bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Türkçe ve Edebiyat

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 09-02-2012, 10:41   #1 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Davul ile ilgili hikaye

Ramazan Davulu

Ramazan ayı gelmeden konuşmalar hesaplamalar başlardı bizim evde. Çocuk aklımla anlamaya çalışır ve ben de katılırdım sohbetlere. Rahmetli babam açık yürekliydi. Gizlisi saklısı olmazdı bizlerden.

Belediyede ihaleye katılır ve ramazan dovulunu mutlaka alırdı. Dürüst adam çalışkan ve imanlı insan diye çok güvenirlerdi. Annem sürekli karşı çıkardı. Bırak artık bu işleri derdi.

Anacığımın gönlünü ne de çabuk alırdı canım babam:

"Hatice`m bu yaptığım çok büyük bir hayır işi. Bir ay dediğin ne ki? Hem sevap kazanırım hem de evin masrafını çıkarırım." derdi.

Gece yarısı hazırlıklar başlardı. Annen ve ben babamı büyük bir sevinçle uğurlardık. Babamla davulcular buluşur sokak sokak insanları sahur için uyarırlardı. Babama bizim sokağa ne zaman geleceklerini sorar dururdum. Bana söyleyecekleri manileri beklerdim heyecanla.

Aşağıdakilerden her hangi birini benim adımı söyleyerek okurdu manici amca. Nasıl da sevinirdim uykulu uykulu gözlerle! İşte onlardan biri:

Şekerim var ezilecek
Tülbentlerden süzülecek
Çok bekletme Şükran kızım
Kapılarım var gezilecek

Kuşadası´na taşındığımız ilk yıl idi. Beşinci sınıf öğrencisiydim. Babam yine Ramazan Davulunu kiralamıştı. Beklenmedik bir şekilde annem hastalandı. Ayakları tutmaz oldu. Babam da onun arkasından yatağa düştü. Doktor adı bile geçmiyordu evde. Hala düşünürüm; parasızlıktan mı bilgisizlikten mi ya da yer yurt bilmemezlikten miydi yalnızlığımız?

Germencik´te evimiz hiç boş kalmazdı. Soframızda hep misafir olurdu. Kuşadası´nda ise yaban ellerde gibiydik başlangıçta. Bizi yeni yeni tanımaya başlayan komşulardan ara sıra kapımızı çaldıklarını ve yemekler getirdiklerini hatırlıyorum.

Ağabeyim İstanbul´a gitmişti artist olma sevdasıyla. Küçük erkek kardeşim üç yaşına yeni basmıştı. Annem babam çaresizdiler. "Şimdi ne olacak? Parayı kim toplayacak? Belediyeye borcumuzu nasıl ödeyeceğiz? Kim bize yardım eder? Davulcularla kim dolaşacak vb. şeklinde dertleniyorlardı.

"Ben dolaşırım babam!" deyince irkildi ikisi de. "Olmaz!"dediler ama ben ısrar ettim. Nasıl yapacağımı da anlattım. Babamın pantolonunu ceketini şapkasını giyip çıkacaktım. Uzun uzun tartışmalardan sonra kabul ettiler. Nasıl da sevinmiştim?!.

Davulcular gelmeden giyindim. Babamın da boyu kısa olduğu için kıyafetler aşağı yukarı uydu fazlalıklarını ise kıvırıverdim oldu bitti. Yok canım! Boy aynası nerdeee? Küçücük bir aynacık vardı evimizde. Uzun saçlarımı sakladığım şapkanın altında nasıl göründüğümü merak ederek bakmıştım. Nasıl olmuştum nasıl görünüyordum pek de umurumda değildi.


Atatürk´ün şapkasına benzerdi babamın şapkaları. Kendimi kahraman gibi hissediyordum erkek kıyafetlerinin içinde. Aileme destek olacak belediyeye olan borcumuzu çalışarak ödeyecektim. Nasıl olsa sahur vakti geçince eve gelecek ve okul vaktine kadar uyuyabilecektim. Şunun şurası bir aycık gibi bir zamandı.

Artık davulcularla ben çıkmaya başladım. Mani söylenen kapının karşısında bekliyor açılan kapıdan uzanan ele elimi uzatarak verilen parayı ya da emaneti hızla alıyordum verenin yüzüne bakmadan.

Bazen para bazen tatlı bazen de el işlemesi mendil havlu cinsi hediyeler veriyorlardı. O yıllarda el işleme sanatlarının önemi henüz kavranmış değildi. Şimdi olsa kimse vermez o güzelim el-işi çehizlerini… Kırsal kesimi kastediyorum. O yıllarda İstanbul Ankara İzmir zengini ne durumda idi onu bilemem tabii...

Bir gün teneffüs zili çaldığında rahmetli sınıf öğretmenim Mithat Baysal; „Benimle gel kızım!" dedi. Birlikte müdür beyin( Reşat Özbek) yanına gittik. Öğretmenim müdürümüzün bir işereti ile masanın yanındaki boş sandalyeye oturdu. İkisi de beni süzmeye başladılar. Sonra birbirlerine bakıştılar. Söze müdür bey başladı: "Kızım sen geceleri çingenelerle çıkıyormuşsun. Bu olmaz! Bugünden itibaren bunu sana yasaklıyoruz!" dedi sonra sözü öğretmenim aldı; "Yavrum! Olur mu öyle şey? Sen kız çocuğusun. Ya başına bir şey gelirse?!. Olmaz! Olmaz böyle şey! Annene babana yasak ettiler diye söyle."

Sessizce ikisine bakıyordum. Bir ona bir diğerine. Sustuklarında ben konuştum. O zaman bizim eve siz bakarsınız dedim. Başladım anlatmaya bizim evin hallerini:

Annem babam yatalak yerlerinden kalkamıyorlardı. Annemi arkama alarak tuvalete nasıl indirdiğimi izaha çalıştım. Anneciğim zar zor tuvalete kendisi gitmek istiyordu. Ama bacakları tutmuyordu. Altına lazımlık koyulmasını bir türlü istemiyordu. Çok temiz bir kadındı. Pişirdiği yenir yıkadığı giyilirdi. Evinin içini düzenli ve tertemiz tutardı. Hasta olunca bütün iş bana düşmüştü. Yavrularını çok severdi. Kızının gece yarısı işe çıkmasına onun da gönlü yoktu. Çamaşırları evin bahçesinde teknenin içinde nasıl yıkadığımı anlattım öğretmenime ve okul müdürümüze.

Kimsemizin olmadığı anlaşılıyordu. Akrabalarımız geldiğimiz kasabamızda kalmışlardı. Eş dost henüz yeni taşındığımız bu deniz kasabasında yeterli değildi. Komşuların getirdiği bir tabak çorba ya da yemek çözüm değildi. Ve ben aileme destek olmalıydım. Neler saydım döktüm bilmiyorum. Bildiğim tek şey ve son sözüm yine aynıydı. Ben çalışmaz isem bu bana yasak ise aileme siz bakın dedim.

İşte o an olan oldu. Her ikisi de ayağa kalktılar. Bana doğru yürüdüler. Meraklandım. Heyecanlandım. Şaşkın şaşkın bir ona bir diğerine bakmaya başladım. Birisi sağ diğeri sol tarafıma geçti. Omuzlarımdan tutup sözleşmiş gibi; "Aferin kızım! Sen kendini korumasını bilirsin! Ne biliyor ve neye inanıyorsan onu yap! Ailene de bizden çok selam söyle. Geçmiş olsun dileklerimizi ilet." dediler.

Müdür odasından çıkarkenki huzurumu hala unutmuyorum.

Bir ay geçmiş Ramazan Bayramı gelmişti. Halamın kızının diktiği bir fistanım vardı. Mavi renk üzerine küçüçük papatyacıklarla süslenmiş o basma entarimi giydim. Eteği hemen hemen ayak bileklerime kadar uzundu. Annem saçlarımı ördü. Uçlarına beyaz kurdeleler taktı. Ayağıma kısa beyaz renkli bir çorap giydirdi. Kırmızı renkli ayakkabımı da unutmam. Bayramlığım tamamlanmıştı. Artık babam sağlığına kavuşmuş ayağa kalkmıştı.

Babam ısrarlarıma dayanamadı. Bayramda benim onlarla birlikte dolaşmama izin verdi. Kapı kapı tüm sokakları üç gün içinde dolaştık. Elimde ısrarla tuttuğum bayrağımızı kimselere vermek istemedim. Yorulduğumu anlayan babam elimden almak istese de vermedim. Bayrağımızın altına çeşit çeşit yemeni mendil havlu ve çeşitli kumaşlar asıldıkça elimdeki sopa ağırlaşıyordu. Eve gidince onları tek tek açma sevincinin hayali ile güç buluyor daha da bir hazla bayrağımızın sopasına sarılıyordum.

Üç gün olan Ramazan Bayramı sonunda topladığımız tüm el işlemeleri bir bir gözden geçirdik. Annemle birlikte tek tek dürdük. Odanın köşesinde bulunan tahtadan sandığımızın içine özenle yerleştirdik.

En son ay yıldızlı al fistanlı bayrağımız kalmıştı:

Babam bayarağımızı iki elinin avuçlarının üstüne aldı. Annemin ve benim özenle dürüp katladığımız şeklini bozmadan "bismillâhirrahmanirrahim" diyerek önce öptü ve sonra da yavaşça sandığın en üstüne koydu.

Mutluydu babam ve annem. Ben ise sevinçten uçuyordum adeta. Borcumuz yoktu. Evimizn kirası ödenmiş tel dolabımız ise yiyeceklerle dolmuştu.


Yazar : Şükran Günay


Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Davul ile ilgili hikaye

Davul ile ilgili hikaye konusu, Eğitim ve Öğretim / Türkçe ve Edebiyat forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: davulun hikayesi, davulun hikayesi kısa, davul ile ilgili hikayeler, davul ile ilgili hikaye, davulla ilgili hikayeler, davul ile ilgili kısa hikayeler, davulun hikayesi kısaca, davul hikayesi, davulla ilgili hikaye, davul hikayeleri, davulun hikayesi nedir, davul un hikayesi, davul ile ilgili bir hikaye, davulla ilgili bir hikaye, davul hakkında kısa hikayeler,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Dengeli ve düzenli beslenme ile ilgili Hikaye Örneği elif Eğitim ve Öğretim 4 13-12-2015 07:13
Hikaye Nedir? Hikaye Özellikleri Nelerdir? elif Türkçe ve Edebiyat 15 21-11-2015 10:54
Davul Nedir, Davul’un Özellikleri Nelerdir? elif Müzik Aletleri 2 25-11-2013 08:03
mutfakta yemek yapılması ile ilgili hikaye ve içindeki fiziksel ve kimyasal değişimle Misafir Soru Cevap 2 06-01-2012 11:58
Öykü-Hikaye Nedir? Öykü-Hikaye Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 04:15

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 04:24 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats