bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Biyografiler > Türkiye'den Biyografiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 01-07-2008, 01:44   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart İsmail Gaspıralı Biyografi-İsmail Gaspıralı Kimdir?

"Dilde fikirde işte birlik'


Türk dünyasının büyük düşünce adamlarından ve reformistlerinden biri olan Gaspıralı İsmail Bey Kırım Harbi (1853-1856) bütün şiddetiyle devam ederken Bahçesaray'a iki saat mesafedeki Avcıköy'de dünyaya geldi. Babasının doğduğu köye nisbetle Gaspirinski (Gaspıralı) lâkabını alan İsmail Bey'in çocukluğu Kırım Türk kültürünün beşiği olan Bahçesaray'da geçmiş ve bu şehir onun ruhunda sokakları camileri evleri ve özellikle Hansarayıile silinmez İzler bırakmıştır.



GENÇ İSMAİL MOSKOVA'DA

Henüz on yaşındayken Akmescit lisesine gönderilen İsmail orada İki sene kaldıktan sonra Varonej şehrindeki askerî okula nakledilmiştir. Daha sonra Moskova Askerî İdadisi'ne yerleştirilen Gaspıralı'nın bütün bu okulları ruhuna alabildiğine yabancı bulduğunu biliyoruz.

O yıllarda Moskova Panislavizm'in merkezidir. Özellikle Türk düşmanlığına dayanan Slav ırkçılığı Türklüğe ve İslâm'a karşı acımasız bir taassubu sürekli olarak canlı tutmak için faaliyet gösteriyordu. Rusların bu korkunç düşmanlıkları Gaspıralı'nın birkaç arkadaşının ruhunda öyle büyük bir derin etki yaratmıştı ki altıncı sınıfa geçtikleri yıl o sırada Girit'te asilerle savaşan Türk kardeşlerinin yardımına koşmaya karar verdiler. Bir kayıkla kırk beş gün kürek çektikten sonra Don nehrini geçerek Odesa'ya ulaştılar. İstanbul'a gitmek üzere vapura binmeye çalıştıkları sırada pasaportları bulunmadığı için yakalanarak Bahçesaray'a gönderildiler.



BAHÇESARAY'DA GENÇ BİR MUALLİM

Gaspıralı bu olaydan sonra Moskova'daki okuluna dönmeyecek Bahçesaray'da Mengligiray tarafından kurulmuş olan Zincirli Medresesi'ne 400 ruble maaşla Rusça muallimliğine tayin edilecektir.

Bîr buçuk yıl kadar süren bu görevi sırasında bol bol okuyarak Rus edebiyatı ve fikir akımları hakkında esaslı bilgiler edinen İsmail Bey bir yandan da Rus basınını takip ederek politik gelişmeleri ve Rusya'nın içte dışta izlediği politikayı daha İyi kavramaya çalışıyor ayrıca o sıralarda epeyce yaygınlaşmış bulunan "Batılılaşma" akımının sebepleri üzerinde düşünüyordu. İleride kafasını çok meşgul edecek olan "sosyalizm" hakkında da hayatının bu döneminde epeyce bilgi edinen Gaspıralı 1869 yılında maaşı 600 rubleye çıkarılarak Yalla'da Dereköy mektebine tayin edilmiş burada iki yıl kaldıktan sonra Bahçesaray'a dönerek yeniden Zincirli Medresesi'nde Rusça dersleri vermeye başlamıştır.

Gaspıralı o zamana kadar kafasında teşekkül eden "yenilikçi" fikîrleri ilk olarak Zincirli Medresesi'nde uygulamaya çalışmış talebelerine asıl görevi dışında "usul-ü cedid" (yeni metod)'le Türkçe dersleri verdiği gibi medreselerde uygulanan "skolastik" eğitim tarzını da eleştirmeye başlamıştır. Fakat ne talebeler ne de Kırım halkı psikolojik olarak böyle bir; yeniliğe hazırdı. Nitekim ders saatlerini zil çalarak ilan etmeye kalkışması çan sesinden haklı olarak nefret eden talebelerin büyük tepkisine yol açmıştır ölümle tehdit edilince Zincirli Medresesi'nden ayrılmak zorunda kalan İsmail Gaspıralı bu tecrübesini daha sonra şöyle yorumlayacaktır:

"Bizde ilk tedris ve terbiyenin olmadığını mektepte dinî mekteplerimizin korkunç geriliğini ise daha sonra Zincirli'de tamamıyla öğrendim ve bunun için daha bu devirlerde her şeyden önce bu esasların ıslah edilmesi gerektiğine inandım."



İSMAİL PARİS'TE...

Türkiye'ye gitmek ilk macerasından sonra İsmail Bey'in içinde hiç sönmeyen bir arzu haline gelmiştir. Bunun için 1871'de İstanbul'a gelerek zabit olmayı istemişse de tahsili yarıda kaldığı için bunun mümkün olamayacağını düşünerek tahsilini tamamlamak ve Fransızca'yı esaslı bir şekilde öğrenmek üzere Paris'e gitmiştir (1872). Yalta'dan hareket ettiği sırada cebinde sadece 200 ruble vardır.

Gaspıralı 1874 sonlarına kadar Paris'te kalmış hatta o yıllarda orada bulunan ünlü Rus romancısı Turgeniyef'in takdirini kazanarak sekreterliğini yapmıştır. Gaspıralı'yı Paris'te bizim Jön Türklerin aksine hayatım çalışarak kazanan körü körüne hayranlığa kapılmaksızın Batı medeniyetini anlamak için bütün tecessüsünü seferber eden genç bir adam olarak görüyoruz.

İsmail Bey Avrupa izlenimlerini daha sonra "Avrupa Medeniyetine Bir Nazar-ı Muvazene" adıyla 1302 (1886/87)'de İstanbul'da Ebuzziya Matbaası'nda basılan küçük risalesinde anlatacaktır. 1977 yılında Prof.Dr. Mehmet Kaplan tarafından sadeleştirilerek Türk Kültürü (Ekim 1977) dergisinde yayınlanan bu risalesinden Gaspıralı'nın Batımedeniyetini gerçekten çok iyi tanıdığı ve bütün çelişkilerini gördüğü anlaşılmaktadır.



SERVET DAĞILIMINDA EŞİTSİZLİK

Gaspıralı'ya göre büyük teknolojik gelişmelere rağmen Batı'da servet dağılımında büyük bir eşitsizlik vardır; küçük bir azınlık servet ve refah içinde yüzerken büyük çoğunluk sefalet içinde sürünmektedir. Halbuki hakiki medeniyetin ölçüsü İslam'ın da temel esprisi olan "hakkaniyettir. Bu bakımdan Batı medeniyetini insanlığın ulaşabileceği tek zirve olarak görmek yanlıştır; "Eğer insanlığın görüp göreceği son yaşayış tarzı ve son medeniyet bu ise insanlar çok talihsiz imişler."

Batı'da servet dağılımındaki bu eşitsizliğin sosyalistlerin işine yaradığını söyleyen Gaspıralı "İlerleme yoluna girmiş İslâm ülkeleri ve kavimleri geleceklerini hangi örneğe uyduracaklar? Avrupa'nın peşinden giderek sonra da sosyalizm belalarına uğrayacak isek yazık gayret ve emeğimize! Okuya okuya 'sivilize' olup Frenkler gibi olacağız diyorsak ve mukaddes bir hayat gayesi edine-meyeceksek yazık bizlere!" diyor ve insanların birbirleriyle münasebetlerinde John Stuart Mill'in sistemleş-tirdiği "ütilitarizm"den yani fayda-: cıhktan önce gözetilecek şeyin "hakkaniyet" olduğunu ifade ediyor.



BAHÇESARAY BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Gaspıralı Paris'ten kendi memleketine değil artık Türk zabiti olabileceğini ümit ederek İstanbul'a gelrniş fakat çaldığı bütün kapılar yüzüne kapanmıştır. İşin acıklı tarafı bir dilekçeyle müracaat ettiği Sadrazam Mahmud Nedim Paşa bu müracaat hakkında Rus sefiri İgnatief'in fikrini almaya kalkışacaktır.

Yaklaşık bir yıl Ceride-i Askeriyye'de mütercim olarak çalışan amcası Halil Efendi'nin yanında da kalan İsmail Bey bu arada basını takip ederek Osmanlı devletinin ekonomik politik ve sosyal yapısı hakkında sağlam fikirler edinmiştir. Ulaştığı en önemli kanaat ise Türkiye'de servetin ticaret hayatını ellerinde tutan azınlıklarda biriktiği Türklerde ise memur olma hastalığının iflah olmaz bir hale geldiği idi.

İsmail Bey'in yazarlık hayatı İstanbul'da bulunduğu sıralarda başladı. Buradan gönderdiği yan gerçek yarı hayalî mektuplar Moskova ve Petesburg'da çıkan Rus gazetelerinde yayınlanıyordu. Zabitlik hayalinin gerçekleşemeyeceğini anlayınca 1875 kışında Kırım'a dönen Gaspıralı 1878'de Bahçesaray belediye başkanlığına seçilinceye kadar başka hiç bir işle uğraşmadı sadece okudu ve milletinin hayatını inceledi.

Gaspıralı İsmail Bey 1878 yılında Bahçesaray belediye başkanlığına seçildi; bu görev sayesinde düşündüğü bazı yenilikleri gerçekleştirebileceğini zannediyordu ne var ki önüne yine bazı engeller çıktı. Şehir sokaklarına fenerler koydurmak ve bir hastahane açmak teşebbüsü belediye meclisi üyeleri tarafından şehrin kasasını boşaltacağı gerekçesiyle reddedilmiş yaşlılara okuma yazma öğretmek için başladığı gece dersleri kömür masrafı olarak istenen cüz'î paranın verilmemesi yüzünden sonuçsuz kalmıştı.

Belediye başkanı olarak görevlerini -bütün imkânsızlıklara rağmen-yerine getirmeye çalışırken aslı misyonunu da hiç unutmayan Gaspıralı 1879 yılında bir gazete çıkarmak için Rus hükümetine müracaat ettiyse de bu müracaatı reddedildi. Fakat o mutlaka yayın yoluyla milletine hizmet etmek istiyordu. 1881 yılında "Genç Molla" müstear adı ile ileride kitap olarak da yayınlanacak olan "Russkoe Musulmanstovo" (Rusya Müslümanları) başlıklı makalelerini yazarak Akmescit'te çıkan "Tavrida" gazetesinde yayınlandı.



"RUSYA MÜSLAMANLARI"

Gaspıralı'nın sansürden geçmesi için çok ihtiyatlı ve çok zekice bir üslupla yazdığı bu makalelerinde Rusya müslümanları açısından önemli tezler ileri sürülmüştür. Söz konusu makalelerde güdülen asıl gaye Rusları ürkütmeden Ruslaştırma siyasetinin netice vermesinin mümkün olmadığını göstermek ve Rusya müslümanlarını -bazı tehlikeli gelişmelere dikkat çekerek- total bir modernizasyona davet etmektir.

İsmail Bey Rusya'nın dünyanın en büyük müslüman ülkesi olma yoluna girdiğini bunun aynı zamanda bir hıristiyan ülkesi olmasına aykırı bir durum teşkil etmediğini söylüyordu. Öyleyse Rusya müslümanları sadece vergi veren bir kitle olarak görmemeli onlara Ruslarla eşit bir hukukî statü tanınmalıydı. Halbuki o zamana kadar uygulanan politikalar özellikle Ruslaştırma politikası müslümanları Ruslardan uzaklaştırmaktan ve cehalet karanlığına gömmekten başka bir işe yaramamıştı. Bu politikanın olumsuz sonuçlarından biri de müslüman halkı perişan eden tehlikeli muhaceretlere sebep olmasıydı.

Ruslarla müslümanlarm kaynaşa-bilmeleri için bazı çareler de gösteren Gaspıralı Rusya müslümanlarının herhangi bir müslüman milletten daha fazla medenileşmeleri gerektiğini söylüyor. "Biz istidatlı bir milletiz." diyordu "Bize yalnız medeniyeti kendi dilimizde öğrenme imkânını veriniz. Siz büyük biraderler bize aydınlık veriniz! Mektepte Rus dili Ukraynalıların bile işine yaramadığı halde Tatarların işine nasıl yarar? Rus dili mektep vasıtasıyla değil hayat şartlarının değişmesi demiryollarının ve iktisadî hayatın gelişmesi nisbetinde kendiliğinden intişar eder. Müslümanlar arasında zararlı unsur onların aralarında yetişmeye başlayan ve her nevi idealden mahrum kozmopolit züppelerdir. Bunlar ne İslamlar ne de Rusya için faydalı olabileceklerdir!"



FEDERATİF SİSTEM TEKLİFİ

"Rusya Müslümanları'nda Gaspıralı'nın Ruslara teklif ettiği federatif bir devlet yapısının oluşturulmasıdır. Müslüman Türk kavimlerini Ruslaştırmak mümkün olmadığına göre en doğru yol bu milletlere hak adalet ilim ve hürriyet vermektir. Sağlanacak eşit haklar Rusya'ya birlik getirecek o zaman Rusya'nın meseleleriyle "Gayrırus" lar da en az Ruslar kadar ilgileneceklerdir. Bu hususta Amerika ve İsviçre'yi örnek gösteren Gaspıralı Rusya Türkleri'nin kimliklerini korumalarında İslâm'ın önemini ve mağlup edilemezliğini özellikle vurgulayarak milletlerin eşitliği esasına dayanan federatif bir devlet yapısının tek çıkar yol olduğunu söylemektedir.

İsmail Gaspıralı'nın fikirlerinin hemen tamamı nüve olarak "Rusya Müslümanlan"nda bulunmaktadır. Kırım dışındaki müslüman Türk aydınları üzerinde de derin etkiler bırakan bu fikirler daha önce de ifade ettiğimiz gibi gerçekten çok dikkatli ve ihtiyatlı bir üslupla ifade edilmişti.



EVLİLİĞİ

Gaspıralı izin alamamasına rağmen gazete çıkarma fikrinden asla vazgeçmemiştir. Bunun için zemin yoklamak amacıyla 1881 yılından başlayarak "Tonguç" "Ay" "Güneş" "Yıldız" "Mir'at-i Cedid" gibi çeşitli adlarla küçük risaleler yayınlamaya başladı. Ne var ki Rus sansürü bu risalelerin yayınını adlan başka olsa da gazete hüviyeti taşıdıkları gerekçesiyle çok geçmeden yasaklayacaktır.

Bu faaliyetleri devam ederken ismail Bey bir de romantik bir aşk macerası yaşamıştır. 1882 yılında Kazan eşrafından zengin bir işadamı olan İsfendiyar Bey'in kızı Zühre Hanım amcası İbrahim Bey'le birlikte ciğerlerinden rahatsız olduğu için tedavi maksadıyla Kırım'a gelir. Rusça bilen ve kültürlü bir genç kız olan Zühre Hanım yazılarını okuduğu İsmail Bey'e karşı büyük bir saygı ve sevgi duymaktadır. Birlikte Bahçesaray'ın tarihî yerlerini gezerken iki genç arasında sağlam bir aşk duygusu uyanır. Gaspıralı İsmail Bey 1887'de Dereköy'-de evlenmiş fakat eşinin kültür seviyesi kendisini anlayabilmekten çok uzak olduğu için bu evlilik ancak bir yıl kadar devam edebilmiştir.

İsmail Bey'in daha sonra Yalta'ya giden misafirlerini orada da ziyaret ettiğini Zühre Hanım'a fikirlerinden ve ideallerinden bahsettiği gibi duygularını da açtığını biliyoruz. Aynı yılın sonlarına doğru İsmail Bey Simbir vilayetine giderek İsfendiyar Bey'i malikanesinde ziyaret edecek kızını isteyince gururlu bir aristokrat olan bu zengin fabrikatör tarafından kovulacaktır. Fakat iki genç de her şeyi göze almışlardır. Aralarında anlaşırlar ve İsmail Bey bir gece yarısı Zühre Hanım'ı kızakla kaçırır. Gizlice nikâhlarını kıydırdıktan sonra Bahcesaray'a dönerler.

Hayatının sonuna kadar İsmail Bey'in ideallerinde en büyük destekçisi olan ve ona dört çocuk -veren Zühre Hanım kocası "Tercüman'ı çıkarmaya karar verdiği zaman hiç tereddüt etmeden bütün altınlarını ve mücevherlerini ortaya koymuştur.



"TERCÜMAN"

Gaspıralı bir gazete çıkarabilmek için tam dört yıl mücadele verdi defalarca Petesburg'a giderek müracaatlarda bulundu ve nihayet 1883 yılında Türkçe kısmı aynen Rusçaya da tercüme edilmek şartıyla "Tercüman-ı Ahval-i Zaman"ı yayınlama iznini kopardı. Adını Şfnasi'nin İstaNbul'da çıkardığı "Tercütman-ı Ahval"dan alan bu gazetenin Rusça adı da "Perevotcik" olacaktı. Zühre Hanım'ın ziynet eşyalarını ve annesinden kalan kıymetli elbiseleri satarak elde ettiği paraya 300 ruble kadar abone parasını da ilave ederek eski bir makine ve bir miktar hurufat alan Gaspıralı ilk nüshayı 10 Nisan 1883'te çıkardı.

Böylece "bahar güneşiyle dünya dirilip çiçeklendiği günlerde uzun yıllardan beri karlı kefenlerle örtülüp ölü gibi uyuklayan şimal Türklerinin ilk beyaz bahar çiçeği" açılmış oldu. Olayın asıl anlamlı tarafı 1883'ün Kırım'ın Ruslar tarafından işgalinin yüzüncü yılı olmasıydı. Rus basınında ateşli yazılarla bu yıldönümü kutlanıyor cilt cilt kitaplar yayınlanıyor Rusya'da adeta bayram yaşanıyordu. Çünkü yüz yıl önce General Potemkin komutasındaki Rus ordusu 30 bin Kırım Türkünün cesedini çiğneyerek bu güzel Türk ülkesine girmiş Karasu ve Bahcesaray'ı yakıp yıkmış yağ-malamıştı. Ve büyük acılar büyük göçler o tarihte başlamıştı.

Ama artık "Tercüman" bu acıların tercümanı bu mazlum milletin sesi olacaktı.

TürcümanRusya'da çıkan ilk Türk gazetesi değildi ama yaygınlığı ve oynadığı rol bakımından en önemlisiydi. 1903 yılına kadar haftalık 1903-1912 arasında haftada bazan iki bazan üç defa Eylül 1912'den sonra da günlük olarak tam 33 yıl yaşadı ve 1916 yılında kapandı.



"DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK"

Küçük boyda dört sayfa olarak çıkmaya başlayan Tercüman -ki yazıların Rusça tercümeleri de hesaba katıldığında iki sayfaya inmektedir-çok geçmeden devrin şartlarına ve okur yazarlık oranına göre çok yüksek sayılabilecek tirajlara ulaşmıştır. Kafkasya Kazan Sibirya Türkistan Çin hatta İran ve Mısır'da satılan Tercüman'ın büyük başarısı Gaspıralı'nın sadece Rusya Türklerinin değil bütün müslümanların meseleriyle yakında ilgilenmesinin yanısıra "dil birliği" politikasının bir sonucudur.

Gaspıralı'nın bütün müslüman Türkler tarafından kullanıbilecek bir yazı dili ortaya koymak için gösterdiği büyük gayret Rusya Türk-14 leri arasında kabile duygusunun ne kadar güçlü olduğu düşünülecek olursa olağanüstü bir cesaret istiyordu. Nitekim Gaspıralı'nın faaliyetleri büyük başarısının yanısıra küçümsenemeyecek bir muhalefetle de karşılaşmıştır. Kazan Tatar şairi Abdullah Tukay Gaspıralı'nın ısrarla savunduğu ortak edebî dil hakkında şöyle diyordu: "Biz Tatardık ve öyle kaldık. Türkler İstanbul'dadır biz ise buradayız."

Gaspıralı aslında sadece dilde değil Türk kültürünün bütün alanlarında topyekûn bir reform fikriyle ortaya çıkmıştır. Bu reformun temel prensibi ise Tercüman gazetesinde ismin hemen altında yer alan "Dilde fikirde işte birlik"ti. Bu sloganla veciz bir şekilde özetlenen programın ana esasları kısaca şunlardı: Mektepleri Avrupai metodlarla ıslah etmek; bütün Türk dünyası için müşterek bir yazı dili oluşturmak: kadınlara hürriyet: eğitim ve öğretim işlerinin yürütülebilmesi için hayır cemiyetlerinin kurulması.



NASIL BİR DİL?

Gaspıralı dilde birlik" idealinin gerçekleşmesi için de Türkçe'den mümkün olduğu kadar yabancı kelime ve kaideleri çıkarmayı ve her şiveden pek kaba olmayan mahallî kelimeleri Osmanlı-Türk tasrifine uydurarak kullanmayı öngörüyordu. Gerçekte nihaî hedefi temiz İstanbul Türkçesi'ydi. Sonunda öyle bir dil kurulmalıydı ki Mehmed Emin'e yazdığı mektupta da söylediği gibi Türkistan steplerindeki Türk deve-cileriyle Dersaadet'teki kayıkçılar ve hamallar bile rahatça anlayabilsin.

Düşüncelerini sonuna kadar ısrarla savunan Gaspıralı Tercüman'ı Türk-İslâm dünyasının hemen her yerinde okunan bir gazete haline getirmeyi başarmıştır. Bu hiç de küçümsenecek bir başarı değildi. 1905 bunalımından sonra Kazan'da Kafkasya'da Türkistan'da ve Kırım 'da yayınlanan 35'ten fazla gazete ve dergide çok sayıda hikâye ve romanda "Gaspıralı dili" kullanılmıştır.

Tercüman'ın İstanbul'da da genellikle 5 bin adet satıldığı zaman zaman bu sayının 10-15 bine ulaştığı biliniyor. Ne var ki bu inanılmaz başarı Birinci Dünya Savaşı ve Rus İhtilali'yle birlikte kesintiye uğrayacaktır. Türkiye dışındaki Türk topluluklarının ihtilalden sonra dil ve kültür alanında maruz kaldıkları ağır baskılar Gaspıralı'nın "ortak yazı dili" idealini artık bir ütopya haline getirmiştir.



KAYTMAZAĞA MAHALLESİNDE BİR MEKTEP

Gaspıralı İsmail Bey dil meselesinin çözümünü diğer sosyal alanlardaki gelişmelerin ön şartı olarak görüyordu. Ona göre dilin çağdaş gelişmelere adaptasyonu gerçekleşmeden toplumun modern ihtiyaçlarını karşılamak mümkün değildir. Türkçe konuşan dünyanın kaderi az bir eğitimle herkes için geçerli olacak bir haberleşme aracının yani ortak dilin tesisine bağlıydı. Bu ise sağlam bir eğitimle mümkündü. Haziran 1895'te Tercüman'da yayınladığı "Şark Meselesi" başlıklı makalesinde Gaspıralı şunları yazmıştı;

"Serlevhaya bakıp Gladiston'luk ya Bismark'lık iddiasında bulunduğum zannedilmesin. İndimde Şark meselesi maarif meselesi demektir. Moğol akıntısından ve yıkıntısından sonra hemen ta bu zamana kadar âlem-i İslâm'ın gayretten gözden kulaktan düşüp koca gülbahçe miskinhane harabesine çevrilip asırlarca terakkiden bî-behre kaldığı büyük ulema zuhur etmediği tüccarlar yol bulamadığı kâşif ve naşirlerin namları dahi unutulduğu nedendir? Maarifsizlikten..."

1881 yılı itibariyle Rusya Türklerinin 16 bin kadar mahalle mektebi bulunduğunu bu mekteplerde yarım milyona yakın Türk çocuğu ömürlerinden beşer yıl çürüttükleri halde Türkçe beş satır bile okuyup yazma öğrenemediklerini söyleyen Gaspıralı eğitimde köklü bir refoma gidilmesinin şart olduğunu söylüyordu. Yahya Kemal de hatıralarında aşağı yukarı aynı yıllarda mahalle mektebine üç yıl gittiği halde elifba'yı sökemediğini daha sonra gönderildiği yeni usuldeki Mekteb-i Edeb'de ise bu iş için üç beş günün yettiğini anlatır. Kısacası Gas-pıralf hin şikâyet ettiği durum sadece Rusya Türkleri için değil Osmanlı ülkesi için de sözkonusudur.

Bu konuda Tercüman'da sürekli yayın yaparak "Usul-ü cedid" yahut "usûl-ü savtiye" (fonetik me-tod) dediği yeni metodu savunan Gaspıralı 1884 yılında Bahçesa-ray'ın Kaytmazağa mahallesinde ilk "usul-ü cedid" okulunun açılmasına önayak oldu. Bu okulda kendisinin yazdığı "Hûce-i Sıbyân" adlı okuma kitabı okutulacaktı. "Usul-ü savtiye" harfleri değil sesleri öğretmek esasına dayanıyordu.

Ne var ki "Kadimci"ler yani eski metodu savunanlar bu hususta Gaspıralı'ya şiddetle karşı koydular. Onların etkisiyle halk da İsmail Bey'in Kaytmazağa mahallesinde açtığı okula karşı cephe almıştı.

Aradan 45 gün geçti: Gaspıralı ve arkadaşları elde ettikleri sonucu göstermek üzere Bahçesaray'ın ileri gelenlerini okula davet ettiler. Daveti kabul eden çok az sayıdaki misafir öğrencilerin 45 günde her gün sadece dörder saat çalışarak okuyup yazma öğrendiklerini görünce gözyaşlarını tutamadılar.

Bu olaydan sonra Gaspıralı'nın itibarı epeyce yükselmişse de Ka-dimciler "çabuk öğrenilen ilim çabuk unutulur" gibi gerekçelerle saldırılarını arttırarak devam ettirdiler. Bunun üzerine Bahçesaray pazarındaki bir kahvehanede bir akşam mektebi açarak yirmi kadar hamal ve bakkal çırağını davet eden Gaspıralı 40 akşam bizzat ders vererek hepsine okuma yazma öğretmiştir.



USUL-Ü CEDİD YAYILIYOR

Bu arada Tercüman'da sürekli olarak "Usul-ü cedid"le ilgili makaleler yazan Gaspıralı görüşlerini bütün Rusya Türklerine kabul ettirmek azmindedir. Bunun için her yıl Rusya'nın her tarafından müslüman tüccarların geldiği Nijninovgorot sergisine giderek "Usul-ü cedid"in propagandasını yapmaktadır. 1887 yılında Bahcesaray Numune Mektebi muallimi Bekir Efendi'yi Rezan vilayeti Ankerman beldesine göndermiş ve ikinci numune mektebinin orada açılmasını sağlamıştır. Tam-bof ve Penza vilayetlerinde fonetik metodu öğretme görevi de Bekir Efendi'ye verilir.

Bu çalışmaların semeresi kısa zamanda alınışı çeşitli bölgelerden 80 kadar molla ve softa Bahcesaray'a gelerek "Usul-ü cedid"i öğrenip memleketlerine dönerler. Böylece beş altı yıl içinde Rusya'nın hemen her vilayetinde ikişer üçer mektep ıslah edilir. 1893'te Semerkant'a giden Gaspıralı orada da bir "numune mektebi"nin açılmasını sağlamış bu okul üç ay sonra hükümet tarafından kapatılmışsa da fonetik metodun başarısını açıkça gösterdiği için Orta Asya'da da peşpeşe "Usul-ü cedid" okulları açılmaya başlamıştır. 1904'te gelindiğinde Rusya'daki bu okulların sayısı aşağı yukarı 5 bindir. Gaspıralı İsmail Bey'in inanılmaz mücadele azminin ve takipçiliğinin bir sonucudur bu.

"Usul-ü cedid" kısaca özetlemek gerekirse şudur: İlkokulun medreseden ayrılması ve öğretmenlerinin bulunması öğretmene sadaka değil maaş verilmesi fonetik metod (usul-ü savtiye) uygulanarak öğretilecek okumanın yanısıra yazı öğretimine de önem verilmesi kız çocuktan için ayrı okullar açılması öğretimin her yaşa göre ders kitapları hazırlamak bir program dahilinde yapılması.



MÜSLÜMAN İTTİFAKI

Gaspıralı İsmail Bey'in 1905 İhtilali'nden sonra Rusya Müslümanlarının ittifakı gayesiyle toplanan üç kongrede de önemli roller oynadığını eğitim meselesinin ağırlıklı olarak ele alındığı III. Kongre'de "dil birliği" ile ilgili görüşlerini bütün Rusya Müslümanlarına resmen kabul ettirdiğini görüyoruz (1906).

"Usul-ü cedid" hareketinin başarısı ve Ekim Manifestosu 'ndan sonra müslümanların kazandığı hürriyet öte yandan "Müslüman İttifakı" için yapılan kongreler Gaspıralı'nın cesaretini arttırmıştır. Gerçekte yaptığı bütün faaliyetler onun Türk birliğinin daha ileri bir merhalesi olarak İslâm birliğini hedeflediğini fikrî yapısının Türkçü olduğu kadar İslamcı bir nitelik de taşıdığını göstermektedir. Nitekim 1907'de Kahire'de bir "İslâm Kongresi" toplayabilmek için büyük gayret sarf etmiştir. 1910'da ise Hindistan'a gider ve Bombay'daki "Encümen-i İslamiye"nin toplantılarına katılarak görüşlerini anlatır hatta bir "Usul-ü cedid" okulu açmayı başarır. Aslında Hindistan seyahatinin gayesi de "Usul-ü cedid" okulu açmaktan ziyade İslam dünyasını harekete geçirmektir.

Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a gelmiş ve büyük bir heyecanla karşılanmıştır (1909). Türkiye Türklüğüne büyük bir ilgi duyan Gaspıralı Kırım'da da Rus basınına karşı Türkiye'yi savunmaktan aleyhteki yazılara cevap vermekten asla çekinmemişti. Birinci Dünya Savaşı arifesinde İstanbul'a tekrar gelerek Türkiye'yi savaşa girmemesi hususunda uyarmaya çalışan Gaspıralı Türk dünyasının yetiştirdiği nadir zekalardan biriydi büyük bir mücadele adamı ve gerçekten inanmış bir idealistti.
Gaspıralı İsmail Bey 11 Eylül 1914 Cuma günü Bahcesaray'da vefat etti. Ertesi gün muhteşem bir cenaze töreniyle Mengligiray Han türbesi civarında toprağa verilen büyük idealistin ölümü bütün İslâm dünyasında çok büyük bir teessür uyandırdı.

İsmail Gaspıralı Biyografi-İsmail Gaspıralı Kimdir?


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
ismail gaspirali biyografi, ismail gaspirali, ismail gaspirali kimdir

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


İsmail Gaspıralı Biyografi-İsmail Gaspıralı Kimdir?

İsmail Gaspıralı Biyografi-İsmail Gaspıralı Kimdir? konusu, Biyografiler / Türkiye'den Biyografiler forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
İsmail Uyaroğlu Biyografi-İsmail Uyaroğlu Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 01-07-2008 01:09
İsmail Güzelsoy Biyografi-İsmail Güzelsoy Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 30-06-2008 01:59
Hekimoğlu İsmail Biyografi-Hekimoğlu İsmail Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 30-06-2008 12:01
İsmail Necdet Kent Biyografi-İsmail Necdet Kent Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 26-06-2008 07:16
İsmail Cem Biyografi-İsmail Cem Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 26-06-2008 03:16

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 05:57 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats