bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > MÜZİK DÜNYASI > Türküler > Türkü Hikayeleri

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 26-02-2009, 11:27   #1 (permalink)
 
Bkmlyz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Hem okudum hemide yazdım türküsünün hikayesi

Yöre: 1930 - Çorum/Osmancık
Kaynak: Yaşar Özürküt / Öyküleriyle Türküler 3
Hem okudum hemi de yazdım

Yalan dünya senden bezdim

Dağlar koyağını gezdim

Yiten yavru bulunur mu



Yavru yitmeye görsün bir kez. Bulunmaz. Değil dağların

koyağı ırmakların kaynağı yaylaların çimeni

ovaların çiçeği hiç bir şey hiç bir kişi geri

getiremez onu. Ehh ana yüreği bu. Dayanması zor.

Dağlara düşüp araması doğal; ne ki giden geri gelmez.

Şundan ki yiten candır. Alıp yerine koyamazsın.

Nefesin sonu çıkmaya görsün boğazdan bir kez. Dönüşü

olmaz. Ama ağlamak döğünmek türkülere sığınmak da

insanların kendi elinde.



Türkümüze öykü olan olay 1930´larda Çorum´un Osmancık

ilçesinin Hacıhamza kasabasında geçer. Kasabada köklü

bir aile yaşar o yıllarda. Bu ailenin de Mehmet Bey

adlı bir oğlu vardı. Mehmet Bey geniş omuzlu kaytan

bıyıklı iri kıyım bir delikanlıdır. Çevresindekilere

yaptığı iyiliklerden ötürü de herkesin saygısını

sevgisini kazanmıştır. Yeni evlendiği eşiyle de çok

iyi anlaşmaktadır. Hele eşi ona nur topu bir oğlan

çocuğu doğurduktan sonra da daha mutlu olmuştur. Bir

çocuk ki gözleri yumuk yumuk. Uzun upuzun saçlar

tombiş bilekler. Anası bir yanını kendine benzetiyor;

babası bir yanını. Bak Mehmet diyor karısı "çenesi

kafa yapısı ağzı sana benziyor gerisi bana" Mehmet

Bey: "Ya parmakları" diyor. "Bak bak serçe

parmaklarında eğrilik var. Tıpkı seninkiler gibi. Ama

uzunluğu da bana benziyor parmakların". Çocuk daha bir

mutlu ediyor aileyi. Evin havası birden değişiyor.

Gelenler gidenler çoğalıyor. Dosta ahbaba teller

çekiliyor. "Bir oğlumuz oldu" diye. Uzaktan

mektuplarla kutlayanlar. Sözün özü evde bir şenlik

bir şölen. "Aaaa... İzmir´den Nurettin Amcalardan tel

geldi. Kutluyorlar. Bu da Adana´dan Niyaz´lerden

geliyor. Bu tel de Çorum´dan ama tebrik teli değil.

Bak hele Mehmet neymiş? "Şey Hükümet teli bu. Bir iş

için çağırıyorlar. Gitmek gerek. Hükümet işi ihmale

gelmez. Tez zamanda gitmeli´ diyor Mehmet Bey. Vakit

öğleyi geçkindir. Ama olsun Hükümetin çağrısı

gecikmeye gelmez. Tez elden gitmeli. Varıp anlamalı

işin aslını. Adamlarına seslenir. İki at

eyerlemelerini söyler. Karısına da "İşim biter bitmez

dönerim. Hem yavruma da ufak tefek bir şeyler alırım.

Sana da giyecek gerekli. Elbiselerin bol geliyor

üstüne. Gelen gidenimiz olur bu günlerde.



Ele güne karşı ayıp olur. Bir kaç elbiselik alırım.

Anamı da unutmamak gerek. İlk torunu kadının. Nasıl da

yoruldu gebeliğinde senin. Meraklanmana gerek yok.

Çorum ne çeker ki. Akşam Osmancık´a varırız. Sabahın

erinde ordan çıksak karanlık çökmeden tutarız

Çorum´u.



Mehmet Bey bir yandan bunları söylüyor; bir yandan da

kucağına aldığı oğlunu seviyor. Kokluyor öpüyor

bağrına basıyor. Bırakamıyor çocuğu kucağından. Ş aha

kalkıyor demeye kalmadan silahlı iki kişi atlıyor

yola. Saç-sakal birbirine karışmış iki dağ adamı

bunlar. Yolun dar boğazı. Yana yöne kaçacak yer yok.

Ancak geri dönülebilir. Mehmet Bey de ona davranıyor.

Ama daha atını dönderir döndermez iki kişi de orada

peydahlanıyor. "Canınızı seviyorsanız davranmayın.

Kurşunu yersiniz yoksa. Boşaltın ceplerinizi

atlarınızı da bırakıp koyulun yola" diye ünlüyorlar.

Mehmet Bey bakıyor kaçış zor. Teslim olup parasını

silahını atları vermek de işine gelmiyor. Gurur

meselesi yapıyor. Bir anda atıyor kendini yere

silahına sarılıyor. Adamı da atıyor attan. Seyip kalan

atlar kişneyip tepiniyorlar. Aynı anda da kurşunlar

vızılamaya başlıyor. Mehmet Bey bir ağacı siperlemiş

kendine basıyor tetiğe. Adamı da sol yanından

ateşliyor silahını. Vuruşma epey sürüyor. Mehmet

Bey´in de adamının da kurşunları azalıyor. Daha

dikkatli kullanmak zorunda kalıyorlar kurşunlarını.

Çok geçmeden onlarda bitiyor. Eşkıya azgın. Bir iki

kez yine teslim çağrısını yapıp basıyorlar kurşunu

ardından. Mehmet Bey´den bir "Ah" sesi yükseliyor.

Yığılıp kalıyor bir kenara. Adamı derseniz ağır yaralı

yıkılıyor yere. Neden sonra ayıkıp bir bakıyor ki sağ

yanında yatıyor Mehmet Bey. Cansız. ústü başı kan

içinde. Kendisi de yaralı. Cepleri boşaltılmış.

Silahları da yok yanlarında.



Haber Hacıhamza kasabasına ulaşınca anasını

karısını hısım-akrabasını bir ağıt tutuyor. Kimi

beşikte yatan üç günlük yavruya üzülüyor; kimi Mehmet

Bey´in yiğitliğini dillendiriyor. Kişiliğini övüyor.

Sonra tüm bu duygular bir türküye dil oluyor.

Hacıhamza kasabası da Osmancık ilçesi de dar geliyor

Türküye. Yankılanıyor yankılanıyor.

Alıntı.


Bkmlyz isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Hem okudum hemide yazdım türküsünün hikayesi

Hem okudum hemide yazdım türküsünün hikayesi konusu, Türküler / Türkü Hikayeleri forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: hem okudum hemi de yazdım türküsü hikayesi, hem okudum hemi yazdım türküsünün hikayesi, hem okudum hem yazdım hangi yörenin, hem okudum hem yazdım nere türkü,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hekimoğlu Türküsünün Hikayesi CooLKadin Türkü Hikayeleri 8 08-03-2017 10:13
Kiziroğlu Mustafa Bey Türküsünün Hikayesi CooLKadin Türkü Hikayeleri 3 22-11-2015 12:09
Zahidem Türküsünün Hikayesi CooLKadin Türkü Hikayeleri 1 16-09-2012 01:37
Çarşambayı Sel Aldı Türküsünün Hikayesi CooLKadin Türkü Hikayeleri 1 12-11-2011 04:06
Sunam Türküsünün Hikayesi Bkmlyz Türkü Hikayeleri 0 26-02-2009 11:24

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 06:51 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats