştır ve benzeri inanışlara sahiplerdir.
Deist kelimesinin ilk kez kullanımı Pierre Viret tarafından Instruction Chrestienne (1564) isimli yapıtında olmuştur. İngiltere'de de Robert Burton Melankolinin
Anatomisi (1621) eserinde kullanmıştır.
TDK'nın tanımına göre "Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden Tanrı için başka herhangi bir güç ve nitelik tanımayan vahyi reddeden görüş neden tanrıcılık." manasına gelir.
Tarihi
Deist düşünce; eski zamanlardan beri (örn. Heraklitos) vardır. Deizm kelimesi ise; 17'inci yüzyılda özellikle İngiltere'de kullanılmaya başlamıştır.
Doğa dinine inanış 17'inci yüzyılda Avrupa'da bir devrim olmuş; bir çok kültür bu akıma destek vermiştir.
Rönesans dönemindeki hümanist yaklaşım; Avrupa'nın klasik Roma ve Yunan dönemindeki düşünceleri çalışmaya itmiştir.
Bunun yanı sıra; eski dokümanların analiz edilmesi doğrultusunda ve bilimin de sunduğu olgularla tarihte ilk defa Hristiyan toplumlar tarafından İncil eleştirilmiştir. Yapılan araştırmalar doğrultusunda; Dünya tarihi'nin İncil'de anlatıldığından çok daha farklı olduğu ortaya çıkmıştır.
Mitoloji üzerine yapılan araştırmalarda da; bir çok dinin kendinden önceki dinlerden örnekler alarak hikayelerde karakterlerin isimlerini değiştirerek kullandığını ortaya çıkarmıştır.
16'ıncı ve 17'inci yüzyılda Avrupalıların Amerika Asya ve Pasifik'i de keşfetmesinden sonra; aradaki farklılıklardan dini Nuh'tan geliş teorisinin bozduğuna inanmışlardır.

Bu konuda Herbert; De Religione Laici (1645) de şu sözleri yazmıştır.

..bir çok inanış ya da din açıkca bir çok ülkede uzun süredir vardı ve kesinlikle kanun koyucuların bahsetmediği bir tane bile yoktu Wayfarer'ın Avrupa'da bir tane bulması gibi başka biri Afrika'da Asya'da ve bambaşka bir tanesi de Hindistan'da..

Bu doğrultuda; Hristiyanlığın bir çok din arasındaki dinlerden biri olduğunun farkına varılmış; ve hiç bir şeyin bir dinin diğerinden daha iyi ya da daha doğru olduğunu ispatlamayacağına inanmışlardı.

Deizm in özellikleri

Deizm konsepti; belli bir merkezi temsilcisi ya da belirgin kanunları olmadığı için bir çok değişik bakış açısına sahiptir. Ancak; Deizm'in merkezinde iki kural bulunmaktadır.

* İlan edilmiş bir dinin reddi - (bu Deizm'in negatif - eleştirici bakış açısından yönüdür)
* Mantığın bize dini doğruları öğretebileceği - (bu da Deizm'in pozitif - yapıcı bakış açısından yönüdür)

Eleştirici deizm öğeleri şunları içerir:

* Tanrı tarafından ilan edilmiş veyahutta yazıldığı iddia edilen kitaplara sahip olan dinlerin reddi.
* İncil'in Tanrı'nın sözü olduğunun reddi.
* Mucizelerin ve kehanetlerin reddi.
* Dini bilinmez öğelerin reddi.
* İncil'deki yaratılış hikayesinin ve insanların doğuşta günahkar olduklarının reddi.
* Hristiyanlığın reddi.

Yapıcı deizm öğeleri de şunları içerir:

* Tanrı vardır ve kainatı yaratmıştır.
* Tanrı insanların mantıksal davranmasını ister.
* İnsanların ruhları ölümden sonra hala vardır bu doğrultuda ölümden sonra yaşam da vardır.
* Yaşam sonrasında Tanrı iyi davranışlarımızı ödüllendirecek kötü davranışlarımızı cezalandıracaktır.

Kişisel olarak deistlerin düşünceleri oldukça geniş ve değişiktir. Bazıları aralarında kendilerini asıl hristiyanlar olarak da ilan etmiş; İncil'den mucizeleri kehanetleri ve bilinmezleri çıkartarak; İsa'nın insanlara iyilik öğretmek isteyen biri olduğunu sunmuşlardır. Örnek olarak Thomas Jefferson; bu öğeleri çıkartarak Jefferson İncili'ni yazmıştır.

Radikal olarak da; hristiyanlığı ve tüm dinleri tamamen reddeden ve mantık aramayan deistler de mevcuttur. Radikal deistler de dindar insanlar tarafından genelde ateist olarak görülmüştür.

Deizm dönemle Amerika'da da yayılmış; ancak daha sonra popülaritesini yitirmiştir


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 07-12-2008, 04:49   #13 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Ateşe Tapma



Özellikle Hint-İranlılarda oldukça yaygın bir ibadet türüdür. Ateşe tapanlar "kutsal alev" dedikleri şimşeği insanla gökyüzü arasındaki bir köprü olarak görüyorlardı. Ateş tanrısı Ehrimen'di. Persler ise Ahuramanza adına sürekli ateş yakarlardı.

Ateşe tapma Parsiler'de de devam etti. Yunanlılar ateşin yararını Hephaistos'ta ateşten yararlanma sanatını Prometeus'ta kutsal alevi de Hestia'da tanrılaştırdılar. Roma'da ise Vesta Tapınağı'ndaki sürerkli ateşi rahipler korurdu. Zerdüşt dinine inananlar da ateşe taparlar kutsal ateşin yakıldığı yapıya "ateşgâh" derlerdi. Ateşgâhlar bu dinin tapınaklarıydı.




DiNLeR TaRiHi
Popüler litaratürde Zerdüşt Tasviri


DiNLeR TaRiHi
Hephaistos


DiNLeR TaRiHiClick this bar to view the full image. DiNLeR TaRiHi
Prometeus


DiNLeR TaRiHi
Hestia


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-12-2008, 04:49   #14 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Bahailik



DiNLeR TaRiHi
Akka

Bahai dininin kurucusu Bahaullah Mirza Hüseyin Ali adlı bir İranlıdır. 12 Kasım 1871'de İran'ın Tahran kentinde dünyaya gelen Bahaullah sürgünde bulunduğu Akka'da (1892) yaşamın yitirdi. Soyu Türk kökenli Kaçkarlar'a dayanan Bahaullah çağdaşı olan Ali Mehmet Bab'ın öğretilerinden etkilendi; Musevilik Hıristiyanlık ve İslamiyet gibi tek tanrılı dinlerin yanı sıra Budizm Brahman ve Zerdüşt gibi çok tanrılı dinlerin araştırdı bilgilerini artırdı.

Şiraz'da kendi görüşlerini yaymaya başladığı (1848) sırada "Ali Mehmet Bab'ın görüşlerini savunuyor" gerekçesiyle kovuşturuldu.1852'de Bağdat'a sürüldü. Ancak Ali Mehmet Bab'ın 1849'da kurşuna dizilip sahneden çekilmesiyle "Babailer" olarak bilinen yandaşları Bahaullah'a yöneldiler. Böylece Bahaullah'ın çevresi kısa zamanda genişledi. Ne var ki Osmanlı yönetimi onu İstanbul'a sonra Edirne'ye (1864) sürgün etti. Ancak Bahaullah burada da etkinlik gösterince bu kez Akka'ya gönderilerek (1868) orada hapsedildi.


DiNLeR TaRiHi
Akka Kelesi

Hapsedildiği kalede tek ve çok tanrılı dinlere dayanan bilgilerini birleştirip yeni bir din kurma girişiminde bulunan Bahaullah'a göre; insan inanma gereksinimi olan bir yaratıktır. Dinler ise inanmayı biçimlendiren birer araçtır. Öyle ise din yaşamın bir parçası olmalı ve tüm insanları kucaklamalıdır. Oysa süregelen peygamberlerin dinleri belli toplulukları kendi tekelinde tutmayı; ya da kendi kabul ettirmeyi amaçlamaktadır.

Kimileri de bu kabul ettirmede zorbalığa dayanmaktadır. Bunu yaparken Tanrı'nın buyruğuna uyduklarını yeryüzünde "Allah'ın hakimiyeti" ni esas aldıklarını ifade etmektedirler. Özellikle geçmiş çağlarda görülen bir çok kanlı olayların temelinde kendi dinini egemen kılmak isteyenlerin zorbalıkları gözlenmektedir. Din zorbalığa dayanılarak kabul ettirilmemelidir.

İnsan kendi aklı ve vicdanıyla doğruyu bulmalı dinin seçmelidir. Baskısız ve dayatmasız kendi olgunluğuna kavuşan insan özgür iradesiyle hareket etmeli önündeki seçeneklerden birini kendi iradesiyle seçmelidir. Bu olgunlukla seçilen ve yaşatılan din insan hak ve hukukuna saygılı olur. İşte o zaman din insanların gereksinimlerini karşılayan yaşamsal bir kurum haline gelir.

Bu temel ilkeler doğrultusunda kendisini ifade eden Bahaullah; kişilerin olduğu gibi görünmesi ve göründüğü gibi olmasını; yani sözleri ile eylemlerinin birbiriyle uyumlu olmasını istemektedir. Gerçek dostluğun ve inanç olgunluğuna ermenin ancak eylem içinde belli olduğuna dikkat çeken Bahaullah; uluslararası barışın dostluğun sevginin ve kardeşliğin sağlanması için ortak bir dilin oluşmasını; yargının uluslararası merkezi bir sisteme bağlanmasını; bireylerin olduğu gibi ulusların ve devletlerin de olumsuz eylemlerinden dolayı yargılanmalarını tüm insanlığın yararına görmektedir. Elbette ki üretimde ve tüketimde adaletli paylaşım esas alınmalıdır.

Yaşadığı çağ gereği önceki peygamberlerden daha toplumsal daha ekonomiksel daha hukuksal olarak insanlara yaklaşan Bahaullah kendi din öğretilerini içeren Kitabul - Akdes (En Kutsal Kitap) Kitabul - İkan (Sağlam Bilme Kitabı) Kelimat-ı Maknune (Maknu'nun Sözleri) Tarazat İşrakat (Işıklandırma) Tecelliyat (Görünme Belirme) Kelimat-ı Firdevsiye (Firdevsi'nin Sözleri) adlı kitaplar yazdı
alıntıdır


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


DiNLeR TaRiHi

DiNLeR TaRiHi konusu, Eğitim ve Öğretim / Tarih forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Modanın Tarihi Bkmlyz Moda Hakkında Herşey 0 01-11-2008 10:45
Hamamın Tarihi nimlahza Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 27-10-2008 01:00
Meditasyon ve Dinler Bkmlyz Alternatif Tıp 0 21-05-2008 06:30

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 01:15 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats