bakimliyiz
Konu etiketleri: manzum hikaye örnekleri, manzum hikaye örneği, manzum hikaye, manzume hikaye örnekleri, manzum hikayeler, manzum hikaye örnekleri kısa, manzume örnekleri, hikaye örnekleri, manzum hikaye örneği kısa, manzume örnekleri kısa, manzum hikayeler örnekleri, kısa manzum hikaye örnekleri, manzum hikayeler örnekler, manzum hikaye örnek, manzume hikaye,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Türkçe ve Edebiyat

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19-02-2012, 02:19   #1 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Manzum Hikaye Örnekleri

Manzum Hikaye Örnekleri - Manzum Örnekleri

NAZAR -Yahya Kemal Beyatlı

Gece Leylâ'yı ayın on dördü
Koyda tenhâ yıkanırken gördü.
"Kız vücûdun ne güzel böyle açık!
Kız yakından göreyim sâhile çık!"
Baktı etrâfına ürkek ürkek
Dedi: "Tenhâda bu ses nolsa gerek"
"Kız vücûdun sarı güller gibi ter!"
Dedi: "Tenhâda bu ses nolsa gerek?"
Aranırken ayın ölgün sesini
Soğuk ay öptü beyaz ensesini.
Sardı her uzvunu bir ince sızı;
Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.
Soldu günden güne sessiz soldu!
Dediler hep: "Kıza bir hâl oldu!"
Tâ içindendi gelen hıçkırığı
Kalbinin vardı derin bir kırığı.
Yattı bir ses duyuyormuş gibi lâl.
Yattı aylarca devâm ett bu hâl.
Sindi sîmâsına akşam hüznü.
Böyle yastıkda görenler yüzünü
Avuturlarken uzun sözlerle
O susup baktı derin gözlerle.
Evi rüzgâr gibi bir sır gezdi
Herkes endîşeli bir şey sezdi.
Bir sabah söyledi son sözlerini
Yumdu dünyâya elâ gözlerini;
Koptu evden acı bir vâveylâ
Odalar inledi: "Leylâ! Leylâ!"
Geldi köy kızları el bağladılar...
Diz çöküp ağladılar ağladılar!
Nice günler bu şeâmetli ölüm
Oldu çok kimseye bir gizli düğüm;
Nice günler bakarak dalgalara
Dediler: "Uğradı Leylâ nazara!"

Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 30-10-2012, 06:06   #2 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart manzum hikaye örneği

daha anlaşılır bir örnek istiyoruuummm

 
Alt 01-11-2012, 02:11   #3 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

ÇOBAN ÇEŞMESİ

Derinden derine ırmaklar ağlar
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.
“Göynünü Şirin’in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi…”
O zaman başından aşkındı derdi
Mermeri oyardı taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.
Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu
Kerem’in sazına cevap veren bu
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu…
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.
Leyla gelin oldu Mecnun mezarda
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda
Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi
Ne şair yaş döker ne aşık ağlar
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir beyhude çağlar
Bir sola bir sağa çoban çeşmesi…

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
(Han Duvarları)

Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-11-2012, 02:13   #4 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Manzum Hikaye Örneği ve İncelemesi

Küfe - Mehmet Âkif Ersoy

Beş on gün oldu ki mu'tâda inkıyâd ile ben
Sabahleyin çıkıvermiştim evden erkenden.
Bizim mahalle de İstanbul'un kenârı demek:
Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmiyerek!
Adım başında derin bir buhayre dalgalanır
Sular karardı mı artık gelen gelir dayanır.
Bir elde olmalı kandil bir elde iskandil
Selâmetin yolu insan için bu başka değil!
Elimde bir koca değnek onunla yoklayarak
Önüm adaysa basıp yok denizse atlayarak
Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden
Lisân-ı hâl ile amma rükûa niyyet eden-
O sâlhurde harâb evlerin saçaklarına
Sığınmış öyle giderken hemen ayaklarına
Delîlimin koca bir şey takıldı... Baktım ki:
Genişçe bir küfe yatmakta hem epey eski.
Bu bir hamal küfesiymiş... Aceb kimin? Derken;
On üç yaşında kadar bir çocuk gelip öteden
Gerildi tekmeyi indirdi öyle bir küfeye:
Tekermeker küfe bîtâb düştü tâ öteye.
-Benim babam senin altında öldü sen hâlâ
Kurumla yat sokağın ortasında böyle daha!
O anda karşıki evden bir orta yaşlı kadın
Göründü:
-Oh benim oğlum gel etme kırma sakın!
Ne istedin küfeden yavrum?Ağzı yok dili yok
Baban sekiz sene kullandı... Hem de derdi ki: "Çok
Uğurlu bir küfedir kalmadım hemen yüksüz... "
Baban gidince demek kaldı âdetâ öksüz!
Onunla besliyeceksin ananla kardeşini.
Bebek misin daha öğrenmedin mi sen işini?"
Dedim ki ben de:
Ayol dinle annenin sözünü...
Fakat çocuk bana haykırdı ekşitip yüzünü:
-Sakallı yok mu işin? Git cehennem ol Şuradan!
Ne dırlanıp duruyorsun sabahleyin oradan?
Benim içim yanıyor: Dağ kadar babam gitti...
-Baban yerinde adamdan ne istedin şimdi?
Adamcağız sana bak hâl dilince söylerken...
-Bırak hanım o çocuktur kusûra bakmam ben...
Adın nedir senin oğlum?
-Hasan.
-Hasan dinle.
Zararlı sen çıkacaksın bütün bu hiddetle.
Benim de yandı içim anlayınca derdinizi...
Fakat baban sana ısmarlayıp da gitti sizi.
O bunca yıl çalışıp alnının teriyle seni
Nasıl büyüttü? Bugün sen de kendi kardeşini
Yetim bırakmıyarak besleyip büyütmelisin.
-Küfeyle öyle mi?
-Hay hay! Neden bu söz lâkin?
Kuzum ayıp mı çalışmak günah mı yük taşımak?
Ayıp: Dilencilik işlerken el yürürken ayak.
-Ne doğru söyledi! Öp oğlum amcanın elini...
-Unuttun öyle mi? Bayramda komşunun gelini:
"Hasan dayım yatı mekteplerinde zâbittir;
Senin de zihnin açık... Söylemiş olaydık bir...
Koyardı mektebe... Dur söyleyim" demişti hani?
Okutma sen de hamal yap bu yaşta şimdi beni!

Söz anladım uzun hem de pek uzun sürecek;
Benimse vardı o gün birçok işlerim görecek;
Bıraktım onları saptım yokuşlu bir yoldan
Ne oldu şimdi aceb kim bilir zavallı Hasan?

Bizim çocuk yaramaz evde dinlenip durmaz;
Geçende Fâtih'e çıktık ikindi üstü biraz.
Kömürcüler kapısından girince biz develer
Kızın merâkını celbetti dâima da eder:
O yamrı yumru beden upuzun boyun o bacak
O arkasındaki püskül ki kuyruğu olacak!
Hakîkaten görecek şey değil mi ya? Derken
Dönünce arkama baktım: Beş on adım geriden
Belinde enlice bir şal başında âbâni
Bir orta boylu güler yüzlü pîr-i nûrânî;
Yanında koskocaman bir küfeyle bir çocucak
Yavaş yavaş geliyorlar. Fakat tesâdüfe bak:
Çocuk benim o sabah gördüğüm zavallı yetim...
Şu var ki yavrucağın hâli eskisinden elim:
Cılız bacaklarının dizden altı çırçıplak...
Bir ince mintanın altında titriyor donacak!
Ayakta kundura yok başta var mı fes? Ne gezer!
Düğümlü alnının üstünde sâde bir çember.
Nefes değil o soluklar kesik kesik feryad;
Nazar değil o bakışlar dümû-i istimdad.
Bu bir ayaklı sefalet ki yalnayak baş açık;
On üç yaşında buruşmuş cebin-i safi yazık!
O anda mekteb-i rüşdiyyeden taburla çıkan
Bir elliden mütecaviz çocuk ki muntazaman
Geçerken eylediler ihtiyarı vakfe-güzin...
Hasan'la karşılaşırken bu sahne oldu hazin;
Evet bu yavruların hepsi pür südud-i şebab
Eder dururdu birer aşiyan-ı nura şitab.
Birazdan oynıyacak hepsi bunların ne iyi!
Fakat Hasan babasından kalan o pis küfeyi
-Ki ezmek istedi görmekle reh-güzarında-
İlel'ebed çekecek dûş-i ıztırarında!
O yük değil kaderin bir cezası ma'sûma...
Yazık günahı nedir bilmeyen şu mahkuma!

Kelimeler:

mu'tâd: Alışkanlık
buhayre: Göl
lîsan-ı hâl: Hal dili
inkıyad: Uymak
İskandil: Denizin derinliğini ölçmeye yarayan alet
rükû: Eğilme
salhurde: Eski asırlık
delil: Kılavuz baston
zabit: Subay

Bu manzum hikayenin özellikleri

-Metinde duygu ses akışıyla birlikte verilmiştir.
-Her iki dizede bir değişen redif ve uyaklarla ve a a b b c c ... uyak düzeniyle ses akışı sağlanmıştır.
-Ritim aruz ölçüsüyle sağlanmıştır.
-Sözcükler ağırlıklı olarak gerçek anlamıyla kullanılmıştır.
-Metinde anlatılanlar yaşanması mümkün olan olaylardır. Gerçek hayattan yapılan gözlemler bire bir anlatılmıştır.

Metni düz yazıya çevirelim: "Ben on gün önce alışmış olduğum gibi sabahleyin evden erkenden çıkıvermiştim. Bizim mahalle İstanbul'un kenarı demek sokaklarında yüzme bilmeyerek gezilmez..." Görüldüğü gibi metin düz yazı şeklinde anlatılmaya daha uygundur.

Metnin olay örgüsü:

1. Şairin mahallede yürümesi
2. Değneğe küfenin takılması
3. Hasan ve annesiyle konuşmaları
4. Hasanın okumak istemesi
5. Şairin oradan ayrılması

-Metinde yaşanmış veya yaşanabilecek olaylar anlatıldığı için olay ör*güsünü çıkarabiliriz.
-Bu metinde amaç doğal gerçekliği bulunan bir konuyu anlatmaktır. Bu yüzden metnin anlatım yönü güçlü çağrışım yönü zayıftır.
-Metinde somut anlamlılık ön plandadır.
-Bu metin yapı bakımından "manzum hikâye" özelliği gösterir.

Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 12-11-2012, 09:40   #5 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

walla site güzel ama türkçe anlama biraz daha önem wermelisiniz teşekkür ediyorum site güzel yararlandım :D

 
Alt 08-12-2013, 02:09   #6 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

başka kısa yok mu?

 
Alt 28-12-2013, 05:12   #7 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Abi bişey bulamadım ya

 
Alt 29-12-2013, 03:45   #8 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

recaizade mahmut ekremden bi tane manzum yok mu ?

 
Alt 30-12-2013, 02:55   #9 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

bişey bulamadım ya

 
Alt 31-12-2013, 10:37   #10 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

sadece 3 tane mi var abi hiçbir sitede çıkmıyor -_-

 




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Manzum Hikaye Örnekleri

Manzum Hikaye Örnekleri konusu, Eğitim ve Öğretim / Türkçe ve Edebiyat forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hikaye Nedir? Hikaye Özellikleri Nelerdir? elif Türkçe ve Edebiyat 13 24-05-2014 02:23
Manzum Hikayelerin Özellikleri nelerdir? Я Türkçe ve Edebiyat 0 19-02-2012 02:06
Manzum ve manzume aynı mıdır? Kayıtsız Üye Soru Cevap 1 19-02-2012 02:02
Masal Nedir?,Halk Hikayesi Nedir?,Manzum Hikaye Nedir? elif Türkçe ve Edebiyat 0 09-02-2011 12:52
Manzum Eserler Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 05-02-2011 02:29

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:48 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats