bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Ulu Önderimiz M.Kemal Atatürk

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 12-03-2011, 06:15   #1 (permalink)
 
`»HicЯet GeLini«´ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Atatürk’ün Cumhuriyet Savcılarına Seslenişi, 9 Ekim 1925

Her uygar ve çağdaş devlette olduğu gibi Türk Cumhuriyeti Adliyesinde de Cumhuriyet Savcılarını yüksek ve son derece önemli bir görev ve makamın temsilcileri olmak üzere tanırım. Devrim Savcılarının kendilerine verilen bu büyük görevin önemine uygun olarak gayretli ve çalışkan olmaları konusunu adliyemizin başarı ve üstünlüğünün en önemli etkenlerinden sayarım. Laik Türk Devrimiçağımızın uluslara yaşama ve yükselme yeteneğini veren en son ve en uygar ilkelerinin bir ifadesi ve Türk Ulusunun büyük fedakârlıklarıyla sürdürülen ve kazanılan büyük mücadelesinin eseridir. Devrimlerin gerçekleşmesi kararları ve kanunlarıyla ulusal irade ve ulusal egemenliğin bir görünümü; bütünü itibariyle de Türk Ulusunun bütün haklarıdır. Devrimlerin her biri ulusun emeği ve hakkı ile gerçekleşmiştir. Cumhuriyet Savcılarımızın devrimin gerekleri etrafında en kıskanç ve uzakları gören hassas nöbetçiler olmalarını asıl görevlerinden sayarım.


Türk Cumhuriyeti ulusun kaderini yıllarca hastalıklı ve korkunç gelenekleriyle zulüm ve baskının kan ve yangınları içinde sürükleyen saltanat ve hilâfet tarihini yıktı. Bu mücadelenin asıl amaçlarından biri de zayıf olanları zorbaların baskısından ve entrikacıların âleti olmaktan kurtarmak ve ulusu kendi kaderine sahip kılmaktır. Çağdaş ve uygar bir ulusuz. Ulusumuz Batı uygarlığını kayıtsız şartsız kabul etmiştir. Hayatta başarılı olmanın tek yolu budur. Yılmaz ve kesin kararlı devrimlerimiz Türk ulusunun yaradılıştan gelen büyük yeteneğinin gelişmesi ve artırılması için gereken zemini hazırlayarak hızla ilerlemektedir. Yüksek amaca yönelik herhangi bir suikast failinin durmaksızın kovuşturulması ve kovuşturmanın ulusun bütün hakları tatmin ve tazmin edilinceye kadar hakim önünde de kaygı ve ısrarla sürdürülmesini ve sonuçlandırılması nı isterim.

Bütün düşüncelerin üzerinde olan kamu hukuku ve kamu yararının korunmasının devlet ve hükümet gücünün mutlaka sağlanması ve korunmasıyla mümkün olabileceğini önemle hatırlatırım. Cumhuriyette devlet ve hükümet gücü ulusal irade ve ulusal egemenliğin en kesin ve en temel ifadesi ve görünümüdür. Türk yasalarına dayanan bu yetki ve güce engel olacak en küçük bir girişimin dahi ulusun egemenlik hakkına açık bir saldırı olarak değerlendirilerek buna yeltenenlerin mutlaka mahkeme huzuruna çıkarılmasını talep ederim. Özgürlüğü ve yasaları bir alet gibi öne sürerek ulusun en küçük bir yararını bile tehlikeye atmak hakkına hiç kimse sahip değildir. Devlet halinde yaşayan uygar uluslarda özgürlük ulusun emrindedir; yüksek yararlarının gerektirdiği şekilde genişletilir sınırlanır ve belirlenir. Yakın tarihimizde ve eski zamanlarda dinlerin zorba hükümdarların rahipler ve çıkar sağlayanların elinde bir baskı aracı olması gibi çağımızda kesinlikle izin verilemez ve hoş görülemez. Devrime karşı koyan muhalefetin özgürlükten ve yasadan yararlanmaya hakkı yoktur. Bireyin değil bireylerin tamamını ifade eden toplumun ve devletin yararı her düşünce ve kaygıdan önce gelmelidir. Sınırsız bireysel özgürlük ve kişisel çıkar peşinde olanlar kendi emellerini çıkarlarını ulusun yüksek çıkarları ve özgürlüğünden üstün tutanlardır. Sınırsız kişisel özgürlükler kişisel çıkarlar uygar ve düzenli toplumları devletleri yıkarak anarşiyi ve çoğunlukla da zorbalığı yaratır. Anarşi ve zorbalık doğrunun yanlışa zayıfın güçlüye yenilmesi sonucunu doğurur. Uygar uluslardayasa ve özgürlük yüksek çıkarların korunması için düzenlenir ve kabul edilir. Çağdaş devlet kurmaya ve bu kuruluştan yararlanmaya karar veren toplumlarda bu kesin bir şart ve zorunluluktur. Birey yok toplum vardır. Zorbalık ve monarşiyle yönetilen ülkelerde yasa ve özgürlük bir kişinin veya sınıfın emellerini sağlamaya yarayan bir araç olur. Göçebe veya ilkel topluluklarda toplum değil kişinin çıkarları vardır.

Halkçılık esaslarına dayanarak yönetilen bir ülkede düzenin diğer her yönetim şeklinden daha fazla önem ve ısrarla kurulması ve geliştirilmesi gerekir. Bu kuralın çağımız uygarlığının başarı sırlarından en önemlisi olduğunu hatırlatırım. Halk yönetiminin ancak bu şekilde başarıya ulaşacağından ve insan haklarının ancak bu yoldan korunabileceğ inden asla kuşku duyulmamalıdır. Düzen ve işleyişhalk cumhuriyetlerinde ulusal egemenlik ve ulusal çıkarlar gibi en yüksek yetkinin bir gereğidir. En son hukuk kurallarına dayanan bu gerçekleri Türkiye Cumhuriyeti Savcılarının bir an için bile gözden uzak tutacaklarına ihtimal vermem. Yasalarımızın uygulanmasında bu yönlerin önemle ve mutlaka dikkate alınmasını talep ederim.

Savcılarımızın kovuşturmak ve açmak zorunda oldukları ceza davaları mahkeme huzurunda her türlü delille aydınlatılacaktı r. Cumhuriyet Savcılarının bu konuda yapacakları açıklamaları kamu hukuku adına istenen ceza suç ve sanık hakkında kamuoyunun aydınlatılması için ve verilecek hükmün niteliğine ilişkin açık bir fikir edinilmesini sağlamak için gerekli bulurum. Davaların Yargıtay’ca incelenmesi sırasında da bu konunun büyük kolaylık sağlayacağı açıktır.

Savcılık karar değil dava makamıdır. Yargılama sırasında ve duruşmada savcılarımızın kendilerini herhangi bir davanın taraflarından sayarak ısrarla açıklamaları ve görüşlerinin kabul edilmesini ve desteklenmesini sağlamak için tüm tarihsel ve yasal araçlardan yararlanmayı ihmal etmemeleri gerekir.

Kamu Hukuku adına ortaya koyduğu bir talebin desteklenmesini sağlayamamanın bir Cumhuriyeti Savcısı için övünülecek bir konu olamayacağını hatırlatmak isterim.

Cezaevlerinin haftada bir mutlaka denetlenerek yargılama olmaksızın tutuklu kalanların kısaca nedenleriyle birlikte derhal en yakın müfettişliğe ve Adalet Bakanlığına bildirilmesi gerekir. Bir soruşturmanın başlatılabilmesi ve sürdürülebilmesi için bir şikayet veya zabıtanın bildirimi beklenecektir. Duyuma dayanarak soruşturmaya başlanarak herhangi bir olayla ilgili olarak merciinden bilgi alınarak gerçeğin aydınlatılması ve konunun ilgi ve dikkatle izlenmesi kamu hukuku ve kamu güvenliğinin esenliğini sağlamak bakımından çok önemlidir.

Türkiye Cumhuriyetinde kimsesiz bir birey yoktur. Cumhuriyet böyle bir kavramı asla kabul edemez. İnsan hakları yasalarımızın güvencesi altındadır. En güçsüz ve en kimsesizlerin yardımcısı devlet ve onun kamu hukuku temsilcileri olan Cumhuriyet Savcılarıdır. Kendilerini kimsesiz görenlerin yanlarında her an haklarını aramakla görevli Cumhuriyet Savcıları bulunduğunu asla unutmamaları ve bundan emin olmaları gerekir. Zayıf ama haklı olanların en güçlü durumda olmaları adliyemizin en belirgin özelliği ve ülküsüdür. Cumhuriyet Adliyesinin yükselmesini bir onur meselesi saydıklarından hiç kuşku duymadığım çalışma arkadaşlarıma bu onurlu görev alanında mutlak ve muhakkak olan başarılarını coşkuyla dilerim efendim.

(Doç. Dr. Ali Birinci Yeni Türkiye Dergisi Cumhuriyet Özel Sayısı I 1998 s. 23-24)


`»HicЯet GeLini«´ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Atatürk’ün Cumhuriyet Savcılarına Seslenişi, 9 Ekim 1925

Atatürk’ün Cumhuriyet Savcılarına Seslenişi, 9 Ekim 1925 konusu, GENEL KÜLTÜR / Ulu Önderimiz M.Kemal Atatürk forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Cumhuriyet Edebiyatı Yazarları Kimlerdir?-Cumhuriyet Edebiyatı Genel Özellikleri elif Türkçe ve Edebiyat 1 09-11-2014 10:29
Muhtarın köy halkına seslenişi nimlahza Komik Videolar 1 03-09-2013 07:18
29 Ekim Cumhuriyet Bayramimiz Kutlu Olsun mormavi Kutlamalar 3 29-10-2010 07:58
Cumhuriyet... mormavi Kutlamalar 0 29-10-2009 07:14

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 01:27 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats