bakimliyiz
Konu etiketleri: töre türküsünün hikayesi, töre türküsü hikayesi, töre türküsü ve hikayesi, emmoğlu türküsünün hikayesi, töre türküsü, memleket hikayeleri sefil baykuş, emmoğlu şarkısının hikayesi, sefil baykuş türküsü, töre türküsü sözleri, sefil baykuş ne gezersin burada, emmioğlu türküsünün hikayesi, hele sefil baykuş, emmoğlu hikayesi, kağızman türküsünün hikayesi, emmoğlu türküsü hikayesi,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > MÜZİK DÜNYASI > Türküler > Türkü Hikayeleri

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 24-08-2009, 12:00   #1 (permalink)
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Sefil Baykuş Türküsü'nün hikayesi

Sefil baykuş ne gezersin burada
Yok mudur vatanın illerin hani.

Hani ya! Bülbül gibi şakıyan; aşkı gözlerden okuyan dillerin hani?.. Hey gidi onbeş yaşın Suna sı hey ! . Toprağa girecek yaş mı bu ! ..

Varıp türküye sorsan Ey türkü nedir bu Sefil Baykuş öyküsü neyin nesi bu Suna kız. Türkü dillenir. Öyküler meseleyi.

Recep derler bir genç vardı Kars ın Kağızman ında Recep in babası Ağa Dede adlı bir rençberdi. Oğlunun okuma-yazma yaşına gelince Hafız Lütfi Efendi ye yolladı onu. Eskiden nerde şimdiki okullar. Varsa yoksa medreseler. İşte Recep te gözlerini Hafız Lütfi Efendi nin medresesinde açtı çevreye.. Sesi güzel olduğu için de hocası onu çok seviyordu. Recep oniki yaşına gelince medresede ders vermeye başladı. İyi hoş ama Yaşının da ergenliğe geçiş dönemi: Öğrenciler arasında kızlar da var. Hele bunlar arasında emmisinin kızı Suna var ki bir içim su.. Suna da onun yaşlarında çocuk daha. Ama Recep?in ilgisini anlıyor. İçten içten de boş değil Recep e. Recep derseniz günden güne tutuluyor Suna ya. Uykuları kaçar oluyor rahat huzur hak getire. Medreseyi terkedip dağlara düşüyor. Elinde sazı çalıp; söylüyor. Yaktığı türküler de hep Suna nın üstüne. derken mesele Recep in babasının kulağına gidiyor. Babası olgun adam..Varıp Sunâ nın babasına açıyor konuyu. Valla kardeş durum böyleyken . böyle bizim oğlan deli divana. Dağlara düştü. Suna der de başka birşey demez. Allah kısmet etmişse baş-göz edelim çocukları. Elin akıllısından bizim delimiz iyidir? diyor.

Suna nın babası dinliyor kardeşini. Sonra da: İyi ya kardaşım. Anşa evdeyken Suna yı nasıl veririm. Elalem ne der. Büyüğü dururken küçüğünü verdi. Törelere karşı geldi demezler mi? Suna olacağına Anşa olsun der. Recep in babası ilkin hık-mık eder sonra da: Gençtir. Çabuk unutur. EI kızı geleceğine Anşa olsun der. Eee devir eski devir töreler baskırı. Emmioğlu emmi kızıyla evlenecek. Onunda ilkin büyüğü gelin olacak. Kim ne der. Haber Recep in kulağına gelince vurulmuşa döner. Ama ağzını açıp da babasının kararına karşı gelmek ne haddine boynunu büküp oturur. Suna derseniz olanlardan habersiz. Ona kalsa ömür boyu bekleyecek Recep i Anşa evlenir giderse sıra bana gelir. Bende Recep e varırım? hesap ediyor Suna. Ama iş açığa çıkıp durumu öğrenince iki göıü iki çeşme Suna nın. Ağlamak için kenar köşe anyor. Sonra da iki elinin arasına alıyor başını. Haykıra haykıra ağlıyor. Başka da birşey gelmiyor elinden. Hayır Recep beni istiyor ben de Recep i dese kim dinler. Üstelik elaleme rezil olur. Babasının anasının da yüzüne bakamaz. Boynunu büküp bekliyor.

Uzun sözün kısası Recep le Anşa nın düğünü yapılıyor. Başgöz olup çekiliyorlar evlerine. Ama nerde Suna; nerde Anşa. Recep in gönlü illaki Suna diyor. Kimseye belli etmek istemiyor. İçini türkülerle döküyor dertli dertli çalıp türküler yakıyor Suna ya. Gece gündüz demeyip dağ-bayır; ova yayla dolaşıp duruyor. Medreseyi de hafızlığı da bırakıyor? Bir tek ?Hıfzı takma adı kalıyor hafızlığından. Türküleri de dilden dile dolaşmaya başlıyor. Duyan duymayana; bilen bilmeyene söylüyor. Kağızman lı Hıfzı nın türkülerini.

Suna derseniz içine kapanık. Arada bir ablasına gittiğinde görüyor Hıfzı?yı. O kadar!.. Onda da dertlenip dönüyor eve. İçine atıyor hep. Hıfzı Suna?yı alsa kaçsa; töreler! hlâki babasının emmisinin şerefi. Bakıyor oluru yok Sunâ sız yaşamak zor çareyi gurbette anyor. ?Alır başımı giderim. Olaki unuturum. Gözden ırak olan . gönülden de olurmuş? diye teselliyi gurbette aramaya çıkıyor. Babasına da geçimi sebep gösteriyor. ?Baba bu geçimle iki ay baş edemez. Ben Anşa?yı alıp gurbete gidiyorum. Üç-beş kuruş biriktirir döneriz? diyor. Babası karşı koymak istiyorsa da Hıfzı kararlı. Çok geçmeden de yükünü sırtlayıp yollara düşüyor. Şura senin bura benim. Vara vara Çukurova ya varıyorlar. Toprağı bereketlidir Çukurova nın diye duymuştur. Gidip bir çiftliğe yerleşiyorlar. Ufak tefek işlerine bakıyorlar çiftliğin. Kendisi at arabasını süriiyor. Tarlaya gidip geliyor. Ekim dikimle uğraşıyor. Anşa da çiftlikte yemek yapıyor ortalığı temizliyor. İnek sağıyor. Geçinip gidiyorlar. İyi. Hoş. Ama Suna aklından çıkmıyor Hıfzı nın. Unuturum diye çıktığı gurbet daha çok yakıyor içini. Rüyalarına giriyor Suna. Derdini bir tek kavalına anlatıyor. Anşa hiç bir şey anlamıyor. Ağzını açıp iki çift laf etmiyor zaten Hıfzı yla. İki yabancı gibiler evde. Bunlar böyleyken acaba Suna ne yapar? Suna ne durumdadır? Haberi Suna dan verek.

Hıfzı Kağızman dan çıkıp gurbet yoluna düşünce Suna nın içini de kurt kemirmeye başladı. Eriyip akmaya başladı Suna. Yanaklarındaki on beş yaşın pembeliği yerini limon rengine bıraktı yavaş yavaş. Sararıp soldu Suna. İlaçtı yatırdı boş!. . Kimse çare olamadı Suna?nın derdine. Bir de şu var; yaşlılardan bazısı ancak evlenirse iyileşir bu diyor. İsteyeni de çok Suna?nın. Babası uygun birini kestirip işini bitirdi. Kimse de Sunâ ya bir şey sormadı. Bir yandan sırtı kesiliyor düğün hazırlığı yapılıyor; öteki yandan derdine çare aranıyor Suna?nın. Küt küt öksürüyor soğuk soğuk terliyor Suna. Kimsenin olmadığı yerlere çekilip için için de ağlıyor. O kadar. Bir tek rüyalarda teselli buluyor. Rüyalarında Hıfzı?yı görüyor hep. Kuş olup uçuyor Hıfzı. . Gelip evin bahçesine konuyor. Sonra kocaman kanatlarını vurup iniyor aşağı kaptığı gibi havalara uçuyor Suna yı. Suna da kollarını kanat gibi çarpıyor. O da Hıfzı yla uçuyor. Dağları ovaları geçip gözden kayboluyorlar. Sonra ılık bir ter basıyor yeniden. Açıyor gözlerini ağlıyor ağlıyor.

Uzun sözün kısası; ince hastalık yakıp kavuruyor Suna yı.. Gün güne de eriyip akıyor. Bir deri bir kemik kalıyor? Öte yandan düğün günü de gelip çatıyor. Bir yanda saz söz; bir yanda davul zurna. Yeniyor içiliyor. Buz gibi şerbetler dağıtılıyor. Gelinlik elbisesi de çok yakışıyor Suna ya. Düğünün ikinci gecesinde Suna yataklarda.. Bakıyorlar olacak gibi değil erteliyorlar düğünü. Suna nın son yatağa düşüşü oluyor bu. Bir daha çıkamıyor yataktan. Hıfzı nın adını sayıklaya sayıklaya son nefesini veriyor. Evin şenliği yasa dönüyor. Gelinlik elbiseleriyle koyuyorlar mezara Suna?yı. Başına da Murad almamış gelin diye yazıyorlar.

Suna?nın son nefesini verdiği gece Hıfzı sabaha kadar uyuyamıyor. Kan ter içinde dönüp duruyor yatağında. Gözlerinde Suna?nın hayali. ?tez . gel? diye yalvarıyor. Gözlerini kapasa rüyasında Suna. Sabahı iple çekiyor Hıfzı. Sabahın erkeninde kalkıp Anşa?ya: ?Tez hazırlan memlekete döneceğiz. Zaten gurbetin hayrı yok. Elimiz görüyor cebimiz görmüyor. Hasretlik de cabası?. Varıp çiftlik sahibine anlatıyor durumu. Tez elden yola çıkıyorlar. Şura senin; bura benim. Günlerce yol tepip ulaşıyorlar Kağızman?a. Tez varıp Suna?yı soruyor Hıfzı. Ağlayarak durumu anlatıyorlar? Olduğu yere yıkılıyor Hıfzı. Başı ellerinin arasında saatlerce ağlıyor. Sonra sazını alıp Suna?nın mezarına gidiyor. Mezar taşına bir baykuş konmuş figan etmektedir. Bir kenara da Hıfzı çekilir?. Vurur sazın tellerine.

Sefil baykuş ne gezersin bu yerde
Yok mudur vatanın illerin hani
Küsmüş müsün selamımı almazsın
Şeyda bülbül gibi dillerin hani

Ecel tuzağını açamaz mısın
Açıp da içinden kaçamaz mısın
Azat eyleseler uçamaz mısın
Kırık mı kanadın kolların hani

Aç mısın yok mudur ekmeğin aşın
Odan ne karanlık yok mu ataşın
Hanidir güveyin hani yoldaşın
Hani kapın bacan yolların hani

Kara yerde mor menevşe biter mi
Yaz baharda ishak kuşu öter mi
Bahçede alışan çölde yatar mı
Uyan garip bülbül güllerin hani

Burda yorgan döşek yastık var mıdır
Bu geniş dünyada yerin dar mıdır
Dalın tahta duvar önün yar mıdır
Yeşil başlı Suna?m güllerin hani

Körpe maral idin dağlarımızda
Dolanırdın solu sağlarımızda
Taze fidan idin bağlarımızda
Felek mi budadı dalların hani

Düğününde acı şerbet içildi
Gelinlik esvabın dar mı biçildi
İlikle düğmele göğsün açıldı
N?oldu kemer-beste belleri hani

Alışmış kaşların var mı karası
Ala idi gözlerinin binası
Kocaldın mı on beş yaşın Suna?sı
Yok mudur takatin hallerin . hani

Aç kapıyı emmim kızı gireyim
Hasta mısın halin sual edeyim
Susuz değil misin bir su vereyim
Çaylarda çalkanan seslerin hani

Yatarsın gaflette gamsız kaygusuz
Ninni balam ninni kalma uykusuz
Hem garip hem çıplak hem aç hem susuz
Felek fukarası malların hani

Her gelip geçtikçe selam vereyim
Nişangah taşına yüzler süreyim
Kaldır nikabını yüzün göreyim
Ne çok sararmışsın alların hani

Civan da canına böyle kıyar mı
Hasta başın taş yastığa koyar mı
Ergen kıza beyaz bezler uyar mı
Al giy allı balam şalların hani

Daha seyrangaha çıkarmaz mısın
Çıkıp da dağlara bakamaz mısın
Kaldırsam ayağa . kalkamaz mısın
Ver bana tutayım ellerin hani

Bir kuzu koyundan ayrı ki durdu
Yemez mi dağların kuşiyle kurdu
Katardan ayrıldın şahin mi vurdu
Turnam teleklerin tellerin hani

Sen de Hıfzı gibi tezden uyandın
Uyandın da taş yastığa dayandın
Aslı hanım gibi kavruldun yandım
Yeller mi savurdu küllerin hani

Hıfzı sorar da Suna durur mu? Suna?nın cevabını da şöyle dillendirir halkımız:

Emmioğlu küsmemişim ben senden
Ölüm lal eyledi dillerim yoktur
Eğdi kametimi büktü belimi
Kalkamam ayağa hallerim yoktur

Haber edin kuşlar çeksin yasımı
Yuva yapsın püskülümü gesimi
Koymadılar doldurayım tasımı
Havuzdan ayrıldım sellerim yoktur

Bende Hıfzı gibi tezden uyandım
Uyandım da taş yastığa dayandım
Aslı Hanım gibi kavruldum yandım
Sam yeli savurdu küllerim yoktur

Alıntı.

nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Sefil Baykuş Türküsü'nün hikayesi

Sefil Baykuş Türküsü'nün hikayesi konusu, Türküler / Türkü Hikayeleri forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Halk Hikayesi Nedir?-Halk Hikayesi Türleri elif Türkçe ve Edebiyat 3 21-04-2014 02:07
Bir Kelebeğin hikayesi nimlahza Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri 3 02-01-2013 09:25
Papatyanın hikayesi mormavi Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri 2 07-04-2009 08:43
Bir Aşk Hikayesi zehra35 Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri 6 03-04-2009 09:52
Üç Evlat hikayesi gizem Çocuk Masalları 0 13-12-2008 05:45

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:34 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats