bakimliyiz
Konu etiketleri: serveti fünun edebiyatı vikipedi, serveti fünun döneminde yeniyi savunan edebiyatçıların özellikleri, serveti fünun genel özellikleri, serveti fünun vikipedi, serveti fünun edebiyatı genel özellikleri vikipedi, servet i fünun edebiyatı vikipedi, servet i fünun genel özellikleri, serveti fünun edebiyatının genel özellikleri, serveti fünun edebiyatının özellikleri nelerdir, serveti fünun özellikleri vikipedi, serveti fünun edebiyatı genel özellikleri, serveti fünun edebiyatı, serveti fünun nedir ve özellikleri nelerdir, serveti funun vikipedi, serveti fünun edebiyatı özellikleri vikipedi,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Türkçe ve Edebiyat

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 08-12-2010, 02:23   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Servet-i Fünun Edebiyatının Genel Özellikleri Nelerdir?

[COLOR=Red]Servet-i Fünun Edebiyatının Genel Özellikleri Nelerdir?



Servet-i Fünun 1891 yılında Ahmet İhsan tarafından çıkarılmaya başlanmış 1896 yılında da derginin başına Tevfik Fikret getirilmiştir.
Servet-i Fünun dergisi bu dergi etrafında toplanan edebiyatçıların savundukları edebî görüşlerini açıklamada savundukları görüşler doğrultusunda kaleme aldıkları eserlerini yayınlamada bir araç görevi yüklenmiş hatta bu dönem edebiyatçılarına bir edebî topluluk olarak adını vermiştir.
Tanzimat Dönemi Edebiyatı bir yenilik getirdiği için “Edebiyat-ı Cedide” alarak adlandırılmış daha sonra Servet-i Fünuncular için önceleri bir alay olarak kullanılmış daha sonra ise isim olarak yerleşmiştir. Yeniliğin üstüne yenilik yapmaya çalıştıkları için Servet-i Fünunculara da Edebiyat-ı Cedideciler denilmiştir.
Muallim Naci Tanzimat sonrası Türk edebiyatında ılımlıların başında bulunmaktadır. Eskiyi savunanlarla ılımlılar geleneksel yaşama tarzını sürdürürken yeniyi savunanlar Batılı yaşama biçimin uymak istemişlerdir.
Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedîde hareketi Türk edebiyatının 1860′tan sonra başlayan batılılaşma hareketinin bir uzantısıdır. Tanzimat edebiyatının modernleşme çabalarını yürütmüşlerdir. 1896′dan 1901 ‘e kadar süren dönemi kapsar. Türk edebiyatının bu kesitine Servet-i Fünun devri denilmesi bu edebî hareketin Servet-i Fünun dergisinde hayat bulmasıyla ilgilidir. Servet-i Fünun edebiyatına “Edebiyat-ı Cedîde” denilmesinin nedeni Avrupai Türk edebiyatını temsil etmesinden dolayıdır. Bu ifade Tanzimat devrinde Tanzimat’ın birinci ve ikinci nesilleri için kullanılmıştır. Daha sonra Servet-i Fünunculara “Yeni Edebiyatı Cedîdeciler” denilmiştir. 1930′dan sonraki edebiyat tarihlerinde “Servet-i Fünun” deyiminin kullanıldığı ve edebiyatımıza bu şekliyle mal olduğunu belirtelim.
Cenap Sahabettin Servet-i Fünun Edebiyatı’nı Tanzimat Edebiyatı’nın bir devamı olarak görür ve bu edebiyata “Evsât Edebiyatı” adını verir. Servet-i Fünuncular’ın Nâmık Kemâl Abdülhak Hâmit ve Samipaşazâde Sezâî’yi örnek aldıklarını belirtir. Servet-i Fünun Edebiyatı’nın kendinden önceki devrin doğal bir sonucu olduğunu vurgular. Kendi neslinin edebiyatı ile öncekiler arasındaki münâsebeti baba ile oğul arasındaki ilişkiye benzetir. Servet-i Fünunculann Batı’yı özüyle değil dış şekliyle taklid ettiğini söyler. Böylece Tanzimat ile Batı arasında yetişmiş olmalarından ötürü bu döneme Evsât Edebiyatı denilmesini teklif eder.
Servet-i Fünun edebiyatı Batı’yı tanıyan ve bilen bir edebiyattır. 1890′dan sonra Stendhal (Stendal) Flaubert (Flober) Balzac (Balzak) Goncourt (Gonkur)lar ve Bourget (Burje) gibi romancıları okudular ve etkilendiler. Edebiyatı batılı anlamda algılamış ve bu modern anlayışı edebiyatımıza yerleştirmeye çalışmışlardır. Batı’nın bütün edebî türlerini tekniğine uygun biçimde edebiyatımıza mal etmeyi başarmışlardır. Küçük hikâye mensur şiir (mensure) roman ve tenkit gibi edebî türler Servet-i Fünun edebiyatının kurduğu ve kullandığı türlerdir.
Servet-i Fünun edebiyatı kendisinden sonraki dönemlerde de etkili olmuştur. Millî edebiyat edebî zevkini bu dönemden almış mahallî ve millî unsurlarla süsleyerek ilkelerine uygun biçimde bir edebiyat dünyasına koşmuştur.
Servet-i Fünun edebiyatı değişik türlerde eserler vermiş özellikle batılı anlamda şiir hikâye roman ve tenkit türlerinde yoğunlaşma göstermiştir. Servet-i Fünun edebiyatının başlıca kaynağı Fransız edebiyatıdır. Bu edebiyata Tevfik Fikret-Halit Ziya Mektebi de denilmiştir.
Şiir türünde görülen başlıca isimler şunlardır:
Tevfik Fikret (1867-1915)
Cenap Şahabettin (Raik Vecdî takma adıyla 1870-1934)
Hüseyin Siret (Özsever Ömer Senih takma adıyla 1872-1959)
Hüseyin Suat (Yalçın 1867-1942)
Ali Ekrem (Bolayır 1867-1937 Ayın Nâdir takma adıyla. Nâmık Kemâl’in oğlu) Ahmet Reşit (Rey H.Nazım takma adıyla 1870-1955)
Mehmet Sami (Süleyman Nesib takma adıyla 1866-1917)
Süleyman Nazif (İbrahim Cehdî takma adıyla 1869-1927. Diyarbakırlı Sait Paşa’nın oğlu)
Faik Âli (Ozansoy 1876-1950 Süleyman Nazifin kardeşi. Zahir takma adıyla) Celâl Sahir (Erozan 1883-1935 Yemen Valisi ve kumandanı İsmail Hakkı Paşa’nın oğlu).
Servet-i Fünuncular nesirle şiir söylemeyi denediler. Duygu yoğunluğunu ve heyecanlarını mensur şiir halinde ifade ettiler. Bertrand(Bertran) Baudelaire (Bodler) Mallarme (Malarme)ve Rimbeaud (Rembo) gibi şairlerin izinde yürüdüler. Mensur şiiri onlardan aldılar. Bu türü önce Halit Ziya sonra Mehmet Rauf denedi.
Hikâye ve romanda başarılı isim Halit Ziya’dır. Onu Mehmet Rauf Hüseyin Cahit Ahmet Hikmet ve Safvetî Ziya izler. Küçük hikâye örnekleri bu dönemde görülür. Klâsik vaka hikâyelerinin temsilcisi Halit Ziya’dır.
Servet-i Fünuncular ülkenin içinde bulunduğu durumdan dolayı tiyatro türünde beklenen ölçüde eser veremediler. Tiyatro ile ancak 1908′den sonra uğraşma imkânı bulabildiler. Hüseyin Suat Yalçın Mehmet Rauf Cenap Sahabettin Halit Ziya Faik Ali Ozansoy Ali Ekrem Bolayır ve Safvetî Ziya’mn tiyatro denemeleri vardır. Bunlar teknik bakımdan başarılı eserlerdir. Günlük konuşma diline yaklaşma çabası gösterirler. Tiyatro dili bu dönemde normal bir çizgi takip eder. Konuları aile çevresinde geçer. Evlenme boşanma kadının medenî hakları gibi temaları işler.
Tiyatroda dikkat çeken isim Hüseyin Suat’tır. Yazdığı ve uyarladığı yirmi kadar piyesi vardır. Manzum piyesler de yazan yazar komedi ve dram türünde eserler vermiştir.
Hüseyin Suat’tan sonra tiyatroyla ilgilenen Mehmet Rauf olmuştur. Aşk evlenme şekilleri evlilikte ihanet ve bağlılık temalarını işlediği oyunlar edebiyatımıza fazla birşey kazandırmamakla beraber anılmaya değer eserlerdir.
Cenap Sahabettin de Yalan (1911) ve Körebe (1917) piyesleriyle teknik bakımdan yeterli görülmemektedir.
Adını bir dergiden alan bu dönem edebiyatı dergi ve gazete alanında da başarılıdır.
Bu dönemde çıkan dergiler şunlardır: Mektep (1895) Mütâlâa (1896) Musavver Ma’lûmât (1895-1903) Hazîne-i Fünun (1882-1897) Resimli Gazete (1881-1899) Musavver Fen ve Edeb (1899) ve tefrika (1898).
Dönemin gazetelerinden edebiyat sanat ve düşünce yazılarına önem verenleri: Tercüman-ı Hakikat (1886-1908) Sabah (1886-1917) Tarîk (1886-1899) İkdâm (1894-1901) Terakki (1897-1898) vb…dir.
Abdülhamid’in sıkı yıllan basın hayatına canlılık kazandırmaz. Buna rağmen başarılı oldukları gözlenmektedir. Bu dönemde yazılan makaleler genellikle Batı edebiyatını tanıtıcı niteliktedir. Edebî çalışmalarını yalnız edebî tenkit konusunda yoğunlaştıran tek yazar Ahmet Şuayb (Şuayib)’dir. Tenkitte; kendilerine yöneltilen eleştirileri cevaplandırmak kendi edebiyat anlayışlarını tanıtmak ve yorumlamak Batı edebiyatı hakkında değerlendirmeler yapmak ve edebî akımları gündeme getirmek gibi konular görülmektedir. Tevfik Fikret Cenap Sahabettin Mehmet Rauf Ali Ekrem Hüseyin Cahit gibi sanatçıların yazılarında: estetik edebiyat edebî zevk edebiyatta tenkit edebiyat ve şiir şiirde konu vezin kafiye nazım şekilleri hikâye roman edebiyat devreleri eski-yeni edebiyat gibi konular tenkidin özünü oluşturmaktadır.
1895 yılında Malûmat dergisinde Hasan Âsaf’ın “Burhan-ı Kudret” adlı şiirinin yayınlanması üzerine kafiye konusunda ileri ölçülere varan bir tartışma başladı.
“Zerre-i nurundan iken muktebes
Mihr ü mâha etmek işaret abes”
beyiti anlam ve kafiye bakımından eleştirilere uğradı. “Muktebes” ve “abes” kelimelerinin kafiye oluşturamayacağı yolunda tartışmalar başladı. Kafiyeyi göz için kabul edenlere göre sondaki “sin” ve “peltek se”nin kafiye oluşturması mümkün değildir. Kafiyeyi kulak için kabul eden anlayışa göre bu iki kelime kafiye teşkil edebilirdi. Böylece tartışmaların boyutları genişledi. Yankıları büyük oldu. Dönemin ilk akla gelen tartışma örneği niteliğini kazandı.
Tenkit alanında Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Kavgalarım” adlı eseri de anılmaya değer niteliktedir. Ahmet Şuayb Servet-i Fünun dergisinde “Son Yazılar” başlıklı yazıcında Servet-i Fünun edebiyatının ferdî duygulan ve özellikle aşk konusunu işlemesinden memnun olmadığını belirtir (7 Haziran 1900 s. 482). Deneme ve tenkitleriyle gücünü hissettirir. (Dönemin tenkit anlayışı hakkında geniş bilgi için Dr. Bilge ERCİLASUN’un “Servet-i Fünun’da Edebî Tenkit” Ank. 1981400 s; adlı eserine bakınız).
Servet-i Fünun dergisinde “Musâhabe-i Edebiyye”leriyle ilgi toplayan ve sohbet türüne canlılık kazandıran Tevfik Fikret olur. (Fikret’in bu tür yazılarını Doç. Dr. İsmail PARLATIR; Tevfik Fikret -Dil ve Edebiyat Yazılarında bir araya getirdi; Ank.S7283s).
Bu devrede seyahat edebiyatının en güzel örneği Cenap Sahabettin’in “Hac Yolunda” adlı eseridir (1896′da tefrika olunan eser 1909′da basıldı).
Edebiyat tarihi alanında çalışmalar durmuş gibidir. Süleyman Nazif’in Nâmık Kemâl (1912) Mehmet Akif (1924) îki Dost (Ziya Paşa-Namık Kemal 1926) monografileriyle Ali Ekrem’in Nâmık Kemâl (1930) ve Lisânımız (1937) adlı incelemeleri dönemin uzantıları olarak görülen eserlerdir.
Servet-i Fünun edebiyatının yukarıda dokunduğumuz türlerde eserler verirken yüksek zümreye aydın kesime hitap ettiğini hemen belirtelim. Bu dönem sanatçılarının ortak yanı Abdülhamit düşmanlığında birleşmeleridir. Karamsar hayat görüşü hepsinin belirgin yanıdır. Eserlerinde işledikleri temalar realiteden kaçış hayat-hakikat tezatı karamsarlık tabiat ve kadındır. Onların eserlerinde tabiat resimden gelme bir tabiat olarak karsımıza çıkmaktadır. Bu tabiat yaşanılan tabiat değil görülen seyredilen bir tabiattır. Konuların dar bir perspektif içinde ele alınmış olması onların sanat ve edebiyat güçlerini gölgede bırakmış değildir. Şiirde tenkitte ve romanda teknik sağlamlığıyla başarılı eserler vermişlerdir.

elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
Я (09-12-2010)

Alt 27-02-2012, 06:23   #2 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

serveti funun sanatçılrının dil anlayışı ve uygulamalarını acıklayınız?

 




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Servet-i Fünun Edebiyatının Genel Özellikleri Nelerdir?

Servet-i Fünun Edebiyatının Genel Özellikleri Nelerdir? konusu, Eğitim ve Öğretim / Türkçe ve Edebiyat forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) Sanatçıları ve Eserleri Nelerdir? elif Türkçe ve Edebiyat 0 08-12-2010 02:10
Fecr-i Ati Edebiyatının Özellikleri Nelerdir? elif Türkçe ve Edebiyat 0 08-12-2010 02:06
Milli Edebiyat Dönemi Genel Özellikleri Nelerdir? - Milli Edebiyat Döneminde Üslup elif Türkçe ve Edebiyat 0 08-12-2010 01:47
Bitkiler Genel Özellikleri daywest Biyoloji 0 23-05-2010 12:40
Mantarlar.(genel özellikleri) daywest Biyoloji 0 23-05-2010 12:34

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:07 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats