bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Biyografiler > Türkiye'den Biyografiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 02-07-2008, 12:13   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Yaman Dede Biyografi-Yaman Dede Kimdir?

Kim Bu Yaman Dede?
Kayseri’inin Talas ilçesinde Rum esnaflardan iplik tüccarı Yuvan Efendi ile Afurani Hanımefendinin oğlu Diyamandi 1887 yılında dünyaya gelir. Henüz on aylık iken ailesi Kastamonu’ya göç eder. İlk tahsilini Rum Ortodoks Mektebinde yapan küçük Diyamandi1901de Kastamonu İdadisi(lise)ne girer. Yedi yıllık idadiyi birincilikle tamamlar. İdadide arkadaşları kendisine “Yamandî Molla” lakabını takarlar. Bir Rum çocuğuna neden molla lakabı takılmış gelin Yaman Dedenin kendi ağzından dinleyelim:
Dönüşün Kapısı Farsça Dersi
Rüştiye birinci sınıfta iken 13 yaşımda idim. Bu sınıfta Arapça ve Farsça dersleri başlar. Bütün dersleri sevmeme karşın Türk Edebiyatı ile birlikte Arapça ve Farsça’ya pek düşkündüm. Rüştiye ikinci sınıfta ders yılının ortalarındayız. Farsça Hocamız Şeyh Sadi’nin Gülistan’ını okuturdu. Arada sırada başka manzumeler de yazdırırdı. Bir gün siyah tahtaya yazdığı birkaç beyit kalbimi tutuşturmaya yetti. O beyitleri bugün gibi hatırlıyorum. Mesnevi’nin ilk beyitleri idi:

Bişnev in çün şikayet mî küned/Ez cüdâyîhâ hikayet mî küned

Kez neyistân ta mera bübrideend / Ez nefirem merd ü zen nalideend
Dinle neyden ki hikayet etmede
Ayrılıklardan şikayet etmede
Tahtaya yazılan ismi bana pek tatlı geldi. Okunan beyitler beni derinden sarstı. Son beyit ise içimi yaktı. O an içimde yanmaya başlayan aşk ateşini kelimelere dökmekte aciz kalıyorum.

Farkında Olmadan Mümin Olmak
Farsça dersinde başta Mesnevi olmak üzere Şark İslam Klasiklerinden beyitler ezberleyenDin Dersinden gayrimüslim talebeler muaf olduğu halde sınıfta oturan ve bir Müslüman gibi İlmihal bilgileriniRasulullah’ın hayatınıinanç esaslarını öğrenen Diyamandi farkında olmadan içindeki aşk ile mümin olmuştur. İslam’a duyduğu sevgi gün geçtikçe artmaktabir taraftan tıpkı Farsça edebi metinler gibi aruz kalıpları ile rubailergazeller yazmaya çalışmaktadır. Ancak toplumokularkadaş ve aile çevresinde halen Hıristiyan olarak tanınmaktadır.
Arapça metinlerle birlikte hadisi şerif ve bazı ayetleri de ezberlemeye başlar. Yazdığı beyitler edebiyat hocasının gözünü doldurur. Hocası bir şiirini şu mısralarla övecektir:
Aferin yavrum güzelhem de pek güzel.................Aferin yavrum güzel gerçekten çok güzel
Manevi sûrî füyuzun berter etsin Lemyezel ..........Manevi sevinç ve ilhamlarını artırsın Allah
Liseyi birincilikle bitiren DiyamandiArapça ve Farsça hocalarından özel dersler de alır. Üniversite tahsili için İstanbul’a hareket eder.

Genç Bir Avukat

İstanbul’da Hukuk mektebine giren Yamandi Mollafakülteyi bitirdikten sonra devlet kademesinde görev alır. Bu esnada özel hocalardan edebiyat ve İslamî ilimler okumaya devam eder. Kendi ifadesine göre artık hidayet bulmuşlisana dökemese bile kalpten Kelime-i Şehadeti çoktan kabul etmiş ve gizli Müslüman olarak yaşamaya başlamıştır. Meşhur mevlevi dedelerinden Ahmed Remzi Dede’den Mesnevî okur. Mesnevide Mevlana’nın mikrobuserumu haber verdiğini görünce aşkı ve hayranlığı kat kat artar. Hatta Mevlana’nın hayata gözlerini yumacağı tarihi bir beyitte ebced hesabı ile ifşa ettiğine hayretle şahit olur. Mesnevi ve şerhlerini(açıklamalarını) kısa sürede okur.

Bir yandan devlet kademesinde görevine devam ederken diğer yandan şiir çalışmaları sürmekte
Ankara Radyosunda çeşitli Mevlevi büyüklerinin hayatını anlatan sohbet programı yapmaktadır. Bu programlar devrin gazete yazarları ve ediplerinin dikkâtini çeker. Kısa sürede edebiyat ve ilim çevrelerinde yer edinir.

Aşıklar Kâbesi
Mevleviler arasında Konya; Aşıklar Kâbesidir. Yaman Dede de kırklı yıllarda sık sık Konya’ya sefer eder. Şeb-i Arus törenlerinin özel davetlilerindendir artık. Biri İstanbul’a gelse ve “Ben Konya’dan geliyorum” dese Yaman Dede “Demek Sultanımızın şehrindesiniz” der; alıryediririçirir ikram eder!... Konya ve Mevlana onun için özel aşk bestesinin vazgeçilmez iki notasıdır.

Müslümanlığını İlanı
1942 yılından itibaren başta azınlıklara mensup kız ve erkek liseleri olmak üzere çeşitli okullarda Türk Edebiyatı ve Farsça okutan Yaman Dede devlet hizmetinden ayrılmış eğitimciliğin yanı sıra serbest avukatlık yapmaya başlamıştır.

Anadolu’nun çeşitli vilayetlerinde Mevlana konulu konferanslar verir. Ancak halen gizli bir mümindir. Namazını en kuytu semtlerin küçük mescitlerinde kılmaktaRamazanda gizli oruçlar tutmaktadır. Kızı ve eşi inancından habersizdir. “Tam kırk yıl bazen sahursuz bazen iftarsız oruçlar tuttum ama ailem bunu hiç bilmedi!..” der hatıratında. Avukatlıktan çok zamanını lise derslerine gençliğin manevi aşkı tanımasına ayırmaktadır.
15 Şubat 1942 de ismini değiştirir ve Mehmet Abdülkadir KEÇEOĞLU adını alarak nüfus idaresine ismini ve yeni dini İslam’ı tescil ettirir. Bu sırada 55 yaşındadır. Kırk yıldır sakladığı yeni kimliğini kuşanmış ama o saatten sonra da aile içi sancı başlamıştır.

Ceketi Alıp Çıkmak
Üsküdar’daki evinde bir kış gecesi durumu kızı ve eşine açar. Karısı ve kızı o an feryadı basarlar. Haber Patrikhaneye kadar ulaşır. Dönemin Hıristiyan din adamları ya Hıristiyanlığa dönmesi ya da karısından boşanması konusunda baskı yaparlar. Karısı bu ikilem karşısında kararlı bir tutum sergileyemez. Yaman Dede zor ama cesur bir karar alır. Evden ayrılacak yalnız yaşayacaktır.
Yerde dizlere kadar kar havanın keskin ayaz olduğu bir Şubat gecesi ailesini toplar ve:“Aşkımın bedeli bu yaşananlar. Sizler sakın üzülmeyiniz. Aşk ıstırapsız olmaz. Size acı vermeye hakkım yok. Bu ev ve içindekiler size kalsın. Elveda!..”
Ceketini alıp çıkmıştır artık. Üsküdar Selamsız Yokuşundan iskeleye iner. Sabah ezanına kadar o soğukta sokakları ve sahili arşınlar. Sabah karşıda Karaköy’deki avukatlık bürosuna geçer. Birkaç gece burada yatıp kalkar. Dostlarınınöğrencilerinin evlerine misafir olur bazı geceler. Kendi ifadesi ile dür artık.

Hocaların Hocası
Azınlık okulları yanı sıra İstanbul İmam Hatip Okulu ve Y.İslam Enstitüsünde de Farsça derslerine girer. Bugün her biri kendi branşında otorite olan Prof.Dr.Hayreddin Karaman Prof.Dr.Bekir Topaloğlu Prof.Dr.Emin Işıkİstanbul Eski Müftüsü Selahaddin KayaOsman Nuri Topbaş gibi pek çok öğrenci Farsça’yı ondan öğrenir. Mevlana’yı onun gözyaşları içinde verdiği derslerden tanırlar. AllahRasülullah Mevlana KonyaAşk deyince hüzün çökenhemen ağlamaya başlayan ikinci bir kişinin görülmediği bu zatların beyanlarından anlaşılmaktadır.

İkinci Evliliği ve Vefatı
Dostlarının teşvik ve tanıştırması ile ilkokul öğretmenliğinden emekli Hatice Hanım’la hayatını birleştiren Yaman Dede eski karısı ve kızını zaman zaman telefonla arayarak hediye ve ikramlarda bulunmayı ömür boyu ihmal etmemiştir.
1962 yılına gelindiğinde çok hasta olmasına karşın Acıbadem’deki evinden Bağlarbaşı’ndaki Yüksek İslam Enstitüsüne derslere gelmeye devam eder. O artık paltosu içinde zayıf ceset gibi solgun75 yaşın yorgunluğuyla bedenini sürüyerek yürümektedir.3 Mayıs 1962 Perşembe günü “Ölüm asûde bir bahardır” diyerek Hakka yürür. Öğrencileri ve yüzlerce seveninin omzunda Karacaahmet Mezarlığına defnedilir.

Bir İstirham
Karacahmet mezarlığının Küçük Selimiye Camii karşısındaki kapısından girişte yatar Yaman Dede. İstanbul’da yaşama bahtiyarlığına erenlerya da yolu bir gün düşeceklere sesleniyorum:
Bu Hak aşığını mutlaka ziyaret ediniz. Küçük Selimiye Camii kapısını arkanıza alıp Karacaahmete girdiğinizde 15 adım yürüyünüz. Durduğunuz zaman solunuzda asırlık bir servinin altında karısı Hatice Hanımla yan yana yatan Yaman Dedeyi göreceksiniz. Siyahyosun kaplı mezar taşı üzerinde şunları okuyacaksınız:

HuvelBaki
Mevlana Aşıkı Yaman Dede
Hakk’a kavuşmak için ircii emrine etti itaat.1304-3.5.1962
Bütün Hak aşıklarına binlerce Fatiha...

Yaman Dede’den Özdeyişlerİlginç Özellikleri ve Şiir Örnekleri

Naatları-Şiirleri

Kalbindeki yangını mısralara dökmede ustadır Yaman Dede. Sıradan bir şair olmayıp edebi antoloji ve ansiklopedilerde hayatına yer verilecek kadar önemli bir kişiliktir. Yakın dostu Yahya Kemal onu şu mısra ile övecektir:

Yüz sürdü gerçi pâyine çok Müslüman Dede
Mollâ-yı Rûm görmedi bundan Yaman Dede.

(Gerçi –Peygamberin-ayağının izine çok Müslüman dede yüz sürdü ama Anadolu mollaları bundan daha yaman bir dede görmedi.)

Bugün mevlidhan ve tasavvuf musikisi sanatçılarının büyük bir vecd ile söyledikleri meşhur “Yanan Kalbe Devasın Sen” isimli naat onundur. İşte o naattan birkaç dörtlük:

Gönül hûn oldu şevkinden boyandım ya Rasûlallah
Nasıl bilmem bu nîrana dayandım ya Rasûlallah
Ezel bezminde bir dinmez figandım ya Rasulallah
Cemalinle ferahnak et ki yandım ya Rasulallah

Yanan kalbe devasın senbulunmaz bir şifasın sen
Muazzam bir sehasın sendilersen runumasın sen
Habibi Kibriyasın sen Muhammed Mustafasın sen
Cemalinle ferahnak et ki yandım ya Rasulallah

Mevlana’ya ve neye olan tutkusu ile de meşhur Ney şiirini kaleme alır:

İçi boş benzi sararmış ona aşıktır maye
Derdi hicran ile inler eder ah leylaye
Arz eder hıçkırarak aşkını hep Mevlaye
Bak neler söyletiyor Hazreti Mevlanaye!..

Bu cihanın ötesinden geliyor nağmeleri
Kanatır sineyikalbideler elbet ciğeri
Erişir mi buna kudretbuna insan hüneri
Bak neler söyletiyor Hazreti Mevlanaye!..

(Bak neler söyletiyor Hazreti Mevlanaye derken iki anlam vardır. Birincisi neyin Hz.Mevlana’ya söyletmesiikinci ve daha derini Mevlanınyani Allah’ın neye söyletmesi.)

Başka bir naatta Rasulullah’a şöyle seslenecektir:

Rahmeyledi alemlere gönderdi seni Hak
Nur etti nigâhın gazabı nar-ı Muhammed
Ümmi iken ümmetleri hayretlere saldın
İlmin edebi kutb-ı şerefbarı Muhammed

Sen havfı recanın ne büyük rehberi oldun
Kalbin en ulu vakıf-ı hüşyarı Muhammed
Aşıkların ah eyleyerek sine döverler
Hun oldu güneş gördü de ruhsar-ı Muhammed

Gül yüzlü güneş yüzlü Muhammed meh-i taban
Çak oldu görüp pertev-i didarı Muahmmed
Derdinle senin handenuma derde bu gönlüm
Aşkın ile yak sen dil-i bimarı Muhammed

Cananımın Harîminde (Sevgilimin Özel Odasında) başlıklı şiiri muhtemelen Mevlana Türbesini ziyaretlerinden birindeKonya’da kaleme alınmıştır:

Geldim sana kan ağlayaraksızlayarak bak
Aşkınla yanan benliğime durma hemen ak
Aksönmesin ateş alevim dinmesin ancak
Ağlat beni inlet beni ta haşre kadar yak

Artır ne olur ateşini bağrımı dağla
Yansın bu vücudum fakat eksilmesin asla
Hicran ile yak vasl ile yakaşkına bağla
Ağlat beniinlet benita haşre kadar yak!...

Ağlatma Beni başlıklı şiir ise aşk yarasının çok farklı bir ifadesidir:

Yak sinemi ateşlere efgânıma bakma
Ruhumda yanan ateşe nîrânıma bakma
Hiç sönmeyecek aşkıma imanıma bakma
Ağlatma da yak hal-i perişanıma bakma!...

Yaşlar akarak belki uçar zerresi aşkın
Ateşle yaşar yaşla değil yaresi aşkın
Yanmaktır efendim biricik çaresi aşkın
Ağlatma da yak hal-i perişanıma bakma!..

İlginç Davranışları

Çoğunlukla içe dönük bir hayat süren Yaman Dede çevresi ile haberleşmede daha çok mektubu kullanır. Büyük fikir adamları ve sanatçılarla olduğu kadarders verdiği azınlığa mensup öğrencilerliseli gençlere de mektuplar yazmıştır. Bunlar edebi ölçüde kıymetli nasihat ve söz sanatları yüklü metinlerdir.
Her hafta Pazartesi günleri akşam namazları ile Cuma namazlarını Eyüp Sultan’da kılmayı adet edinmiştir. Cumadan sonra “Haftalık haccımı eda ettim” diyecek kadar Eyüp ziyaretine önem verir.
Konyalı Dr. Ali Kemal Belviranlı ahbaplarından birkaç kişi ile Yaman Dedeyi hasta yatağında ziyaret eder. Dedeye “Yanan Kalbe Devasın Sen” naatını bestelediğini söyler Ali Kemal Bey. Dede pek memnun olur ve misafirler koro halinde bu naatı okurlar. Önce hıçkırıklara boğulan dedebirden yatağından fırlarcezbeye gelereksemazenler gibi dönmeye başlar. Eşi Hatice Hanım içeri girerek:
”Lütfen okumayın...N’olur kesin...Yakında kalp krizi geçirdi. Bu cezbeyi kaldıramaz.” diye rica etmek zorunda kalır.
Bir dönem sevgi kavramını kullanan Mason teşkilatına üye olur Yaman Dede. Kendisinden herhangi bir konuda ilmi rapor hazırlaması istenir. O da safça tutar İslamiyet’in üstünlüklerini anlatan bir rapor yazar. Ertesi gün dedeyi locadan ihraç ederler!...

Özdeyiş ve Tespitleri

Mektupları ve sohbetlerinden derlediğimiz dedeye ait özlü cümleler ve tespitleri şöyle özetleyebiliriz:

-Kur’an’ı o kadar çok sev o kadar çok sev ki;sevgi kavramı bile bu sevgine gıpta etsin!..
-Namaz kılanların tamamı büyük bir cemaattir. İmamları mı? Allah!...
-Okuduklarımı okumakla kalmazkadeh kadeh içerek ruhuma sindiririm.
-Saadetin ölmez çiçekleri gözyaşları ile sulanırsa büyür.
-Aldatıcı sağlık hastalıktan daha kötüdür. Mütevazı görünen öyle kimseler vardır ki;kendilerini herkesten üstün görürler de tevazuu lütuf gibi etrafa saçarlar.
-Allah hep lütfeder. Kahır gibi görünmesi bizim bakışımızın kötülüğündendir.
-Okyanusa atılmak için şüphelerdenniçinlerdenakıldanfikirden soyunmak gerek. Akıldan soyunursan baştan ayağa akıl olursun. İşte o an kovayı atar okyanusa hortum salar kana kana içersin hakikati.
-Nasip ve kısmet varsa imkân kendi kendine ortaya çıkar.
-Istırapta nice nimetler gizli. Istırap vermişse bil ki nimeti gelecektir. Gökyüzü ağlamayınca çimenler gülmez der Mevlana.
-Aykırı görmek bize yakışmaz. Biz “illallah” demeyiz her şeye “eyvallah” deriz.
-İnsanların hedefi genellikle damladır. Din ve Tasavvuf ise kişiye deryayı bağışlar. Uyanıklar dine ve tasavvufa yönelir.
-Doktorun ustalığına güvenirsek verdiği ilaç acı da olsa tatlı da olsa alırız. Allah’ın nimetlerini seviyor belalarına kızıyorsak Ona güvenmiyoruz demektir!....
-Yeni olacak hiçbir şey yok. Her şey ezelde olmuş ancak şimdi görüntü perdeye yansıyor.
-Onun rızasını kazanma ümidi içinde yaşamak;azabı zevkecehennemi cennete çevirir.
-Allah baha (değer) Allah’ı değil bahane Allah’ıdır. Yaptıklarımız küçük ve değersiz diye düşünmeyiniz. Olabilir ki o küçük iyilikler rahmetine bahane olur.
-Her şeyin Hak’tan geldiğini bilince üzülmeye imkân kalır mı?..
-Namaz kılmak!...Aman Allah’ım o ne büyük nimettir! Kanımla gözyaşımla abdest alabilsem kızgın saç üstünde namaz kılabilsem. Yanarakkavrularak namaz kılabilsem. Namaz kanadını açmadıkça hakikate uçamazsınız!..
-Namazın bir saniyesi yanında tüm kainat bir saman çöpü bile olamaz.
-Eyüp Sultan Allah’ın cennetinden bir parçadır. Ruhlar kaynar orada. Akşamları mermer mezar taşları ve yeşil serviler nurdan birer sütun olur Eyüp’te. Orası akşamları tamamen ahiretleşir.
-Hakk’a bağlılığımız ölçüsünde ondan gelen her şeye derece derece razı oluruz.
-Mısralarım gözyaşlarımın kelimelere dönüşmüş halidir.
-Sevgi ve bağlılık iki uçludur. Bir ucu mutlaka sevilendedir. Seviyorsanız bilin ki seviliyorsunuzdur. Allah’ı seviyorsanız Onun da sizi sevdiğinden şüphe etmeyin.
-Vücut babamız Hazreti AdemRuh babamız Hazreti Muhammed’dir.
-Yokluk ve fakirliğin baskısı arttıkça ruhun neşe ve zevki de artar.
-İlahi aşkın verdiği yakınlık kan bağından daha üstündür.
-Halini şikayet etmeknimetine küfürdür. Onun için derdimi kimseyle paylaşamam. Neden günaha gireyim ki?!..
-Tasavvuf bilmek işi değil;duymak ve olmak işidir.
-Köprü altında aç-açık yatan bile zil takıp oynamalıdır. Ondan gelen her şey hoştur ve tatlıdır. Çilelerlütufların habercisidir. Çilenin şiddet ve büyüklüğü gelecek nimetin büyüklüğünü müjdeler.
-Büyük eserleri büyük aşıklar verir. İnsan yandığı ölçüde yükselir. Ebediyet sırları ile Rabbani aşk arasında kuvvetli bir bağ vardır.
-Mevlana’yı çocuklarımıza tanıtmak milli bir görevdir.
-Dinlerin hakikâtine inenler Allah’a yaklaşırlar. Hıristiyan ve Yahudiler dinlerini iyi inceleseler yolları mutlaka Aşk-ı Muhammedi’ye çıkar.
Alıntı


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
yaman dede biyografi, yaman dede, yaman dede kimdir

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Yaman Dede Biyografi-Yaman Dede Kimdir?

Yaman Dede Biyografi-Yaman Dede Kimdir? konusu, Biyografiler / Türkiye'den Biyografiler forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: yaman dede kimdir, yaman dede yüce, ali yüce dede kimdir, ali yüce dede nereli, yaman dede biyografi, yaman dedeyüce, ali yüce dede evli mi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Abdurrahim Kühni Dede Biyografi-Abdurrahim Kühni Dede Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 01-07-2008 10:14
Ali Yüce Biyografi-Ali Yüce Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 01-07-2008 12:05
Ali Babacan Biyografi-Ali Babacan Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 27-06-2008 08:58
Ümit Özdağ Biyografi-Ümt Özdağ Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 26-06-2008 01:57

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 03:55 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats