bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Tarih

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 24-11-2010, 01:03   #1 (permalink)
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Dinler Tarihi: Paflikyanlar

Ermenistan ´da Hıristiyan inancı II. ve III. yüz yıllarda hızla ilerlemiş ve III. yüz yılın sonlarında (287 yılında) ya da IV. yüz yılın basında (301 yılında) Hıristiyanlık resmi din olarak Ermeni ulusunca kabul edilmişti. Hıristiyan inancına bağlı akımlar Kuzey-Bati yönünden "Helen Tipi " ve Güney-Bati yönünden "Suriye Tipi " biçimlerinde Ermenistan ´a girip tüm IV. yüz yıl süresince yan yana var olmuşlardı. Ayrıca pagan inançlar da Hıristiyanlığın kabul edilmesinden çok sonralarına kadar etkisini sürdürmeyi başarmıştı. Öteden beri süregelen Zerdüştçü ve Mazdeist kurum ve gelenekler de bir anda sökülüp atılamamıştı. Hıristiyanlığın tüm kültürel sosyal ve politik gerekleriyle birden kabul edilmesinden sonra Ermenilerin Bati ´ya yönelmeleri kaçınılmaz olmuştu. Hıristiyan inancının korunması için eski inançlar zamanla Batili bir yaklaşıma dönüştürülmüştü. Bu düzeni sürdürmek için Ermenistan ´ın güçlü Hıristiyan komşuları sık sık Ermeni Kilisesinin yasam alanına müdahale etmişler dogmatik çekişmelerde çeşitli gerekçelerle kendileri için elverişli olan çözümleri sağlamak için baskı uygulamışlardı. Bu gelişmelere rağmen Ermeniler arasında artan Hıristiyan etki dalgasını dengelemek üzere politik ve dinsel akımlar ortaya çıkmıştı. Bir akım pagan inançlarının yeniden canlanması için harekete geçerken bir diğeri Hıristiyanlığı denetimi altına almak isteyerek Hıristiyan inançlarının en koyu bir biçimde savunmasını yüklenmişti. Ermeni Kilisesinin başlangıç tarihi çok sayıda dinsel akımla birlikte ruhban sınıfı karşıtı çekişmeler ve aralarındaki ilişkilerin belirlenmesi çok zor olan tarikatlar karmaşasını içerir. Bu tarikatların eğilimleri ya Hıristiyanlığın ahlak öğretisini asan çarpıtan ve bu öğretiye karşı duran ya da kilise uygulamalarından daha fazla bir tutuculuğu içeren aşırılıklara yönelmekteydi. Maniciler Messalianlar Montanistler Tondraklar Borboritler ve Paflikyanlar gibi çeşitli tarikatlar Ermenistan ´da verimli bir ortam bulmuşlardı.

Helenizm ve Gnosis

Hıristiyanlık Kudüs ´ün I.S. 70 yılında yıkılmasından sonra kendini Yahudi etki alanından kurtarmış olarak ancak çevresindeki Helenizm ´in inanç ve düşünceleriyle ilişki içinde bulmuştu. Bu yeni olgu Hıristiyan inancını bozabilecek tehditler içeriyordu. İlk yılların Hıristiyan Kilisesinin ilk girişimi kendini Helenizm ruhuna kolayca teslim etmemek için çabalamak oldu. Hıristiyanlık Yahudi kalıbında kalsaydı yayılamayacaktı. Kolaylıkla Helen kültürünü benimsemiş olsaydı yine günümüzdeki durumundan çok farklı bir konumda olacaktı. Gerçeklesen gelişim erken Hıristiyan inancıyla Helenizm arasında beliren bir sentezdir. Helen dünyasında oldukça yaygın olan Gnostisizm I.S. 80 ile 150 yılları arasında Hıristiyanlığın gizemci uygulamaları için kullanılmış bir ad olup aslında Hıristiyan Kilisesinin en korkulacak rakibi durumundaydı. Gnostik akımınn yandaşları Kilise ´nin basit inancını hiçe sayan gizli bir bilginin (Gnosis) sahibi oldukları savıyla ortalıktaydılar. Yeni-Platonculuk ´tan Helenleşmiş Zerdüşt inancından ve Yahudilik ´ten aktarılmış sistematik bir öğreti durumuna ulasan Gnostisizm bir tür kozmolojik yaklaşım ortaya koymuştu. Bu yaklaşım tinsel unsurların maddenin tutsaklığından zamanla kurtulması görüsünü içeriyordu. Bu düşünce Basilides ve Valentinus ´un kurduğu Gnostik gruplarda İsa ´nın insan biçiminde belirmesini reddetmeye kadar vardırılmıştı. Gnostisizm Ermeni tarikatları üzerinde de önemli bir etkiye sahip olmuştu. Örneğin Messalianlar Gnostisizmin etkisinde kalmış bir dilenci tarikatıydı. Önerdikleri köktenci inanç biçimi dünyadan tümüyle koparak insanin kurtuluşu sorunun çözümleneceği yolundaydı. Messalianizm tam anlamıyla bu dünyaya ait her türlü çalışma ve etkinlik biçimlerinin inkârına dayanan bir dinsel akımdı.

Paflikyanlar

Manicilikten türemiş düalist bir Ermeni tarikatıdır Paflikyanlar. Paflikyan (Pavlikyan Bavlikyan) ya da "Paulician " adının kökeni karanlıktır. Gibbon bu adın "Aziz Pavlus ´un öğrencileri " anlamına geldiğini belirtir. Paflikyanların bu havari iç in besledikleri özel ilgi ve tüm Paflikyan önderlerinin Aziz Pavlus ´un öğrencilerinden birinin adını almaları bu görüsü desteklemektedir. Ancak Paflikyanların düşmanları tarafından kullanılan biçimi ile "Paulikianoi " adı oldukça ilginçtir ve bu terimin "Samsat ´li Pavlus ´un izleyicileri " anlamına geldiği ileri sürülmüştür. Oysa Samsat ´li Pavlus ´un öğretisi ile Paflikyanların hiçbir bağlantısı yoktur. Photius ´un aktardıklarına göre ise Samsatlı Kallinice adli Manici bir kadın Pavlus ve Yohan adli iki oğlunu bu öğretiyi yaymak üzere Ermenistan ´a göndermiştir ve Paflikyanların adı iste bu Pavlus ´den gelmektedir. Ancak bunun sadece bir öykü olduğu ve bu kişilerin gerçekten var olmadıkları tarihçiler tarafından ileri sürülmüştür. Konunun uzmanlarından Ter-Mkrttschian Paulician adının Ermenice ´de "küçük Pavlus ´un izleyicileri " anlamına geldiğini belirtmekte ancak bu küçük Pavlus ´un kim olduğu konusuna bir açıklık getirememektedir. Paflikyan adı ilk kez 719 yılında Ermeni Kilisesinin Duin Sinod ´unda kullanılmış ve bu Sinod ´da "hiç kimse Paflikyan denilen kötü sapkınların evini ziyaret etmeyecek " biçiminde bir kural konulmuştur.

Paflikyanların Tarihi

Kendi adını Silvanus olarak değiştiren Mananali ´li Constantine Colonia yakınlarındaki Kibossa ´da ilk Paflikyan topluluğunu bir araya getiren kişidir. Öğretisini yaymaya 657 yılında başlamıştır. Kendisi kitap yazmadığı gibi tüm öğrencilerinin sadece İncil ´i esas almalarını istemiştir. Constantine ´den sonra Paflikyanların önderliğini Symeon-Titus üstlenmiştir. Aslında Bizans tarafından Paflikyanları yok etme görevi ile gönderilen Symeon Constantine ´i 684 yılında öldürdükten sonra inancını değiştirmiş ve Paflikyanlara katılmıştır. Ne var ki 690 yılında Symeon-Titus da Bizans görevlileri tarafından öldürülmüştür. Bundan sonra ciddi bir bocalama dönemi geçiren tarikat 715 yılında Pavlus adli bir kişinin önderliğinde Phanaroea yakanlarındaki Episparis ´te yeniden toparlanmıştır. Akımin adının bu Pavlus ´tan kaynaklandığı da ileri sürülmektedir. Pavlus ölünce iki oğlu Gegnesius-Timothy ile Theodore önderlik için kavgaya tutulmuşlar ve Gegnesius 717 yılında İstanbul ´a giderek imparator III. Leo ve patrik I.Germanius ´u kendisinin bir Ortodoks olduğuna inandırmış bir imparatorluk birliği ile Mananali ´ye geri dönerek Theodore ´u yenilgiye uğratmıştır. Paflikyanların başına geçen Gegnesius bir süre sonra ölmüş bu kez de onun iki oğlu Zachary ve Joseph-Epaphroditius arasında kavga çıkmıştır. Kısa zaman sonra Zachary ve izleyenleri Müslüman orduları tarafından yok edilince tüm Paflikyanlar yine Joseph ´in önderliğinde birlenmişlerdir. Joseph tüm Anadolu ´da Paflikyan toplulukları oluşturmayı başarmıştır. Ne var ki Joseph ´ten sonra basa geçen Vahan zamanında tarikat hem sayıca ve hem de etki olarak gerilemistir. Bu dönemde ortaya çıkan Sergius-Tychius adli bir kişi Vahan ´dan ayrılarak Paflikyan tarikatını güçlendirmek ve reforme etmek için harekete geçmiştir. Paflikyanlar "Vahanitler " ve "Sergitler " olmak üzere ikiye bölünmüştür. Sergitler kısa süre içinde başarılı olmuşlar ve rakiplerini neredeyse tümüyle ortadan kaldırmışlardır. Bu dönemde Paflikyanlar Bizans İmparatorlugu ´nun bazen baskısı bazen de koruması altında kalmaktaydılar. IV. Constantine ve II. Justinian Paflikyanlara şiddetli bir baskı uygulamıştı. III. Leo ve onu izleyen "Ikona Kirici " (Iconoclast) imparatorlar ise genellikle Paflikyanlara sempati beslemişlerdir. I. Nicephorus Paflikyanları Phrygia ve Lycaonia yörelerinde asker olarak kullanmak istemiştir. I. Michael yeniden Paflikyanlara karşı şiddet uygulamasına başlamış özellikle V. Leo kendisinin de bir Paflikyan olduğu iddialarını yalanlamak amacıyla müthiş bir Paflikyan avına çıkmıştır. Bu dönemde bir çok Paflikyan Bizans ´tan kaçarak Müslümanlara sığınmıştır. Sergius 835 yılında öldürülmüştür. İmparatoriçe Theodora zamanında da baskı sürmüş Karbeas yönetiminde isyan eden Paflikyanlar kitle halinde Müslüman topraklarına göç etmişlerdir. Artık Bizans ´ın kanlı düşmanı durumuna gelen Paflikyanlar Müslümanlar tarafından desteklenmişlerdir. Tephrike ´de (Divrigi) bir kale kuran Paflikyanlar sürekli olarak Bizans topraklarını yağmalamışlar giderek etkilerini arttırarak politik bir güç durumuna yükselmişlerdir. İmparator I. Basil zamanında Paflikyan ordusu Anadolu ´yu boydan boya geçerek Efes ´e kadar gelmiş İzmit ´i işgal ederek neredeyse İstanbul ´un karşı kıyılarına kadar ulaşmıştır. Ancak sonunda yenilgiden kurtulamamışlar ve 871 yılında Tephrike kalesi yerle bir edilmiştir. Bu durum tarikatın askeri gücünü yok etmiştir. Paflikyanlar Anadolu ´nun çeşitli yörelerine dağılmışlardır. V. Constantine ve I. Johannes Paflikyanları kitleler halinde Trakya ´ya özellikle Filibe kenti ve çevresine göçe zorlamışlar ve Slavlara karşı askeri güç olarak kullanmışlardır. Dokuzuncu ve Onuncu yüz yıllar süresince Bizans yönetimi ve Kilisesi Anadolu ve Trakya ´daki Paflikyanlar ile uğraşmış onları Ortodoks inancına çekebilmek için sürekli çaba harcanmıştır. Ermenistan ´da Paflikyan hareketi dokuzuncu yüz yılda Smbat adli bir kişinin kurduğu "Tondrak " tarikatı biçiminde varlığını sürdürmüştür. Trakya ´da ise zamanla yok olmuşlardır. Alexius Comnenus tarafından 1081 yılında Ortodoksluğa dönmeye ikna edildikleri ileri sürülmüştür. Onuncu yüz yıldan sonra tarih sahnesinden çekilmişlerdir. Ancak öğretilerinin izleri bir çok yerde görülmüştür. Bulgaristan ´daki Bogomil tarikata Paflikyanların devamıdır. Bogomiller Ortaçağ boyunca Batıya doğru öğretilerini yaymışlar Katharlar (Albililer) ve diğer Manici akımları etkilemişlerdir. Ermenistan ´da da Paflikyanlardan türeyen benzer tarikatların günümüze kadar varlıklarını sürdürdükleri kabul edilmektedir. Yüz yıllar sonra 1717 yılında Lady Mary Wortley Montagu İstanbul´a gelirken Filibe´de durakladığında aynen şunları yazıyor: "Filibe´de kendilerine Paulin adını veren bir tarikat buldum. Bunlar eski bir kiliseyi göstererek Aziz Pavlus´un burada vaaz verdiğini söylüyorlar. Pavlus bunların en makbul azizleridir..."

Paflikyanların Öğretisi

Paflikyan öğretisinin temel görüsü maddi dünyayı yaratan ve yöneten Tanrı ile tapılması gereken ruhları yaratan göklerin Tanrısı arasındaki ayrımdır. Paflikyanlara göre tüm maddi varlıklar kötüdür. Bu yaklaşım Paflikyanların Manicilikten etkilenen akımlardan biri olarak kabul edilmeleri gerektiğini ortaya koyar. Ancak Paflikyan öğretisinde güçlü bir "Marcionist " etki de vardır. Eski Ahit ´i kabul etmezler İsa ´nın yeniden doğacağına inanmazlar; Paflikyanlara göre İsa Tanrı ´nın dünyaya gönderdiği bir melektir ve gerçek annesi göklerdeki Kudüs ´tür; İsa ´nın tüm eseri yaydığı öğretisidir; İsa ´ya inanmak insani son yargıdan kurtarır; gerçek vaftiz İsa ´nın sözlerini duymakla olur. Paflikyanlar haça değer vermezler yalnızca İncil ´in bir kısmına inanırlar; İsa ´yı reddettiği için Aziz Petrus ´un mektuplarını dikkate almazlar; yalnızca Luka İncili ve Pavlus ´un mektuplarına değer verirler. Tüm resim ve heykellere karşıdırlar. Maddi dünyaya ait her şeyin sadece simgesel bir değeri vardır. Bu bakımdan Paflikyanlar Kiliseyi de Kilisenin geleneklerini dogmalarını kurumlarını ruhban sınıfını da reddedişlerdi. Onlara göre herkes kutsal metinleri okuyup yorumlama hakkına sahiptir. Paflikyanlar kendilerini kabul ettirmek için çok şiddetli bir misyoner etkinliği göstermişlerdi. Ayrıca korku duyulan savaşçılar olup bu nitelik kuskusuz bulundukları bölgenin coğrafyasından kaynaklanıyordu. Zira Paflikyanlar dinleri ve uygarlıkları ayıran bir sinir üzerinde yer alıyorlardı. Akımin bu militan görünümü toplumsal alanda da radikal bir ideoloji ile kokuttu. Yeryüzünde tüm tinsel yetkeyi reddettikleri için dünyasal iktidar ve politik hakların varlık nedenini de inkar ediyorlardı. Böylece dinsel düzeydeki eşitlikçiliğe toplumsal düzeyde de bir eşitlikçi anarşizm eklenmekteydi. Paflikyanlara göre tüm Kilise hiyerarşisi kötüdür ayni biçimde tüm ayinler ve kutsal eşyalar da reddedilmelidir. Örgütlenmelerinde en önde gelen kişiler tarikatın farklı yörelerdeki kurucularıdır. Bu kurucu azizler genellikle adlarını Aziz Pavlus ´un görencilerinden alırlar ve onların yeniden dünyaya gelmiş ruhlarını taşıdıklarını ileri sürerler. Azizlerden sonra bir konsil oluşturan "synechdemoi " (yoldaşlar) ile toplantılarda düzeni sağlayan "notarioi " gelir. Toplantılarını kiliselerde değil "proseuchai "nde (dua evleri) yaparlar. Baskı altındayken inançlarını saklamanın ve hatta reddetmenin doğru olduğuna inanırlar. Bu nedenle dışardan Kiliseye bağlı bir görünüm sunarken gizlice Paflikyan inançlarını sürdürebilmişlerdir. Ülküleri tüm irk ayrımlarını giderecek olan inananların tinsel birliğine ulaşmaktır. Düşmanları Paflikyanları sürekli ahlaksızlıkla suçlamışlardır. Hatta dua evlerinde bile ahlâksız davranışlarda bulundukları ileri sürülmüştür. Kendilerinin "Hıristiyan " adından başka bir adla çağırılmalarından hiç hoşlanmazlar. Harnack ´a göre Paflikyanlar "Katolik ve Ortodoks Hıristiyanlığı reddeden hiyerarşi karşıtı düalist Puritanlardır ". Gibbon ´dan beri Paflikyanlar ilk ve saf Hıristiyanlığı sürdürmeye çalışan düşmanları tarafından baskı ve ıstırap altında yasamak zorunda bıraktırılmış İncil ´e bağlı iyi insanlar olarak kabul edilmektedirler. Conybeare Paflikyanları Adopsiyonistler ´in devamı olarak nitelendirir. Adeney ise Paflikyanları "Protestanliktan önceki Protestanlar " olarak değerlendirir.


Alıntı.


nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
Я (26-11-2010)





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Dinler Tarihi: Paflikyanlar

Dinler Tarihi: Paflikyanlar konusu, Eğitim ve Öğretim / Tarih forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Dinler Tarihi: Adventistler nimlahza Tarih 0 24-11-2010 12:32
Dinler Tarihi: Unitaryenizm nimlahza Tarih 0 24-11-2010 12:31
Dinler Tarihi: Hinduizm nimlahza Tarih 0 22-11-2010 02:32
Dinler Tarihi: Janizm nimlahza Tarih 0 22-11-2010 02:29
DiNLeR TaRiHi кєℓєвєк Tarih 13 07-12-2008 04:49

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 06:10 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats