bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Türkçe ve Edebiyat

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27-12-2011, 07:29   #11 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

bitkilerle ilgili yok ve ödevim yarın :(


 

Alt 28-12-2011, 02:27   #12 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

çok teşekkür ederim ödevime yardımcı oldunuz (:(:


 

Alt 01-01-2012, 12:39   #13 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Face8 istanbul

çok fazla isime yaramadı


 
Alt 01-01-2012, 04:18   #14 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

ya hayvanlarla insanlar arasında geçen olayları anlatan fıkralar arıyorum bir türlü bulamadım bana yardımcı olurmusunuz performans ödevim için lütfen teşekkürler


 
Alt 02-01-2012, 04:02   #15 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

hayvanlarla insanlar arasında geçen olayları anlatan fıkralar başlığına bakabilirsin.


Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-01-2012, 03:38   #16 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

lütfen söyleyin ödevim için lazım not alcam ]:


 
Alt 08-02-2012, 04:58   #17 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

güzel


 
Alt 13-02-2012, 07:48   #18 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

süpersiniz


 
Alt 13-02-2012, 08:03   #19 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Gerçekten çok teşekkür ederim ödevime çok yardımcı oldu. (:


 
Alt 16-02-2012, 08:23   #20 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Fabl Örnekleri

İKİ PAPAĞAN KRAL VE OĞLU


Biri baba biri oğlu iki papağan Kral sofrasından geçiniyorlarmış. İki yarıtanrı onlar da baba
oğul bu papağanlarsız edemiyorlarmış. Dördü de yaşlarına başlarına göre Candan bağlıymışlar
birbirine Dki baba canciğermiş; Uçarı yürekli iki oğul da Bağdaşıyorlarmış nasılsa. Sofrada
okulda bir prensle olmak Ne şeref bir genç papağan için. Prens zalim bir cilvesiyle kaderin
Başka kuşları da seviyormuş: Bir serçe çapkın mı çapkın Çevrenin en sevdalısı Bağlamış
kendine genç prensi. İki rakip kuş oynaşırken bir gün Bütün delikanlılar gibi Kavgaya
çevirmişler oyunu. Serçe boyuna bakmadan Öyle gagalar yemiş papağandan Sürtmüş kanadı
yere can çekişir gibi Kurtulmaz sanmışlar aldığı yaradan. Prens kızıp öldürmüş papağanı.
Haberi yetiştirmişler babasına;
Zavallı ihtiyar ciyak ciyak bağırmış;
Ama ne kadar yolunsa yırtınsa boşuna:
Konuşkan yavrusu gitmiş öbür dünyaya
Konuşmaz olmuş daha doğrusu;
Öyle olunca da bir kızmış ki babası
Saldırmış kralın oğluna
Oymuş iki gözünü birden
Ve kaçmış bir çamın tepesine saklanmış.
Orda tanrıların kucağında
Tadını çıkarıyormuş aldığı öcün
Güvenlik içinde kimseden korkmaksızın.
Kralın ta kendisi gitmiş çağırmış onu:
- Gel dostum demiş ağlamak neye yarar? Kin öç yas bitsin artık bunlar. Duyduğun acı ne kadar büyük de olsa Haksızlığın bizden yana olduğunu Söylemek zorundayım sana.
Oğlum sebeb oldu bütün bunlara. Oğlum mu dedim? Hayır kaderin işi bu: Çoktan yazmış ki alınlarımıza Ölecek birimizden birinin çocuğu Bu yüzden de öteki kör olacak. Ne olur gelsen de kafesine Dki baba birbirimizi avutsak? Papağan demiş ki efendisine:
- Sayın kralım nasıl güvenebilirim sana Bu benim yaptığımı yaptıktan sonra? Kaderden söz ediyorsun;
Beni kandıracağını mı sanıyorsun
Senin inançlarına sığmaz uydurmalarla?
Ama ister Tanrı yürütsün ister kader
Bu dünyanın işlerini
Benim alnıma yazılmış olan da şu ki
Bu çamın tepesinde
Ya da karanlık bir ormanın köşesinde
Bitireceğim son günlerimi Gözleri görmez olmuş oğlundan uzaklarda. Onu gördükçe kızacaksın
elbet bana. Bilmez miyim kral lokmasıdır öç almak Tanrılar öç alır da krallar almaz mı?
Dnanmıyor değilim şu anda Sana ettiğim kötülüğü Ama çok daha güvenli geliyor bana Senin elinden gözünden uzak olmak. Canım kralım git uğraşma boşuna; Bana haram artık seninle yaşamak. Hem ayrılık azaltır öfkeyi kini Sevdanın da merhemi olduğu gibi.


SALYANGOZ ve EVİ


Salyangozları bilir misiniz? Onlar da tıpkı kaplumbağalar gibi evlerini sırtlarında taşırlar. Bir zamanlarevini sırtında taşımaktan hoşlanmayan sevimsiz bir salyangoz yaşarmış.Üstelik evinin rengi de hiç hoşuna gitmezmiş.


Bizim salyangozkelebek ve uğurböceğini çok severmiş.Arada bir onlarla dertleşirsırtında taşıdığı evi onlara şikayet edermiş.”Ah keşke!” dermiş.”Evimi sırtımda taşımak zorunda olmasaydım.Hadi taşıyorumbari sizin ki gibi bol desenli ve renkli olsaydı.”
Kelebek ve uğurböceği bir gün salyangoza;”Sevgili arkadaşımız!” demişler.”Hani evim renkli olsun diyorsun yabiz çaresini bulduk.Ressam olan bir tırtıl var.Seni ona götürürsek eğer evini rengarenk boyar.”


Salyangoz buna çok sevinmiş.”Ne duruyoruz!Hemen gidelim.”demiş.Böylece düşmüşler yola. Tırtılın kapısını çalmışlar.Gelen misafirleri dinleyen tırtıl boyalarını ve fırçasını alıp çalışmaya başlamış.Sonunda salyangozun evine çok güzel desenler çizmiş.Salyangoz yeni görüntüsünü beğenmiş beğenmesine ama yine de evinin sırtında olması onu çok üzüyormuş.


Dönüş yolculuğunda üç arkadaş şiddetli bir yağmura yakalanmış.Kelebek ve uğurböceği öyle ıslanmışlar kisele kapılmaktan zor kurtulmuşlar. Oysa salyangoz hemencecik evinin içine girmiş. Yağmur dinip de evinden dışarı çıkıncaarkadaşlarının perişan halini görüp üzülmüş.Sonra da kendi kendine şöyle düşünmüş:”İyi ki saklanabileceğim bir evim var.Rengi olmasa daRengi olmasa da beni yağmurdan koruyor ya.”
Sevimli salyangoz bu olaydan sonra bir daha hiç üzülmemiş.



KÖLE ve ASLAN


Vaktiyle bir köle kaçıp ormana sığınmış.Etrafta gezinirkeniniltiler içinde ızdırap çeken bir aslan görmüş.önce korkup kaçmaya yeltenmiş.Fakat aslanın yerinden hiç kıpırdamadığınıyalvaran gözlerle kendisine baktığını görüp durmuş.Aslan kanayan pençesini uzatıyormuş ona.Köle dikkatlice bakınca aslanın pençesine büyük bir dikenin saplandığını görmüş.Dikeni çıkarıp yarayı temizleyen kölegömleğinden kopardığı bezle de iyice sarmış.


Rahatlayan aslan ayağa kalkıp kölenin ellerini yalamaya başlamış.Sonra da önüne düşüp yaşadığı inine götürmüş.Her gün yakaladığı avları ine taşıyıpköleye yardım ediyormuş.


Bu beraberlikleri uzun sürmemiş.Ormana gelen avcılar ikisini de yakalamışlar.Ayrı kafeslere kapatıp günlerce aç bırakmışlar onları.
Kralın da hazır bulunduğu bir gün kafesin ağzı açılmış.Aslanın köleyi nasıl parçalayacağını herkes merakla bekliyormuş.Büyük bir iştahla saldıran aslankölenin yanına gelince onu tanımış.Önünde bir köpek sadakatiyle durup ellerini yalamaya başlamış.
Kral bu duruma çok şaşırmış.Köleyi yanına çağırıp bütün hikayeyi dilemiş ondan.Anlatılanlardan çok etkilenen kralkölenin affedilmesiniaslanın da ormana salıverilmesini emretmiş.


TİLKİ İLE KEDİ


Tilki ile kedi sohbet ediyorlarmış.Tilki durmadan ne kadar hilekar ve kurnaz olduğunu anlatıyormuş.Söylediğine göre düşmanları onu alt edemezmiş çünkü onlardan kurtulacak bir sürü oyun ve hile bilirmiş.


Kedi biraz da utanarak;”Ben fazla oyun bilmem ki!” demiş.”Düşmanlarımın elinden kurtulmak için bir tek yol bilirimo da kaçmaktır.”
Tilki;”Kedi kardeş!” demiş”Ben her tehlike karşısında başımın çaresine bakabilirim ama senin durumuna üzülüyorum.Korkarım bir gün düşmanların seni çabuk alt edecek.”


Az sonra bir sürü tazının bağrışmalarını duymuşlar.Bir avcı topluluğuna ait olan bu köpeklerbütün hızlarıyla kendilerine doğru koşuyormuş.Kedi hemenyanındaki bir ağacın dallarına sıçrayarak en üstteki bir yaprak kümesinin içine saklanmış.


Tilki ise;”Acaba şu hileyi mi yapsamyoksa bu hileyi mi?” diye düşünmeye başlamış.Çünkü o kadar çok hile biliyormuş kihangisini uygulamasının daha doğru olacağına karar veremiyormuş.Tam birisini uygulayacakmış kitazılar etrafını çevirip tilkinin işini bitirivermişler.
Bütün olanları yukarıdan seyreden kediçok hile bilmediğine şükretmiş.


ZALİM ASLAN


Vaktiyle ormanın birindecanavar mı canavar bir aslan varmış.Çok kan dökercanını yakmadık tek bir hayvan bile bırakmazmış.O yaşadığı sürecehiçbir hayvan rahat yüzü görmemiş.Bütün hayvanlar ondan nefret ederölümünü beklermiş.


Bu zalim aslan sonunda yaşlanmış.Gücü kuvveti kalmamış.Ağzındaki dişler de dökülünce herkesin maskarası olmuş.Hiçbir hayvan ona yardım etmiyor ve onunla konuşmuyormuş.Hayvanlar bir gün oturup karar almışlar;”Gelin hep beraberbize bunca kötülük eden bu zalim aslanı iyice bir dövelim. Yaptıklarının cezasınıaz da olsa gömüş olsun böylece.”


Sonunda bütün hayvanlar aslana saldırmış.iyice bir dövmüşler onu.Birisi boynuz vuruyordiğeri çifte atıyorbir başkası ısırıyormuş.Böylece;yaman bir öç almışlar aslandan.


KURT İLE KÖPEK


Bir köpek ormanda gezerken kurtla karşılaşmış.Hasta ve çok zayıflamış olan kurtayakta zor durabiliyormuş.Köpek kurdun bu haline çok üzülmüş.”Ne kadar kötü görünüyorsun böyle kurt kardeş?”demiş.”Herkes bizi düşman bilse debiz uzaktan akrabayız.Doğrusu sana yardım etmek isterim.”
“Hiç sorma.” demiş kurt.”Ağır bir hastalığa yakalandığım için uzun süre avlanamadım.Şimdi iyileştim ama bir av yakalayacak kadar gücüm kalmadı artık.Ben de böyle aç susuz dolaşıyorum artık.”
“Sen hiç üzülme.”demiş köpek.”Ben sana yardım edeceğim.Bu akşam sahibimin düğünü var. Akşam olunca köyün dışındaki çalılıklara gel.Ben sana düğün yemeklerinin artıklarını taşırım.”
Birkaç gün boyunca köpek tarafından beslenen kurtsonunda kendini toparlayıp eski kuvvetine kavuşmuş.Teşekkür edip vedalaştıktan sonra da ormana gitmiş.
Aradan yıllar geçmiş.Köpek iyice yaşlanınca sahibi onu dışarı atmış.Ormanda aylak aylak gezen köpekeski dostu kurtla karşılaşmış.”Hayrola?” demiş kurt.”Çok perişan görünüyorsun.”
Köpek içini çekip;”Yaşlandım artık!” demiş.”Sahibimin işine yaramadığım için beni kovdu.”
Kurt;”biz eski dost değil miyiz?” demiş.”Şimdi yardım etme sırası bende.Hatırlasanabenim hayatımı nasıl kurtarmıştın?Hemen bir plan yapmalıyız.Tamam buldum!Senin sahibinin küçük bir çocuğu vardı değil mi?Şimdi ben gidip onu kaçıracağımsen de geri götüreceksin.Böylece sahibin seni el üstünde tutacak.”
Bu sözleri söyleyen kurtkaşla göz arasında gidipçocuğu ormana getirmiş.Köydeki herkes silahlanıp ormana koşmuş ancak daha ormana girmedenyaşlı ve işe yaramaz diye evden kovdukları köpeğin çocuğu geri getirdiğini görmüşler.
Bu olaydan sonra yaşlı köpeğin itibarı öyle artmış kiinsanlar onun kahramanlığını yüzlerce yıl çocuklarına anlatmışlar.
Kurtla köpek arasındaki bu danışıklı dövüşü hiç kimse anlayamamış.
nizkaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş.Hemen fırlamışrüzgar gibi koşmaya başlamış.Ama ne çarekaplumbağaya yetişememiş.
Böylece tavşan yarışı kaybetmiş.Aldırış etmemenin cezasını çekmiş.Kaplumbağa ise düzgün adımlarladurmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış.


ŞAHİN İLE HOROZ


Şahin tatlı bir daire çizerek süzüldü yüzyıllık çınar ağacının dalına kondu. Gerçi kendisini hafif hafif esen rüzgarın kollarına bırakmıştı ama; yine de yorulmuştu inerken. Bir süre konduğu dalda soluklandı üzerindeki tozları silkeledi ve “Biraz kestireyim.” diyerek iyice yayıldı.
Tam bu sırada bir ses duydu. Horozun biri bağırtıyla kaçıyordu. Çınarın altına geldiğinde soluk soluğa kalmıştı. Dönüp arkasına baktı kimsenin gelmediğini görünce rahatladı.
Horozun kaçışını izlemiş olan şahin:
- Hah hah hah hah diye gülmüştü.
Horoz “O da kim?” diye çevresine bakınırken şahin yukarıdan seslendi:
- Benim dostum ben şahin başını yukarı kaldır.
Horoz sesin geldiği yöne kaldırdı başını şahini gördü.
Şahin hâlâ gülüyordu:
- Ne oldu kimden kaçıyordun öyle?
- Tabii gülersin dedi horoz sana göre bir şey yok.
- Kim kovalıyordu seni?
Horoz:
- Sahibim dedi kim olacak ilerideki çiftlikte yaşıyorum.
- Size şaşıyorum dedi şahin sahipleriniz henüz yumurtadan yeni çıkmış bir yavruyken özenle besleyip büyütüyorlar sizler için güzel evcikler yapıyorlar kümeslerde bir eliniz darıda bir eliniz arpada yaşayıp gidiyorsunuz yine de size yaranamıyorlar… Yahu kendisine bu kadar yararı dokunan insanlardan kaçılır mı?
Horoz şahinin küçümseyici sözlerini dinledikten sonra:
- Sen dedi bir şahini tavada kızarırken veya şişe geçmiş közde pişerken gördün mü hiç?
- Yook dedi şahin laubali bir tutumla ne olacak?
- Ben dedi horoz; çok horozlar tavuklar gördüm sahibim pişirirken ona nasıl güvenebilirim?
Beydeba Kelile ve Dimne


ASLAN İLE FARE


Herkese saygı göstermeli elden geldikçe.
Umulmadık kimselerden fayda görür insan.
İşte bu gerçeği anlatan bir hikaye
Daha nice bin hikaye arasından.
Pençesi dibinde bir arslanın
Dalgınlıkla bir fare çıkıverdi.
Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın
Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi.
Bu iyiliği boşa gitti sanmayın;
Kimin aklına gelir ki bir an
Fareye işi düşer arslanın?
Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan;
Gitti tutuldu bir ağa.
Ne çırpınma ne kükreme … Kâr etmez tuzağa.
Bay fare koştu; dişiyle arslanın ağını
Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet.
Sabırla zamanın yaptığını;
Ne kuvvet yapabilir ne şiddet.
“İyilik eden iyilik bulur.”
“Hizmet et benim için hizmet edeyim senin için.”
“İyilik iki baştan olur.”
Jean de La Fontaine
( Çev.: O. Veli Kanık )





Alıntı ile Cevapla .

--------------------------------------------------------------------------------


18-04-2011 23:38 #3




ahbar
Moderator
--------------------------------------------------------------------------------
Üyelik tarihi: Mar 2011 Mesajlar: 577




Fabl Örnekleri-2




Fabl Örnekleri

BALIKLAR VE KAVAL ÇALAN ÇOBAN

Anet kıza vurgunTirsis çoban
Öyle yanık türküler söyler
Öyle sesler çıkarırmış ki kavalından
Mezarlarında ürperirmiş ölüler.
Bir gün yine türküleri kavalıyla
Yürüyormuş bir dere boyunca.
Kırlarda türlü çiçekler açmış
Tatlı yeller esiyormuş çayırda.
Tirsis çoban bir de bakmış
Sevgilisi balık avlıyor oltasıyla.
Ama şu sersem balıklara bak ki sen
Tutulmuyorlar hiçbiri çoban kızına.
İnsan hayvan yüreği taştan
Her yaratığı duygulandıran çoban
Balıkları da büyülerim sanmış
Ama aldanmış;
Şöyle bir türkü döktürmüş onlara:
— Ey bu akarsuların yurttaşları;
Bırakın sizin o ünlü su perisi
Bekleye dursun derin mağarasında da
Bin kez daha güzelini gelin görün;
Tutsağı olmaktan korkmayın bu güzelin.
Onun zulmü bizleredir yalnız;
Sizler güler yüzlü karşılanırsınız.
Korkmayın canınıza kıymak istemiyor ki
Billur gibi bir havuzda besleyecek sizi.
Bir kaçınız bu arada can verirse de
Ne mutlu ölene Anet'in ellerinde.
Hiçbir etkisi olmamış bu söylevin.
Sağır ve dilsizmiş hepsi dinleyenlerin.
Tirsis çoban ne diller dökse nafile;
Ya demiş demek tatlı söz kâr etmiyor size.
Gitmiş upuzun bir ağ getirmiş
Balıklar sürüyle dolmuş içine;
Hepsini Anet'in ayakucuna sermiş.
Ey krallar koyun değil insan güdenler
Kimi zaman beyinsiz bir sürüye
Akıl vermek için boşuna nefes tüketenler:
Tatlılıkla getiremezsiniz onları yola.
Laf anlamazlara başka türlü davranmak gerek
Gücünüzü kullanıp ağlarınızı gererek.

KULAKLARI KESİLEN KÖPEK

— Ben ne yaptım ne kusur işledim ki
Kendi efendim budadı böyle beni?
Şu maskara halime bakın:
Ben böyle nasıl çıkarım
Öteki köpeklerin karşısına?
Ah hayvanların kralları
Daha doğrusu baş belaları
Size yapsalar ne derdiniz buna?
Genç çoban köpeği Karabaş
Böyle yakınıp duruyormuş.
Herkes kılı kıpırdamadan seyretmiş
Kulaklarının kesilmesini insafsızca.
Karabaş çok şey yitirdiğini sanmış
Ama çok şey kazandığını görmüş zamanla.
Dalaşmayı seven cinsten olduğu için
Kim bilir kaç kez kırlardan
Kulakları paramparça dönecekmiş eve.
Kavgacı köpek yırttırır kulağı her zaman.
Ne kadar az tutamak verirse o kadar iyi
Başka azılıların dişlerine.
Savunulacak bir tek yerin kaldı mı
Saldırıya karşı beslerler orasını
Karabaşın boynundaki gibi bir gerdanlıkla.
Dibinden kesik de oldu mu kulakların
Kurt kapacak yerini bulsun da kapsın.

KEKLİKLE HOROZLAR

Bir kekliği getirmiş adamın biri
Horozlarla bir kümese koymuş.
Kekliği düşünün hanım hanımcık;
Bir de o edepsiz o saygısız herifleri.
Car car bağırıp çıngar çıkarmak
Bütün marifetleri.
Ama keklik sevinmiş önce
Kümeste tavuk görmeyince:
— Yaşadık demiş; bunlar kadına düşkündür;
Âşık oldular mı bana
Kraliçe olduğum gündür.
Gel gelelim azgın ibikliler
Hiç de saygı göstermemişler
Güzelim yabancı bayana.
Bütün gün gagalayan gagalayana.
Fena alınmış kınalı keklik
Bu ne biçim erkeklik kadınseverlik!
Ama bakmış işin rengi başka
Yalnız kendine değil bu kaba şaka;
Horozun horoza ettiği bin yeter;
Nerdeyse birbirlerini yiyecekler.
— Demek âdetleri bövle demiş;
Bunlara kızmak değil acımak gerek.
Tanrı herkesi bir örnek yaratmıyor ki
Kimini horozca yaşatıyor
Kimini keklikçe.
Elimde olsa durur muyum içlerinde?
Gider doğru dürüst
Uslu akıllı erkekler bulurum kendime.
Bırakıyor mu buraların zorbası?
Tuzaklara düşürüyor bizi kör olası
Atıyor horozların içine
Kanatlarımızı da kesiyor üstelik.
İbiklilerin bunda suçu ne?
İnsanda bütün kötülük.

ÖRÜMCEKLE KIRLANGIÇ

— Ey Zeus beyninden çıkartıverdiğin
Dltimaslı yarattığın Pallas Athena
Kıskanıp Lidya'da dokuduğum kilimleri
Örümceğe çevirdi bıraktı beni.
Ne olur bir kez de benim derdimi dinle.
Bülbülün bacısı kırlangıç
Yiyecek bırakmıyor bana hiç.
Fırıl fırıl dönüp
Havadan su üstünden süzülüverip
Kapıyor sineklerimi ben kapmadan.
Sineklere benim diyebilirim
Ağlarımı özene bezene
Onlar için germişim;
Dolacaklar sürüyle içine
Bu kör olası kuş olmasa
Böyle saygısızca yakınmış örümcek
Eskiden dokumacı şimdi örücü Arahne:
İstediği de ne?
Bütün uçan böcekleri o avlayacak.
Bülbülün kız kardeşi inadına
Gösterip en ince marifetlerini
Kapmadık sinek bırakmıyormuş havada
Hem kendisi hem yavruları için
İnsafsız amansız bir av sevinciyle
Obur yavruları yuvada ağızlan açık
Yarım yamalak seslerle ciyak ciyak
Sinek bekliyorlar çünkü ille de sinek.
Bir deri bir kemik kalmış zavallı örümcek
Ve kendisi de gitmiş gürültüye:
Kırlangıç bir saldırısında
Yürütmüş ağları mağları
Örümceğin kendisiyle birlikte
Zeus'un iki sofrası var her yerde:
Birinde usta uyanık güçlü olanlar yer;
Ötekinde küçükler artıkları bekler.

BAYAN KAPLUMBAĞA İLE İKİ ÖRDEK

Kaplumbağanın biri
Doğuştan biraz serseri
Bıkmış yaşadığı delikten
Başka dünyalar görmek istemiş.
Yabancı ülkelere can atan çoktur:
Hele topallar arasında
Yurdunu seven pek yoktur.
Bizim kaplumbağa iki ördeğe
Dünyaya açılmak istediğini söyleyince:
— Sen bize bırak demiş ördekler;
Bizim yolumuz şu gördüğün gökler;
Hiç üzme kendini
Aldık mı yanımıza
Ta Amerikalara uçururuz seni.
Neler görürsün neler!
Ne krallıklar ne cumhuriyetler
Ne görülmedik milletler!
Görgünü bilgini arttırırsın.
Odysseus da öyle yapmamış mı?
Kaplumbağa Homeros'u okumamış ama
Peki demiş ördeklere kahramanca.
İki kuş bir uçak uydurmuş:
Bir değnek almışlar ağızlarına
Hacı bayan futunsun diye:
— Haydi demişler bu değneği dişle;
Ama yolda sakın
Ağzını açmaya kalkmayasın!
Üçü birden havalanmış böylece:
İki uçta ördekler ortada kaplumbağa.
Görenlerdeki şaşkınlığı seyret:
Mucize diye bağırmış millet.
— İster misin demişler bir yerde;
Bu sırtı kabuklu kraliçe olsun
Gezdirtsin kendini göklerde!
Kraliçe! Evet! demiş bizimki;
Kraliçe ya! Siz ne sandınız beni!
Mübarek hayvan konuşmasan olmaz mı?
Bırak söylesinler sen yoluna git.
Dişleri kurtulunca değnekten
Kraliçe inmiş baş aşağı gökten.
Seyircilerin önüne düşmüş:
Dili yüzünden canından olmuş!

İNSAN VE YILAN

Bir yılan görmüş insanlardan bir insan:
— Dur hain demiş; geberteyim de seni
Kurtulsun şerrinden dünya.
Bu sözler üzerine kötü hayvan
- Kötü hayvan dediğim yılan:
İnsan da olabilirdi pekâlâ.
-Evet bu sözler üzerine yılan
Neye uğradığını bilemeden
Bir çuval içinde bulmuş kendini
Anlamış idam kararı giydiğini
İdamlık suçu olsun olmasın.
Haklı olduğunu belirtmek için
İnsanoğlu bir nutuk çekmiş yılana:
— Sen demiş nankörlüğün ta kendisisin.
Kötülere iyilik etmek budalalıktır.
Geber ki öfken ve zehirli dişlerin
Kimsenin canına kıyamaz olsun.
Yılan savunmak istemiş kendini
Dilinin döndüğü kadar:
— Öldürmek gerekseydi demiş;
Dünyadaki bütün nankörleri
Kimler sağ kalırdı acaba?
Kendi ağzınla kendini suçluyorsun;
Doğruysa bütün söylediklerin
Çevir gözlerini kendine bak biraz da:
Canım elinde:
Asarsın da kesersin de
Adalet dediğin nedir?
Senin çıkarın keyfin esintin değil mi?
Bu yasana dayanıp öldür beni;
Ama ölürken bırak da hiç olmazsa
Ben de şunu söyleleyim sana:
İnsandır insan yılan değil
Nankörlüğün ta kendisi bunu böylece bil.
— Bu laflar saçma olmasına saçma
Haklı olmak yalnız bana özgüdür ama
Başkalarına da soralım istersen.
— Soralım demiş yılan.
Bir inek varmış orada çağırmışlar;
Anlatmışlar durumu inek şaşakalmış:
— Bunun için mi çağırdınız beni demiş;
Yılan haklı elbet sorulacak şey mi bu?
Yıllardır beslerim şu insanoğlunu
Her gün türlü iyilikler görür benden;
Her şeyim onun yalnız onun içindir:
Sütümü çocuklarımı yer içer satar
Sayemde kesesi dolu döner pazardan.
Yaşlandıkça bozulan sağlığını
Hekimler değil benim düzelten.
Benim bütün emeklerim çektiklerim
Yalnız ona kâr ve keyif sağlar.
Hizmetinde ihtiyarladım tükendim
Ne ot verir ne otlakta rahat bırakır
Bağlar unutur beni bir köşede.
Bir yılan olsaydı efendim
Bundan daha nankör olabilir miydi?
Daha fazla söyletmeyin beni.
— Bunun lafına bakılır mı? demiş insan;
Bilmiyor ne dediğini bunamış.
Şu öküze soralım.
— Soralım demiş yılan.
Ağır adımlarla yaklaşmış öküz
Sorunu geviştirdikten sonra kafasında
Anlatmış bütün yıl gördüğü işlerin
Ne kadar ağır olduğunu;
Her yıl yeniden ekip üretmek için
Toprağın insanlara bol bol
Hayvanlara cimrice verdiği nimetleri
Nasıl çiftten çifte koşulduğunu;
Bunlara karşılık ne sopalar yediğini;
Yaşlanınca da nasıl kurban edildiğini
İnsan günahlarının kanlarıyla yıkanmasını
Öküzlerin şeref sayması gerektiğini
İnsanoğlu bu sözleri de beğenmemiş:
— Susturalım demiş
Bu asık suratlı nutukçuyu.
Büyük büyük laflar!
Biz yargıç ol dedik.
Savcı olup suçlamaya kalkıyor beni.
Reddediyorum onu da.
Ağaç yargıç olsun.
Ağaç hepsinden dertliymiş meğer.
Sıcağa yağmura rüzgârlara karşı
O değil miymiş koruyan insanları?
Bağları bahçeleri bizim için donatır
Ne gölgeler ne meyveler sunarmış bize.
Bunlara karşılık hödüğün biri gelir
Vurur baltayı yıkarmış ağacı yere.
O ağaç ki bütün yıl nasıl cömertçe
İlkbaharda çiçek sonbaharda meyve
Yazın gölge kışın ocak şenliğidir!
Devirecek yerde budasalar olmaz mı?
Dallarını yeniden büyütebilir.
Haksız çıkmak insanın işine gelir mi?
Zorla da olsa kazanması gerek davayı:
— Benimkisi enayilik demiş;
Ne diye dinlerim sanki bunları!
Kapmış torbayı çalmış duvardan duvara
İçindeki yılanın canı çıkasıya
Böyledir işte büyükler:
Akıl mantık güçlerine gider.
Kafalarına koymuşlardır bir kez
Hayvan yılan her şey herkes
Onların keyfi için yaratılmıştır
Buna karşı ağzını açan
Sersemdir aklını kaçırmıştır.
Orası öyle; ama ne yapmalı:
Ya uzaktan konuşmalı ya susmalı.

ÇOBAN VE SÜRÜSÜ

Nedir çektiğim demiş çoban;
Bu sersem koyun milletinden?
Kurt geldi mi hepsi kuzu
İstediğin kadar say boşuna
Sürü eksiliyor boyuna.
Dün saydım bin koyundular
Bir tek kurdun hakkından gelemediler.
Bir mor koyunum vardı
Hep peşimde gezerdi;
Bir parçacık ekmekle
Cehenneme gitsem gelirdi.
Kaval çaldım mı hele
Karşı dağdan gelir beni bulurdu.
Canım mor koyunum nerede şimdi?
Zavallıyı kurt geldi yedi
Koca sürü ne yaptı kurda? Hiç!
Bu ağıttan sonra çoban
Sürüye bir nutuk çekmiş;
Büyüğüne küçüğüne topuna birden
Güzel öğütler vermiş:
— Birlik olur sıkı durursanız demiş.
Kurt giremez aranıza!
Koyun milleti yeminler etmiş çobana:
— Kurdu yanaştırırsak demişler.
Yuf olsun bize.
Kahrolsun sırtımızdan geçinen
Mor koyunu çiy çiy yiyen!
Ölmek var kurda koyun yok!
Çoban inanmış aferin demiş sürüye.
Ama daha o gece
Uzaktan bir kurt görününce
Darmadağın olmuş koca sürü.
Üstelik de gördükleri
Kurdun gölgesiymiş sadece.
Kötü askere istediğin kadar nutuk çek
Yemin ettir ölürüz de dönmeyiz diye
İlk ateşte hepsi kaçar yel yepelek
Ağzınla kuş tutsan nafile

ÇAYLAKLA BÜLBÜL

Bir çaylak varmış
Hırsızlığı dillere destan;
Köyün üstünden geçtiği zaman
Çocuklar bağırırlarmış
Eşkıya geliyor diye.
Günün birinde bir bülbül
Düşmüş bu çaylağın pençesine.
Baharın müjdecisi kuş
Çaylaktan aman dileyecek olmuş:
— Seni doyurmaz ki demiş benim etim:
Bütün servetim sesimdir benim.
Beni yemektense türkümü dinlesenize:
Bırakın da Tereus'un başına gelenleri
Anlatayım size!
— Kimmiş o Tereus? diye sormuş çaylak;
Eti budu seninkinden daha mı toparlak?
— Hayır demiş bülbül; tam tersine
Bir deri bir kemik kaldı aşkı yüzünden.
Bir türküsünü söyleyeyim de dinleyin:
Kim dinlese doyamıyor dinlemeye.
— Ya öyle mi? demiş çaylak;
Benim derdim sadece karnımı doyurmak.
Senin müziğin benim neme gerek?
— Ama beni krallar dinliyor demiş bülbül.
— Derdini krallara anlat demiş çaylak;
Karnım zil çalarken benim
Umurumda mı senin türkülerin!


 




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Fabl Nedir? Fabl Örnekleri

Fabl Nedir? Fabl Örnekleri konusu, Eğitim ve Öğretim / Türkçe ve Edebiyat forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
İletişim nedir? Tanımı,Örnekleri Nelerdir? elif Genel Kültür Paylaşımlarınız 2 26-12-2016 10:39
Kısa Fabl Örnekleri elif Eğitim ve Öğretim 10 15-02-2016 06:30
Çelişen Sözcük Nedir?-Çelişen Sözcük Örnekleri elif Türkçe ve Edebiyat 1 12-03-2015 06:30
Eksiltili Cümle Nedir?-Eksiltili Cümle Örnekleri elif Türkçe ve Edebiyat 1 26-09-2014 02:12
Fabl Nedir?-Fabl Özellikleri elif Türkçe ve Edebiyat 0 25-06-2009 01:44

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 05:15 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats