bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Tarih

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-12-2008, 04:41   #1 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart DiNLeR TaRiHi

DiNLeR TaRiHi

Buda

Tanrısız bir dinin Budizm'in kurucusu (M.Ö. 560'a doğru).

Kral Suddhodana ile kraliçe Maya'nın oğlu sonradan Buda (yani «Tanrı'dan esin almış») adını alacak olan bu bilge M.Ö. VI. yy.'da Hindistan'ın kuzeyinde doğdu. Mutlu bir gençlik dönemi geçirdi ama bir gün insanların çektiği acıları seyretmek onun yaşamını altüst edecekti. 29 yaşında bir incir ağacının altına oturmuş düşünürken «ilham» geliverdi: her türlü ıstırabın kaynağı başkalarının olan şeylere göz dikmekti. Ve sağduyunun yolu en yüce mutluluk hali olan nirvana'ya ulaşmaktı. Bunun için her türlü isteğin kesinlikle yok edilmesi gerekiyordu.



Ganj kıyılarının kutsal kenti Benares ve dolaylarında Buda tam dört yıl vaazlar verdi. Vaazlarında dile getirdiği ilkeler ölümünden sonra Asya'ya yayılmağa başladı
DiNLeR TaRiHi
Buda-Bangkok

Günümüzde Hinduluk Budizm'in (Budacılık) yerini almıştır; ancak 1949'da komünizmin yerleşmesine kadar Çin'de derin etki gösterdikten sonra gene de Güneydoğu Asya'nın Moğolistan'ın Kore ve Japonya'nın esas dinlerinden biridir. 500 milyon mensubu vardır bunlara örnek kişiler bonzlar yön verir ve bu bonzlar din eğitimi yaptıkları gibi bazı ülkelerde (bu arada Vietnam'da) siyasal yaşamı da derinden etkiler.


Acaba Budacılık gerçekten bir din midir? Batılıların genellikle olumlu cevap verdikleri bu soru her zaman rahatça sorulabilir. Bununla birlikte bonz topluluğu gerçek bir din adamları sınıfı oluşturmaz ve budistler Hıristiyanlığa veya Müslümanlığa benzetilebilecek bir inanç sahibi olmağa yanaşmazlar. Onlara göre Budacılık bir tanrı olmayan ve insan sağduyusunun örneği olan Buda'nın koyduğu temel kurallara uyarak bir tür yaşam tarzına yönelmekten başka bir şey değildir.

Çağımızda Buda ve Budacılık üstüne yapılan incelemelerde büyük bir gelişme oldu. Buda dinine ait kuralların yorumunu ve tarihini konu alan bu yeni bilim dalına Budabilim denir.



кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 07-12-2008, 04:41   #2 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Şeytan

DiNLeR TaRiHi

DiNLeR TaRiHi
Ayvalık da Şeytan Sofrası olarak adlandırılan yerde Şeytan ın ayak izi
«Kur'an»da «Kutsal Kitap»ta Hıristiyan ve Yahudilerin din kitaplarında Tanrı'nın iyinin ve iyiliklerin karşısında yer alan isyancı varlık. Kötü ruhların başı olan şeytanın çeşitli adları arasında «Lucifer» «Mephistopheles» «Belzebuth» v.b. vardır.



DiNLeR TaRiHi
Şeytan ın Gözü (!)

Şeytan Tanrı'nın rakibi olan cennetten kovulmuş bir kötülük meleğidir. Çeşitli kılıklara bürünür ve her kötülüğün altında onun parmağı vardır cehennemin efendisi karanlıkların hükümdarıdır.



DiNLeR TaRiHi
Bir Şeytan Tasviri

Ortaçağ'da bilgisiz toplumlar açıklayamadıkları ve bu nedenle de korktukları olayların (yıldırım şimşek v.b.) sara gibi bazı sinir hastalıklarının kısaca olağanüstü saydıkları her olayın ardında şeytanı aradılar. Şeytanın kötülüklerinden korunmak için muskaların okunup üflenmiş suların istavroz çıkarmanın koruyucu gücüne sığındılar. Şeytanın insanlara acı çektirmek ya da onları kötü yola saptırmak için yılan kurbağa yarasa hattâ güzel bir kadın kılığına büründüğüne inanırlardı. Yarı insan-yarı hayvan olan bu yaratık genellikle korkunç resimlerle canlandırılırdı; bu resimlerde çoğu zaman vücudu sert kıllarla kaplı boynuzlu ayakları çatallı uzun kuyruklu ve korkunç bakışlı olarak tasvir edilir.



DiNLeR TaRiHi

DiNLeR TaRiHi

DiNLeR TaRiHi

Şeyta nın muhtelif tasvirleri


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 07-12-2008, 04:42   #3 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

4 İncil
DiNLeR TaRiHi

DiNLeR TaRiHi

LUKA İNCİLİ

Dört İncil’den biridir. Yazarı Luka Antakyalı Yahudi olmayan bir aileden gelir. Luka’nın kaynakları hem yazılı kaynaklardır hem de İsa ile birlikte bulunmuş olanların sözlü şahitliğidir. Antakya'daki bir çok Hıristiyanın sözleri Onun için belirleyici olmuştur.

Luka’nın yazdığı İncil daha çok Yahudi kökenli olmayan Hıristiyanlar içindir. Bunun için inananları cezbedecek öykülere yer vermiştir. Hıristiyan görüşüne göre Luka ve diğer İncil yazarları bu metinleri kaleme alırlarken Kutsal Ruh’dan ilham almışlardır. Bu İncillerin kıymeti de buradan kaynaklanır.







MATTA İNCİLİ

Bu İncili havari Matta’nın yazdığı düşünülmektedir. Matta aslında bir vergi memurudur ve İsa’nın ilk havarilerinden biridir. Matta İncilinin 65 yılları dolaylarında yazıldığı sanılmaktadır. Önce Aramice yazılmıştır ve sonra Yunanca’ya tercüme edilmiştir.

Matta İncili'nin en büyük özelliği sık sık Tevrat’a göndermeler yapması onu kendisine kaynak olarak göstermesi ona karşı haklı olma çabası içinde olması ve İsa’nın şeriatı değiştirmek için değil de onu geliştirmek için geldiğini belirtmesidir.






MARKOS İNCİLİ

Markos havari Petrus’un şakirdidir. Pavlus’a birinci seyyahatinde eşlik etmiştir. İskenderiye Hıristiyan Cemaati'nin kurucusudur. İsa ile ilgili bilgilerini Petrus’un vaazlarından öğrenmiştir. İncilini 63-70 yıllarında Roma cemaatının yoğun isteği üzerine yazmıştır. İncil yazarları arasında anlatım kalitesi en düşük olan yazar Markos’dur. Bir çok cümleyi ‘ve’ bağlacıyla bağlayıp geçirir. Sözcük dağarcığı çok küçüktür.






YUHANNA İNCİLİ

On iki havariden biridir. Havarilerin en genç olanıdır. 90-110 tarihleri arasında Efes ya da Antakya’da yazdığı tahmin edilmektedir. Yuhanna İsa’nın öğretisini mistik bir şekilde anlatır. Örneğin girişteki ilk cümlesi “önce söz vardı” çok tartışmalar yaratan bir çok değişik yoruma götüren bir cümledir. İsa’nın mucizelerinden çok az söz eder. Sadece yedi tanesinden. Felsefi olarak yeni Platonculukla yakınlığı göze çarpmaktadır.

Yuhanna İncili özellikle İsa’nın tanrılığına vurgu yapar. Bir çok yorumcu İsa’nın tanrılığını kabul etmeyenleri ikna etmek için yazıldığını düşünmektedir.






кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-12-2008, 04:43   #4 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Aforoz


DiNLeR TaRiHi
Papa 7. Gregorius Kral 3. Heinrich i aforozu


Gerek Hıristiyanlık'ta ve gerekse Musevilik'te dinin hak ve ayrıcalıklarına karşı suç işleyen kişilerin din dışı sayılması demektir. Bu ceza Hıristiyanlığın ilk günlerinden itibaren uygulanmaktadır. Ortaçağ'da Papalar aforozu bir silah gibi kullanarak kralların imparatorların bile gözünü korkutmuşlardır.

Aforoz cezasını vermeye yalnızca papalar piskoposlar bir de ruhani meclisler yetkiliydi. Aforozun kaldırılması ise ancak papayla ruhani meclisin elindeydi.

Katoliklerde iki tür aforoz vardır: Büyük ve küçük aforoz. Büyük aforoza uğrayan bir kimse bütün dini haklarını kaybettiği gibi başka Hıristiyanlarla görüşmesi de yasak edilir. Küçük aforozda ise sadece bazı haklarda kısıntı yapılır. Aforoz cezasının ayrıca sürekli ve geçici şekilleri de vardır.


DiNLeR TaRiHi
Alman Kralı 3. Heinrich


Avrupa tarihinde aforoza uğramış pekçok hükümdar vardır. Bunların en tanınmışı Alman Kralı 3. Heinrich'tir. 1077 yılında aforoz edilen kral kendisini bağışlaması için Papa 7. Gregorius'un kapısında yalınayak beklemek zorunda kalmıştır. Aforoz cezası Musevilerde de vardır. Filozof Spinoza Musevi aforozuna uğrayanların en ünlüsüdür


DiNLeR TaRiHi
Filozof Spinoza adına yazılmış bir eserin kapağındaki portresi


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-12-2008, 04:44   #5 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Afrika Dinleri


Afrika insanının dinsel dünyası Avrupalılarınkinden oldukça farklıdır. Bununla birlikte Avrupa dininin temelinde yatan birçok kavramda Mısır Hint ve Avrupa etkisini birarada görmek mümkündür. Bu nedenle de çeşitli inanç sistemleriyle dolu olan Zenci Afrika'nın dinsel yaşamını bütünüyle kavramak oldukça güçtür. Ne var ki Afrika'daki yerli dillerin yeterince öğrenilmesi ve Afrika asıllı incelemecilerin katkıları ile Afrika dinleri daha bir açıklık kazanmış dinsel olguları açıklamak için gerekli olan terim ve kavramları saptamak kolaylaşmıştır.

Afrika'daki ilkel çağdaş dinler arasında en çok Animizm Fetişizm ve Totemizm yaygındır. Özellikle Orta Afrika'da Asya'da ve Pasifik Okyanusu'nun bazı adalarında hâlâ yaklaşık olarak 140 milyon kadar insanın kabul ettiği Animizm (Canlıcılık) inanışına göre yalnız canlı varlıkları değil cansız varlıkları da birer rufa yönetir. Animizmi tabiatta insan ruhuna az çok benzer ruhlar bulunduğunu kabul eden din olarak tanımlayabiliriz. Zenci Afrika'da Animizm tslamiyetten hemen sonra gelmektedir. Yapılan istatistiklere göre Afrika'daki müslüman sayısı 102 milyon animist sayısı 95 milyon Hıristiyan (katolik protestan ve kıptî) sayısı ise yaklaşık olarak 60 milyondur.




Animizm terimini ilk kez 1871 yılında antropolog E.B. Taylor "ruhsal varlıklar" a inanma anlamında kullanmıştır. Taylor'a göre animizm tikel ruhların ölümden ya da bedenin tahribinden sonra da yaşamaya devam ettikleri inancına dayanır. Buna göre ruhlar önemle-lerine göre değişik düzeylerde bulunan ve tikel ruhlardan tanrılara kadar uzanan bir hiyerarşi meydana getirir.

Taylor "ruh" kavramının kökenini insanların rüyalarında ve hayallerinde temellendirmiştir. Ona göre ilkel insanlar özellikle uyku sırasında ruhun bedenden ayrılıp dolaştığını değişik biçimler aldığını düşünmüşler bu yüzden insanın ölümünde de ruhun ama bu kez sürekli olarak bedenden ayrıldığını sanmışlardır Çağdaş antropoloji açısından kesinlikle bilinen bir şey varsa o da birbirinden çok farklı kültür ortamlarında yaşayan insan topluluklarının tümünde "hayalet-ruh" kavramının bulunduğudur. Taylor bu verilere dayanarak "Animizm" i dinlerin evreminde bir başlangıç aşaması saymıştır.



DiNLeR TaRiHi
Animist bir Rahip

Animizm ruhun bedenden ayrıldıktan sonra başıboş kalmadığına canlı ya da cansız başka nesnelere de girdiğine başka bir deyişle "ruh gücü"ne inanır. Yalnız hayvanlar yada bitkiler değil taşlar bile ölümle bedenden ayrılan insan ruhu için birer barınak meydana getirir. Animizm inancına göre ruhun bedenden kesinlikle ayrılması için ölümü beklemek de şart değildir. Ruh geçici bir süre için bedenden ayrılıp canlı ya da cansız başka bir bedene girebilir daha sonra yeniden eski bedeninedönebilir. Dinsel anlamda fetişizm düşüncesi de bu inanca bağlanır


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-12-2008, 04:44   #6 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart


Agnostisizm


DiNLeR TaRiHi
Protagoras


Bu anlayış Tanrı'nın varlığı karşısında şüpheci bir tavır almaktır. Bu görüş İlkçağ'da Sofist filozof Protagoras tarafından öne sürülmüştür. Protagoras'a göre Tanrı'nın duyularla algılanamaması insanın ömrünün kısa oluşu Tanrı hakkında bilgi edinmeyi engeller.



DiNLeR TaRiHi
Protagoras felsefesini anlatıyor.


DiNLeR TaRiHi
Huxley

Huxley agnostisizm deyimini ilk kullanandır. Ona göre duyularımızın kavrayamadığı şeyler arasında Tanrı kavramı da vardır. Tanrı'yı duyularımızla algılayamadığımız için var olup olmadığını yargılayamayız. Agnostisizm doğrudan Tanrı'yı reddetmemekte ancak onu bilmenin mümkün olmadığını öne sürmektedir.


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-12-2008, 04:45   #7 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Animizm
Animizm doğada insan ruhuna az çok benzer ruhlar bulunduğunu kabul eden dindir. Ruh sadece insanda yoktur. Canlı cansız her şeyin ruhu vardır.

İnsan teolojik hale fetişizm ile başlamış buna iyi ve kötü ruhları sokmuştur. Sonra çoktanrıcılığa geçmiş daha az ama daha kudretli ruhları işin içine katmıştır. Ardından bu tanrıları tek bir tanrıda birleştirerek tektanrıcılığa geçmiştir.

İlkel insana göre ruh bedene veya bedenin belli parçalarına bağlıdır. Caninsanın dışına çıkabilir ama bu halde bile bedeni yönetir. Can (dış can) çalınabilir yenebilir geri getirilebilir bazen yamanabilir onarılabilir ya da yerine başkası konabilir.

Kişilik üstülük sadece bedende değil onun attığı salgılar saç tırnak sperm idrar gibi bütün atıklarında da bulunur. Onun için bu atıkların kötü niyetli bir başkasının eline geçmemesi için herkes bunları saklar. Hatta bazen buna ayak izi bile eklenir.



Kişinin gölgesi sudaki aksi ve resmi kişiliğine dahil nesnelerdir. Bu nedenle hemen tüm ilkel toplumlarda insanlar resimlerinin yapılmasına karşı çıkarlar. Hatta insanın ismi bile bu listeye dahil olabilir. Bazen giysi de kişiliğe ait sayılır.

Hayatın özü olan can bedeni terkedince insan ölür. Bununla beraber ruhun bedende kaldığına ve yaşayanlardan öç alabileceğine inanıldığından cesede büyük saygı ve özen gösterilir. Ölüler bu alemin tam tersi bir alemde yaşamaktadırlar. Buradaki her şeyin tersi ölüler aleminde geçerlidir.

Ölülerin öbür alemde yaşadığına inanılır. Bu düşünce hemen hemen evrenseldir. Yine bunun gibi evrensel olan bir başka düşünce ise ölülerin de öldüğüdür. Onlar için geçerli bir sonsuz hayat yoktur.

Animizmin başlangıcı ruhun öldükten sonra varolduğu düşüncesidir. Böylece ruh insanların etrafında dolaşan onlara müdahale eden doğaüstü bir hal alır. O zaman bu ruha adaklar adamak dualar etmek kurbanlar kesmek eylemleri başlar ki bunlar dinin temel öğelerindendir.

Zamanla sadece insanın değil hayvanların ve bitkilerin de ruhları olduğuna bunların da insanları iyi-kötü yolda etkilediğine inanılarak bunlara da tapılmaya başlanmıştır. Böylece önce atalarının ruhlarına tapan insanlar daha sonra doğaya tapmaya başlamışlardır. Her nesnede ruh olduğuna inanılmasıyla insanlarda canlı-cansız ayrımı kalkar.


DiNLeR TaRiHi
Levy-Bruhl

Bu dinin mistik yanını Levy-Bruhl şöyle anlatıyor: "İlkel zihniyetin müşterek tezahürlerinde nesneler varlıklar olaylar bizim için anlaşılmaz bir şekilde hem kendileri hem kendilerinden başka şey olabilirler. Yine aynı anlaşılmaz şekilde bir takım kuvvetler meziyetler mistik hareketler neşreder veya alırlar ki bunlar oldukları yerde kalmaya devam etmekle beraber kendilerini yine de bulundukları yerin dışında hissettirirler."

Maddi alemin dışında manâ alemi düşüncesini geliştirmişlerdir ki mistik yan budur. Bu insanların ibadetlerinin amacı; manâ ile temasa hazırlıksız oldukları zaman kendilerini ondan korumak ya da hazır oldukları zaman manânın daha fazlasını benliklerinde tutmaktır.

Rahip manâya tamamen sahip olan kişidir ve bunu istediği gibi kullanabilir. Tapınak ise manânın büyük miktarda toplandığı yerdir.

Mistik kuvvetler doğada da vardır ve insan bunlara hakim olabilir: Bir takım sözler söyleyip danslar edip değişik karışımlar oluşturarak ya da bazı ufak heykelcikler yaparak. İşte büyü buradan doğmuştur.


DiNLeR TaRiHi
Salomon Reinach

Salomon Reinach’a göre büyü Animizm’in tekniği ve stratejisidir. Bazı nesnelerde büyülü bir kuvvet vardır; felaketi kovar ve mutluluk getirirler. Büyünün iyi tarafı (rahipler yapar) ve kötü tarafı vardır (büyücüler yapar).

Bu inanışşa göre resmin heykelin dansın müziğin bütün güzel sanatların ana kaynağı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Animizm’dir.


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-12-2008, 04:45   #8 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Antoinizm



DiNLeR TaRiHi
Tanrı'ya ermişliği ülkü edinen bir dindir. Kurucusu Belçikalı bir maden işçisi olan Louis Antoine'dır. Antoine kendinde hastaları iyi etme yeteneği olduğunu ileri süren ispirtizma meraklısı bir kimseydi. Çevresine birçok çömez toplamayı başardı. Bunlar kiliseler kurdular bu kiliselerin papazları için özel üniformalar yaptırdılar. Belçika'da Fransa'nın kuzeyinde Paris'te Almanya'da Polonya'da bu dine inanmış kimselere rastlanır.

Louis Antoine 1905- 1910 yılları arasında kurduğu dinin ilkelerini kaleme almıştır. Buna göre Antoinizm insanın tanrılaşmasına madde ile maddeden doğan hastalığın yokluğuna dayanır. Akıl yavaş yavaş kaybolup yerini bilince bırakmalıdır. İnsanın Tanrı'ya karşı bağımsız olmasını gerektiren ahlâk başkalarını bu arada düşmanlarımızı da sevmemizi öğütler. Antoinizm'e göre insan ölünce ruhu bedeninden ayrılıp yeni bir bedenle ortaya çıkar. Bu din hastaların iyileştirilmesini sağlamak bakımından takdis törenlerine duaya büyük önem verir.


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-12-2008, 04:46   #9 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

DİNLER ARASI ESAS ORTAK NOKTALAR VE
DETAYLARDAKİ FARKLAR

Din kaynak itibarı ile ve mahiyet itibarı ile hayat ve biyoloji ile özdeş olduğundan o da hayat gibi sadece bir tanedir. Fakat çeşitleri ve şekilleri renkli renkli ve değişik olur; yani ihtiyaca binaen özünden birşey kaybetmeden değişik formlar ve şekiller alır.

Evet din de hayat da köken itibarı ile gaybidirler =)=)=)=)fizik asıllıdırlar. Sonsuzluk içerirler. Fakat dar dünyanın imkanlarına ve şartlarına göre şekil alırlar.

Varlık da gerçek manası ile sadece Birdir. Ortamların ve uzamın kabiliyetine göre tecelli edip şekiller alır. Fakat hiçbir zaman bu bireysel şekiller O sonsuz varlığın aslını tam manası ile temsil edemezler. Çünkü biri sonsuzdur diğerleri ise sonludurlar.
Hemen belirtelim ki; gerek varlığın gerek dinin bütün bu çeşitlerine rağmen beş temel renkte hepsi birleşirler.

1-Kutsallık...
2-Tevhid ve birliği esas almak...
3-Samimiyet ve uhreviliği esas almak...
4-Varlığın özü olan düzen ve yasayı yaşatmak...
5-Dünya ve ahirette gelişmeyi ve mutluluğu gerçekleştirmek...

Bütün semavi kitapları incelediğinizde bütün ayet ve pasajlarında bu beş temel rengi görürsünüz.

Ve semavi kitapların hiçbirinde “ dinler ” kelimesi geçmiyor. Sadece “ din ” kelimesi tekil olarak geçiyor.

Evet Allah’ın bir olduğu gibi din de hayat da birdir. Fakat dinin pratiklere geçirilmiş şekilleri olan şeriatlerde metod ve yöntemlerde çeşitlilik olabilir. Ve bu da insanlığın terakki etmesi için ilâhî bir tetiklemedir. Asıl kınanan durum dinlerin yanlış anlaşılmasından kaynaklanan milliyet haline gelen bencil davranışlardır.

Maide sûresi 48. ayetin ifadesi ile şeriatlerdeki bu çeşitlilik bir yarış kaynağıdır. Onun için milletler arasında düşmanlık olabilir. Fakat dinler ve özellikle semavi kitaplar arasında düşmanlık olamaz.
Kur’ân’ın bir çok ayetinde Yahudi ve Hıristiyanların yanlış davranışları eleştirilirken onları Tevrat ve İncil ile amel etmeye teşvik etmesi bunun kesin bir delilidir.
Az sonra bu gibi ayetlerin tefsirine geçeceğiz.

Evet Kur’ân’da dinin hakim olduğu toplum bahara benzetilir. Orada insanlar vahiy yağmuru altındadırlar. Kimi aklını kullanır ağaç olur; kimi nefsini dinler çürür gider. ( Bakınız Rum sûresi 24. ayet )
Tabiatta olduğu gibi; bu bahar ortamının da dört ana rengi vardır. Ortadoğu ortamında bunlar sırası ile;
Yahudilik Hıristiyanlık Mecusilik ve İslam’dır.

Diğer dünya kıtalarında bu hakikatlerin ismi değişik olmakla beraber mahiyetleri birdir.
Yahudilik dinin maddi yapısının şeriatın egemen olduğu oluşum demektir.
Hıristiyanlık ihlasın maneviyatın ve ruhaniliğin egemen olduğu toplum demektir.
Mecusilik her iki tarafı kabul etmekle beraber zaman ve zeminin yetersizliğinden onları birleştirmeye muvaffak olamamaktır.
İslam ise kelimenin de ifade ettiği gibi bu iki ucu birleştirip barıştırmak demektir. Fakat dünyadan ziyade ahireti esas aldığı için Hıristiyanlar Müslümanlara Yahudilerden daha yakındırlar diye Maide 72’de mealen bildiriliyor.
Demek bu gibi ayetlerde Yahudi milletine bir düşmanlık yapılıyor değildir.
Ve tarihte de Yahudiler ve Müslümanlar birbirlerine çok az düşmanlık etmişlerdir.

Büyük ağabeyim Cemal Uşak benden dinler arasındaki ortak noktalar ile ilgili bir kitap yazmamı istedi. Ben cevaben “ Ayrı noktalar yoktur ki ortak noktalar kalsın ” dedim. Fakat sonra onu haklı gördüm. Çünkü Maide sûresinde bu konuda 15 – 20 ayet var ki yanlış anlaşılıyor. İşte biz bu makalede sadece bu ayetlerin tefsirini yapıp bu makaleyi bitirmeye çalışacağız.

Hemen hatırlatalım ki; inanç esasları birdir pratikleri de on emirden başka bir şey değildir. Fakat işler kurumlaşınca Havra ve Kilise ve Cami kurum olarak devreye girince gerekçesiz şekiller ve formaliteler devreye girmiştir... Hz. İsa’nın bu konuda Ferisilere yaptığı şiddetli karşılık gibi; Hz. Muhammed de Yahudilerin çoğuna ve Hıristiyanların bir kısmına şiddetli muhalefet etmiştir.
İşte zaman ve zemine göre oluşan bu ıslah hareketlerinin etbalarınca terörizme ve antisemitizme kaynak oluşturmaması için bu konudaki ayetleri sırası ile tefsir edeceğiz. İncil’deki yanlış anlaşılan noktaları ise “ İlmî ve Edebî Açıdan İncil ” kitabımıza havale ediyorum.

Madde 1: Ortak imanın yüceliği...
Maide 5: ( Mealen )
“ Dindarların birbirinin yemeklerinden yemeleri ve eş almaları helaldir. Burada bağ imandır. Kim imanın bu yüce değerini inkar ederse onun bütün yaptıkları boşa çıkar ve ahirette zarar edenlerden olur.”
Maide 69’ da ise bu imanın ölçüsünü anlatıyor:
“ Müslümanlardan Yahudilerden Sabiilerden Hıristiyanlardan kim Allah’a ve ahirete inanırsa ve yararlı işler yaparsa onlara ne korku vardır ve ne de üzülürler.” ( Yani cennetliktirler ve Allah’ın dostudurlar. )[1]

Madde 2 : Hiçbir millet bütünüyle lanet edilmiş değildir.
Burada not olarak Maide 78.- 81. ayetler ile Maide 12.-13. ayetlerdir.
Hemen belirtelim ki “ Benî İsrail kavramı küçük çapta ve ilk gerçek örneğinde Yahudiler iken daha sonra dindar medenî milletler manasında kullanılmıştır. Bu mesele Kur’ân’ın bir çok ayetinden ve Tevrat’ın birçok babından anlaşılıyor. ( Bkz. Geçmiş ve Gelecek Arasında Tevrat kitabımız )

Maide 78:
“ Benî İsrail’den kâfir olanlar Davud ve İsa ibn-i Meryem dili ile lanetlendiler. Çünkü isyan ediyorlardı azıyorlardı.”
Bu ayette 4-5 önemli ipucu var:
a ) Bütün Benî İsrail lanetlenmiş değildir. Sadece kâfir olanları lanetlenmiştir.
b ) Neden Davud ve İsa dili ile?.. Çünkü Davud dindar devleti ve dindar dünyayı temsil ediyor. İsa ise maneviyatı ve uhreviliği temsil ediyor.
Demek medenî bilgili milletler kâfir olunca hem dünyadan hem de ahiretten mahrum kalıyorlar yani lanetlenmiş oluyorlar. Lanet kelime olarak mahrumiyet demektir.
c ) Dar manası ile Yahudiler tarihte Davud (A.S.)’ ı tam dinlemedikleri gibi vahiy ve kelam olarak değil insanoğlu olarak peygamber İsa’yı da ( Meryem oğlu Mesih ) tam dinlemedikleri için 2500 senedir çekiyorlar.
d ) Bir millet dindar bir devletin ve mistik bir hareketin emri altına girmezse isyankârlığa mahkum olur


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 07-12-2008, 04:47   #10 (permalink)
 
кєℓєвєк - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Ayet 79:
“ İğrenç şeylerin işlenmesini gözleriyle gördükleri halde birbirlerini engellemiyorlardı. Çok iğrenç bir duruma düşmüşlerdi.”

[1] Bakınız Yunus sûresi 62. ayet

Ayet 80:
“ Yöneticilerini dinsizlerden seçiyorlardı. Ve dinsizlerle dost oluyorlardı. Onun için dünyayı bozacak işlere talip oluyorlardı. Ve Allah’ın gazabını celb ediyorlardı...”
Ayette geçen “ tevelli ” kelimesi siyasi otorite seçmek demektir.

Ayet 81:
“ Eğer bunlar Allah’a ve peygambere inanmış olsalardı kâfirleri başlarına lider seçmezlerdi dinsizlerle dost olmazlardı.”

Ayet 82:
“ İşte böyle olan Yahudiler dinsizler kadar Müslümanlara düşman olacak; Hıristiyanlarda ise - ruhanilik ve papalık esas olduğu için - onlar böyle bir duruma düşmeyeceklerdir. ”

Ayet 12:
“ Benî İsrail’den vahiy ile söz aldık ve onlardan 12 kabile – Millet Mezheb Tarikat – seçtik. Onlar da bu hizmete karşı cenneti hak ettiler.
Fakat bu sözlerinden cayanların kalbi katılaştı kitaplarının manaları ile oynamaya çalıştılar. Kendilerine ders çıkarmadılar ve hainlik yaptılar. Bununla beraber ( ey elçi ) sen onları affet onlara yumuşak davran. Çünkü Allah iyilik yapanları sever. ”

Ayet 14: ( Mealen )
“ Hıristiyanlardan da Hıristiyan olduklarını iddia edip de Yahudileşmiş olanlar vardır.”

Ayet 43: “ Seni nasıl hakem seçerler. Halbuki Tevrat yanlarındadır. İçinde Allah’ın hükmü yazılıdır. Yine bundan sonra da yüz çeviriyorlar. İşte bunlar asla inanmış değildir. ”

Ayet 44: “ Şüphesiz Biz Tevrat’ı indirdik. Onda hidayet ve nur vardır. İslam olmuş peygamberler Yahudi milleti için onunla hüküm verirlerdi. Rabbaniler ve Allah’ın kitabından koruyabildikleri kadarıyla – ki o kitabı tam korumakla yükümlü idiler- Yahudi alimleri de onunla hüküm verirlerdi. ( O kitapta demiştik ki: Ey hakimler!) Sakın insanlardan korkmayın yalnızca Ben’den korkun ve ayetlerimizi ucuz bir fiyata satmayın. ( Ve bilin ki ) kim Allah’ın hükümleriyle hüküm vermezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir. ”

Ayet 45: “ Ve Tevrat’ta Yahudiler üzerine yazdık ki; cana can göze göz buruna burun kulağa kulak dişe diş ve yaralanmalarda kısas vardır. Kim hakkını bağışlarsa o onun günahları için bir keffarettir. Artık kim Allah’ın hükümlerini uygulamazsa onlar zalimlerin ta kendileridir. ”

Ayet 46: “ Peşlerinden Meryemoğlu İsa’yı elindeki Tevrat’ı tasdik edici olarak gönderdik. İçinde nur ve hidayet olan önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak kendini koruyanlar için vaaz hidayet verici olan İncil’i ona verdik.”

Ayet 47: “ Artık İncil ehli Allah’ın İncil’de indirdikleriyle hükmetsinler. Kim ( İncil’deki ) o indirdikleri ile amel etmez onun yol göstermesine kulak asmazsa işte onlar fasıkların ta kendileridir.”

Ayet 48: “Ve sana da hak ve hakikat ile dolu önündeki ( semavi ) kitapları doğrulayıcı ve koruyucu olarak Kur’ân’ı ( kitabı ) indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdikleriyle hükmet. Sana gelen hak ve hakikatten vazgeçip onların heva ve heveslerine uyma. Sizden herbirinize ayrı bir şeriat ve yol tayin etmişiz. Eğer Allah isteseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleri konusunda sizi denemek için ( ayrı ayrı ümmetler kılmıştır. ) Artık iyilik ve hayratta yarışın. Hepiniz Allah’a döneceksiniz. O sizin ihtilaf ettiğiniz konuların ( hakikatini ) size haber verecektir.”

Ayet 49: “ Ve onlar arasında Allah’ın indirdikleriyle hükmet. Onların hevalarına uyma ve Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni vazgeçirmelerinden kendini koru. Eğer Allah’ın hükümlerini kabul etmeyip sırt çevirirlerse bil ki bu günahlarından dolayı Allah’ın onlara musibet vermek istiyor olmasındandır. Şüphesiz insanların çoğu fasıktırlar. ( İlâhî yasalara uymazlar.) ”

Ayet 50: “ Yoksa Cahiliyyet ( ve vahşet ) yasalarını mı istiyorlar?! Halbuki araştıran bir toplum için kim Allah’tan daha güzel hüküm ve yasa koyabilir? ”

Ayet 51: “ Ey iman eden Müslümanlar! Böyle olan Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalim olan bir topluma doğru yolu göstermez. ”
Bu dokuz ayet ile 66.-70. ayetler Yahudileri ve Hıristiyanları kitapları ile amel etmelerine teşvik ediyor onların dindar müslümanları bırakıp dinsiz komünistlerle müşriklerle işbirliği yapmalarını kınıyor.
Ve böyleleri ile Müslümanların işbirliği yapmalarını ve dostluk kurmalarını yasaklıyor.
İşte siz de ayetleri aynen okuyabilirsiniz.
Şimdilik sırası ile dinler arasındaki temel noktalara temas edelim:

Birinci Etap: İman.
1-Allah’a iman
2-Meleklere iman
3-Vahye iman
4-Ahirete iman
5-Peygamberlere uymanın gerekliliğine iman
6-Kadere teslimiyete iman

İkinci Etap
On emir bütün ortak değerlerdir.
1-Adam öldürmemek
2-Zina etmemek
3-Sarhoş olmamak
4-Haksız kazanç elde etmemek
5-Ana- babaya karşı gelmemek
6-Yalan yere yemin etmemek
7-Yalancı şahitlik yapmamak
8-Allah’a şirk koşmamak
9-Hırsızlık yapmamak
10-Kesin delil olmadan yargılamamak iftira etmemek...

Üçüncü Etap
1-Bütün peygamberler miracı yaşayıp Allah ile müşerref olmuşlardır.
2-Bütün dinler ataerkildirler. Kendilerine din gelmeyen vahşiler anaerkildirler.
3-Dinler arasında bölücülük yapmak bütün dinlerde yasaktır. Bu konuda İncil ve Kur’ân’da birçok ayet vardır.
Geri kalan noktalar için Hz. Muhammed’in bir sözünün açıklamasını ve ehl-i kitapla alakalı ayetlerle ilgili bir makalemi ve İncil ile Tevrat üzere yazdığım kitapların girişlerini size sunuyorum. Sanırım yeteri kadar izahat olacaktır. Bu konuda Yahudiler ile Hıristiyanların ve Müslümanların çatışmasını önleyecek yeterli cevaplar vardır.


кєℓєвєк isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


DiNLeR TaRiHi

DiNLeR TaRiHi konusu, Eğitim ve Öğretim / Tarih forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: seytan sekilleri, dinlerin evrensel öğütleri, şimşek maknu, hz adem in ayak izi, seytanin sekilleri, şeytan, dinler tarihi, tanrıların ayak izleri, dinler ve evrensel öğütleri, seytan, şeytan resmi, adem in ayak izi, şeytan şekilleri, şimşek makğünu, wwwbakimliyizcom 30222 dinler tarihi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Modanın Tarihi Bkmlyz Moda Hakkında Herşey 0 01-11-2008 10:45
Hamamın Tarihi nimlahza Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 27-10-2008 01:00
Meditasyon ve Dinler Bkmlyz Alternatif Tıp 0 21-05-2008 06:30

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 06:06 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats