bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > MÜZİK DÜNYASI > Türküler > Türkü Hikayeleri

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 26-02-2009, 11:44   #1 (permalink)
 
Bkmlyz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Ağgül Seni Cemekanda Görmüşler Türküsünün Hikayesi

Ağgül Seni Cemekanda Görmüşler Türküsünün Hikayesi


Ağgül´e varıp sorsalar; deseler ki "Söyle terk edermisin? Yıllardır yavuklu bildiğin Mustafa´nı terek edermisin ?" Ne der acep Ağgül. Terkederim dermi ki hiç seven sevdiğini terk edermi? Ama töreler gelenekler ana babanın baskısı koparıp götürür seveni sevdiğinden. Geride kalan derdini türkülere döker. Türkülere sığınır içini türkülere boşaltır. Giden gittiğini bilir içine atar dertlenir kaygulanır o kadar. Derler ki Ağgül köyün varsıllarından Mürsel ağanın kızıdır. Güzel mi güzel simsiyah saçlar kestane rengi gözler salına salına yürüyüşü yürekleri yakarmış. Köy gençlerinin gözü Ağgül’de ama kimse de yan gözle bakamazmış.
Nedeni de Mustafa. Herkes sayar severmiş Mustafa ´yı. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Mustafa babası öldükten sonra evin bütün sorumluluğunu yüklenmiş anasını ele muhtaç bırakmamış. Alnının teriyle geçimini sağlıyor. Bazen zorlansa da yakınmıyor Mustafa. Ağgül´üne de kavuşursa tasası kalmayacak. Gel gör ki Ağgül´ün babası verimkâr değil. "Mustafa kim oluyor ki bizden kız isteyecek o ilkin karnını doyursun" diyormuş. İyi hoş ama Ağgül öyle demiyor. "Bir lokma bir hırka olsun yeter artığını istemem" diyor diyor ya dinleyen kim. Babası tam bir şehirli düşkünüymüş "Şehirli köylüden daha iyidir bizim Şefketgil şehire gitti de eli yüzü açıldı temiz yiyor temiz giyiniyorlar benim kızım da şehirliye layık" diyor da başka birşey demiyormuş. Onlar böyle diye dursun Mustafa ile Ağgül sık sık buluşup akşam karanlığı çöküp el ayak çekildi mi soluğu Ağgül´lerin bahçesindeki ceviz ağacının altında alırlar ve "Yarın son olsun kaçıp gidelim burdan" diye kavilleşip ayrılırlarmış. Üç gün beş gün üç ay beş ay hep kavilleşiyorlar hep yarına bırakıyorlarmış. Sözün kısası altı ay geçiyor aradan.

Günlerden bir gün Mustafa yine gelip cevizin altında beklemiş. Ay tepede ay tepeyi aşıyor ay kayboluyor Ağgül yok ortada. Cevizin altında uyuyup kalıyor. Mustafa sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyor; gördüğü düşleri hayıra yormaya çalışıyor. Daha sonra kalkıp köyün kahvesine gitmiş. Dalgın dalgın çayını içerken çocukluk arkadaşı Zamir gelmiş kahveye. Varıp Mustafa´nın yanına yavaştan "Seninkini akşam vermişler lokumu dağıttılar elini çabuk tut kaçır yoksa havanı alırsın" demiş. Mustafa ayıkmış birden "Demek işin içinde iş varmış demek onun için gelmemiş Ağgül" diye konuşmaya başlamış kendi kendine. "Şehirden bir tanıdıklarının oğluna vermişler. Keleşzadeler´in oğluymuş. Zengin adamdırlar konakları dillere destan saray gibi. Elini tez tut yoksa gitti gider Ağgül" deyince yüreği bir ateş harmanına dönmüş Mustafa´nın. Yan babam yan. Akşamı zor etmiş Mustafa. Hemen koşmuş ceviz ağacının altına sabahı etmiş ertesi akşamı etimiş yok. "Daha kaçgün oldu kavilleşeli ne çabuk sözünden döndü" diye içi içini yemeye başlamış. Bir yandan da umudunu yitirmiyor "Ağgül bensiz olmaz döner gelir bir gün" deyip ceviz ağacına gidiyormuş sık sık. Derken düğün günü gelip çatıyor Keleşzadeler´in düğünü de şanına uygun davullar çifter çifter kazanlar kaynıyor. Düğün üç gün üç gece sürmüş. Mustafa da daha fazla dayanamıyıp köyden kaçıp dağlara gitmiş. Ama uzaklaşamıyor gözü ceviz ağacındadır hep. Dönüp dolaşıp düğünün son günü köye geri gelmiş. Ağgül’ü arabaya bindirmişler araba ağır ağır yola düşmüş. Mustafa da köyün en yüksek tepesi olan Kırlangıçtepe´ye tırmanmış. Şehre inen yol ayaklar altında düğün alayını gözden kaybolana dek seyretmiş. Mustafa artık kolu kanadı kırık deli gibidir ne yapacağını bilemez. "Ben Ağgül´süz nasıl yaşarım ama döner bir gün mutlaka kaçar gelir bana" deyip umutlanır. Günler günleri eskitir aylar ayları. Hiçbir haber yoktur. Tek haber arada şehre inenlerden yolu düşüp konağın önünden geçenlerden gelirmiş. Ağgül´ü yüzünü cama dayamış dalgın dalgın düşünürken görürlermiş.
Mustafa´yı da en son elinde bir ceviz fidanıyla Kırlangıçtepe´ye tırmanırken görmüşler. Tepenin en görünür yerine diker fidanı sonra da yanık sesiyle bir türkü tutturmuş. O günden sonra kimse bilmez Mustafa´ya ne olduğunu. Kimi Çukurova´ya yerleşti der kimi ‘canına kıydı’ der. Ama Mustafa´nın son gün söylediği türkü kimsenin dilinden düşmemiş. Köyün de sınırlarını aşıp yankılanmış

Alıntı.


Bkmlyz isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Ağgül Seni Cemekanda Görmüşler Türküsünün Hikayesi

Ağgül Seni Cemekanda Görmüşler Türküsünün Hikayesi konusu, Türküler / Türkü Hikayeleri forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: hekimoğlu türküsünün hikayesi, hekimoğlu türküsü hikayesi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hekimoğlu Türküsünün Hikayesi CooLKadin Türkü Hikayeleri 8 08-03-2017 10:13
Nem kaldı türküsünün hikayesi Bkmlyz Türkü Hikayeleri 1 03-01-2017 12:05
Yörük Ali Türküsünün Hikayesi Bkmlyz Türkü Hikayeleri 0 26-02-2009 11:35
Bir Ataş Ver Türküsünün Hikayesi Bkmlyz Türkü Hikayeleri 0 26-02-2009 11:31
Sunam Türküsünün Hikayesi Bkmlyz Türkü Hikayeleri 0 26-02-2009 11:24

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 04:15 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats