bakimliyiz
Konu etiketleri: istanbul ağzı neden yazı dili olarak kabul edilmiştir,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Türkçe ve Edebiyat

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 05-02-2011, 02:48   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Dil Nedir?-Dil Hakkında

Dil Nedir?-Dil Hakkında

Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; kendi kanunları içerisinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık; milleti birleştiren koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; binyıllar boyunca gelişerek meydana gelmiş bir soysal kurum; seslerden örülmüş bir ağ; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemidir.
Dil diğer insalanlarla bütün ilşikilerimizde bize aracılık eden sosyal bağlarımızı düzenleyen bir vasıta olarak hayatımızın her safhasında mevcuttur. Evde okulda sokakta çarşıda iş yerinde ve her yerde onunla beraber yaşıyoruz. Insan konuştuğu dili doğduğu günden itibaren hazır bulur. Fakat dil doğuştan bilinmez.İlk ayalarda ağlamalar taklit birtakım hareketlerle anlaşma sağlamaya çalışır. Çocuk içinde yaşadığı topluluğun dilini anadilini uzun bir çıraklık devresi süresince öğrenir. Daha sonra kulağına gelen seslerin belli kavramlara hareketlere varlıklara karşılık olduğunu anlamayla başlar.
Dil insan benliğinin ayrılmaz bir parçasıdar. İnsan zekasının insanda siniri çizilemeyen duygu ve düşünce kabiliyetinin sonuçları kendi benliğinin dışına ancak dille aktarılıabbilir. Bu bakımdan dil ile düşünce iç içe girmiş durumdadır. İnsan dil ile düşünür. Dilin gelişmesi düşünmeyi düşünceye düşüncenin gelişmesi de dile bağlıdır. Çeşitli medeniyetlerin meydana getirilmesin sağlayan düşünce gelişmesini dile borçludur.
Dil herşeyden önce sosyal ve milli bir varlıktır. Fertlerin üstünde bir milleti ilgilendirir. Bütün bir melletin duygu ve düşünce hazinesini teşkil eder. Bir milleti ayakta tutan fertleri birbirine baglayan sosyal hayatı düzenleyen ve devam ettiren milli şuuru besleyen bir unsur olarak dilin oynadığı rol çok büyüktür. Bağımsızlığın temeli milli şuurdur. Milli şuurun en kuvvetli kaynağı ise dildir.
Belli ses öbeklerinin insanlar arasında danışıklı bir değer kazanarak birer kavrama karşılık olmaları dilin oluşmasında esas sayılabilir. Bunun gibi onların çeşitli kullanışları da ortak değerler bağlayarak dilin kurallarını meydana getirmiş olmalıdırlar. bunlar üreyip genişlemiş ve az çok titizlikle korunarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Ses kanunlarına uyup zamanla değişmelere uğramış olmaları da tabiidir.
Dil ile düşünce organı olan insan beyni destekleşe oluşmuş olmalıdırlar. Öyle ki sonuçta dil düşünmenin de bir vasıtası olmuştur. Ana dilimizden cümleler kurarak düşünürüz. Bunları dile getirdiğimizde adına konuşma deriz. Dil olmasa düşünce ve duygu da gelişmezdi insan topluluğu ilirlemez bir medeniyet oluşturamazdı. Yine insanoğluna bahşedilen din hayatı ile sanat hayatı da dil temeli üzerine kurulmuşlardır.
Dil konuşma aygıtının çıkardığı çok çeşitli seslerin son derecede karmaşık bir birleşiminden meydana gelir. Ancak kulağımız da bunları bütün incelikleri ile ayırdedecek yaratılıştadır. Bu sebeple biz onları çözümlemekte güçlük çekmeyiz. Konuşma organlarının belirli bir durum alarak bir an içinde çıkardıkları basit sese bir seslik yahut sadece ses deriz: a übt gibi. Bir soluk hamlesi içinde çıkan birkaç sesin topluluğuna da hece adını veririz: bu ka/pı pen/ce/re gibi.
Bir dilde bir anlamı olan tek veya çok heceli ses öbeklerine kelime deriz: kuş görmek umutsuz gibi. Bir dilin tünün kelimeleri birden o dilin kelime dağırcığını meydana getirir. Kelimelerin bir düşünceyi bir bütün olarak anlatan düzenli topluluğuna cümle adını veririz: Orhan okula gitmelidir. Bir maksadı anlatmak için bir sıra cümleler kullanırız. Buna da söz deriz. Sözlerle anlaşmak konuşmakla olur.
İnsanlar sözlerini uzaktakilere ulaştırmak yada uzun zaman saklamak ihtiyacı ile onları daha dayanıklı bir işaret sistemine çevirmeyi düşünmüşler yazıyı icat etmişlerdir. Eski insanlar hakkında bilgilerimizi biraktıkları yazılı belgelerden alıyoruz. Milletlerin yazıdan önceki yaşayışları hakkında pekaz şeyi öğrenebildiğimiz için tarih yazıyla başlar diyoruz.
İnsanlar her kelime için her hece için veya her ses için ayrı işaretler kullanan türlü yazı sistemleri yapmışlardır. Bugünkü ileri millletlerin yazılarında her işaret bir sese karşılığıdır. Bunar harf deriz. Bir dilin kullandığı harflerin topluluğu o dilin alfabesi olur. Bu türlü yazıya da alfabe yazısı adını veririz. Yazılı bir sözü yeniden seslendirmeye okuma diyoruz. Sessiz okumak da olur.
KONUŞMA DİLİ YAZI DİLİ
Bir dili iki cephesi vardır. Biri insanların karşı karşıya geldikleri zaman sesli olarak görüşürken yani konuşurken kullandıkları “konuşma dili” öteki yazıda kullanılan dildir. Buna “yazı dili” veya “kültür dili” de denilmektedir. Kültür dili bir memleketin kültür merkezi olarak gelişen yerleşim biriminin dilidir.
Bir dilin yazısı çoğu zaman lehçelerinden veya ağızlarından birine göre yazı lehçesine göre şekillenir. Yazılan dil ise din edebiyat ve ilim adamları tarafından işlenerek zenginleşir ve konuşma dilinden az çok farklılaşır. Bizim yazı lehçemiz Batı Türk Dili’nin Anadolu lehçesidir. Yeni Türkçede ses özellikleri ve çekim yönlerinden İstanbul ağzı esas sayılır.
Bir milletin bütün aydınları yazı dilini bilirler ve yazı lehçesini konuşurlar. Yazı dili lehçe ve ağızların alabildiğine farklılaşmasını önler. Hepsinin zenginliklerinden faydalandığı gibi onları ortak bir kaynaktan zenginleştirir. Dil milli birliğin çimentosudur. Ayni dili konuşan insan toplulukları bir millet sayılırlar ve hemen her zaman ayrı bağımsız bir devlet kurmuş bulunurlar.
Bir dil kendi içerisinde birtakım alt kollara ayrılır. Böylece bir dil sahası içerisinde lehçeler ağızlar ve argolar meydana gelir.
Lehçeler bir dilin bilinmeyen çok eski dönemlerinde ayrılmış kollarına denir. Başka bir deyişle bir dilin birbirinden uzak bölgelerde çeşitli nedenlerle ses söz dizimi ve söz varlığı bakımından değişikliğe uğramış biçimine lehçe (Alm: Dialekt; Fr: dialecte; İng: dialect) denir. Tanımalardan da anlaşılacağı gibi ağız’da genellikle ses ve söyleyiş farklılığı varken lehçede ses ve söyleyiş farklılığıyla birlikte dilin yapısı (söz dizimi) ve söz varlığı da değişmektedir. O kadar ki bu farklılıklar zamanla lehçelerin birer dil olamasına bile yol açmaktadır. Söz gelimi Latincenin çeşitli lehçeleri arasındaki farklılık zamanla o kadar büyümüştür ki sonunda fransızca italyanca ispanyolca portekizce rumence gibi diller ortaya çıkmıştır.
Adriyatik denizinden Çin denizine kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada yaşayan Türkçe de birçok lehçelere ayrılmıştır: Batı Türkçesi’nin Anadolu Azeri Türkmen lehçeleri gibi ve özbek lehçesi kazak lehçesi kırgız lehçesi…
Lehçenin ayrı bir dile dönüşmesi olayına Türk dilinde de rastlanmaktadır. Yaşayan Türk lehçelerinden ikisi bugün artık birer dile dönüşmüştür. Bunlardan biri Sibirya’da Lena nehrinin iki yanında yaşayan Yakut Türklerinin konuştuğu Yakutça diğeri ise Orta Volga bölgesinde kama ırmağının Volga’ya kavuştuğu yerde yaşayan Çuvaş Türklerinin dili olan Çuvaşçadır.
Bir dilin lehçeleri arasındaki bağı ya da farklılıkları en iyi lehçeler sözlüğü ortaya koyar. Örneğin W. Radloff’un “Türk Lehçeler Sözlüğü” bu nitelikte bir sözlüktür.
Hüseyin Kâzım’ın “Büyük Türk Lugatı” da bu alanda hazırlanmış büyük bir eserdir.
Türk lehçeler hakkında ilk bilgileri veren eserse Kaşgarlı Mahmut’un ölümsüz eseri “Divanü Lugat-it Türk” ’tür.
Ağız ise bir dilin en yeni zamanda ayrılmış küçük bölge kollarıdır. Başka bir tanımla bir dilde ya da bu dilin bir lehçesinde yazı diline oranla ortaya çıkan farklı söyleyiş biçimine ağız (Alm: Mundart lokalsprache sonprache; Fr: parler patois; İng: local language vocational slang; Osm: Şive ) denir. “Geliyorum” kelimesinin çeşitli Anadolu ağızlarında geliyom gelirem geliyem şeklinde söylenmesi gibi. Anadolu lehçesinin Rumeli karaman Aydın Harput v.b.
Ağız bölge çevre farklılıklarından ortaya çıkabildiği gibi meslek ve öğrenim farklılıklarından da kaynaklanabilmektedir.
Denizli ağzıyla Edirne ağzı bölge farklılığından; köylü diliyle kentli dili işçi diliyle memur dili arasındaki fark da çevre meslek ve eğitim farklılığından doğmuştur.
Çevre meslek ve eğitim farklılıklarından doğan değişik söyleyiş biçimine ağız yerine şive adı verildiği de görülmektedir. Ancak bütün dilbilgisi terimleri sözlüklerinde ağız teriminin Osmanlıca karşılığı olarak şive sözcüğü gösterilmektedir. Dilbilim alanında yazılan eserlerde de artık ağız terimi Arapça şive sözcüğünün yerine kullanılmaktadır.
Bu duruma göre Çuvaş ve Yakut Türkçeleri dilimizin lehçeleri: Kırgız Türkçesi Azeri Türkçesi Oğuz Türkçesi Özbek Türkçesi… ağızları da: Karadeniz Konya Ege İstanbul Kastamonu Ankara…
Her ülkede böyle lehçe ağız (şive) bulunabilir. Fakat o ülkede belli bir yazı dili vardır. Yazı dili için ağızlardan birisi esas alınır. Mesela Türkiye’de İstanbul ağzı yazı dilimizin temelini oluşturmuştur.
Argo belli bir kesimin genellikle de belli bir meslekten olan kişilerin kendi aralarında oluşturup konuştukları bu nedenle ortak dili konuşan diğer insanların anlıyamadığı özel dile argo (Alm: Argot gaunesprache; Fr: argot; Ing: slang) adı verilir.
Yapı bakımından içinden çıktığı ortak dilden farklı olmayan argo da her dil gibi sürekli olarak değişir gelişir. Kimi sözcükleri ölür toplumsal gelişmelere göre yeni sözcükler kazanır.
Argo terimi eskiden daha çok kaba dil karşılığı olarak külnabeyi ayak takımı ağzı için kullanılırdı. Bu anlayış büyük ölçüde değişmiştir. Bugün külhanbeyi hırsız denizci şoför argosu yanında esnaf sanatçı argolara da ortaya çıkmıştır.
Argo sözcükler ortak dilin ya da bir yabancı dilin sözcüklerine özel anlamlar yükleyerek yabancı dilden alınan bazı sözcüklerin yapısını bilinçli olarak bozarak elde edilir.
Argo sanıldığının tersine anlam değişiminin güçlü olduğu nükteli etkili bir dildir. O kadar ki argo sözcükler öbekler zamanla ortak dilin söz varlığına da girer ulusça kullanılır. Örneğin dümen (hile dolap) dümen yapmak yelkenleri suya indirmek dikine tıraş(yanlarla dolu gevezelik) palavra(uydurma söz ya da haber; uzun ve boş konuşma) omuzlamak (alıp götürmek) yuvarlamak(bir şey yemek) boşlamak(vazgeçmek peşini bırakmak) kırmak(okuldan kaçmak) inek(çok çalışkan olmak) gibi sözcük ve öbekler argodan anadilimize geçmiştir.

elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Dil Nedir?-Dil Hakkında

Dil Nedir?-Dil Hakkında konusu, Eğitim ve Öğretim / Türkçe ve Edebiyat forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Fiillerde Kip Nedir?-Kip Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 51 10-05-2014 08:32
Restorasyon ve Konservasyon Bölümü Nedir? / Hakkında gizem Meslekler Rehberi ve Meslek Seçimi 0 26-06-2009 05:16
Kinaye Nedir?-Kİnaye Sanatı Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 02:09
Dökümantasyon ve Enformasyon Bölümü Nedir? / Hakkında gizem Meslekler Rehberi ve Meslek Seçimi 0 24-06-2009 01:38
Dil Nedir?-Dilin Özellikleri Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 12:12

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:18 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats