bakimliyiz
Konu etiketleri: konuşmanın unsurları nelerdir, konuşmayı etkileyen faktörler, konuşma unsurları nelerdir, konuşmayı oluşturan unsurlar, konuşmayı oluşturan etmenler, konuşmayı etkileyen etmenler, iletişimi olumlu etkileyen faktörler nelerdir, güzel konuşmayı etkileyen faktörler, konuşmayı engelleyen faktörler, yazının ve konuşmanın bütünlüğünü etkileyen ögeler, konuşmanın unsurları, iletişimi etkileyen faktörler nelerdir, konuşmayı etkileyen unsurlar, konuşmanın temel unsurları nelerdir, konuşmanın unsurları nelerdir nedir,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Türkçe ve Edebiyat

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 24-06-2009, 01:29   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Konuşmayı Etkileyen Faktörler Nelerdir?-Konuşma Dili Hakkında

Konuşmayı Etkileyen Faktörler Nelerdir?-Konuşma Dili Hakkında

Konuşma ögeleribeden dili sesve düşünsel etkinlik olmak üzere üç ögeden oluşur. Bu ögeleri ve özelliklerini sırayla yakından tanımakta yarar vardır.
1. Beden Dili

Beden dili jestlerle ve mimiklerle gerçekleşir. Yüz kaslarının bir anlam yaratmak için kullanımı mimikleri diğer bir deyişle yüz ifadesini; baş el kol ayak bacak hareketleri ya da bedenin tümünün kullanımı jestleri oluşturur.
Beden dilinin kullanımı insanlığın var oluşuyla eş zamanlıdır. İletişimde bir jestin bir mimiğin anlam kazanabilmesi için algılanması gerekir. Yapılan araştırmalarda insan yüzünün 250 000 değişik ifadeyi anlatabildiği belirtilmektedir. Bazıjest ve mimikler hemen hemen her ulus için aynı anlamı taşırken bazıları da ulustan ulusa farklıanlamlar içermektedir. Jest ve mimikler konuşmaya yardımcıolurken konuşma da jest ve mimiklerin algılanmasını sağlar.
Jest ve mimikler doğal bir biçimde yapılırsa konuşmamız canlılık kazanır sözcükler ve cümleler renklenir. Özellikle vurgulanmak istenen önemli noktalara dinleyicilerin dikkatleri çekilmişolur. Düşünce ve duyguların vurgulanmasında yapılacak abartılı hareketler ise yarardan çok zarar getirir. Dinleyici söylenenlere değil de
söyleyene dikkat etmeye başlar.
Beden dilinin önemli bir işlevi de konuşmanın yapısınıetkilemesidir. Bedensel her eylem sözcüklerin anlamınıpekiştirdiği gibi anlam taşımaya da yarar. Yüz konuşma süresince düşünce ve duyguları yansıtacak bir anlatım içerisinde olmalıdır; ancak o zaman dinleyicilerle etkili bir iletişim kurulur. Bunun için konuşmanın duygu ve düşünce örüntüsüyle yüzün anlatımı arasında bir uyum olmalıdır.
Beden dilinde el-kol hareketleri ise mimiklerden sonra en çok kullanılan ve dikkati çeken hareketlerdir. İnsanın en çok işgören ve düşünsel yaratıcılığınısomutlaştıran ellerini "konuşturması" da kaçınılmazdır. El-kol hareketleri kontrollü yapıldığında dinleyenin / dinleyenlerin dikkati canlıtutulur konuşmanın daha etkili olmasısağlanır; fakat el-kol hareketleri abartılırsa dinleyenin / dinleyenlerin dikkati dağılır konuşmanın etkisi azalır. Onun için el-kol hareketlerini yeri geldiğinde abartmadan kullanmak gerekmektedir.
1.1. Göz İletişimi

Yaşamımızda olduğu gibi sözsüz anlatımda da gözlerin ayrı bir önemi vardır. Savaşta askerlerin karşı tarafın askerlerini öldürürken gözlerine bakmamaları yalan söylendiği zaman gözlerin bilinçsizce yere indirilmesi etrafta dolaştırılması gözlerin sözsüz iletişimdeki önemini vurgulayan örneklerdir.Yapılan araştırmalarda in-sanların karşılarındaki kişilerin en çok gözlerine dikkat ettikleri saptanmıştır. Konuşurken karşısındakinin gözlerinin içine bakan bakışlarını karşısındakine yönelten kişiler iletişim kurmakta ve karşısındaki kişiyi etkilemekte daha başarılıdırlar; bunların karşıtınıyapanlar ise daha başarısız olurlar. Konuşurken dinleyenin gözlerinin içine bakmak bir görgü kuralıdır aynı zamanda.
Bakışlarını dinleyicilere yöneltmeyen bir konuşmacı onları denetimine alamaz. Bu nedenle bakışlar sürekli olarak dinleyenlere yöneltilerek denetim sağlanır. Oysa birçok konuşmacı bakışlarınıya elindeki yazıdan ayırmaz ya da bakışlarınıtavana pencereye bulunduğu yerin belli bir yerine takılı bırakır. Bu da konuşmasının etkisini azaltır.
Bir sınıfta veya küçük bir topluluk karşısında konuşuluyorsa konuşma süresince her öğrenci ile birden çok göz iletişimi kurulmalıdır.

2. Ses

Konuşma her şeyden önce bir ses ve seslendirmeler bütünüdür. Hava titreşimlerinin kulakla duyulmasına ses denir. Her ses konuşma sesi değildir.
Konuşma sesinin oluşması için akciğerlerdeki havanın dışarı çıkarken gırtlaklağın sağve sol yanında bulunan ikisi gerçek ikisi yalancıolan dört ses teline çarpmasıgerekmektedir. İnsan konuşurken soluk şu örgenlere çarparak dışarı çıkar: Akciğer soluk borusu gırtlak ses telleri küçük dil ağız boşluğu geniz burun boşluğu damak dişetleri diş dil dudaklar.
Sesin oluşmasında birinci derecede rol oynayan sestelleri önde kalkan kıkırdağın içiyle halka kıkırdağın iç kenarları arasına yerleşmişlerdir. Arkada üçgen piramit biçimindeki ibriksi kıkırdakların içi yüzeyine bağlıdırlar. Gırtlak aynasıyla bakılacak olursa ses tellerinin aşağıyukarıgırtlağın ortasında iki kirişbiçiminde yer aldığı
görülür (Aksan 1995). Ses telleri akciğerlerden gelen havanın etkisiyle biçim değiştirirler. Ses tellerinin çeşitli durumlarda aldığıbiçimler Şekil 3.2'de gösterilmiştir.
2.1. Boğumlama

Boğumlama konuşma örgenlerinin akciğerden gelen soluğa biçim vermesidir. Bu
sesi anlaşılır kılar. Boğumlama konuşmanın temel ögesidir. İnsanların başlangıçta
boğumlamayıöğrenmeden önce hayvanlar gibi sesler çıkardıklarıvarsayılır. Süreç
içinde boğumlamayı öğrendikleri zaman (bkz. Ünite 3 Konuşma Nedir?) konuş-
maya başlamışlardır.
Topluluk karşısında konuşan bir kişinin söylediği bütün sözcüklerin anlaşılması
gerekir. Bunun için bağırmak gerekmez seslerin doğru boğumlandırılmasıgerekir.
Bazı insanlar konuşurken dudaklarını dilerini çenelerini iyice hareket ettirmezler.
Böyle tembellikleri olan kişilerin söylediklerini dinleyicilerin bir çoğu anlamaz. Bu-
nun için de sözlerini birkaç kez tekrarlamak zorunda kalırlar. Bu nedenle seslerin
nasıl doğru boğumlandırılacağıöğrenilmelidir; çünkü ses şiddeti yetersiz birçok ki-
şi sesleri iyi boğumlandırabildiği için sözlerini rahatlıkla karşısındakilere iletebil-
mektedir.
Diyaframın göğüs kaslarının kaburgaların yardımıyla akciğerden gelen basınçlı
hava sestellerindeki titreşimle sesyarığında yani gırtlak içinde sesi oluşturur (an-
cak kimi seslerin oluşumunda sestelleri hareketsizdir). Bu durumda titreşimin üre-
timi gırtlakta gerçekleşir denilebilir. Tınlama ise sesyarığından yukarıda yutak ağız
ve burun boşluklarında sağlanır (Aksan 1995). Bu örgenlerle birlikte daha önce be-
lirtilen soluğun dışarı çıkarken çarptığı örgenler çeşitli kapanma engelleme ve ha-
reketlerle sesin değişik biçimlerde oluşmasını sağlar. İşte bu süreç boğumlama ola-
rak adlandırılmaktadır.
Herhangi bir sözcüğün söylenmesi için genel olarak o sözcüğü oluşturan sesbirim-
lerin her biri için belirli ve kimi zaman birbirinden çok değişik hareketlerin yapılma-
sı gerekir (Aksan 1995). Türkiye Türkçesinde bulunan seslerin nasıl oluştuğunu
hep birlikte inceleyelim.
2.1.1. Türkiye Türkçesi Seslerinin Boğumlanması

1928 yılında kabul edilen Yeni Türk Alfabesi Latin Alfabesinden alınan 29 Latin harfiyle düzenlenmiştir. Türk Abecesi her ses için ayrıbir harf ve her harf için yalnız bir ses esasıüzerine düzenlenmiştir. Oysa Türkçede 36 ses vardır. Ortak kullanılan söylenen sesler temel olarak alındığı için abece 29 harften oluşturulmuştur. Türkçe
sesçil bir dil olduğu için de yazıda gösterilmeyen sesler kültür dilinde söylenmemektedir. Türkiye Türkçesinde kültür dili İstanbul ağzı olarak kabul edilmektedir.
1911 yılında Selanik'te Ömer Seyfettin Ziya Gökalp'in de içinde bulunduğu bir grup Genç Kalemler adlıbir dergi çıkartır. Bu dergiyle dilin sadeleştirilmesi gerektiği düşüncesini yaymaya çalışırlar. Dilin nasıl sadeleştirileceği ile ilgili yazılar yayımlarlar. Bu düşüncenin savunucularından olan Ziya Gökalp bunlara ek olarak Türkçülüğün Esaslarıadlıkitabında İstanbul Türkçesinin en güzel Türkçe olduğunu belirtir. İstanbul'un o dönemde başkent olması aydınların okur-yazar çoğunluğunun yazılı basının orada bulunması gibi nedenler de İstanbul ağzının kültür dili olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Yazıda gösterilmeyen kültür dilinde kullanıl-
mayan yedi ses Türkiye Türkçesinin yerel ağızlarında görülmektedir. Türkçedeki ünlü ve ünsüzler boğumlanma açısından zorlayıcı hiçbir nitelik taşımaz. Bunlar oldukça kolay ve rahat çıkışlı seslerdir.
Abecede 8 ünlü vardır. Ünlüler ses yolunda engellenmeden çıkarlar. Ünlüler dilin çenenin ve dudağın aldığıbiçimlere göre üç bölüme ayrılabilir. Bir ünlünün üç özelliği vardır. Dile görekalın - ince dudağa göre düz - yuvarlak çeneye göre geniş- dardır.
Dilin ön ve arkada bulunmasına göre ünlüler kalın - incediye ikiye ayrılır. Buna önarka ünlüler de denebilir. Dil önde iken oluşan seslere ince (ön) arkada iken oluşan seslere kalın (arka) ünlü denir.
Kalın : a
ı
o
u
İnce : e
i
ö
ü
Dudağın aldığışekle göre ünlüleredüzveyayuvarlak ünlüadıverilir. Dudak birbirine paralel bir durumda iken oluşan seslere düz yuvarlak veya öne doğru büzülerek oluşan seslere yuvarlak ünlüler denir.
Düz
: a
e
ı
i
Yuvarlak : o
ö
u ü
Çenenin aldığıbiçime göre ise ünlüleregenişveya dar ünlüadıverilir. Sesler oluşurken alt çene ile üst çene arasındaki uzaklık fazla ise geniş daha az ise dar ünlüler oluşur.
Geniş
: a
e
o ö
Dar
: ı
i
u ü
Ünsüzler ses yolunda çeşitli engellere uğrarlar. Ünsüzler bu engellere çarparak onlarıaşarak biçimlenir. Bazen ses yolu kapanır; bazen de az ya da çok darlaşarak sesi sızdırır. Bu durumda ünsüzler şöyle bölümlenebilir: Çıkışyerlerine göre sürekli söylenip söylenmediğine göre ötümlü - ötümsüz olmalarına göre.
Çıkışlarına göre
Dudak ünsüzleri:
İki dudağın birbirine değmesi sonucunda çıkar
: b m p
Alt dudağın üst dişlere değmesi sonucunda çıkar : f v
Diş ünsüzleri:
Dilin diş veya dişetlerine değmesi sonucu çıkar
: d l n r s t z
Dilin damak ve dişetine değmesi sonucunda çıkar : c ç j l ş
Damak ünsüzleri:
Dilin kubbemsi bir biçim alarak damağa değmesi sonucunda çıkar : g ğ k y
Gırtlak ünsüzü: h
Sürekli söylenip söylenmediğine göre
Sürekli ünsüzlerde ses yolu daralır; sesler ses yolundan sızarak çıkarlar. Süreksiz-
lerde ise ses yolu büsbütün kapanır; sesler patlayarak çıkar. Bir ünsüzün sürekli mi
süreksiz mi olduğunu anlamak için ünsüzün başına bir ünlü getirilerek söylenmeye
çalışılır. Eğer ses uzuyorsa sürekli uzamıyor kesiliyorsa süreksizdir. Örneğin "f" se-
sinin başına bir ünlü getirildiğinde "efffff" gibi sesin uzayıp gittiği; "b" sesinde ise
"eb" gibi sesin uzamadığı görülür.
Sürekli ünsüzler : f ğ h j l m n r s ş v y z
Süreksiz ünsüzler : b c ç d g k p t
Ötümlü (yumuşak)- ötümsüz (sert) olmalarına göre
Kimi ünsüzler oluşurken ses kirişlerini titretirler. Burada titremeden dolayı bir ses
oluşur. Bu ses boğumlanma yerinde çıkan sesle birlikte işitilirse böyle oluşan ünsüz-
lere ötümlü ünsüzler denir. Ses kirişlerini titretmeden yalnız boğumlanma yerinde çı-
kan ses işitilirse böyle oluşan ünsüzlere de ötümsüz ünsüz denir.
Ötümsüz (sert) ünsüzler
: ç f h k p s ş t
Ötümlü (yumuşak) ünsüzler : b c d g ğ j l m n r v y z
2.2. Sesin Alçaklık-Yüksekliği

Konuşmada duygu ve düşünceler sesin olanaklarıyla bir ileti haline dönüşürler. Sesin değişkenliği yükseklik ve alçaklığı konuşmanın akıcı olmasını sağlar. Konuşmada seslerin duyulup anlaşılabilmesi ve tekdüzeliğe düşülmemesi için sesin alçaklık - yükseklik olanakları kullanılır.
Konuşmacının sesinin işitilmeyecek alçaklıkta olması dinleyenlerle iletişimi engeller. Buna karşılık çok yüksek şiddetle yapılan konuşma da dinleyenleri yorar. Bu nedenle konuşmanın yapıldığıyere ve dinleyici sayısına göre sesin şiddetinin alçaltılması ya da yükseltilmesi konuşmanın anlam bütünlüğünü bozmayacak şekilde
ayarlanmalıdır.
Bu konuda sıkça yapılan yanlışlardan biri sesin basıncının denetime alınmamasıyla oluşan hızlıkonuşmadır. Alçak ses zamanla ağır konuşmaya yüksek ses de hızlıkonuşmaya dönüşebilmektedir. Bu bir konuşma bozukluğudur. Oysa hızla şiddet ayrıkavramlardır. Her insanda ergenlikten sonra farklıses şiddeti ve ses genişliği bulunur. Konuşma hızı ise konuşmacı tarafından kontrol edilebilir.
2.3. Vurgu

Vurgu bir sözcük içinde bir hecenin veya bir cümle içinde bir sözcüğün diğer hece ve söcüklere göre daha baskılısöylenmesidir. Kimi zaman aynısözcük veya cümleye farklı vurgularla yeni anlamlar kazandırılabilir.
Her dilin vurgusu farklıdır. Her dil kendi vurgusuyla konuşulmalıdır. Türkçede vurgular çeşitlilik göstermektedir. Vurgu temelde ikiye ayırılır: sözcük ve cümle vurgusu. Burada bu iki vurguya değinilecektir.
2.3.1. Cümle Vurgusu

Cümle vurgusunda özellikle belirtilmek istenen kavram daha baskılısöylenir. Bu yazıda vurgulanmak istenen sözcüğün genelde yüklemin önüne alınmasıyla gösterilir. Yükleme en yakın olan sözcük en vurgulu olan sözcüktür denilebilir. Konuşmada ise vurgulanmak istenen sözcüğün yükleme yakın olması gerekmez. Konuş-
manın olanaklarından yararlanarak cümlenin içindeki herhangi bir sözcük vurguyu üzerine alabilir.
Örneğin: Ali haftasonu sinemaya gidecek cümlesini ele alalım.
"Ali haftasonu sinemaya gidecek." derken sinemaya "Ali"nin gitmesi önemlidir.
"Ali haftasonu sinemaya gidecek" derken sinemaya "haftasonu" gidileceği önemlidir.
"Ali haftasonu sinemaya gidecek" derken "sinemaya" gidileceği önemlidir.
"Ali haftasonu sinemaya gidecek" derken ise "gitme" eylemi önem kazanır.
2.3.2. Sözcük Vurgusu

Türkçe sözcüklerde vurgunun yapıldığı yer genellikle son hecedir. Türkçenin bağlantılı bir dil olması eklerin vurgu konusunda önemini artırmaktadır. Bunun için Türkçedeki sözcük vurgusunu maddeler halinde belirtmekte yarar vardır.
• Türkçe yalın eylemlerde vurgu hep son hecededir. Gitti yaparım
• Yer adlarında vurgu:
– Yer adı iki hecen oluşmuşsa vurgu başta bulunur. Muğla İzmit
– Yer adı birkaç heceden oluşmuşsa vurgu birinci heceye doğru kayar; güçlü olan hecede kalır. Ankara Çankırı Malatya İstanbul
• Cins adlar yer adı olarak kullanılınca vurgu birinci heceye doğru kayar.
Aydın bir insan....
Tokat acısı..
Kartal yırtıcı....
Aydın ili....
Tokat ili....
Kartal semti....
• Sesteş sözcüklerde vurgu farklı hecelerdedir.
Güldü: Bir çiçek türü
Güldü: Gülmek eylemi
• Pekiştirme önekleri vurguyu üzerine çeker.
Bembeyaz sapsarı kıpkırmızı masmavi
• Derece belirteçleri vurguyu üzerine çeker.
En güzel....
Pek sıcak.....
Çok kıskanç.
• Tek heceli sözcüklerde sözcük vurgusu bulunmaz ( en pek çok gibi derece-
lendirme belirteçleri kural dışıdır).
• Olumsuzluk eki -me -ma vurguyu çekmez. Vurgu bir önceki hecede kalır.
Araştırma yapın
Dolma yemeği....
Burası danışma
Bunu araştırma
Su dolmadı
Buraya danışma
• Mi soru eki vurguyu çekmez.
Geldi mi?
• De bağlacı vurguyu çekmez. - de eki ise vurguyu üzerine alır.
Benim de bu toplantıya katılmam gerekir mi?
Bendeki kalem daha güzel.
• Ki bağlacı vurguyu çekmez.
Söyledim ki....
• Zaman belirteci türeten -leyin eki vurguyu çekmez.
Geceleyin gündüzleyin
• Zaman belirteci türeten -in eki vurguyu çekmez.
Öğleyin kışın
• - ce eki küçültme anlamında kullanılırsa vurguyu üzerine çeker. Bunun dı-
şında kullanılırsa vurgu bir önceki hecede kalır.
Güzelce birkız
Kardeşçe yaşayalım
Bolca yiyin
İnsanca oturalım
• İse idi imiş ekeylem kipleri bitişik yazıldıkları zaman vurguyu çekmezler.
Hasta ise...
Öğrenci idi
Güzel imiş
Hastaysa...
Öğrenciydi
Güzelmiş
• İken ekeylemi bitişik yazıldığı zaman vurguyu çekmez.
• Ekeylem geniş zaman kipinin kişi ekleri (-im -sin -dir -iz -siniz dirler) vur-
guyu çekmezler.
Çalışkanım sessizsin
• "İle" sözcüğü ek olarak yazıldığında vurguyu çekmez.
• Tamlama vurgusu:
Ad ve sıfat tamlamalarında tamlayanların sözcük vurguları tamlanana göre
daha güçlüdür.
Tamlayan + tamlanan
Kolyenin taşı
Karanlık oda
• Ünlem vurgusu:
Özel ad gibi kullanılan sözcüklerde çağrı vurgusu ilk hecededir.
Amca arkadaşlar anne
• İkileme vurgusu:
– Yansımalı ikilemelerde vurgu birinci sözcükteki vurgulu hecedir.
Gizli gizli...
– "m" sesi ile türetilen ikilemelerde vurgu birinci sözcükteki vurgulu hece-
dedir.
Gizli mizli para mara
– Yakın anlamlı ya da karşıt anlamlı sözcüklerle oluşturulan ikilemelerde
vurgu birinci hecenin vurgulu hecesindedir.
İte kaka
içli dışlı
– Birbirine yakın iki sözcük ikileme olarak kullanıldığındı vurgu genellikle
ikinci sözcüğe kaymaktadır.
Ana baba
ara sor
• Bileşik sözcük vurgusu:
Bileşik sözcüklerde vurguyu belirlemek için sözcüğün anlamına bakmakta
yarar vardır. Genelde birinci söcüğün vurgulu hecesi bileşik sözcüğün de vur-
gusudur; fakat buna uymayan birçok kuraldışı sözcük vardır. Bunun için bile-
şik sözcüğün anlamının gözönünde bulundurularak bileşik sözcük içinde han-
gi sözcüğün önemli olduğu saptanmalıdır. Ancak o zaman bileşik sözcüklerde-
ki vurgu doğru olarak saptanabilir.
binbaşı
bilgisayar
karagöz
karaciğer
• Türkçeye girmiş yabancı sözcüklerde genellikle vurgu alındığı dildeki vur-
gu yerini korumaktadır. Bu tür sözcüklerde vurgunun yeri orta hecedir.
akasya
bezelye
araka
apartman
2.4. Ton

Ton da vurgu gibi bir söyleyiş özelliğidir. Ton sesin tiz ya da pes çıkartılmasıdır
diye tanımlanabilir. Bir sesin şiddeti yükseldiğinde tizliği artar; sesin şiddeti azaldı-
ğında ses pesleşir. Bazıdilciler tonu vurgu ile birlikte ele alıp incelerler. İkisi de söz-
cükler arasında anlam ayırımısağlamalarına rağmen aralarında farklılıklar vardır.
Ton yani tonlama kişinin ruhsal durumu ile de ilgilidir. Anlatıma yumuşaklık sert-
lik coşkunluk kızgınlık kesinlik belirsizlik vb. ayrıntılar katar. Anlatılmak istenen
iletinin içeriği tonlamayı etkiler. Bir ölüm haberi ile doğum haberi aynı ton ile söy-
lenmez.
Kimi dillerde ton sözcüklerin anlam ayrımınıbelirtmek için kullanılır. Türkçede ise
ton ezgiye bağlıdır anlam ayırıcıözelliği daha çok tek heceli sözcüklerde belli olur.
Tonlamayı iyice anlamak için "evet" ve "hayır" sözcüklerini ele alıp değişik tonla-
malarla anlamlarının değiştiğini örneklemekte yarar var. Bu örnekler ve sözcükler
çoğaltılabilir.
Evet : Şimdi sizi dinliyorum.
Evet : Kabul ediyorum.
Evet : Meraklandırma insanı söyle.
Evet : Allah cezanı versin söyle.
Evet : Tamam.
Hayır : Kesinlikle ben yapmadım.
Hayır : Kaç defa söyledim olmaz.
Hayır : Bu sorunu çözmem gerekli.
Hayır : İşim yok.
İyi bir konuşma için tonlamadan yararlanmak tekdüzelikten uzaklaşmak gerekir.
Tekdüze bir konuşma kötü konuşmadır. Bu durum hem dinleyicileri usandırır hem
de konuşmayı anlatım niteliğinden uzaklaştırır.
2.5. Ezgi

Ezgi cümleye aittir. Her dilin ezgisi farklıdır. Fransızca Almanca bilmeyen bir insan
bile o dilin ezgisini daha önceden biliyorsa karşısındaki kişinin Fransızca mı Al-
manca mı konuştuğunu bilir. Tonlama ve vurguda yapılan yanlışlık dilin ezgisini
bozar.
Ergenç (1995) ezgiyi üçe ayırmaktadır:
• Cümlenin bittiğini iletilmek istenenin sona erdiğini belirtmek için ses tonu-
nun cümlenin sonunda düşmesiyle ortaya çıkan biten ezgi.
Bunu beğenmedim.
Çocuklar sinemaya gittiler.
• Cümlenin bitmediğini iletilmek istenilen bildirimin süreceğini belirtmek
için ses tonunun ezgi doruğuyla aynı düzeyde kaldığı ya da iki perde yüksele-
rek süren ezgi.
Geldim gördüm yendim.
• Dinleyiciden yanıt vermesi istendiğinde ses tonunun tümce sonunda yük-
selmesiyle ortaya çıkan soru ezgisi.
Geliyor mu?
Yazacak mısınız?
3. Düşünsel Etkinlik

Konuşma beyinde başlar. Konuşmayıoluşturan beden dili ve ses öğelerinin gerisin-
de düşünsel süreç yatmaktadır. Descartes "Düşünüyorum öyleyse varım" diyerek
insanı diğer canlılardan ayıran en büyük özelliğin düşünsel etkinlikler olduğunu
belirtmiştir.
Konuşmayı oluşturan örgenlere komut veren beyin düşünsel etkinlikler sonucu
oluşan konuşmanın akciğerlerden gelen soluk yardımıyla sese dönüşmesini sağlar.
Ünite 3'te konuşma sürecini gösteren şemaya bakıldığında (Şekil 3.1) konuşmanın
beyinde başladığı ve beyinde bittiği görülebilir. Konuşma bir verici (konuşan ki-
şi) ve alıcı (dinleyen kişi) arasında gerçekleşir. Vericinin beynindeki iletinin ses-
ten yararlanarak alıcının algılamasını sağlamak konuşma sürecidir.
İyi bir konuşmanın özelliği olan plan amaç öğrenilenler arasında bağlantı kurup
iyi bir hazırlık yapılması konunun saptanmasıhepsi zihinsel etkinliklerin bir sonu-
cudur.
Zihni bulanık yorgun olan insanların konuşurken duraladıkları söylediklerini
unuttukları soruları anlayamadıkları için yanıt verirken zorlandıkları yavaş ko-
nuştukları bilgiler arasında bağlantı kuramadıkları görülmektedir. Bunun için be-
den sağlığıkadar zihin sağlığının da korunması iyi bir konuşma için zihinsel etkin-
liklerin öneminin unutulmaması gerekmektedir.
Özet

Beden dili ses ve düşünsel etkinlikler konuşmayı oluşturan ögelerdir.
İnsan konuşurken bedeninden de yararlanmaktadır. İnsanın konuşurken yaptığı eylemlere
jest ve mimik denir. Mimikler yüz ifadelerini jest ise vücudun diğer bölgeleriyle yapılan ey-
lemleri anlatır. Jest ve mimikler doğal bir biçimde yapılırsa konuşma canlılık kazanır. Dinle-
yenin dikkati konuşana odaklanır. Beden dilinden yararlanırken göz iletişiminin önemini de
unutmamak gerekir. Konuşurken karşısındakinin gözlerinin içine bakan bakışlarını karşı-
sındakine yönelten kişiler iletişim kurmakta ve karşısındaki kişiye etkilemekte daha başarılı-
dırlar; bunların karşıtını yapanlar ise daha başarısız olurlar.
Konuşmanın bir diğer ögesi olan ses: boğumlama vurgu ton ve ezgi olarak ele alınabilir. Bo-
ğumlama akciğerlerden gelen soluğun sese dönüştürülmesidir. Soluk soluk borusundan çe-
şitli örgenlere çarparak değişik seseler biçiminde dışarı çıkar. Boğumlama yanlışlığı yapan
insanların konuşmalarının zor anlaşıldığı unutulmamalıdır.
Vurgu bir hecenin veya sözcüğün diğerlerine göre daha baskın söylenmesidir. Her dilin
vurgusu farklıdır. Türkiye Türkçesinde vurgu sözcük ve cümle vurgusu diye ikiye ayrılabi-
lir. Sözcük vurgusu genelde sözcüklerin son hecesinde olur; fakat bunun kuraldışıdurumla-
rı da vardır. Cümle vurgusu ise cümle içinde vurgulanmak istenen sözcüğün daha baskın
olarak söylenmesidir.
Ton vurgu gibi bir söyleyişözelliğidir. İnsanın ruhsal durumu tonlamayıetkiler. Bir sözcü-
ğün değişik biçimlerde tonlanması değişik anlamların oluşmasını sağlar.
Ton ve vurguda yapılan yanlışlıklar dilin ezgisini bozar. Her dilin kendine özgü bir ezgisi
vardır. Fransızca ya da Almanca bilmeyen bir insan bile o dilin ezgisini daha önceden biliyor-
sa karşısındaki kişinin Fransızca mı Almanca mı konuştuğunu bilir.
Konuşma beyinde başlar zihinsel bir süreçten geçtikten sonra oluşur. Zihni yorgun olan bir
kişinin konuşmasının da dağınık olduğu bilinmektedir.

elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 17-10-2011, 07:35   #2 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

yazının ve konuşmanın bütünlüğünü etkileyen faktörleri arıyorum bulursam çok iyi olur

 




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Konuşmayı Etkileyen Faktörler Nelerdir?-Konuşma Dili Hakkında

Konuşmayı Etkileyen Faktörler Nelerdir?-Konuşma Dili Hakkında konusu, Eğitim ve Öğretim / Türkçe ve Edebiyat forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Konuşma Nedir?-Konuşma Hakkında Bilmediklerimiz elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 01:26
Konuşma Dilinin Özellikleri Nedir?-Konuşma Dili Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 01:25
Saçı etkileyen faktörler salon beyaz Saç Bakımı 1 18-05-2009 01:06
Elde edilen embriyoların sayısı ve kalitesini etkileyen faktörler nelerdir? elif Tüp Bebek Bölümü 0 19-09-2008 02:54
Saçı Etkileyen Faktörler Bkmlyz Saç Bakımı 0 21-06-2008 08:31

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:38 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats