bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Tarih

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 18-04-2010, 05:02   #1 (permalink)
 
mormavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri...

Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri...
Çanakkale'nin insan yüzleri
Düşmanına hediye gönderen Türk askeri Osmanlı için savaşan ve ölen gayrimüslimler. Çanakkale insan hikâyeleriyle de bir destan...

Modern zamanların ilk en kanlı muharebelerinden biri olan Çanakkale Savaşı'nın ardından 93 yıl geçti. Her büyük savaş gibi Çanakkale'nin ardında da taraflar kendi tarihlerini olmasını arzuladıkları olaylarla gerçekleri harmanlayarak yeniden kaleme aldılar.

Araştırmacı Ayşe Hür Taraf gazetesinin pazar günkü sayısında savaşın efsanelerini gerçeklerini ve her şeyi tüm çıplaklığıyla anlatan insan hikâyelerini kaleme aldı. Hür'ün yazısında zayiat kavramının yanlış yorumlanmasından dolayı 250 bin olarak dillendirilen şehit sayısının Genelkurmay'ın verilerine göre 57 bin 263 olduğu bu rakama Osmanlı saflarında savaşırken ölen gayrimüslimlerin de eklenmesi gerektiği belirtilirken muharebelerle ilgili şu ayrıntılara yer veriliyor: Çanakkale önlerine üzerlerinde 'Türk Lokumu' Harem'e' 'İstanbul'a' yazılı pankartlar asılmış gemilerle gelen askerlerin birçoğu kıyıya bile çıkmayı başaramadan Türk topçusu ve mitralyözlerinin hedefi olarak denizde can verdi. Teğmen R. B. Gillet çıkartma anında yaşadığı korkunç manzarayı daha sonra defterine "... Filikaların içleri parçalanmış cesetlerle doluydu. Filika ile kıyı arasında cesetlerden bir iskele vardı. Ölülere basmadan kıyıya çıkmak mümkün değildi ve koyun suları kandan kıpkırmızı kesilmişti" cümlelerini not düşüyordu.

ÖLÜM KOKUSUNU ATAMAZSIN
Türk topraklarına ayak basmayı beceren İtilaf ordusu askerlerinin ilk görevi siper kazmaktı. Türk savunmasının yarımadayı boydan boya saran dikenli telleri işgalcileri adeta bir ahtapot gibi bacaklarından kollarından yakalıyor onlar kurtulmak için çırpındıkça daha çok sarıyordu. İleriki günlerde Türk savunmasından kurtulup kara parçasına mevzilenen İtilaf Ordusu askerleri yaşadıkları karşısında ölen arkadaşlarının kendilerinden daha şanslı olduklarını anlayacaklardı: "Bu berbat koku da ne? diye sordum. 'Siperimizin önünde yatan ölüler' dedi. 'Bizim önümüzde Hant ve Worcester'lardan 700 sağda da Anson Taburu'ndan 800 kişi yatıyor.' Orası iki mil ötedeydi ve koku bizim bulunduğumuz yere kadar geliyordu. Eğer ölü bir fare koklamışsan işte onun yüzlerce ve yüzlerce katı berbat bir koku. Bu ölüm kokusunu içinden çıkarıp atamazsın. Onu hala hissediyorum..." İki ordunun askerleri mertçe savaşıyorlar gözlerini bile kırpmadan birbirlerini öldürüyorlardı ancak insanlıklarından hiçbir şey kaybetmemişlerdi. Avusturyalı ve Yeni Zelandalı askerler ileriki yıllarda Türklerin bu insancıl yanlarını dile getirdiler: "Çanakkale'de bir gün bizim dini bayramımızdı. O günü neşe içinde geçirmek ve eğlenmek istiyorduk. Ama harp halinde bulunduğumuz için bunu imkansız görüyorduk. Son çare olarak Türklere bir elçi gönderip onlardan bugün olsun ateş açmamaları için söz aldık. Ama hile olup almayacağı kuşkusu içindeydik. Bununla beraber eğlencemize devam ederken hediye getirdiğini söyleyen bir Türk elçi geldi. Bize adına 'ayran' dedikleri içeceklerini göndermişlerdi."

Kanlı cephenin futbolcu kahramanları
Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri... Gazeteci-Yazar Ali Sami Alkış Çanakkale Savaşı'nda düşmanla mücadeleleri sırasında şehit olan yaralanan ve esir düşen futbolcuların çarpıcı hikâyelerini kaleme aldığı kitapta anlattı. Yarımada yayınevinden çıkan "Çanakkale'de Şehit Düşen Futbolcular Yedi Kandilli Avize'' adlı kitapta Çanakkale Cephesi'nde Galatasaray'ın 23 Fenerbahçe'nin 5 ve Beşiktaş'ın da 2 futbolcusunun şehit olduğu belirtiliyor. 1. Dünya Savaşı sırasında ise Galatasaray Fenerbahçe Beşiktaş ve Ankaragücü'nün toplam 70 futbolcusunun çeşitli cephelerde şehit düştüğü ifade ediliyor. Galatasaray'da kayıtların düzenli tutulması nedeniyle şehit futbolcu sayısının fazla gözüktüğü Beşiktaş'a ait kayıtların işgal yıllarında kulübün Rumlar tarafından yağmalanması sırasında Fenerbahçe'ye ait kayıtların ise kulüp binasında çıkan yangında tahrip olduğu belirtiliyor. Kitapta maça beklenirken şehit haberi gelen Fenerbahçeli Arif ve siper arkadaşı futbolcuların hikâyelerine de yer veriliyor.

Mustafa Kemal'in itaatsizliği zaferi getirdi
Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri... Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı'nda Osmanlı Ordusu'nu yöneten Liman von Sanders'in emri altında bir subaydı. Mustafa Kemal 19. Tümen komutanı olarak Eceabat-Seddülbahir bölgesinin savunmasını yapıyordu. 25 Nisan'da kara harekâtı sırasında 9. Tümen Komutanı Halil Sami Mustafa Kemal'den bir tabur asker yardım talebinde bulunur. Ancak bir askeri deha olan Mustafa Kemal bu emre uymaz ve kendi planını uygulamaya sokar ve sonuçta önemli başarılara imza atar. Emre itaatsizlik her ne kadar ordu içinde rahatsızlık yaratsa da Liman von Sanders bu başarılı askere sahip çıkar onu albay rütbesine terfi ettirir.

Mavi deniz kıpkırmızıydı
İngiliz albay: Denizin sahilden 50 metre açığına kadarki kısmı kandan kıpkırmızı kesilmişti...

DUBLİNLİLER TÜRKLER'İN ATEŞİ İLE BİÇİLDİ
Çanakkale'de karşı cepheden savaşanların tarihe düştükleri notlar; yokluk açlık ve hastalık pençesindeki Türk askerinin savaşta nasıl devleştiğini gözler önüne seriyor

Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri... Anzak Yüzbaşısı David French
Filikalar River Clyde gemisinden herhangi bir ateşle karşılaşmadan ayrıldılar. Kıyıya sabah saat 6 sularında yaklaşmaya başladık. İlk filikalar kıyıya 20 metre kadar yaklaştığında Türkler önce bir el ateş ettiler. Ve bunun ardından kıyamet koptu ve açık filikalardaki Dublinliler biçilmeye başlandı. River Clyde gemisinin açık kapaklarının ardından inmeyi bekleyenler onların kapana kıstırılmış fareler gibi öldürüldüklerini izliyorlardı. Filikalardaki 700 askerin sadece 300'ü karaya çıkabildi. Ve onların çoğunun da yaralı olduğunu gördüm...
(Anzak Koyu 25 Nisan 1915)

İngiliz Hava Komodoru Albay Sampson
Seddülbahir üzerinde uçuyordum. Aşağıya baktığım zaman durgun mavi denizin sahilden 50 metre açığına kadar olan kısmının kandan kıpkırmızı kesilmiş olduğunu gördüm...
(Ertuğrul Koyu Gözlem Raporu'ndan 25 Nisan 1915)

Anzak Yüzbaşısı Guy Geddes
River Clyde'den inerkenarkamdaki askerler teker teker vuruldular. Beş yerinden yaralanan Teğmen Watts yattığı yerden askerleri "Yüzbaşınızı izleyin" diye teşvik ediyordu. Dublinliler Taburu'ndan Yüzbaşı French daha sonra beni 48 kişinin izlediğini ve hepsinin vurulduğunu söyledi.
(Anzak Koyu 25 Nisan 1915)

Gazeteci ve Yazar Aspınal Oglander
Türkler'in savunma düzeni son dakikaya kadar terk edilmiş gibiydi. Fakat River Cleyde gemisinin karaya oturmasıyla çıkarma filikalarının kıyıya birkaç metre yaklaştığı sırada biri adeta katliam emrini verdi. Birdenbire bir cehennem boşandı. Ateş kasırgası sahile sokulan filikaların üzerinden limanın durgun sularını binlerce kamçıyla kamçılıyormuş gibi geçti. İlk birkaç saniye içinde kıran geçmişçesine zayiata uğratıldık. Kıyıları yalayan dalgacıklar kana boyanmıştı. Filikalardan bazıları içinde bulunanların hepsi ölmüş durumda umutsuz bir halde suların seyrine kapılmış gidiyordu. Ertuğrul Koyu'na yapılan çıkarma harekâtı işte bu şekilde ve saat 9'dan biraz sonra kesin olarak durduruldu.
(Ertuğrul Koyu 25 Nisan 1915)

Bir devin yeniden uyanışının öyküsü
Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri... Bu öykü 213 bin 882 şehidimizin kanı ile yazılmış bir destan öyküdür. Bazı yetersiz ve yeteneksiz devlet adamlarının bir yerde kendi ihtiraslarına kapılarak Türk milletini sürükledikleri bu acımasız savaşın başlangıcı Birinci Dünya Savaşı fitilinin ateşlendiği tarihten iki ay sonraya dayanır. 10 Ağustos 1914'te İngiliz Donanması'ndan kaçarak Çanakkale Boğazı önlerine gelen Goben ve Beslawadlı iki Alman savaş gemisinin Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın yazılı emri ile direklerine Türk bayrakları çekilmesi denizcilerine Türk denizci kıyafetleri giydirilmesi ile Osmanlı kendini savaşın içinde bulur. Bir de bu gemiler yine Enver Paşa'nın emri ile Karadeniz'e açılır ve savaşa katılmamıza sebep olan Alman"Geoben" -Yavuz Zırhlısı- Ruslar'ın bu denizdeki limanlarını bombalar.

JEST İÇİN ÖLDÜLER
Zaten kısa bir süre önce Balkan Savaşı yenilgisinden çıkan Avrupalılar'ın deyimi ile "Hasta Adam" kendisini birçok cephedeneredeyse tüm genç erkek nüfusunun yok oluşu ile noktalanacak çok acıklı bir macera içinde bulur. Bu macera sırf Alman çıkarlarını savunmak ve küçük bireysel tatminler peşinden koşmak uğruna başlar. O kadar ki aciz ve küçük hesaplar peşinde koşan Osmanlı yönetimi sırf Avrupa'da Almanya karşısında savaşan Rus güçlerini zayıflatmak gayesiyle 22 Aralık 1914'te Sarıkamış harekatını başlatır. Ve yaptığı bu savaşa katılmamıza sebep olan Alman "Breslau"-Midilli Zırhlısı- için üstlenilen bu sözde jest karşılığında 90 bin Türk gencini Allahuekber Dağları'nda karlar ve buzlar arasına gömer.

BOĞAZ'A İLK BOMBA
İngilizler de Süveyş Filistin Hicaz Yemen gibiyerlerdeki Türk Ordusu'nun baskısını güçsüzleştirmek ve kaldırmak gayesi ile o zamanların Denizcilik Bakanı olan Churchil'in baskıları ile Çanakkale Cephesi'ni açarlar. Boğaz'a ilk saldırıları3 Kasım 1914'te yapılan Seddülbahir Kalesi bombardımanı ile başlar. Churchil'in 25 Kasım 1914'te İngiliz Savunma Konseyi'nde yaptığı konuşma dikkat çekicidir: "Osmanlı'nın ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Daha dünkü Balkan Savaşı bozgunu bunun kanıtı değil mi? Donanmamız bir vuruşta Çanakkale Boğazı'nı ele geçirebilir. Topkapı açıklarında görünmesi bile bu hasta adamın ellerini havaya kaldırıp teslim olması için yeter deartar bile." İngiliz kuvvetlerinin başı General İan Hamilton daşöyle der: "Bir İngiliz denizaltısının Çanakkale'yi geçip Gelibolu'da göründüğünü ve üç defa işaret verdiğini varsayalım hemen Seddülbahir'deki Türk Kuvvetleri tabanı kaldırıp Bolayır yoluyla İstanbul'a kaçarlar." Tarih; 18 Mart 1915... Amaçları; İngiliz ve Fransız donanmalarının önce Amiral Carden ardındanda Amiral De Robek komutasında Çanakkale Boğazı'nı geçip İstanbul'u işgal etmektir.Deniz güçleri 19 Şubat 1915'ten 7 Mart'a kadar özellikle Boğaz girişinde Seddülbahir ve diğer bölümleri 11 kez bombalar. Esas saldırılarını da 18 Mart saat 11.30'da başlatır. Tüm bu saldırıları karşılayan Türk deniz ve kara güçlerinin bombardımanları sonunda İngiliz ve Fransız donanmaları akşam saat 18'de Bouvert İrresistible Ocean zırhlıları ile binlerce askerini Boğazın derin ve soğuk sularına gömerek geri çekilmek durumunda kalırlar. İşte her yıl kutladığımız 18 Mart zaferinin başarı öyküsü budur...

Askerler kaçıyor
Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri... Çıkarma gemisi komutanı General Stopford Hamilton'a gönderdiği mesajında komutasındaki askerlerin panik halinde olduğunu bildirdi

Osmanlı yönetimi 25 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı ve Gelibolu yarımadasını savunacak 5'inci Türk Ordusunun Komutanlığına Alman Mareşal Liman Von Sanders'i getirerek bu savaşın bir Osmanlı savaşı olmaktan çok bir Alman-İngiliz çıkar savaşına dönüşmesine adeta çanak tutar. Aradan bir ay geçer ve 25 Nisan 1915 tarihinde aynı güçler Gelibolu yarımadasına asker çıkararak yeniden şanslarını denemek isterler. Ancak unuttukları çok önemli bir şey vardır. Çanakkale'deki Türk Ordusu sadece Alman Mareşal demek değildir. Hesaba katmadıkları Türk komutanlar onlara tarihlerinin en acı yenilgisini tattıracaklardır.

GÜNLÜKTEN
Nitekim Çanakkale düşman güçleri Komutanı İan Hamilton'un günlüğüne şu cümleleri düşüyor: "Akşamüstü Ertuğrulkoyunun açıklarına geldik. Gördüğümüz manzara şuydu: Çıkarma yerinin etrafı dehşetli ateşimizle çevrelenmiş lakin donanmamızın en ağır topları Türk siperleri üzerinde ancak bir konfeti etkisi yaratıyor. River Clyde nakliye gemimiz 100 metre gibi pek yakın mesafeden şiddetli piyade tüfeği ateşine maruz. Karaya ayak basan birliklerimiz kum tepelerinin arkasında yere yapışmışlar başlarını bir santim kaldıramıyorlar. Akşam hava kararmak üzereyken Quine Elizabeth 38'lik toplarıyla o kadar dehşetli bir ateş açtı ki koca gemi baştan başa zangır zangır titriyordu. Bu dehşetli ateş saatlerce sürdü. Fakat Türkler'in Piyade tüfeği sesleri kesilmedi."
(Ertuğrul Koyu 25.Nisan.1915)

HAMİLTON'DAN HARBİYE NAZIRILORD KİTCHENER'E TELGRAF
İstemelyerek de olsa Çanakkale Boğazının savaş gemileriyle zorlanamayacağı sonucuna varıyorum. Belki bir zamanlar bu mümkün olabilirdi. Eğer benim birliklerim buna katılacaklarsa bu bek-endiği gibi destek verme şeklinde olmamalıdır. Ordunun rolü yalnızca tabyaları yıkacak bir çıkartma birliğinden fazla olmalı. Kararlı hazırlıklı donanmaya yolu açacak ve tüm gücüyle savaşacak bir operasyon olmalı.
(Çanakkale 18.Mart.1915)

GENERAL STOPFORD'TANHAMİLTON'A MESAJ
Askerler birlikler artık savaşma ruhuna sahip değil. Ağır bombardıman ya da tüfek ateşi karşısında ilerlemiyorlar. Hücum için atılganlık göstermedikleri gibi en basit bir düşman saldırısında geri dönüp uzun süre kaçıyorlar. Askerlerin çoğu da sağda solda saklanmaktalar.
(Anafartalar 11 Ağustos1915)

İNGİLİZ BİNBAŞI ARTHUR MİLLES
O gün hayalimde deniz kuvvetlerinin bize Çanakkale Boğazının yolunu açarak yapacağı bombardıman eşliğinde Gelibolu Yarımadasından yukarı Marmara sahillerini geçeceğimizi ve küçük bir çatışmayı takiben Konstantinopolis'e ulaşacağımızı ve orada Rus Ordularıyla buluşarak İmparatorluğun iç taraflarına gireceğimizi canlandırıyordum.
(Ertuğrul Koyu 25.Nisan.1915)

ANZAK TEĞMEN R.B.GİLLET
Gözlerimin önündeki manzarayı anlatmak olanaksızdı. Filikalar şimdi hemen hemen birbirlerine yanaşmış olarak kıyıya kadar uzanıyordu. İçleri parçalanmış cesetlerle doluydu. Sonuncu filika ile kıyı arasında cesetlerden oluşmuş bir iskele vardı. Ölülere basmadan kıyıya çıkmak mümkün değildi ve koyun suları kandan kıpkırmızı kesilmişti. .
(Anzak Koyu 25.Nisan.1915)

Çanakkale'de kanla bir destan yazıldı
Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri... Eylül 1915'te İngiliz Harbiye Nazırı Lord Kitchener'in şifreli bir mesajı ile işgalci güçler Çanakkale'den çekilme kararı aldı. Aralık ayında da Mustafa Kemal Alman komutanla arası açılınca cepheyi terk etti

Albaylığa terfi eden Mustafa Kemal'in 10 Ağustos 1915 günü Conk Bayırı'nda yaptığı baskın sonucunda Arıburun ve Seddülbahir cephelerindeki düşman güçlerinin tüm zafer hayallerinin sona ermesi ile 24 Eylül 1915 tarihinde İngiliz Harbiye Nazırı Lord Kitchener'in şifreli bir mesajı ile Çanakkale Cephesinden çekilme kararı alınır. Bunun ardından Alman Komutanla olan anlaşmazlığı üzerine Mustafa Kemal 10 Aralık 1915 tarihinde Çanakkale'den ayrılır. Düşman güçleri de 20 Aralık 1915 tarihinde Arıburun ve Anafartalar Cephesini 9 Ocak 1916 tarihinde de Seddülbahir Cephesini terk ederler ve 213 bin 882 Türk 47 bin Fransız 205 bin İngiliz/Hintli/Avustralyalı Yeni Zelandalı (Anzak) / Senegalli kayıpla noktalanan dünyanın en büyük savaşı olarak tarihe geçer.

ZAFERİN ARDINDAN
Tarihe "Çanakkale geçilmez" deyimini yazdıran bu savaş Türk insanı üzerinde nasıl sonuçlar üretmiştir. Bir de buna bakalım:
1. Çanakkale Savaşı Türk Milletine bir "Mustafa Kemal" kazandırmıştır.
2. Çanakkale Savaşı yeni bir millet olabilmenin ulusal bilincini ortaya çıkarmıştır.
3. Millet olma bilincinin tıpkı 11.Kasım.1914 tarihinde ilan edilen "Cihad-ı Ekber" den öte bir değer taşıdığı gerçeğini gözler önüne sermiştir. Çünkü bu savaşta düşman güçleri arasında çok miktarda Asyalı ve Afrikalı Müslüman asker savaşmıştır. Hatta hatta karşılıklı ölen bu askerlerin bir çoğunun üzerlerinde Kuran-ı Kerim'e çok rastlanmıştır. (Bu Kuran-ı Kerim'ler halen Çanakkale Conk Şehitler Abidesi'nin altındaki müzede bulunuyor.)
4. Bu savaşın ve ürettiği sonuçların bilincinde olan özellikle İngiliz güçleri Ulusal Kurtuluş Savaşı içinde doğrudan rol almaktan kaçınmışlardır. Özet olarak Çanakkale savaşları; Türklüğün bir millet olma bilinci ile ön plana çıktığı şeref ve namusunun kurtarıldığı ulusal benliğine kavuştuğu Türkün yalnız kendine güvenmesi gerektiği gerçeğine ermesi bakımından bugünkü güzel Türkiyemiz'in ortaya çıkması bakımından acı ve kanla yazılmış bir destan olarak tarihimizdeki şanlı yerini almıştır.

Anzak askeri Franklin Morst
Türkler'e doğru sesleniyorduk. Onlar siperlerin üzerine oturup konuşuyorlardı. Bizimkilerden birisi karşı tarafa gidip onlardan bir sigara tabakası aldı. Onlara not göndereceğimiz zaman teneke bir periskopa taşla vuruyorduk. Onlar da bize teleskop sallayıp cevap verirlerdi. Bir başka gün bir Alman subayı Türk siperlerine yaklaşıyordu. Türkler bizimkilere siperlerine girmelerini işaret etti.Bizimkiler hemen siperlerine girdiler. Biraz sonra ise makineli tüfek ateşi başladı. Doğaldır ki kimseye bir şey olmadı. Bu Türk'ün savaşırken dahi ne kadar adil olduğu hakkında bir fikir verebilir.
(Gelibolu 12 Eylül 1915)

Anzak askeri Thomas Ernest
Hemen yanımda benden 4/5 metre ötemde bizim çocuklardan 14 tanesinin taşlaşmış cesetlerini görüyordum. Çok kötü bir manzara. Daha dün neşe ve hayat dolu olan bu insanlar bu çocuklar şimdi ortalıkta yatıyor. Soğumuş vücutlar cam gibi gözler. Yüzler hüzünlü ve toprağa bulaşmış. Kim bilir kimin yavrusu. Tanrıya şükürler olsun ki sevenleri onları bu halleri ile görmüyorlar. Ölüler ve donmuş kanları nedense bir yerlerden sızıyor. Tanrım bu ne biçim görüntü. Yanımda duran Binbaşı bana "İşte Kazandık" diyor. Ulu Tanrım... Kazanmak; elimi uzatsam dokunabileceğim kadar yakınımda yatan cesetlerin yanında ne anlamı var kazanılan bu zaferin.
(Gelibolu 28 Nisan 1915)

İngiliz çıkartma gemisi kaptanı Edward Toms
Benim teknemin sahile yanaştığı yerde çok sağlam dikenli teller vardı. Askerler botlarda ya da sahile yüzerken vuruluyorlardı. Belimekadar suya girdim bir kayaya çarpıp tökezledim. Çıkıp sahile doğru koşarak dikenli tellerin altına yattım. Dikenli tellerin önü artık hareketsiz kalmış bir sürü askerle dol-muştu. Yukarılardan aşağıya siperlerden makineli tüfeklerden ateş yağarken sağdaki siperlerden debizlere ateş ediliyordu. Çıkan sesler müthiş görüntü ise korkunçtu.
(Anzak Koyu 25 Nisan 1915)

İngiliz asker Ernest Hotpoint
Saat onbirde hareket ettik. Tek sıra halinde açık bir arazideydik. Birden önümüze çıkan bataklığı geçmemiz emredildi. Türklerin müthiş ve öldürücü ateşiyle çok kayıp verdik. Görünürlerde hiçbir siper yoktu. Türkler makineli tüfekleri çok iyi bir şekilde gizlemişlerdi. Korkunçtu. Her hamleden sonra daha az sayıda asker doğrulabiliyordu. Biz ise körlemesine ilerlemeye çalışıyorduk. Ancak hiçbir şey değişmedi. Her yönden ateş ediliyor ve biz ise ne bir siper ne de bir Türk görebiliyorduk. Eğer bir Türk görebilseydik hiç değilse gidebileceğimiz yönü belirleyebilecektik.
(Gelibolu 26 Nisan 1915)

Anzak askeri Harold Boughton
Arkadaşım Onbaşı Dean'la birlikte iki boş peksimet tenekesini siperin duvarına dayamış oturuyorduk. Başımızın üstüne battaniye onun da üzerine muşamba gerip bütün gece su dizlerimize kadar çıktığı halde birbirimize sarılarak öylece oturduk. Gidecek bir yer de olmadığından sabahı orada ettik. Hareket edebildiğimizde üzerimizdeki battaniye ve muşambaları sanki oluklu tenekeymiş gibi kaldırıyorduk. Ayaklarımız suda donmuştu. Çevremizdeki arkadaşlar inleyip ağlıyorlardı. Ateş basamağındaki nöbetçilerden bazıları donmuştu ve dokunulduğunda yere devriliyorlardı. Benim de ellerim ve ayaklarım donmuştu. Bazıları o kadar kötüydü ki ilk fırsatta kumsal inmeleri söylenmişti. Ancak orada tedavi edilebilirlerdi. Ama ne yol vardı ne de onları aşağıya indirecek bir araç. İnsanların emekleyerek gitmeğe çalıştıklarını gördüm. Koca koca adamlar bebekler gibi ağlıyorlardı.
(Gelibolu 2 Mayıs 1915)

İngiliz Tuğgeneral Sir C.E. Callwell
O İnişli çıkışlı savaş günündeki birbirlerinden kopuk çatışmaları bir bütün olarak anlatmak zor. Saldıranlar sahilden içeriye doğru ilerledikçe arazi daha da zorlaşıyordu. Araziyi kullanma becerisi gösteren Türkler gittikçe artan bir direniş gösteriyorlardı. (Ertuğrul Koyu 28.Nisan.1915) Ben filikalarda kalıp adamların kıyıya çıkmalarına yardımcı olmağa çalıştım. Ama bu cinayetten başka bir şey değildi. Çok geçmeden birinci filika cesetlerle dolmuştu. Filikanın çevresindeki deniz kıpkırmızıydı.
(Anzak Koyu 25 Nisan 1915)

Anzak askeri Joseph Murray
Gelibolu Yarımadasının sahillerine iyice yaklaştığımızda bize küpeştede savaş düzeni halinde toplanmamızı emrettiler. Süngülerimiz güneşte parlıyordu. İki saat boyunca merak içinde öyle bekledik. Kuşkusuz Türkler de bizim tam olarak ne zaman nereden vuracağımızı merak ediyorlardı. Gerçi bir istilacı olarak zamanı ve yeri seçmek bizim işimizdi. Türkler ise oldukları yerde kalıp Vatanlarını savunmaya hazır beklemek zorundaydılar. .
(Ertuğrul Koyu 25 Nisan 1915)

Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri... Çanakkale Savaşları'nda savaş hileleri
Dünya savaş literatürüne ''Çanakkale geçilmez'' diye kazınan Çanakkale Savaşları'nda müttefik güçlerin başvurduğu savaş hileleri çok can yaktı. Çekilmenin başarılı sonuçlanması için geride takip edilmelerine karşı konserve kutularından oluşturdukları mayınlar bırakıldı.


Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri... Denizde ve karada yaklaşık 1 yıl devam eden ve çok şiddetli çarpışmalara sahne olan dünya savaş literatürüne ''Çanakkale geçilmez'' diye kazınan Çanakkale Savaşları'nda müttefik güçlerin başvurduğu savaş hileleri çok can yaktı. Çekilmenin başarılı sonuçlanması için geride karşılıklı iki konserve kutusundan diğerine damlayan suyun ağırlığıyla ateş alan ayarlı ve sonradan patlayacak tüfekler bırakıldı. Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri...

Çanakkale'yi geçemeyeceklerini anlayan müttefik güçleri Türk askerlerinin çekilmeden haberdar olmaması için siperlere üniformalı maketler koydu.

Kaynak: Sabah


mormavi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri...

Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri... konusu, Eğitim ve Öğretim / Tarih forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Temelle Yunan askeri Mahperver Fıkralar 0 03-03-2010 07:58
Atatürk'ün Askeri Görevleri... daywest Ulu Önderimiz M.Kemal Atatürk 0 24-05-2009 07:22
Askeri Ceket Kombineler CooLKadin Moda Hakkında Herşey 0 07-05-2009 10:38
Sizce, Anneler gününde annenize hediye vermek mi önemlidir, yoksa hediye verebileceği mormavi Anketler 6 24-04-2009 04:01

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 09:12 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats