bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Tarih > Tarihi Gizemler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 27-11-2008, 01:20   #1 (permalink)
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Ana Tanrıça Efsanesi

Tanrıça doğanın ve toprağın kendisidir mevsimlerle birlikte nabız atar gibidir ilkbaharda hayatı ve kışın ölümü getirir. MARIJA GIMBUTAS 1999

Cinsiyet farklılığının bilincinde olduğumuz ve Hıristiyan tanrısının erkek olarak temsil edilmesinin giderek daha çok sorgulandığı günümüzde tarihöncesi bir ana tanrıça kültü hayli taraftar kazanmıştır. Özgün insan toplumunun anaerkil olduğu ve yakın zamanlarda hâkim duruma geçen ataerkilliğin daha sonraki bir aşamada geliştiği kuramları 19. yüzyıldan bu yana üretilmektedir.

Bu varsayımın savunucuları eski Ortadoğu ve Ege efsanelerinden destek aldıklarım iddia etmektedirler. Antropologlar hâkim figür olan bir "Büyük Tanrıça"nın yanı başında doğuşu ve ölümü yıllık mevsim döngülerini sembolize eden "ölen tanrı"lı bir erken dönem evrensel dinini seçmeye çalışmışlardır. Bu inancın en geniş söylemi Sir James Frazer'in 1911 ile 1915 arasında yayımlanan 12 ciltlik The Golden Bough [Altın Dal] adlı uzun soluklu ve çok satmış kitabıdır. Frazer burada dünya çapında efsane ile dinin gayet kapsamlı ve karşılaştırmalı bir araştırmasını yapmıştır.

Malta'da Tarxien'den İÖ 3. binyıldan kalma bu uyuyan kadın heykeli tarih öncesi "tanrıça" dini kuramının ortaya atılmasına yardımcı olmuştur.

Bu genel geçmiş İngiliz arkeologu Sir Arthur Evans'ın Girit'in Minos dininin Knossos'ta heykellerde ve fresklerde simgeleştirilmiş bir "büyük tanrıça" kültü merkezli olduğu kuramını kolaylıkla kabul etmesini sağlamıştır. Themistocles Zammit de Malta'da Tarxien ve Hal Saflieni tasvirlerinde bir tarih öncesi "tanrıça" dinini görmüş ve bu kavram daha sonra Kuzeybatı Avrupa'nın neolitik mezarlarındaki kabataslak ya da esrarengiz resimlerine kadar yaygınlaştırılmıştır.

Ancak 1960'lı yıllara gelindiğinde arkeologlar bu yoruma giderek karşı çıkmaya başlamışlardı. Arkeologlar tarih öncesi din hakkında böyle kapsamlı genellemelerin kadın resimlerinden daha somut şeylere dayandırılması gerektiği görüşünü ileri sürüyorlardı. Hiç kuşkusuz mezarlara yerleştirilen heykelcikler her zaman tanrıları simgelemiyor olabilirdi. Zaten kadın cinsi her zaman o kadar da belirtilmiş değildi. Bu cinsiyetsiz figürlerden bazıları erkek de olabilirdi. Bazı durumlarda cinsiyet bile önemsiz olabilirdi.

Malta'daki Tantien tapınağındaki şişman "kadın" dişi olduğu kadar erkek de olabilirdi. Batı Avrupa'da megalitik yontmalar arasında bulunan kadın formları da bu mezarlardan çıkarılan çok sayıda soyut tasvir gibi "ana tanrıçaları"ı teşhis etmek için yeterli sayılamazdı.

Ana tanrıça terimi de üzerinde anlaşılmış bir kavram değildir. Yaratıcılığı bereketi cinsel birlikteliği doğumu çocuk büyütmeyi temsil eden "ana tanrıça" Paleolitik Çağ venüslerinden Meryem Ana'ya kadar çok farklı figürler için rahatlıkla kullanılmıştır. Üstelik "ana tanrıça" çoğu zaman "Toprak Ana"yla da karıştırılmıştır. Oysa Toprak Ana verimliliği tek başına yaratır ana tanrıçaların yaratıcılığı ise düzenli cinsel ilişkilere bağlıdır.

Türkiye'deki Çatalhöyük'ten İÖ 7. binyıldan kalma "ana tanrıça" heykelciği. Yakın zamanlarda yapılan araştırmalar Çatalhöyük'teki heykelciklerin daha önce düşünüldüğü gibi yerleşim yerlerindeki "tapmaklar"a değil açık alanlara ve avlulara yerleştirildiğini göstermiştir. Bazıları ölümle ilişkili olsa da bu heykelciklerin tanrıçaları temsil ettiklerini gösteren herhangi bir bilgi yoktur. Girit'te Knossos'ta Minos Sarayı'ndan İÖ 2. binyıla ait bu fayans heykelcikte çıplak göğüslü bir kadın iki elinde iki yılan tutmaktadır. Erken Ege mitolojisinde yılanlar tanrılarla ilişkiliyse de bu figürün bir tanrıça mı yoksa bir ritüeli uygulamakta olan biri mi olduğu bilinememektedir.

GİMBUTAS KURAMLARI

Arkeolog Marija Gimbutas 1974'te The Gods and Goddesses of Old Europe'la başlayan ve 1999'da ölümünden sonra yayımlanan The Living Goddesses'la. biten bir dizi kitapla kuşkucu eğilime doğrudan doğruya karşı çıkmıştır.

Gimbutas Güneydoğu Avrupa'nın Neolitik heykelciklerini kullanarak tanrıçalara inanan ve anaerkil olan barışçı ilk çiftçi toplumlarının bir modelini oluşturmuştur. Bu sosyal düzen Ortadoğu'dan (Türkiye'nin güneyindeki Çatalhöyük'te yapılan kazılarda ortaya çıkmış freskler ve heykelcikler) Batı Avrupa'ya kadar uzanıyordu.

Ancak ana tanrıça kültünün izleri Avrupa'da heykelciklerle değil de megalitik sanatın sarmal motifleriyle Neolitik koridor mezarların "rahim benzeri" karakterinde ve büyük ritüel anıtların dairesel planında kendini göstermekteydi. Gimbutas bu tanrıçaya tapan anaerkil toplulukların bir süre sonra İÖ 4. ve 3. binyıllarda Avrasya steplerinden gelen atlı insanların istilalarıyla savaşçı ataerkil topluluklara dönüştüğünü iddia ediyordu.

Arkeologlar tarih öncesi toplumların yakın geçmişimizdekilerden çok farklı olabilecekleri fikrini kolaylıkla kabul ettiler. Ancak Gimbutas'ın ileri sürdüğü kurama yöneltilen başlıca itiraz onun analizinin kanıtların çeşitliliğini ve içeriğini gözardı etmekte olduğuydu. Tarih öncesinde ve erken tarihi alanlarda. antropomorfik dişi tasvirleri hayli yaygın bir biçimde bulunmaktadır.

Kuzeybatı Fransa'da Coizard hypogeum'unun duvarında yakalı ve memeli figür ile Girit'te Knossos Sarayı'ndaki "Yılan Tanrıça" pek çok örnekten yalnızca ikisidir. Ancak tarih öncesi Avrupa'sında ve çoğunlukla dişi figürlerinin bulunduğu topluluklarda erkek resimleri ve erkek sembolleri (falluslar gibi) de çok yaygındır.

Malta'da İÖ 3. binyıldan kalma tarih öncesi Tarxien tapmağında dev bir kireçtaşı heykelin ayakları. Üst kısmı olmayan heykel şişman bir ana tanrıçayı olduğu kadar Malta toplumunun önde gelen bir erkek üyesini de temsil ediyor olabilir. İrlanda'da İÖ yaklaşık 3 100 yılından kalma Newgrange'de yer alan odalı mezardaki sarmallar Marija Gimbutas için anaerkil bir toplumun göstergeleriydi.

Ayrıca bütün bu tasvirlerin ilahi olduğunu kabul etmek için de bir neden yoktur. Bu dişi için olduğu kadar erkek tasvirleri için de geçerlidir. Bunlar ataları ya da yakınlarda ölmüş kişileri temsil ediyor olabilirler: Belki de yas dönemi sona erene kadar ölünün tasvirleri evde saklanmaktaydı.

Bu heykelcikler için farklı açıklamalar olabileceği ister dini inanç olsun ister toplumsal organizasyon olsun her şeyi kapsayan bir tek açıklamayı kuşkulu bir duruma sokmaktadır. Gimbutas tarafından toplanan kanıtların çarpıcı yanı olan çeşitliliği aynı zamanda kuramının en büyük zayıflıklarından biridir: Evlerde mezarlarda ve tapınaklardaki heykelcikler ve Hiegalitik mezarlardaki sarmal oymalar. Bunların her birinin tek tek incelenmesi akla bir tek evrensel dini ilenil çok çeşitli inanç ve uygulamaları getirmektedir.

Son olarak erken tarih öncesi Avrupa'nın steplerden ataerkil atlı istilacılar gelene kadar barışçı anaerkil bir toplum olması varsayımının hemen hemen her noktasına itiraz edilebilir. Gimbutas'ın "Eski Avrupa'sı" barışçı değildi: Almanya'da Talheim'da başlarına birer balta indirilerek öldürülen erkek kadın ve çocuklar herhalde böyle düşünmeyeceklerdi.

Steplerden gelen istilalar da arkeolojik kanıtlarla desteklenmemektedir. ÎÖ 4. ve 3. binyılda Avrupa'yı istila eden yeni bir insan dalgasını gösteren hiçbir şey yoktur. Aksine her şey yerli toplulukların sakin ve yerleşik bir gelişme içinde olduğuna işaret etmektedir.

Marija Gimbutas ve diğerlerinin öngördükleri "ana tanrıça" varsayımı günümüz arkeolojik anlayışının ışığı altında reddedilmelidir. Ancak bu reddediş aynı zamanda kadınların ve dişi tanrıçaların geçmişteki insan toplumlarında çok farklı roller oynamış olabileceklerini reddetmek değildir. Çok yaygın bir tarih öncesi anaerkillik fikrini reddetmek ataerkilliğin insan toplumu için doğal ya da mutlaka arzu edilir bir durum olduğunu iddia anlamına gelmez.

Batı Avrupa'da koridor mezarların "rahim benzeri" karakteri (Fransa'daki Brötanya'da ile Longue'dan bu örnekte olduğu gibi) Marija Gimbutas tarafından erken Avrupa toplumunun anaerkil olduğu iddiasını desteklemek için kullanılmıştır.


nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Ana Tanrıça Efsanesi

Ana Tanrıça Efsanesi konusu, Tarih / Tarihi Gizemler forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: meryem ana efsanesi, çatalhöyük efsanesi, avrupa efsaneleri, tarih öncesi efsaneler, kadın tanrıçalar, yılanlı tanrıça heykeli, yılanlı tanrıça, şişman tanrıça, ana tarıça heykeli hakkında kısa bilgi, minos yılanlı tanrıça, s yılanlı tanrıça figuru, çatalhöyük efsaneleri, yılanlı ana tanrıça, yilanli tanrica, yilanli tanrica dim,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Aztlan ve Aztek Efsanesi nimlahza Tarihi Gizemler 0 09-11-2008 07:22
Theseus ve Minotaur Efsanesi nimlahza Tarihi Gizemler 0 09-11-2008 07:16
Iosan ve Argonotlar Efsanesi nimlahza Tarihi Gizemler 0 02-11-2008 10:56
Demi Moore efsanesi Bakimliyiz E - Kolay Sinema 0 02-07-2008 09:18

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 04:22 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats