bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Biyografiler > Türkiye'den Biyografiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 30-06-2008, 04:46   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Kınalızâde Ali Çelebi Biyografi-Kınalızâde Ali Çelebi Kimdir?

Kınalızâde Ali Çelebi ( 1511 - 1584m. )

Kınalızâde Ali Çelebi Hicri 916/1511 senesinde Isparta'da doğar. Babası Emrullah Efendi kadılık mesleğini icra eder. Ayrıca Fatih Sultan Mehmed'e de şehzadeliği döneminde hocalık yapmıştır.

Ali Çelebi ilk tahsilini doğduğu yer olan İsparta'da yaptıktan sonra İstanbul'a gelir. Burada akrabalarından Kadir Efendi'nin nezaretinde tahsilini ikmale çalışır. Bu doğrultuda Mahmud Paşa Davud Paşa ve eski Ali Paşa medreselerini bitirdikten sonra Fatih'teki üniversiteye girer. Burada dönemin tanınmış müderrislerinden Kara Salih Efendi daha sonra da Kamil Çivizâde'nin derslerine devam eder ve 945'te onun yardımcılığını üstlenir.

Sıra Ali Çelebi'nin müderris olmasına gelince Ebus Suud Efendi'den ses soluk çıkmaz. Çünkü tayin etme ve görevlendirme onun uhdesindedir. Ne ki Ebus Suud Efendi bütün kemalet ve faziletine rağmen kendisine rakip addettiği (saydığı) Çivi Zâde'nin yardımcısına müderrislik görevi vermek istemez. Bu durum Ali Çelebi'yi fazlasıyla üzer.

Görev beklemekten bıkan ve sabrı tükenen Ali Çelebi sonunda teklif etmiş olduğu bazı eserleri alıp doğruca Ebus Suud Efendi Kınalızâde'ye niçin geldiğini sorar. Kınalızâde'de biraz kızgınlıkla şu şekilde karşılık verir:

Memuriyet ve müderrislik olanlar devlet ricalinin kapılarını dolaşarak maksadlarına nail oluyorlar. Biz istediğimiz müderrisliği bu eserlerle almak istiyorduk. Şayet başka kapıları müracaat lazımsa bilelim ve ona göre hareket edelim.

Ebus Suud Efendi genç müderris adayının kendisine takdim ettiği eserleri okur inceler daha sonra da onu derhal Edirne'de ki Hüsameddin Medresesine tayin eder.

Diğer taraftan Kınalızâde Ali Çelebi'nin verdiği sert karşılığa alicenap ve kadirşinas Ebus Suud Efendi kızmamış ve darılmamış hatta onun cevabını yanındakilere şöyle örnek göstermiştir:

İşte insan olan böyle fiilen ehliyet ve liyakatini ispat etmek suretiyle hakkını ister. Emeline nail olabilmek için şunun bunun şefaat ve delaletine müracaat etmek insanlık değildir.

Edirne Hüsameddin Medresesi'nde göreve başlayanKınalızâde bundan sonra sırayla Bursa Hamza Bey (953) Bursa Veliyuddinoğlu Ahmed Paşa (955) Kütahya Rüstem Paşa Medresesi (957) Rüstem Paşa'nın İstanbul'da kendi adına yaptırdığı medrese de (958) ve Haseki Medresesinde müderrislik görevlerini deruhte etmiştir. Fakat ona şöhretini kazandıran Sahn-ı Seman (960) ve Süleymaniye Medresesi müderrislikleri olmuştur. Özellikle Süleymaniye'de beş yıllık görevi sırasıda Ali Çelebi rütbe bakımından "eyalet kadılığı" payesini kazanmıştır.

Kınalızâde Ali Çelebi 54 yaşında iken Şam Kadılığına tayin edilmiş ve bundan sonra yine sırayla Mısır Bursa Edirne ve İstanbul kadılıkları görevini üstlenmiş ve dokuz yıllık bir görevden sonra Anadolu Kazaskerliğine tayin edilmiştir. Bu görevi vefat ettiği tarih olan 1584 senesine kadar sürdürmüş ve Edirne'de "nikris" illetinden darı bekaya göçmüştür.

Çok başarılı bir müderris başarılı bir devlet adamı olmanın yanısıra Kınalızâde Ali Efendi aynı zamanda da üç dilde şiir yazabilecek kudrette bir şairdi. Fıkıh ve Tefsir alanında otorite olan Kınalızâde Matematik ve Felsefe alanında da dönemin en önemli simalarından biriydi. Nitekim o "Tecrid" "Mevakıf" ve "Keşşaf" gibi ünlü eserlere "haşiyeler" de yazan bir ilim ehlidir.

Bir başka ilginç nokta ise ona neden Kınalızâde mahlasının verildiğiyle ilgilidir. Rivayete göre Ali Çelebi'nin babası Abdülkadir Hamidi Efendi kına kullanmaya çok meraklıydı. Onun bu alışkanlığı daha sonra ailenin bu isimle anılmasına sebep olmuştu.



Eserleri:

Hiç kuşku yok ki Kınalızâde'nin en meşhur eseri "Ahlâk-ı Alâî" başlığını taşıyan eseridir. Bu eseri 1564'de Şam'da görev yaptığı sırada Suriye Beylerbeyi olan Ali Paşa adına yazmıştır.Bundan dolayı eserin adı 'Ahlâk-ı Alâî" olarak konulmuştur. Dahası Mehmed Ali Ayni'nin ifadesiyle aradan dört yüz küsur seneden fazla bir zaman geçmesine rağmen Kınalızâde'nin bu kitabının derecesinde kuvvetli bir ahlak kitabı yazılmamıştır.

Kınâlızade bu eserin dışında pek çok eser daha kaleme almıştır. Onun başlıca eserlerini şöylece sıralamak mümkündür:
1) Ahlâk-ı Alâî
2) Tecride Mevakıfa ve Hasan Çelebi'ye Haşiyeler
3) Camiye Dürer ve Gurere Haşiyeleri
4) İs'af Evkaf ilmine Dairdir
5) Kalemiye Seyfiye risaleleri
6) Münşeatı
7) Bedreddin Guzzi ile Tefsirden Mubahasesi
8)Türkçe Arapça ve Farsça şiirler
9) Ulemadan Şah Efendi ile Vakfa aid Mubahasesi
10) Tabakatı Hanefiye
11) Beyzaviye Haşiye
12) Keşşafa Haşiye (*)
___________________

(*) Kınalızâde'nin hayatı ve eserleri için bkz. Mehmet Ali Aynî Türk Ahlakçıları Marifet Basımevi İstanbul 1939 ss. 77.104; Hüseyin Akyüz Türk Eğitimcileri MEBY. İstanbul 2001 55. 222-270

-------------------


Toplumun suyu ulemadır - M.Özel
Tarih: 1.12.2002

Kınalızâde Ali Efendi "Toplum yapısının ana unsurları da tıpkı insan bedeninin ana unsurları gibidir" der. Birinci unsur sudur. Toplumun suyu ulemadır. Toplumun ateş unsuru savaşçı (muharip) sınıftır. Toplumun havası tüccar sınıftır. Tarımla uğraşanlar ise toplumun toprağını teşkil eder.

Toplumun suyu ulemadır
Kınalızâde Ali Efendi "Toplum yapısının ana unsurları da tıpkı insan bedeninin ana unsurları gibidir" der. Birinci unsur sudur. Toplumun suyu ulemadır. Toplumun ateş unsuru savaşçı (muharip) sınıftır. Toplumun havası tüccar sınıftır. Tarımla uğraşanlar ise toplumun toprağını teşkil eder.

Anasır-ı erbaa eskimez bir tasnif. Hayat dört şeyle kaimdir: Su ateş hava ve toprak. Kınalızâde Ali Efendi "Toplum yapısının ana unsurları da tıpkı insan bedeninin ana unsurları gibidir" der.

Birinci unsur sudur. Toplumun suyu ulemadır. En geniş anlamda topluma bilgisiyle hizmet edenler: Alim ve fakihler yazarlar iktisatçılar hekimler şairler müneccim ve mühendisler. Nasıl her canlı sudan yaratılmışsa toplum denen canlı da bunlardan hayat bulmaktadır.

Toplumun ateş unsuru savaşçı (muharip) sınıftır. Bunlar ülkenin iç ve dış güvenliğini sağlar. Muharip sınıfın görevini hakkıyla yerine getirmemesi veya üstüne vazife olmayan işlere girişmesi toplumun huzur ve sükûnunu alt üst eder.

Toplumun havası tüccar sınıftır. Hayatın intizamını temin için tüccar zaruri malları uzak diyarlardan getirip halkın istifadesine sunar.

Tarımla uğraşanlar ise toplumun toprağını teşkil eder. Bunlar halkın yiyeceğini her türlü sebze ve meyve ihtiyacını temin ederler. Bunların çalışması diğer sınıfların çalışmalarından daha ehemmiyetlidir. (Bkz. Devlet ve Aile Ahlakı İstanbul: Tercüman 1001 Eser ts s. 217 vd.)

Kınalızade temel meselenin bu unsurlar arasındaki dengenin sürdürülmesi olduğunu söyler. "Bedenimizdeki uzuvlardan birinin diğerlerine üstün gelmesi ve tecavüzü hastalığa sebep olduğu gibi bu sınıflardan birinin diğerine karışması da kurulmuş olan nizamın bozulmasına sebep olur. Mesela herkes tarımla uğraşırsa askerî güç azalır. Askerler iş hayatına karışırlarsa yine bozuk düzen meydana gelir. Hikâye olunduğuna göre Kisra Hürmüz'ün bazı vezirleri başka beldelerden çok kıymetli taçlar ve cevherler geldiğini şayet hükümdar adına bunlar satın alınırsa çok kazanç elde edilebileceğini arz ettiler. Hükümdar şu cevabı verdi: Cenab-ı Hak bize saltanat nasip etti. Halkımıza da ticaretle uğraşmak ve bu yoldan rızık temin etmek nimetini verdi. Eğer biz ticaretle meşgul olursak hükümdarlığı ve devlet idaresini kim yerine getirir? Ticaretle meşgul olanlar nasıl geçinirler?"

Rivayet edilir ki Tokugawa Japonya'sının ilk hükümdarı (şogun) Ieyasu son savaşını kazanıp başa geçtikten sonra bir daha at binmemiş! "Savaş at sırtında kazanılır fakat ülke at sırtında yönetilemez" diyesiymiş. Kemal Tahir de Kurt Kanunu'nda silah hevesinden bir türlü kurtulamayan İttihatçılar'ı yerden yere vurur: "Vazgeçmediniz gitti şu tabanca oyunlarından. Muhalefette düşürmediniz elinizden. İktidarda hiç bırakmadınız. Anlatamadım size tabancayla devlet idare edilemeyeceğini. Tabancalık iş değil bu bizim içine düştüğümüz bela tüfekle topla bile üstesinden gelinecek iş değil."


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
kinalizde ali celebi

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Kınalızâde Ali Çelebi Biyografi-Kınalızâde Ali Çelebi Kimdir?

Kınalızâde Ali Çelebi Biyografi-Kınalızâde Ali Çelebi Kimdir? konusu, Biyografiler / Türkiye'den Biyografiler forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: mehmet ali çelebi nereli, mehmet ali çelebi kimdir, ali çelebi kimdir, ali çelebi biyografi, ali çelebi eserleri, ali çelebinin eserleri, kınalızade ali çelebi vikipedi, ali çelebi hayatı, mehmet ali çelebi vikipedi, kınalızade ali çelebinin hayatının özeti,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Evliya Çelebi Biyografi-Evliya Çelebi Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 29-06-2008 10:46
Çaka Bey Biyografi-Çaka Bey Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 29-06-2008 03:26
Vehbi Koç Biyografi-Vehbi Koç Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 27-06-2008 08:41
Cem Boyner Biyografi-Cem Boyner Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 26-06-2008 02:01
Ümit Özdağ Biyografi-Ümt Özdağ Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 26-06-2008 01:57

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:06 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats